Bisikletin Öyküsü

15 Ocak 2018 Pazartesi

 

Evvel zaman içinde

Kalbur saman içinde

200 Yılıldır icat edildikten beri

Pedal çevirip

Tekerini döndürürken

Horozlar

Henüz yatmadan

Sevgili Muhlis Dilmaç ile

Çene çalar iken

Bisikletten in de gel

Bizim fabrikayı gez dolaş bi

Bak bakalım nasıl üretiliyor

Bi gör, gör bi,

Gör

Dedikten sonra henüz soğumamış kış günlerinin Ocak ayının bir pazartesi sabahın körü olmayan bir saatte, 8 civarı. Ortalık karanlık ama inler ve cinler top oynamayı bırakmış herkes Pazartesi sendromunu yaşamaya başlamış bile çoktan. Öğrenciler okula, işçiler işine, memurlar bürolara akın akın, otobüs, metro yada kendi arabası ile çoktan yollarda. Ben de yılların emektarı ECE adlı bisikletime atladım.

ECE’yi yeni boyatıp toplamıştım, o yüzden henüz ışıkları yok. Sokak lambalarının ışıkları yetiyor, hem kıyıdan, kaldırımlardan geldim Muhlis Dilmaç’ın evinin olduğu yere. ECE yeni boyandı dedim ya bu gün gideceğim Accel bisiklet fabrikasında yeniden boyandı ECE. Yani aynı fabrikada 2. kez boyanan ilk bisiklet olarak tarihe yazıldı. Kadro demirine de oğlumun ismi yazıldı BARIŞ BABACAN diye. 1995 Yılında oğlum için aldığım bu bisikletin markası Bianchi. Manisa da üretilmiş ve biz almıştık. Yıllar geçti emekli olduktan sonra bisiklet dünyasına girince ilk yıllarımda günlük turları ECE ile yapıyordum. Sonrasında tur için KUZ’u alınca ECE ev işlerinde, çarşı alış verişlerinde kullanmaya başlamıştım. ECE demirden yapılmış sağlam bir bisiklet, 26 inç tekerleklere sahip. Fabrikada boyandıktan sonra komponetleri ve jantları yenileyip daha aktif kullanmaya hazırladım.

Apartmanların arasında sadece yayaların geçtiği dar bir sokakta evlerin bahçelerinde yetişen sarmaşıklar yeşil ve doğal bir duvar şeklini almış. Sokak lambasının aydınlığında bisikletim ECE tek ayağına dayalı durumda. Muhlis Dilmaç’ın horozu henüz uyanmadığı için ötmeye başlamamış.

20180115_080659_HDR

Bisikleti bahçeye bırakıp araba ile İzmir’in korkunç olmaya başlayan sabah trafiğinde boğuşarak uzun bir zaman sonra fabrikaya gelebildik. Pazartesi, sendromu yaşamadık ama araçların gürültüsü, yoğun trafik yetmişti. Şehirden çıkınca rahatlamış olarak yol alıp güzel bir pazartesi sabahında arabadan inerek fabrikanın girişinde resmimi Muhlis usta çekiyor.

Fabrikaya ait aracın yanında duruyorum. Aracın yan tarafında çizgi olarak bisiklete binen bir yarışçı ve ardında Carraro yazısı. Arkamda fabrikanın idari binası. Bina 2 katlı, ön cephesi kare biçiminde, yanlarda V biçiminde iki bina birleştirilmiş. Önde firmanın ismi Accel mavi renkli, soldaki binanın duvarında Carraro kırmızı, altında Bianchi yeşil. Soldaki binada ise Ghost kırmızı, altında Lapierre, onun altında da XLC  siyah renkte markaları yazılmış. binanın yanında ve önündeki meydanda yeşil çimen ve çit çalılarından ekilmiş.

