Suyun Kaynağına Yolculuk Küçük Menderes 4. Gün

28 Nisan 2016 Perşembe

Çatak vadisi – Bayındır Ergenli köyü

(Görme Engelli arkadaşlarım için betimleme yapılmıştır.)

Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm
Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Ahmet Telli

Çayın kıyısında uyumak iyi değilmiş.  Bunu gece çaydan buharlaşan nem üşümeme neden olunca anladım ama gece vakti çadırın yerini değiştirmek benim için uygun olmadı. Hava o kadar soğuk olmasa da nem üşütüyor. Pek iyi uyudum sayılmaz. Yarım yamalak bir uyku ile uyandım. Çay doğal olarak tüm gece aktı ve hala akmaya devam ediyor. Sadece bu sabah ben varım burada. Yattığım yerden doğrulunca çadırın fermuarını açtım. Şarıl şarıl akan çayı görüyorum ilk önce. Karşı kıyıda ağaçlar ve çalılar.

20160428_070202_HDR

Kalkar kalkmaz elimi yüzümü yıkadıktan sonra ilk işim kahve yapmak oldu. Hemen piknik masasında kahveyi cezveye sürüyorum ocağa. Ocakta kahve pişerken gözüm pembe açmış güllere takıldı. Ne de güzel görünüyorlar. Kokusu burnuma gelmeye başladı, mis gibi. Gül kokusunu ciğerlerime çekiyorum burnumdan, ohhh dünya varmış, sanki cennetteyim.

Pembe güller açmış cezve ocağın üzerinde pişiyor, yanında da kahve fincanı boş.

20160428_072854_HDR

Sabah kahvatlısını birlikte yapıyoruz çay kıyısında. Ben, Gürel, Sevil ve Şafak piknik masasında el birliği ile güzel bir kahvaltı sofrası.

IMG_0001

Kızlar buluştu sabah sabah, ikisi de sarışın. Buranın işletmecisini kızı, o da erkenden uyanmış bizlerle beraber. Sevil ile beraber resim çekiliyorlar. Arkada yeşil ağaçlar arasında akan çay.

13124857_867035763425477_6221630425448437499_n

Minik ilk okul öğrencisi sarışın kız Sevil için peçeteye kırmızı kalemle bir şeyler karalamış;

SEVİL ABA Seni

ÇOOOOOOOOOK

SEVİYORUM

Size İYİ Yolculukla

R DiLiyorum

Sevil ABa cım

su1-4-s-003

Gürel profesyonel makinası ile küçük kızın yüzünün resmini çekiyor. Saf temiz ve güzel bir yüzü var. İri gözleri yeşile çalan bir rengi var

su1-4-g-002

Sabah kahvaltısını yaptıktan sonra çadırları ve eşyalarımızı toplayıp bisikletlere yükledik. Artık dönüş yoluna çıkma zamanı. Yola çıkmadan önce işletmeci aile ve iki kızı ile birlikte topluca bir resmimizi çekiyor Gürel. Bizleri ağırladıkları için kendilerine teşekkürlerimizi sunuyoruz.

su1-4-g-001

Yemyeşil Çatak vadisinden aşağıya doğru görünümü. Birazdan inişe başlayacağız. Çayın yanlarında düz olan küçük tarlalar sürülmüş, kimisi de yonca ekilmiş hayvanlar için.

20160428_092108_HDR

Dün çıkarken gördüğümüz bentleri tekrar görüyoruz. Çayın sağından gidiyoruz.

20160428_092223_HDR

Şimdi de yol sol tarafa geçti. Neredeyse pedal çevirmeden inişteyiz bir süre ve çabuk iniyoruz.

20160428_092245_HDR

Saçlı köyü kavşağında duruyoruz. Buradan bazı arkadaşlar aramızdan ayrılacak. Düz yoldan Ödemiş’e daha çabuk varıp İzmir’e gidecekler.

su1-4-f-002

Aramızdan ayrılacaklardan birisi Ahmet Nail Yavuz. Beraber resim çekiliyorum ayrılmadan önce. Tura katıldığı için kendisine teşekkür edip vedalaşıyorum tekrar görüşme dileği ile.

