Kategori arşivi: İki Sade Bir Ortaca Festivali

İki Sade Bir Ortaca Festivali 3. Gün

22 Ekim 2017 Pazar

Dalyan – İztuzu Tekne Turu

Öne çıkmış olan görsel, İztuzu kumsalında denize girinti yapmış ortası delik kayalık

20171022_114859_HDR

 

“Gözlerine bakarken,

güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma.

bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde,

kayboluyorum…

Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum,

Durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin:

 

sırrını her gün bir parça veren.

fakat hiç bir zaman;

büsbütün teslim olmayacak olan…”

Nazım Hikmet RAN

 

Sabah erkenden kalkıp dün su pınarında, kaynağından aldığım su ile kahvemi içiyorum. Yanımda şanslı olanlar da kahvesini içiyor. Kahvenin tadı bir başka oluyor kaynaktan alıp pişirdiğim su ile. Sürekli kahve pişiriyorum ve sürekli kahve değirmeni ile kahve çekiyoruz. Kahveyi de sevgili Doktorumuz Mete çekiyor. Kahveyi çekerken de ayakta dolaşırken bu işi yapıyor. Bir ara Doktor Mete’ye baktım ve sordum; “Ne yapıyorsun?” diye. O da farkında değil cevap verdi; “Kahve çekiyorum ya.” “Peki eline bak bakalım nereye çekiyorsun” dedim. Mete kahvenin öğütülen alt kısmını yere düşürmüş, diğer yarısı elinde toprağa kahve ekiyor. Neyse ki dik düşmüş hazneden fazla kahve yere dökülmemiş. Bu duruma hep beraber kahkahaları bastık. Güne böylece başlamış oluk neşe ve kahkaha ile. Bu gün kahvaltıyı kamp alanında yapıyoruz. Bisiklet sürmeyeceğiz, tekne turu var. Yanımıza su donları ve havluları alıp teknelerin kalktığı yere doğru yürümeye başladık. Eşpedal üyeleri tren misali birbirlerine tutunarak yürüyor kayıklara doğru.

24302165_10156073008158578_6505010626063666389_o

Güneşin ilk ışıkları kayalık Kaunos dağının tepesine vuruyor. Dağ kanalın karşı kıyısında.

IMG-20171023-WA0165

Belli sayıda teknelere biniyoruz. Eşpedal üyeleri bir tekneye biniyor sadece. Bir arada olmalıyız ve birbirimizi tanıyoruz, birlikte hareket ediyoruz. Tekneye biner binmez gözüme tavla ilişti. Hemen alıp yere oturdum ve Hakan Sevin’i oyuna davet ettim. Kaçacak yeri yok ki, haliyle karşıma oturdu. Başladık oynamaya, zarlar atıldı, pullar oynadı yerinden. Kapılar alındı, pullar kırıldı. Kıyasıya, çekişmeli bir oyun oynanıyor. Şanslı olan kazanacak. Hakan Sevin ile tavlayı yerde oynarken bizi Seferi Keskin çekiyor. Bizi bir tek Baattin izliyor, o da meraklı tavlaya. Teknenin yanlarında oturma yerinde Eşpedal üyeleri oturuyor.

22770575_1962494970741748_6664578954361450002_o

Durum benim için vahim, çok açık oynadığımdan Hakan beni sürekli kırıyor. İnsan hiç arkadaşını kırar mı ? Vicdansız Hakanda acıma yok ki ! Kırdı geçirdi sürekli. Üç pulum onun sahasında ve pullarımın çoğu da dışarıda. Hakan da kendi pullarını üst üste dört ve yanında dokuz pulu dizmiş minare boyu. Bu büyük bir beceri ve ustalık isteyen bir durum. Açık vermeden, kaçak oynayıp bir de şanslı olarak istediği zarı gelince mars oluyorum haliyle.  Ama biraz şans olsaydı çok fena dağıtmıştım Hakan’ı ama zarlar ondan yanaydı. Böylece yenildim ve tavlayı koltuğumun altına almak zorunda kaldım. Kader, ne yaparsın, elbet bunun rövanşı olacak.

