3. Keşan Dağ Bisiklet Festivali 4. Gün

3 Eylül 2014 Çarşamba

4. Gün

 

Kaçırma gözlerini hayattan.

Hep hayatın içinde olsun bakışların.

Hep kendi içinde.

Baktığın kadar varsın bu hayatta.

Hatta sadece bakmakla da yetinme.

Görmen de lazım.

Görüp de bilmen, bilip de sevmen lazım.

Hayatı kendi içinde, kendini hayatın içinde.

Bir nefeslik molaları çok görme kendine.

Arada bir karanlıkta kalsa da bir yanın,

sakın pes etme..!

Çekil kendi kabuğuna bir süre.

Sadece içine bak.

Kendi aydınlığın senin içinde.

Ara ve bul..!

Gerçeğin düşlerle bölünmesine,

düşlerin gerçeğin altında ezilmesine izin verme.

 

Paulo Coelho

 

Bizi koruyan köpeğimizin ara sıra havlaması ve bir kaç domuzun homurtuları haricinde iyi bir uyku çektik diyebiliriz. Temiz havada uyumanın hafifliği ile güneş doğmadan uyandım. Çadırımın fermuarını açınca gördüğüm ilk manzara KUZ. Öylece sakin, iki ayaklı sehpasının üzerinde duruyor. Güne  böyle bir manzara ile güne başlamak bana büyük bir mutluluk veriyor.

030920147993

Uyku mahmurluğunu üzerimden atmak için çeşmenin başına gidiyorum. Hava aydınlık olduğundan çeşmenin her tarafını görebildiğimden dün akşam duş aldığımız yerde bir şişe dibi kırık ve sivri olarak dimdik durduğunu dehşetle gördüm. Ayaklarımızla içine girip şişenin dibinde üzerine basmadan kurtulmuşuz farkında olmadan. İnsanların bu kötü alışkanlığından nasıl kurtaracağız bilemiyorum. Hadi pisliklerini, çöplerini olduğu bırakıp gidiyorlar. Cam şişelerini kırıp bir de çeşmenin yalağına niye atıyorsun bre ayvan ! ( Ayvan = ne olduğu belli olmayan yaratık. ) Yazık ! Çok yazık böyle insanlar aramızda yaşıyor maalesef…

030920147994

Neyse ben çadırımda bir süre doğayı dinleyip meditasyon yapıyorum. Yaşadıklarımı düşündüm bir süre. Bazı olumsuz olaylar olmasına rağmen sakin ortamda bunları düşünüp zihnimden atmaya çalışıyorum. Sonrasında olumlu düşünceler sarıyor ve huzurlu olmak her zaman olası.

030920147995

Gölet küçük bir su birikintisi, sabahın serinliği su üzerinde hafif bir sis tabakası öylece duruyor. Kuşlar etrafta uçuşuyorlar bir o yana bir bu yana. Kuşlardan iri olanını ilk önce leyleğe benzettim. Gagası kısa ve rengi bildiğim hacı leyleğe hiç benzemiyor. Su yüzeyinde uçuyorlar. Yakından görünce turna kuşları olduğunu anlıyorum. Cep telefonunla resimlerini çekmeye çalıştım ama pek başarılı olamadım. Bu sabah güzel bir görüntü ile daha da mutlu oldum. Turna kuşunun uçuşunu seyrediyorum. Havada rüzgar yok, su düz ve durgun.Turna su yüzeyinin bir karış üzerinde kocaman kanatlarını açmış göletin diğer tarafına uçuyor. Kanatlarını kaldırıp her aşağı indirişinde kanat uçları su yüzeyine değince halkalar oluşmaya başlıyor, halkalar küçükten büyüğe genişliyor. Geniş ve uzun kanatlar yavaş kanat hareketleri ile su yüzeyine değip kalktıktan sonra ikinci değiş arası dört yada beş metre ileride oluyor. Turna kuşunun bu hareketlerini dikkatlice izliyorum sadece. Bu görüntü kısa bir süre sonra sona eriyor. Ama ben bunu sadece seyretmekle yetindim. Bazı şeylerin görüntüsü çekilmez, işte bu onlardan biri. Zaten çekeceksen en iyisini en iyi makine ile çekmek gerek. Kanatların ucu su yüzeyine sadece 10 mili saniye değip küçük halka meydana getirmesini her zaman seyredemem. Güne böyle bir olayı seyrederek başlamam çadırda yaptığım meditasyondan daha iyi geldi. Doğada olmak çok güzel dostlar, yaşanmalı..

