V. Güzelçamlı Bisiklet Festivali 1. Gün

VI

Uğurladık bir sabah seni

Söz vermiştin geri döneceğine

Anladık bakınca aldandığımızı

Gerilerde küçük

Kıyılara doğru büyüyen ayak izlerine

Ötelerde, ama çok ötelerde

Kocaman bir gözyaşıydın ey usta deniz

Konuşuyordun, sözlerini bulamıyordun yalnız.

Edip Cansever

 

27 Eylül 2013 Cuma

Dünyada oksijen bakımından en çok ve en temiz yer olarak Dilek yarım adası ve Güzelçamlı olarak bilinir. Yarım adanın kuzey tarafında kalan Güzelçamlı eski bir Rum köyü. Mübadele sırasında Yunanistan dan gelen yaklaşık 40 aile buraya Rumların yerine oturmaya başlamışlar. Zamanla buranın güzelliğine kapılan, daha çok emeklilerden oluşan bir nüfuz patlaması olmuş ve belde olarak Belediyelik olmuş. Güzelçamlı dilek yarım adasının başında dağın yamacına kurulmuş. İnsanların aç gözlülüğü yazlıkçıların gelmesiyle kalabalık bir kasabaya dönüşmüş. Neyse ki milli parka dönüşmüş olan yerlere yapı izni verilmediğinden doğal güzelliğini koruyor. Birbirinden güzel koyları, koylarda kumsalları ile cam gibi denizin yeşille buluşması harika. Parkın içinde muhteşem kanyonu insanı büyülüyor doğrusu. Ayrıca milli parkın girişinde bulunan Zeus mağarası ayrı bir güzellik katıyor Güzelçamlıya. Çam olunca bal olmaz mı, çam balını ormanın içinde bırakılan arı kovanları durmadan bal yapmak için ormanın içinde devamlı çalışıyor minik arılar.Dağın zirvelerine yakın çam ormanının gizlediği Kurşunlu manastırı var. 1. yüzyılda yapılmış manastır. Gizli gizli Romalıların gözünden ırak yerlere kurulmuş bu klişe Hristiyanlığın Anadolu’nun batısında yayılmasına, buradan Avrupa’ya geçmesine büyük katkı sağlamıştır.

İşte böyle güzel bir yerin Belediye başkanı sayın Özkal YÜKSEL bisiklet sever olarak her yıl Güzelçamlı da bisiklet festivali düzenliyor. Belediyenin kendi olanaklarıyla Türkiye de en kalabalık bisiklet festivali.  Bu yıl 5. si düzenlenecek olan festival aynı zamanda sonuncusu da olacak. Yeni yasayla Aydın ili büyükşehir belediye olunca Güzelçamlı mahalleye dönüşecek. Belediye başkanının da görevi sona erecek. Burasının böyle olmasına üzüntü duydum açıkçası.

280920134102

Türkiye de düzenlenen bisiklet festivallerinden en kalabalık katılımcı sayısı ile ücretsiz oluşu herkesi buraya çekmiştir. Benim için ayrı bir özelliği var bu festivalin. Bulunmaz doğal güzellikleri, denizi ve havası beni çekiyor buralara. Ayrıca bir çok dostumu da görme fırsatı oluyor böylece. Bir de yeni dostlarla tanışma fırsatı doğuyor. Festival havasında eğlenceli akşamları, ateş başında hoş sohbetlerde bisiklet üzerinde teknik konulardan uzun turlar da konuşuluyor. Gelecek yıl festivalleri ve hangisine gidileceğini burada konuşup karar veriyoruz. Kimisi sonbaharın ılık günlerinde henüz yağmurlar başlamadan festivalden sonra güneye doğru pedal çeviriyor.

