Antalya Manavgat – Mersin Bisiklet Festival Sonrası

İskenderun Tatili

 

Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken

Gidersen kim sular fesleğenleri
Kuşlar nereye sığınır akşam olunca

Ahmet Telli

 

Uzun zamandır hasret çektiğin sevenlerine kavuşmanın salgıladığı mutluluk hormonları tüm gövdeme yayılmış  olarak rahat ve huzurlu bir düşle uyudum. Bu sabah daha da erkenden uykumu almış olarak kalkıyorum. Ev halkı henüz uyanmamış. Kahve takımımı ve kitabımı alarak arka bahçeye bakan balkona çıktım. Kuşlar ve benden başka kimse yok ortalıklarda. İlk iş olarak kahvemi pişiriyorum, kahvem piştikten sonra kitabımı açarak okumaya başladım. Çocukluğumdan itibaren binlerce kitap okudum ta emekli olasıya kadar. İlk okulda sınıfımızda ki kitaplıktaki tüm kitapları bir çırpıda okumuştum. Çizgi roman kitapları, hikaye kitapları, mizah dergileri. Hele 70 li yıllarda Gırgır dergisi çıkardı. Karikatürist Oğuz Aral yönetiminde genç çizerlerden oluşan ekibin çizimleri ve her hafta oluşan politik olayları karikatürize ederek çizilmesi muhteşemdi.

En beğendiklerimden bir karikatür anlatımı şöyleydi ; Solcu gençlerden birisi elinde boya kovası ve boya fırçası ile yere slogan yazmaya başlamış. “Kahrolsun Fa” diye yazarken elini arkaya bağlamış ve copu ile toplum polisi arkasında beliriveriyor. Bunu gören genç te yazısını yazmaya devam ediyor ; “Kahrolsun Fasulyenin Pilav Üzerindeki Faşist Baskısı Ve Onun İşbirlikçisi aşçılar”

Bir diğeri de Karikatür dizisi ; Parkta insanlar köpeklerini tasması ile birlikte gezdiriyor. Her birinde bir köpek, köpekler de mutlu şekilde başlarını dikerek sahibinle geziniyor. Bunları seyreden cılız bir sokak köpeği ağlamaklı olarak gezinen köpekleri seyrediyor. Sahibi olmadığı için üzgün. Bunları seyrederken kafasının üzerinde bir ampul parlıyor. Sokak köpeği kasaptan, ordan burdan kemikleri topluyor. Sonrasında şerit bezlerle sarıyor sarmalıyor kemikleri. Başlıyor yalamaya, yalıyor yalıyor yalıyor. Derken sevgiden olsa gerek yaladığı sargılı nesne mumya gibi canlanıp köpeğin sahibi olarak bir ipe bağlı şekilde başı dik diğer köpeklere nispet yapar gibi geziniyor diğer köpeklerin şaşkın bakışları arasında.

Her pazar sabahı kalkar kalkmaz doğruca gazeteciye giderek Gırgır dergisini alırdım. Sabah kahvaltısını dergi önünde açarak tüm karikatürleri, mizah yazılarını tek tek okurdum. En çok kitap okuduğum yerlerden birisi de işe gidip gelirken serviste geçen zamanlar. İş yerim uzakta olduğu için 2 saate yakın yol gidiyordum. Bir de dönüşü toplam 4 saat kitap okuma zamanım vardı.

Emekli olup bisiklet binmeye başladığımdan beri kitap okumayı bıraktım. Pek zaman ayıramıyordum kitap okumaya ama artık başlamalı diyerek okumaya çalışıyorum zamanım oldukça. Yeni girdiğimiz bilgi çağının ataları olarak “Kitapların şarjı hiç bir zaman bitmez” diyoruz.

Sabahın erken saatleri, masanın üzeri kareli kırmızı renkli muşamba ile örtülmüş. Okuduğum kalın kitap açık durumda. yanında pişirdiğim kahve fincanı dolu, içilmeye hazır. Kokusu da bahçeye yayılmış durumda. Masanın ucunda bir saksı, içinde fesleğen ara sıra fesleğene dokunarak mis gibi fesleğen kokusunu koklamak gibisi yok. Beyaz boyalı balkon demirleri arasında yeşil çim bir alan. Kocaman okaliptüs ağaçları, Bir kaç portakal ağacı, ağaçta henüz olgunlaşmamış yeşil portakallar var. Güneş henüz kendini göstermedi daha.

20151014_072006_HDR

Akşama kadar tembellik hakkımı kullanıyorum hiç bir iş yapmadan. Halamın oğlu erkenden işe gidiyor, yeğenimin büyüğü okula, küçük yeğen, halam ve yengem ile başbaşa kalıyoruz. Sevgili halam ile sohbet ederek ve hasret gidererek günü değerlendiriyoruz. Bana soruyorlar ne yemeği yapalım diye. Ben de ne yaparsanız yapın ben yerim, özel bir şey istemem diyorum. Akşam üzeri, saat 5 civarı çocuklar okuldan geldiler ve gelir gelmez spor kıyafetlerini, tuttuğu takımın formalarını giyip bahçeye çıktılar. Yeğen de futbol topunu çıkardı ortaya. Ben de aralarına katılıp beşerli takımlara ayrıldık. Başladık çılgınlar gibi top oynamaya.

20151013_180215_HDR

10 deli bir topun peşinde koşturuyoruz.

20151013_180252_HDR

Bağrış çığrış top nereye biz oraya.

20151013_180255_HDR

Müthiş bir enerji patlaması var çocuklarda. Bütün gün okulda ders yapıp zaman geçirdikten sonra geniş bahçede deli danalar gibi bir topun peşinden koşturmaktan geri kalmıyorlar. Enerjileri bitmek bilmiyor. Ben onlar kadar koşturamıyorum. Bazen bir iki çalım atıp gol atıyorum. Hep beraber gol sevincini kutluyoruz. Duruma göre de karşı takımın gol atmasına göz yumuyorum. Tüm çocuklar halinden mutlu, neşeli ve gol atmanın sevincini yaşıyor. Ben de sevinçlerine ortak oluyorum.

