Gökova Bisiklet Turu 1. Gün

16 Haziran 2013 Pazar

I hope you can find the answer to your question quickly. You’ll need to consult with your physician https://chiccolandiastore.com/73789-viagra-kamagra-thailandia-2901/ before using these drugs. It may be of interest for readers to know that the u.

Liquids and solutions of lisinopril hydrochloride, lisinopril hydrochloride monohydrate, lisinopril hydrochlor. Priligy is an oral drug that was discovered to be cialis 10 mg vendita Country Walk effective in treating major depressive disorder, a common form of depression that can also be accompanied by mania, anxiety or psychosis. It is a synthetic progesterone that can be used during pregnancy to.

( Görme engelli arkadaşlar için betimleme yapılmıştır. )

Gökova bisiklet tur haritalı afişi. Bu afişi arkadaşım Gürcan Yılmaz çizerek hazırladı. Afiş başlığı İngilizce yazılmış. Gökova Fiestocht / Gökova Bicyle Tour 19 – 23 Haz./June 2013 Georganiseerd door: Muğla Fiest Vereniging. Solda Muğla Bisiklet Derneği logosu, Gökova haritası. Haritada Akyaka, Ören, Bodrum, Datça ve Marmaris işaretlenip gidilecek yol çizilmiş. Yolda bisiklete binen kişilerin resimleri.

Öne çıkmış olan görsel Gökova haritası

967318_10151530123299773_1011453730_o

Gökova Bisiklet Turuna  yıllardır katılmak istiyordum. Her seferinde ya misafirim geliyor yada bir işim çıkıyordu. Bu yıl ne olursa olsun gitmeyi planlıyordum. Ben bisikletimle yolda durmuşum, ön ve arka bagajlar yüklü, Güneş altında üzerim çıplak. Asfaltta yürüyen bir kaplumbağa.

1049081_10151661489619443_1666577997_o

Böyle etkinliklere kendi bisikletimle araçsız, bisiklet sürerek gitmek amaçlarımın arasında yer alır. Etkinlik açıldıktan sonra kaydımı yaptırıp katılım ücretini de yatırdıktan sonra rahatladım. Evdeki işlerimi yoluna koydum bir güzel. Bisikletimin bakımını yapıyorum, kaset dişli 7 ve 8 vites dişlileri aşınmış, 22.000 km geçti değişmesi gerekliydi, değiştirdim, arka göbeği yağladım. Kaset dişli sökme aparatı, yedek jant teli, akort anahtarı alıp malzeme çantama yerleştiriyorum. Sele boru içine kaset dişlisini tutacak demirli zincir ve yedek jant telleri 26 inç ve 28 inç bantlayıp yerleştiriyorum, ön bagajı takıyorum. Bisiklet hazır, sadece uyku tulumu, çadır, mat ve ön bagaj çantaları kalıyor, onları son güne bıraktım.

Ön tekerlekte dinamo var, buna şarj için elektronik devre hazırlıyorum.

270220132389

Elektronik devre hazır, Dinamodan gelen A. C. voltajı doğrultup D.C. voltaja dönüştürüyorum. Devreye 5 Volt çıkışı olan entegreyi de bağlayıp USB çıkışını da monte ederek teste hazırladım.

Tornavida, yan keski, kargaburun takım seti, elektronik adaptör, kumpas, lehim havyası resimde görünüyor.

120620132596

Bir de 6 Volt 4.5 A/h akü alıyorum. Aküyü elektronik adaptöre bağlıyorum. Çoklu USB şarj uçları olan seti de bağladım.

120620132597

Bisikleti ters çevirip test ediyorum elektronik adaptörü. Tekerlek dönmeye başlayınca cep telefonumu şarj etmeye başladı.

