Suyun Kaynağına Yolculuk Küçük Menderes 3. Gün

27 Nisan 2016 Çarşamba

Beydağ – Kiraz – Çatak Vadisi

(Görme Engelli arkadaşlarım için betimleme yapılmıştır.)

Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor
Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri
Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum
Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım
Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte
Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan

 

Ahmet Telli

Çadırımın kapısını her zaman doğuya doğru, Güneşin doğduğu tarafa kurarım. Sabah ilk gün ışıkları ve güneş çadırımın içine girmesini isterim. Ve bu sabah Güneş ilk ışıklarını çadırımın içini dolduruveriyor ilk ışıklarıyla. Öyle bahtiyarım ki zamanın tadını çıkarıyorum. Hiç acele etmeden. Bazen zamanı durdurmak gerektiğinde zamanı durduruyorum. Zaman durunca çadırımın için bir Dünya Güneş ışığın içeriye dolmasını sessizce izliyorum sadece. İçim de ışıkla doluyor, kalbim berraklaşıp yeni güne başlamak için enerji ile doluyor. Zaman durunca tembellik hakkımı da kullanmış oldum.

Çadırımın fermuarı açık içeriye güneşin parlak ışıkları doluyor. Tam karşımda çınar ağacının kalın gövdesi ve bisikletim KUZ sadece ön tekerleği ile görünmekte. Gidonda sarı kaskım asılı durumda.

20160427_070613_HDR

Tuvaletlerin olduğu binaya gelip elimi yüzümü yıkayıp güne güzel bir sabah ile başlıyorum. Çadırı kurduğum yer küçük bir tepede. Fıstık çam ağaçları dikilmiş sıralı olarak. İstinat duvarı taş ile örülüp beyaz kireç ile badana yapılmış. Yukarıya doğru merdiven de taşlardan yapılıp beyaza boyanmış.  Uzaktan bakınca temiz ve bakımlı bir park görünümünde.

20160427_072428_HDR

Sabahları her zaman yaptığım kahve pişirme olayına zaman geçirmeden başladım. Kahve takımlarını çıkarıp kahve cezvesini ocağa sürüyorum. Çınarın gövdesi köklerde daha da genişliyor saçak biçiminde. UrimBaba’nın Kahvesi tabelamı da gövdeye iliştirdim. Bağdaş kurup kahvenin pişmesini bekliyorum sabırla.

20160427_073410_HDR

Kahve tiryakisi olan Sadun abi de bankta oturup kahvenin pişmesini sabırsızlıkla bekliyor. Resmimizi çeken Ferdimen de sırada, o da sabırsızlıkla bekliyor kahve pişmesini.

20160427_073843_HDR

Kahve faslından sonra eşyalarımı ve çadırı toplayıp kıytırığın çantasına yerleştiriyorum çarçabuk. Ardından kahvaltılık malzemelerini alıp az aşağıda çay bahçesinde masalara yerleşiyoruz. Masaları tek sıra birleştirip sıraladık manzaraya karşı. Aşağımızda Beydağ baraj göleti görünmekte. Ondan öte Bozdağların sonları ve Suyun Kaynağına gideceğimiz Çatak vadisini görüyoruz. Masanın üzerinde duble bir çay bardağı içi çay dolu ve kavanozda bal.

20160427_081656_HDR

Hepimiz önümüz açık şekilde oturup kahvaltıyı eşsiz bir manzarada keyfimizce yapıyoruz. Hani Şair demiş ya Kahvaltının mutlulukla bir ilişkisi olmalı işte o anları yaşıyoruz mutlulukla.

su1-3-f-002

Şafak ve ben yan yana kahvaltı yaparken arkamızdan Gürel Beydağ baraj göleti ile birlikte resmimizi çekiyor.

su1-3-g-005

Kahvaltıyı afiyetle yaptıktan sonra az yukarıda şelalelerin olduğu yere doğru yürümeye başladık. Etraf yeşillikler içinde, dere de şarıl şarıl akıyor otların arasından. Arkadaşlar da ileride yürüyüş kolunda ilerliyor.

 

20160427_094106_HDR

Eski taş köy evleri, duvarlar düz olarak örülmüş. Evlerin üstü kiremit ile kaplı.

20160427_094218_HDR

Evlerin kimisi iki katlı, kocaman bacası ve dağılmak üzere olan eğri büğrü çatısı. Ha yıkıldı, ha yıkılacak gibi.