20180115_094051_HDR

Türkiye’nin en modern ve entegre bisiklet üretim tesislerinden birine sahip olan Accell Bisiklet, 18.743 metrekaresi kapalı alan olmak üzere, toplam 37.196 metrekare alan üzerindeki tesislerde, farklı kullanımlar için nitelikli bisikletler üretmeye devam eder. Yönetim birimi, montaj/boya ve kadro/maşa üretim işletmeleriyle merkezi Manisa’da bulunan Accell Bisiklet’in, İzmir, İstanbul ve Ankara’da da satış bölge müdürlükleri vardır. Türkiye  genelinde, yaklaşık 750 yetkili bayisi ve 450’yi geçen yetkili servisleriyle hizmetlerine devam eder. Sadece ürettiği bisikletlerin nihai tüketiciye ulaşmasını temin etmekle kalmayıp, satış sonrası hizmet organizasyonuyla da son kullanıcıların bisiklete binmelerinden keyif almalarını sağlar. Yaygın servis ağı ve rutin servis hizmetleri dışında, Accell bisiklet kullanıcılarına ücretsiz ilk bakım/ayar hizmeti de verir. Accell Bisiklet, “Kalite Yönetimi”nin insana saygıyla, çalışanların yaratıcı potansiyelinin harekete geçirilmesi için gerekli motivasyonla gerçekleşeceğine inanır. Çalışanların, hem yöneticilerle hem de kendi aralarında sağlıklı iletişim kurabilmeleri ve kollektif düşüncenin sinerjisinden yararlanabilmeyi teşvik eder. Bugün, 27 saniyede 1 dağ bisikleti üretilirken, 45 saniyede 1 şehir bisikleti yapılabilir durumdadır. Üretilen tüm bisikletler, profesyonel veya amatör kullanıcılardan gelen veriler ile tekrar değerlendirilir. Hız, güç, emniyet, ağırlık, kullanım şartları ve diğer tüm kriterleri kapsayan çalışmalarla bisiklet tasarımları yeniden şekillendirilir. Tesislerde üretilen tüm bisiklet modelleri, değişik çap, şekil ve formlardaki özel metal borulardan ve kalitesi onaylanmış tedarikçilerden temin edilen parçalardan yaratılır. Bisikletlerimizin tasarım ve görünümleri, Accell bisikletin kişiliğini yansıtır. Kullanılan renk yelpazesi, global trendler takip edilerek ünlü boya fabrikalarından seçilir. Otomotiv sektöründe de kullanıldığı gibi, çağdaş teknolojide kullanılan iyonize boya tercih edilir. Çevre ve insan sağlığı hep ön planda tutulduğundan, su bazlı boya kullanılır ve bisiklet üzerindeki tüm etiketler, su bazlı boyalarla üretilir.Ayrıca tüm bisikletlerimizde ünlü otomobil markalarının kullandığı toz vernik uygulaması vardır. Accell Bisiklet, bisiklete binmenin alışkanlık haline getirilecek kadar hayati bir öneme sahip olduğuna inanır; bu nedenle de “kaliteli üretim” prensibini benimser. Uygulanacak her yeni fikrin üretim sürecinde, her kademeden personel, ürün kalitesini istenilen seviyede tutma ve geliştirme konusunda doğrudan görev alır. Başlangıç seviyesinden, profesyonel bisikletlere kadar üretilen her tür bisiklet, belirlenmiş gereksinimleri karşılamak ve maksimum performansı sağlamak zorunluluğu taşır. Tüm test ve muayeneler, uluslararası standartlar doğrultusunda gerçekleştirilir. Bisikletlerin dayanma güçleri özel test cihazlarında sürüş şartları simüle edilerek denenir. Üretilen bütün bisikletler, hassas ayarları yapıldıktan, kaynak düzgünlüğü, boya yüzey pürüzsüzlüğü ve tüm fonksiyonların doğru çalışması incelenip onaylandıktan sonra satışa sunulur. Barkod tabanlı izlenebilirlik sistemi, üretimin başlangıç aşamasından itibaren, tek tek her bisikletin tanımlanmasını ve istenilen her türlü bilgiye, her şekilde ulaşılmasını sağlar. Bianchi, Carraro, Ghost, Lapierre ve Whistle Accell Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin tescilli ticari markasıdır. Accell Bisiklet San ve Tic. A.Ş.

Accel bisiklet fabrıkasının idari binasının önü ve meydanı. Meydan yuvarlak bir alan, çim ekili. Çimlerin üstünde de 6 kişilik bir tandem bisiklet.  Her kişi tarafı değişik renkte boyanmış. Solda sürücü beyaza, sonrası kırmızı, yeşil, siyah, sarı, turuncu renkte.

20180115_094109_HDR

İdari binanın içine girerek Muhlıs Dilmaç’ın odasındayım. Kahve takımlarımı çıkarıp masanın bir köşesine tezgahı kuruyorum. Kahve kutusu boş o yüzden kahve değirmenini doldurup öğütmeye başladım.

Masanın üzerinde kahve takımlarım, sandalyede oturmuş değirmende kahve öğütüyorum.

20180115_110032_HDR

Ben kahve öğütürken Muhlis te cep telefonuyla elçek resmimizi çekiyor.

20180115_110159

Kahve öğütüldükten sonra cezvede kahve pişti, fincanlara boşaltıldı bol köpüklü olarak. İçilmeye hazır, şanslı olan üç kişiyi bekliyor. Üç fincan yan odada fabrikanın genel müdürü Anıl Şakrak ve misafirine gitti, biri zaten benim.

