99. Çanakkale Şehitlere Saygı Turu 11. Gün

11 Nisan 2014 Cuma

 

LODOS

Gökyüzünde bir yerlerde korkunç bir savaş var !

 Ucu bucağı yok

 Öyle sesler duyuyorum ki

 Öfkeyle savrulan kılıçlar gibi

 Kesiyorlar günahsız zeytin dallarını

Kırıyorlar öldürüyorlar !

 Bir tek kuş kalmamış kanat çırpan

 Kediler köpekler kuytu bir sığınak bulmuş

Oldum olası ürktüm ben bu savaştan

 Savaşın adı Lodos …

 

Nilgün Ünveren    31/01/2015

 

Yüksek rakım olmasına rağmen yağmış yağmurdan iyice yıkanmış hava gece iyi uyumama neden oluyor. Uykunun en güzel tarafı gün ağarmaya başladıktan sonra çamların yeşil yaprakları karbondioksit vermeleri birden bire oksijen vermeye başlaması ile oluyor. Uykunun bu bölümünde rüyalar görmeye başlıyoruz. Hem de renkli rüyalar. Ormanın içinde egzoz ve diğer sanayi kötü gazlar yok. Sadece karbondioksit olduğundan fotosentez yapmaya başlayan yapraklar karbonu kendine saklayıp oksijen atomunu dışarı soluduğunda iyice saf olan oksijeni soluduğumuzda gördüğümüz rüyaların iyice renkli olmasına neden oluyor. Buna bir de cıvıl cıvıl kuş sesleri sanki cennette uyumuşuz gibi. Gördüğümüz bu renkli rüyalar sabah daha dinç ve diri kalkmamıza neden oluyor.

Zinde uyanıyorum bu sabah, düşünceler duru ve temiz. Kaslarım dinlenmiş harekete hazır durumda. Kalkar kalkmaz ilk önce çadırı ve eşyaları topluyorum. Arkadaşlar da uyanıp toparlanıyorlar. Ardından güzel bir kahvaltı yaptık. Eşyaları bisiklete yükleyip yola çıkmaya hazırız. Son defa içerileri kontrol ediyoruz bir şey unuttuk mu diye.

Bu gün Sarıkız zirveye çıkacağız, eğer yolu bulabilirsek. Hep birlikte yumuşak toprak zeminde gitmeye başladık. Dün yağan yağmur yolun zeminini iyice yumuşatmış. Bazı yerlerde küçük su birikintileri var. Ama genelde zemin iyi.

110420146577

Ormanın içindeki toprak yolda hafif aşağı doğru inişe geçtik. Hava tertemiz, bol oksijen ciğerlere dolarak bize güç veriyor.

110420146578

Sabahın serinliği var, rüzgarlıkları giydik. Üşütmemek gerek.

110420146579 110420146580

Padişah pınarları mevki olan yere geldik. Hala 1000 metrenin üzerindeyiz. Buranın rakımı 1120 metre. Kimseler görünmüyor ortalarda.

110420146581 110420146582

Dünkü yağmurdan dereler coşmuş durumda, her taraftan sular fışkırıyor. Rehberimiz İrfan arada durup yön tayini yapıyor. Etrafı iyice gözlemleyerek nereye doğru gideceğimizi kestirmeye çalışıyor. Bunu yaparken de kimseyle konuşmuyor, kimseye de cevap vermiyor. Artık bunu iyice öğrendiğimizden onu öylece etrafı dinlemesini, görmesini sessizce izliyoruz sadece.

110420146583 110420146584

Genç çam ağaçları gözüme çarpıyor. Orman sürekli kendini yeniliyor. Yaşlı çürümüş ağaçlar devrilip yerine genç çam ağaçları alıyor. Yağmur da çam ağacını yıkamış, yeşil rengin tonu da göze çok hoş bir renkte çarpıyor.

110420146585

Bulutlar Kaz dağlarını henüz terk etmiş değil. Hala tepelerde dolaşıp duruyorlar. Bakalım şansımıza, yağacak mı bu gün. Şimdilik parçalı bulutlu, bulutlar üzerimizden geçip gidiyor. Daha çok güneş görüyoruz. Ama ne olacağını kestirmek güç, her an yağabilir. Bizler hazırlıklıyız her daim. Yağsa da gideceğiz hedefimize doğru.