20160427_094348_HDR

Dere yatağında yukarıya doğru çıkıyoruz. Dere küçük ama şarıl şurul küçük çağlayan olarak akıyor kayaların arasından.

20160427_094809_HDR

Az yukarıda dere yatağında taş duvar örülmüş, Dere duvarın tepesinden aşağıya dökülürken Figen Gülgör ayaklarını ve kollarını iki yana açarak altından akan dere ile poz veriyor. Duvarın kenarında saksılar dizelenmiş. Sağda bir masa duruyor.

20160427_094849_HDR

Duvarın olduğu yere geldim, su dökülürken güneşi de parlak ışıklarıyla kareye alıyorum bir poz.

20160427_095030_HDR

Dere kademeli olarak akıyor. Üç kademe ve gerisinde daha yüksekten dökülen dere. Şimdiye kadar çektiğim en güzel resimlerden birisi. Suyun kademelerden akışı, ışığın akan su yüzeyinde yansıması görülmeye değer. Su ile beraber sağ taraftaki yeşil bitkiler resmi tamamlıyor. Yeşil bitki örtüsü derinlemesine gidiyor. Sol tarafı ise yosun tutmuş kayalar. Bu resmi öne çıkan görsel olarak kullandım yazımda.

20160427_095150_HDR

Su bereket getirmiş, yükseklerden dökünen az miktarda su etrafı yeşile boğmuş. Ayrıca kayalar da yosun tutmuş. Kökler aşağıya su ile birlikte süzülmüş.

20160427_095257_HDR

Burada her taraftan ayrı ayrı küçük çağlayanlar olarak dökülüyor kayaların arasından kayaların üstüne. Suyun döküldüğü yer epey yüksekten dökülüyor.

20160427_095318_HDR

Bazı yerlerde ise düşük kademelerden sakince akıp gidiyor minik dere. Ağaç gövdeleri bile yosun tutmaya başlamış.

20160427_095426_HDR

Gidebildiğimiz yere kadar gidip resimler çekildikten sonra geriye dönüyoruz. Yoğun bitki örtüsü altında arkadaşlar aşağıda dönüş yolunda aşağıya doğru dere ile birlikte gidiyor.

20160427_095433_HDR

Buradan manzara ağaçların bana gösterebildiği kadar çok güzel. Bir süre bakmak bile bana yetiyor.

20160427_100053_HDR

Bahar ayında olduğumuzun gerçeği karşımda duruyor. Anne koyun bir yün yumağı halinde yakın zamanda doğmuş kuzusunu emzirirken. Kuzu da annesinin memelerine adeta saldırıya geçmiş. Anlaşılan karnı çok aç kuzunun.

su1-3-g-003

Yılların arkadaşı Hüseyin Dölçek Çay bahçesinde diğer arkadaşların hazırlanmasını beklerken beraber poz veriyoruz. Hüseyin ile yıllarca bir çok turu beraber yaptık, Bazen acele eder, bir an önce yola çıkmak ister ama bazen yanlış yere de gittiği olur. Bazen de o kadar acele eder ki geç kalır, ulaşamazsın ama eninde sonunda gelir. Buna rağmen sağlam bisikletçidir.

20160427_101017_HDR

Köyün muhtarı geliyor yanımıza, kendisine teşekkür ediyoruz bizi köyde ağırladıkları için. Herkes hazır olunca dün tırmandığımız yokuşu çarçabuk indik. Beydağ da konaklamamızı sağlayan arkadaşa teşekkür etmek için şöyle bir uğrayıp teşekkür ettik ama ne kadar yardımcı oldu bilemiyorum. Belki de hiç yardımcı olmadı. Zaten pek ulaşamamıştım kendisine telefonla ama arkamızdan söz ettirmektense bir görünüp öyle yola çıkalım dedim. Kısa görüşmemizden sonra yola çıkıyoruz. Kasaba çıkışından hemen sonra baraj göletinin olduğu yere doğru tırmanıp  göletin gökyüzünün rengini aldığı masmavi suların kenarında durduk toplanmak için. Ferdimen de bizi gölün masmavi suyu ile birlikte resmimizi çekiyor.

su1-3-f-003

Kıytırık arkasında bayrakları ve KUZ ile gölün kıyısında bir poz çekiyorum.

