3. Keşan Dağ Bisiklet Festivali 13. Gün

11 Eylül 2014 Cuma

13. Gün

 

KARŞILAŞMA

 

Donmuş tarlalardan geçiyorduk bir vagonla şafakta.

Kızıl bir kanat havalandı karanlığın içinde.

 

Ve birden koşarak bir tavşan geçti yoldan.

İçimizden biri eliyle gösterdi bize.

 

Aradan çok zaman geçti. Artık ikisi de sağ değil,

Ne tavşan, ne de tavşanı eliyle gösteren adam.

 

Ah sevgilim, nerdeler, nereye gidiyorlar

Elin çakıp sönüşü, koşunun hızı, çakıl taşlarının hışırtısı.

Çektiğim acıdan değil, meraktan soruyorum.

 

 

 Czeslaw MILOSZ

 Çeviri : Cevat ÇAPAN

 

 

Uzun bir tur sonucu her gün bisiklete binmenin verdiği yorgunluk kendini uykudan uyanınca gösteriyor. Biraz da eve dönmenin psikolojisinin de sonucu olsa gerek.  Elbette güneş doğmadan uyanıyorum her sabah olduğu gibi. Çadırımdan tatlı bir yorgunlukla çıkıp güneşin doğmasını bekliyorum gerinme hareketleriyle. Güneşin doğması başlayınca durup ilk ışıklarını seyretmeye başladım. Yine harika bir güne başladım, içimi bir sevinç kaplıyor.

120920148359

Deniz sakin görünüyor, karşıda Midilli adası hayal meyal. 300 metre ileride dalgakıranlar var. Deniz sakin olunca dalgakıranlar da sanki denize sırt üstü yatmış dinleniyorlar gibi.

120920148360

İşletme sahibi Hasan ile bir elçek resmi çekilmeden olmaz. İskelede bir süre sohbet ediyorum Hasan ile. Tüm yaz boyu çeşitli insanlarla uğraşmaktan yorulmuş. Artık sezon bitti sayılır, pek gelen de olmayınca dinlenme zamanı başlıyor Hasan ve ailesi için.

120920148361

Yaşar ve İlkay da kalkmış durumda, eşyaları ve çadırları toparlayıp bisikletlere yüklüyoruz. İlkay’ın lastiği inmiş, yama tutmamış anlaşılan. Lastiği söküp tekrar yama yaparak sağlamlaştırdık.

120920148362

Sabah kahvaltısını Altınova şehir merkezinde gevrek, poğaça ile kahvenin birinde yaptıktan sonra yola çıktık. Ana yolda bir süre gideceğiz.

120920148363

Yol düz olunca hızlı gidiyoruz, Bergama’ya gelmeden kestirme bir yola girdik. Burası Bakırçay deresinin suladığı bereketli ova. Aynı zamanda karayel rüzgarlarının bol estiği düzlük. Sürekli rüzgarın esmesi elektrik enerji üretimi için rüzgar türbinleri kurulmuş. Yaşar ve İlkay rüzgar türbinleri manzarasında bana poz verdiler. Ben de çektim tabi ki.

120920148364

Sonra Yaşar ile poz verdim. Bizi de İlkay çekti bu kez.

120920148365

Neredeyse tüm ovayı rüzgar türbinleri ile kaplayacaklar. Kimisi işletmeye alınmış çalışıyor durmadan, kimisi de yeni yapılıyor. Daha da yapılacağa  benziyor. Ana yoldan girdikten sonra bir süre toprak yolda ilerliyoruz. Rüzgar türbinlerinden sonra asfalt dökülmüş.

120920148367

Yol ovanın ortasına kurulmuş Aşağı Kırıklar köyüne geldik. Bizi ilk karşılayan köyün kenar evlerindeki kaz sürüsü. Bizi görünce boyunlarını yukarı kaldırarak kıyıya kaçıyorlar. Kazlar hiç bir zaman kendilerinden olmayan canlıları istemezler. Evcil olmalarına rağmen insanları da aralarına istemiyorlar. Yabanilikleri devam ediyor anlaşılan.

