Afyon Frig Vadisi Bisiklet Turu 1. Gün

18 – 19 Haziran 2021 Cuma

Till then, i have no other option but to wait on updating until the next major release. The Ponta Delgada prednisolon market is dominated by the pharmaceutical and biotechnology industries which have spent billions of dollars marketing and advertising their products. Ivermectin for dogs price in india you can take it orally if you are a dog owner and you want to know how much it costs for.

The results of this search were combined with those of an internet-based search of the term ivermectin. Dogs are natural predators and can’t help but where to buy paxlovid in us Fatikchari feel anxious when someone is near their area. I do not accept responsibility for what you use of this website.

Afyon – Gazlıgöl – İhsaniye – Döğer – Emre gölü

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

Karahisar kalesi yıkılır gelir
Kakülü boynuna dökülür gelir

Yayladan gel allı gelin yayladan
Kesme ümidini kadir Mevla’dan
Ver elini karlı dağlar aşalım
Bayramlaşalım

Ben bir koyun olayım sen de bir kuzu
Meleye meleye getirem yazı

Yayladan gel allı gelin yayladan
Kesme ümidini kadir Mevla’dan
Ver elini karlı dağlar aşalım
Bayramlaşalım

Kapıma bağladım da kınalı koçu
Harmanı kaldırdım kız senin için

Yayladan gel allı gelin yayladan
Kesme ümidini kadir Mevla’dan
Ver elini karlı dağlar aşalım
Bayramlaşalım

Hidayet Çalbudak Afyon yöresi türküsü

 

Öne çıkmış olan görsel, İki direkte Türk bayrağı, ayakta ellerini pençe yapmış yerdeki düşmanı etkisiz hale getirmiş heykel. Arkada iki katlı bir ev. Afyon’un yüksek kaya kütlesi üzerinde Afyonkarahisar kalesi. Heykelin altında Atatürk kabartması.

DSCN2044

Günlerden bir gün arkadaşım İsmail Odabaşıoğlu telefon ile aradı. Zaten canı sıkılınca sürekli arayıp sohbet ediyoruz. Bana “Urim Baba Afyon Frig vadi bisiklet festivaline katılacak mısın?” diye sordu. Ben de “Pek niyetim yok ama düşünüyorum katılıp katılmamak için” Bu aralar hafta sonu salgın nedeni ile sokak kısıtlaması var. Gerçi festivalleri özlemedim değil, uzun süredir arkadaşlardan kimseyi göremedim. Özlem had safhada. Bir kaç gün sonra telefonum çaldı. Arayan yıllardır tanıdığım bisikletçi Birsen Esinti. Bana “Urim Baba Afyon Frig bisiklet festivaline bekliyorum” diye davet etti. Eh davet büyük yerden gelince “Tamam geleceğim” diye cevap verdim. Kayıt açılınca benim ve bacanağım Selahattin’in kaydını yaptırdım. Bacanak ile festivalden bir gün önce gündüz Afyon’a gidelim diye kararlaştırdık. Hazırlıklarımı yaptım, yanıma alacağım eşyaları, alet edevatları çantalara yükledim. 17 Haziran Perşembe sabahı bacanağım evime geldi. Kendisi bisikletini yüklemiş taşıyıcıya. Benim bisikleti de yükleyip güzelce bağladık. Çantaları da arka koltuğa yerleştirdim. Sadece ikimiz varız, arka koltuk boş. Birlikte sabah kahvaltısını yapıp yola çıktık araba ile.

Otobüs bilet fiyatları salgın nedeni ile pahalı. Sadece bir kişi 100 Lira. İki kişi gidiş dönüş 400 Lira tutuyor. Bu para ile arabanın yakıtını doldurup rahatça gidip gelebiliriz. Yol kıyısında meyve satan tezgahın birinden meyve aldık, yolda yiyerek gidiyoruz. Bacanağıma “Yolda hiç taş köprü gördün mü? diye sordum. O da “Ne taş köprüsü?” diye cevap verdi. Demek ki şimdiye kadar kimse taş köprüyü görmemişti. Araçla yol alınca kimse koskoca taş köprüyü görmemiş. İki yıl önce Suyun kaynağına yolculuk yaparken Gediz nehrini takip ediyordum. Gediz nehri Kula’dan sonra Ankara yolu ile birlikte olunca ana yoldan gittim bir süre. Bisikletle gidince yoldaki her şeyi gördüğümden karşımda tarihi bir taş köprüyü görmüştüm. Taş köprüde mola verip öğle yemeğimi ve kahvemi Gediz nehrinin kıyısında keyifle içmenin hazzını yaşadım.

Tarihi taş köprü uzaktan görünümü, altından Gediz nehri bulanık akıyor. Taş köprü yolun sağıda. Köprünün ismi Çataltepe taş köprüsü

DSCN7796

Taş köprüye gelince sağa yanaşıp arabayı park ettik bankette. Taş köprünün tam üstünde kahve takımlarını çıkarıp kahve pişirdim. Afiyetle içmeye başladık Bacanağım ile birlikte.

Elçek ile taş köprü üzerinde fincanlar elimizde bacanağım ile Gediz nehrini çektim. Benim başımda mavi buff, bacanağımda bej renkli şapka var.