20171022_104427_HDR

Teknede Eşpedaldan  olmayan bir kaç kişi daha var. Onlar da tekneyi süren kaptan gibi sessizler. Kaptan pek yüksek olmayan köşkünde sürekli etrafına bakıyor ve gideceği rotadan çıkmamaya çalışıyor. Dalyan kanalından sonra geniş bir alana çıktık. Burası sazlıklardan oluşmuş kocaman adacıklardan oluşmuş. Sadece kanaldan gelen sular denize doğru kendine genişçe bir akış kanalı oluşturmuş. Tekneler de bu geniş kanallardan gidiyor.

20171022_104741_HDR

Tekne bir sağa, bir sola devamlı dönerek sazlık alandan çıkıyor ve İztuzu kumsalına gelmeden geniş bir alana çıktık.

20171022_104746_HDR

Geniş alanda kumsalın olduğu yerdeki iskeleye gidiyoruz. Önümüzdeki tekneyi çekiyorum bir poz. Teknenin arkasında Türk bayrağı dalgalanıyor.

20171022_104758_HDR

Tekne iskeleye yanaştı, bizler indik karaya. İztuzu geniş ve uzun bir kumsal. Sağ tarafımı çekiyorum Solda deniz, kayalıklı bir ada, daha uzaklarda yüksek bir dağ görünüyor. Kumsalda bezden çardaklar yapılmış.

20171022_114707_HDR

Burası da sol taraf. Kumsal burada daha uzun ve dağlar epey uzakta. İlk gün bu dağların ardına gitmiştik.

20171022_114727_HDR

Rüzgar pek esmiyor, deniz sakin. Sadece dip dalgaları kumsalı yalıyor köpürerek.

20171022_114834_HDR

Digital zoom yaparak adayı yakınlaştırıyorum. Tepesinde bir deniz feneri yapılmış. Tepenin alt solunda kayalıkta kocaman bir delik var. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçtim.

20171022_114859_HDR

Hepimiz su donlarımızı giyip denize girmeye hazırlanıyoruz. Kumlar çok güzel ve incecik, en ufak taş bile yok.

20171022_114936_HDR

İztuzu kumsalı deniz kaplumbağalarının ( Caretta Caretta ) yumurtlama alanı. Her yıl Mayıs aylarında deniz kaplumbağaları buraya gelip çiftleşiyorlar. Sonrasında kumu kazıyıp yumurtalarını bırakarak gidiyorlar. Burada çevrecilerin bireysel çabaları ile yumurta bırakılan yerler işaretlenip bir direk dikiyorlar başlarına. İnsanların buralara yaklaşmasına izin vermiyorlar. Yumurtadan çıkan binlerce yavru gece boyu büyük bir mücadele ile denize ulaşmaya çalışıyorlar. Başaranlar soylarını devam ettirmek için tekrar buralara gelip yumurtalarını bırakacaklar. Geçmiş yıllarda buraya otel yapmayı planlamışlar ve çevrecilerin büyük protestoları sayesinde geri adım atılarak bu doğal güzelliği kurtarmışlar. Aslında bizler buraya gelmekle büyük hata yapıyoruz. Dalyan kanalından itibaren sazlık alan ve bu kumsala insanların girmesi önlenmelidir. Her şeyi ile doğal olarak bırakılmalı. Kimse denize girmemeli, denizden gelen tekneleri de yanaştırmamalı. Turizm ayağına giderek kirlenecek doğal üreme yerleri. Sazlıklarda kuşlar, kumsalda deniz kaplumbağaları insan yüzü görmemeli.

20171022_114945_HDR

Denizin tadını çıkarıyoruz birlikte. Herkes suyun içinde yüzüyor.

22712255_10214371744428324_6343854367408418289_o

Deniz sefamızı bitirip karaya çıkıyoruz carettalar gibi. Ben, Hakan ve Mete.

