Bahar Turu 6. Gün

28 Mart 2022 Pazartesi

Akyaka – Kızılyaka – Köyceğiz

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

Bir şarkı mırıldanarak

Ak derenin buz gibi akan sularını seyredecektim

Şadırvan da su içecektim devamlı akan çeşmesinden

Korzo da her akşam gezinip

Yeni bir tiyatro oyununu konuşacaktık arkadaşlarla

Urim Baba’CAN 18 Ağustos 1015

 

Öne çıkmış olan görsel, iki yanda okaliptus ağaçları, yolun ortasında turuncu çantalar yüklü KUZ park etmiş.

DSCN4047

Akyaka’nın dingin sabahı insanı erkenden uyandırıyor. Bu biraz da dün akşam çok erken yatmam nedeni ile de olabilir. Ama Akyaka sakin ve sessiz bir yer. Sakar geçidinin olduğu dağdaki çam ağaçları ta deniz dibine kadar iniyor. Akyaka da çamların içinde. Haliyle gece sabaha döndüğünde bol oksijen ağır ağır deniz seviyesine doğru inerken beni oksijen tedavisi yapıyor. Oksijen tedavisi sayesinde hücrelerim yenilenmiş olarak beni uyandırıyor. Otelin üst katında mutfak var. Burada otelde kalanlar yemeğini yapıyor, masada da yemeğini yiyorlar. Yatağımdan kalkar kalkmaz eşyaları toplayıp çatı katına çıkıyorum. Henüz kimseler yok ortalıkta, sessiz. Kahvemi yapıp içiyorum.

Kahvaltı yapmak için yumurta ve ekmek almaya iniyorum sahile doğru. Açık olan bir bakkaldan 6 yumurta ve 1 ekmek aldım. Otele geri dönüp çatı katına çıktım. çıkarken de kahvaltılık malzemeleri ve çaydanlığı da yanıma aldım. İlk önce çayı demledim. Çaydanlığı ocaktan alıp demlenmesi için kenara bıraktım. 6 yumurtayı haşlıyorum büyükçe bir kabın içinde. 11 dakikada yumurtalar haşlandı. Bu da çayın demlenmesi demek. Kahvaltı soframı kurup bir güzel yaptım afiyetle. Dediğim gibi kahvaltıyı her zaman kuvvetli yapacaksın.

Apart otelin bahçesini çekiyorum, burada 3 tane çam ağacı vardı. Geçen hafta meydana gelen fırtına 3 ağacı da devirmiş. Bir tanesi de sol tarafa, diğer evlerin bahçesine düşerek ne varsa yere yapıştırmış. Şimdi ise onarım çalışmaları sürüyor. Apart otelin girişini çekiyorum. Bahçe demir parmaklıkla çevrelenmiş. Bahçede piknik masası duruyor. Bir tane de çanak anten var.

IMG_20220328_085404

Kahvaltıyı yaptıktan sonra Esma aradı uyanık mısın, kahve içmeye geleceğim diye. Ben de gel kahve içelim deyince hemen yanıma geldi. İki kişilik kahve cezvesini ocağa sürüyorum. Kahve pişince de fincanlara dolduruyorum köpüklü olarak. Esma beni ocağın üstünde cezve, iki fincan içi kahve dolu ve beni çekiyor olduğu gibi.

WhatsApp Image 2022-03-28 at 11.46.55 (1)

Esma ile muhabbet ederek sabah kahvelerini içtikten sonra kahve takımlarını toplayıp çantalarıma tam koymuştum ki Fırat telefon ile aradı. Bana “Kahve hakkımız duruyor mu Urim Baba?” Ben de ona “Her zaman, sana kahve içirmeden yola çıkar mıyım Fırat çığım” “O zaman hemen geliyorum” diyerek 5  dakika sonra otele geldi yanında arkadaşı ile birlikte. Aynı Esma’ya yaptığım gibi onlara da iki kahve pişirdim. Köpüklü kahveler fincanda, ocağın üstünde cezve. Bu kez Fırat yanımda çekiyorlar bizi.

