Eşpedal EGE Turu 2. Gün

7 ağustos 2017 Pazartesi

( Görme engelli arkadaşlar için betimleme yapılmıştır. )

 

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,

Nazım Hikmet RAN

 

Güzel bir uykunun sabahında parktaki çınar ağaçlarında kuş cıvıltıları ile uyanıyorum erkenden. Benden önce uyananlar var. Çadırımın kapısını açıp dışarısını izliyorum bir süre yattığım yerden. Çınar ağaçları ve hazırlık yapanlar göze çarpıyor.

20170807_065620_HDR

Çadırdan dışarı çıkıp elimi yüzümü yıkadıktan sonra hızla eşyaları ve çadırı toplayıp bisikletin bagajına yüklüyorum. Yola çıkmaya hazırım. Sabah kahvaltısını Burhaniye belediyesi bizlere sunuyor. Sonrası bisikletler yüklenmeye başladı. Eşpedal olarak tandem bisiklet kullanılıyor. Önde gören sürücü ( Pilot ) bisiklete kumanda ederek arkada oturan  görmeyen sürücü yardımcısı ( Copilot ) ile sürekli sesli iletişimde bisikleti birlikte sürüyorlar. Bu birliktelik çadır kurma ve toplama, bisiklete yüklemede de devam ediyor. İkili birbirinden ayrılmadan günü tamamlıyorlar. Daha önce tandem süren görme engelli arkadaşlarla birlikte bisiklet sürmüştüm ama şimdi daha yakın ve iyice gözlemleyerek süreceğim. İlk olarak birlikte bisikleti yüklerken nasıl davrandıklarını izliyorum. Neşe içinde gayet düzgün ve sıralı bisikletler yükleniyor. Tüm hazırlıklar tamamlanınca harekete geçtik. İlk başlarda Ören’in yeşil alanında, dar yolda bisiklet sürüyoruz.

20170807_090724_HDR

Eşpedal Ege Bisiklet turuna katılanların isimleri;

Eşpedal İzmir dernek başkanı Saldıray Altındağ, sürücü yardımcıları (Copilotlar );  Elif Ünver, Pınar Göçen, Didem Turan, Şemsettin, Emine Alkan, Hüseyin Alkan, Fatih Söylemez,

Sürücüler (Pilotlar); Şevket Yiğit, Şevket Akçahasan, Rabia Özdilli, Merve Eroğlu, Baattin Şimşek, Gündüz Atlı, Deniz Kel, Mehmet Doğancı.

Grup lideri; Hakan Sevin.

Yancı ve yardımcılar Remila Polat, Atilla Özakdağ, Şevket Kaplan, Mürşit Uzunoğlu.

Artçılar; Cem Tabanlı ve Urim Babacan

Aşağıda tura ilk çıktığımız anda ağaçlı yolda çektiğim video.

Ören sokaklarında ilerliyoruz, hafif bir yokuştan çıkarken Baattin yokuşun ortasında vitesi küçültmeye çalışınca aktarıcıdan katur, kutur sesler geldi ve zincir koptu. Fazla yüklenmeye dayanamayan zincir ne yapsın. Haliyle durduk, yancı arkadaşlar olaya müdahale ettiler. Zinciri birleştirip çalışır duruma getirdik. Tekrar yola çıkıp Burhaniye’ye geldik. Zinciri kopan Baattin’in bisikleti tamirciye gidip başka bir zincir ile değiştirip yanımıza geldi. Biz Burhaniye belediyesinin olduğu alandayız. Burada Burhaniye belediye başkanına bizleri ağırladığı için teşekkürlerimizi sunuyoruz. Ardından toplu bir resim çekiliyoruz Belediye başkanı ile birlikte. Belediye başkanından bazı isteklerimiz oldu, yüzüne karşı dileklerimizi ilettik. Ören’den geçen gezgin bisikletçiler için konaklayacakları çadır kamp yeri yapmasını rica ettik. Yanındaki bürokratlar bu dileğimize pek sıcak bakmadı. Belki kendilerine rant kapısı olarak görmedikleri bir işe sıcak bakmamaları normal olabilir.