IMG_20210617_123336

Taş köprüye kadar bacanağım arabayı sürdü. Taş köprüden sonra direksiyona ben geçtim. Fazla sürat yapmadan Afyon’a rahatça geldik. Kamp alanını navigasyon yardımı ile kolayca bulduk. Kamp alanı pek kalabalık değildi. Bizden önce bir kaç kişi gelip çadırını kurmuştu. İçlerinden beni tanıyan arkadaşlar var. Hoş geldiniz diye karşıladılar. Çadırları çardağın altına kurup yerleştik. Akşam yemeği için bisikletlerle Afyon merkeze pedalladık. Antalya’dan Ertan bizi Afyon’un meşhur tandır yapan yere götürdü. Bizimle beraber Özgün Tuykun ve arkadaşı da akşam yemeğine katılacak. Meşhur olunca ücreti de ona göre meşhur oluyor hani. Gerçi etler lezizdi, üstüne de afyon kaymaklı ekmek tatlısını yedik. Kızlarla resim çekiliyoruz masa başında. özgün Tuykun, arkadaşı ve ben sandalyede oturmuş durumda.  Arkada mutfak, camlı bölme ile ayrılmış. Köşede dört kuşak tandırcıların portre resimleri asılmış.

WhatsApp Image 2021-09-18 at 13.54.38

Sıra geldi ücret ödemeye. Yanımda da hiç para yok. Ne var ne yok eve bırakmıştım. Üstelik bacanağımdan da biraz takviye almıştım. Bankaya gidip para çekeyim dedim. Bana verdiği paranın hepsi on Liralık kağıt para. Paralar gıcır gıcır, henüz Güneş görmemiş, oksijenle temas etmemiş gibiydiler. Kırk tane kağıt para seri numaraları sıralı, darphaneden çıktığı gibi bankamatiğin kasasına, oradan da bana geldi. Ekonomimiz uçuyor resmen, hükümet para yetiştiremiyor. Sürekli para basıyor ama sonumuz hiç iyi değil. Basılan bu paraların acısı çıkacak bir gün. Bacanağa borcumu ödedim, azıcık meşhur hesabımı da ödedim. Zaten meşhur yerlerde pek yemek yemem, ya da bir şey almam. Çünkü her zaman meşhur diye kazık yemek zorunda kaldım şimdiye kadar. Yanımızdaki iki kadın biz ayrı dolaşacağız deyip yanımızdan ayrıldılar. Biz de kamp alanına döndük bisikletlerle.

Aşağıda sadece 7 tane on Liralık para, seri numaraları art arda. Son ilki rakamları 40 tan 46 ya kadar.

IMG_20210617_191432

Kampa döndüğümüzde Güneş batmak üzereydi. Fotoğraf makinemi alıp gölet kıyısına gelerek optik zoom ile Güneşi daha yakın hissederek batışını çektim çalıların arasından. Sarı renkli olan güneş tüm parlaklığı ile ışığını saçıyor. altta dikenli otlar, yanda ağacın dalları siulet olarak görünüyor.

DSCN2018

Akşam olunca katlanır sandalyelere oturup sohbet ediyoruz yatasıya kadar. Uzun süredir matın üzerinde, uyku tulumunda yatmamıştım. Afyon rakımı biraz yüksek olunca geceleri soğuk olur diyerek battaniye almıştık. Battaniye ve uyku tulumu ile üşümeden iyi bir uyku çektim. Yakındaki gölet buharlaştığı için nem oranı yüksek olunca ona göre de soğuk artıyor.

Sabah serinliğinde kalkıyorum, üzerimde polar var. Haziran ayı olsa da Afyon serin. Elimi yüzümü yıkamak için tuvaletten döndükten sonra dün akşam yemek yediğimiz kadınlardan biri olan Özgün Tuykun yanıma yanaştı. Hafif ağlamaklı bir sesle “Urim Baba dün akşam bir şey mi oldu aramızda, bana kızdın mı sizden ayrıldık diye? Sabah sana günaydın dedim ama bana baktığın halde yüzünü hemen çevirdin” dedi. Ben de düşünmeye başladım, sabah uyku sersemi olarak tuvaletler tarafına giderken ne yaşadım diye. Ama ne kadını gördüm ne de yüzünü hatırlıyorum. Kadının sesi titremeye başladı, nereyse ağlayacak. Bu durumda üzülmemesini, herhangi bir kızgınlık yada alınma olmadığını söyledim. Sonra niye kızayım ki? Aramızda kötü bir şey de olmadı. Uyku sersemi belki fark etmemişim olabileceğimi belirttim. Neyse kadının içi rahatladı biraz, sesi normale döndü. Ona her zaman yanıma gelip kahvemi içebileceğini söyledim. Ama yanıma gelmezsen içemeyeceğini söylemeyi de unutmadım. Çadırı, eşyaları toplayıp çantaya yerleştirdim. Sadece bisiklete taktığım çantaları bagaja yükledim. Uyku tulumu, çadır, mat gibi eşyaların olduğu sosis çantayı araca yükledim. Henüz erken ve kalabalık olmadan kahve pişirip içmeye başladık. Şanslı olanlar benimle birlikte kahve içti. Önümde katlanır masa, üzerinde kahve takımları, Bacanağım, ben Ertan, Rahmi Söyleyici ve bir arkadaş daha poz verip resim çekiliyoruz. Bisikletim KUZ arkada turuncu çantalarla duruyor.