WhatsApp Image 2022-03-28 at 11.46.55

Onlar kahvelerini içerken muhabbet ediyoruz sağdan soldan, salgın nedeni ile 2 yıldır yapamadığımız Az bilinen antik kentler turundan. Yani ABAK turundan. Bir ara konu İzmir’deki vapurlarda bisikletçilerden alınan ücrete geldi. Vapurlara bisikletle binenlerden 5 kuruş ücret alıyorlar deyince Fırat ta bana “Oda ücreti de bu otelde 5 kuruş” deyince hemen cebimdeki 5 kuruşu Fırat’a uzattım; “Al bakalım otel ücreti olan 5 kuruşu” deyince kahkahalar koptu birden bire. Ne güzel böyle arkadaşlarımın olması. Sizleri seviyorum.

3 ABAK’lı olarak divanda oturup resim çekiliyoruz anı olsun diye. Esma, Ben ve Fırat yan yana. Kollarımı iki arkadaşımın omuzlarına atıyorum.

WhatsApp Image 2022-03-28 at 12.10.08

Kahveler içildiğine göre artık yola çıkma zamanı deyip kahve takımlarını çantaya yerleştirip bisiklete yükledim. Esma ve Fırat ile vedalaşıyorum. Sevgili Fırat beni misafir ettiğin için çok teşekkürler. Fırat bana yola çıkmadan önce “Gökova köyünden devam et, daha az yokuş çıkarsın köy yolundan” diye rotayı çizdi. Ben de “Biliyorum o rotayı, daha önce bisikletle gelmiştim buralara” diye cevap verdim. Apart otelden yola çıktığımda saat 12’yi geçmişti.

Bu gün gideceğim yol 35 kilometre civarı, o yüzden acelem yok. Amacım fotoğraf makinem ile Kadın azmağından bir kaç resim çekmek. Otelden doğruca aşağıya, kadın azmağı kıyısına vardım. Kadın azmağının deniz ile birleştiği yeri çekiyorum. Sağda bağlı kayıklar, ileride azmağın önüne set  gibi girinti yapmışlar. Buraya da kayıklar bağlanmış. Çayın sol tarafı denize burun olarak uzamış kumsal var. Akan çayın üzeri çarşaf gibi görünse de yüksek bir debi ile akıyor. Çay burada genişlediği için yayılmış, sanki akmıyor görüntüsünde.

DSCN4019

Çayın karşı tarafı kumsal, bir tane iskele yapılmış tahtadan. İskelenin yanında da yuvarlak odunlar çakılmış kumsala. Burada başlayan sahil karşıdaki Datça yarımadasını oluşturan dağların dibine kadar gidiyor. Sahil Gökova körfezinin dibi ve yaklaşık 5 Kilometre kadar. Deniz de çarşaf gibi düz, sakin görünüyor.

DSCN4020

Su berrak, dibi görünüyor, sakin görünse de akıntı fazla ve buz gibi.

DSCN4021

Çayın iki yakasında da gezinti tekneleri bağlı. Bu gezinti tekneleri ile çayın diplerine doğru insanları ücret karşılığında gezdiriyorlar.

DSCN4022

Karşı tarafa geçmek için köprü yapılmış tahta ve demir ile. Bisikletim KUZ tahta köprünün başında çekiyorum. Daha önceleri buraya geldiğimde köprünün kenarlarında tel örgü yoktu. İnsanlar köprüden buz gibi çaya atlıyorlardı. Ben de atlamıştım bir kere. Herhalde boğulanlar oldu ki korkuluklara ilave tel çit çekilerek insanların atlaması için önlem alınmış. Köprüde merdiven ve rampa yapılmış.

DSCN4023

Köprünün üzerinden çayın denize döküldüğü tarafı çekiyorum, İki kıyıda da kayıklar bağlı.

DSCN4024

Çayda iki tane yeşil başlı dövel ördek yüzüyor .

DSCN4025

Beyaz kaz da dibi yeşil yosun tutmuş çayda geziniyor.

DSCN4026

Çayın sol tarafında kayıklar bağlı, sağ taraf ise sazlıklarla kaplı, bakir ve bir çok su kuşunun barınak yeri.

DSCN4027

Sakar geçidinin olduğu kayalık dağı çekiyorum. Denizden yüksekliği 700 metre olan bu dağ azametli görüntüsü ile Akyaka’ya muhteşem bir çay sunuyor. Hem de sodalı çay.