Masanın üzerinde 4 fincan kahve dolu, cezve, kahve değirmeni, ocağım, şeker, kavanozda kahve çekirdekleri, metal kahve kutum, su dolu sürahi ve yarım dolu bir bardak. Masa takvimi üzerinde notlar tutturulmuş. Bir de masa telefonu.

20180115_110926_HDR

İkinci parti kahve pişirmeye başladım, kahve pişince daha önceden tanıdığım isimler geliyor. Abidin Bali Uysallı ve Nazlı Ezgi Özkan. Nazlı ara sıra kahvemi içmeye gelmişti İnciraltı kent ormanına. Fabrikaya geldiğimi öğrenince koşarak geldiler. Elbette kahvenin de olacağını. Kahveleri sohbet ederek içiyoruz afiyetle.

26238785_10155301796348932_2680874364887873127_n

Urim Baba’nın kahvesini her yerde içebilirsiniz. Nerede olursanız olun, eğer şanslıysanız kahvenizi afiyetle içebilirsiniz. Bunun için para ödemenize gerek yoktur, sadece sohbet yeterli kahve içebilmek için. Bir tek fal bakılmaz çünkü fincanın tabağı yok. Sonra fincan içilince telvesi iz yapmaz.

Kahvesi içilmiş boş bir fincan parmakların ucunda. Yenı yaptırdığım Urim Baba’nın kahvesi logolu fincan. Logoda Bir bisiklet tekerleği, tekerleğin göbeğinde kuş tüyünün ucu, tüy dik olarak duruyor. Yanda kahve cezvesi, cezvenin sapı tekerleğin tam üstüne doğru duruyor. Cezve sapının başladığı yerde marka olan Urim Baba’nın markasını belirten yuvarlak daire içinde büyük R harfi. Altında da Urim Baba’nın Kahvesi yazısı.

26805524_10155301796403932_6684151728545639726_n

Fabrikanın genel müdürü Anıl Şakrak’ın odasına giderek Urim Baba’nın Kahvesi işlemeli havlumdan bir tane hediye veriyorum. Havluyu verirken beraber poz veriyoruz kameraya.

20180115_121315_HDR

Muhlis Dilmaç ile kahve içerken muhabbet sırasında bisiklet ile hikayeni anlatır mısın? diye sordum. O da kısaca bisikletle olan hikayesini anlatmaya başladı;

“Çocukluğumda bir çok bisikletim vardı, her gün onları silip pırıl pırıl yapıyordum. Ama hiç biri benim değildi bu bisikletlerin. Çünkü babamın bisiklet dükkanında babama boş günlerimde, yaz tatillerinde yardım ederek bisikletlerin temizliğini ve bakımını yaparak müşterilerin beğenmesine katkıda bulunuyordum. Hayalimdeki bisiklet kırmızı renkte olan bisikleti ayrı bir özenle saatlerce her tarafını en ince ayrıntısına kadar usulca silmekle geçiyordu zamanım.

Günlerden bir gün babam bana “Seç bir bisiklet bakalım” deyince havalara uçuverdim birden bire. Hayalimdeki bisiklete sonunda kavuşmuştum ve ilk sahip olduğum bisiklet kırmızı bisikletti. Özenle, her gün bakımını yapıp temizleyerek uzun yıllar kullandım kırmızı bisikletimi. Yıllar sonra kendi dükkanımı açıp bisiklet satmaya başladım.

O yıllarda bisiklet sadece bir karne hediyesi olarak görüldüğünden pek kazanç sağlamadığı için bisiklet fabrikasına girip çalışmaya başladım. Uzun yıllar yönetici olarak çalıştım ve işimi severek yaptım bıkmadan usanmadan.

Sadece bisiklet fabrikasında çalışmakla geçmedi yaşamım. Bisiklete binerek ve insanları bisiklete binmeye özendirerek bu günlere geldim. Bisiklete sadece gündüzleri değil gecenin serinliğinde binmek gerek diyerek gece turlarına başladım tek başıma. Sonra beni gören arkadaşlarımın katılımıyla çoğalmaya başlayınca “Perşembe Akşamı Bisikletçileri” grubunu kurdum. Amacım herkesin güvenle, keyif alacağı akşam turlarının yapılacağıydı. Akşam turlarında yediğimiz dondurmanın tadı bir başkaydı. Gel zaman git zaman o kadar çoğaldık ki Türkiye’nin bir çok yerinde, 40 tan fazla hatta Kosova’nın Prizren şehrinde bile her Perşembe aynı saatte bisiklete binilmeye başladı. Bu kadar çok bisikletçinin bir çok yerde bisiklete binmesi bana mutluluk veriyor.