270220132393

Yolda giderken aküyü şarj edeceğim gece de aküden cep telefonunu şarj edeceğim. İstersem dinamodan cep telefonunu direk şarj edecek şekilde elektronik devreyi ona göre yapıyorum. Gökova ya pedallamak için Facebook ta etkinlik açıyorum. 8 kişi gelecek diye işaretliyor. Böyle etkinlik açtım mı biliyorum ki herkes gelmeyecek. Üç kişi var benle gelecek, haberleştiğim Hüseyin Dölçek Üçkuyular da oturuyor onunla planlamıştık. Ayvalık’tan Sadi abi. İkisi ile konuşup kararlaştırmıştım turu. 16 Haziran çarşamba günü atık kim gelirse bizle beraber gelebilirdi. Turu şöyle planlamıştım: 16 Haziran çarşamba Üçyol dan hareket edecektik. 1. gün Menderes Ahmetbeyli den Kuşadası’na varacak orada kamp kuracaktık. 2. gün Söke  Bafa gölü. Bafa gölünde kamp atacaktık. 3. gün Milas Yatağan Muğla’ya varacaktık. Ondan sonra 5 gün Gökova turu. Tur Marmaris te bitiyordu. İzmir e dönüşte aynı yoldan belki Seferihisar dan dönecektik. Ama Köyceğiz’i de görmek istiyordum. Bakalım bir varalım Marmaris e o zaman karar veririm. toplam 11  yada12 gün sürmesini planlamıştım.

Arkadaşım Yıldız Uyulgan beni telefonla arayıp İrfan Özden adlı dağcı bir arkadaş benimle gelmeyi istiyormuş, ben de gelebilir dedim. Yıldız gelmek istemiş ama işi çıktığından bizle gelemeyeceğini bildirdi. Sadi abi de arayıp gelemeyeceğini bildirdi, otobüsle gelecekmiş. Olsun 3 kişi yola çıkacaktık. İrfanı tanımıyordum, ilk önce facebook’ta arkadaş olduk. Yıldız’ın dediğine göre sıkı bir dağcıymış, bakalım bisiklette nasıl, göreceğiz. Yola çıkacağım günün akşamı bagaj çantalarını , ocak, tencere, çaydanlık, tava, cezve, ispirto, çatal, bıçak, kaşık, bardak, fincan, ne varsa çantaya yüklüyorum. Kahve değirmeninde 2 kere kahve çekiyorum, kahve olmazsa olmaz, kahvesiz bu tur çekilmez. Saklama kabına biber salçası, diğerine zeytin tanesi doldurup çantaya yerleştiriyorum. Uyku tulumu, mat, çadırı da bagajın arkasına bağlayıp bisikleti hazır hale getiriyorum. Yedek çamaşır, pantolon, tişört çorapları da unutmuyorum. Güzel bir uyku uyuduktan sonra sabah 07:00 de uyanıp kahvaltımı yapıyorum. Buzluktaki buzlu şişelerimi ve Eşimin hazırladığı Arnavut böreğini bagajlara yerleştiriyorum.

16 Haziran 2013 Pazar

Saat 08:00 de evden yola çıkıyorum. Üçkuyular’da Hüseyin ile buluşup Üçyol’a doğru yola çıkacağız. Hüseyin’i arıyorum telefonu çalıyor açan yok. 3-4 kere arıyorum cevap gelmeyince bende yola çıkıtım. İrfan beni arıyor telefonla, neredesin diyor ben de yarım saat sonra Üçyol’dayım diyorum, kahvede bekle beni deyip kahveyi tarif ediyorum. Adam saat 08:00 de Üçyol’a gelmiş, bravo yani böyle olunmalı. 08:30 a doğru Üçyol’da kahveye ulaşıyorum. Bakıyorum 2 kişi var, tanışıyoruz hemen. İkisi de dağcı , yol arkadaşım İrfan Özden ve Aytekin. Güzel insanlara benziyorlar. Aytekin’i gözüm bir yerden ısırıyor. Aytekin bizi uğurlamaya gelmiş. Birer çay içip sohbetten sonra Hüseyin’i tekrar arıyorum cevap yok. Herhalde bizi ekti , telefonu açmadığına göre vardır bir sebebi.

Neyse tanışıp kaynaştık, rotamızı tekrar gözden geçirip iyice kararlaştırdıktan sonra yola çıkıyoruz, Aytekin arkamızdan su döküp yolcu ediyor. Ne güzel hiç bir turda arkamdan kimse su dökmemişti, sağ olasın Aytekin kardeş. Karabağlar ve Gaziemir’in sıkıcı araç trafiğinden bunalarak hızla geçip Menderese varıyoruz. Merkezde  her zaman çay içtiğimiz Belediyenin çay bahçesinde ilk molamızı veriyoruz. Soda ve çaylarımızı içerek birbirimizi iyice tanımak için sohbet ediyoruz. İrfan sıkı bir dağcı, 25 yıl dağcılık yapmış. Ayrıca atlet olarak koşmuş, maratoncu. Bacakları gelişmiş bisiklette bu yüzden sıkıntı yaşamıyor. Emekli olmuş benim gibi, zamanla işi yok, Türkiye’nin bütün dağlarına tırmanmış. Yolları , patikaları ezbere biliyor, yürüyüşlerde rehberlik yapıyor ara sıra.