20151013_180304_HDR

Karşı takım atak yapıyor, çalım yiyorum, beni geçiyorlar. Arada resimlerini çekiyorum çılgın çocukların.

20151013_180355_HDR

Mutluluğun resmini çekiyorum ama resimler net değil. Çocukların hareketleri o kadar hızlı ki cep telefonumun sensörleri yetişemiyor.

20151013_180358_HDR

Futbol topumuzun rengi mavi, biraz laciverte kaçıyor.

20151013_180403_HDR

Çoğu kez arkalarından koşturamıyorum. Benim onlar kadar enerjim yok. Onları izlemek bile anlatılmaz bir duygu.

20151013_180812_HDR

Kaleci ile karşı karşıya, vurdu ve kaleciyi ters köşeye yatırdı. “Beş dört biz galibiz” Diğeri “Hayır beş beş berabere” Derken tartışma başlıyor. Ben araya girerek durumu eşitliyorum “Beş beş berabereyiz şimdilik”

20151013_180910_HDR

Ceza sahasında birini düşürüyorlar. Hakem penaltı diyor. Düşen çocuğu kontrol ediyorum herhangi bir şeyi var mı diye. Şükür ki yok, bazen oyun sertleşiyor. Çocukları zapt etmek kolay değil. Sarı lacivert formalı çocuk yerde ama mutluluk gülümsemesine yansımış.

20151013_181008_HDR

Ve penaltı atılıyor, penaltıyı atan geriliyor geriliyor koşarak topun üzerine gelip topa bir vuruyor ve goooool.

20151013_181104_HDR

Eşitlik bozuldu gol atmak gerek. Çalım atmayı çok seviyor çocuklar. İlla çalım atacak pas vermek yerine. Diğeri ellerini açarak “Pas ver pas ver” diye bağırıyor. Ayağında top olan ise illa çalım atıp geçecek. Arkadaşını duymuyor bile.

20151013_181120_HDR

Fazla çalım atınca topu kaptırıyor ve arkadaşları kızıyor haklı olarak. Topu kapan o da çalım atmaya başlıyor ve pas vermeye niyeti yok.

20151013_181125_HDR

Hava kararmadan maçı bitiriyoruz. Her anne baba çocuklarına “Akşam ezanı okunmadan eve gel” diye söyler ya öyle oluyor. Bizim takımı elçek ile resim çekiyorum. Arkamda beş gülümseyen çocuk ve biri başımın üzerinde kulak yapıyor. Bu şerefe bile erişebilmem bana sonsuz bir mutluluk veriyor. Sevince ortak olmak, hele çocuklarla müthiş bir bahtiyarlık olsa gerek. Çocuklar her zamankinden daha mutlular bu gün. Nedeni ise uzun saçlı bir adam kendileri ile top oynaması. Hep beraber çocukça koşturup gol atmak, gol sevinci yaşadılar bu akşam üzeri.

Anladığım kadarı ile her evde ya bir yada iki çocuk var. Her çocuğun babası demir çelik fabrikasında çalışıyor ve şef yada müdür pozisyonunda. Bunların hepsi çocukluklarını kaybetmiş. İşleri de yoğun olunca tamamen iş odaklı olarak yaşıyorlar. Babalar sadece işe odaklı olunca çocuklarınla oynama fırsatları yok. Hal böyle olunca çocuklar okuldan döndükten sonra kendi kafalarına göre futbol oynuyor. Hiç bir çocuk babası ile futbol oynayamıyor maalesef. Benim halamın oğlu da dahil. Sadece dünyanın parasını özel okullara vererek çocuk yetiştirdiklerini sanıyorlar. Bu durum büyüyünce belli olacak. Ben aralarına girince daha neşeli oynadılar ve sevinçleri yüzlerine gülümseme olarak yansıdı.

Resimde beş çocuk, renkli formaları ile gülümsüyoruz kameraya. Birisi de başımın arkasından kulak işareti yapmış eliyle.

20151014_171115_HDR

Bu kez yengeme rica ediyorum bizi çeksin diye. O da ricamı kırmıyor ve çocuklarla beraber resim çekiliyoruz.

20151014_171337_HDR

Çocuklar mutlu, ben onlardan daha mutlu olarak uyuyorum. Mutlu uyumanın verdiği enerji ile sabah erkenden kalkıyorum. Kitabım, kahvem ve bir bardak suyum masanın üzerinde. Fesleğen saksısı da, dip tarafta da bisikletim KUZ sakince duruyor.

20151015_115533_HDR

Bu gün yeğenimin okuduğu özel koleje gidiyoruz. Veli toplantısı var okulda. Yengem veli toplantısı için öğretmenin yanına girince okulun koridorunda camekan raflarda sergilenen madenler, kristaller, böcekler sergisini merakla bakıp hepsinin resmini çekiyorum baştan başlayım.

İlk olarak kule biçiminde beyaz mat renkli bir kristal. Yukarıya doğru inceliyor.

20151015_143101_HDR

Solda içinde mermi çekirdeği gibi fosilleşmiş canlılar barındıran bayazımsı kayaç. İngiltere’nin Bivalvia bölgesinden 50 milyon yıllık fosil. Sanki mermi çekirdekleri gibi fosiller. Sağda ise gümüş renginde topaç biçiminde Hematit madeni. Güney Afrika dan.

20151015_143120_HDR

Adamit madeni Meksika da bulunmuş.

20151015_143145_HDR

Balıkesir ilinde bulunan madenler. Solda taşın bir bölümünde kar yağmış gibi beyaz kristaller olan Hemimorfit. Sağda ise siyahımsı kristal filizi Antimonit.

20151015_143222_HDR

Madagaskar da bulunmuş Ammonit diye adlandırılan 135 milyon yaşında taşlaşmış salyangoz fosili. Salyangozun üç kısmından alt kısmına doğru helezonik genişleyen  gövdede bej renginde, iç kısımdan arkaya doğru dalgalı siyah şerit olarak görünüyor.

