Simav Eynal Bisiklet Festivali 2. Gün

3 Eylül 2016 Cumartesi

Simav Eynal – Efir – Eynal

( Görme engelli kardeşlerim için resimlerde betimleme yapılmıştır )

 

Ne zaman eğilip baksam yüreğime 
Eski aşklarımın kırıntıları
Parlayıp söner
Ve bir yaz gecesi karanlığında gözlerim
İKİ GÖLGE SEÇER
İstasyon Binası Ağaçlar ve Merdivenler
Rumca söylenen bir ezgiyi dinlerken
DALAR gider 
Ve bir tren gelip geçer aniden 
NE ZAMAN EĞİLİP BAKSAM YÜREĞİME

 

Arif Damar

 

Tatlı düşlerden erkenden uyanıyorum. Erkenden uyanmak en güzel şey. Güzel olan şeyi de yapmak gerek.  İnsan güzel şeyi yapmalı ki güne renk katmalı, güneşle beraber doğmalı Dünya’ya. Erkenden kalkmışken kahve içilmeden olmaz. Etrafımda benimle beraber erken uyananlara kahve yapıyorum bir pişirimlik. Kahveyi de değirmende taze çekiyoruz. Değirmende kahveyi çekenlerden birisi de Antalya dan Gülin Sevi Genç. İlk başta tanımamıştım, kendini tanıtınca kim olduğunu anımsadım ve yanımda oturup hem değirmende kahve öğüterek hem de sohbet ederek kahvemizi pişirip içtik.

Gülin Sevi ile yan yana oturmuş durumda poz veriyoruz kameraya. Gülin Sevi kahve değirmenini çekiyor, ben de kahve pişiriyorum taze taze. Arkamda çadırım mavi rengi ile.

20160903_072452_HDR

Kahvaltıyı hep birlikte yaptıktan sonra hareket saatini beklerken kaplıcaların önünde çeşitli kuşların olduğu kafesler var. Kafesin birinde sarı renkli tüyleri, boynunda kahverengi ve siyah desenleri ile bezenmiş. Boynundan devam eden renk değişikliği kanatların ucuna kadar devam ediyor. Uzun kuyruğu siyah beyaz minik renklerin karışımı ile gri görünümünde. Kısa gagası olan bu kuşun cinsi sülün.

20160903_080004_HDR

El gücü ile çalışan değirmen. Dökümden yapılmış kocaman tekerleğini el ile çevirmek kolay görünüyor. Kalın döküm ayakları üzerinde duran değirmenin çarklarının üzerinde üçgen haznesi üst kısmı geniş, alt kısmı iyice daralmış. Değirmenin yanında da yeşil gömlekli, mavi ceket giymiş, kahverengi pantolonlu, şapkalı heykel duruyor.

20160903_085210_HDR

Eynal kaplıcaların yönetim binası ve hamam olan yeri, önü geniş bir alan parke kilitli taş döşeli temiz bir yer. Belediye görevlileri sürekli çevreyi kontrol edip çöpleri topluyor. Eynal kaplıcalarının tedavi amaçlı olarak; Romatizma, nevralji, cilt ve deri hastalıkları, böbrek taşları, siyatik, kireçlenme, kadın hastalıkları ve sedef hastalıklarına olumlu etkileri görülmektedir. Fiziksel özellikleri; Hipotonik su grubuna girmektedir. Kimyasal özellikleri; Kalsiyum, sodyum bikarbonat ve sülfat içerir. Su sıcaklığı 70-97 ºC olarak çıkmaktadır. Su içinde 2000 mg/lt mineralizasyon içermektedir.

20160903_085221_HDR

Belediye başkanı da gelerek bisiklete binip aramıza katıldı. Başkan bisikletin üzerinde poz veriyor. Bizler de etrafında bisikletsiz başkana destek olduk.

20160903_093429_HDR

Eynal kaplıcalarının sıcak su kaynağına doğru gidiyoruz. Kuyular yakınlarda bir yerde. Kuyudan çıkan su sıcaklığı ve basıncı fazla oluna fazlalık dışarıya püskürtülüyor. Bu püskürtme uzaklardan da rahatça görünmekte. Basınç çok olunca buhar onlarca metre yukarıya fışkırmakta. Sıcak buhar olarak havaya dikine çıktıktan sonra en tepede soğuyunca rüzgara göre yana doğru yağmur biçiminde yere düşmekte. Buhar hüzmesinin yanı perde gibi. Kuyu başından borularla tesislere taşınmakta sıcak buhar.

20160903_094343_HDR

Bisikletleri bir tarafa bırakıp kuyulara doğru yürümeye başladık. Arazide toprak susuzluktan derin çatlaklar oluşturmuş. Çatlaklar diz boyunu aşkın. Yabani otlar da termal sudaki minerallerden rengi bir acayip.