IMG-20171022-WA0000

Sadece bir farkımız var; yumurta bırakmak için değil. Koluma görme engelli Özgür’ü alıp teknelerin olduğu iskeleye giderken Sevgi bizi çekiyor bir poz.

24837336_10156073008258578_8613647499671303924_o

Teknelere binip geri dönüşe geçtik. Sazlıkların arasından dolanarak giden önümdeki iki tekneyi çekiyorum. Karşıda yüksek bir dağ tüm heybetiyle görünüyor.

20171022_120451_HDR

Tekne fazla süratli gitmeden suları yara yara gidiyor. Teknenin burnu suları yararken karıştırıp duruyor girdap örneği.

20171022_120507_HDR

Arkamızdan gelenler de var, tekne konvoyu oluşturduk. İki tekne sazlıkların arasından bizi takip ediyor.

20171022_120644_HDR

Teknelerde can simitleri asılmış, rengi de turuncu. Can simidinin orta deliğinden arkadan gelen teknenin bir kısmı görüntüye giriyor.

20171022_121321_HDR

Teknenin yanlarında oturma yerlerinde oturuyoruz. Ben, Suat, Baattin ve Doktor Mete yan yanayız.

IMG-20171023-WA0262

Karşımızda da çoğu görme engelli arkadaşlar oturmakta. Pınar, Berktuğ ve Gündüz.

IMG-20171023-WA0268

Böyle tembel tembel otururken aklıma birlikte türkü söyleyelim fikri  geldi. Karşılıklı koro halinde atışmalı olsun. Buna en uygun türkü de “Bilmem şu feleğin bende nesi var” Her satırını bir taraf söyleyecek, tekrarını karşı taraf söyleyecek. Hakan Sevin ile beraber cep telefonumda kayıtlı şarkı sözlerini açıp söylemeye başladık avazımız çıktığı kadar. Sağ olsun sevgili Sevgi de bizi cep telefonu ile videoya kayıt etmiş.

Teknede koro halinde “Bilmem Şu Feleğin Bende Nesi Var” türküsünü karşılıklı iki grup koro halinde söylediğimiz video aşağıda. İyi seyirler

Biz türküyü söyledikçe diğer tekneler bize gıpta ile bakıyorlardı. Teknenin ismi ilginç; “Negündü” Teknedekiler bize el sallıyor.

22792142_1962488877409024_9190735766349809034_o

Doktorumuz Mete Güney’in elinden çekilen elçek resim. Mete teknenin içindekiler, kaptanı ve bizi takip eden diğer tekneleri çekiyor.

IMG-20171023-WA0250

Dalyan kanalına geldik ve teknenin kaptanı kıyıya yaklaşırken sadece onu çekiyorum çaktırmadan. Kaptan bana bakmıyor yapacağı manevrayı yaparak tekneyi iskeleye yanaştırmakla meşgul.

20171022_123308_HDR

Karaya çıkıp çadırların olduğu yere geldik. Öğle yemeği yendi ve bu günkü programa göre Sultanbeyli kaplıcalarına gidilecek. Gitmek isteyenler bisikletine bindiler ve kamptan ayrılırken festivalin pankartlarını gördüm. Bunları belgelemek gerek diyerek ilkinin resmini çekiyorum. Pankartta bisiklete binen bisikletçilerin resminin yanında “Hürpedal Ortaca bisiklet festivali 11 – 14 Mayıs 2017” yazılmış yeşil zemin üzerine.

20171022_123854_HDR

Başka bir pankartta “3. Hürpedal Ortaca bisiklet Festivali’ne hoş geldiniz” yazısı yazılmış Pankart beyaz renkte.

20171022_130704_HDR

Başka bir pankartta “Dalyan Hürpedal camping. Soran olursa kamp yapıyor dersiniz” yazısı var. Pankart siyah renkte. Pankartın solunda pembe çiçeklerle süslenmiş iki bisiklet var. Biri tamamen mavi, diğeri beyaz renge boyanmış.