20160428_093558_HDR

Sonra Sadi Abi ile kucaklaşıp veda ediyorum. Bu benim için çok değerli bir an olarak kaldı. Bu son kucaklaşmamız oldu Sadi Bilguvar ile. Geçtiğimiz yıl amansız kanser hastalığına yenik düşüp aramızdan ayrıldı. Kendisini epeydir tanıyorum ve bir kaç turu beraber yaptık. Sessiz, sakin, mütevazi bir insandı, ben öyle tanıdım ve sonsuza kadar öyle kalacak. Kahve içmesini severdi ve kahve cezvesini ocağa her sürüşümde yanımdan ayrılmaz pişene kadar sabırla beklerdi. Pişince de fincandan zevkle içer kahve için teşekkür ederdi. Nur içinde yatsın, toprağı bol olsun……

20160428_093606_HDR

Sadi abi ile yan yana son resmimizi de çekildik bir anı olsun diye ve anılarda kaldı. Aramızdan ayrılan biri daha var ; Hüseyin Dölçek. Sadi abiyi yalnız bırakmıyor.

20160428_093624_HDR

Aramızdan ayrılan arkadaşlarla vedalaştıktan sonra biz sağa doğru döndük dönmesine de birden bire karşımıza ucu bucağı görünmeyen bir yokuşa sardık. Ne güzel de iniyorduk değil mi?

20160428_103032_HDR

Neyse taktık birinci vitese ağır ağır çıkmaya başladık. Zorlandığım yerde merkep vitesi otomatik olarak devreye giriyor. Ferdimen beni yokuşu çıkarken çekiyor bir kare. Bisikletim KUZ ve kıytırık ile beraber. Şafak ta ABAK’tan kalan sarı sprey boya ile gideceğimiz yönü ok ile belirtmiş asfaltta.

su1-4-f-003

Çık, çık, çık sonunda bitti 5 kilometrelik yokuş Bu zaferi kutlamalıydık KUZ ve kıytırık ile. Aşağılarda Ödemiş kasabası ve ovası hayal meyal görünüyor.

20160428_103552_HDR

Arkamdan gelen Ferdimen’i aynı yerde resmini çekiyorum.

20160428_103617_HDR

Aşağılarda bir yerlerde düzlükten önce. yamaçta yangın göleti yusyuvarlak içi su dolu görünüyor. Orman yangınlarında kullanmak için yangın ekibi bazı yerlerde böyle göletler yapmış. Yangın sırasında helikopter ile su alıp yangına müdahale ediliyor. Yamaçlarda tarlalar, bahçeler çitlerle birbirinden ayrılmış

20160428_103856_HDR

Sol tarafımda ise tarla ve meyve bahçeleri kare kare çit ile birbirinden ayrılmış dağın dik yamaçlarına kadar. Yamaçlarda ise paralel olarak düzeltilmiş ağaç dikim yerleri yapılmış ormancılar tarafından.

20160428_103943_HDR

Dönemeçten aşağıya doğru biri geliyor.

20160428_103956_HDR

Yakınlaşınca bizim Ferdi Kızıl, nam-ı diğer Ferdimen. Kahramanımız.

20160428_104005_HDR

Yolun biraz üstünde simsiyah bir at görüyorum. Durup resmini çektim. At lekesiz siyah, değerli bir cins olabilir. İncir ağaçları arasında otluyor kendi haliyle.

20160428_105749_HDR

Kemal Lale de aramızdan ayrılıyor, biz Birgi’ye doğru gideceğiz o düz Ödemiş’e doğru devam ediyor. Katıldığı için teşekkür edip vedalaşıyoruz.

20160428_111848_HDR

Hazır durmuşken Cem Koç’u yakalayıp beraber bir resim çekiliyorum. Bir daha nerde bulacağım bu fırsatı.

20160428_111903_HDR

Bir zamanlar deniz kıyısı olan bu yerlerde şimdi asırlık zeytin ağaçları var. Yerlerde ise papatyalar coşup coşup açmış bahar halısı gibi papatya desenli. Sadece iki tane gelincik kırmızı renkte açmış papatyalar arasında.

20160428_113411_HDR

Bu güzelim yeşil cennette olumsuz olanlar hemen göze çarpıyor. Bunlardan birisi gözümün önünde yol kıyısına dökülmüş çöpler, atıklar. Kendine ihanet eden bazı insanlar geleceğine zarar vermekten başka bir şey yapmıyorlar.

20160428_114400_HDR

Papatyalar yol kıyısında, asfaltın bittiği yerde açıvermiş bir kaç tane. Bıraksalar bir kaç yıl içinde tüm asfaltı kaplayabilir.

20160428_115625_HDR

Birgi’ye doğru tırmanıştayız, yukarıda Birgi’ye has evler görülüyor yeşillikler arasından.

20160428_122018_HDR

Biraz tırmanış ve Birgi deyiz. Tırmanışın getirdiği yorgunluğu atmak için kahve olan bir yere konuşlanıyoruz. Çay, soğuk soda içerek bir sürre dinleniyoruz.