20160903_094628_HDR

Kuyudan çıkan geniş borudan fışkıran buharın yoğunluğu Güneş ışınlarını tamamen kapatıyor bir bulut gibi.

20160903_094648_HDR

Kuyu borusundan çıkan buhar jet sesi çıkarıyor. İyice yanına yaklaşarak bir resim çekiliyorum.

20160903_094901_HDR

Rüzgarın estiği yönün ters tarafında sağnak yağmur sürekli yağıyor, yer sulak araziye dönmüş durumda.

20160903_094919_HDR

Kuyunun dibinden buhar hüzmesini çekiyorum. Güneş hayal meyal görünüyor.

20160903_095053_HDR

Katılımcılar bir araya toplanıp resim çekilmek için kollarını havaya kaldırıp poz veriyor. Ben de kollar yukarıda arkadan resimlerini çekiyorum.

20160903_095220_HDR

Yukarıya doğru fışkıran buhar kütlesi ve eller havaya kalkmış. Güneş buhar hüzmesinin arkasında yakından çekiyorum bir kaç eli arkadan. Kuyuların vanaları bizler için özel olarak açıyorlar buharın gökyüzüne çıkışını izlememiz için.

20160903_095232_HDR

Yeterince buhar çıkışını izledikten sonra topluca yola çıktık. Ara yollardan Balıkesir yönüne doğru gidiyoruz. Yol toprak ve ağaçlı olunca zevki bir başka oluyor.

20160903_112240_HDR

İlk molamızı ağaçların serin gölgesinde veriyoruz.

20160903_115712_HDR

Burada alabalık tesisleri var, havuzda balık yetiştiriliyor. Yakınlarda akan bir çay ve gölet bulunmakta. Çaydan gelen soğuk sular havuza boşalıp balıkların sürekli soğuk suda kalmalarını sağlıyor. Havuzun içinde bir sazan balığı görünüyor.

20160903_115723_HDR

Dinlenme yerinde piknik yapılmakta ve piknik artıklarından beslenen köpekler de yiyecek peşinde. Krem renkli yavru köpek maskotumuz oluyor.

20160903_115758_HDR

Bisikletleri mola yerinde bırakıp gölete doğru yürümeye başladık. Gölet yukarılarda bir yerde olduğu için biraz tırmanmak gerekecek.

20160903_115907_HDR

Gölet küçük, bent ile su tutulmuş. Su olması etrafı değiştirmiş bir nebze. Durgun yeşil rengi, kıyılarında sazlıklar ile seyredilmesi insana huzur veriyor. Dağın gölgesi su yüzeyine yansımış.

20160903_120100_HDR

Akasya ağacının yaprakları arasından gölet manzarası.

20160903_120138_HDR

Göletin etrafını dolanmaya başladık. Gölet küçük olunca kısa sürede dolaşıyoruz. Karşı kıyıda yürüyen bisikletçiler ve göletin sularına yansımaları. Çınar ve çam ağaçlarının da yansımaları gölet yüzeyinde.

20160903_120222_HDR

Pistonları ısınan Antalyalı Adnan Tutucu kalın bir borudan ayaklarını akan suda soğutuyor. Boru içine sokulmuş başka bir boru çeşme için su sağlıyor.

20160903_120618_HDR

Yol kıyılarında kocaman ceviz ağaçları neredeyse yolu kaplamış durumda. Ceviz ağaçlarının gölgesinde bisiklet sürüyoruz.

20160903_123527_HDR

Küçük bir çayda akan su ve ağaçlar etrafı kaplayıp görülmesi gereken bir tablo oluşturmuş. İzliyorum ve huzura erişerek orman kuşlarının şakırtılı nağmeleriyle. Su kenarındaki kuşların şakırdamaları başka bir tonda çıkıyor. Onları kendi yerinde dinlemek bana huzur veriyor doğrusu. Bir süre ormanın sesini dinliyorum akan çayı izleyerek.

20160903_123743_HDR

Buradaki toprağın ve kayaların yapısı Kütahya da ki gibi sodalı beyaz görünümünde. Tek tük çam ve meşe ağaçları bayırda serpilmiş.

20160903_125508_HDR

Köy yollarının bazıları henüz asfalt ile tanışmamış. Burada toprak yol köyleri birbirine bağlıyor. Araç ta görünmüyor bu yolda. Sadece bizler bisiklet sürüyoruz. Ağaçlar çalı boyunda ve dağınık .

