Category – Suyun Kaynağına Yolculuk Küçük Menderes

Suyun Kaynağına Yolculuk Küçük Menderes 5. Gün

20160429_105926_HDR

29 Nisan 2016 Cuma Ergenli – Bayındır – Torbalı – Alsancak – Üçkuyular Zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar Dursam ölürüm paramparça olur dünya Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm Uçurum diyordun bir aşk uçurum özlemidir Bırakıyorum öyleyse kendimi sesinin boşluğuna Ahmet Telli En iyi dinlenme uykudur. Hele bir de akşam sıcak bir banyo yaptıysan deliksiz […]

Suyun Kaynağına Yolculuk Küçük Menderes 4. Gün

su1-4-f-004

28 Nisan 2016 Perşembe Çatak vadisi – Bayındır Ergenli köyü Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle Ahmet Telli Çayın kıyısında uyumak iyi değilmiş.  Bunu gece çaydan buharlaşan nem üşümeme neden olunca anladım ama gece vakti çadırın yerini değiştirmek benim […]

Suyun Kaynağına Yolculuk Küçük Menderes 3. Gün

20160427_095150_HDR

27 Nisan 2016 Çarşamba Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan   Ahmet Telli Çadırımın kapısını her zaman doğuya doğru, Güneşin doğduğu tarafa kurarım. […]

Suyun Kaynağına Yolculuk Küçük Menderes 2. Gün

20160426_171949_HDR

  26 Nisan 2016 Salı Tire – Beydağ   İstese de kalamazdı vakti gelince Geyik sesleri yankılanınca yamaçlarda Yürek burkulması ve hüzün ve keder Aralıksız doldururdu acıların bohçasını Dudaklarında öpüşlerin gül esmerliği İçinde kıpırdanıp durur ufuk çizgisi Ay bile soğuktur o zaman Bir buz parçasıdır Çaresiz çıkılacaktır o yolculuklara Ki bir ömrün karşılığıdır serüvenler Ahmet […]

Suyun Kaynağına Yolculuk Küçük Menderes 1. Gün

su1-1-g-008

25 Nisan 2016 Pazartesi 1.Gün Pamucak – Tire DAVET Dörtnala gelip Uzak Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benziyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu dâvet bizim…. Yaşamak […]

Urim Baba © 2013 Frontier Theme