Hala insanların bisiklete binmesine yardımcı oluyor, her türlü desteği vermeye çalışıyorum. Teknik konularda olsun, sürüş konusunda olsun hep desteğim sürece bundan sonra da. Artık aşırı yoğunlaşan trafik keşmekeşliğinden insanların kurtulması gerek. Çocuklarımıza iyi bir gelecek bırakacaksak bu bisiklet sayesinde olacak. Bisikleti hayatımızda çok önemli bir araç olarak görüyorum.  Bisiklet kullanıldığında; ekonomiye katkısı olan, sağlık kazandıran, stressiz çok kolay ulaşımı sağlayan ve oldukça keyifli bir araçtır.   Bisiklet bir oyundur, kültürdür, çok iyi kullanılmalıdır diye düşünüyor ve bu yolda çalışmalar yapıyorum.”

Muhlis Dilmaç’ı daha ilk bisiklete binmeye başladığımdan beri tanırım. Ve onun sayesinde bisikletin ne olduğunu, nasıl bir araç olduğunu kısa sürede öğrendim. Bir çok arkadaşım, dostum bisiklet sayesinde oldu. Beni de tanıyan çok oldu. Onun açtığı yolda birlikte bir çok proje gerçekleştirdik ve bu yolda devam edeceğiz. Tabi seven de var sevmeyen de. Ama Muhlis Dilmaç’ın yaptığı o kadar çok şey var bisiklet dünyasında onu takdir ile karşılıyorum her zaman.

İyi ki seni tanımışım.

Çalıma masasında Muhlis Dilmaç sandalyesine oturmuş. Kollarını göğsünde kavuşturmuş durumda. Gözünde güneş gözlüğü. Başı kel sakalları uzamış. Siyah bir kazak var üzerinde. Masanın üstünde lap top bilgisayarı açık, önünde kocaman neskafe bardağı, kalemlik, renkli kalemler, not kağıtları

IMG-20180309-WA0001

Fabrikayı gezmeye başlamadan önce Bisikletçi arkadaşımız müzisyen Murat Gülersoy dan “İşte Bisiklet” şarkısı sizlere gelsin. Yazıyı sıkılmadan okumanız için.

Kahve faslı bitiyor, fabrikanın idari bölümü günlük toplantısını yaptıktan sonra Muhlis Dilmaç beni alıyor fabrikanın içinde üretim aşamalarını gezdirmeye başlıyor. Bundan sonra bir bisiklet nasıl yapılır bunları göreceğiz aşama aşama, bölüm bölüm. İdari binadan fabrikanın bölümlerine geçiyoruz labirent gibi yerlerden. Bisiklet üretimin başladığı yerden ham maddelerin olduğu depodayız. Bisikletin ana parçası olan borular paket halinde. Borular bir arada paket olunca atlıgen görünümünde altı köşeli ve yüzeyli. Boru paketleri raflarda çaplarına göre istiflenmiş. Bu borular kalınları kadro için, inceleri maşaları oluşturacak.

Boru deposu, borular raflarda istiflenmiş.

20180115_133001_HDR

Depodan alınan borular kesilmeye başlıyor kadro boyuna göre. Uçları da kaynak yapılacak şekilde makinada ağızlı biçimde kesilmiş. Kesilen borular tekerlekli kasalara konularak istenilen yere kolayca götürülüyorlar.

20180115_132113_HDR

Fabrikadaki üretim bazı yerlerde robotlar devreye girmiş. Bunlardan biriside kaynak robotu. Tamamen kapalı alanda kalıba yerleştirilen maşa ve kadro boruları iç kısımda robot kollar kaynak yapıyor. Kaynak gazları ve kuvvetli ışıkları dışarıya sızmadığı için zararları pek olmuyor. Çevre ve insanlara yararlı bir aygıt. Normalde kaynak yapan işçiler zehirli kaynak dumanları soluması kaçınılmaz olarak zamanla akciğer kanserini tetiklemesi olası. Aynı zamanda kaynak sırasında kuvvetli ışıklar da deride yanıklar ve cilt kanserine davetiye çıkarıyor. Çağımızın hastalığı olan kanser insanlığın sanayi endrüstrisi gereği evrimleşmesini sonucu oluşmakta. Bu kaynak robotu biraz da olsa bunun önüne geçmekte. Kanser için harcanan paraları bir düşünün. Buna harcanacağına insanlara faydalı robotlar üretimine harcansa daha az maliyeti olur kanımca.