Ben 2009 yılında ki 1. bisiklet festivaline katılamamıştım, facebook paylaşım sitesine henüz girmediğimden haberim olmamıştı festivalden. Bisiklet dünyasında olup bitenlerden haberdar olabilmek için mecburen facebooka katıldım. Gerçekten işe yaradı ve bisiklet dünyasında olup bitenden hemen haberdar olup kendim de paylaşınca bisiklet ailesi hızla genişlemeye başladı. Bir çok dostum oldu bu sayede.

2. Güzelçamlı bisiklet festivaline katılarak hem Güzelçamlıyı, hem de Dilek yarımadasının eşsiz koylarını gördüm. O yıl hafta sonunun tamamen yağışlı ve fırtına olacağını gösterdiğinden çadırda kalmayıp otelde gecelemiştim. Ama o kadar bulutlar üzerimizden geçti ki sadece iki damla yağmur yağdı. Tanışmaya fırsatım olmayan büyük tur bisikletçisi Süleyman ŞATIR abimiz festivalden bir kaç gün sonra sessizce yattığı yerden aramızdan ayrılması hepimizi üzmüştü.

Geçmiş yıllarda katıldığım festivallerin videoları aşağıda seyredebilirsiniz.

2. Güzelçamlı Bisiklet Festivali 1. gün videosu. Kurşunlu manastırı tırmanışı.

2. Güzelçamlı Bisiklet Festival 2. gün videosu. Dilek yarımadası koylar turu.

3. Güzelçamlı Bisiklet Festivali videosu

4. Güzelçamlı Bisiklet Festival videosu

Festivalden önce facebookta etkinlik açarak gelmek isteyen arkadaşlarla birlikte Güzelçamlı’ya pedallayacaktık. 30 kusur kişi sayfada katılıyorum diye işaretlemişti. Gelenler beni telefonla arayıp bildirdiler. Cuma günü sabah 08:30 da yola çıkıyorum. Alsancak metro istasyonuna gidip metro ile Cumaovası’na kadar gideceğiz. Daha önce Burcu ile telefonda haberleşmiştim, yolum üzerinde olduğundan Köprü durağında buluştuk. Karaman dan Melih Aslan da aramıza katılıyor. Beraber metro istasyonuna kadar doğru aheste gidiyoruz. Saat 09:30 da bisikletlileri aldıklarından acele etmiyoruz. Sahilden, bisiklet yolundan sohbet ede ede. Burcu ve Melih Keşan festivalinde beraberdik. Ben Keşan festivalinden sonra Edirne, İğneada’ya kadar gitmiştim. Oradan İzmir’e kadar bisikletle geldim. Geleli 10 gün olmuştu ama 10 günlük dinlenme bana yetti. Kendimi dinç, yola hazır hissediyordum.

270920134011

270920134012

İzmir tarihi Saat kulesinde bir resim çekilip yolumuza devam ediyoruz.

270920134013 Alsancak sahilde Ahmet ve Mukaddes ile buluşunca onlarla da bir resim çekiliyoruz hep birlikte. Hava açık, gök masmavi, güneş pırıl pırıl. Bisiklet sürmemiz için bundan iyisi olamaz. Sabah serinliği geçtiğinden rüzgarlığımı çıkardım. Buraya kadar 12 km geldim ve vücut ısım yükseldi. Henüz son baharın ilk günlerindeyiz, daha yağmurlar düşmedi toprağa. Geceler biraz serin fakat gündüz epey sıcak oluyor.

270920134014

Saat 09:30 da metroya biniyoruz. Burada Afyon dan gelen Aykut Sığındık bize katılıp metroya biniyor. Karabağlar Gaziemir trafiği çekilmez bu saatlerde. Aşırı kalabalık olduğundan metro çok işimize yarıyor. Son durak Cumaovası, oradan gideceğiz Güzelçamlı’ya. Diğer arkadaşlar Karşıyaka dan metroya binecekler. Cumaovası’nda buluşacağız.