110420146586

Bazı bulutlar vadiye inmiş sanki uykusu gelmiş öylece uzanmış.

110420146587

Bazen de çoğalıyor bulutlar.

110420146588 110420146589

Yine yolun çatalında rehberimiz durup Sarıkız yolunu bulmaya çalışıyor.

110420146590

Sağdaki yol hiç kullanılmamış, biz soldaki yola giriyoruz.

110420146591

Bazı çam ağaçlarında asalak bitkileri görüyorum. Bu bitkiler toprakta kök salacam diye uğraşmadan ağaçların gövdelerinde, dallarında ağacın topraktan çektiği öz suyu hazırlop kendileri de yararlanmaktan çekinmiyorlar.

110420146592 110420146593

Tertemiz havada bisiklet sürmek çok keyifli. İnanılmaz yollardan gidiyoruz. Hem de hiç karbon salınımı yapmadan kendi gücümüzle. İki pistonumuz var, bunlarla pedal çevirip doğayı kirletmeden, resimde gördüğünüz gibi yemyeşil çamların içinde bisiklet sürüyoruz. Daha ne isteyebilir ki insan ?

110420146594

Sarıkız oralarda bir yerde  bizi bekliyor. Gitmeyi arzuladığım yerlerden biri Sarıkız. Ulaşılmaz gibi görünüyor ama ulaşacağız bir türlü. Hedefimiz Sarıkız zirvesi.

110420146595 110420146596

Normalde hafif yokuş aşağı gitmemize rağmen bisiklet sanki çok ağır ve gitmiyormuş gibi. Pedal çevirmeden gitmek imkansız. Bunun nedenini arkaya dönüp baktığımda anlıyorum. Tekerlekler yumuşak toprağa iyice gömülerek gitmiş. Yağan yağmur toprak zemini iyice yumuşatmış. Yüklü olan bisikletlerimiz de yumuşak zeminde iyice batınca haliyle gitmek te zorlaşıyor.

110420146597

Sanki ormanda kaybolmuşuz gibi, bizden başka kimse yok görünürde. Sabahtan beri henüz kimseyi görmedik. Ormanda kaybolmak ne güzel, telefon çekmiyor, internet yok. Şehir gürültüsü, trafik sıkışıklığı yok. Kırmızı ışıkta geçen kimse olmuyor ormanda. Zaten trafik lambaları da yok. Dünyanın var olduğunu burada anlıyorum.

110420146598

Yine bir çatal ve İrfan, ellerini kalçalarına koymuş bizi bekliyor. Şu yöne gideceğiz diyor, biz de o yöne gidiyoruz. Ben nereye gideceğimiz konusunda hiç düşünmüyorum, dert te etmeden. Dengesiz İrfana güvenim tam. Kaz dağlarında kaybolmuş gibi görünsek te bizleri hedefimize götüreceğinden eminim.

110420146599

Bazı yerlerdeki ağaçlar neredeyse yolu kapatmış durumda. Yol ürkütücü görünüyor. Yolun ortasında çıkmış olan çam fidanları buralara uzun zamandır insan eli değmemiş gibi. Buna ormancılar da dahil. Sanki buraları unutulmuş, hafızalardan silinmiş. Bir zamanlar açılmış olan yol bir daha hiç gelinmemiş gibi.

110420146600

Çam fidanları neredeyse yolu kapatacaklar gibi. Eğer belli bir süre daha gelinmezse yol tamamen ağaçlarla kaplanacak ve bize geçit vermeyecek. Mustafa yanıma gelerek az önce sol yamaçtan bir domuzun bana geldiğini görünce bağırarak domuzu kaçırdığını söyledi. Ben de hiç farkında değildim, Mustafa çok korkmuş domuzun bana doğru geldiğini görünce.

