Denizli Salda Gerisi Antalya Mersin 15. 16. Gün

2 – 3 Haziran 2015 Salı – Çarşamba

15. 16. Gün

Antalya Tatili

 

Anahtar

 

Konuşmak susmanın kokusudur.

Ya sus git, ya konuş gel, ortalarda kalma.

Yalan korkaklığın tortusudur.

Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.

 

Özdemir Asaf

 

Günlerdir çadırda uyumanın rahatlığı evin içinde olmuyor. Dört duvar içinde güvenli ortam olsa da doğanın sessizliğini rahat yatakta uyurken duyulmuyor. Beden erken uyanmaya alışmış artık, fazla uykuya yer yok. İlkay ve Ferdi henüz uyuyorlar, gündüz gözü ile İlkay’ın odasını inceliyorum. İlk olarak gözüme çarpan duvarda asılı olan yağlı boya resim. Geçen yıl İlkay için ona yakışacak mavi renk ağırlıklı bu yağlı boya resmini yollamıştım hediye olarak. İlkay da odasının duvarına asmış. Hediyeme değer verilmesi hoşuma gitti doğrusu. Sabahın ilk süprizi.
20150602_081103

Diğer duvarda başka bir tablo daha vardı. Tabloda fantastik olarak evreni bütünleştirmiş sanatçı renk cümbüşü ile. Uzay, gezegenler, yeryüzünde deniz, denizin içinde balıklar. Rengarenk yelkenli tekneler rüzgarla şişmiş yelkenleri. Denizaltı canlıları ve Nuh’un gemisinden yeni inmiş hayvanlar. Her şeyin ortasında bir deniz feneri sanki evrende dolaşan tüm varlıklara yol gösterir gibi. Tam ortada.

20150602_081136

Ev halkı uyanıyor ve bahçede çardak altında kahvaltı için oturuyoruz. Kahvaltıyı aile ortamında sohbet ederek keyifle yaptık.

20150602_103538

Evin hanımı ve kızı tüm marifetlerini sergiliyorlar kahvaltıda. Şairin ” Yemek yemek üstüne bir şey diyemem ama kahvaltının mutlulukla bir ilişkisi olmalı ” dediğini biliyormuşçasına.

20150602_103609

Eh kahvaltının üstüne Urimbaba kahvesi iyi gider diyerek sürüyorum cezveyi kamp ocağıma. İlkay da özlemiş kahvemi sabırla pişmesini bekliyor.

IMG_0151

Kahve sonrası İlkay arabası ile Antalya’nın nefes alabilecekleri şelalelerden ünlü Düden şelalesine geldik. İlkay’ın evine yakın bir yerlerde. Bakmayın yazılan yazılara. Antalya’ya iyi gelecek diye yazmış Antalya belediyesi. Giriş ücretli ve ücretli yapılan bir hizmetin iyi geleceğini zannetmiyorum. Kapitalist düzen her zaman olduğu için çaktırmadan vatandaşın cebinden tırtıklamayı biliyor. Akdeniz’in nemli, sıcak ve bunaltıcı havasından kaçıp azıcık serinlemeye gelenler Belediyelerin vatandaşa yapması gereken hizmetleri ücret karşılığında yapmasını yadırgamıyor vatandaşlar. Yasaları da öyle bir yapmışlar ki ücret ödemeden içeri girmeye kalksan seni suç işlemiş olarak ilan ediyor. Soyulduğunu fark etmeyenler de sadece seyirci kalıp seni suçlu görüyorlar. Mecburen ücreti ödeyip içeri giriyoruz, yoksa suç işlemiş oluruz, neme lazım.

20150602_105734

Kesinlikle buraya ait olmayan iki tarihi eser getirip parkın bir parçası imiş gibi göstermeleri anlaşılır gibi değil. Nasıl olsa Antalya çevresinde o kadar çok tarihi kent var ki hazıra konmuş parkı yapan belediye. Yeni bir eser yaptırıp bir heykeltıraş sanatını gösterse olmaz mı. Varsa yoksa beton mimari işine geliyor. Zaten yöneticilerin anladığı zihniyet o kadar. Sanat ne ola ki, hak getire!

20150602_105815

Aynı heykelin bir benzeri de diğer tarafta var.

