Category – Büyük Taarruz

Büyük Taarruz 5. Gün

20150909_120041

9 Eylül 2015 Çarşamba 5. Gün ve Kayserili bir nefer yanan şehrin kızıltısı içinden gelip öfkeden, sevinçten, ümitten ağlıya ağlıya, Güneyden Kuzeye, Doğudan Batıya, Türk halkıyla beraber seyretti İzmir rıhtımından Akdeniz’i. Ve biz de burda bitirdik destanımızı. Biliyoruz ki lâyığınca olmadı bu kitap, Türk halkı bağışlasın bizi, onlar ki toprakta karınca,                                     suda balık,                                                     […]

Büyük Taarruz 4. Gün

20150908_182123

8 Eylül 2015 Salı 4. Gün Dağlar aydınlanıyor. Bir yerlerde bir şeyler yanıyor. Gün ağardı ağaracak. Kokusu tütmeğe başladı: Anadolu toprağı uyanıyor. Ve bu anda, kalbi bir şahan gibi göklere salıp ve pırıltılar görüp ve çok uzak çok uzak bir yerlere çağıran sesler duyarak bir müthiş ve mukaddes macerada, ön safta, en ön sırada, şahlanıp […]

Büyük Taarruz 3. Gün

20150907_090844

7 Eylül 2015 Pazartesi 3. Gün Sarkık, siyah bıyıklı süvari, çınar dibinde, beygirinin yanında duruyordu. Çukurova beygiri kuyruğunu karanlığa vuruyordu : dizkapaklarında kan, kantarmasında köpük… İkinci Süvari Fırkası’ndan Dördüncü Bölük, atları, kılıçları ve insanlarıyla havayı kokluyor. Geride, köylerde bir horoz öttü. Ve sarkık, siyah bıyıklı süvari ellerinin tersiyle yüzünü örttü. Karşı dağlar ardında, düşman elinde […]

Büyük Taarruz 2. Gün

20150906_085621

6 Eylül 2015 Pazar 2. Gün   On ikinci Piyade Fırkası. Gözler karanlıkta, uzakta. Eller yakında, mekanizmalar Üzerinde. Herkes yerli yerinde. Tabur imamı, mevzideki biricik silahsız adam: ölülerin adamı, kırık bir söğüt dalı dikerek kıbleye doğru, durdu boyun büküp el kavuşturup sabah namazına, içi rahattır. Cennet, ebedî bir istirahattır. Ve yenilseler de, yenseler de âdâyı, […]

Büyük Taarruz 1. Gün

20150905_100932

5 Eylül 2015 Cumartesi 1. Gün İzmir – Salihli   Düşündü birdenbire kayalardaki adam kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri Kim bilir onlar ne kadar büyük ne kadar uzundular? Birçoğunun adını bilmiyordu yalnız, Yunan’dan önce ve Seferberlikten evvel geçerdi Gediz’in sularını başı dönerek. Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle […]

Urim Baba © 2013 Frontier Theme