IMG_20210618_073056

Yola çıkmaya hazırım. Bu arada festivali düzenleyen arkadaşlar da geldi. Kahvaltıyı hep birlikte yaptık. Kayıtlar başladı ve formalarımızı bez torba içinde aldık. Torbada ayrıca Afyon’a özel haşhaş ezmesi hediye olarak verildi. Kayıt işlemleri bitince topluca resim çekiliyoruz. 45 – 50 kişi kadar varız. Arkamızda salkım söğüt ağacı, dalları neredeyse başımıza değecek kadar sarkmış.

DSCN2019

Festivalin anası Birsen Esinti, kahvaltısını yaparken bana poz veriyor. Ortalık yeşil ağaçlar ormanda olduğumuzu hissettiriyor.

DSCN2020

Bacanağım ile birlikte çardağın altına kurmuştuk çadırımızı. Bisikletim KUZ çardağın yanında yola çıkmaya hazır. Etrafta bisikletini kontrol edenler var.

DSCN2021

Çardaklar küçük bir meydanda kurulmuş. Tam ortada fıstık çamı var, kıyısında oturma bankları konulmuş.

DSCN2022

Henüz harekete geçmeden parkın içinde bulunan göletin resmini çekiyorum. Su durgun olduğundan yeşile çalan rengine yansıyan ağaçlar tablo gibi. Su durgun olunca yaşamı sadece su yosunları oluşturuyor.

DSCN2023

Göletin ortasına köprü konularak karşıya kestirmeden ulaşım sağlamış. Yansımalar gölete vurmuş durumda

DSCN2024

Bacanağım karşımda hazır, tıpkı KUZ gibi.

DSCN2025

Arkadaşım İsmail Odabaşıoğlu sabaha karşı kamp alanına ulaştığından uyumadan beklemiş. Kendisi çok az gören kör. Türkiye’nin bütün illerini ve hemen hemen bütün ilçelerini görerek dolaşmış gezginlerden birisi. Sonradan geçirdiği bir rahatsızlıktan dolayı görme kaybını yaşadı. Ama “Yılmak yok, yola devam” diyenlerden birisi. Kaliteli katlanır tandem bisiklet alarak gezmediği, görmediği yerlere kendine pilot bularak fırsat buldukça dolaşıyor. İsmail’in pilotu Enes. İsmail kaldırıma oturmuş bakınırken resmini çekiyorum.

DSCN2026

Artık yola çıkmak için tüm bisikletçiler hazır duruma geçti. Son kalanları toplamaya çalışıyorlar.

DSCN2027

Bisikletim KUZ park halinde, gidon ve çantayı çekiyorum Çantanın önünde Suyun kaynağına yolculuk, Büyük Menderes nehri temiz aksın tabelası asılı. Logo da damla şeklinde ağaç ve damarları akan nehirler gibi, nehirler mavi, ağaç yeşil renkte. Gidona sarı renkli kaskım asılı.

DSCN2028

Baş tarafa geçerek video çekimine hazırlandım. Kamerayı hazır tutarak video çektim tüm katılımcıları. Videonun linki aşağıda.

https://youtu.be/EAd1mHPXT0I

Parkın içinden çıkarak Afyon yollarından güvenle geçiyoruz trafik polisleri sayesinde. Geçeceğimiz yollarda araçları durdurarak bizlere yol açtılar. Uzaktan Afyon’un ünlü Karahisar kalesini çekiyorum. Kale yalçın kayalıklardan oluşmuş devasa dağın tepesine yapılmış. Ön kısımda şehrin beton yığınları.

DSCN2031

Karahisar kalesi gibi başka kayalık tepeler de var etrafta. Tam demiryolu köprüsü üzerindeyim. Binalar uzakta ve tren yolu altımdan geçiyor.

DSCN2032

Afyon merkeze geldik. Burada protokol konuşma yapıp festivali başlatacaklar. Meydanda iyice yakınlaştığım Karahisar kalesini biraz daha yakınlaştırıp çekiyorum. Her ne kadar yalçın kayalık ve dik uçurumları olsa da yine de kale duvarları ile çevrelenmiş kale içi. Kale burçları net görünüyor. Kale içi de yalçın kayalıklar sivrilmiş, tam düz değil.

DSCN2034

Konuşmalar yapılıyor, protokol önde çekiyorum bir poz.

DSCN2036

Sevgili dostum İsmail ve pilotu Enes Çalışkan’ı tandem bisikleti ile çekiyorum. İkisinin üzerinde sarı yelekler var dikkat çekmek için.

DSCN2037

İzmir’den arkadaşlarım Figen ve Metin benim fotoğraf makinesi ile resim çektiğimi görünce kendilerini çekmemi söylediler. Ben de onları çekiyorum bir poz. Yanlarında bisikletleri var. Arkada ağaçlar ve Karahisar kalesi var.

DSCN2038

Meydanda toplanmış bisikletçiler güneş altında pişerken ben gölge bir yerde uzaktan onları çekiyorum.

DSCN2039

Bisikletçiler toplanmış, aceleleri varmış gibi harekete hazır durumda bekliyorlar. Ama harekete geçmeye daha çok var.

DSCN2041

Bulunduğumuz yerin hemen üstünde zafer anıtı ve top var. Top iki tekerlek üzerinde. Topu Karahisar kalesi ile çekiyorum.