Robotlar olunca  insanların da işsiz kalmasına neden oluyor. Düşünün tüm işlerin makinaların yaptığını. Sonuç insanların ne olacağı belli değil. Doktorlar, hemşireler mükemmel robotlar olmuş hastalık teşhisinde anında yaptıkları analizlerde tedavi yönlemlerini anında yapıyor. Öğretmenler robot, bilgi bankası tüm bilgileri hafızasında. Her şeyi görsel olarak anlatıyor sabırla. Mühendisler robot, işlerini kusursuz hesaplayıp yapıyor. Bankalar şimdiden otomatik bankamatiklerden para işlerini hallediyorlar. İş makinaları robot, operatöre, kullanıcıya gerek yok. Yolları köprüleri yapıyorlar. Fabrikalar üretim yapıyor robot işçilerle. İnsanlar işsiz, para kazanamıyor ve alım gücü yok. Patronlar ürettikleri ürünleri kime satacak ? Robotlara, yada makinalara mı ? Zannetmem, robotlar yemez, içmez, yorulmaz, uyumaz, hastalanmaz. Arızalanınca yenisini yaparlar. Senelik izinleri olmaz. Sigara, çay içerek kaytarmazlar. Sizin anlayacağınız paraya pula ihtiyaçları olmaz. Ücretsiz çalışırlar. İşe gidip gelirken bisiklete yada arabaya ihtiyaçları olmaz. Zaten evleri de olmaz robotların. Fabrikada çalıştığı yerde devamlı durup üretim yaparlar. Üretilen bisikletleri kim alacak, işsiz parasız insanlar mı ? Ürettiği ürünleri satamayan patron gün gelecek fabrikasını kapatacak. Kendi de işsizler kervanına katılacak.

İşte kapitalizmin sonu böyle olacak. Ama benim aklıma bir düşünce geliyor. Şimdiden yapay zeka üzerinde epey yol kat edilmiş durumda. Yapay zekalı robotlar kendisi düşünüp fikirler üretecek ona göre işleri yapacak. Öyle Amerikan filimlerindeki  gibi korkunç makinelerin dünyayı ele geçirme olayı olmayacak. Bence akıllı yapay zekalı robotlar yaşamı, doğayı, insanları ve hayvanların yaşamlarını devam ettirmeleri için işleri yoluna koyacak. Yapay zeka mantıklı düşünecek. Cennet belki olmayacak ama ona yakın olacak. İnsanlar ve doğa hiç bir zaman zararlı olaylara karşı karşıya kalmayacak. Yapay zeka ilk başta kapitali yani parayı kaldıracak, patronlar olmayacak. Gerektiği kadar üretim yapılıp ona göre tüketim olacak. İnsanlar sağlıklı biçimde spor yaparak, kültür ve sanat işlerinle zaman geçirecekler. Kısacası kapitalizmin korkunç para kazanma hırsı olmadan yaşanılabilir bir dünya savaşsız sömürüsüz olacak.

Kapalı makinanın gözetleme penceresinden robot kolu kaynak yaparken. Kıvılcımlar ve gazların dumanı görünüyor. Gözetleme camının rengi şeffaf kırmızı rente. Gözetleyen için kaynak ışığından zarar görmesin diye konulmuş.

20180115_132254_HDR

Makinadan çıkan kaynaklı parçalar sıralı olarak tekerlekli aracın askı demirlerine diziliyorlar. Bu parçalar arka tekerleğin olduğu maşa kısmı.

20180115_132330_HDR

İşçilerin kaynak yapması için kadro demirleri birbirine punta kaynağı ile tutturuluyor. Punta makinasında çalışan bir işçi parçaları düzgünce yerleştirmeye çalışırken.

20180115_132502_HDR

Bir işçinin kaynak tezgahı, tezgahta demir kalıplar. Kalıplara kadro parçaşarı yerleştirilip kaynak yapılacak. Tezgahın üst kısımda kadro boruları rafta istiflenmiş. İçi boş yarım bir varili buraya da diğer kaynayacak parçalar konuluyor. Kaynak pensesi yerine asılmış. Solda kaynak makinası. Kaynak yaparken gazları çeken aspiratör boruları.

20180115_132618_HDR

Kaynak yapılmış kadrolar askıda dizelenmiş.

20180115_132630_HDR

Kadro borularını birbirine kaynatan işçi. Elde yapılan kaynak kuvvetli ışınları etrafa direk dağılıyor. Çıkan ışığa direk bakamıyorsun, gözlere zarar veriyor. Sürekli bakarsan kör edebilir insanı. Aynı zamanda kaynak yaparken gerekli olan duman da etrafa yayılıyor. Gerçi üstte aspiratör borusu gazları çekiyor ama ne kadarını belli değil. Kaynak yapan işçinin koruyucu olarak kaynak maskesi var. Maske hem ışınlardan hem de zararlı gazlardan bir miktar koruyor. Elinde deri eldivenler de derisini kaynak ışınlarından ve sıçrayan kıvılcımlardan koruyor.