030920147996

Su kenarı piknik alanı ya, belediye ormanı yakmasınlar diye tuğladan ocak yapmışlar ateş çam ormanına sıçramasın diye. Gel gelelim hep aynı manzara karşımıza çıkıyor. Fazla detaya girmeye gerek yor. Resim her şeyi özetlemiş durumda.

 

030920147997

Bizi tüm gece tehlikelerden koruyan köpeğimiz. Gerçi domuzlar ziyarete gelince pek sesi çıkmadı. Zaten bir tane köpek var, erkekliğin gereği yok deyip domuzlara bulaşmamış anlaşılan. Elimizde sadece ekmek var ve bir kısmını onunla paylaşıyorum. Piknik masasını bir süre boş bırakınca peynir parçasını kaşla göz arasında alıp midesine indirmiş bile. Bizi koruduğu için kızmıyorum koruyucumuza. Yedek peynirimiz var.

030920147999

Ve güneş yüzünü gösteriyor tüm ışıltılarıyla. 10 Gün önce Nemrut dağının tepesinde güneşin muhteşem doğuşunu seyretmiştim. Güneş aynı güneş ama bulunduğum yer farklı bu gün. Yine de aynı duygularla doğuşu seyrediyorum.

030920148000

Kahvaltımız mükemmel, manzaramız daha da mükemmel. Mutluluğu yakalıyoruz kahvaltıda. Zaten biliyorum ki bir ilişkisi var kahvaltının. Cemal Süreya da öyle dememiş mi ?

030920148001

Yumurtalar bile çift sarılı. Daha ne olsun. Çatal kaşık ta odundan, domatesler ve biber tarladan dün toplayanlar vermişti. Bal, zeytin, salça çantada keklik. Mutluluk bizimle olsun.

030920148002

Kahvaltıyı güzelce yaptıktan sonra toplanıp kamp yerinden ayrılıyoruz. Yolda çilek tarlasına denk geldik. Hala çilek var ama yaz sonları olduğu için verim düşmüş. Şimdi ayva mevsimi gelmekte.

030920148003

Salçalık biber tarlaları devam ediyor yol boyu. Marmara bölgesinin güneyi bu tarlalarla dolu.

030920148004

Gittiğimiz yolun yanında eski yolu görünce hemen eski yola girdik. Yol kullanılmadığı için asfalt bozulmaya başlamış yer yer. Araç olmadığı için rahatız. Ve yolun iki yanı çınar ağaçları zamanında dikilmiş. Çınar ağaçları da büyüyünce neredeyse ağaç tüneli içinde gideceğiz. Yeni yapılan yol daha geniş ve düz. Böyle eski yollar Gökova da Marmaris yolu. O yolda dev okaliptüs ağaçları kaplamış yolun üstünü. Bir de Selçuk tan Pamucak arası eski ağaçlı bir yol var. Bisiklet yolları böyle olsa keşke.

030920148005

Salçalık biber tarlaları kıyısında gül dikilmiş. Bu dikkatimi çekti doğrusu. Her tarlada gül dikilmiş.

030920148006

Yolun yüz yıl önce, belki de daha önce yapılmış olduğunu ağaçların gövdelerinin kalınlığından anlıyorum.