Arkada Burhaniye belediye binası meydanın yuvarlak şekli ile bütünleşmiş cephesi cam ile kaplı. Arnavut kaldırımı döşeli meydanda resim çekilmek için bir araya gelen Eşpedal grubu, Burhaniyeli bisikletçiler ve Belediye başkanı. Önde görülmesi için iki tane tandem bisiklet. Bir tane normal bisiklet duruyor.

20170807_094923_HDR

Burhaniye belediye başkanı ve bisikletçilerle vedalaşıp yola koyulduk. Şehrin çıkışında, Çanakkale – İzmir ana yolun başlangıcında şehitlikte durup bir resim çekiyorum bisikletim KUZ ile. Şehitliğin Önünde ata binmiş, kucağında tüfeği ile Efe küçük bir alanın ortasında. Arkada basamaklı yükselti ve heykeller görünüyor. Yanları yeşil çimenli kıyı ve palmiye ağaçları. Burası Kuvay-ı Milliye Parkı.

20170807_104639_HDR

Kavşağın diğer tarafında pervaneli bir uçak duruyor. İzmir’den Çanakkale yönüne giden araçlar uçağı görmeden gidemiyorlar. Bu uçağin bir hikayesi var. Kurtuluş savaşından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti büyük bir Dünya savaşı, ardından düşman işgalinden kurtulmak için verilen mücadele sonunda bağımsızlığını kazandı. Genç Türkiye Cumhuriyeti ordusu için Burhaniye Halkı tarafından toplanan paralarla iki tane uçak alıp Türk hava kuvvetlerine bağış yapmışlar 1925 yılında. Türk Hava Kurumu da bu yapılan bağışı unutmamış 9 Eylül 2011 tarihinde şehrin girişine getirilip konularak Burhaniye halkı onurlandırılmıştır.

20170807_104651_HDR

ULUDAĞLI RECEP

Gidiyor işte doludizgin.. doru yağız atıyla..
Gidiyor vatan için.. bayrak.. ve namus için..
Gidiyor.. istiklal için.. korkusuzca ölüme..
Ve onlar imanla yemin etmişti bir kere..

BU TOPRAKLAR.. VE BU MİLLET..
ASLA ESİR OLMAYACAK..

Düşmanla bu uğurda kahramanca vuruştular
Bu kutsal dava.. ve topraklar için
Düştüler bir bir şehit..

Ve herkes bilmeli ki..
Türk’ün özgürlük mücadelesi..
Hiçbir zaman durmayacak..
TÜRK ELBET ÖLECEK.. AMA..
ASLA ESİR OLMAYACAK..

VATAN SİZLERE MİNNETTARDIR..
RUHLARINIZ ŞAD OLSUN..

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=80179&start=5

Kurtuluş savaşında kurulan ilk Kuvay-ı Milliye kahramanlarından Uludağlı Recep Onbaşı ( 1890 – 1919 ) Yunanlılara ilk kurşun atanlardan ve ilk şehit olanlardan birisi.

Kucağında mavzeri ile başında kalpak ve atına binmiş olarak heykeli yapılmış. Atın altındaki kaidenin anlına İlk Şehit Uludağlı Recep yazısı kabartma olarak yazılı.