20160427_111927_HDR

Göl nehir boyunca kıvrılıp gidiyor. Baraj gölü tamamen dolu, bu yıl iyi yağış yağdı ve dereler, nehirler dağlardan şarıl şarıl akıyor. Tarlalar da gölün bittiği yere kadar gelmiş.

20160427_113149_HDR

Çaylı köyünde çay molası veriyoruz. Masanın etrafında toplandık köylülerle beraber.

13147344_10154258005162859_5995217838442883849_o

Kahvede oturan Ahmet Sezer ısrarla bize çay ısmarladı, kendisine teşekkür ederim. Daha önceki tecrübelere dayanak olan uydurma efeler gibi değil. Sözünde durdu ve çayları ısmarladı hepimize. Nereden geliyorsunuz, nereye gidiyorsunuz klasik mabetten sonra at muhabbetine geliyor. Adam atlara hasta, atları ballandıra ballandıra anlatıyor heyecanla. Elinde sigarasını yakmaya bile fırsat bulamadı. “Süleyman’ım vuruldu yarım saate Ödemiş’e duyuldu. Yarım saatte atla ödemişe gidip haber vermişler, bu hikaye gerçek” diye anlatıyor. Aşağıda anlattığı türkünün sözleri;

Süleyman Bacanak Türküsü

Kaymakçı kıraathanesinde masa kuruldu

Masanın başında Süleyman vuruldu

Saat beşe varmadan Ödemiş’e duyuldu

Kıyma bana bacanak Abdullah merdenesiyim

Anamın babamın bir denesiyim

Kaymakçı kıraathanesinde halı döşeli

Doktorlar geliyor eli şişeli

Süleyman üç gün oldu şehit düşeli

Kıyma bana appak Abdullah menrdenesiyim

Anamın babamın bir denesiyim

 

Ahmet Sezer heyecanla türküyü anlatırken.

13072650_10154258004417859_1660124216006074774_o

Masada duran dergide atları ve rahvan at yarışlarını bize heyecanla gösteriyor.

20160427_114521_HDR

Dut ağacının gölgesinde Ahmet Sezer demli çayları yudumlarken türkülerin ve efelerin hikayesini anlatıyor.

20160427_115742_HDR

Çay molasının ardından Ahmet Sezer’e teşekkür edip yola çıkmaya hazırlanıyoruz. Her ne kadar leylek yuvasında dursa da daha önce havada uçarken görmüştük. O yüzden bu yıl bol bol gezeceğiz. Zaten gezmelerdeyiz ve yola çıkmaya hazırız.

Yakın çekimde leylek yuvasında gagası ile tüylerini temizlerken.

su1-3-g-012

Hazır olunca leyleğin gözetiminde yola çıkıyoruz. Elektrik direği tepesine ilave demir konularak leyleğin yuvasını yapması sağlanmış. Elektrik tellerine zarar verilmemiş oluyor. Yola çıkmış bisikletliler tek sıra halinde giderken Gürel arkadan resmi çekiyor.

13131359_10154258006462859_7365513950941129853_o

Göl seviyesinde yemyeşil tarlalar ve otlayan inekler yayılmış otluyorlar. Baraj gölü ve ardında dağlar yükselmekte.

20160427_121819_HDR

Baraj gölünün ardı ova, geniş bir alan oluşturmuş ta Bozdağ’lara kadar. Dağın dibinde de İzmir’in Kiraz ilçesi var. Oraya doğru gideceğiz.

20160427_124857_HDR

Yoğun papatya çiçekleri arasında çakır dikeni tek başına açmış, uzun boyu ile ve mor çiçeğin altında dikenli taç yaprakları.

20160427_132706_HDR

Yol düz ve iyi gidiyoruz. Yolumuz öyle uzun değil. Yol kıyısında bir kahvede mola veriyoruz yine, çay soda içmek gerek.

su1-3-f-005

Kısa sürede Kiraz’a vardık, öğle yemeği için serbest zaman verdik. Şafak ta bizi kendisinin olmayan lokantasına götürdü.

Şafak Lokantasının önünde Şafak olarak poz veriyor.

20160427_134626_HDR

Nefis kuru fasulye, bulgur pilavı, kuru soğan ve acı turşu biberi ile karnımızı doyurduk.