030920148007

Bazı yerler neredeyse kapanmak üzere çınar dallarından. Buralarda asfalttan eser kalmamış. Yol toprağa dönüşmüş durumda. Biz de zevkten dört köşe bisiklet sürüyoruz.

030920148008

Düz olmayan yamuk düzlemde bile tarla yapılabiliyor demek ki.

030920148009

Yol uzmanı Şafak nereye gideceğimizi işaret ediyor. O da ne ? İki yöne de işaret ediyor. Şimdi nereye gideceğiz ? Neyse Şafak Çan yönüne yönlendiriyor.

030920148011

Çan ilçe merkezine giriyoruz, merkezde bir çay molası vermek gerek. Kahvenin birine oturup duble çayları içerek güç topluyoruz.

030920148012

Molanın ardından fazla zaman geçirmeden yola çıkıyoruz.

030920148013

Seramik fabrikalarının yanından geçiyoruz. Kamyonlar yolları biraz bozmuş durumda. Fabrikaların dibinden geçerken kötü kokuları çekmek zorunda kaldık. Bir an önce burayı terk etmeli.

030920148014

Kestirme yoldan gidince biraz topraklı yolda gitmek durumunda kaldık.

030920148015

Toprak yol kısa, asfalt yola bağlanınca geriye dönüp Çan manzarası  pek iç açıcı değil. Seramik fabrikaları şehrin dibinde olduğundan bacalardan çıkan dumanlar şehrin kötü bir dumanla zehirlenmesine neden oluyor. Çan şehri de çukurda olunca fabrikaların dumanları pek dağılmıyor.

030920148016

Demiştik ; Çan çukurda kalmış, önümüzde bir dağ silsilesi çıktı. Bu dağları aşmak durumundayız. Gerçi bir çok dağ tepe aştık, bu ne ki ?

030920148017

Çıkışlar biraz sertleşmeye başladı. Eğim %10’un üstünde sanki. Gerçi ağır ağır çıkıyoruz buraları, yapacak bir şey yok.

030920148018

Çıkış hala sürüyor, çeşme başında Şafak beni beklerken buldum. Yokuş biraz yordu, hazır çeşme bulmuşuz biraz dinlenmek gerek. Hem suları tazelemek gerek.

030920148019

Çeşmeden suları doldururken tavanda kırlangıç yuvasını görünce yok artık, bu kadarı olmaz dedim. Bir insanın bunu yapmasını anlamış değilim. Bunu yapana ruh hastası bile denmez. herhangi bir kategoriye de gireceğini zannetmiyorum. Bu kadar mı doğa düşmanı olur, ne istiyorsun bir kuş yuvasından ?, niye boyadın kırmızıya ? Neden, neden, anlaşılır gibi değil. Bunu yapan ruhsuz insanı hemen yok etmeli, yaşamamalı, nefesi ile dünyayı kirletmemeli.. Yazık ! Çok yazık….. Tam bir ayvan.

030920148020

Çeşmeden suları tazeledikten sonra öyle bir yağmur indirdi ki göz gözü görmedi bir süre.  Yağmurluk diye taşıdığım pek yağmurluğa benzemediğini burada sırılsıklam olunca anladım. İyi bir yağmurluk almak gerek. Yağmur fazla sürmedi ama her tarafım ıslanmıştı. Yağmur dinince yağmurluk diye giydiğim rüzgarlığı çıkardım. Neyse cep telefonum ıslanmamıştı, buna şükür. Evi sırtında bizim gibi gezen kaplumbağa çıktı yol kıyısında. Sanki benden utanmış gibi yüzünü saklıyor benden. Kaplumbağa az önce yağan yağmurdan kabuğu ıslaktı.

030920148021

Kocayayla köyüne geldik, köyler güzel, hem de köy yolları daha da güzel. Burada ağaçlar değişti, çam ağaçları yerine meşe ağaçları seyrek olsa da küçük korular görmek olası.

030920148022

Şafak meşe koruluğundan çıkmış üzerime geliyor, ben de bir resmini çektim.