Tezgahta oturarak kaynak yapan bir işçi, iş elbisesi ve koruyucu kaynak maskesi. Deri işçi eldiveni elinde. Kadroyu kaynak yapıyor. Kaynak sırasında kuvvetli ışıklar etrafa yayılıyor. Tezgahın önünde kaynak sarı tel demeti. Aspiratör borusu üstte. Sağda kaynak yapılan kadrolar üst üste istiflenmiş.

20180115_132656_HDR

Kaynak yapılmış onlarca kadro tekerlekli sehpalarda diğer işlemlerin yapılması için beklemede.

20180115_132705_HDR

Kadro gövdesine arka kısmı kaynatan işçi tezgahta kaynak yaparken. İşçinin koruyucu malzemeleri ve önünde aspiratör borusu.

20180115_132721_HDR

Kadronun alt kısmında bulunan pedal göbek borusunu kaynatan başka bir işçi. Her tezgahta değişik parçalar kaynak yapılıyor. Her işçi tek bir parça kanak yapıyor tezgahında.

20180115_132729_HDR

Kaynak yapılmış ön tekerleğin maşaları askılara dizen bir işçi.

20180115_132742_HDR

Kaynak yapılan kadrolar haliyle kaynak sırasında oluşan ısı ile gönyesinden kaçıyor. Son olarak ölçülü kalıba göre kadro kaçışlarını düzellten iki işçi tezgahta kaçıkları insan gücü ile düzeltiyor.

20180115_132754_HDR

Kadro ayarları düzeltildikten sonra boyahaneye girmeden kaynak çapaklarını bir güzel temizleniyor. Kadro pürüzsüz bir hale geliyor.

20180115_145835_HDR

Sıra geldi boyahaneye, boyalar temiz ve kapalı ayrı bir bölümde hazırlanıyor. Kullanılan boya iyonize su bazlı, insan sağlığına zarar veren boyalar değil. İstenilen renk karışımları laboratuvar ölçülerinde hazırlanıyor. İçeriye sadece çalışanlar girebiliyor. En ufak toz tanesi bile girmesine izin yok.

20180115_145441_HDR

Boya laboratuvarında hazırlanan boyalar boyahanede hazır olan kadrolar boyanmayacak yerler izole edildikten sonra askıya asılıp boyanmaya gidiyor.

Bir kişi sandalyede oturmuş pedal göbeğini boyanmasın diye izole ediyor.

20180115_145515_HDR

Kadrolar boyanıp fırında bir süre piştikten sonra çıkarılıyor. Günün rengi beyaz bisikletler.

20180115_145405_HDR

Askıda olan kadrolar yavaşça hareketli telde diğer bölüme doğru gidiyor.

20180115_145415_HDR

Aynı şekilde maşalar da hareketli askıda asılmış durumda. Maşalar siyah renge boyanmış. Bir işçi de boyanmış olan maşaları elle, göz ile kontrol ediyor.

20180115_145635_HDR

Boyanmış kadrolar tek tek alınıp kadın işçiler tarafından marka etiketleri ve süsler kadroya özenle yapıştırılıyor.

20180115_145314_HDR

Etiketleme işleminden sonra vernik toz boya ile kaplanıp tekrar fırınlanarak son işlemden geçtikten sonra iki katlı özel raflara diziliyorlar. Burada siyah, siyah – kırmızı ve turkuaz yeşil renkli kadrolar raflarda.

20180115_145318_HDR

Beyaz ve siyah maşalar rafllara dizilmiş hazır durumda. Siyah maşalarıda yanlarda kırmızı şerit olarak etiketlenmiş.

20180115_145813_HDR

Raflar siyah ve beyaz boyalı kadro ile sıralanmış dolu olarak. Montaj sırasını bekliyorlar.

20180115_145821_HDR

Ayrı bir bölüm olan jant atölyesine geliyorum. Aluminyum alaşımlı özel yapılmış 6 metre uzunluğunda profiller tezgahta. Profil çift karlı olarak yapılmış, yanlarda iki delik. Üst kısmı bombeli, iç kısmı içeriye doğru girintili. Bu kısım lastik tarafı. Rafta paket halinde profil, yanında da paket açılmış sadece 4 tane profil kalmış. Karşıda profili çember yapan makina. Solda bir işçi çember olmuş olanları makinede kesiyor.

20180115_133313_HDR

Jant profili makinede kalıpta çember haline geliyor. Bir profilden üç tane jant olarak sipral biçiminde makinenin üzerindeki kolda yapılmış durumda. Solda da çember olan jantlar kalıpta kesiliyor. Her makina ve her tezgahta olduğu gibi burada da uyarı sarı levha ve makinaları kullanabilecek işçilerin bilgileri çerçeve içinde asılmış.