20151015_143248_HDR

Bolu da bulunmuş 45 – 55 milyon yıllık taşlanmış ağaç fosili. Yanında da Madagaskar dan bir fosil. Taşlaşmış ağaçta yaş halkaları yok.

20151015_143310_HDR

Aydın yöresinde bulunmuş Dumanlı kuvars. Beyaz kristallerin içinden köşeli, altıgen kesitli siyah renkte kristal filizleri uzamış.

20151015_143341_HDR

Yine Aydın ilimizde bulunmuş yüzeyleri düz, yedi yüzeyi olan şeffaf kristal biçiminde.

20151015_143349_HDR

Kongo dan getirilmiş Malakit madeni. Yeşil renginde biraz kristalimsi yapıda.

20151015_143356_HDR

Taşın içinde fosilleşmiş ilkel bir canlıya ait izler. 500 milyon yaşlarında.

20151015_143418_HDR

İki harika görümlü maden filizi. Soldaki Belçika dan Bizmut madeni.  Bizmut öyle bir yapıya sahip ki eski zaman tapınaklarına benziyor. Kademe kademe yükselen merdiven basamaklı, kıyılarda bina biçimli. Alt ön kısmında tapınak benzeri tek katlı bina. Basamaklar 90 derece köşeli yükseliyor.. Diğeri ise Peru dan getirilmiş Pirit madeni. Gümüş yapısı ve rengi ile güneş ışınlarının dağılması biçiminde ortada merkezi, etrafa genişleyerek yayılan görünüm.

20151015_143438_HDR

İzmir de bulunmuş Kalsid Jeod. Dış kısmı bej renginde taş görünümlü. Taşın içi ise belli bir kalınlıkta  beyaz Kalsit iç kısma yapışmış. Kalsit kristalleri beyaz kristalimsi. İç kısmında ise boşluk var.

20151015_143451_HDR

Küçük ölçekte kehribar fosili. Bizlerin rahatça görebilmesi için önüne sabitlenmiş bir büyüteç konulmuş. Zaten büyüteç olmazsa içinde kalmış böceği görmek olanaksız. Milyon yıl önce çam reçinesinin içinde kalmış böcek şimdiye kadar bozulmadan olduğu gibi kalmış günümüze kadar. Çektiğim resimden böcek pek anlaşılmıyor.

20151015_143520_HDR

Fas tan getirilmiş kalsit örneği. Sanki gökyüzünde pamuk bulutu gibi bembeyaz. Yada yeni yağmış karı toplamışsın da kartopu yapmadan önceki hali.

20151015_143537_HDR

İspanya dan Fluorit kristali. Mor rengi ile insanı büyülüyor adeta.

20151015_143555_HDR

Sütlü kahve karamela renginde kristal bir yapıda taşın içinde küp şeklinde küçük filizler.

20151015_143608_HDR

Başka bir kristal örneği. Bej renginde kayanın içinde turuncu renkli yaprak biçiminde filizler fışkırmış düzensiz olarak.

20151015_143613_HDR

Bal renginde lokum gibi küp şeklinde yarı şeffaf kristaller.

20151015_143641_HDR

İki örnek, soldaki kaya içinde eflatun renkli ve dış kısmı gümüş renkli damarlar oluşmuş. Sağdaki örnek ise koyu mavi renkte kristal, orta göbekte öbekleşmiş yeşil kristaller. Renkler o kadar canlı ki seyretmeye doyum olmuyor.

20151015_143653_HDR

Aşağıdaki resimde görünen nesneyi nasıl anlatmalı bilmem. Üçgen görünümünde bir yapı, setlerden oluşmuş çıkıntıları labirent biçiminde ama çıkar yolu yok. Setler düzgün bir şekilde değil, gelişi güzey birbirine bağlantılı. Asıl setlerin içindeki mini minnacık küçük odalar. Odalar arasında ince duvarlar sanki bir hücre yapısının bir bütününü oluşturmuş gibi. Benim tahminim deniz canlıların oluşturduğu doğal filitre gibi.

20151015_143708_HDR

Deniz kabuğu fosili, kayanın içinde taşlaşmış. Yapısı boynuz ucu gibi üçgen. Geniş kısmından uca doğru açık renkten mor renge dönüşmüş.

20151015_143716_HDR

Fosilleşmiş deniz canlısı. Deniz kurduna benziyor. Bir kısmı taşın içinde kalarak fosilleşmiş.

20151015_143724_HDR

Tam şekilde bir balık iskeleti taşlaşarak fosil olmuş. Balığın ana omurgası, kılçıkları, yüzgeçleri ve avını yakalamak için ağzını kocaman açmış, gözleri yuvalarından fırlamış durumda. En ince ayrıntısına kadar görünüyor

20151015_143734_HDR

Yuvarlak bir taş tam ortadan ikiye kesilmiş. İçinde ise harika bir şekil oluşmuş durumda. İçi boş bir güneş biçiminde etrafına ışıkk saçar gibi.

20151015_143739_HDR

Kayanın içinde kalmış salyangoz örnekleri.

20151015_143748_HDR

Çıyanın önden görünümlü fosil. Diğer bir kayanın içinde kurbağa fosili. Üçüncü kayada ise böcek fosili görünmekte.

20151015_143753_HDR

Mor renkte bir kristal ve 4 tane pembe renkli kristal filizleri. Kristaller kare prizma şeklinde

20151015_143802_HDR

Kristal bir taşın üzerinde sanki bitki tohumları serpiştirilmiş.

20151015_143809_HDR

Kahverengi bir kayaya tutunmuş iki farklı renkte kristal yapılar. Birisinin rengi koyu mavi, diğerinin rengi ise yeşil. Bunlar kristal yapıda kayaya yapışmış durumda.

20151015_143816_HDR

Alt kısmı kirli pembe beyaz açık renkte kristal, ortası beyaz kristal ve üst kısmı pembe renkte şeker gibi kristallerden oluşmuş ilginç bir örnek.