030920148023

Ardından beni geçip gidiyor devam eden meşe koruluklarında.

030920148024

Meşe korulukları tarla kıyılarında kalmış, Geçmiş yıllarda komple meşe ormanı olmalı buraların. Kese kese bu kadar kalmış demek ki !

030920148025

Yolun ortasında koca bir kemik. İnek kemiğine benziyor, at ta olabilir. Belki de eşek kemiğidir. Yani kemiği kapıp kemirdikten sonra yol ortasına bırakıp gitmiş. Kemikte kemirilecek bir şey kalmamış.

030920148026

Yağmurun ardından güneş açınca iyice ısınan hava terletiyor. Zaten yokuş çıkarken iyice enerji harcıyoruz. Havanın sıcaklığı ile birleşince siz düşünün.

030920148027

Karnımız acıktı, uygun bir çeşme başı ararken havuzu olan bir yer görünce benden önce gelip bulgur pilavını hazırlayan Şafak bana bir iş bırakmamış.. Çeşmeden de su akıyor. Çeşme dedimse borudan su akıyor sürekli. Bulgur pilavını ton balığı ile takviye edip yiyoruz afiyetle. Yanında da bir baş soğan, mis. Ardından birer kahve iyi gidiyor. Keyfimize diyecek yok doğrusu.

030920148028

Dondurma köyü, ilginç bir ismi var. Herhalde Türkiye de aynı isimde başka bir köy bulamazsın. Aynı isimde onlarca köy var, örnek Ovacık köyleri. O kadar var ki sayısı belli değil. Dondurma köyü özel bir köy oluyor isminden dolayı. Seyyar satıcıların köye girişi yasak. Acaba seyyar satıcı dedikleri dondurmacılar olmasın ?

030920148029

Dondurmacı köyüne girmeden yola devam ediyoruz.

030920148030

Köy yollarını seviyorum, ara sıra geçen arabalar beni pek rahatsız etmiyor. Köyler yolumuzun üzerinde, yanından, içinden geçip gidiyoruz. Tek katlı basit evleri, kocaman bahçeleri. Avlu kapıları büyük. At arabası geçecek kadar. Her köy bir başka güzel, bir başka yapıya sahip.

030920148031 030920148032

Ara sıra lastik patlağı olmazsa olmaz yolculukta. Arka tekerleğim patladı, durup tekerleği çıkarıp patlak lastiği yedeği ile değiştirerek pompa ile şişiriyorum yeterli basınca ulaşıncaya kadar. Öncesi dış lastik iyice kontrol ediliyor. Diken, tel, cam varsa çıkarılmalı. Yoksa aynı yerden hemen patlar bir daha lastiği sökmek durumunda kalırsın. Onarılan lastiği yerine takarak bagaj çantalarımı yerleştirdim.

030920148033

Bisikletim yola çıkmaya hazır. Şafak önden çıkış yapıyor, ben de arkasında.

030920148034

Yol böyle bir eğri çizerek gitmesi beni yola daha çok bağlıyor. Düz yolda bir süre sonra pedal aynı tempoda basmaktan sıkılıyorum. Yolun sonu görünmeyecek, karşına ne çıkacağını oraya varınca göreceksin. Orada başka bir bilinmez çıkacak karşına. Yolda böyle daha çok mutlu oluyorum. Bilinmeyen yerler her zaman cazibelidir.

030920148035

Ormancıların ormanda kestiği ağaçları burada tomruk hale getirip istif yapıyor. Biz de bir mola verelim dedik.

030920148036

Hazır mola vermişken yanımızda taşıdığımız fakat fırsat bulup içemediğimiz nescafeler aklımıza geliyor. Hadi içelim deyip çaydanlıkta su ısıtarak birer bardak nescafe içmeyi hakkettik.