DSCN4028

Çayda yüzen beyaz renkli kazı yakınlaştırıp çekiyorum. Akıntı kuvvetli olmasına karşı iyi bir yüzücü.

DSCN4032

Çay pırıl pırıl, berrak olarak akıyor. İçinde yeşilin tonlarını barındıran yosunlar, akıntıyla beraber dans ediyor adeta. Akan çayın içindekileri görmek için iyice gözlerimi açarak gayet net olarak görüyorum. Böyle akan sudaki görüntü sanki gözlerimi tedavi ediyormuş gibi geliyor bana. Gözlerim dinleniyor.

DSCN4033

Çayın yukarılarında restoran yapılmış çayın dibinde. İki tane taş kemer altından sular akıyor. Aynı zamanda buradan da sular yer altından fışkırıp çayı oluşturmaya başlamış. Çay buralarda başlıyor oluşmaya. Daha ötesi az miktarda akan bir dere. Bu dere ta Ula’dan geliyor. İsmi de Çay deresi.

DSCN4034

İşte yeşilin tonlarına sahip yosunlar çayın dibinde. Suyun akıntısına göre oluşan yüzey kıvrımları ışık oyunları getiriyor yeşil yeşil. Sanki gözleri tedavi eden terapi gibi. Bakmaya doyamıyor insan Baktıkça gözlerimin daha da açıldığını hissediyorum. Ve daha net görmeye başlıyorum.

DSCN4035

Buralarda çıkan kaynaklardan çay meydana geliyor. Akıntı az ve derin değil. Yosunlar güneşe yakın olunca çoğalmış ve çayın dibini kaplamış neredeyse. Çay buradan başlayan kaynaklar ve denize yaklaştıkça görünmeyen diğer kaynaklarla çoğala çoğala nehir gibi denize akmakta.

DSCN4036

Buralarda bir antik kent olduğunu bilmiyordum. Sadece kaya mezarlarını görmüştüm daha önce. Şimdilerde ise yeni kazılmaya başlanmış ve kalıntılar yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlamış bile. Buranın adı bulunan yazıta göre İdyma antik kenti olduğu anlaşılmıştır. Buradaki kazı çalışmaları yaklaşık 10 ay önce başladığını öğreniyorum. Tel çit çekilerek kazı alanı korumaya alınmış.

DSCN4038

Yeni kazı çalışmalarının yapıldığı yeri geçtikten sonra daha önceleri de gördüğüm kaya mezarları yanında duruyorum. Düz duvar gibi kaya kare gibi oyulup mezar yapılmış. Giriş yeri zemin ile düz, içerisi karanlık.

DSCN4039

Bu daha geniş ama derin olmayan mezar. Üstteki alın çatısı belli belirsiz görülüyor. Mezar sahibi erken ölmüş olmalı ki kaya mezarı yarım kalmış sanki. Ya da parası bitmiş olabilir. Usta bedava çalışmaz.

DSCN4040

Yanında da girişi küçük mezar odası var.

DSCN4042

Bu mezar ise zengin birine yada ünlü komutana ait olmalı. Kayalar yanlar ve çatısı tamamen oyulup, girişinde sütun ve çatı alınlık olarak yapılmış. Yanlardaki boşluktan bir insan geçecek kadar. Daha önce çepeçevre geçmiştim. Kapısı küçük olsa da içerisi oda kadar geniş. mezarın içi tamamen boş.

DSCN4043

Yoluma devam edip Gökova köyüne geldim. Meşhur eski Marmaris yolu, şimdiki adıyla aşıklar yolunun başladığı yerdeyim. Buradaki yol beton kilitli taş ile kaplanmış. Yolun iki yanındaki okaliptus ağaçları acayip biçimde budanmış. Neredeyse dal yok.

DSCN4044

Köyün içinde kalan yolun pek önemi yok. asıl olan yer ise Marmaris – Fethiye kavşağından sonra başlayan yol. Aşıklar yolu olmasının nedeni okaliptus ağaçlarının budanmamış olması ve araç trafiğine kapalı olması. Yol kullanılmadığı için asfalt bozulmaya başlamış. Bisikletim KUZ’u yolun ortasına park edip uzaktan çekiyorum iki yandaki kalın gövdeli okaliptus ağaçları arasında. Yol düz olarak uzayıp gidiyor.