20151015_143824_HDR

Kayanın üzerinde kahverengi renkte kristal kaplı.

20151015_143833_HDR

Açık mor renkte kristal bir taşın üzeri yeşil benekler. Diğer bej renkli taşta da aynı yeşil benekler. Sanki ekmeğin üstünde yeşil küf oluşmuş gibi.

20151015_143844_HDR

Madenler ve kristal bölümü bitti, sıra kelebek ve böcek bölümüne. Soldaki iki kelebek siyah renk ağırlıklı birisinde mavi diğerinde kırmızı boya fırçası değmiş gibi renkli. Sağdaki iki kelebek ise sarı renkte sadece kanat uçları siyah. O da fazla değil. Kelebekler Peru da yakalanmış.

20151015_143901_HDR

Üç kelebek üste olan siyah ağırlıklı iki kanatta beyaz benekler kondurulmuş. Peru da yakalanmış. Başka bir kelebek küçük karışık renkli, Orta Afrika Cumhuriyeti, diğer kelebek ise koyu lacivert, beyaz kalın bir çizgi çekilmiş. Bu da Peru da yakalanmış.

20151015_143907_HDR

Peru da yakalanmış siyah ağırlıklı kanatlarında üç yeşil kalın çizik. Gövde kısmından kanatlarının ortasına kadar turuncu renkte, sonrası ise siyah. Orta Afrika dan. Bali de yakalanmış diğer kelebek ise siyah kanatlara bir kısmı turuncu uçlarına doğru koyu bordoyu andırır bir renk. Alt etek kısmı ise gölge beyaz.

20151015_143910_HDR

Küçük bir kelebek Endonezya dolaylarında Lombok Adasında ta yakalanmış. Beyaz kanatları çifter, uçları siyah. Yine aynı bölgeden Sulawesi adasından başka bir kelebek. Koyu bordo renkli kanatları tam ortasında yukarıdan aşağıya doğru fırça ucu ile sarı boyanmış. Aynı renkte kanat uçları da daha küçük beneklerle bezenmiş.

20151015_143916_HDR

İkisi Peru dan biri gövde tarafı sarı kanat uçlarına doğru siyah. İki renk oranı aynı. Ortadaki ise tamamen bordo, iki kanatta da turkuaz mavi sanki ressamın fırçası yatay olarak değdirilmiş. Soldaki üçüncü kelebek ise tam kelebek kanadı, iki parçadan oluşmuş. Siyah olan kelebeğin aydınlık tarafı alt kanadında iki turkuaz yeşil renk kondurulmuş. Bu kelebek batı Jawa da yakalanmış.

20151015_143919_HDR

Hindistan da yakalanmış bu kelebek beyaz zemine siyah noktalar ile mozaik görünümlü, üçgen kanatları alt dar kışından başlayıp kenarlara paralel giden beyaz bir renk. Çin de yakalanmış siyah bir kelebek sanki üzerine pelerin atmış, pelerin rüzgarda açılarak uçuşuyor. İki ayağını da açmış öylece duran bir adam gibi. Üçüncüsü ise batı Jawa dan gövdenin ortasından alt kısma ve kanadın ortasına kadar kare olarak çok açık sarı. Diğer taraf ise siyah renkte ve sarı benekler serpiştirilmiş.

20151015_143923_HDR

Üstte siyaha yakın mor renkte kanatları olan kelebek var. Kanatlarına iki ayak basmış sanki mavi renkte. Üst kanat uçlarına doğru mavi renkte benek kondurulmuş. Alttaki kelebeklerden soldaki daha küçük minyon tipli, siyah gövde tarafının bir kısmı sarı, kanatların diğer kısmı sarı beneklerle bezenmiş. Diğer kelebek ise yaprak damarları, aralarına ince beyaz bir tülbent kaplanmış.

20151015_143927_HDR

Burada dört kelebek var. Birisi üstteki damarlı beyaz kelebeğin aynısı. Yanında sapsarı bir kelebek. Lekesiz, duru. Alttaki iki kelebeğin belirgin ortak özelliği kanat alt uçları birinde tek kuyruk uzantısı, diğerinde çift kuyruk. Gövde ve kanatların büyük kısmı beyaz, diğer taraflar siyah. Etek kısmı sanki dantel örülmüş gibi. Diğerinde ise siyah ağırlıklı beyaz benekleri olan bir kelebek.

20151015_143933_HDR

Bu kelebeğin tarifi olanaksız gibi. İkişer üçgen şekilli, üst kanatların yukarı uçları sana doğru çıkıntı yapmış. Alt kanatta bir, üst kanatta biri büyük diğeri küçük iki delik gibi ama delik değil. Kanatların yukarıdan aşağı doğru diş kısmına sonradan bir parça eklenmiş gibi. Rengi de kahverenginin her tonu var. Biri büyük biri küçük aynı kelebekten iki tane.

20151015_143938_HDR

Kenarları koyu siyah, orta kısmında boydan boya şerit biçiminde sarı renk. Sarı ile siyahın renk uyumu şahane. Yanında ipek beyazı bir kumaş gibi renkte kelebek. Gövdesi sarı kanatları kahverengi küçük kelebek kanatları yukarı doğru kapalı. Küçük kanatları siyah, dar bir şerit çok açık mavi yeşil karışımı. İki tane siyah kanatları üzerine beyaz beneklerle donanmış kelebek. Kanat alt etek kısmında boynuzlar çıkıntılık yapmış. Yanında yarım olarak görünen mavi renkli bir kelebek. Kanat uçları siyah füme renginde.. Mavi ile siyah uyumlu bir renk.

20151015_143953_HDR

Yine siyah  renkli bir kelebeğin kanatlarına açık sarı renkli martının gölgesi düşmüş gibi. Diğer bir kelebek ise baş tarafı az aşağıya doğru mavi renge boyanmış. Kanat uçları açık siyah diğer taraflar ise yukarıdan aşağı koyu siyah bir gölge gibi. İnce siyah çizgilerle belirlenmiş sarı kanatlı küçük bir kelebek. Yanında ise kıyıları siyah ortası sarı renkli bir kelebek.