DSCN2042

Zafer heykelini çekiyorum, bronzdan yapılmış heykeller; ayakta ellerini pençe olarak açmış Türk askeri ayakları dibinde yatan düşman askerini parçalayacakmış gibi duruyor. Heykeller tamamen çıplak. Yanlarda iki direkte Türk bayrakları göndere çekilmiş. Arkada kayalıklar üzerindeki Afyon Karahisar kalesi. Heykelin altında Atatürk kabartması yapılmış. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

DSCN2044

Heykellerin olduğu yer yoldan biraz yüksekte. Aşağıda toplanmış, bir an önce harekete geçmek için sabırsızlanan bisikletlileri çekiyorum. Sıcağın anlı kabağında bisikletleri ile pişiyorlar. Solda tarihi bir bina görünüyor, meydanda ağaçlar dikilmiş.

DSCN2046

Karşıdaki binayı iyice yakınlaştırınca burasının Zafer Müzesi yazısını görüyorum. Demek ki bir müze var, orayı görmeliyim. Müze iki katlı, orta bölümü giriş kapısı olduğu yerde kemerli pencere var. Pencere cam ile kaplı, iki kat boyunda. Kenarları taş bloklardan, gri renkte çatıya kadar duvar şeklinde örülmüş. Üst katta kemerli ikişer pencere, alt katta kare şeklinde pencereler var. Kapısı dikdörtgen ahşap, iki kanatlı.

DSCN2047

Müzeye gelip bir göreyim dedim. Kapısı kapalıydı, kapı tokmağını çalıp içeri girmek istedim ama içeriden ses gelmeyince müzenin kapalı olduğunu anlıyorum. Pencere camından içeriye bakınca içeride sıvaları kazınmış duvarları gördüm. Tuğlalar görülüyor, yerler sıva artıklarıyla dolu. Demek ki tadilatta müze. Hiç bir şey olmayınca Zafer Müzesini göremiyorum.

DSCN2048

Sonunda beklenen an geldi, bisiklet festivali başladı ve harekete geçtik. Afyon’un dar sokaklarında gidiyoruz. İki tarafı sokak olan bir cami gördüm. Kısa minaresi ve taş duvarlarına bakarsak tarihi bir cami olmalı. Bisikletliler caminin sağındaki yoldan gidiyorlar.

DSCN2049

Tarihi Ulu camiye geldik, mermer levhada yazılanlara göre 1273 yılında Selçuklu zamanında yapılmış. Giriş kapısı ahşap iki kanatlı. Bir kanadı açık, oradan içeriye gireceğiz. İçeri girenler ayakkabılarını dışarıda çıkarıyor.

DSCN2051

Minaresini dibinden yukarıya doğru çekiyorum. Blok taş ve tuğlalara bakılırsa minare yenilenmiş.

DSCN2053

Caminin içine giriyorum, tamamen ahşaptan yapılmış cami. Beşer metre aralıklarda kalın ahşap direkler çatıyı ayakta tutuyor. Kalın kalaslardan yapılmış kirişler soldan sağa doğru direklerin üstünde. Direk ile kirişin birleştiği yerler kabartma süslerle bezenmiş.

DSCN2054

Caminin kıble tarafında bulunan Mihrap, hoca burada cemaate namaz kıldırıyor. İçeriye doğru girintisi olan Mihrap, kenarları ve üstü Arapça yazılar yazılmış, yazılar altın yaldız renginde.

DSCN2056

Mihrabın solunda Mimber var. Burada hoca Cuma günleri cemaate hutbe okuyor. Mimber tamamen ahşaptan yapılmış ve çivi kullanılmamış. Mimberin solunda yerde uzun bir saat duruyor.

DSCN2057

Mimberin merdivenindeki korkuluklar yıldız şeklinde kalın çıtalar ile yapılmış. Yan bölmeler de çapraz tahtalardan kare desenli olarak süslenmiş. Duvar saati Mimberin yanında, uzun ve dar gövdesi, kadrana Osmanlı rakamlar yerleştirilmiş. Uzun sarkacı aşağıya kadar sarkıyor. Camlı bir kapağı var saatin. Saat 11’e 11 var olduğunu gösteriyor.

DSCN2058

Karahisar kalesinin arka kısmındayız şu an. Dikine yarık kaya kütlesi üzerinde kale duvarları ve burçlarını aşağıdan çekiyorum. Dik bir duvar gibi yalçın kayaları tırmanmak neredeyse olanaksız. Zapt edilmesi çok zor bir kale görünümünde. Kayaların bazı yerlerinde tek tük ağaçlar çıkmış.

DSCN2059

Dışarıdan Ulu caminin minaresini kadraja sığdırmak için uzaklaşarak çekiyorum. Geniş sokakta bekleşen bisikletçiler.

DSCN2062

Caminin karşısında kültür evi var, burayı ziyaret ediyoruz. İçerisi çok odalı bir ev, her oda entografya müzesi sanki. Yerel kullanılan eşyalar, kilimler, sofra, duvar halıları ile döşenmiş. Tavana kefeli terazi asılmış. Trabzana heybeler asılmış.