Masa donatılmış durumda, Sevil, Figen, Şafak ve ben kendimize ziyafet çekiyoruz.

su1-3-f-006

Serbest zaman bitiminde herkes alışverişini yapmış ve karnını doyurmuş olarak toplanıp Çatak vadisine doğru yola çıktık. Çatak vadisinin gürül gürül akan Keleş çayının dibinden gidiyoruz yukarıya doğru. Çay yatağına bentler yapılmış taşkın ve sel olmasın diye.

20160427_150445_HDR

Henüz sert rampa yok önümüzde. Çok hafif bir eğim var sadece. Tek sıra katar misali gidiyoruz.

20160427_150449_HDR

Yoldaki güzellikleri görmeden geçmiyorum. Bunlardan birisi de tarla kıyısında kırmızı açmış gelincikler. Yeşil otların arasından bir canlılık vermiş doğaya.

20160427_151410_HDR

Başka bir güzellikte içi dolu su akan kanallar. Suyun akışı insanı cezbediyor.

20160427_151744_HDR

Küçük bir tepe, tepede kale duvarları yıkık dökük görünüyor. Sol tarafta cami minaresi göründüğüne göre oralarda bir köy olmalı. Ağaçlardan görünmüyor.

20160427_151749_HDR

Ferdimen de bisikletin gidonuna ABAK ta kullandığımız yeşil renkli kurdelayı bağlamış aheste aheste bisiklet sürüyor.

20160427_151815_HDR

Kavaklar ve bahçeye dönüşmüş dere kenarı, bahçede nar ağaçları dikilmiş. Henüz çiçek açma zamanı değil, Mayıs ayında açıyor nar çiçekleri. Çay yatağındaki su dengeli aksın diye sık sık bentler örülmüş ki çay yatağını bozmasın taşkın olmasın diye.

20160427_160848_HDR

Az bir eğimle düz çay yatağı düzenlenmiş olarak sakince akmakta.

20160427_162250_HDR

Bisikletim KUZ ve kıytırık bendin üstünden dökülen çay ile beraber resmini çekiyorum.

20160427_165453_HDR

Daha çok çınar ağaçları olan çay yatağında kimi yerlere ceviz ağaçları da dikilmiş. Çay tertemiz olarak kayalardan çağlayıp akıyor. Arada durup çayın akışını izliyorum. Hem biraz da dinlenmiş oluyorum böylece. Tırmanış artmaya başladı, eğim sertleşiyor git gide.

20160427_173011_HDR

En arkada yavaş yavaş çıkıyorum kendi tempomla. Önümde Kaya Palancılar ve Cem Koç var sadece. Eğimin fazla olduğu yerde bir dönemeç var önümde. Dönemece gelmeden bir hışırtı duyuyorum. Herhalde traktör ile dereye toprak döküyorlar az ileride. Ben öyle sandım o hışırtı sesini. Dönemeci dönünce Kaya Palancılar telaş içinde derenin kenarında aşağıya bakarken ne göreyim bizim Cem Koç bisikleti ile 4 metre aşağıda dikenli böğürtlen çalısının içinde bisikletin üzerinde yan yatmış olarak öylece duruyor. Hemen bisikletimden inip Cem’in durumunu sordum her hangi bir kırık çıkık var mı diye. O da sakince şimdilik iyiyim deyince az rahatladım. Çalılara aldırmadan çok dik olan yerden dikkatlice Cem’in yanına indim. İl önce dikenli çalıları üzerinden ayıklayıp bisikletten inmesini sağladım. Bisiklet ile beraber takla atıp hiç inmeden selesinin üzerinde öylece dik olarak yamaçta duruyordu. Bisikletten inince sağını solunu kontrol etti. Herhangi bir şeyi yok. Sadece dikenler batıp bir kaç yerini çizmiş. Batan dikenleri üzerinden temizledim. Yukarıya bisikleti iterek çıkarmanın olanağı yok. Kaya Palancılar araçlardan yardım istemiş, kamyonetin birinden bir ip bulup aşağı attılar. İlk önce bisikleti bağlayıp çıkartmalarını sağladık. Sonra ipe tutunan Cem’i çıkardık. Son olarak ben çıktım yukarıya. Üstümüzü başımızı temizledik, toz toprak içindeydik. Cem’in çiziklerine baktım, az biraz çizikten dolayı kanama var ama o kadar önemli değil. sonra bisikletini kontrol ettim o da sağlam. Cem’in kafası da sağlam çünkü kaskı takılı değildi. Neyse ki kafası taşa çarpmamış. Ucuz atlattık sayılır. Cem’e “Nasıl olduğunu sordum?” O da ” Tam dönemeçte bir arabaya yol vereyim diye durayım dedim. Sağ ayağımı yere koyunca birden boşlukta hissedip bisikletle bir takla atarak aşağı düştüm. Meğer ayağımı koyacağım yer çalılık ve üzeri çınar yapraklarla kapanmış, altı boşluk olunca ayağım boşluğa geldi.” Diye anlattı. Anlatınca da kendi haline gülmeye başladı. Beraber güldük halimize. Neşemiz yerine geldi sayılır. Telefon ve telsiz ile yukarıya çıkmış olan arkadaşlara haber veremedik. Neyse az bir yolumuz kaldı sayılır. Gidince durumu anlatırız, yapacak bir şey yok. Cem tekrar kendini kontrol etti, bisiklete binebilecek durumda.