20160428_123420_HDR

Hazır dinlenmekte iken yanıma gelen Gökay Terzi nam-ı diğer Android ile bir resim çekiliyorum. Daha önce planladığımız ama yokuşu zorlu olduğundan vaz geçtiğimiz Yılanlı köy yolundan bizim Android geldi. Ona bu yokuşlar vız gelir, adı üstünde Android. Bisiklet üzerinde gitmediği yol yok gibi. Belki de kendi deyimi ile bir milyon kilometreden fazla yol yapmış. Ben ona inanıyorum. Güçlü bir yapısı var ve kansere dur diyerek ölüme meydan okudu.

20160428_123437_HDR

Madem resim çekiliyoruz diğerleri kıskanmasın diye diğer arkadaşlarla da resim çekileyim dedim. Hasan Ata ile bir resim çekildim, sessiz sakin, pek konuşmaz. Sadece bisiklet sürer.

20160428_123451_HDR

Kardeşim Gürel Gürselp ile yan yana hiç resmimiz olmamıştı. Şimdi ise yan yana anca gelebildik. Bir çok turda beraberiz ve ABAK turunu beraber yapıyoruz diğer gönüllülerle birlikte. İznini ona göre almış, ABAK turundan hemen sonra Suyun Kaynağına Yolculuk turunda bizimle beraber. Her konuda anlaşırım kendisi ile.

20160428_123547_HDR

Şimdiye kadar katıldığı en uzun soluklu bir tur gerçekleştiren Sevil Gülgün biraz şikayet etse de başlarda şimdi alıştı ve keyifle bisiklet sürüyor. Yıllardır beraber günü birlik turlar yaptık. İlk zamanlarda biraz zorlansa da cesaretlendirerek turları tamamlattım. Şimdi ise günlerdir kamplı tur yapıyor ve halinden gayet memnun.

20160428_123623_HDR

Figen Gülgör, Laz bisikletçi. Hem de kadın. Sayısını hatırlayamadığım tur yaptık beraber. Turlarda uyumludur, sadece bahçelerden meyve araklamasını sever küçük çocuklar gibi. Yolda bir meyve ağacı görmeye görsün.

20160428_123657_HDR

Ankara dan katılan Kaya Palancılar. Büyük bir turcu, kendi blok sayfası var oradan gezdiği yerleri paylaşıyor. Örnek bir insan. http://kayapalancilar.blogspot.com ta HAYATIM İKİ TEKER olarak yazılarını yazıyor.

20160428_123733_HDR

Birgi tarihi bir yer, kendine has taş evleri, yapıları ve camileri ile.

20160428_123953_HDR

Kasabanın ortasında dere yatağı var ama dere çok az akıyor. Dere yatağını ot bürümüş.

20160428_124011_HDR

Kargalar toplantısı başlamış, bu kargalar bildiğiniz kargalar gibi değil. Ağaçtan oyulup yapılmış, bir de siyaha boyanmış sanırsın ki kargalar demirlere tünemiş. Yanına yaklaşınca kaçmıyorlar, kaçmayınca ağaç olduğunu anlıyorsunuz.

20160428_124026_HDR

Ümmü Sultan Türbesi

20160428_124044_HDR

Tarihi doku bozulmadan tarihi taş binalar onarılarak müzeye dönüşmüş durumda. Bunlardan birisi de yöresel el yapımı ipek dokumaları işliği.

20160428_124121_HDR

İşliğin içine giriyoruz, içeride dokuma tezgahları sergilenmiş. Tezgahlar tahtadan yapılmış, renkli ipliklerle dokuma yapıyorlar tezgahta.

20160428_124147_HDR

Dokuma tezgahının yandan görünüşü. Sık olarak yatay çekilmiş iplikler, dikine gerilmiş iplikler. Yatay ipliklerde ileri geri hareket eden mekik geçtikçe dokuma yapılmış oluyor.

20160428_124209_HDR

Dokunan tarafın tersinde iki boru konulmuş. 1. borunun altından gelen iplik 2. borunun üstünden geçmiş. Yanındaki iplikte bunun tersi. Böylece sıralı bir ters bir düz gitmiş. Ne olduğunu anlayamadım doğrusu. Tam önde de demir bir zincir sarkıtılmış yukarıdan aşağıya.

20160428_124229_HDR

Birgi’nin tarih kokan sokaklarında dolanıyoruz. Sokaklar Arnavut kaldırımı taş döşeli. Evler taş bina, en fazla iki katlı ve üzerinde kiremit döşeli çatı var.