120920148368

Aşağı Kırıklar köyünün kahvesinde molamızı verdik. Biraz acıkmışız, ocaktan sıcak su alıp birer çorba ekmekle yiyip açlığımızı giderdikten sonra çayları da içtik. Bu köy hep sakin olmuştur ve yine bu gün de öyle. Hasat zamanı ve köylüler tarlalarında olmuş ürünlerini toplamakta. Sadece köyün ihtiyarları ve çocuklar ortalıkta görünüyor.

120920148369

Kestirme olan yolda araç trafiği olmadan rahat gittik. Yeni Kent köyünden tekrar gürültülü ana yola çıkıyoruz. Artık Aliağa’ya kadar ana yoldayız. İki haftalık sakalım da iyice uzadı.

120920148371

Yeni Şakran’a kadar düz olan yol iniş ve çıkışlara bırakıyor. Eve yaklaşmanın yorgunluğu yokuşlarda kendini belli ediyor. Yokuşun tepesine varınca biraz nefes normale dönsün diye dinleniyoruz.

120920148373

Hava da iyice sıcakladı, yolda gölgelik pek yok. Tepeyi yol için indirilmiş olan yerde bir parça gölgede oturup iyice ısınan Yaşar terini soğutmaya çalışıyor. Dinlenirken de biraz atıştırmadan da edemiyor.

120920148374

Bir kaç kez inip çıktıktan sonra Aliağa’ya vardık. Aliağa başlangıcında hemen deniz kıyısına doğru girerek ana yoldan kurtulduk böylece. Aliağa belediyesi iyi çalışmış ve sahili araç trafiğine kapatarak yaya ve bisiklet gezinti yeri yapmış. Biz de bisikletlerimizi rahatça sürüyoruz bize ayrılan bisiklet yolunda.

120920148375

Öğleden sonra çıkan hafif rüzgar denizi çalkantılı yapmış. Tatlı esen rüzgarda sahil boyunca aheste bisiklet sürmenin keyfini yaşıyoruz.

120920148376

Aliağa da akşam 20:00 ye kadar oyalanıyoruz. Akşam yemeğini de bu arada yedik. Metro İzban bisikleti alma saati olan 20:00 de kent kartı hem Yaşar için hem de İlkay için ikişerden benimle birlikte 6 tane bilet parası kesiliyor. Merdivenlerden indirip tekrar biniş yerine çıkardıktan sonra metro vagonuna yerleştik üç bisikletli. Aliağa ilk istasyon olmasından dolayı rahatça binebildik. Bisikletlerimize yer bulmak sorun olmuyor ilk bindiğimizden. Haliyle koltuklarda da boş olunca ilk vagonun ön kısmını kapatıyoruz böylece. Zaten Alsancak istasyonuna girince kapıya yakın ineceğiz.

120920148377

Ben de Yaşar ve İlkay’ın karşısına oturarak trenin kalkmasını beklemeye başladık. Artık iyice gevşedim, yol ve tur bitti sayılır. Sadece Alsancak tan eve kadar bir yolumuz var ve o da bisiklet yolundan olacak.

120920148378

1 Saat 5 dakikada Alsancak istasyonuna vardı metro. İstasyondan düz ayak çıkış yaparak bisiklet yolundan arkadaşım Ahmet’in işlettiği bisikletçilerin mekanı Cinatı cafe bara vardık. Yaşar ilk defa geldi ta Kosova dan buralara. Birlikte bir resim çekildik Cinatı’nın önünde.

120920148379

Cinatı’na gelip te Cinatı hatırası çekilmeden olmaz değil mi ? Resimden sonra birer bira içerek turumuzun bittiğini kutladık hep birlikte. Ta Keşan dan buraya kadar 5 gündür yollardayız. Yine de ondan öncesi var.

120920148381

Yaşar ilk defa İzmir’e gelmiş, İzmir’in sembolü olan tarihi Saat kulesinde durup resim çekilmeden olmaz.