20151015_143956_HDR

Siyah zemine serpiştirilmiş kanat uçlarında açık sarı benekler, gövdeye doğru daha geniş turuncu kadife renginde. Yanında siyah kanatlarında sarı renkli sadece çoğu batmış güneş gibi. Etek kısmında sarı benekler sıralanmış.

20151015_144000_HDR

Gövde ve kanat uçları siyah, geri kalan kısmı mavi renkte. İki kanadın alt kısmında ise mahmuzlar sarkıyor. Sanki ayakları üzerinde duruyormuş gibi. Yanında gövde  ve kanatların bir kısmı siyah. Kanat uçları da öyle. Yukarıdan aşağıya doğru mavi deniz görünümlü. Kanat uçları beyaz benekler konulmuş bir kaç tane. Beyaz gövdede sanki nakış işlemişler gibi desenli. Desenler de doğal oluşmuş çizgiler ve küçük yuvarlaklar. Yanında ise çok küçük bir kelebek ve önemli bir rengi de yok.

20151015_144021_HDR

Yukarılardaki resimde yarım görünen mavi kelebek tam olarak burada görünüyor. Yanında ise kanatların alt kısmında mahmuzları bayağı uzun kıyıları siyah ortaları sarı renkte. Altta ise Alt kısmı turuncu açık, yukarılara doğru rengi gittikçe koyulaşmış. Neredeyse siyah, iki sarı renk deseni konulmuş her iki kanada. Diğer bir kelebek ise mahmuzlu siyah yeşile çalan koyu bir rengin üzerine sanki mavi bir balığın gölgesi düşmüş gibi.

20151015_144025_HDR

Kelebekler bölümü bitti, şimdiye kadar gördüğüm kelebekler Güney Amerika, daha çok Peru da. diğerleri ise Endonezya civarı adalardan toplanmış. Görünümleri ve renkleri birbirinden o kadar farklı ki sanki evrimi anlatıyor gibi.

Sıra geldi böcekler dünyasına.

Üst solda enine siyah ve beyaz çizgili küçük bir böcek. Sağında biraz daha büyük sarı siyah enine çizgili. ama antenleri kendine ayrılan çerçeveyi taşmış. Gövdesinin üç katı uzunluğunda. Altta solda alacalı siyak küt bir böcek. Sağdaki ise kanatlı saf, lekesiz gümüş renginde.

20151015_144033_HDR

Sağ üst tarafta küçük kelebek kanatları gibi olan böcek kanatların uçları sarı, diğer tarafı kırmızı renkte. Soldaki ise siyah giyinmiş kanatları gövdesini kapatan şövalye kalkanı gibi. Alt sağda çift kanatlı birisi alacalı renkte diğeri beyaz uçları siyah ilginç bir böcek. Solunda kuru dal parçası gibi gövdesi olan kanatları ise oval şeffaf siyaha çalan kahverengi.

20151015_144037_HDR

Burada ise dört tane küçük böcek yer almakta.

20151015_144048_HDR

En ilginç böceklerden birisi karşımda. Boyu neredeyse bir karış, sarı gövdeli, kuru saman görünümlü bir böcek. Gövdesine oranla kanatları güdük kalmış. büyük bir olasılıkla uçmayı unutmuş olmalı. Sadece yürüyen bir böcek.

20151015_144055_HDR

Başka ilginç bir böcek, kolları tüylü bacakları gövdeden üç kat uzunlukta. antenleri hiç sormayın. Gövdesinin altı katı boyunda aşağıdaki böceklere erişmiş. Gövde kollara, bacaklara ve antenlere göre küçük kalmış. Altında ise iki böcek, aynı türden olmalı. Üsttekinin kanatları kahverengi kafası ve antenleri krom renginde metal görünümde. Sanki robot böcek gibi. Rengine bakarak erkek böceğe benziyor çünkü alttaki böcek tamamen metal krom renginde. Bu da dişi olabilir.

20151015_144052_HDR

Solda iki kara bok böceği. Sağda ise bir çekirge türü.

20151015_144059_HDR

Bok böceğini yeşil renkte olanı. yanında ise  gövdesi küçük kolları öne doğru uzun ve güçlü görünümünde. Altta solda iki oval gövdeli böcek. Biri kırmızı diğeri siyah. İkisi de aynı tür biri erkek biri dişi olabilir. Erkekler her zaman daha parlak ve göz alıcı renktedir. Sağda ise iki yeşil küçük böcek.

20151015_144107_HDR

Sol üstte kanatları şövalye kalkanı gibi kısa. Gümüşi kahverengi renginde. Sağında kanatları daha uzun siyah bir böcek. Alt solda küt gövdeli siyah parlak renkli, kanatları ise sütlü kahve renginde. Sağında ise çift kanatlı, alacalı renkte iki böcek.

20151015_144111_HDR

Solda siyah bok böceği, sağında ise çift kanatlı iki böcek. Üstteki böceğin gövdesi siyah kanatları kavuniçi, uçları siyah renkte. Alttaki böcek gövde gümüş renginde kanatları alacalı açık tonda.

20151015_144121_HDR

Solda siyah bir akrep, çok zehirli olmalı. Kıskaçları kalın küt. Sağda ise kocaman bir örümcek.

20151015_144126_HDR

Sağda iki metalik yeşil renkte böcek. Solda ise metalik alacalı gümüş renginde iki böcek. Diğer böceklerden daha büyük. Böceklerin üstte olanlar daha iri erkek olabilir. Altındakiler daha küçük. Bunlar da dişi olabilir.

20151015_144130_HDR

Üstte at sineğine benzer bir böcek, kanatları şeffaf. Ortadaki böcek gövdesi siyah, kanatları beyaz, koyu sarı ve kahverengi ile alacalı. Alttaki ise cırcır böceğine benzeyen bir böcek. Kanatları şeffaf.