20150602_105830

Düden çayı ilk başta kanal ile şehrin içinden uzun bir yol kat edip yeşil alan olarak kalmış doğal göçüklerden oluşmuş parka kadar geliyor. Akan su mikrop tutmaz derler ya onu gibi bir çay. Temiz olarak aktığını görüyorum. Şehrin içinden geçerken insanlar kim bilir neler atıyordur çayın içine.

20150602_105936

Akan suyun kir tutmadığı doğrudur.

20150602_110023

Aşağı indikçe suyun akışı da hızlanıyor.

20150602_110120

Bazı yerlerde köpürmeye başladı.

20150602_110136

Öyle bir hal alıyor ki !

20150602_110213_HDR

Çağlayana gelmeden önce coştukça coşuyor. Çağlayana tüm heybetini göstermesi gerek. Akış hızı arttıkça sesi de artarak ürkütücü bir hal aldı. Suyun akışına baktıkça başım dönmeye başladı sanki. İnsanı büyülüyor adeta.

20150602_110226

Aşağısı göründü bir parça, biraz yüksekteyiz anlaşılan.

20150602_110313

Bir süre sonra sanki cennete gelmiş gibi hissettim kendimi. Daha önce kanaldan sakince akan su çağlayandan dökülmeden önce coşması boşuna değilmiş. Arazi yapısı öyle bir durumda ki bıkmadan manzarayı seyredesim geliyor.

IMG_0165

Düden Şelalesi;

Şelalenin girişinde develere binip güzel bir anı fotoğrafı çekebilirsiniz. Şelalenin içerisinde restorantlar ve eğlence merkezleri oldukça yaygın ve içerisinde minik bir hayvanat bahçesi bulunmaktadır.
Şelale sahası dahil, Antalya kent merkezinde jeolojik yapılardan Traverten ve Holosen-Yeni Alüvyon oluşumlar hakimdir. Traverten oluşumu özellikle Düden Çayı yatağında ve taşkın ovasında devam etmektedir. Jeomorfolojik olarak Döşemealtı Platosu olan Üst Plato, Düden Platosu olan Alt Plato ve bir tane de deniz altında olmak üzere, basamak şeklinde üç ana terastan oluşmaktadır.
Travertenler üst platoda 254, alt platoda ise 151 metrelik bir kalınlığa sahiptir. Alanının % 67.6’sını kaplayan, bazen masif bazen de tabakalı bir yapı gösteren travertenler yer yer süngerimsi bir dokuya sahiptir.
Şelale sahasını etkisinde bulunduran Döşemealtı-Duacı Platosunu içine alan Varsak kuzey üstü, Duacı, Yeşilbayır, Odabaşı, Kızıllı gibi yöreleri içine alan üst plato bölgesi, tufa oluşumları daha gözenekli, gevşek ve el ile parçalanabilir ve dayanım açısından daha zayıf fiziksel özelliklere sahiptir.
Bu bölgede mağara türü boşluklu yapının fazla olması sonucu dolin diğer tanımıyla karbonat çöküntü alanı türü alanlar da sıkça gelişmiş bulunmaktadır. Sahanın büyük bölümü çok dik eğimlidir. Toprak haritalarına göre alanda büyük toprak gruplarından Kırmızı Akdeniz Toprakları, Aluviyal, Koluviyal ve Kahverengi Orman Toprakları bulunur.

http://www.mehmetsokmen.tv/videolar/haber_detay.asp?haberID=92

20150602_110506

Her taraf ayrı bir güzellik, ayrı bir yapıya açıldığından her ayrıntısı olmasa da çekebildiğim kadar resim çekmeye çalıştım.

20150602_110527 20150602_110553 20150602_110728 20150602_110748 20150602_110804 20150602_110816 20150602_110831 20150602_110852_HDR 20150602_110855 20150602_110927 20150602_110933 20150602_110945 20150602_111019 20150602_111029 20150602_111055

IMG_0184

Hani “Bakış Açısı” derler ya her kes kendine göre bir bakış açısı yakalamış o açıyı resmedip kayıt altına almaya uğraşıyor. Kimisi kendini çektiriyor, kimisi de sadece çekiyor.

20150602_111148 20150602_111211 20150602_111241 20150602_111404 20150602_111417

Ferdimen ile bizde modaya uyup resim çekilerek bir çağlayan anımız olsun dedik.

20150602_111456

Kardeşim İlkay ile de anı ölümsüzleştiriyorum.