20170807_104712_HDR

Şehrin girişindeki şehitlik kavşağından ana yola çıktık. Ayvalık yönüne doğru gideceğiz. Rotamız bu ama ana yola çıkar çıkmaz sevgili zincir kıran Baattin tekrar zinciri kopardı. Ana yolda durmanın olanağı yok, Güneş tepede, gölgelik bir yer de yok. Neyse ki yoldan aşağıda bir şantiye barakası görünce barakanın olduğu yere indik. Biz en arkada olduğumuz için toplam 4 kişiyiz. Ben, Cem Tabanlı, Pilot Baattin Şimşek ve Copilot Fatih Söylemez. Fatih’i gölgelik bir yere oturtup bu kez zincire ben baktım. Zincir tam kopmamış ama pimi diğer yandan çıkmış. Takan kişi pimi tam olarak yerine oturtmadan öylesine taktığını anladım. Daha önce başıma gelmişti aynı durum. Hemen zincir takma aparatımı çıkarıp pimi tam yerine yerleştirip işi bitirdim. Artık zincirin kopma, çıkma hali olmaz. Biraz oyalandık zinciri tamir ederken, o yüzden geciktik. Arkadaşlara da Baattin haber verdi zincirde problem var diye. Böylece ilk benzin istasyonunda bizleri beklerken bulduk grubu. Grup epey önce geldiklerinden soğuk ve serinletici bir şeyleri çoktan içmişler bile. Biz de biraz serinlemek için dondurma, soda ile kendimize geldik. Ağustos sıcağında bisiklet sürmek, hele Güneşin anlı kabağında su kaybını terleyerek iyice artmasına neden oluyor.

Benzinlik marketinin önünde park etmiş yüklü bisikletler. Bir kısmı bisikletin başında duruyor.

20170807_111555_HDR

Biraz dinlenmeden sonra yola çıkıyoruz. En arkada ama gruptan kopmadan birlikte bisiklet sürüyoruz. Ana yolda arkadan gelen araçları el işareti ile uyarıp yavaşça sol şeritten geçmelerini sağlıyoruz. Görev adamı Atilla Özakdağ bu işte uzman. Kolunu öyle bir kaldırıyor ki araçların görmemeleri imkansız. Onu  kolunu gören yavaşlayıp sola geçip gidiyor. İsterlerse durmasın. Atilla’nın heybetli görünüşünde insan korkar. Ana yolda hızlı giderek, bazen de benzinliklerde mola verip fazla geç olmadan Ayvalık Girişinde toplandık.

Hep birlikte Ayvalık içinden “Eşpedal Eşpedal söylemleri ile geldiğimizi belirtiyoruz insanlara. İnsanlar da merakla bize bakıyor. Tandem bisikletleri görünce merakları daha da artı. İlk defa bu kadar çok tandem bisikletini bir arada görmekteler. Eşpedal için slogan da gelişti bu arada.

“Ay akşamdan ışıktır

Eşpedal Eşpedal

Yüküm tulum çadırdır

Eşpedal Eşpedal

Yancı yolu zapteyle

Eşpedal Eşpedal

Yüküm tulum çadırdır

Eşpedal Eşpedal

İki Teker dört pedal

İki sele dört elle

Eşpedal Eşpedal

Ayvalık sokaklarını inletiyoruz sloganlarla. Ayvalıkta hiç durmayıp doğruca belediyenin bize kamp yeri olarak gösterdiği yere geldik. Burası Ayvalık dışında çam ormanının deniz ile buluştuğu küçük bir tepenin olduğu yere geldik. Çamlık deniz ile buluşmuş durumda. Derme çatma bir kaç baraka, tuvalet ve duş yeri, zemini fazla özen gösterilmeden öylesine çadır kurmak için alanlar açılmış ormanın içinde. Biraz geniş bir alanda üzeri açık bankoya iki lavabolu çeşme konularak çadırda kalan kampçıların kullanabilmesine imkan vermişler. Burada on – onbeş piknik masası konulmuş yemek yenmesi için.

Lavabolu çeşmeler, bankosu ve düzlükte piknik masaları. Masalarda oturuyoruz akşam yemeği için. Belediye bize özel yemek getirecek.

20170807_155516_HDR

Kargı hasırdan yapılmış duş, wc. Bay, bayan iki tarafa ok ile gösterilmiş. Çamların altında çadır kurulu. Çamlık yamaçta eğimli bir yer. Doğru dürüst yol, patika gibi yer yok. Arazide tamamen özgürce toz toprak, çalı çırpının içinden yürümek zorundayız.