Kaya Palancılar da bizim aşağıdaki halimizi çekmiş. Cem ve ben bisikleti ip ile bağlayıp yukarıya çektirirken.

IMG-20160502-WA0002

Kısa sürede arkadaşların yanına vardık. Durumu anlattım kısaca, önemli bir şeyin de olmadığını belirttim. Şafak Omaç ta bizimle iletişime geçemediğinden meraklanmış gecikmemizden dolayı. Programımızda çayın yukarılarına kadar yürüyüş yapacaktık ama biz gecikince grubu bekletmiş bizden haber alasıya kadar. Bu arada aramızdaki en yaşlımız Sadi abi biraz panik yapmış, o yüzden yaşın getirdiği telaş ile biraz konuşmuş ileri geri. Kemal Lale de söylenmeye başlayınca Şafak dayanamayıp patlamış Kemal Lale’ye. Şafak kimseye çadır da kurdurmamış bizi beklemişler. Artık durum sakinleşince Şafak ile yukarıya gitmeye gerek yok, biraz yıprandık ve akşam olmak üzere deyip arkadaşlara çadırları kurup dinlenmeye çekilebilirsiniz dedik.

Kayaların ve bentlerin üzerinden akan gürül gürül bir ortamdayız.

20160427_174635_HDR

Çay coşkunca aşağıya doğru akıyor. Çayın iki yanında ağaçlara bağlanmış bir hamak su üzerinde gergin duruyor.

20160427_174646_HDR

Cem’in atlattığı küçük kaza ve onun getirdiği stresi almak için hemen çadırımı kurup su donumu giyerek bendin yüksekten akan çayın serin sularına bıraktım kendimi. 2 Gündür de duş almıyordum. Bu soğuk duş biraz olsun üzerimdeki yükü aldı götürdü. Güzel bir duş terapisi gibisi yok. Soğuk suyun kılcal damarlarımı harekete geçirip kan dolaşımını hızlandırarak yeniden doğmuş gibi hissetmemi sağladı. Benden başka da suya giren olmadı.

Bendin tepesinden beyaz köpüklerle akan çayın sularında yıkanırken.

su1-3-f-007

Zamanla olgunlaşan düşüncelerimiz bizi çevreye daha duyarlı olmamızı sağlıyor. Hele bisiklete binmek ve doğanın içinde turlar yapmak iyice olgunlaşmamızı sağladı. Ve çevreyi düşünmeye başladık. Çevre olarak doğada gördüğümüz olumsuzluklar, kirlilikler, pislikler gözümüze batmaya başladı. Zaten doğada aykırı olan kendini belli ediyor. Bu düşüncelerimizden birisini de şimdi gerçekleştiriyoruz “Suyun Kaynağına Yolculuk” İnsanın doğaya yaptığı zararları azaltıp yok etmek için bir şeyler yapmalı diyerek Küçük Menderes Nehrinin denize döküldüğü yerden aldığımız sembolik toprağı kendi gücümüz ile bisikletlerimizle suyun kaynağına getirdik. Buralarda tertemiz, insan elinin kirletmediği sulara kirli toprakları döküyoruz ellerimizle. Toprağın su ile yolculuğunda denize ulaşıncaya kadar temiz akmasını diledik. Geleceğimize, yarınlara, çocuklarımıza tertemiz bir dünya bırakabilme umudu hala içimizde var. Bu anlamlı yolculuğumuzu 3 günde tamamladık. Bizim gibi düşünen arkadaşlarımız da bizim gibi düşündüklerinden destek olup bu yolculuğa çıktı. Hepimiz iyi bir şey yaptığımıza inanarak mutluyuz.