110420146601

Yol birden bire bitti, haydaaa nasıl biter yol ? Sağa sola bakındık herhangi bir taraf ta yok. Sağımız solumuz uçurum, radar karşı tarafta duruyor. Yanından geçmemiz gerekirken yol bıçak gibi birden bire kesildi. İrfan da buna çok şaşırıyor. Hesabı, yönü, pusulası şaştı. Buradan öyle görünüyor ki Sarıkız’a ulaşmamız olanaksız. İrfanın dediğine göre gece kaldığımız yerden önce sapağın birini kaçırmışız. Sapak ta dünden kaçmış. Artık geri dönmekten başka yapacak bir şeyimiz yok.

110420146602

Sevgili Mustafa yükü ağır. Kendinle beraber bir 150 kilo gelir. Zemin bazı yerlerde o kadar yumuşak ki bisikletten inmek zorunda kaldı Mustafa.

110420146603

Hakan’ın lastiği patladı, o tamir yaparken biz de keyifle seyrediyoruz. İşini tek başına hallediyor, yardıma gerek yok.

110420146604

Kayalıklara geldik, burada yemek için mola vermeye karar verdik. Manzarası da güzel hani.

110420146605

Sevgili rehberimiz kayalıklara oturmuş düşünüyor. Yolun bitmesi şaşkınlığı hala üzerinde. İçi içini yiyor, yolu nasıl şaşırdım diye.

110420146606

Mustafa da kendi keyfinde, nevaleleri çıkarmış öğlen yemeği için sucukları dilimliyor. O zaten tura katılırken kendini bize bırakmıştı. Biz nereye o da oraya, sesi soluğu da çıkmıyor. Yolun çıkıp çıkmaması umurunda değil. Bizlere güveni tam.

110420146607

Sucuklar soyuluyor, ben de manzaranın keyfini çıkarıyorum. Bu gün için yemek yapmaya 3 kişi için uygun değil. O yüzden ben de boşta kaldım.

110420146608

Sucuklar doğrandıkça pişirme işi irfanda olduğu için tavada başladı pişirmeye. Biren bire ortalığı sucuk kokusu sardı. Nefis sucuk kokusu iyice acıktırdı beni.

110420146609

İrfan da güzel pişiriyor doğrusu, yemek yapmaktan zevk alıyor. Mustafa da öyle olunca yolda yemek yapma konusunda sıkıntı duymuyorum. İki aşçı beni güzel doyurdu şimdiye kadar.

110420146610

Manzara güzel, hava mis gibi  çam kokuları. Bu kadar güzel bir ortamda rakı da ne gider değil mi? Mustafa çantasında kalan son rakı şişesini çıkarıp herkesin bardağına bölüştürüyor. Kadehlerimizi sağlığa kaldırıyoruz. İşte her zaman paylaşımcı gezgin ruhu ortaya çıkıyor. Her anı her yerde, hem de en güzel yerde ortam yaratılıyor. Hedefimize ulaşamasak ta Sarıkız nasıl olsa orada, başka sefere çıkarız. Her anı yaşıyoruz birer kadeh rakı eşliğinde. Yarasın !

110420146611

Yemekle beraber birer bardak rakı iyi gitti doğrusu. Yemeklerde bir yada iki bardak rakı iyi gider. Üçüncü bardak alkolün pençesine doğru iter. Onun için fazlaya gerek yok. Kendini ispat etmek için yok şu kadar içtim, yok bunu devirdim demeye gerek yok. Atalarımız ne demiş ; “Azı karar çoğu zarar.”

110420146612

Kaz dağları bulutları yakalamaya çalışıyor ama bulutlar bu gün pas vermeden geçip gidiyorlar kuzeye doğru. Belli ki şimdilik bulutlar yüklü değil. Yemekten sonra birer kahve iyi gidiyor.

110420146614 110420146615

Karnımız doydu, keyfimizi de yaptık, yola çıkma zamanı.

110420146616

Durup resim çekmeden olmaz. Beni ve ağır yükümü taşıyan bisikletim KUZ. Arada dinlendirmek gerek. Gerçi demir atım hiç yorulmaz, o kadar yükle bu dağlarda gezip duruyor. Gıkı bile çıkmaz ama bana göre dinlenmesi gerek. Bunu hakkettiğine inanıyorum.