20150602_111523 20150602_111624

Çağlayan bir kaç yerden gürül gürül su damlacıklarını serpiştirerek akıyor. Su damlacıkları ortamı serinletip derinin ürpermesine neden oluyor. Ürperme üşümeye dönüşünce fazla duramıyorsun çağlayanın yanında.

20150602_111643 20150602_111648

Mağaranın içine girip turumuza devam ediyoruz.

20150602_111751

İşte insanların yarattığı güzelliklerden biri. Plastik şişesini bırakıp gitmiş birisi. Bunu yapan mağara adamı olamaz bile. Hiç bir sınıflandırma yada sıfat yapılamaz bu durumda.

20150602_111819

Mağara bir insan boyunda, rahatça gezebiliyorsun. Bazı yerlerde eğilmek gerek yoksa kafan çarpabilir. Mağaranın tavanından sular damlamakta. Küçük sarkıtlar oluşmaya başlamış bile.

IMG_0197

Mağaranın içinden yukarı bölümlere çıkmak için döner merdiven yapılmış.

IMG_0202

İçeride rahatça gezilebilecek kadar geniş oyuklar. Taban da doldurulup döşeme yapılıp gezenlerin dolaşması sağlanmış.

20150602_111919

Mağara yukarılarda açıklıktan çağlayanın döküldüğü yeri görebiliyoruz.

20150602_112007_HDR 20150602_112019_HDR

Çağlayanın arkasından suyun döküldüğünü görmek bambaşka bir ortam yaratmış durumda.

20150602_112152_HDR

Düden şelalesi gezimiz bitince dışarı çıkıp araba ile Kurşunlu şelalesine geliyoruz. Arası 10 Kilometre civarı. Her zaman olduğu gibi burası da ücretli, ücreti ödeyip giriyoruz şelaleye. Şelale hakkında doğru dürüst bir bilgi de yok, sadece piknik alanı doğal park olarak geçiyor.

Kurşunlu Şelalesi;

Yeri: Akdeniz Bölgesinde Antalya ili merkez ilçesi sınırları içerisindedir. Ulaşım: Tabiat Parkı Antalya’dan 22 km. uzaklıktadır. Parka Antalya-Aksu karayolunun Soğucaksu köprüsünden kuzey istikametine ayrılan 7 km’lik bir yol ile ulaşılır.

Özelliği: Sağlıklı orman dokusu ve zengin bitki topluluğu örneklerinin ilgi çekici su ve kaya formlarıyla bütünleştiği eşsiz bir doğal peyzaj özelliğine ve önemli özelliğini meydana getiren Kurşunlu Şelalesi’ne sahip olması nedeniyle 394 hektarlık bölümü 1991 yılında Tabiat Parkı olarak ayrılmıştır.

Kızılçamın hakim olduğu alanda yer yer tek veya küçük gruplar halinde doğu çınarı, defne, harnup, yabani zeytin, sakız ağacı, söğüt ve incir ağaçları bulunmaktadır. Mersin, alıç, zakkum, böğürtlen, yabani gül, sütleğen, ılgın, ladin, kermes meşesi, kekik, yabani nane, kayıt, eğrelti ve sarmaşıklar alt florayı meydana getirir. Su bitkilerinden ise (su üstü) topalak, su nanesi, kamış(su içi) su avizeleri, iplikli yeşil algler, (yüzer bitki) nilüferleri görmek mümkündür.

Yabandomuzu, tilki, tavşan, sincap, yarasa, ibibik, ağaçkakan, üveyik, sazan, su kaplumbağası, köpek, yılan ve kertenkele Tabiat Parkının faunasını oluşturur.

20150602_125901

İlk girişte Düden şelalesinde olduğu gibi burada da bir kaç tarihi eser getirilip konulmuş. Bu tarihi eserler daha çok turistlerin ilgisini çekip burayı cazip ziyaret yerine dönüştürmek. Yoksa öyle herhangi bir yazıt, açıklama, bilgi, tarihi dönemi gibi açıklayıcı hiç bir şey yok.

20150602_112642

Girişte aynı zamanda su değirmeni kalıntılarını da sergilemişler. Bir zamanlar su gücünden yararlandıkları belli.

20150602_112704

Kurşunlu şelalesi gezimiz başlıyor !

20150602_120153 20150602_120158

İlk olarak su değirmenini gözüme ilişti. Su kanalından su akıyor ama çarklar öylece sabit, hareket yok. Çark milinin merkezinden yan taraftaki öğütücüye bağlantısı olmasa da önceden hareketi bu şekilde aktarıldığı belli oluyor. Orijinalinden bir kaç parça olsa da çoğu yeniden onarılmış.