20171022_130805_HDR

Başka bir bisiklet girişte tel çite asılmış. Rengi beyaz, pembe çiçeklerle süslenmiş. Küçük bir tabelada “#DalyanHürpedalCamping” yazılmış. Beni ve Eşpedal grubunu davet eden sevgili Sevgi Kırak ile bizleri davet ettiği için teşekkür edip vedalaştık.

20171022_130816_HDR

Eşpedal grubu da festivali sonlandırdı. Çadırları söküp eşyaları toparladık. Bu gün bisikletim KUZ sakin durdu hiç hareket etmeden. Ben ve Mete bisikletlerin tekerleklerini söküp arabanın arka koltuğu yatırılmış şekilde yan olarak yükledik. Arabalara binip Köyceğiz’e geldik. Vedalaşıp ayrılmadan önce birer dondurma yiyelim dedik. Köyceğiz de nefis dondurma yapan dondurmacıdan meyveli dondurmaları külaha dizdirdik. Renkli çiçeklerle süslenmiş küçük havuzla birlikte resmini çekiyor Mete dondurma külahı ile. Külahta; krem, beyaz ,sarı ve mor renkte meyveli dondurma var üst üste. Sardunya çiçekleri kırmızı ve pembe açmış. Yeşil yapraklar arasından maviye boyalı havuz ağzına kadar su dolu. Ortasından su akıyor havuzun içinde kendiliğinden. Bu su artezyen suyu, Köyceğiz de her yerden sular fışkırıyor kendiliğinden.

IMG-20171023-WA0270

Havuzun başında Baattin elinde dondurma külahı ile poz veriyor Mete’ye.

IMG-20171023-WA0272

Dondurmaları yalayıp bitirdik. Havuzdaki artezyen suyundan da birer bardak su içerek tadına vardık dondurmaların. Yakında olan Köyceğiz gölünün kıyısına gelip bir hatıra resmi çektik kordonda göl manzaralı. Soldan sağa; Berktuğ, Pınar, Hakan, Ben, Özgür, Mete, Baattin ve Suat. Gündüz önde, yere çömelmiş durumda.

20171022_164141_HDR

Eşpedaldaki arkadaşlarla vedalaşıyoruz. En son olarak Hakan Sevin ile vedalaştık. Bizleri ağırladığı için teşekkürlerimizin en yükseğini bildirdik Mete ile. Arabamıza binip yola koyulduk. Yaklaşık 4 saatlik bir yolculuktan sonra İzmir’e vardık. Mete sağ olsun eve kadar bıraktı beni.

Böylece güzel bir festivalin sonuna geldik. Yeni dostlar edindim, yeni hikayeleri hazine torbalarıma doldurdum. Bazen ilham perileri geldi, kaybolmadan tutup dolmak bilmeyen hazine çantama özenle yerleştirdim ki ilerde gerektiğinde kullanayım diye.

Bu gün tekne ile yaptığımız yol yaklaşık 16.82 Deniz Mili civarı.

Aşağıda tekne ile yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc

 

 

 

 

 

 

İki Sade Bir Ortaca Festivali 2. Gün

21 Ekim 2017 Cumartesi

Hürpedal Bisiklet Festivali 2. Gün Dalyan – Yuvarlakçay

( Görme engelli arkadaşlarım için betimleme yapılmıştır )

Öne çıkmış olan görsel, Sığla ormanında sık ağaç gövdeleri, parlayan Güneş ışıkları

20171021_164605_HDR

“Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli,

belini sarmayalı,

gözünün içinde durmayalı,

aklının aydınlığına sorular sorular sormayalı,

dokunmayalı sıcaklığına karnının.

Yüz yıldır bekliyor beni

                   bir şehirde bir kadın.

Aynı, daldaydık, aynı daldaydık

Aynı daldan düştük ayrıldık.

Aramızda yüz yıllık zaman,

                         yol yüzyıllık.”