110420146617

Baş tanrı Zeus’un yıldırımlarından biri gördüğüm bu ağaca isabet etmiş olmalı. Ağaç ikiye yarılıp gövdesinin ortasından kırılmış. Çok  kötü darbe almış olmalı. Zeus’un kızgın bir anına denk gelmiş olmalı.

110420146618

Mustafa sessizce yoluna devam ediyor. Ormanın sessizliğine uymuş sanki. Bizim gibi çılgın sesler çıkarmıyor. Henüz bağırdığını da duymadım. Çok ta uyumlu,  böyle olmasının sebebi erken yaşta ailesinin tüm yükünü omuzlarına binmesi. Uzun yıllar bu yükü başarıyla yerine getirmesi sessiz, sakin ve olgun biri olarak hep ciddi durmasına neden olmuş. Belki de hayatında hiç yapmadığı şeyleri yapıyor bizimle birlikte. Her ne olursa olsun Mustafa’yla daha tanışmadan ilk telefon görüşmemizde kanım kaynamıştı. Tanıştıktan sonra da çok sevdim, harika bir insan.

110420146619

Bazı yerde yolun alanı genişliyor. Çam ağaçları da genç, en fazla 30 yıllık.

110420146620

Arada çiçek açmış ağaçlar da görmek olası. Hep çam ağaçları arasında gelin gibi süslenmiş bu ağaç ormana ayrı bir renk katmış. Büyük bir olasılıkla bu ağacı ormancılar dikmiş olmalı. Çiçekler çoktan açmış yapraklar tomurcuklardan çıkmak üzere.

110420146621

Sıkça çeşmeler görüyoruz yol boyunca. Suları takviye yapmadan geçmiyoruz. Gerçi daha çok inişteyiz, öyle terlemeden. Fazla su kaybı olmadığından  su da pek içmiyorum. Sadece suları tazeliyorum çeşmeden. Böylece plastik şişelerde suyum fazla kalmamış oluyor. Her zaman taze.

110420146622

Yön tabelalarına denk geldik, giderek Kaz dağlarından aşağıya inmişiz epeyce.

110420146623

Yollar hep çatal, hep çatal. Yine tekerlek izleri bizim gideceğimiz yolu belirtiyor.

110420146624

Dün yağan yağmurdan gevşemiş olan toprak zemin. Bagajlarımız yüklü olduğu için ağırlıktan tekerlek izleri haliyle derin oluyor. Yolda izleri biz yapıyoruz, isteyen takip etsin. Bir şekilde kendi yolumuzu çizmiş olduk. Önemli olan da bu zaten.

110420146625

Çıkışta bizleri geride bırakan dengesiz inişte geri kalıyor benden.

110420146626

Kaz dağları uzaktan pek azametli görünmesine rağmen içinde yaşamak apayrı bir şey. Zirveden inmemize rağmen ufak ta olsa bazen çıkmak gerekiyor küçük tepeleri.

110420146627 110420146628

Bu ağacı Baş Tanrı Zeus ellememiş anlaşılan. Yanık, kırık yok devrilmiş yana doğru. Olsa olsa bunu ancak Herkül yapar ancak. Muhteşem gücü ile her şeyi yerinden oynatan Halkın kahramanı Herkül.

110420146630

İnişe devam ediyoruz.

110420146631 110420146632

Epey inmişiz, bir de yanlış yola girdik üstelik. Tabelalar aşağı yukarı ne kadar indiğimizi gösteriyor.

110420146633 110420146634

Kaz dağları milli park giriş kapılarından birine geldik. Kapıdaki görevli bizi görünce şaşırdı ; bunlar nereden geldiler diye. Kaz dağlarını korumak için kapıları koymuşlar. Kaz dağlarını kuzey tarafında fazla yerleşim alanı yok. Fazla insan kalabalığı da yok. Denize kıyısı olan güney tarafı neredeyse tüm kıyı kesimi yazlıkların kaplaması ile aşırı insan kalabalığı var. Bir de Balıkesir ilinin Edremit ilçesi de içeride olmasına rağmen nüfusu kalabalık bir şehir. Ormanlara en çok zarar veren canlılar da insan olunca ormanı koruma gereği duyulmuş. Ormanı sadece mangal yakmak için piknik alanı olarak kullanan bu insanlar çok tehlikeli. Piknik yapmaya gelen insanlar her istediği şekilde her yerde mangal yakarak ortalığı et kokusuna bürüyor. Ardından dev çöp yığınları bırakarak. Ormanda başka canlı yaşamış umurlarında değil. Bu canlılardan nasıl kurtulacağız bilmiyorum.