20150602_120256 20150602_120339_HDR 20150602_120437

Kurşunlu şelalesinde görememiştim ama burada alabalık dolu, serbestçe yüzüyorlar suyun içinde.

20150602_120459

Şelaleler istendiği gibi akıyor şarıl şurul, ince su damlacıklarını etrafa yayarak. Ortamın rutubetini artırarak.

20150602_120714

Şelale olur da resim çekilmez mi ? İlk önce Ferdimen ve İlkay’ı resmediyorum.

20150602_120736

Ardından Ferdimen bizi çekiyor yeni formam ile. Daha önceden siparişimi vermiştim Kayseri Perşembe Akşamı Bisikletçileri forma için. Yolda gelirken formanın hazır olduğunu bildirdi Türker Ergene. Ben de evde olmadığımdan İlkay’ın adresini vermiştim. Sağ olsun Türker oraya gönderdi. Ben de ertesi günü yeni formamla azıcık hava atayım dedim.

20150602_120812 20150602_120851

Yükseklerden dökülen su kütlesi aşağılara yaklaştıkça dağılarak su damlacıklarına dönüşüyor. Bunlar gözle görebildiğimiz, bir de gözle görünmeyen toz haline gelmiş su zerrecikleri var. İşte bu toz zerrecikleri şelalenin yanında durdukça hafif bir ürperme, bir serinlik ve üşüme hissi.

20150602_120922 20150602_120953

Sanki cenneteyiz ve dostlarla keyifli sohbetle bahçede gezintideyiz gibi

IMG_0250

Gezinecek çok yer var, bizler gibi diğer insanlar da uzaklarda gezinti yolunda etrafı seyrederek yürümekteler. Suyun ortasında kalmış kayalar tahta köprülerle birbirine geçerek cenneti daha yakından görmemizi sağlıyor.

20150602_121018

Kimi ağaçların kalın kökleri dışarıda kalmış kıvrımlar oluşturarak kayaların çatlaklarına dalmış durumda. Üzerleri de yosunlar ayrı bir yaşam formu meydana getirerek doğanın mucizelerini bizlere gösteriyor.

20150602_121126 20150602_121139

Nereye bakarsan bak her taraf ayrı bir güzellikte, ayrı bir manzara sürekli değişik ve seyredilesi.

20150602_121143 20150602_121403 20150602_121430 20150602_121445

Koca çınar ağaçlarının gövdeleri zamana ve taşkın suyun gücüne direnerek bu günlere kadar gelmiş.

20150602_121530

Alabalıkları sürekli suyun içinde görmek olası, zaten balıklar da insanlara alışmış ekmek atmasını bekliyor sanki.

20150602_121612

İşte manzara bu ve gördüklerim.

20150602_121638 20150602_121745 20150602_121805 20150602_121933_HDR 20150602_122331 20150602_122402

Bitki örtüsü tünel gibi sarmış, içinden geçip giden patika var. Tam cangılın içindeymiş hissini uyandırıyor.

20150602_122516 20150602_122529

İlginç kayaçlar oluşumu ile karşılaştık, bir zamanlar dere yatağı yada deniz kıyısındaki çakıllar zamanla bulunduğu seviyeden epey yukarılara ulaşmış durumda.

20150602_122603

Ormanın içinde gezimiz devam ediyor, hani derler ya balta girmemiş orman. Hemen hemen aynısı.

20150602_122632

Yukarıdan bir orman adamı merdivenlerde göründü. Neyse ki bizim Ferdimen olduğunu görünce rahatlıyoruz.

20150602_122636

Ağaçların kimisi yukarıya doğru büyümeye yer bulamadığından yere paralel biçimde kendine mavi gökyüzüne ulaşmak için bir aralık arayıp durmuş.

20150602_122706 20150602_122758 20150602_122811

Rengarenk boyanmış çitler ayrı bir görsellik  kazandırmış bahçenin içine.

20150602_123019

Kimi yerde küçük göletler oluşmuş.

20150602_123050

Kimi yer ise küçük bentlerle akıp giden dere.

20150602_123328

Gezimiz yürümekle olunca haliyle biraz yorulduk. Çay bahçesinde birer çay içerek yorgunluğu atmak gerek.