Nazım Hikmet RAN

 

Güzel bir güne daha uyanıyorum, sonbaharın ılık sabahında kahvaltımızı yapmak için yola çıktık. Kahvaltı yeri her sabah olduğu gibi sığla ormanı içinde. Eşpedal ile yolda bisiklet sürerken.

24837655_10156073005643578_8517350240387908_o

Gündüz pilot, eşpedalı Berktuğ tandem kullanıyorlar. Liderimiz Hakan ve ben kareye giriyoruz. Resmi çeken Süleyman Seniz.

22770944_10212289347082221_3649149168186363948_o

Kahvaltı yapacağımız yere geldik Sıraya girip kahvaltılık tabaklarını alıp masalara oturduk. Eşpedal üyeleri ile birlikte kahvaltıyı güle oynaya yiyoruz.  Masada 10 kişi varız. En önde Doktorumuz Mete, En arkada liderimiz Hakan bana poz veriyor. Yanımızda ismini hatırladıklarımdan Berktuğ, Baattin, Şevket ve Elif Öğretmen var.

20171021_090352_HDR

Çay bol olunca biten çayları almaya giden Gündüz ve eşpedalı Berktuğ çayları almışlar masalara doğru giderken çekiliyorlar resmi. Gündüz’ün başında kenarlı şapkası kovboy gibi giymiş. Bir de güneş gözlükleri ile sanki artiz. Gündüz’ün elinde iki bardak çay plastik bardağında taşıyor. Gündüz’ün koluna da Bertuğ takılmış.

22712441_10212289641729587_2416020015157861544_o

Baattin ve eşpedalı Furkan yan yana oturmuş masada. Üzerlerinde kırmızı forma.

22712155_10212289644369653_6688373606576095895_o

Kahvaltıyı bitirip bisikletlerin başına gidip elimize aldık, Hareket zamanını bekliyoruz. Bu arada tandem bisikleti deniyorum, Eşpedal olarak yanıma Pınar Öğretmeni aldım. Kendisi az kilolu olduğundan daha rahat kontrol edebilirim dedim. Ne de olsa ilk defa tandem kullanıyorum ve arkamda birisi var. Korkum ona zarar gelmesi. Aslında onlar korkmadan arkamıza biniyorlar bize güvenip. Bir kaç tur atıyorum Pınar ile birlikte. Gayet kolaymış ve ağır yüklü bisiklet kullanmaya alışığım. Kontrolü kısa sürede öğrendim, bundan sonra tandem sürebilirim. Bu cesaret bana geldi. (7 Ay sonra buralarda Eşpedal ile tandem kullandım festival boyunca. Yardımcı pilotum Nevin Garip İle beraber sürdük.) Hareket zamanını bekleyen yüzlerce bisikletçi yola çıkmaya hazır.

22791847_1962484527409459_3849160885147967647_o

Ana yoldan değil de ara yollardan gidiyoruz, bir süre sonra toprak yola girdik. Geridekileri beklemek için sık sık durup bekliyoruz ormanın içinde.

20171021_115002_HDR

Ormanın içinde akan bir çay görüyorum. Su berrak ve temiz, buralarda her yerden su fışkırıyor resmen.

20171021_115021_HDR

Kaybolanları, geride kalanları çayın köprüsünde bekliyoruz. Beklerken de kimisi ayakkabılarını çıkarıp pistonları soğutuyor çayın serin sularında. Çayı karşıya geçmek için tahta köprü yapmışlar.

20171021_115110_HDR

Ana yola çıktık sığla ormanından, jandarma trafik bizim için yolu kapattı. Yol boş olarak ters yönden bir süre kavşağa kadar gittik. Kavşaktan köy yoluna saptık ve Beyobası köyünde çay molası veriyor grup. Biz de takılıyoruz köyde. Çay içerek arkadaşlarla sohbet ediyoruz ayakta. Elimde çay bardağı, Mete, Baattin, Şevket ve Özer yanımda. Tam da tabelada yazdığı gibi Beyobası mahalle muhtarlığı önündeyiz. Köyler artık mahalle deniyor resmi dilde.