270920134015 270920134016

Cumaovası metro istasyonunda inip diğer arkadaşları beklemeye başlıyoruz. Biz Alsancak’tan bindiğimizden erken varıyoruz, Karşıyaka dan binenler  daha geç gelir. 2 tane tren  bekleyip gelen arkadaşlarla buluşuyoruz. Gelecek olanların bana verdiği kadarıyla tamamlandık sayılır. Yola çıkıyoruz ama Cumaovası’na uğramadan tren yolunun yanındaki toprak yoldan gidiyoruz. Burada Mustafa’nın lastiği patlıyor, durup hemen yedekle hallediyoruz. Bir süre sonra yeniden patlayınca dış lastiği kontrol ediyorum. Dış lastikte cam batmış, daha önce kontrol edilmeden takıldığından tekrar patladı. Demek ki dış lastiği mutlaka kontrol etmelisin. Yedek kalmadığından lastiğe yama yapıyoruz. İşimiz bittikten sonra yola çıkıyoruz.

270920134017

Bir süre toprak yoldan giderek trafikten uzak yol aldıktan sonra ana yola çıkarak Ahmetbeyli’ye doğru yol alıyoruz.

270920134018 270920134019

Tahtalı barajı, İzmir’in su depolarından biri ve en çok su burada var. Daha önce İrfan ile sohbet ederek ilerlerken kavşağı kaçırmıştık. Bu kez gölet sağımızda, doğru yoldayız demek ki.

270920134020

Beraber yol aldığım arkadaşların resmini çekiyorum benzin istasyonunda mola verince. Burada tuvalet ve su molası veriyoruz bir süre.

270920134022 270920134023 270920134024 270920134025 270920134021 270920134028 270920134029 270920134030 270920134031 270920134032

Değirmendere Çamlık köy yoluna sapıp ana yoldan ayrılarak Çamlık köyüne devam ediyoruz. Çamlık köyünde mola vereceğiz.

270920134033

Mukaddes kulaklığını takmış müzik eşliğinde oynaya oynaya gidiyor, şıkıdım şıkıdım. Dünya umurunda değil. Çılgın..

270920134034

Yolların hanfendisi Nilgün kendi temposunu tutturmuş.

270920134036

Çile köyüne varıyoruz, çile bülbülüm çile şarkısı aklıma geliyor.

270920134037

Herkes kendi temposunda ilerliyor. Yol eğimi tatlı bir iniş.

270920134038

2. patlak Melih’in oluyor, Burcu ile durup yadım ediyoruz Melih’e

270920134039 Ahmetbeyli sahiline varıp Kuşadası yönüne dönüyoruz. Küçük Menderes ovasına kadar yol inişli çıkışlı. Tam 6 tane yokuş çıkıp ineceğiz. İlk yokuş en uzun olanı, diğerleri daha kısa.

270920134040 270920134041 270920134042 270920134043

Bazen epey yükseliyoruz denizden ama sorunsuz çıkıyoruz. Bu manzara yeter insana. Nedense geniş ufuklara bakmak bana mutluluk veriyor. Hani derler ya göz alabildiğine kadar, işte öyle. Geniş ufuklara bakmak insanın ufkunu genişletiyor. Bisikletimi durdurup şöyle bir ufku tarıyorum; dağlar, kayalıklar, ağaçlar, güzel koyları çirkinleştiren siteler. Ta gideceğimiz dilek yarımadayı komple, Kuşadası’ndan dilek yarımadasının ucu ve yanı başında ki Samos adasını göz gezdiriyorum bulunduğum yüksek yerden. Bir de göz alabildiğine Ege denizi olunca bana büyük bir dinginlik veriyor denizin koyu mavi rengi. Eski Yunan tanrılarının cirit attığı, büyük kavgalara sahne olmuş Ege denizi. Zeus ve kardeşi Poseidon büyük kavgaya tutuştuğu denizi seyretmek. Bu kavgada Poseidon o kadar öfkeleniyor ki denizler kuduruyor. Fırtına, dalgalar deniz ve kara birbirine karışıyor. Zeus ta Poseidon’un öfkesinden ancak gideceğimiz Güzelçamlı da ki mağaraya sığınabiliyor. İşte bunları düşünüyorum ufku seyrederken.