20150602_123558_HDR

Dere aşağılara doğru çağlaya çağlaya akıp gidiyor. Gezinti yeri bir yere kadar. Sonrasında yukarı doğru yöneldik.

20150602_124828 20150602_124835 20150602_124913 20150602_125213 20150602_125300

İkinci şelale gezimizi de bitirip eve dönüyoruz. Öğle yemeğini bahçede yedik. Kara dut ağaçlarından bir miktar dut yiyerek yemek sonrası tatlandırdık ağzımızı.

20150602_132701 20150602_132727

Bahçe duvarında çit olarak sardırılmış dikensiz böğürtlenlerin tam da zamanı. Olgunlaşmış böğürtlenleri oturduğumuz yerden dalından birer birer koparıp yemek bulunulmaz bir olay. Burası da ayrı bir cennet durumunda.

20150602_140250

Öğleden sonra İlkay işine gitti, biz de Devrim’in çalıştığı Üniversiteye bisikletlerimizle giderek yerleşkenin kocaman bahçesine vardık. Daha önce haber verdiğimizden Devrim bizi bekliyordu. Bir kaç gün oldu son görüşmemiz ama kendi yerinde buluşmamız ayrı bir hasretlik oldu sanki. Yanımda kahve takımı olmasına rağmen Devrim kendim kahveleri yapacağım deyince sesimiz çıkmadı bu isteğine. Sonra biz onun misafiriyiz artık. Nefis bol köpüklü kahveler ve kendi elleri ile çiziktirdiği HOŞGELDİNİZ notu ile bahçede bankta yerimizi aldık. Kahve ile sohbet daha bir başka oluyor. Hele uzaklardan gelmiş bizler için.

20150602_161142

Akşamında yemeğe Devrim’in annesinin nefis içli köftesi ve bizlere Devrimin hoş geldin pastası hoş bir sürpriz oldu.

20150602_212927

Nefis pastayı çay ile birlikte balkonda afiyet ve sohbetle gecenin tadına doyum olmaz.

IMG_0278

Devrim’in evi Antalya içinde, İlkay’ın evi ise Antalya’nın sınırında 15 kilometre kadar uzakta. Gecenin geç saatlerine kadar oturup sohbet ettik. Bisiklet ile gecenin geç saatlerinde saat 1 gibi İlkay’ın evine anca vardık. Yataklar üst katta hazır durumda. Yatmadan önce Balkonda bulunan teleskop ile gökyüzünde görünen kocaman Ay’ı daha yakından görme fırsatı oldu. Cep telefonum ile bir kaç denemeden sonra anca çekebildim. Ay hareket halinde olduğundan teleskopun açısından çabuk ayrılıyor. Bir daha ayı tutturmak için ayar yapmak zorunda kalıyorsun.

20150603_015706_HDR 20150603_015724_HDR

Nefis bir uykunun ardından erkenden daha güneş doğmadan uyanıyorum. Artık iyice alıştım sabah erken uyanmalara. Ev halkı uyandıktan sonra hep beraber kahvaltı bahçedeki masada yaptık.  Sonrasında İlkay’ın babası mühendislik harikası ile bahçenin ortasında ocağı yaktı. Olgunlaşmış toplanan böğürtlenleri kocaman bir leğende reçel yapma işine başladı. Daha önce yaptıkları reçeli kahvaltıda yemiştik. Reçelin mayhoş bir tadı var. Ramazan bey işi rayına oturtturmuş reçeli yaparken ateşine dikkat ediyor. Dibi tutmasın diye de arada karıştırması gerek.

20150603_101927

İlkay işine gitti, biz de bisikletlere binip Antalya merkeze doğru gitmeye başladık. Merkezde bisiklet yolları yapmış belediye. Hem de gidiş geliş olarak. Maviye de boyanmış, güzel bir şehircilik modeli.

20150603_131644

Kale içi giriş kapısı, Roma döneminden kalma. Hadrian kapısı Roma imparatorluğunun zenginliğini ve gücünü temsil ediyor sanki.

20150603_132241_HDR

Seçimler bitmiş, hiç bir parti tek başına iktidar olacak kadar milletvekili çıkaramamış durumda. Sadece Türk bayrakları ile donanmış bir havuz başı olması ortalığı kirleten siyasi parti bayraklarından arındırılmış.