030920148037

İşte sevdiğim yol manzarası. Aşağı iniş, sola dönüyor sol tarafta görünmüyor yol. Ardından görüş alanına giriyor yukarı, sola doğru kıvrılıyor. kıvrılan yol daha da kıvrılıyor sola ve gözden kayboluyor çam ormanının içinde. Orası bilinmez, gidince göreceğiz.

030920148038

İşte bilinmeyen yere vardık, yol aşağı gidiyor ama yine bilinmeze doğru.

030920148039

Bir süre indikten sonra tekrar çıkış başladı. Burada çam ağaçları dikkatimi çekiyor. Ağaçlar henüz genç ve gövdeleri ince. Orman gençleşmiş sanki.

030920148040

Yokuşun başında şekilli bir kaya gözüme çarpıyor.

030920148041

Etrafta benzer kayalıklar görünmekte, yapıları neredeyse aynı elden çıkmış gibi.

030920148042

Yerler ıslak, biz gelmeden az önce yağmur yağdığı belli oluyor.

030920148043

Fazla uzun sürmedi güzel bir yağmur indirdi. Telefonu ıslatmadan anca bir kare çekiyorum. Bagaj eşyalarım çöp torbası ile sağlama almıştım. Üzerime de bir tane çöp torbası geçiriyorum. Hem ıslansan ne olacak, yaz yağmuru, çabuk geçer, hemen kurursun.

030920148045

Sırtın tepesi yarılmış yol ucunda Şafak iki kolunu açmış beni bekliyor. Bu hareket dağların bittiğini, buradan sonra inişe geçeceğimiz anlamına geliyor.

030920148044

Genç çam ormanına yeni yağmış, ortaya pırıl pırıl ıslak bir yeşillik çıkmış. Marmara denizi ve sol tarafta Çanakkale boğaz girişi manzarası.

030920148046

İniş başladı ve çabuk iniyoruz. Akşam olmak üzere, hava bulutlu. Az sonra hava kararacak. Hedefimiz Gelibolu, hava kararsa da fark etmez.

030920148047

Hava karardıktan sonra Umurbey’e indik. Karnımız da acıktığından ne yiyebiliriz diye aranırken kahvenin birinde yanında tostçu görünce birer atom tost yaptırıp çay ile birlikte bir güzel karnımızı doyuruyoruz. Yemekten sonra kamyonetin birinde kavun karpuz satan çocuklarla sohbet ediyoruz. Nereden ?, nasıl ?, oraya kadar mı ? bisikletle mi ? diye soru cevap şeklinde. Ardından bize bir kavun hediye ediyor. Teşekkür edip alıyoruz hediyeyi. Yolun hakkı, yolcunun nasibi,  almamak olmaz. Umurbey yamaçta kurulmuş bir kasaba, ucu ovada. Gece olduğu için sokak lambalarının gösterdiği kadarını görüyoruz.

030920148048

Umurbey den ayrılıp Çanakkale – Lapseki yoluna girdik.  Yol düz ve kaymak gibi olunca hızlı gidiyoruz. Işıkları da açtık gecenin karanlığında emniyet şeridinden araç gürültüleri arasında ilerliyoruz. Bazen araç geçmiyor, işte o zaman gecenin sesi kulaklarıma gelmeye başladı. Binlerce Ağustos böceği yazdan kalma şarkılarını söylüyorlar hep bir ağızdan. İlk defa bu kadar Ağustos böceği sesi duyuyorum. Yol boyunca araçların geçmediği anlarda seslerini hep duydum Ağustos böceklerinin.  Gece karanlığında kısa sürede Lapseki’ye vardık.

030920148049

Lapseki feribot iskelesine vardık, Bizi kanatlarını açmış Pegasus karşıladı gecenin karanlığında.

030920148050

Arabalı vapur henüz dolmamış, biletleri Şafak alıp gemiye biniyoruz.

030920148051

Bisikletleri emin bir yere park edip doğru yukarıya çıktık. Şafak buralı olduğu için bana fırsat vermeden çayları kapıp geldi.