DSCN4046

Optik zoom ile bisikletimi yakınlaştırıp okaliptus ağaçlarının muhteşem güzel sarkan dalları ile yeşillikler içinde çekiyorum. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

DSCN4047

Optik zoomu daha da yakınlaştırıp yolu kimse olmadan çekiyorum. Öyle bir görüntüsü var ki sanki orman içinden geçen bir yol gibi. Ağaçların boyu çok yüksek ve gökyüzünü tamamen kapatmış durumda. Yeşil bir tünel görünümünde.

DSCN4049

Buraya aşıklar yolu denmesinin nedeni ise yanımdan geçen sevgililer yürüyüşe çıkmış. Yanımdan geçip gittikten sonra KUZ ile birlikte ileride yürürken çekiyorum.

IMG_20220328_130740

Aşıklar arkası dönük yürürken daha da yakınlaştırıp çekiyorum aşıklar yolunda.

DSCN4051

Aşıklar yolundan geri dönüp Gökova köyünde ilerlemeye başladım. Amacım Fırat’ın dediği yoldan gitmek. Köyün içinden geçerken Toros dağları beyaza bürünmüş halde görünce çekiyorum. Daha yeni bahar aylarına girmemize karşın yüksek Toros dağları kar örtüsü altında.

DSCN4052

Ovada da beyaza bürünmüş bahar çiçekleri ile. Erik ağacının dalları tamamen beyaz çiçeklerle kaplı.

IMG_20220328_143632

Gökova köyü içindeki yolu takip ederken bir de baktım ki ana yola çıkmışım! Hayret köy içinden giderek diğer köylerden geçecektim. Köy sokaklarında da herhangi bir yol sapağı da görmediğimden ana yola çıkmış oldum. Artık geri dönmenin anlamı yok deyip ana yola çıkıp gitmeye başladım. Henüz ovadayım, yol kıyısındaki emniyet şeridinden giderken az ileride birinin bana el salladığını gördüm. Yanlarına gelince bir de baktım ki bizim Fırat. Bana; “Hayırdır çok geç kalmışsın” deyince ben de ona bisikletimdeki küçük kaplumbağayı gösteriyorum. “Benim acelem yok, kaplumbağa gibi hareket ediyorum.” Fırat mermerciye gelmiş ama mermerci ortalarda yok. Fırat ile tekrar vedalaşıp yoluma devam ettim. Önümde uzun bir yokuş var. Bir kısmını yürüyerek çıktım, sonrası küçük inişler, çıkışlarla devam ediyorum. Bir ara sıkışınca bir yerde durup orman içine girdim. İşimi hallettikten sonra orman içinde bizim buralarda “Sarmaşık” ya da halk dilinde “Teldirgen” dediğimiz yenen bir bitki görüyorum. Bu bitki normalde ince dikenli bir bitki. Bahar aylarında yerden yeni filiz verir. Bir adı da “Filiz” olarak ta anılır. Bu filizleri çiğ olarak yiyebilirsiniz. Bu filizleri toplayıp satan da var, salata olarak yapıp yiyen de var. Ben de bu filizleri görünce çevredeki toplayıp yiyorum taze taze. Bu filizler büyüyüp dikenli bir bitkiye dönüşecek. Teldirgen filizini yakından çekiyorum kurumuş çam yaprakları arasında.

IMG_20220328_160906

Yola devam ediyorum, yol düz değiş, iniş çıkış var ama sert değil. Daha önce bu yoldan bir kaç kez geçmiştim, çam ağaçlarından başka görülecek bir şey olmadığından Köyceğiz’e karar resim çekmedim. Yolda Tuğba beni telefon ile arıyor “Neredesin, geç kaldın” diye. Ona “Saat 5 gibi gelirim, yanına gelince anlatırım” diye cevap veriyorum. Tuğba bana daha önce konum atmıştı. Bir de Köyceğiz’e girmeden düz devam edip son çıkıştan içeri girmemi söylemişti. Köyceğiz’e bir kaç kez geldiğimden evinin yerini tahmin edebiliyorum.

Yolda en güzel şey nedir biliyor musunuz? Bir ses duymak derim. Çok uzaklardan bir dostun sesi. Uzun süredir görmediğin, duymadığın sesi birden çalan telefondan duymak. Yol kısa olsa da yorgunluk baş gösterirken bana güç veren ses.