20150603_132820

Antalya gezimiz yolumuzda bulunan eserleri anca görüyoruz. Bunlardan biri de şerbetçi heykeli. Eski zamanlarda henüz şişelere girmeyen içecekleri şerbetçiler satarlardı sokaklarda. Şerbetçinin ibiğine çeşme konulmuş su içmek için. Antalya sıcak memleket, kışın bile terlersin ve susarsın. Soğuk şerbet olmasa da su ile susuzluğunu giderirsin çeşmeden.

20150603_132904

Baba ve oğul heykeli, bir zamanlar yapılıp konulmuş. Herhangi bir yazıt yok, yada sökülmüş. Kim, ne anlatıyor, sanatçısı kim belli değil. Şimdiki belediyenin anlayışına ters böyle heykeller.

20150603_133127

Falezlerin üstündeyiz, karşı da aynı falezlerin devamı var. Şöyle iki uzun saçlı adam  birlikte bir resim çekilelim bakalım.

20150603_133540

 

VASİYET

Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni.

Hasan beyin vurdurduğu
            ırgat Osman yatsın bir yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.

Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın,
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar orta malı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.

Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun,
            çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.

Ama bu türküleri söylemişim ben
                     daha onlar düzülmeden,
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.

Benim sessiz komşulara gelince,
şehit Ayşe’yle ırgat Osman
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki de farkında bile olmadan.

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
– öyle gibi de görünüyor –
Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani…
                                                                    1953, 27 Nisan
     Nazım Hikmet RAN                           Barviha Sanatoryumu

 

20150603_133911

Bu gün 3 Haziran 1963 Büyük şairimiz Nazım Hikmet Ran’ın ölüm yıl dönümü. Büyük şairi şiirleriyle anıyorum.

20150603_134116

Eski evler onarılarak sarı, yeşil, pembe renkleri ile eski ve modern bir sokak görünümüne dönüşmüş. Sanki başka bir çağda başka bir ülkedeyiz. Görünüm olarak harika.

20150603_135357_HDR

Parayı Lidya’lılar bulunca haliyle bir şubesini de Antalya da açmışlar. O zamanlarda soylular topladıkları vergilerle halkı sömürdükleri gibi bankaları da soymaktalar. Eteğini açmış dökülsün paralar. sonrasında eğlence yerlerinde vur patlasın, çal oynasın.

20150603_140125

Bölük pörçük te olsa yer yer bisiklet yolu yapılmış şehrin bazı yerlerinde !

IMG_0280

Ama gel gelelim arabasından belli olan sonradan görme görgüsüz bir kadın bisikletten, bisiklet yolundan, bariyerlerle ayrılmış mavi boyalı yoldan habersiz marketten alışverişini yaptıktan sonra resim çekildiğine bile aldırmadan pahalı arabasına binip gitti. Hiç bu kadar uzun cümle kurmam ama bu kadın hakkediyor uzun cümleleri !

20150603_141508

Kıyıdan kıyıdan gezinerek, görüp resim çekilerek falezlerin sonuna geldik. Şimdiye kadar deniz epey aşağılardaydı.

20150603_142136

Burası seyir terası, aşağısı da meşhur Konyaaltı kumsalı.

20150603_142155

Etrafı seyrederken birden bire yamaç paraşütü beliriverdi önümüzde.

20150603_142321

Hava uygun olunca seyir terasından paraşütü şişirip havalanıyor. Bir kartal gibi yönlendirerek etrafta, kumsalın üstünde, denizin üstünde uçuyor.

20150603_142327

İki uzun saçlı adam olarak manzaralı bir resim çekiliyorum Ferdimen ile birlikte. Arkamızda Beydağları, denizde yelkenliler seyir halinde grup olarak.

20150603_142441 20150603_142551

Yelkenliler ardı sıra önümüzden geçip giderken iktidardaki siyasi partinin propagandasını yaptığını görünce ilgim azaldı yelkenlilere.

20150603_143529

Kumsala inip deniz kenarına konuşlanıyoruz hemen. Çantamda bulunan deniz şortumu çıkarıp giyerek hemen Akdeniz’in pek soğuk olmayan sularına bırakıyorum kendimi. Açık deniz olduğundan İzmir deki gibi 10 – 20 metre sonra derinleşmiyor. 2 metre sonra boyu geçiyor. Yüzme bilmeyenlerin girmemesi iyi olur.

20150603_144450

Bu da videosu

Kumsalda kum yok, küçük çakıl taşları ile kaplanmış durumda. Islak ta olsan taşlar yapışmıyor kum olmadığı için. Çakıl taşları rengarenk, pırıl pırıl irili ufaklı.