DSCN2063

Odanın ortasına sofra konulmuş, sofraya bir mavi desenli bir vazo, vazonun içine Afyon’un simgesi ve adını aldığı kurumuş haşhaş başları üç tane. Afyon haşhaştan uyuşturucu olarak üretiliyor. Yerde halı, kenarlarda işlemeli minderler, yastıklarla çevrelenmiş. Duvarda duvar halıları. Kırmızı renk ağırlıkta, desenler Türk motifi.

DSCN2064

Çoban mankeni, kıyafetleri yöreye uygun, uzun bir kaftanı, belinde kuşak ve elinde uzun bir sırık. Başı sarı poşu ile bağlı. Yanında saplı büyük bir sini duruyor çobanın. Çobanın sağında bir kukla bir çocuk duruyor. Kırmızı renkli şalvarı, renkli gömleği ile başı siyah bir tülbentle örtülmüş.

DSCN2065

Yörüklerin koyun yününü eğirmek için kullandığı kirman. Kirman; dört tahta artı biçiminde birleştirilmiş. Tam ortası delinerek uzun bir çubuk geçirilerek sabitlenmiş. Alt kısmı kısa, üst kısmı uzun kalacak şekilde. Alt kısma ağırlık konuşmuş. Koyun yünleri sol kolda toplanıyor. Elleri ile ilk önce ip şeklinde burarak artı olan tahtaya bağlanıyor. Ağırlık merkezi kısa tarafta olunca dönme hareketi yaptırıp döndürülerek yünler burulmaya başlıyor. Sürekli dönen ipe yünü besliyorlar. Böylece sağlam, burulmuş ip olarak artı olan tahtalara sarılıyor. Bu sürekli döndürme hareketi ip oldukça devam ediyor aynı yönde. Bu alet ilk çağlardan beri kullanılıyor. Yani ilk ip aleti, ilkel, basit ve kullanışlı.

DSCN2066

İzmir’den arkadaşım Aysel Ataş bana poz veriyor divanda oturmuş olarak. İki eli sağ dizinde birleştirip hafif yukarı kaldırmış sağ tarafına bakıyor. Üzerinde festivalin formasını giymiş, başında kırmızı buff var.

DSCN2067

Bizi çekecek kimse olmadığı için fotoğraf makinesini karşıdaki divana koyup 10 saniyelik zaman ayarlayarak birlikte çekiliyoruz. Duvarda boncuk örülerek yapılmış kalın bir kolye asılı.

DSCN2068

Bu kez ocağın önünde yere oturarak birlikte çekiliyoruz. Aysel’in yanında sürahi ve yüksek sehpa duruyor. Ocağın kenarları siyah ve kahverengi boya ile boyanarak süslenmiş şerit biçiminde. Duvarlar beyaz badanalı.

DSCN2069

Köşenin birinde az önce gördüğünüz kirmen, çubuklardan yapılmış minyatür kağnı arabası ve marangozların kullandığı rende.

DSCN2070

Avluda mekanizması demir, gövdesi tahtadan yapılmış kriko. Demir kolu çevrilerek ağırlık kaldırılıyor bu kriko ile. Duvarda yeşil renkli hortum asılmış.

DSCN2072

Yere yatırılmış ağaçtan araba tekerleği, üzerine de şekilli ağaç gövdesi konulmuş.

DSCN2073

Avluda ağaç direklerden yapılmış çardak köşeye yapılmış. Tahta oturma yerleri ve katlanır masa konulmuş. Çardak tahtalardan oluşmuş yüksekçe bir zemin. Buraya bağlama konulmuş. Aysel bağlamayı alıyor eline, ben de çekiyorum bir poz. Aysel solak olduğu için sapı sağ elinde.

DSCN2074

Bu kez ben sazı alıyorum elime, az çok saz çalmasını bilirim ama o kadar değil. Hem sazın da akordu yok. Sazın sapı sol elimde poz veriyorum. Beni Aysel çekiyor çardakta. Çatısı ağaçtan yapılmış, üzerinde kiremit var. Alına Türk bayrağı asılmış.

DSCN2075

Kültür evinden çıktık, ben önden gideceğimiz yönde harekete geçtim. Yanıma dolu gaz tüpünü almamışım, o yüzden çakmak gaz tüpü bulmam gerek. Ne olur ne olmaz, kahve yaparken gazsız kalmayayım. Bakkalın birine sordum çakmak gazı tüpü var mı diye. O da olduğunu söyleyince hemen bir tane alıp çantama yerleştirdim. Artık içim rahat. Ben gaz tüpünü alır almaz bisikletli grup geldi. Ben de aralarına katılarak yola koyuldum. Yolda biraz hızlı gidince pek resim çekecek ilginç ve tarihi bir yer olmayınca en önde bisiklet sürerek Gazlıgöl kasabasına vardık. Burada öğle yemeği yiyeceğiz. Yemek arabası da gelip tezgahı kurmuşlar. Yemek dağıtıcıları, önlerinde yemek tepsileri olduğu halde çekiyorum. Ayran paketleri üst üste konulmuş.

DSCN2079

Ben yerde oturup yemeğimi yerken bacanağım binanın iç balkon duvarına köpük tabağını koyup yemek yerken çekiyorum. Acıktığı için yemek yemekten beni görmüyor bile.

DSCN2080

Aynı balkonun devamında bir çok arkadaş yemeklerini yiyorlar.