20151015_144134_HDR

Buradaki böcek ise kocaman, gövdesi şövalye kalkanı gibi. Siyahın üzerine mat sarı renkte çizgilerle çok ilginç karmaşık desenler. Arka iki ayağı normal, ön ayakları ise anormal büyüklükte. Gövdesinin üç katı uzunluğunda. Altta ise iki sarı siyah enine çizgili böcek. Yukarı da aynısı var ama nedense ayrı isimler yazılmış!

20151015_144143_HDR

Biri kahverengi, antenleri uzun, diğeri küt siyah, bacakları kısa böcekler. Soldakinin kolları kısa ama güçlü görüntüsü var.

20151015_144149_HDR

Solda büyükçe kanatlı, kanatları alacalı kahverengi sarı renkte. Sağda iki böcek siyah renkte biri büyük biri küçük.

20151015_144152_HDR

Özel okul olunca böyle değerli koleksiyon parçalarını sergilemek müşterileri cezbediyor ve okulda bilimsel eğitim verildiğini göstermeye çalışıyorlar. Aslında neler öğrettiklerini bilmiyorum ama okul gayet düzenli, korumalı ve temiz binaları olması iyi para harcandığını gösteriyor. Ne de olsa yağlı müşteriler iyi para ödedikleri kesin. Hem de çok iyi para. Okulda veli toplantısı bitti ve dışarıya çıkıyoruz. Parkta dolaşmaya başladık

Halam ve küçük torunu ile gezi parkında resim çekiliyoruz.

20151015_154109_HDR

Gezi parkının içinde uzun boyunlu kaz görünümlü beton köşeli üç heykel. Gagaları üstte birbirine değmekte. Tam altında renkli bir Dünya küresi. Ortada büyük bayrak direği ve Türk bayrağı göndere çekilmiş durumda. Etrafında da 17 Türk devletini temsil eden bayrakları.

20151015_154131_HDR

Aaa ne güzel parkın içinde bisiklet yolu yapılmış. Bunu gösterir yuvarlak bir tabelanın içinde bisiklet resmi. Bir bisikletçi olarak bunu görmem beni sevindirdi. Yaşasın artık her yerde bisiklet yolları yapılmakta, giderek çoğalıyoruz demek ki.

20151015_154208_HDR

Bisiklet yolu asfalt döşenmiş, yeşil çimenler ve ağaçların arasında uzayıp gitmiş. Yalnız garip bir durum var! bisiklet park yerlerinde motorları park etmişler.

20151015_154221_HDR

İskenderun körfezi, dağlar ve fabrikalar buradan görünüyor karşımda.

20151015_154259_HDR

Sevgili halam ile masada bir resim çekiliyorum. Halam benim bir tanem, zaten Türkiye de kalan tek halam.

20151015_155457_HDR

Hazır buraya kadar gelmişken künefe yemeden olmaz deyip yeni pişmiş sıcak künefe yiyoruz hep beraber.

20151015_160612_HDR

Künefeyi yedik afiyetle. Parkı tekrar dolaşmaya başladık. Parkın içinde beton kanal yapılmış, su durgun, akmıyor. Binaların gölgesi suya yansımış durumda.

20151015_163601_HDR

Parkın meydanında Atatürk heykeli ve yanında bir kaç kişinin heykel konulmuş. Yakınına gitmediğim için kimlerin olduğunu bilmiyorum. Heykellerin arkasında daha yüksek bir blok var. Bronz ama Türk bayrağı renklerinde boyanmış, bayrağın önünde de bir heykel kolunu kaldırmış durumda. Heykellerin iki yanında iki dev bayrak direği ve dev Türk bayrağı göndere çekilmiş. Rüzgar olmadığı için bayraklar dalgalanmıyor.

20151015_164009_HDR

Henüz ana okuluna giden yeğenim ile elçek resim çekiliyorum. Sevimli kerata. Biraz hasta olduğu için bu gün okula gitmedi. Bizimle geziniyor.

20151015_171453_HDR

Şehrin parklarından birinde servi ağacı aşağı kısmı silindir biçiminde, arası boş. Üstü ise daha küçük yarım yuvarlak biçiminde tıraşlanmış. Yeşil çimenler üzerinde yuvarlak küme çiçek, ortasında kırmızı mor bordo renginde yapraklı bitki ile süslenmiş.

20151015_172406_HDR

İskenderun demir çelik fabrikasında müdür olarak çalışan kuzenim hepimizi sakin bir restorana götürüyor. Akşam yemeğini ailecek yiyoruz.

 

20151015_200504_HDR

Ertesi gün kuzenim beni fabrikalara götürüyor. Yollar temiz, palmiye ağaçları sıralanmış yol kıyısında. Yeşil çimenler sürekli biçiliyor. Resmi arabanın içinden çekiyorum giderken. Yol düz, ufukta fabrika bacaları görünmeye başladı.

20151016_134219_HDR

Fabrikalara iyice yaklaşınca gaz kokuları ve gürültüler gelmeye başladı.

20151016_134242_HDR

Kuzenim ilk önce bürosuna götürüyor beni. Yapması gereken işleri, imzalaması gereken evrakları ve talimatlarını yardımcılarına verdikten sonra arabası ile kompleksin içinde olan fabrikaları gezdirmeye başlıyor. Kok fabrikası ve demir cevherini eritmek için geçen işlemleri anlatıyor. Fabrikalarda bir çok ünite var, her yer kömür tozu ve gürültü içinde. Kuzenim ulaştırma müdürü. Fabrikalarda kullanılan tüm tekerlekli araçlar ve trenler onun sorumluluğunda. Fabrikaların gezisi bittikten sonra beni fabrika sınırları içinde olan bir binaya götürdü. Bina iki katlı, dışı sıvalı, çatısı döküntülüydü. Kuzenim bu binanın geçmiş yıllarda gümrük binası olduğunu söyledi.