22770845_1962494897408422_8424812971605043740_o

Biraz zorlu bir yoldan yokuş çıkarak Yuvarlakçay’a vardık. Burası meşhur bir yer ve çok gelen var. O yüzden bir çok restoran, piknik yeri, işletme açılmış açıkgözler tarafından. En güzel yerleri de kapmışlar. Çaydan berrak ve yeşilimtırak bir renkte su akıyor. Zaten berrak su akması insanları buraya çekmeye yetiyor. Haliyle gelenlerin hepsi arabası ile geliyorlar. Yiyip içip çöplerini etrafa bırakarak geri dönüyorlar. İşletmeler de burayı temiz tutmak için sürekli temiz ve bakımlı tutuyorlar. Çevre düzenlemesi güzel, tahta çitlerle sınırlar belirlenmiş çayın kenarında. Karşı tarafa geçmek için demir destekli tahta köprüler yapılmış.

20171021_122754_HDR

İnsanların çaya rahatça girebilmeleri ve daha çok su alanına sahip olmak için bentler yapılmış. İşte o bentlerden birisi karşımda. Taş ve odun parçalarınla destek yapılarak 1.5 metre yüksekliğinde  bir duvar çekilmiş boydan boya. Çayda akan su bu bendin üzerinden akarak beyaz köpükler oluşturmuş. Öğle yemeğini burada, çayın kenarındaki çardaklarda yiyoruz.

20171021_140426_HDR

Yemeği yedikten sonra sıra geldi yüzmeye.  Doktor Mete’ye beni çekmesini söylüyorum. Kolayca çıkılabilen çınar ağacının kalın dalına çıktım. Sudan 3 metre yüksekteyim.

IMG-20171023-WA0222

Mete beni aşağı atlarken çekiyor henüz düşerken. Ayaklarım hala dalda.

IMG-20171023-WA0224

Sonrasında buz gibi suya dalıp çıkıyorum. Koca bir havuzun içindeyim

IMG-20171023-WA0227

Kollarımı açıp Mete’ye poz veriyorum. Su harika ve serin, beni kendime getiriyor.

IMG-20171023-WA0231

Yuvarlakçay da bir süre zaman geçirdik, Yemeğimizi yedik, kimimiz bu gibi çayın sularına attı kendini, kimi seyretti. Kimi çardakta oturup dinlendi. Herkes kendine göre takıldı demek daha doğru olur. Daha önce buraya değil de kimselerin olmadığı yere, daha yukarılara gitmiştim Hakan Sevin ve Cem Tabanlı ile. Daha geçen hafta buradaydık. İşletmelerin olduğu yerleri görmemiştim. Burası çok güzel, bakımlı ve temiz ama bana göre pek kalabalık.

Dönüş yolu değişik yerden yapıyoruz. Sadece iniş ve kısa sürede ana yola geldik bile. Ana yoldan karşıya geçtik, hemen sığla ormanının içinde yol almaya başladık. Burada yol toprak. Önümde giden bisikletliler.

20171021_151248_HDR

Toprak yola girince haliyle lastikler de patlıyor. Lastiği patlamış bir kişi lastiğini söküp yamamaya uğraşıyor. Yanında da birisi ona yardım ediyor. Herhangi bir yardıma gereksinim var mı diye soruyorum. Onlar da hallediyoruz deyince yoluma devam ediyorum.

20171021_151300_HDR

Sığla ormanında giderken birden bire Köyceğiz göl kıyısına vardık. Karşı kıyı çok uzakta. Göl rüzgar olmadığı için çarşaf gibi. Karşıda dağlar, eteklerinde köyler görünüyor.

20171021_152257_HDR

Göl ormanla bütünleşmiş sanki. Orman bitiyor, göl başlıyor birden bire.

20171021_152426_HDR

Göl kıyısında resimler göl manzaralı, Mete çekiyor cep telefonu ile. İlk resimde Baattin, Berktuğ, Suat  ve Pınar poz veriyor.