DSCN2081

Yemekten sonra hamağımı kurup bir süre kestiriyorum. Oturduğum yerde öyle bir uyku bastı ki anlatamam. Çantamda her zaman hamak hazır durumda. Yemek zamanı epey olunca çay içelim dedik ama kafede çay anca bulabildik. Burada çay biraz pahalı. Gazlıgöl kasabasında termal su çıkıyor ve bir çok termal otel var. Hareket saati gelince hep birlikte harekete geçtik. Bu kez en önlerde gitmeyeceğim. En arkada sayılırım. Önümde giden bisikletçileri çekiyorum. Yüzlerce bisikletçi var.

DSCN2082

İhsaniye kasabasına geldik, burada çay molası vermişler. Kendime ilk önce bir gazoz alıyorum, soğuk gazoz iyi geliyor. Hem şekerimi de yükseltiyor. Çay bahçesi kıyısında park etmiş bisikletler. Bahçede ağaçlar var.

DSCN2083

Bacanağım ile duvar dibinde, Güneş altında resim çekiliyoruz. Bizi çeken de arkadaşım Mehmet Cıngıl. Bacanağım ile kollarımızı omuzlara atarak poz vermişiz kameraya.

DSCN2085

Mola bitimi yola çıktık, hafif yokuş olan bir yerde topluca giden bisikletçileri uzaktan yakınlaştırıp çekiyorum arkalarından. Ufukta kalın bulutlar belirdi.

DSCN2086

Sonunda Afyon’a adını veren afyon tarlası görüyorum. Tabi ki afyon denmiyor bitkilere haşhaş diyorlar. Tarlada şu an çiçek açmış olan haşhaş, olgunlaşıp baş büyüyünce çiziyorlar. Akan beyaz sıvı donunca kazınarak afyon elde ediliyor. Elbette herkes kafasına göre ekim yapmıyor. Belirli kota veriliyor gereksinime göre. Bunun dışında ekim yapılırsa cezalar büyük. Tarlada beyaz çiçek açmış haşhaşlar. Aralarda tohumlar karışmış olmalı ki mor çiçek açanlar da var.

DSCN2087

Sonunda Frig vadisine giriş yapıyoruz. İlk köy olan Üçlerkayası köyündeyiz ama köy epey içerilerde. Sadece tabelası yol kıyısına dikilmiş. Solda mağara deliği olan kaya parçası görülüyor. Bir kaç bisikletçi kavşakta durmuş. Biz köye girmeyip düz gideceğiz.

DSCN2088

Frig vadisine girdik dedim ya arazi yapısı da değişiyor. Toprak aynı toprak ama topraktan fışkıran kaya parçaları hafif engebeli araziye yayılmış durumda.

DSCN2090

Yerden fışkıran kayalara yaklaşmadan kamera ile yakınlaştırıyorum dibime kadar. Dört kaya parçası birbirine benzemez yapıda.

DSCN2091

Artık sınırları geçtik sayılır, kayaların şekli ilginç ve delikler oluşmuş doğal olarak. Sanki Kapadokyada peri bacalarına geldik, sadece tepelerinde kaya parçaları yok.

DSCN2092

Demin uzaktan gördüğüm kalın bulut parçası iyice yaklaştı. Bir kaç kilometre ötede yağmurun yağdığını görüyorum. Arazi kıraç, tek tük ağaçlar var. Yol kıyısında yonca tarlası yemyeşil.

DSCN2093

Yol kıyısında yerden fışkırmış kaya parçası ilginç oyuklar oluşarak yamuk yumuk hale gelmiş.

DSCN2094

Daha uzakta kaya silsilesi, kimi sivri külah gibi. Bir tanesinin üzerinde kaya parçası var peri bacası gibi. Havada bulutlar parçalı. Önümde buğday tarlası henüz sararmamış, yemyeşil.

DSCN2095

Peri bacası şeklinde olan kaya kütlesini yakınlaştırıyorum. Üzerindeki taş kaya kütlesi ile bir. Peri bacalarındaki gibi ayrı bir taş değil. Doğal oluşmuş.

DSCN2096

Yonca tarlasının sınırına taş duvar örülmüş bir metre yüksekliğinde. Dış tarafına da çeşme yapılmış, yalağı uzun. Demek ki burada hayvancılık yaygın. Uzun yalakta koyun, ya da inekler su içiyor.

DSCN2098

Demir bir borudan yalağın içine sürekli su akıyor. Yakından çekiyorum. Suyun döküldüğü yerde minik hava kabarcıkları oluşuyor devamlı su yüzeyinde.

DSCN2099

Suyun aktığı boru ve yalağı yandan çekiyorum. Yalak uzunlamasına üç bölümden oluşmuş. Çeşmeden sularımı tazeliyorum, biraz da su içiyorum kana kana.

DSCN2100

Yalağın içindeki su o kadar berrak ki bakmaya doyamıyorum. Su yüzeyinde ağaçların yansıması, dibindeki yosunlar gayet net görünüyor. Berrak suya bakarken sanki gözlerim tedavi oluyor, baktıkça daha da netleşiyor gördüklerim. Gözlerim iyice açılıyor sanki, öyle hissediyorum.