20160903_130421_HDR

Yol kıyısında çeşme ve su görmek olası. Borudan az da olsa su akması bana yetiyor. Sularımı tazeliyorum çeşmeden. Biraz da içmek gerek her çeşmede olduğu gibi. Borudan akan su ve döküldüğü yalak görünüyor resimde. Akan su aşağılarda iri damlalar şeklinde ayrılarak yalağa dökülmekte.

20160903_130909_HDR

Her yerde olduğu gibi çocuklar bizi meraklı gözlerle izliyorlar sessizce. Ellerinde Türk bayraklarını sallayıp bizlere selam veriyor. Çocuklar havuz duvarının üzerine oturmuşlar. Oğlan çocuğu ayakta. Küçük bir kız da yerde ayakta duruyor. Toplam dört kişiler. Şimdiye kadar hiç görmedikleri kadar bisikletli görmenin heyecanı içindeler belli. Havuzun ön kısmında taş ve dal parçaları ile çit çekilmiş bahçeye.

20160903_132246_HDR

Efir köyünün kavşağından geçiyoruz. Tabelada sağ yönnde ok işareti ile Efir, Kınık 5, Akdağ 7, Güney 10. Altına siyah çizgi çekilip diğer yöne ok işaretiyle Kusumlar 4, Yeşilçam 6, Hisarbey 9 kilometre olduğunu belirtiyor. Üç kavak ağacının boyu epey uzun.

20160903_132834_HDR

Kavşağın diğer tarafında da bu kez ok yönleri sola gösterir biçimde Efir, Kınık 5, Akdağ 7, Güney 10,. Yine çizgi ile ayrılmış ters yönü gösterir ok işareti Boğazköy’e 5 kilometre kaldığını belirtiyor.

20160903_132838_HDR

Küçük taş bir ev bakımsız ve terk edilmiş olarak karşımda duruyor. Kiremitli çatısı, bana bakan yanda çatı aynası tahta ile kaplanmış . Bir kısın tahtalar yerinde yok. Evin girişinde tahta kapı ve üzeri boşluk. Evin önünde ince tomruk olarak kesilmiş ağaçlar yığılı. Solda ise çalı çırpı konulmuş ocakta yakmak için.

20160903_133357_HDR

Efir köyünün yakınlarındaki bir gölete daha geldik, etrafında pek ağaç yok. Göleti uzaktan çekiyorum.

20160903_135019_HDR

Tarlanın kıyısında kocaman bir armut ağacı var. Gölgesinde bisikletim KUZ dinlenirken uzaktan resmini çekiyorum armut ağacı ile birlikte.

20160903_135023_HDR

Akdağ köyünde köylüler yiyeceklerini Güneşe kurumaya bırakmışlar sokakta. Mısır sarı rengi ile, ayçiçeği siyah rengi ile kurumakta brandanı üzerinde serili durumda.

20160903_144858_HDR

Mısır ile beraber parça parça brandaların üzerinde diğer meyveler de kurumaya bırakılmış yol kıyısında.

20160903_145032_HDR

Geniş arazilere kavak ağaçları dikilmiş yol boyunda. Gölgesi toprak yola vurmuş, bisikletliler de kavak ağaçlarının gölgesinde gidiyorlar.

20160903_151931_HDR

Güney köyündeyiz, eski kerpiç evler zamana karşı direniyor. Biraz yıpransa da hala ayakta ve içinde oturanlar var. Karşımda uzun bir ev, tek katlı, yuvarlak kiremitli, kerpiç duvar.

20160903_153049_HDR

Tarihi taş köprüye girerken beyaz gelinliğini giymiş gelin ve beyaz ceket, lacivert pantolon giymiş damat ışıl ışıl resim çektiriyor. Ben de onları bir poz çekiyorum. Sonrasında mutluluklar dileyerek bir yastıkta kocasınlar temennisinde bulundum genç çifte.

20160903_160358_HDR

Simav çayı üzerinde tarihi köprü onarılarak yenilenmiş. Köprü 9 göz olarak yapılarak tarihi doku korunup halkın ziyaretine açılmış. Evlenecek gelin – damat, nişanlılar, sevgililer ve halk buraya gelip resim çektiriyorlar. Biz de bisikletlerimizle köprünün üzerine çıkarak poz vereceğiz.

20160903_160430_HDR

Ben de köprünün diğer yanından köprü kenarına dizilmiş bisikletlilerin resmini çekiyorum. Köprünün 9 gözü ile birlikte. Köprünün altında su akmasa da etraf ağaçlarla kaplı.

20160903_160459_HDR

Yan yana dizilmiş bisikletler ve katılımcıların yandan ve yakından resmini çekiyorum. Karşıdan bizleri çekenler var fotoğraf makinesi ile.