IMG-20171023-WA0239

Resim çekildiğini gören kareye girince 8 kişi olduk ben de dahil.

22555709_10214371734788083_134225395348809797_o

Bizi gören çoğaldı ve 17 kişi olduk.

IMG-20171023-WA0234

Olay gittikçe çığrından çıkınca topluca resim çekiliyoruz tüm katılımcılarla birlikte. Arkamızda iki çam ağacı ve göl manzaralı. Önde yerde bir tandem bisiklet yatırılmış.

22791736_1962489987408913_7061803107350051555_o

Etrafta resim çeken Hakan elinde cep telefonuyla birlikte onu çekiyorum bir poz. Yanında da Doktor Mete ve sağda Furkan tek başına duruyor.

20171021_152433_HDR

Orman içinde tekrar yol almaya başladık. Ağaçların dalları yolu tamamen kaplamış. Yol gölgelik, güneş ışıkları çok az vuruyor asfalta.

20171021_160136_HDR

Küçük bir derenin üzerinden tek bisikletçini geçebileceği darlıkta demir bir köprüden geçiyoruz. Her geçeni çeken festivallerin gönüllü fotoğrafçısı Mustafa benim cep telefonumla çekiyor. ben köprüden geçerken.

20171021_161018_HDR

Festivalde görevli arkadaşlar yolda kaybolmayalım diye yol ayrımlarında durup bizleri doğru yola yönlendiriyorlar. Sığla ormanında kaybolmadan ilerlemek olası değil. Bilmeyenler kaybolma olasılığı yüksek.

20171021_164259_HDR

Orman yolu sık ağaçlarla kaplı ve yol düz değil. Önüm görünmüyor, sadece önde giden bisikletçiyi takip ediyorum.

20171021_164432_HDR

Sık ormanın içinde Güneşi çok az görebiliyorum. Bazen Güneş seyrek ağaçların arasından kendini gösteriyor. O da parlak ışıklarını vuruyor yüzüme. Sanki ihtiyacımız olan Güneşi az gördüğümüzden dolayı kendini gösterince fazlası ile ışıklarını fışkırıyor üstüme. Bu resim sarmaşıklarla kaplı sığla ağaçlarının gövdeleri arasında parlak Güneş ışıkları ile öne çıkmış resim olarak seçiyorum.

20171021_164605_HDR

Kimi sığla ağacının gövdesi kabukları sıyrılmış. Sığla yağı elde ediliyor sanırım sızan suyundan. Nasıl elde edilir bilmiyorum ama böyle topladıkları kesin.

20171021_164845_HDR

Yine bir yol ayrımında görevli arkadaş sola gideceğimizi belirtiyor.

20171021_164850_HDR

Ormanın içinden çıktık ama sanki hala ormanın içindeymişiz gibi. Asfalt yolda ilerliyorum, önümde bir kaç kişi gidiyor.

20171021_165118_HDR

Akşam üzeri, herkes bir an önce kamp alanına varmak için var gücü ile pedala basıyor. Benim acelem yok, sakince kendi tempomda pedal basıyorum. Bir yere yetişme gibi bir telaşım da yok. Zaten varacağım akşam. Etrafı izliyorum, daha önce buradan geçmiştim bisikletle ve Tepearası köyü yakınlarında bir su kaynağı olduğunu bildiğimden kaçırmak istemiyorum. Biraz da bu kaynaktan su almak için yavaş gidiyorum. Tam neresi olduğunu kestirmeye çalışırken yeri buluyorum. Yolun hemen sağında bir yere girince beton kanal içinde akan suyu gördüm. Daha önce burada mola verip bu kanalın içine yatmıştım boydan boya.