20160428_124331_HDR

Kimi sokak daralarak gidiyor. Evlerin avluya giriş kapıları kocaman çift kanalı ahşaptan yapılmış. Kapının üstüne küçük bir çatı yapılıp üzeri kiremit döşeli.

20160428_124414_HDR

Ana cadde kıyısında boydan boya fıstık çamı dikili. Kaldırımda da çit ile yoldan ayrılmış.

20160428_124423_HDR

Birgi

İzmir İli, Ödemiş İlçesinde yer alan Birgi, sırasıyla Frig Uygarlığı (MÖ 750-680), Lydia Uygarlığı (MÖ 680-546), Pers Krallığı, Bergama Krallığı, Roma ve Bizans İmparatorluğu hakimiyeti altında bulunmuştur. Kent Anadolu Beylikler döneminde, 13. ve 14. yüzyılda Aydınoğlu Beyliği’ne başkentlik yapmıştır. 1426 yılında ise kesin olarak Osmanlı hakimiyetine geçmiştir. Birgi, kendine has geleneksel mimari dokusunu günümüze kadar koruyabilmiş ender yerleşim yerlerinden biridir. Konakları, camileri, türbeleri, medreseleri, hamamları, çeşmeleri ve daha birçok eseriyle, beylikler döneminden başlayıp günümüze ulaşmış çok sayıda tescilli yapıya sahiptir. Beldede geleneksel mimari dokuyu en iyi biçimde yansıtan iki mimari yapı; ahşap süsleme ağırlıklı mihrabı ve minberiyle döneminin en başarılı örneklerden biri olan Ulu Cami ile ahşap işçiliği ile dikkat çeken Çakırağa Konağı’dır. UNESKO Dünya mirası geçici listesine eklenmiştir.

http://www.kulturvarliklari.gov.tr/TR,45343/birgi-tarihi-kenti-izmir.html

Kadıoğlu camisi.

20160428_124451_HDR

Üst katta tahta kanatları açık bir pencere. Demir parmaklık kaynak görmemiş geçme olarak yapılmış. Pencerenin olduğu yer cumba, altında destek ağaçları tahta ile kaplanmış. Taş bina eski bir yapıyı oluşturmuş, altta giriş kapısı ile binaya giriyorlar.

20160428_124545_HDR

Binanın ön kısmı ise harabeye dönmüş, kaplama tahtaları zamanla çürüyüp dağılmış. Sıvası çoktan dökülü. Burada iki tane pencere, birinde soba borusu çıkmış. Büyük bir olasılıkla onarımı bekliyor gibi.

20160428_124559_HDR

Taş duvarla örülü avlular, duvarların üzeri kiremit ile korunmuş yağmura karşı.

20160428_124637_HDR

Çakırağa konakları o kadar meşhur olmuş ki içeriye girmek için para ödemek gerekiyor. Haliyle girmiyorum, zaten ilgimi çekecek bir şey olduğunu sanmıyorum.

20160428_124759_HDR

Birgi’nin sokaklarını gezmeye devam ediyoruz. Birgi yamaçta kurulu olduğundan bir yukarı çıkıyoruz bir aşağı.

20160428_124847_HDR

Bıçakçı Çeşmesi (Koca Çeşme)  yazıtı siyah bir mermere yazılmış;

Bıçakçı Esseyyid Hacı Ali Ağa tarafından 1807-8 yılında yaptırılmıştır. Tuğla ile yapılmış köşe silmeleri üstte kirpi saçağa dönüşür. Çökertme içme alınan cephesinde oluşturulan sivri kemerli yüzeyi çökertilmiş olup, kabartma bezemeli mermer çeşme aynası vardır ve üzerinde lüle deliği yer alır. Yapı kitabesi vardır. Roma döneminden kalma, girlandlı boğa başlı mermer lahit taslağı da köşesinde delinerek yalak olarak kullanılmıştır. Pişmiş topraktan su künkleri ise çeşme duvarı içindedir.