20160903_160631_HDR

Kamp alanına gelip bisikletleri çadırın yanına bıraktık. Doğru hamama. Bir güzel yıkanıyoruz termal sıcak su ile. Terli eşyaları da elden şöyle bir geçirip yıkıyorum. Kuru ve temiz elbiseleri giyip yıkadığım çamaşırları kurusun diye astım. Rüzgarda çabuk kuruyor çamaşırlar. Akşam yemeğinden önce Mehter takımı gelip meydanda yerlerini alıyorlar.

20160903_194611_HDR

Davullar, zurnalar, kös, zil çalgı elemanları. Ellerinde uzun sopalarda flamalar, bayraklar ve sancak. Başlıyorlar mehter marşları çalmaya. Davul sesi bir yanda, zurnalar barım barım ötüyor. Kös davuluna tokmaklar vurdukça veriyorlar coşkuyu, veriyorlar mehteri.

Mehter başı orkestrayı yönetiyor, sağında kös davulu iki tane, yanlarında bayrak tutan iki asker. Yeşil elbise giymişler. Arkada 7 kişi kırmızı elbise giymiş mehter marşlarını söylüyor. Karşıda Simav belediyesi Eynal kaplıcaları yazılı termal hamam binası. Sağda davullar. Mehter takımındakilerin başlarında çeşitli kavuklar, başlıklar takılı.

20160903_194616_HDR

Mehter veya mehteran, Osmanlı Yeniçeri Askerî Bandosu. Dünyanın en eski askerî bandolarından birisidir.

Farsçadaki “mihter” kelimesinden türemiştir. İslamiyetten önceki Türk devletlerinde, küçük değişikliklerle yer almıştır. Yeniçerilerin olduğu gibi Mehteranın da Piri Hacı Bektaşi Veli olup, her icraattan önce mutlaka Peygamber, Ali ve Hacı Bektaşi Veli adına dua okunması ve marşlarda adlarının zikredilmesi gelenektendir. Üç önemli sembol yer alır; ocak, sancak ve zafer.

Osmanlı mehterinde; zurna, boru, kurrenay ve mehter düdüğü gibi nefesli, üflemeli, kös, davul, nakkare, zil ve çevgân gibi vurmalı ya da çarpmalı çalgılar yer almıştı. Tüm çalgıların sayısı eşit tutulmuş ve bu sayıya dayanarak mehterin kaç katlı olduğu belirlenirdi.

Kaynak; Vikipedi

Solda üç davul, bir zil. Bir kişi elinde sırık, tepesinde hilal, altında iki yana sarkmış püskül. Yanındaki de yeşil sancağı bir eliyle tutuyor. Giydikleri elbiseler yeşil ve kırmızı ağırlıklı.

20160903_194627_HDR

Mehter takımı çalıp gittikten sonra yemeğimizi yedik. Hava karardı, bize gösterilen yere gidip varilde ateşi yaktık bir güzel. Hava karardıktan sonra serinlik üşütmeye başlıyor. Ateş karşısında iyice ısındıktan sonra Antalya dan gelen Nevzat Özdemir kardeşim alıyor sazı eline başlıyoruz türkü söylemeye. Nevzat çaldıkça bizler söyledik.

20160903_230746

İki yarım varilde odunlar yalımlarla yanıyor  gecenin karanlığında. Alevlerin kızıllığı yüzlerimize yansıyıp türkülerimize renk katıyor.

20160903_234344_HDR

Türküler yüreklerimizi ısıtıp coştu gecenin ilerleyen saatine. Artık odun atmıyoruz varile ve son kalan közlere su döküp söndürüyoruz. Ateş yakıp türkü söylediğimiz yer top sahasının diğer tarafı ve çadırlardan uzak. O yüzden çadırdakileri rahatsız etmemiş olduk. Ateş söndükten sonra çadırlara gidip yatıyoruz günün yorgunluğunu çıkarmak için.

Bugün yaptığımız yol yaklaşık olarak 60 Kilometre civarı.

Aşağıda haritası var.

Powered by Wikiloc

1 Comment

Add a Comment
  1. Bir festival günü ancak bu kadar aydınlatıcı ve özendirici anlatılır. Bisiklet sürerken bu kadar ayrıntıyı nasıl yakaladığıniz sorusu geliyor akla. Güzel memleketimi güzel bir insanın duyguları ile kaleme alması nadir okuyabildiğim yazılardan. Tekrar teşekkürler urim BABACAN. IYi ki seni tanımışım.Festivalin kazanımı ilçemi tanıtmak olsada sizler gibi 120 ye yakın insani tanıma şansı verdi bize. Hep sizi anıyoruz. Sizlerde bizi unutmayin olurmu . Selamlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Urim Baba © 2013 Frontier Theme