030920148052

Çayları içerken masada oturan biri bizi görünce yanımıza gelerek ;

” Bisikletle en arkada gelen kimdi ?” diye sordu.

“Bendim” diye cevap verdim.

” Kamyonla arkanızdan gelirken koca bir domuz senin arkandan yola fırladı, tam da önümde. Sana çarpacak diye çok korktum. Kıl payı kurtuldun domuzdan” dedi. Ben de ;

” Hiç te farkında değildim domuzdan.” dedim. Adam anlaşılan gözü önünde olan bu olay yüzünden epey korkmuş. Anlatırken bile heyecanla anlatıyordu domuzu. Boyu ta bu kadardı diye elini göğüs hizasına kadar kaldırıp domuzun ne kadar iri olduğunu anlatıyordu. Ben ise domuzu görmediğimden sakince adamın anlattıklarını dinliyordum. Bunu da ucuz atlatmıştım farkında olmadan.

Bu arada çaylar nefisti, tavşan kanı gibi.

030920148053

Kamyoncu ile yaptığımız sohbet ile farkında olmadan Gelibolu kıyısına varmışız bile.

030920148054

Gemi iskeleye yanaşıyor yavaşça. Acelemiz yok bizim, aracımız bisiklet olunca daha güzel oluyor.

030920148056

İskeleye indik. Marmara dan Çanakkale boğazına giriş yapan devasa yolcu gemisi ışıklarını yakmış şıkır şıkır sessizce süzülüyor.

İskelede Şafağın mahalle arkadaşı Selim bizi karşıladı. Selim facebook’tan beni tanıyordu. Şafak ta bahsetmiş benden. Hemen tanışıp kucaklaşıyorum Selim ile. Arabası ile bizi karşılamaya gelmiş. Benim bu gece kalacağım yeri gösterecek. Şafak’a nereye gideceğimizi tarif ederek arabası ile önden yola çıktı. Biz sahilden gidecektik, gideceğimiz yerden araba geçmiyor.

030920148057

Şafak ile beraber Hamzakoy kumsalına gidiyoruz. Selim’in arkadaşı olan işletmeye vardık. İlk önce birer yarım ekmek kokoreç ve bira ısmarladı Selim. Bu arada sohbet ediyoruz. Sonrasında işletmenin yanında, ağaçların altında çadır kuracağım yeri gösteriyor. Yer iyi, tuvalet te yakında. Bu gün uzun bir yol oldu bizim için, yorgunuz ve leş gibi ter kokuyorum. Karnımız doyduktan sonra Şafak Annesinin yanına gidiyor. Ben Selim ile bir süre daha oturuyorum. Selim de evine gidiyor, sabah erkenden işe gidecek. Ban kendim ile baş başa kalıyorum. İlk planlamamda turu tek başıma yapacaktım ya olmadı Şafak bana arkadaşlık etti yol boyunca. Buradan sonra Keşan’a kadar tek başınayım, yaşasın.

Çadırı kurup eşyalarımı içine yerleştirdikten sonra şortumu giyip havlumu da yanıma alarak deniz kıyısına vardım. Terlik ve havluyu kumsala koyup denize dalıyorum gecenin 12 sinde. Kimse de girmiyor benim gibi. Ohhh serinliyorum biraz tuzlu deniz suyunda. Biraz yüzdükten sonra çıkıp havlu ile kurulandım. Çadırıma gelerek ıslak şortumu çıkarıp kuru çamaşırları ve eşofmanı giyerek saçları havlu ile kurutuyorum. Artık yatma zamanı, ortalık iyice tenhalaştı, İşletme sahibi de kapatıp gitti evine. Ben de çadıra girip uyku tulumunun içine girerek rahatlamış biçimde tatlı bir yorgunlukla uykuya dalıyorum.

Bu gün yaptığım yol 102 Kilometre.

Powered by Wikiloc

The Author

urimbaba

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Urim Baba © 2013 Frontier Theme