20160428_124923_HDR

Çeşme de aşağıdaki resimde. Şimdi yukarıdaki yazıtı niye yazdım onu anlatayım size ; Bıçakçı Hacı Ali hayrına çeşme yaptırmış, Allah kabul etsin, çeşme yaptırmak iyidir de Roma döneminden kalan, o zamanlarda mezar olarak kullanılan Lahit neden yalak olarak kullanılmış bu kafama takıldı. Bir zamanlar içinde ölmüş bir insanın yattığı mermer taş sandukayı kullanırken dini inancı gereği hiç mi Allahtan korkmamış. Bir yalak yaptıracak usta bulamamış mı? yoksa parası mı bitmiş. Büyük bir olasılıkla hazıra konma, beleş işçilik. Zaten binlerce yıl önceki işçiliği beceremiyeceklerinden olsa gerek hali hazırda sandukayı yalak yapmışlar. Yazık

IMG_0090

Onarım çalışmaları yapılan taş binada yenileme çalışmaları yapılıyor. Çıtalardan perdeler yapılmış, çatıya tahta iskelet çakılmış öyle duruyor, henüz kaplanmamış. Bina iki katlı, yukarıya eski bir tahta merdiven ile çıkılıyor.

20160428_125222_HDR

Taş binalar kademe kademe yukarıya doğru odalar şeklinde kiremit kaplı olarak yapılmış. Bu görünümü ile ayrı bir görsellik meydana çıkarmışlar.

20160428_125256_HDR

Tarihi doku içinde yaşayan güller kırmızı açmış ayrı bir renk katmış tarihin içine.

20160428_125406_HDR

Tarihi dokuyu bozan yeni yapılmış yamaçtaki binalar. Bunlar betonarme, bir de sokaklardaki arabalar. Bence arabaları kasabanın içine sokmamak gerek. Sokakların görüntüsünü bozuyor. Resim çekerken bunu daha iyi görüyorum.

20160428_125451_HDR

Kimi bina metruk kalmış bakımsızlıktan yıkılmaya yüz tutmuş. Evin duvarları yok olmuş odaların içi görünüyor.

20160428_130030_HDR

Bir duvarda gördüğüm ilgin örnekler dikkatimi çekti. Örülmüş taşların içinde bir taş farklı, bu taş yontulu olduğu belli. Belki de antik bir kentten sökülüp getirilmiştir. Bir de duvarın içinden pişmiş topraktan yapılmış künk çıkmış, ne olduğu belli değil. Künk yarım yuvarlak bir taşın ortasından geçirilmiş. Taşın üzerine de pişmiş kiremit ile kemer biçiminde duvarın içinde.

20160428_130100_HDR

Gezmekten yorulanlar dinlenmeleri için kahveler var. Dut ağaçları gölgesi altında oturup çay, kahve yada soğuk bir şeyler içebilirsiniz.

20160428_130218_HDR

Aydınoğlu Mehmet Bey cami girişi.

20160428_130233_HDR

Cami girişinde tabela yazılmış ; Aydınoğlu Mehmet Bey cami, altında İngilizce ve Fransızca dillerinde de yazılmış. En altta Y. Tarihi H. 412 (Miladi 1312 Yılı)

20160428_130249_HDR

Caminin kapısından içerisinin resmini çekiyoruz. .Görünen 6 tane sütun, toplam 15 sütun ile yapılmış. Üstüm başım ve ayaklarım pis olduğundan içeriye girmiyorum.

20160428_130318_HDR

Caminin yanında Birgi tarihini yazan tabela konulmuş. Tabelada yazan;

BİRGİ TARİHİ

Birgi M.Ö. 3000 Yıllarına dayanan bir tarihe sahiptir. Bölgede zamanla Frig, Lidya, Pers, Bergama Krallığı ve Roma dönemlerini yaşadıktan sonra Bizans imparatorluğu idaresine geçmiştir. Bölgeye ilk Türk akınları XI. Yüzyılda Selçuklular tarafından gerçekleştirilmiştir. Selçukluların dağılışından sonra ortaya çıkan Beylikler döneminde Menteşoğlu Sasa Bey tarafından Türk hakimiyetine giren Birgi 1307 yılında Aydınoğlu Mehmet Bey tarafında Aydınoğullarının merkezi yapılmıştır. Aydınoğlu Mehmet Bey 1312 yılında kendi adıyla bu camii inşaa ettirilmiştir. Camii kare planlı olup 15 sütun üzerine konmuş ahşap tavanı, turkuaz çinili mihrabı ve Muzafferuddin usta tarafından yapılan minber Türk İslam sanatının en güzel örneklerinden olup hiç çivi ve tutkal kullanılmadan geçme (Kündekari) tekniği ile yapılmış ağaç oymacılığının en güzel örneklerindendir. Ayrıca pencere kanatlarında da aynı sanat görülmektedir. Bu caminin en öneml,i özelliklerinden birisi ise emsallerine göre minaresinin sağ arka köşede değil, sağ ön köşesinde yer almaktadır. Beldemizde bir çok tarihi eser vardır. Bunlar arasında Birgivi Mehmet Efendi merdesesi, Sultan Şah türbesi, Birgivi hamamı, Çakırağa konağı, Karaoğlu camii, Kütüphane binası, Aydınoğulları türbesi, Çukur medrese ve Güdük camii sayılabilir.