Kısaca tarihte gelişen olaylar şöyle olmuştur;

Misak-ı Milli sınırları içerisinde bulunan Hatay ( İskenderun Sancağı ) Fransa ile yapılan 1921 Ankara Antlaşmasıyla Türkiye sınırları dışında kalmıştı. Bölge Suriye ile birlikte Fransız mandası altına girmişti. Ancak Türkiye Hatay’daki Türklerin haklarının korunması ve bölgeye özerklik verilmesi ile ilgili bazı maddeleri antlaşmaya eklemişti. Ankara Antlaşmasına göre bölgede özerk bir yönetim kurulacaktı. Türk kültürünün gelişmesi için her türlü imkan oluşturulacak ve Türkçe resmi bir niteliğe sahip olacaktı.

1920’li yıllarda Hatay ve çevresinin yönetimini idari olarak Suriye’den ayırmaya başlayan Fransa’ya Suriye’den ciddi tepkiler geldi. Buna rağmen Fransa, Hatay ve çevresini Kuzey Suriye Hükümeti olarak Milletler Cemiyetinde tescil ettirdi. Böylece İskenderun Sancağının özerkliği uluslararası alanda kabul edilmiş oldu.

Fransa 1935 yılında Suriye ve Lübnan üzerindeki mandasını kaldırdı. 9 Kasım 1936’da Suriye ile bir antlaşma yapan Fransa İskenderun dahil bölgedeki tüm haklarını Suriye hükümetine devretti. Türkiye bu durumu tepkiyle karşılayarak, Ankara antlaşmasının ihlal edildiğini ifade etti ve bu devir antlaşmasını tanımadığını ilan etti. Fransa’ya diplomatik yoldan konunun çözülmesini önerdi. Fransa bu teklifi reddetti. Ancak kısa bir süre sonra görüşmeye açık olduğunu ifade ederek diplomatik kanalları açtı. Fransa’nın tavır değiştirmesinde Almanya ve İtalya’daki totaliter yönetimlerin Avrupa’yı tehdit etmesi önemli rol oynamıştır. Fransa Türkiye’nin dostluğunun İskenderun’dan önemli olduğunu anlamaya başlamıştır. Bu gelişmeler üzerine 9 Ekim 1936 tarihinde Türkiye Fransa’ya bir nota vererek İskenderun’un da Suriye ve Lübnan gibi bağımsız bir devlet olması gerektiğini bildirdi. Bu durum üzerine konu Milletler Cemiyetine götürüldü. Milletler cemiyetinde İskenderun ve Antakya iç işlerinde tam bağımsız, dış işlerinde Suriye’ye bağlı özerk bir devlet olduğu kabul edildi.

Fransa Milletler Cemiyetinin bu kararının uygulamasını ağırdan alınca Türkiye Hatay sınırına asker yığarak kararlılığını gösterdi. Bu durum üzerine Fransa Hatay ile ilgili tavrını yumuşatarak Hatay’daki valisini çekerek yerine bir Türk vali atadı. Daha sonra iki ülke arasında anlaşma yapılarak Hatay’ın toprak bütünlüğü ve siyasi statüsünün ortaklaşa korunması kararlaştırıldı ve bu çerçevede 5 Temmuz 1938de Türk askeri Hataya girdi.

Ağustos 1938’de Türkiye ile Fransa’nın gözetimi altında Hatay Meclisi seçimleri yapıldı. 1938 Eylül’ünde ise Sancak Meclisi ilk toplantısını yaparak Hatay Cumhuriyetini ilan etti. Bu sırada Avrupa’da Nazi tehdidi artmaktaydı. Fransa Hatay’daki askerlerini çekerek bölgeyi Türkiye’ye bıraktı. Bu durum üzerine 23 Haziran 1939 tarihinde Hatay Meclisi oy birliği ile aldığı bir karar ile Türkiye’ye katıldı. Aynı gün Fransa ile bir antlaşma yapıldı. Fransa Hatay’ın Türkiye’ye bağlı olduğunu kabul etti.

Kaynak: http://www.dunyabulteni.net/tarihten-olaylar/118849/hatay-nasil-turkiyeye-katildi

O zamanlarda bu bina gümrük kapısı olarak kullanılıyordu.

2 Katlı gümrük binası, 4 pencere ve üst kata çıkan merdiven ve giriş kapısı. Öbür yan cephede üst ve alt katta dörder pencere. Bina terk edildiği için pencere ve kapılar yok. Çatısı kiremitli, saçakları dağılmak üzere. Önümüzde tren yolu geçiyor. Elektrikli tren kablosunu tutan beton direk, sarkan elektrik  telleri. Daha önde beton direk normal elekrik direği. Etrafı çalılar ve ağaçlar kaplamış durumda.

20151016_142142_HDR

Akşam üzeri saat 17:00 civarı okul dönüşü. Servisler çocukları evlerine bıraktı ve her akşam futbol oynamak için formalarını giymeye başladılar. Evin arka kısmında bekliyorum çocukların gelmesini.

20151016_174140_HDR

Çocukların okulda yarış atı gibi eğitim görmelerinden dolayı biriken enerjiyi ancak topu önüne katarak koşturunca atabiliyor. Dersler, kitaplar, kalem, silgi, öğretmen, kara tahta, ders başlangıç zili, verilen ödevler, alınan ders notları hepsi geride kalıyor. Hiç bir şey umurlarında değil, sadece topun peşinden çılgınca koşmak. Topa ayağı değmek bütün düşüncesi. Hele bir de gol atınca sevinçten havalara uçmaları yok mu. Dünyalar çocukların oluyor.

Abe şair,
bizim de bir çift sözümüz var
                                      «aşka dair.»
O meretten biz de çakarız
                                    biraz..

Deli çığlıklar atıp avaz avaz
      burnumun dibinden gelip geçti yaz
                               sarı
                                  tahta vagonları
                                       ter, tütün ve ot kokan
                                                           bir tren gibi.
Halbuki ben
      istiyordum ki gelsin o
          kırmızı bakır bakracında bana
                              sıcak süt getiren gibi…
Fakat neylersin,
          yaz böyle gelmedi,
                yaz böyle gelmiyor,
                     böyle gelmiyor, hay anasını… şey!..