20170807_155523_HDR

Bu ağustos sıcağında çadırda kalmaktansa hamakta uyumayı tercih ettim. Hemen kendime uygun iki çam ağacı bularak hamağı bağlıyorum. Biraz uzanıp hamak keyfini çıkarıyorum bir süre. Ormanın içinde yeri gölgelik bir yerde denizi seyrediyorum. Aşağıda mavi, sarı renkli bir çadır kurulmuş.

20170807_171809_HDR

Arkadaşlar denize girmek için hazırlanınca ben de deniz donumu giyip havlumu alarak peşlerine takıldım. Denize girebilmek için epey yürüdük. Buralarda pek denize girilebilecek bir yer değil. Ayvalık coğrafyası girintili çıkıntılı bir yapıya sahip olduğundan iç kısımlarda kalan yerlerde kumsal oluşmamış. Deniz arazi yapısıyla olacak derin de değil, yüzebilmek için epey ileri yürümek gerek. Denizin dibi otlu, taşlı. Yürümenin zorluğunu siz tahmin edin. Neyse bir süre yüzecek kadar derin yerde yüzüp fazla durmadan çıkıyorum denizden. Karaya çıkmak bile insanı yoruyor. Berbat bir deniz kıyısı. Havlu ile kurulanıp kamp alanına gelip duşumu alıyorum. Burada oturan ve görev yapan sevgili baytar Serkan Sezer’i telefonla arayıp burada olduğumu söyledim. O da hemen yanımıza gelince betondan yapılmış piknik masasında kahve pişirip ikram ediyorum. Yanımda da Baattin, Atilla, Mürşit ve Serkan. Sohbet eşliğinde kahvemizi içiyoruz

20170807_185917

Akşam Güneşi ufukta alçalınca işi gücü bırakıp kıyıya iyice yanaştım. Karşıda şeytan sofrası ve körfez. Denizin rengi batan Güneşin ışıkları etkisi ile beyaza büründü. Güneş ufku kızıl alev rengine boyayınca artık izlemenin zamanı. Çam ağacı ve arkada batan Güneş. Şeytan sofrasının olduğu yarımada tamamen çam ormanı ile kaplı. Burada herhangi bir yapı yapılmamış, doğal görünüyor. Keşke rantçı emlakçılar ve arsız mütahitlerin elinden kurtarabilirsek buraları. Gözü dönmüş bu insanları buralara sokmamak gerek.

20170807_200852_HDR

Yarımadanı büyük bir çoğunluğunun resmini çekiyorum. Arkada batan Güneşin kızıl ışıkları ile yarımada siulet halinde. Yarımadanın solu alçak bir araziden tatlı bir yükselti ile sağa doğru bir çizgi. Ve şeytan sofrası yüksek tepe ile azametli duruyor karşımda. Güneş tam tepenin ucunda.

20170807_201042_HDR

Güneş kızıla boyamış ufku digital zoom yaparak tepenin üzerinde yakınlaştırıyorum. Güneş altın sarı renginde. Etrafı kızıl olarak boyanmış bir tablo gibi. İzlenmesi gereken bir an ve bu anı yaşıyorum sakince oturduğum yerden.

20170807_201113_HDR

Güneş tepelerin üstünde batmaya başlarken soldan bir balıkçı teknesi kadraja girince zamanı dondurdum bir an için. Pancar motorunun pistonu küçük körfezin sessizliğini tatlı bir dokunuşla tablonun içinde yerini alıyor.

20170807_201145_HDR

Güneşin batış anını izledikten sonra yemek geldi. Masalara hep birlikte oturup yemeğimizi sohbet eşliğinde yiyoruz neşe içinde. Artık birbirimizi iyice tanımaya başladık. Yemekten sonra da sohbetimiz kahve eşliğinde devam etti. Yarın da burada kalacağız. Yarından sonra Dikili tarafına pedal çevireceğiz. O yüzden herkes rahat. Ben çadırı kurmadım, hamakta yatacağım üstümde bir şey olmadan yıldızları seyrederek tatlı düşlere daldım. Sonrası uyku.

Bu gün yaptığımız yol toplam 44 Kilometre civarı.

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Urim Baba © 2013 Frontier Theme