Moladan sonra yola çıkıyoruz sohbet ede ede gidiyoruz. Bir ara bakıyoruz ki Tahtalı barajı solumuzda kaldığını fark ediyoruz. Biz buradan gitmeyecektik. Sohbet ederken kavşaktan sola dönecektik, kaçırmışız. Olsun geri dönüp yola devam ediyoruz. Buralarda resim çekmiyorum, ilginç bir yer yok. Ahmetbeyli’ye doğru tatlı bir iniş yaparken bisikletimden bir şey fırlayıp İrfan’ın bisikletine doğru gittiğini duyuyoruz, ama ne olduğunu göremedik, benim ön lastikten fıs sesi gelmeye başlıyor, durup bakıyorum dış lastiğin yanağından fıs sesini buluyorum. Lastiğin yanağında 3 mm delik var, lastiği söküp iç lastiği yamıyorum, dış lastiğe de içten  bir   yama yapıyorum. Yola bakıp neyin üzerinden geçmişim diye bakınıp bir bira kapağı görüyoruz, lastik üzerinden geçerken dik gelip bir çentik atmış.

Ahmetbeyli de kahvede   yemek  molası   veriyoruz. Börekleri çıkarıp afiyetle yiyoruz, bir de çaylarımızı içip arkasında kahve söylüyoruz. Bu arada Hüseyin beni arıyor, neredesiniz diyor. Biz Ahmetbeyli’ye vardık diyorum, sen neredesin be kardeşim sabahtan beri arıyorum telefonunu açmıyorsun. Dün Gündoğdu’ya gitmiş sabaha karşı 03 te  yatmış, telefon sessizde, anca uyanmış, şimdi yola çıkacakmış. Biz yavaş gideriz Kuşadası’nda yetişirsin bize deyip yavaştan yola tam çıkacakken bu sefer İrfan’ın arka lastiği  inmiş, kontrol ediyoruz ki iki tane cam batmış, hemen lastiği söküp onarıyoruz. Şişirdikten sonra Ahmetbeyli rampalarına sardık bisikletlerimizi, yavaş yavaş çıkıp hızla iniyoruz. Hava iyice ısındı, bol su tüketiyoruz. Rampalar 6 tane, buradan sonra Küçük Menderes ovasına düzlüğe iniyoruz. Bir süre sonra rampa yine başlıyor, bu rampada yangın ekibi var. Burada su molası veriyoruz, orman ekibiyle sohbet edip sularımızı dolduruyoruz. Kuşadası’na vardıktan sonra Hüseyin bize yetişiyor, şehir merkezine sahile iniyoruz. Limanda Gezi parkı  platformu oluşturmuşlar, bize burada çadırlarınızı kurun diyorlar ama yolumuz uzun ve uyumamız gerektiğini belirtip nazikçe isteklerini reddediyoruz.

Kalacak yer konusunda Hüseyin’in  tanıdığı arkadaşları yeni bir yazlık aldığını ve evde tadilat olduğundan boş olduğu burada kalabiliriz diyor ve arkadaşını arayıp onaylatıyor. Kalacak yere varıyoruz. Burası Söke yolu kavşağından 2 km ileride. Yazlık ev site içinde güvenli. Arkadaşı bize akşam yemeği hazırlamış, biz de gelirken  3 tane yarım tavuk almıştık Kuşadası’ndan onu da masaya koyup hep beraber akşam yemeğini yiyoruz. Kahvemizi çayımızı içtikten sonra tadilat yapılan evde elektrik işi olduğunu söylüyorlar, bende elektik işini yaparız deyip nereye ne yapılacağını öğrenip ona göre malzeme alırız dedim. Gece yatıp dinleniyoruz. Böylece 1. günü bitiriyoruz.

Bu gün yaptığımız yol haritası ,  106 km yol yapmışız

Powered by Wikiloc

The Author

urimbaba

2 Comments

Add a Comment
  1. Urim Baba, ne güzel yazmışsın. Okurken çok keyif aldım. Diğer günleri de sabırsızlıkla bekliyorum=) Yaz sonuna doğru yaptığın seyahatlerden birinde beni de yazmanı umuyorum!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Urim Baba © 2013 Frontier Theme