20160428_130339_HDR

Birgi’nin dar sokaklarını gezmeye başladım. Her köşesi, her bina ayrı özellikte. Hepsinin resmini çekiyorum.

20160428_130518_HDR

İki ev neredeyse birbirine değecek kadar yakın. Binanın birisi düz duvar, diğeri cumbalı çıkıntısı kiremitleri aynı hizaya getirmiş.

20160428_130538_HDR

Sokaklar dar ve kısa.

20160428_130607_HDR

Kimi sokakta bahçeli evler de var. Bahçe duvarının ardında meyve ağaçları dikili.

20160428_130625_HDR

Evlerin çoğu iki katlı.

20160428_130641_HDR

Evler taş bina olsa da güneş ısıtma sistemi de kurulmuş kimi çatıya.

20160428_130702_HDR

Sokakları dolaştıktan sonra meydana tekrar geliyorum. Aydınoğlu Mehmet bey camisinin aykırı minaresi. Caminin köşe taşları arasına aslan kabartmalı bir taş yerleştirilmiş

20160428_130757_HDR

Aydınoğlu Mehmet Bey heykeli. Savaş zırhları giymiş, başında başlığı, sağ eli ile kılıcını yarım çekmiş kınından. Göğsünün tam ortasında kocaman çift başlı kartal kabartması yerleştirilmiş. Artuklu sikkelerinde ve Anadolu’daki Selçuklu yapılarında kullanılan çift başlı kartal simgesi surlarda, cami ve medreselerde, saraylarda; koruyucu ve hakimiyet sembolü olarak ve kötü güçlerden koruyucu olarak kullanılmıştır. Bu arada; çift başlı kartal motifinin, Bizanslılar tarafından da kullanıldığını görüyoruz. Heykelin yanında da Kocaman gemi çapası zinciri ile birlikte. Aydınoğlu Mehmet Beyin denizcilikle bir ilgisi olmalı.

Aydınoğlu Mehmet Bey

Aydınoğulları Beyliği’nin kurucusudur. Aydınoğlu Mehmed Bey ilk zamanlarında Germiyan ordusu subaşısı, yani ordu komutanı idi. Bizans İmparatorluğu’nun taht ve taç kavgaları sebebi ile çöküntüsünden istifade ederek Germiyan Hükümdarı I. Yakup Bey’in emriyle Ege denizi’ne inerek elde ettiği yerlerde babası adına bir beylik kurmuştur.
Mehmet Bey, 1310 tarihinde Müslüman İzmir’ini ve daha sonra da Ayaslug ( Selçuk) , Tire, Sultan Hisarı ve Bodemya’yı ve 1326 da Gavur İzmir’i denilen sahil İzmir’i almıştır.
Kendisine Mübarizüddin lakabı verilen Mehmed Bey ele geçirdiği yerlerden ; Ayaslug ( Efes – Selçuk ) ile Sultan Hisar’ının büyük oğlu Hızır Bey’e; İzmir’i ikinci oğlu Umur Bey’e ; Bodemya (Ödemiş) ise Üçüncü oğlu İbrahim Bahadır Bey’e ; Tire’yi de dördüncü oğlu Süleyman Bey’e verip en küçük oğlu İsa Bey’i yanında bulunduruyordu.
Deniz sahillerine sahip olan Mehmed Bey, İzmir’i henüz almadan önce donanmasını Ayaslug’da yaparak denizciliğe başladı; fakat Rumlardan Cenevizlilere geçmiş olan İzmir’i aldıktan sonra burada da ayrıca bir donanma meydana getirdi.
Mehmed Bey, 1334 de bir av esnasında suya düşüp hastalandı ve sonra vefat etti. Yerine diğer kardeşinin ittifak ve ısrarı ile İkinci oğlu Umur Bey , Aydınoğlu beyliğinin başına geçti.
Mehmed Bey Birgi’de cami ve medrese yaptırmıştır. Beşinci asrın alimlerinden Saa’lebi’nin ” Arais-ül Mecalis” adlı ” Peygamberler Tarihi ” Mehmed Bey adına tercüme ve ithaf edilmiştir. Yine Mehmed Bey’in emriyle aynı kişi farsça ” Tezkire-i Evliya” yı Türkçeye çevirmiştir.
Mesalik-ül-ebsar Aydınoğlu’nun 60 şehri ve 300’Den fazla kalesi ve 70.000 süvarisi olduğunu, donaması ile rum ve Frenklerle devamlı olarak savaştığını yazmaktadır.