120920148382

Sahil bisiklet yolundan giderek eve vardık. Bisikletleri apartmanın içine alarak yerleştirdik. Ardından sırayla sıcak birer duş alarak rahatladık. Üstüne birer kahve iyi gitti doğrusu, evde gibisi yok. Yaşar ve İlkay’ yataklarını yapıp hazırladıktan sonra yatıyoruz. Ertesi gün iyi bir kahvaltının ardından İlkay yoluna devam edeceğinden onu Üçkuyular vapur iskelesine bırakıyoruz bisikletlerimizle. İlkay’ın daha izni var ve Antalya’ya kadar gitmeyi düşünüyor bisikletle. İlkay için bir rota çizdim ve kalacağı noktaları, yerleri işaretlemiştim dün akşam. İlkay ile daha önce Az bilinen antik kentler turunda tanımıştım ama Gelibolu da karşılaşmamızdan itibaren 9 gün birlikte yolda olmamızdan dolayı iyice tanıdım. İyi bir yol arkadaşı ve iyi bir dost, iyi ki beraber uzun bir süre pedal çevirdim. Seni daha yakından tanıdım. Tanıdığıma da çok memnunum. Yola tek başına çıkacağından beni aramasını söylüyorum sık sık. Gerçi telefonu yok ve kullanmaktan da hoşlanmıyor. Yola çıktıktan sonra telefon kulübesinden beni arayıp iyi olduğunu söyledi her akşam.

İlkay ilk önce Bostanlı da bir arkadaşına uğrayacak. İlkay ile vedalaşıp vapura bindirdikten sonra Yaşar ile eve gelerek bisikletleri bıraktık. Bisiklet satan arkadaşın dükkanından Yaşar’ın bisikleti için karton kutu almaya gittik araba ile. Karton kutuyu eve getirip bisikletin tekerleklerini söküp yerleştiriyoruz. Yarın sabah uçakla gidecek Kosova ya. Yaşar bana dedi ki bisikletimi satsam olur mu acaba? Ben de nerede, kime, nasıl, ne zaman satacağız acaba bu saatte diyerek gülüp geçtim bu isteğine. Neyse Yaşar internette satışa koydu bisikletini. Benim cep telefonumu da ilanda verdi. Akşam birisi aradı bisiklet için cep telefonumu. Yaşara cep telefonumu verdim ve pazarlığı yaptılar. Ardından benden adresi istediklerinde şaşırdım. Arayan kişiye de ev adresimi verdim. Bir saat sonra arayan kişi geldi, bisikleti kutusundan çıkarıp gösterdik. Adam alıcı olacak ki Yaşar ile tekrar pazarlığa oturdu. Verdiği fiyatın az altında anlaştılar. Yaşar’ın düşüncesi de uçakta problem çıkarırlar, fazla para isterler nasıl olsa diyerek adamın verdiği fiyata razı olunca bisikleti adamın arabasına yükletip parasını aldık. Yaşarın içi rahatlamıştı, ben ise şaşkın olayları sadece izledim. Yaşar çantalarını kutudan çıkarıp eve aldıktan sonra boşalmış olan boş kutuyu çatıya götürüp bırakıyorum.

Ertesi sabah 04:30 da kalkıp Yaşar’ı hava alanına götürerek vedalaştıktan sonra uçağa bindirdim.

130920148383

Ben Keşan’a doğru yola çıktıktan sonra festival davetiyesi eve gelmiş.

130920148387

Zamanında gelmeyen davetiyemi elden almaya Keşan’a kadar gittim. Bizim posta hizmetleri iyi çalışmadığından sorumsuz ve savsaklamalarından dolayı eve geç gelmesi normal postacılar için.

Posta dağıtım yapan kıza ;

“Neden zamanında getirmiyorsunuz mektupları mı?” diye sorunca postacı kız da ;

“Nereden geliyor mektubun?” diye sordu. Ben de ;

“Keşan dan” deyince

“Keşan Avrupa’nın hangi ülkesinde?” deyince artık konuşmanın anlamsızlığını anladıktan sonra konuşmayı kesiyorum. Demek ki böyle okumuş cahillerin elinde olan posta hizmetlerinden bir şey beklememiz doğru olmaz., Yazık hem de ne yazık PTT gibi bir kurum ne hale getirildi.

130920148386

Bu gün yaptığım yol 86 Kilometre civarında.

Powered by Wikiloc

Powered by Wikiloc

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Urim Baba © 2013 Frontier Theme