EEEEEEEEEY…
     kızım, annem, karım, kardeşim
                                                  sen
                          başında güneşler esen
                              altın gözlü çocuk,
                                  altın gözlü çocuğum benim;
deli çığlıklar atıp avaz avaz
burnumun dibinden gelip geçti de yaz,
ben, bir demet mor menekşe olsun
                                               getiremedim
                                                                 sana!
Ne haltedek,
      dostların karnı açtı
                           kıydık menekşe parasına!

Nazım Hikmet RAN

20151016_174158_HDR

Düşüyor, kalkıyor tekrar topun peşinde çılgınca koşmaya başlıyorlar. Hiç birisi halinden şikayetçi değil. Yere düşünce canları acımıyor çünkü mutlular. Mutlu olmak için basit bir şey yapmak yeterli. O da topun peşinde koşturmak. Tüm çocukları kontrol ederek hepsinin gol atmasını sağlıyorum ve sevinçlerine hep birlikte bağırarak ortak oluyorum. Benim onlarla beraber top oynamam hoşlarına gitmişti ve fena alışmışlardı. Bakalım gidince ne yapacaklar bensiz. Özleyeceklerini biliyorum ama eve dönmem gerek. Çocukların hepsinin anne ve babası kendileriyle bu kadar ilgilendiklerini sanmıyorum. Hele böyle top oynamalarını hiç tahmin bile edemiyorum. Çocuklar çiçektir, onları büyütürken ilgilenmek ister, kırmak, üzmek olmaz. Çocuklarla oynamamak, onları dinlememek içlerinde derin travmalar bırakabilir farkında olmadan. Çocukluk dönemleri çabuk geçer ve farkında olmadan büyüdüklerini görürsünüz. Ama iş işten geçmiştir. Çocuk ruhunu kaybeder ve sürekli stres altında çalışıp sürüye katılır. Çocukluğunu kimse kaybetmemeli. Yoksa çabuk yaşlanırlar ve hayatta mutlu olmazlar. Oysa çocuklar en mutlu olanlardır ve bu ruhu kaybetmeyenler her zaman mutlu yaşarlar ömür boyu.

Biz hep çocuk kalmalıydık aslında.
Üç taş, üç cam olmalıydı hayat.
En büyük kavgamız gazoz kapağından çıkmalıydı
ve en büyük acımız
öğretmenimizin başka şehre tayini olmalıydı.
Biz hep çocuk kalmalıydık aslında.
Büyümeğe özenmeliydik büyümeden…
İnsan dediğin,
yürüdükçe yorulan, yoruldukça ağlayan bir taş değil mi?
Çözmesi zor değil.
Sen ansın, yaşanan zaman…

 Erhan Güleryüz

20151016_174209_HDR

Akşam yemeğimi yedikten sonra yeğenim bisikletimi ve eşyalarımı araba ile otobüs yazıhanesine bıraktı. Biletimi önceden aldığım için rahatım. Otobüs geldi, bagajda kendime bir yer bularak bisikletimi yerleştiriyorum. Her zaman olduğu gibi Kamil Koç firmasından alıyorum biletimi. Şimdiye kadar hiç sorun çıkarmadılar bana ve bisikletime. Koltuğuma oturup yayılıyorum. 14 saat sürecek yolculuğum başladı. Yolculuğumun bir kısmı kitap okuyarak bir kısmı da uyuyarak geçti. 14 saat boyunca 2 kitap bitti bile. Özlemişim otobüs yolculuğunda kitap okumayı.

Biraz da kafamda oluşan kahve olayını düşünüp durdum yol boyunca. İsmi hazırdı zaten”Urim Baba’nın Kahvesi.” Kahveyi hangi gün yapacaktım. Bisikletçi arkadaşların çoğu çalıştığı için en uygun gün olarak Cumartesi de karar kıldım. Sıra geldi yer konusuna, eve yakın bir yer olmalıydı ve kısa sürede varmalıydım kahve yapacağım yere. Artık İzmir’e varayım yer konusunda keşif yaparım artık. Öyle bir yer olmalı ki çatısı olmasın, duvarlara da gerek yor. Doğanın içinde bir yer. Bu yeri koltukta uyurken düşlerimde gördüm. Hadi hayırlısı.

Ertesi gün İzmir’e vardım, bisikletimi bagajdan çıkarıp eşyalarımı da yükledikten sonra aheste aheste kordonun yeşil çimenlerine ulaştım. Alsancak vapur iskelesini 29 Ekim Cumhuriyet bayramı kutlamaları için süslemişlerdi. Burada Atatürk ve Türk bayrakları altında bisikletim KUZ’u çekiyorum. Beni sürekli sorunsuz taşıyor. Ödülü hak etti sanırım.

20151017_115042_HDR

Böylece bir yolculuğumun sonuna gelmiş oldum. Gezip gördüğüm yerleri sizlere anlatarak paylaşmak bana büyük bir mutluluk veriyor. Dilim sürçtüyse affola. İyi ki varsınız, sizleri seviyorum. Sonraki turlarımda görüşmek üzere güzelliklerle

Otogardan eve kadar yaptığım yol 17 Kilometre civarı.

Powered by Wikiloc

 

1 Comment

Add a Comment
  1. Çook güzel yazıyorsun. Bir yönüyle Jack Kerouac’ın “Yolda” romanına benzeyen bir anlatımın var (bkz. http://listelist.com/jack-kerouac-kimdir/ ). Belki ‘Yolda’dan daha güzel. Önerim, bu yol anılarının kitaplaştırmandır. Facebook sayfamdan kristal ve kelebek ve İskenderun sevenlere paylaşıyorum. Bu okul müzesi çok iyiymiş. Herkese önereceğim. Bisikletlilere sen zaten paylaşmışsın.
    Gözlerinden öperim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Urim Baba © 2013 Frontier Theme