http://www.evliyalar.net/aydinoglu-mehmet-bey/

20160428_130917_HDR

Birgi yerleşim haritası. Haritada tarihi yerler işaretlenip numaralandırılmış. Mavi numaralar tarihi yapıları, kırmızı çizgi yürüme rotası, yeşil renk ise yeme içme yerlerini haritada belirtilmiş. Numaraya göre; 1- Çakırağa konağı, 2- Aydınoğlu Mehmet Bey camii 8Ulu cami), 3- Aydınoğlu türbesi, 4- Küp uçuranlar kulesi, 5- İmam-ı Birgivi, 6- Kadıoğlu cami ve şadırvanı, 7- Aydınoğlu hamamı (Osmanlı hamamı), 8- Dervişağa merdesesi, 8- Dervişağa Cami, 10- Dervişağa hamamı, 11- Sasallı (Kırkızlar) hamamı, 12- Ümmü sultan türbesi (Sultan Şah),13- Kerimağa konağı, 14- Su terazisi, 15- Güdük minare mescidi, 16- Bıçakçı Esseyit Ali ağa çeşmesi, 17- İmam-ı Birgivi medresesi (Ataullah efendi medresesi), 18- Sandıkoğlu konağı, 19- Sarı berber medresesi, 20- Gazi Umurbey anıtı, 21- Çekül evi, 22- Demirli mağaza, 23- Taşpazar çeşmesi, 24- Demir baba çeşmesi, 25- Kazım Dirik (Paşa) çemesi, 26- Çarşı çeşmesi, 27- Kale medresesi, 28- Akmescit çeşmesi

20160428_131000_HDR

Birgi’nin ana caddesi, yolun yarısı kazılıp toprak ile kapatıldıktan sonra öyle duruyor. Caddenin iki kaldırımında fıstık çam ağaçları dikilmiş.

20160428_131059_HDR

Onarılmış örnek taş bina, iki katlı. Girişi yan tarafta bahçeli. Bahçe kapısı aralıklı tahta çit şeklinde yapılı.

20160428_131233_HDR

Organik ürünler satılıyor gelen turistlere, alacaklı olmadığım için ne kadar ediyor bilmiyorum.

20160428_131542_HDR

Benim olmayan lokantada ucuz yollu yemek yiyoruz. Fiyatları gayet uygun, sulu sebze ve et yemekleri nefis. Baba Lokantası’nın girişinde resim çekiliyorum, arkamda da sevil peydah oluyor resim çekildiğimi görünce.

20160428_131932_HDR

Yemek sonrası bisikletleri bıraktığımız kahveye geldik. Kahvenin camında daha önce görmediğimiz, şimdi ise farkına vardığımız bir yazı dikkatimizi çekti. Resmi Sevil çekiyor. Yazıda ise şöyle yazıyor;

Bu gavede dedikodu

yapmak, mişli muşlu

gonuşmak yasaktır.

su1-4-s-001

Yemekte sonra bisikletlere binip yola çıkıyoruz, Birgi yüksekte olduğundan hızla düzlüğe indik. Arkadaşlar bir benzinlikte mola vermişler. Fazla yemiş olmalıyım, bir soda hazmı kolaylaştırır umudu ile içiyorum. Karşımda Gürel yemek sonrası mahmurluğu çökmüş şekerleme yapıyor. Gökay da diğer masada olmasına rağmen kareye girmiş.

su1-4-f-007

İnsanlar yiyor içiyor, devamlı tüketiyor. O kadar çok tüketiyorlar ki çöplerini atacak yer bulmakta zorlanıyorlar. İşte çöplerini attıkları yer. Kocaman asırlık bir ağacın çürümüş gövdesinin içi. Bekli de utanmışlardır, yere atmamak için kimse görmesin diye ağacın kovuğuna bırakıvermişler. Yazık, bu görgüsüzlüğü ne zaman bitireceğiz bilemiyorum.

su1-4-f-008

Biraz dinlenme yetiyor, yola çıkıyoruz. Ödemiş’e geldik bile, Ödemiş tabelası önündeyim. Nüfus 132000 yazıyor tabelada.