İşte kapitalizmin yarattığı düzen burada da kendini gösteriyor. Milli parka, ormana giriş ücretli ! Aynı zamanda bisikletlileri de almıyorlar içeriye. Bir kaç bisiklet kazası, çeşitli yaralanma olmuş dağlarda. Ormancılar arama kurtarma işleri ile uğraşmamak için sorumluluk kabul etmeyerek bisikletli girişi yasaklamışlar. Bunu kapıda ki görevliden öğrendik. Görevli ılımlı olacak bizlere bir şey demedi şükür.

110420146635

Üç dengesiz oturup Ege denizinin muhteşem görünümüne bakıyoruz. Manzarayı bozan tek şey kıyıları yağmalamış yazlıkçılar. Beton binaların çirkinliğine rağmen biz daha çok ufka bakmaya başladık. Karşıda Midilli adası neredeyse tüm ufku kaplamış. Bakalım bir gün Midilli adasında pedal basıp dağlarından buraları, Kaz dağlarını seyredebilecek miyiz.

110420146636

Hakan pozunu veriyor denizden gelen esintiye karşı. Sanki uçacakmış gibi.

110420146638

Sevgili Hakan Berkan ve Özcan Doğan; 3 günlük tanışıklığımızda öyle fazla sohbet edemedik. Birlikte geçirdiğimiz günler çok güzeldi. Beraber kaz dağlarını aştık, onlarla birlikte dağları aşmanın gururunu yaşıyoruz.

110420146639 110420146640

Orman bittiğine göre bitki yapısı da değişiyor. Zeytin ağaçları çarpıyor ilk önce gözüme.

110420146641

Henüz  hala yüksekteyiz ve iniş kıvrıla kıvrıla devam ediyor.

110420146642

O da  KUZ gibi evi sırtında istediği yere gidiyor, istediği yerde uyuyor. Anlıyacağınız o da bizim gibi gezgin. Yolda karşılaşıyor iki gezgin.

110420146643

Bahçeler, zeytinlikler giderek çoğalmaya başlıyor.

110420146644

Dere yatakları sert kayalardan oluşmuş. Yağmur suları giderek aşındırmakta. Seneye aynı durumda görmemiz imkansız.

110420146645

Uzaktan gördüğümüz dağlardan kıyıya ulaşmak öyle kolay değil. Arası epey mesafeli. Henüz deniz seviyesine inmedik. Aşağımızda Avcılar köyü görünmekte. Kıyıdaki betonarmeyi boş verin.

110420146646

Avcılar köyüne vardık, inişte kahveden bize seslendiler durun diye. Durup baktık ki Kaz dağlarının imparatoru Muammer Kızak. Arkadaşları ile dağları dolaşmışlar dönüşte köyde çay molası vermişler. Onları görünce hasretle sarmaş dolaş birbirimize sarıldık. Bizleri çay içmeye buyur ettiler. Dağlardan gelen sular köyün içinde küçük kanaldan aşağı akıyor. Bisikletleri kanalın içine, buz gibi dağ sularında soğutmaya bıraktık.

110420146647

Biz de kahveye oturunca kalabalık grup oluştu. Ortam havası birden değişti, her zaman aynı sohbetleri yapmaktan bıkmış olan köylüler de değişik konularda bizlerle sohbete başladı. Kahve neşe doldu sanki. Duble çaylar sohbetimize sıcaklık kattı.