“Bir ses gelir ya uzaktan,

Sanki yakınınımdaymış gibi

Hani duymayı özlediğin ses

Bir türkü çığırır gibi

Tatlı, huzur dolu

İçim huzurla dolar

Duyduğum ses ile

Oturup dinlersin

Dünya yok olur

Bir martının ayaklarında

Masmavi deniz, bir kayık yelkenini açmış

Bir anda kavuşursun

El salladığına

Urim Baba’CAN Haziran 2022

Telefon çalınca yol kıyısında durup açıyorum. Sevgili arkadaşım Devrim’in telefonda sesini duyunca birden içime bir huzur geldi. Tüm yorgunluğum bir anda kayboldu. Ne kadar özlemişim, sesini duymayalı epey olmuştu. Haliyle ilk önce şaşırdım niye arıyor diye. Hem de yolda giderken. Beni Fırat’ın paylaştığı resimde görmüş sosyal medyada. Nerede olduğumu da öğrenince yolcuya moral vermek için telefonla arayayım demiş. Ne de güzel oldu araması. Bir süre muhabbet ediyoruz, ordan burdan, hal hatır. İnsanın sevdikleri olmalı, uzak ta olsa hal hatır soracak. Devrim’e teşekkür ediyorum aradığı için. Yolcunun başına gelebilecek en güzel şey bu olmalı. Ben de şanslı olmalıyım ki böyle şeylerle karşılaşıp anılıyorum. Moralim çok yüksek.

Hedefime çok yaklaşmışken birden enerjim yükseliyor ve kısa sürede başka bir dostların evine varıyorum. Tuğba ve Cüneyt beni bahçelerinden karşılıyorlar. Hasretle kucaklaşıyoruz. Bisikleti bahçeye alıyorum. Tuğba’ya neden geç kaldığımı bisikletimdeki kaplumbağayı gösteriyorum. “Kaplumbağa gibi yavaş hareket ediyorum, o yüzden geç kaldım ama varacağım yere de varmış oluyorum” diye açıklamada bulunuyorum. Bahçede yatar bez koltuklarda oturup bir süre dinlendim. Tuğba da hemen bir yorgunluk kahvesi yapıyor. Kahveyi içerken Tuğba bizi çekiyor Cüneyt ile. Ev sığla ormanının dibinde.

WhatsApp Image 2022-03-28 at 17.44.31

Gelmemi dört gözle bekleyen ev sahipleri hazırlıklarını yapmış. Ben duşa girerken Cüneyt balıkları pişiriyor. Üzerime temiz elbiseleri giydikten sonra mutfaktaki küçük masaya oturduk. Balıklar pişmiş, mideye indirmeden önce ön hazırlık yapıyoruz. Kadehler kaldırılıp tokuşturuluyor kavuşmamıza. Zaten balıklar boş midede ne yapsınlar ki! illaki rakı denizinde yüzmek isterler. Ondan sonra ne yersen ye. Cüneyt elçek resim çekiyor üçümüzün kadeh tokuşturmasını.

WhatsApp Image 2022-03-30 at 10.15.49

Yemek faslı muhabbetle uzun sürdü. Ne çok konumuz varmış konuşmak için. Mutfaktaki küçük masadan kalkmadan saatlerce muhabbet ediyoruz. Ne güzel dostlarım varmış, iyi ki varlar. Ben onlara yoldaki maceralarımı anlatıyorum. Onlar da dinliyorlar can kulağı ile. Gecenin geç vakitlerine kadar muhabbet devam ediyor. Mart ayının son günleri olmasına rağmen havalar henüz ısınmadı. Kapı, pencereyi kapattık, klimayı da çalıştırıyor Cüneyt. İnsan bir yere kadar dayanıyor, sonunda uyku kapı ardına geldi. Kaçırmadan yatmalı değil mi. Ben de kaçırmadan hazırlanmış yatağıma girip yatıyorum tatlı düşlerle.

Bu gün yaptığım yol yaklaşık olarak 42 Kilometre civarı

Yaptığım yolun haritası aşağıda

Powered by Wikiloc

The Author

urimbaba

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Urim Baba © 2013 Frontier Theme