Ben ve Ferdimen ellerimiz ile çayın sularına toprağı dökerken arkadaşlar da bizi izliyor.

su1-3-g-007

Duşumu almış tertemiz olarak giyinip bir yorgunluk kahvesini hak ettik sanırım. Kahve takımlarımı çıkarıp uygun bir yere oturuyorum. Arkamda çağlayanın aktığı görüntü ve Urim Baba’nın Kahvesi tabelamı Ferdimen’in tripoduna asıyorum.

su1-3-g-001

Kaza zade ve kurtarıcı olarak yan yana oturup kahve pişiriyorum Cem de yanımda. Cem haliyle boş durmuyor, herkese yetecek kadar hazırda kahve olmayınca kahve değirmenini verdim. O da yanımda kahve öğütmeye başladı.

su1-3-g-002

Keyfimin kahyası yerine geldi kahveyi yudumlarken. Böyle güzel bir yerde kahve içilmez mi?

20160427_184824_Burst01

İşletmenin küçük kızı bizlere pastel boya ile resim yapıyor. Burada ailesi alabalık yetiştirip pişiriyor gelen müşterilere. Okul dışı zamanlarda ailesinin yanında durduğundan çevrede olanları kağıda çizmiş renkli boyalarla. Bir ağaç ve ağacın bir dalı var. O dala da minik bir kuş konmuş, Ağacın yaprakları sarı, çimenler de sarı renkte. Bir de dereyi yukarıdan aşağıya çizmiş. Çocuk bilinci doğada gördüğünü çiziyor temiz, saf ve duru düşünceleri ile. Belki bizleri gördükten sonra doğayı daha çok sevecek ve doğayı korumak için çaba harcayacak.

su1-3-f-008

Akşam olmak üzere, kendimize ödül vermek gerek, hem işletmeciye de destek olmalı. O yüzden herkes yiyeceği balığı ısmarladı. Balık ta toprak tabak içinde tereyağlı, sebzeli, patatesli, peynirli olarak odun yanan fırına sürüyor. Şimdiden pişmiş balık kokuları burnumuza gelerek acıktığımızı hissettiriyor.

Yarım yuvarlak fırın ağzından içerisi odun alevi ile aydınlatılmış. İçeride toprak tabaklarda pişen balıklar. Dışarısında ise pişmiş olanlar biraz soğumasını bekliyor.

20160427_185658_HDR

Yemeğin üstüne de demli duble çay içimizi ısıttı fırından gelen sıcaklık ile.

Çay bardağı fırının ağzına yakın bir yerde. Fırın içinde de köz olmuş odunlar ve bir tane toprak tabak içeride pişiyor.

20160427_193508_HDR

Alabalıklar havuzda yetiştiriliyor. Borulardan sürekli olarak su akmakta havuzun içine.

20160427_190427_HDR

Havuzun içinde siyak derili alabalık sırtları görünüyor yüzerken.

20160427_190457_HDR

Havuza yukarıdan da sular dökülerek daha çok suyun soğumasını sağlıyor. Üç kademe havuz içleri balık dolu.

20160427_190528_HDR

Nefis pişen balıklarımızı yeyip karnımızı doyurduk. Sonrasında çayın kıyısına kamp ateşimizi yakıp etrafında toplaşarak sohbete başladık.

Sevil ateşin yanında kayaya oturup poz vermiş. Gecenin karanlığında şelaleden dökülen suların beyaz köpükleri görünüyor.

su1-3-g-014

Kamp ateşinde yanan odunlar ve ateş suyu içimizi ısıttı.

20160427_205455_HDR

Ateşin başında epey oturduk, günün değerlendirilmesi, yaptığımız turu, yarın ki dönüş yolunu konuştuk aramızda. Fazla geç olmadan çadırlarımıza çekilip yattık. Ben çadırımı dere kıyısına kurdum. akan suyun gürültüsü çok yakın ama bana ninni gibi geldi. Kısa sürede derin bir uykuya daldım.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık 36 Kilometre kadar.

Aşağıda yaptığımız yolun haritası.

Powered by Wikiloc

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Urim Baba © 2013 Frontier Theme