270920134044

İşte bütün arabaların girdiği bütün koylar gibi burasını da birileri sahiplenmiş. Deli Dumrul gibi girenden 5 girmeyenden 10 alıyorlar. Bir de girilmesin diye tel örgü ile  çevirmişler. Her kıyı paralı…

270920134045

Zamanı gelecek denize girilecek yer kalmayacak bu gidişle. Dedim ya arabanın girdiği her yer parsellenmiş durumda. Bu güzel koyu da siteler yapılarak mahvetmişler.

270920134046 İniş çıkış bitti Küçük Menderes ovasına geldik. Kuşadası’na az kaldı.

270920134047 İnsanlar hala çöplerini arabadan dışarıya atmaya devam ediyorlar.

270920134048 Küçük Menderes nehrinin getirdiği alüvyonlarla denizi doldurarak verimli düz bir ovaya dönüştürmüş. Ova düz olunca yol da dümdüz oluyor.

270920134049 Küçük Menderes nehrine geliyorum. Nehir gerçekten küçük, bunun büyük olanı da var. Dilek yarımadasının öbür tarafında kalıyor. Düz olan bir ovada, deniz seviyesine yakın, nehrin akışı sakin olur. Nehir bu düz ovada kendine düz bir yatakta akmayı sevmez. Akabilmesi için kıvrılmak zorunda kaldığından yılan gibi kıvrıla kıvrıla sakince ovada akar. Böyle kıvrılmasının nedeni kuantum fiziği ile alakalı bir durum ve bunu anlatmak kafanızı karıştırabilir. İşte bu kıvrımların dirsek yapmasına eski Yunanca da Mendes, Dilimize de Menderes olarak geçmiştir. Efes antik kenti bir zamanlar deniz kıyısında imiş. Menderes nehri zamanla getirdiği alüvyonlarla doldurarak kentin 10 km kadar denizden uzak kalmasına neden oluyor. Denizden uzaklaşan Zengin Efes kenti zamanla sönmeye başlamış, önemini yitirmiş.

270920134050

Dünyanın en verimli 3 ovasından birisi olan Menderes ovasını meydana getiren nehri ne yazık ki insanların sanayi artıklarını nehre bırakmalarından dolayı suyun rengi kapkara ve çamuru da siyah balçık. Bu halde bile ovaya bereketini sunmaya devam ediyor.

270920134051

Burcu’nun keyfine diyecek yok doğrusu, ortam çok güzel.

270920134052

Afyondan sevgili arkadaşım Aykut Sığındık. Hemen hemen her bisiklet festivaline katılır, sessiz sakin, kendi halinde iyi bir bisiklet binicisidir. Sabah Afyondan otobüsle gelip Alsancak garında aramıza katıldı. Aykut aynı zamanda bir maratoncudur kendisi. Yaşına göre madalyaları vardır maraton ve bisiklet yarışlarında.

270920134054 Cep telefonumu Aykut’a verip benim bir resmimi çekmesini söylüyorum. Aykut aynı zamanda bisiklet üzerinde çok güzel resim çeken biridir. Kendi fotoğraf makinesiyle bisiklet üzerinde devamlı resim çekerek gider. Beni de çok güzel çekiyor doğrusu.

270920134053 Pamucak Selçuk  Kuşadası kavşağına varıyoruz.

270920134055

Öncümüz İrfan bizim gelmemizi bekliyor. Gideceğimiz yönü gösteriyor.

270920134057

Kavşaktan az ilerde at ve inek olan bir çiftlik var burada hem piknik yapıyorlar hem de atlara biniliyor. Kağnı çeken öküzlerden belli oluyor.