20180115_133328_HDR

Sipral hale gelmiş çember ölçülü kalıpta düzgün durumda sıkıştırıldıktan sonra yukarıdan aşağı doğru hareket eden daire destere ile kesiliyor. Bir profil çemberinden üç jant çıkıyor. Uçlarda 10 cm civarında fire kalıyor sadece.

20180115_133359_HDR

Kesilen jant özel kalıpta iki tarafı çentikli kama ile sıkıştırılarak birleştiriliyor. Jant ek yeri düzgün bir biçimde pürüzsüz ve çıkmayacak şekilde perçinlenmiş oluyor.

20180115_133434_HDR

Hazır olan jantlar ayarlı makinada jant teli delikleri deliniyor. Bir jant için normal standarlarda 36 delik deliniyor. Bazı jantlar daha az delikli olabiliyor.

20180115_133503_HDR

Kırmızı renkte jantlar delikleri delinmiş olarak hazırlanıp uzun bir demir kola asılmış durumda. Birer düzine yani onikişer tane üst üste konularak pakel bandı ile bağlanıyor.

20180115_133604_HDR

Şimdi ise montaj bölümüne geliyorum. Burada hazırlanan kadro ve jantlar diğer komponetlerle montajlanacak. Jantlar aşağı eğimli U boru içinde dik olarak yerleştirilip tel ve göbeğin takılmasını bekliyor. Jant alındıkça aşağı doğrıu kendiliğinden gidiyor.

20180115_144847_HDR

Jant göbek deliklerine jant tellerini bir ters bir düz takılıyor el gücü ile. Bunu işçiler tek tek yapıp yanına istifleniyor.

20180115_145144_HDR

Göbek ile jant çemberinin birleşme anı. Makinada ayarlanıp sabitlenen jant tel somun başlarını otomatik takıp belirli ölçüde sıkıyor.

20180115_144950_HDR

Hazır olan jantlar özel kapalı bir makinaya giriyor sırayla. Makinanın ön kısmı mavi şeffaf bir koruyucu ile kaplanmış.

20180115_145043_HDR

Makinanın içinde jant tellerinin tansiyon ayarları yapılıyor. Gerginlikleri ölçülerek ona göre ayar yapılıyor tellerde. Aynı zamanda jant yalpaları düzeltiliyor büyük bir titizlikle. Tekerlek döndürülerek balans ayarı da yapılıyor ayrıca. Kapalı camekanlı makina içinde jant ayarları yapılırken. Burada insan eli yok, makina otomatik çalışıyor.

20180115_145108_HDR

Hazır olan jantlara iç ve dış lastikleri takılıp hava ile şişiriliyor belirli basınçta.

20180115_145209_HDR

Boyanmış kadrolar raflara dizilmiş olarak montaj bölümüne getirilip bırakılmış yüzlerce. Kırmızı ve siyah renkte. Raflar tekerlekli, istenilen yere rahatlıkla götürülüyor. Boşalan raflar tekrar doldurulmak üzere boya bölümüne gidiyor.

20180115_151457_HDR

Aynı şekilde tekerlekler de lastikleri takılıp tekerlekli raflarda sıralanmış montaj edilmelerini bekliyor.

20180115_151525_HDR

Montaj edilecek beyaz boyalı çamurluklar hazır durumda.

20180115_151605_HDR

Vites kolları, fren kolları, telleri, fren pabuçları, pedallar, ön ve arka aktarıcılar, zincir ve diğer aksesuarlar kutuların içinde montajı bekliyor. Fabrikada aksesuarlar ve komponetler üretilmiyor. Aksesuarlar ve komponet malzemelerin üretimi başka bir fabrika gerektirir. Zaten en büyük üretici Shimano kendi kalitesinde piyasayı kapmış durumda. Bu malzemeler ithal ediliyor yurt dışından.

20180115_151622_HDR

Bazı parçalar örneğin ön çark göbeği tezgahlarda işçiler tarafından tek tek takılıp montajlanıyor. Bisiklet kadrosuna ilk montaj burada başlıyor.

20180115_151644_HDR

İkiinci montaj ise ön maşa kadroya bağlanmaya başlıyor.

20180115_151702_HDR

Bundan sonra kadrolar montaj bandına konularak sırası ile diğer parçaları takıyorlar. Her işçi sadece bir parça takıp diğer parçayı takması için yana gönderiyor. Arkada kasaların içinde parçalar raflarda duruyor. Bir kişi sürekli olarak boşalan kasanın yerine dolusunu koyuyor.

20180115_151705_HDR

Sıra geliyor tekerlekleri takmaya. İşçiler sürekli aynı parçaları takmaktan otomatikleşen elleri hızlıca kısa sürete monte ediyor.