DSCN2101

Artık gruptan koptum sayılır. Önümde kimse kalmadı sayılır. Buraları ilk defa görmenin mutluluğunu ve anı yaşarken acele etmenin anlamı yok. Etrafımdaki güzellikleri seyrediyor, ayrıntıları fotoğraf makinem ile resimlerini çekerek kaydediyorum sürekli. İşte karşımda çeşme, mavi seramik döşeli çeşme yapısı, yanında uzun yalak. Arkada tren rayları ve ağaçlar. Görülmeye değer bir manzara var karşımda.

DSCN2102

Bazen uzakta, bazen yakında kaya kütleleri görüyorum. Yeşil çimenler yanında fışkırmış kayalar, şekilleri birbirine benzemez.

DSCN2104

Dediğim gibi uzayıp giden yolda kimseler yok. Tek başıma bisiklet sürüyorum. Bu güzellikleri çekmeden geçip gitmek doğaya aykırı olsa gerek. Ben öyle düşünüyorum.  Sürekli manzara değişiyor, kayalıklar şekilden şekle giriyor yol boyunca. Sağ tarafta kayalıklar, bulutlar üzerime üzerime doğru hızlıca gelmeye başladı. Belki yağmura yakalanabilirim, belli mi olur. Yaz sıcağında iyi olur ıslanmak.

DSCN2105

Kaya kütlesi yarılmış, sanki sığınılacak ev gibi oluşmuş. Üstü birleşik, altı geniş bir mağara. Önde de çeşme ve yalağı.

DSCN2106

Tren yolu bir yarığın içinden geçiyor, sağdan sola doğru dönen raylar nereye gidiyor belli değil. Meçhule giden tren rayları. Dönemecin sol tarafı görünmüyor.

DSCN2107

Kaya kütlesi karşımda, kaya yanları doğal olarak içinde barındırdığı mineraller eriyip oyuklar oluşmuş düzensiz şekilde.

DSCN2108

Derken üzerime gelen bulut yağmurunu boşaltmaya başladı. Hemen yağmurluğumu giydim. Karşımda duvar gibi kayalık var, yerden bir kütle fışkırmış arazide set oluşmuş. Üzerinde bir kaç katran ağacı görünüyor. Ön kısımda ekin tarlaları var. Resmi zar zor çekiyorum, yağmurdan fotoğraf makinesi ıslanmasın diye.

DSCN2109

Fotoğraf makinesinin üzerine eğilip bisikletim KUZ ve yolu çekiyorum. Yağmur bardaktan boşalırcasına yağıyor. Hemen fotoğraf makinesini bagaj çantasına koyuyorum ıslanmasın diye. Cüzdanı ve cep telefonumu da öndeki gidon çantama koyuyorum. Bisikletim KUZ, turuncu çantalar ve yol yağmurdan sırılsıklam. Islanacak eşyalarım güvende, bisiklete binerek yağmurda bisiklet sürmenin zevkini tadıyorum. Yağmurluğum altında kalan kısım hariç saçlarım, başım, etek altı ayaklarım tamamen yıkanıyor yağmur damlaları ile. Ayağımda sandalet var o yüzden ıslansa da olur. Birikmiş su birikintilerine aldırmadan içinden geçip gidiyorum suları yararak. Yağmur yağarken su birikintilerinde tamamen ıslanmak gibisi yok. Mükemmel bir an yaşıyorum.

DSCN2110

Döğer kasabasına geldim, burası Frig’yanın baş kenti, Kasabanın girişinde iki ceylan ve esinde testisinden su döken kadın heykeli konulmuş.

DSCN2111

Kasabada kaz sürüleri görmek olası. Karşıma küçük bir kaz sürüsü çıkıyor, kazlar benden uzaklaşmaya başlıyorlar.

DSCN2112

Geniş arazi ve otlak olunca koyunları otlatan çoban sürüsünü yayıyor yeni yağmur yağmış çimenlere. Böyle taze ot nerede bulunur bu yaz gününde. Çoban da ihtiyar bir kadın. Selam veriyorum uzaktan çoban kadına. O da selamıma karşılık veriyor elini sallayıp. İhtiyar kadın çobanlık yaptığına göre köyde pek genç insan yok. Öyleyse gelecekte koyunları otlatacak kimse kalmayacak bu gidişle.

DSCN2113

İlginç kaya kütlesi ve yükselen tepe.

DSCN2114

Kasabadan çıkmak üzereyim, tabelalar gideceğim yönü belirtiyorlar. Üstteki tabela mavi renkte, sola ok işareti ve Yunus Emre tekkesi yazılmış. Altında kahverengi boyalı tabelada sola ok işareti, Emre Gölü yazılmış. Altında kırmızı şeritle çerçevelenmiş üçgen tabelada inek resmi konulmuş dikkat çekmek için. Yani inek çıkabilir. Onun altında daha önce beyaz olan tabela üzerine kahverengi renkte yapıştırılmış Döğer Emre gölü tesisleri yazılmış. Kahverengi yapışan kısım bir tarafı kalkmış durumda. Tabelalar sola doğru yönü belirttiklerine göre yolum sol tarafa demek ki. Arkada yol ve az ileride ağaç kümesi var.

DSCN2115

Yaz yağmuru yağıp geçti ama asfaltta ıslaklığı duruyor. Benim üzerim çoktan kurudu bile. Karşımda düz kayalardan oluşmuş bir kütle var.