270920134058 270920134060

Her geçişimde mola verdiğim orman yangın ekibini yerinde mola veriyoruz. Soğuk su ve çay ikram ediyorlar. Ayrıca sularımızı dolduruyoruz mataralarımıza. Orman yangın ekibinin bulunduğu yer yokuşun ortalarında.

270920134061 Arabalardan atılan çöplerin burada daha da çok olduğunu görüyorum. Kuşadası yolu çok kalabalık olunca çöpünü dışarıya atan da çok oluyor. Çok yazık….

270920134062 Kuşadası, Güzelçamlı Aydın il sınırları içinde. Aydın iline giriş yapıyoruz.

270920134063 Kuşadası’na gelmeden önce deniz ile bağlantısı olan gölet var. Yukarıdan bakınca manzarası çok güzel. Bir de güneş ışınları gölü daha da güzel görünmesini sağlıyor.

270920134064 270920134065 270920134066 Akşam olmadan Kuşadası’na giriyoruz. Bakmayın yazdığı rakama, nüfusu çok kalabalık oluyor genelde. Hele yazın 1.000.000’u geçiyor. Denizi, limanı, Efes harabeleri ve Meryem ana kilisesinin oluşu turistleri çekiyor buraya. Otellerle dolu Kuşadası. Bununla beraber yerli turistler de çok. Haliyle gelenler burayı beğenince yazlık alarak her tarafı yazlıklarla doldurdular. Yazlıklar giderek çok katlı apartmana dönüşmüş. 70’li yıllarda sakin bir sahil kasabası görünümündeydi. Yaşamayı bırakın buradan bisikletle geçmek bile sıkıntılı. Ama ileride dilek yarımadası var, buradan geçmek zorundayız.

270920134067 Kuşadası ana yolu geçişinde 3 tane uzun yokuşu var. Yokuşlar uzun olunca yüklü olarak yoruyor bizi. Aslında yokuştan çok araç trafiğinin yoğunluğu ve çıkardıkları egzoz gazı bizi yoruyor. Yoksa ne dağları çıktık beni buradaki yokuşlar kadar yormuyor. Onun için hem yemek yemek için, hem de yoğun araç trafiğinden biraz uzaklaşmak için şehir merkezine ilk yokuşun ortalarında sağa doğru sapıyoruz. Yolumuz biraz uzun olacak ama buna değer. Şehir merkezi deniz kıyısında ve Kuşadasına ismini veren güvercin adasının yanından geçeceğiz.

270920134068 Sahil kasabası şehre dönüşmüş, çok katlı binalar bunu gösteriyor. Kuşadası’nda balık ekmek yiyerek karnımızı doyuruyoruz.

270920134069 Kuşlar kadar özgürüz Kuşadası’nda.

270920134070

Şehrin saat kulesi, solunda tepenin üzerinde bir heykel görünüyor. Kimin, neyin heykeli olduğunu bilmiyorum. Saat kulesinin resmini çekerken fark ediyorum heykeli.

270920134072 Güvercin ada Kalesi bir mendirek ile Kuşadası’ na bağlanmıştır. Kuşadası Körfezinin ağzında limanı koruyan bir konumda yapılmıştır. Güvercin ada üzerinde, Barbaros Hayrettin Paşa tarafından yaptırılan bir iç kale ve İlyas Ağa tarafından yaptırılan surlar yer almaktadır. Bu surlar Mora İsyanı sırasında adalardan ve denizden gelebilecek saldırıları önleyebilmek için yaptırılmıştır. Surlar adayı çepeçevre saracak şekilde yaklaşık 3 metre yüksekliğinde inşa edilmiştir. Kalenin yapımında kullanılan taşlar Yılancı burnundan getirilmiştir.  Adaya adını veren kalenin son şeklini alması da bu döneme rastlar. Surların inşa kitabesi, kuzeydeki kule duvarı üzerinde bulunmaktadır. Kitabe 4 satır ve 20 mısradır. Sene 1242 (1826). Adanın en yüksek noktasında bulunan kule, muhafızların çevreyi gözetlenmesi için kullanılmış olup, ayrıca adada bir de su sarnıcı mevcuttur.