110420146648

Bir süre köyde dinlendikten sonra Muammer Kızak ve arkadaşları ile birlikte ana yola indik. Köyün girişinde toprak yoldan asfalt yola girmiştik zaten. İzmir – Çanakkale ana yol da kaymak gibi. Yüklü olmamıza rağmen  bütün gün ağır bisikletlerimizle yağmurdan gevşemiş toprak yolda düşük hızda, daha çok  firenle inmemiz yormuştu bizleri. Kaymak gibi yolda hızımız arttı. Öyle ki birbirimizi gaza getirip 45 km/h kızına kadar çıktık. Ağır yükümüze rağmen hızını alan bisikletimiz rüzgar gibi gidiyor. Altınoluk’tan Akça’ya kadar çabucak geldik.  Mustafa kendi aynasından benim resmimi çekmiş.

893576_10152734694913222_5419133551963304078_o

Akçay da karnımızı doyurduktan sonra evden gelen haberle turu buradan bitirmek zorunda kaldım. Akşama misafirler davetliymiş, mutlaka gelmemi istediler. İrfan ile Mustafa Akçay da pansiyonda kalacaklar bu gece. Tura birlikte devam edecekler. Hakan ve Özcan bizle vedalaşıp ayrılıyorlar. Ben de İrfan ve Mustafa ile vedalaşıp oto gara doğru giderek otobüs hareket saatlerini sordum. Sebat turizmin otobüsü 5 dakika önce kalkmış. O da son otobüs olduğunu söylediler. Metro turizm otobüsünden bilet alayım dedim görevli otobüslerin bagajları dolu almazlar deyip bileti kesmedi. Otobüs gelince şöfere alır mısınız deyince yer yok diye kabul etmedi.

Metro turizm şöferlerin eline kalmış berbat bir firma. Şöfere Allahından bulasın deyip oto gardan ayrıldım.

İrfan’ı telefon ile arayıp nerede olduklarını öğrendim. Kaldıkları pansiyona giderek o gece onlarla birlikte kaldım. Artık eve gidemeyeceğime göre. Sıcak bir duşun ardından güzel bir uykuyu hakkettik doğrusu. Ertesi gün erkenden kalkarak arkadaşlarla tekrar vedalaşıp kahvaltı yapmadan otogara giderek biletimi Sebat  turizmden aldım. Hava yağışlıydı. Otobüs perona yanaşınca boş olan bagajın içinde çantalarımı sökmeden bisikleti olduğu gibi yatırdım. 2 Saatlik yolculuktan sonra İzmir oto garına gelerek bisikleti bagajdan indiriyorum. Ardından eve kadar aheste aheste pedal basarak ulaştım. Nasıl olsa misafirler dünde kaldı. Acelem de yok.

Böylece 11 günlük bir turun daha sonuna geldim. Bu turda yeni insanlar tanıdım, yeni dostlarım oldu. Güzel zaman geçirdik dostlarla.

Başka bir turda görüşme dileği ile. Haydi siz de çıkın yola, bisikletin özgürlüğünü yaşayın.

Bu gün yaptığım yol toplam : 78 km

Kaz dağı – Akçay 47 km

Otogar – ev 17 km

4 Comments

Add a Comment
  1. Ah Sarıkız sen nelere kadirmişin.Şimdi olmadı ama sonra çıkarsın.Zevkle okudum,ben de olmak isterdim.

  2. resimlerle anlatımınla sanki belgesel izledim o kadar keyifli ve bana göre heyecanlı orda sizlerle olmak isterdim kimbilir nasip diyelim

  3. Sevgili Urim, yine yine aldın götürdün beni, o güzel günlerin gizemine. Siz dengesizlerle geçen o günleri unutmak ne mümkün. Güzel anlatımın, harika resimlerin ile o günleri tekrar yaşattığın için çokkk ama çokkkk teşekkür ederim. En kısa zamanda dengesizle birlikte sorumsuz turlara diyorum :-)

  4. Sevgili kardeşim o güzel günü ve sizlerle karşılaşmamızı unutamam.Bizlerde Kazdağlarının eteklerindeki faaliyetimize Avcılar köyünde çay molası vererek devam ediyorduk.Sizler mükemmel bir rotadan gelmiştiniz.Çanakkale dönüşü böyle zorlu bir rota seçmenizde ayrıca takdire şayan.Turu adeta belgesel niteliğinde dillendirmişsin Ellerine emeklerine sağlık.Hepinizi ayrı ayrı kutluyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Urim Baba © 2013 Frontier Theme