20180115_151744_HDR

Montaj bandında vites ön ve arka aktarıcılar, fren gövdeleri ve papuçları,, fren kolları, vites kolları takılıyor birer birer. Montajda çalışan işçilerden bazıları beni tanıyıp “Merhaba Urim Baba” diye selam veriyorlar. Ben de selamlarını alıp “kolay gelsin” diyerek karşılık veriyorum. Beni tanıyorlar ama ben onları pek tanıdığımı söyleyemem. Ama karşılaşınca seviniyorum tanıdıklarına. Montaj sürekli olduğundan işlerinin başından ayrılıp yanıma gelemiyorlar. Ben de üretim kısmına girmiyorum. Zaten yere sarı şeritler çekilerek uyarı verilmiş.

20180115_151752_HDR

Yeni montaj yapılıp tamamlanmış bir bisiklet. Bu günkü üretim modeli ve rengi siyah ve pembe. Sadece sele ve pedalları takılmamış.

20180115_151808_HDR

Montajı biten bisikletler son olarak garanti belgeleri, servis ve kullanım broşürleri konuluyor. Bantın sonunda bisikletler ters durumda sele borusu bir demire takılı durumda. Bisikletin selesi ve pedalları naylon poşette kadroya asılıyor. Bir de ön tekerlek takılı değil, bisikletin orta kısmında yanda tutturulmuş. Böylece ambalaj kutusunun boyutları biraz daha küçülmüş oluyor.

Bantın sonunda bir işçi garanti belgesi ve kullanım broşürlerini takarken. Son olarak ta bir işçi montajı ve evrakları tamamlanmış bisikleti banttan alarak diğer tarafta hareketli askıya takıp koli bölümüne gönderecek.

20180115_151821_HDR

Sondaki işçi bisikleti omuzlamış hareketli askıya doğru asmaya götürüyor.

20180115_151853_HDR

Askıya asılan bisiklet kolileme bölümüne geliyor. Buradaki işçiler askıdaki bisikleti alıp koliye özenle yerleştiriyor.. Askıda iki bisiklet var. Bir işçi de almak üzere. Üst kısımda elektronik tabelada saati ve üretilen bisiklet sayısını gösteriyor. Saat 11:00 altta üretilen bisiklet sayısı 812 adet.

20180115_151857_HDR

Koliye konulan bisikler zımba ile kapakları kapatılıp zımbalanıyor.

20180115_151334_HDR

Ambalajlanan bisiklet kolisi ambarda yan yana istifleniyor. Kutular dik olarak konulması gerek, hiç bir zaman yan yatırılmamalı. Ambar bisiklet kolileri ile dolu. Bisikletler gideceği saati bekliyor. Etiketlerine göre istiflenmiş koliler tırlara yüklenecek ve büyük bir çoğunluğu limana gidip gemilere yüklenip dışsatım yapılacak. Koliler tır kasası yanaşacak yükseklikte platformda duruyor.

20180115_151201_HDR

Demir bir borudan aşama aşama işlenerek bisiklet haline geliyor, bunu sırası ile gezerek gördüm. Fabrikada temiz ve titiz bir şekilde üretim yapılmakta. İşçi sağlığı ve güvenliği üst sırada. Her işçi sadece bir parça montaj yaparak bant sisteminde hızlı bir biçimde yani 45 saniyede bir bisiklet hazır hale geliyor. Fabrikada sadece işçiler yok. Model çizen, tasarı yapan, test yapan, ürün geliştiren çalışanlar da var. Ayrıca yönetici kadro da işlerini ve fabrikanın üretimi için kafa patlatıyorlar. Bir bisiklet tek bir kişinin elinden değil kocaman bir ekip ile birlikte kullanıcıya ulaşıyor.

Çocukluğumunda ki HAYALİMDEKİ BİSİKLET aklıma geliyor. O zamanlarda hayalimde olan bisikletlerin nasıl yapıldığını görünce bir çok kişinin emeğini gördüm. Şimdi ise hayallerim daha da büyüdü. Bisiklete binmeye başladığımdan beri Muhlis Dilmaç’ı tanıyorum. Onun sayesinde bisiklet ile ilgili çok şey öğrendim ve beraber bir çok festival, tur ve gezi yaptık. Bunları yaparken bisikletin görünür olması ve herkesin bisiklete güvenle binebilmesi için destek ve yardımcı olmaya çalıştık ve daha da çalışmaya devam ediyoruz. Bunu yaparken de hiç bir kimseden hiç bir şey beklemiyoruz. Gönülden yapılan şeyler değerlidir

Accel bisiklet fabrikasının yönetimine, çalışan işçilere, ve beni fabrikaya getirip gezdiren Muhlis Dilmaç’a teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Urim Baba © 2013 Frontier Theme