DSCN2116

Yeşil otlakta bir çukur görüyorum Çukur o kadar derin değil, geniş te değil ama çukur üstüne taş köprü yapılmış sanki yol varmış gibi. Köprü tek gözlü kemer biçimimde yapılmış. Demek ki eskiden yol oradan geçiyormuş. Küçük boyutta olsa da köprü köprüdür. Hem de taş gibi köprü.

DSCN2117

Kulaklarıma koşan bir atın çıkardığı nal sesleri geldi. Bir de baktım ki bir atlı dört nala otlakta koşturuyor. Bisikletlilerden daha hızlı koşuyor at. Sürücüsü de dörtnala giden atın üzerinde arada zıplıyor aheste aheste.

DSCN2119

Derken bir atlı daha dört nala geçiyor yanımdan. Onun da resmini çekiyorum. Yanımdan hızlıca çekip gitti.

DSCN2120

Fazla uzaklaşmadan atlıyı  arkasından yakınlaştırıp çekiyorum. Atın kuyruğu havada. Atlının sağ elinde kısa bir kamçı var sürekli vuruyor atın hızlı koşması için.

DSCN2122

Karşımda 20 metre boyunda, 200 metre genişliğinde kaya kütlesi var. Burada doğal oluşmuş oyuklar, mağaralar var. Sanki mağara şehri gibi. Cem Yılmaz AROG filminin çekimleri burada yapılmış.

DSCN2123

Uzakta olan tahta bir tabelaya da AROG Nüfus 100 yazılmış. Tabelayı optik zoom ile yakınlaştırıp çekiyorum.

DSCN2125

Kayalığın dibinde oda şeklinde geniş ağızlı mağaralar var. İyice yakınlaştırıp çekiyorum uzaktan.

DSCN2126

Kimi yer insan eliyle oyulmuş gibi. Oda gibi bir mağaranın üzerine kapı büyüklüğünde oyulmuş delik var. Üzerine de üç tane üçgen şekil oyulmuş. İnsan yapımı olduğu belli.

DSCN2127

Delik deşik kayalıkların diğer yanı.

DSCN2128

Bizimkileri görünce tabelanın yanında poz vermelerini istiyorum. Uzaktan optik zoom ile iyice yakınlaştırıp tabela ile çekiyorum. Solda kör olan İsmail Odabaşıoğlu, sağda Zerrin Aslantaş, tabelanın önünde yere oturmuş  Enes Çalışkan.

DSCN2129

Bisikletimin üzerindeki kamera tutucuya kamerayı bağladım. Otomatik zamanlayıcıyı 10 saniyeye ayarlayıp düğmeye bastım. Koşarak arkadaşların yanına geçerek pozumu verdim. Solda Enes, ben, Zerrin ve İsmail. Arka fonda AROG kayalıkları ve mağaralar.

DSCN2131

Tabelada yazdığına göre Döğer Emre gölü tesislerine gelmişim demek ki. Tabelanın resmini çekiyorum.

DSCN2132

Tesislere girmeden önce çevrede gördüğüm haşhaş tarlasını ve çeşmeyi çekiyorum. Çeşmede uzun bir yalak var.

DSCN2133

Çeşmenin aynasını iyice yakınlaştırınca çeşmede suyun akmadığını fark ediyorum. Çeşme borusu da yok. Çeşmenin aynası betondan bir duvar. İzlere bakılırsa bir zamanlar çeşmeden sular akıyormuş.

DSCN2134

Tesislerin sağ tarafında küçük bir tepe üzerinde kayalar abide gibi duruyor. Etraf çam ağaçları ile kaplı.

DSCN2135

Daha ileride yüksek kayalık kütle kendini gösteriyor. Çeşitli boyutta oyuklar oluşmuş kayalıkta.

DSCN2136

Tesislerin giriş kapısı, odunlardan yapılmış. İki yol var, üç örgülü direk, üzerinde örgülü kiriş. Örgüler yuvarlak ince odunlardan yapılmış. Kiriş üzerine de “Emre gölü Frig medeniyet bahçesi” yazılmış harflerle. Kamp alanı soldaki yolda.

DSCN2137

Ben en son geldim sayılır, herkes çadırını kurmuş yeşil alana. Bir bisiklet çimenlere serilmiş.

DSCN2138

Arabamız Afyon’da kaldı, arabaları almak için minibüs ile yaklaşık 60 Kilometre uzaklıkta. Bacanağım da önden geldiğinden minibüse binerek Afyon’a doğru gitmeye başlamış. Kamyondan sosis çantamı alarak tuvalete yakın yerde çadırımı kuruyorum. Yemek zamanı yemeğimi yiyip karnımı doyurdum. Gidenler için yemek ayrıldı. Yaklaşık 1.5 – 2 saat sonra arabalar geldi. Yanıma bacanağım da çadırını kuruyor. İçine eşyaları yerleştiriyorum gerekli olanları. Sonrasında getirdiğim portatif masada kahvemi pişiriyorum. Yanımda olan şanslı kişiler kahvelerini içiyorlar. Sohbet, muhabbet derken uyku gelip çatıyor gözlerime. Uykumu kaçırmadan çadırıma girip tatlı düşlere dalıyorum.

Bu gün yaptığım yol yaklaşık olarak 59 Kilometre civarı.

Bu gün yaptığım yolun haritası aşağıda

Powered by Wikiloc

 

The Author

urimbaba

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Urim Baba © 2013 Frontier Theme