20150603_180101

Çakıl taşları arasında gizlenmiş bir canlı var. Hareket etmese farkına bile varamazsın. Serçe yanımıza kadar gelip yiyecek bir şeyler bulma ümidi ile dolanıyor etrafımızda.

IMG_0312

Rüzgar esmiyor, o yüzden deniz durgun. Sadece dip dalgası devamlı küçük bir dalga ile sahilde kendini belli ediyor. Denizden çıkarken biraz zorlanıyor insan. Çakıllar oynak, kıyı dik ve dip dalgası geriye çekiyor.

20150603_180130

Akşama kadar sahilde oyalanıyoruz Ferdimen ile.

IMG_0309

Akşam olmadan Devrim ve İlkay yanımıza geldiler iş yerlerinden bisikletlerle. Onlar gelince bisikletlere binip Antalya’nın akşam karanlığında dolaşmaya başladık. Su fıskiye parkı devamlı renk değiştiren ışığı ve müziğe göre artan – azalan sular ile görsel bir şölen oluşturuyor. Biz de kendimizi kaptırıyoruz suyun büyüsüne kaptırarak.

20150603_204032

Bazen su duvar gibi yükselip su perdesine dönüşüyor pembe rengiyle.

20150603_204054

Müziğin ritmine kendimizi kaptırıp dans etmeye başladık.

IMG_0317

Gündüz pek belli olmayan Saat kulesi ışıkların oyunu ile daha bir başka görünüme bürünüyor.

20150603_220651

Yivli minare uzaktan heybetli görünüyor gözüme.

20150603_222217

Kendi resmimizi kendimiz çekiliyoruz.

20150603_222446

Renkler ve ışıklar içindeki çarşı şemsiyelerle panayıra dönüşmüş.

20150603_224059

Devrim beni çekerken bizi de Ferdimen çekiyor çaktırmadan şemsiyeler altında.

IMG_0330

Kale içine geldik, Hadrian kapısı önünden gündüz geçmiştik. Şimdi ise ışıkların daha farklı boyuta dönüştürdüğü devasa kapıdan kale içine giriyoruz.

20150603_224826 20150603_224853

Yivli minarenin dibine geldik. Uzaktan heybetli görünmüştü gözüme. Yanında iken heybeti daha da artmış durumda.

20150603_234952

İki uzun saçlı adam birlikte elçek bir resim çekiliyoruz Yivli minare ile birlikte.

20150603_235331_HDR

Minarenin yakınında bulunan bir zeytin ağacı dikkatimi çekti. Ağacın gövdesinde Sanki bir evliyanın mezar taşı gibi bir yumru oluşmuş. Ağacı yakmaya çalışmış birileri ama becerememiş anlaşılan. Yanık izleri hala duruyor. İnsanlar bu görüntü karşısında hurafelere kapılmaktan geri kalmaz diye düşünüyorum. Belki de ağacı yakma girişimine neden olmuştur.

20150603_235403

Devrim ile birlikte elçek ile çekiliyorum Yivli minarenin gölgesi olmadan.

20150603_235642_HDR

Yivli minarede değişik bir çekim deniyoruz değişik bir açıdan

received_10153422310947369

Devrim bizi demlik kafe- Bar’a götürüyor. Kafenin adı demlik ama çay ile ilişkilendirilmemiş. Gerçi içeride çay var, biz de çay içmek için giriyoruz içeri.

received_10153422309682369

Canlı müzik eşliğinde çaylarımızı içtikten sonra bisikletlerin yanına gelerek dönüş hazırlıklarına başladık. Saat gece yarısına yaklaştı. Yolumuz uzun.

 

IMG_0335

Sonunda vedalaşma zamanı geldi. Antalya yazısı tersten yazılmış olarak Devrim bizim resmimizi çekiyor. Sonrasında Devrim ile vedalaşıyoruz, Kendisine çok teşekkür ederim, bizleri Antalya’nı güzelliklerini gösterdiği için. Sayesinde harika bir akşam yaşadık ve mutlu ayrılıyoruz.

received_10153422311492369

İlkay’ın öncülüğünde 15 Kilometre civarı artık araçların az olduğu bir saatte pedal çevirerek eve vardık. Güzel bir duşun ardından tatlı bir uykuyla günü bitiriyorum.

Powered by Wikiloc

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Urim Baba © 2013 Frontier Theme