20160428_144456_HDR

Rüzgara karşı gidiyoruz, Sevil 8 gündür yolda, yorulmuş olmalı ki bizim Android Gökay eliyle götürmeye çalışıyor Sevil’i

su1-4-f-006

Ferdimen benim resmimi çekiyor ama bisiklet benim değil.

su1-4-f-005

Benim bisiklette de Gürel binmiş gidiyor. Yolda giderken Gürel bana “Urimbaba biraz süreyim senin bisikleti. Römorklu hiç kullanmadım şimdiye kadar.” Ben de “Olur” deyip bisikletleri değişip bir süreliğine sürüyoruz. Gürel gayet başarılı sürüyor KUZ ve kıytırığı, huysuzluk yapmıyorlar anlıyacağınız.

20160428_151712_HDR

Yine bir mola veriyoruz kahvenin  birinde bu kez katılımcılardan Bahadır Özer ile resim çekiliyoruz, sessiz sakin kendi halinde bir vegan olan Bahadır hayvansal besinleri yemediğinden karnı bir türlü doymuyor.

20160428_172751_HDR

Bayındıra gelmeden kamp yapacağımız Ergenli kaplıcalar yoluna saptık. Yolumuz hafif rampa.

20160428_191109_HDR

Bu gün biraz fazla yol yapmamız nedeni ile yorgunluk baş göstermeye başlayınca hemen yol kıyısına oturup yorgunluk kahvesi pişirmeye başladım. Gelen geçen arabalar yol kıyısında oturmuş bu insanlar ne yapıyor diye merakla baka dursun biz keyfimizi sürüyoruz. Kahveler pişti, şanslı olan 3 kişi yanımda kahvesini içecek. Bunlardan biri Sevil, biri Ferdimen biri de Gökay. 4 Fincan olunca böyle oluyor mecburen, kahveler pişti, nefis görünüyor.

su1-4-f-009

Kahve molası iyi geldi, güneş henüz batmamış. son ışıklarını çam ağaçlarının üzerine vurmakta. Geride kalan 4 kişi tekrar yola çıktık kamp yerine doğru.

su1-4-f-010

Güneş dağların ardında batıyor. Biz daha yoldayız ama az kaldı.

20160428_191601_HDR

Daha önce Bayındırdan tanıdığımız Spor ilçe müdürü Erdal İnce sayesinde Bayındır belediyesi ile görüşmelerimizde bize konaklayacağımız yer olarak Ergenli köyü, ılıcaları verdiler. Köye vardık sonunda güneş batmadan.

Köyün girişinde uzun ve dar bir tabelaya Ergenli Köyü’ne ve Ilıcalara Hoş Geldiniz yazısı yazılmış. Gökay ve Sevil önde köye doğru çıkarken.

IMG_0165

Belediyenin tesisleri olan yerde duruyoruz. Geniş bir avlusu ve çevresinde banyo odaları var. Avluda ağaçlar dikilmiş zamanında gölge yapıyor. Bu tesislere bakan görevli geleceğimizden haberi var. Bize 2 tane odayı açıyor yıkanabilmemiz için. Avludaki masaları birleştirdik, burada yemeğimizi yiyeceğiz.

IMG_0166

Tesisin yanından küçük bir çay akıyor. Kıyılarda çınar ağaçları var.

IMG_0167

Banyo odalarında bol sıcak su ile yıkanıp rahatlıyoruz sırayla. Sonra oturup kendi hazırladığımız yemekleri yedikten sonra günün yorgunluğunu masalarda oturup yudum yudum şarap ile sohbetimizi koyulaştırıyoruz. Bir tarafta Sevil ile beni çekiyor Ferdimen.

IMG_0168

Diğer tarafta Gökay ve Şafak.

IMG_0169

Gecenin fazla ilerlemesine izin vermedik, yoksa muhabbet bitmez sabaha kadar. Hem uyku kapı arkasına gelmedi, çünkü kapımız yok ki ! Ama uykunun geldiği doğru. Sıcak suda yıkanmanın rehaveti üzerime çökünce çadırıma çekilip derin bir uykuya daldım

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 71 Kilometre civarı.

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc

2 Comments

Add a Comment
  1. Gerçekten çok güzel resimler ve faydalı bilgiler vermişsiniz.Ben resimlerde tek tekerli Trailer görüyorum.Mutlaka çok faydası olmuştur.Yolunuz sürekli açık olsun.Freiburg’dan sevgi dolu selamlar.

    1. Merhaba Mustafa, ilginden dolayı teşekkür ederim. Elimden geldiği kadar turlar ve turculuk hakkında, gezdiğim gördüğüm güzellikleri paylaşmaya çalışıyorum gezip göremeyenler için. Tek tekerlek daha dengeli iniş sağlıyor inişlerde. Freiburg’a selamlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Urim Baba © 2013 Frontier Theme