270920134073AdsızGüneş ufukta iyice alçalmaya başladı, resim çeke çeke gidiyoruz sahilde.

270920134075 270920134076 270920134077 Güvercin adaya benzer bir kara parçası aynı şekilde denize girinti yapmış. Güneş 5 dakikaya kadar batacak. Orada durup güneşin batmasını seyredeceğiz.

270920134078

Güneşin son ışıklarında Güvercin adası.

270920134079

Henüz Keşan dan geldiği belli olan KUZ yolda olmanın mutluluğunu yaşıyor. KUZ her zaman yolda olmak ister. Zaten kendisi çelik kadro yol bisikletidir. Arada Mustafa’yı da çekmişim.

270920134083 Güneşin batmasını beklerken Güvercin adayla kendimi elçek ile resmimi çekiyorum.

270920134086 Nihayet güneş denize kavuştu. Beklediğimize değdi doğrusu, ufukta güneş muhteşem görünümüyle bana yaşamanın mutluluğunu veriyor. Yarın daha güzel doğacak güneş, buna eminim.

270920134090 270920134091

Sevgili okuyucularım, sizler için güneşin yaşam kaynağını alıp kalbimde iyice ısıtarak sizlere sunuyorum. Siz okuyucularım buna layıksınız, hepinizi çok seviyorum. Sizin için en güzel yerlerin yazılarını yazmaya devam edeceğim. İyi ki varsınız…

“Göğü gördüm

imkana tutuldum

düşü sevdim”

Gülten Akın

270920134087

Güneşin batışını seyretmek bana her zaman büyük haz vermiştir. Yaklaşık 10 dakika kadar güneşin batmasını bekledik. Güzel resimler çektik, güzel anlar yaşadık güneş batarken. Bu anı yaşadıktan sonra yolumuza devam ediyoruz. kıyıdan yolun elverdiğince, ana yoldan uzak bir süre gittikten sonra mecburen ana yola çıkıyoruz. Hava kararmaya başladı, ışıkları açıp yola devam ediyoruz karanlıkta. Söke kavşağında üst yol yapım çalışması olduğundan Söke yolunda bir süre tırmanıyoruz. Bakıyoruz ki dönüş için yol yok bisikletler elde iniş yoluna geçerek aşağıya gidiyoruz. Yol yapım çalışmaları arasından yavaşça geçerek Güzel çamlı yoluna varıyoruz. 16 km civarında yolumuz var önümüzde. Kendi aydınlatmalarımızla gecenin karanlığında ilerliyoruz. Davutlarda kahvenin birinde çay molası vererek biraz dinlendikten sonra yola çıkarak Güzelçamlı’ya 21:00 gibi varıyoruz. Her zamanki gibi Lazoğlu kampingin yanında çadır alanında deniz kıyısında çadırlarımızı kurarak günü bitiriyoruz. Bizden önce gelenlerle buluşup kucaklaşıyorum. Birer tane bira alıp arkadaşlarla sohbet ederek hasret gideriyoruz.

Bu gün yaptığım yol 107 km

harita3

3 Comments

Add a Comment
  1. ne güzel bir yazı..”Nihayet güneş denize kavuştu. Beklediğimize değdi doğrusu, ufukta güneş muhteşem görünümüyle bana yaşamanın mutluluğunu veriyor. Yarın daha güzel doğacak güneş, buna eminim.”
    ben de iranlı bir misafirimle geçen nisan kuşadasından dilek yarımadasına pedallamıştık yağmurda..çok güzeldi..teşekkürler..o günleri hatırlattınız..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Urim Baba © 2013 Frontier Theme