20171021_170142_HDR

Su pınarı Sığla ağacının kökleri arasından çıkıyor yer yüzüne. Saf, berrak, süzülmüş kaynak suyunun tadı da çok güzel. Daha önce tattığım bu kaynak suyundan şişelerimin hepsini dolduruyorum. Ben buraya girince üç kişi bir yere oturmuş çilingir sofrasında şarap içiyorlardı. Beni de davet ettiler şaraba ama ilk önce sularımı doldurdum. Şişeleri yerine koyduktan sonra aralarına katıldım. Bisikletimin sele demirine takılı olan krom tasımı uzatıyorum şarap şişesine. Saki de dolduruyor tasımı toprak dolmadan. Ben de onlara çantamdan elma çıkarıp veriyorum. Elma, şarap ve sohbet mükemmel bir ortamda içiliyor. Kimse karşılık beklemeden, sadece geçen bir yolcuya bir tas şarap ikram ve bölüşülen elma. Böyle bir zamanı, şarabı ve sohbeti hiç bir yerde bulamazsın. Şarap bildiğimiz en ucuz şaraplardan. Hani Can Yücel’in içtiği köpek öldüren şarabı Evin. Ama o an içtiğim şarap kıymetliydi ve en güzel, yıllanmış şaraplardan bile daha lezzetliydi. Şanslıyım bu akşam üzerinde içtiğim bir bardak şarap için. Karnım biraz aç ve içtiğim şarap biraz başımı döndürse de aklıma Ömer Hayyam tarafından yazılan şu Rubai aklıma geldi;

“- Şarapla doldur tasını, tasın toprakla dolmadan,” – dedi Hayyam.

 Baktı ona gül bahçesinin yanından geçen uzun burunlu, yırtık pabuçlu adam:

 “- Ben, bu nimetleri yıldızlarından çok olan dünyada açım,” – dedi,

 “şaraba değil, ekmek almaya bile yetmiyor param…”

Ömer Hayyam

Sığla ağacının kökleri, suyun kaynağından çıkan küçük bir pınar kendine küçük bir kanal açmış. Uzun sürecek bir yolculuktan sonra engin denize kavuşacak.

20171021_170148_HDR

Şarabın ve elmanın tadı ağzımda, çilingir alemi yapan üç kişiye ikramı için teşekkür edip ayrılıyorum o güzel yerden. Burası Tepearası köyü, tabelada öyle yazıyor. Hafif çakırkeyf ile yolda gidiyorum neresi olursa, yol beni iyi yerlere götüreceğine eminim.

20171021_170247_HDR

Kamp alanına en son ben vardım herhalde, akşam yemeğine yetiştim sayılır. Bisikletimi bırakıp Eşpedal ile yemek kuyruğuna giriyorum. Suat’ın ardına takılmış üç görme engelli arkadaş ve ben kuyrukta beklerken sevgili Sevgi bizi çekiyor. Kamp alanında plastik masa ve sandalyeler.

24837246_10156073007863578_9106847062321388772_o (1)

Yemek sonrası eğlence başladı. Sizlere bunları anlatmak yerine 7 ay sonra gerçekleştirilen Hürpedal Ortaca bisiklet festivalinde yapılan eğlence ve masal dinletisinin videosunu izlemenizi öneririm. O festivalde Eşpedal derneği adına katıldım ve tandem sürdüm pilot olarak. Yardımcı pilotum da Nevin Garip vardı. Sevgili masalcı Esma bize esmavi masallar anlattı. Biz de şarkılar eşliğinde büyülenmiş olarak masalları uslu çocuklar gibi dinledik. Ne güzel masallardı. Aşağıdaki videosunu izleyebilirsiniz.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık 64 Kilometre civarı.

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc

İki Sade Bir Ortaca Festivali 1. Gün

20 Ekim 2017 Cuma

Hürpedal Bisiklet Festivali 1. Gün Dalyan – Ortaca – Dalaman – Sarsala koyu

( Görme engelli arkadaşlarım için betimleme yapılmıştır )

Öne çıkmış olan görsel Sarsala koyu, deniz ve adalar karşıda

20171020_143504_HDR

“Ruhum

gözlerini yumuşacık yum

kucağımdaymışsın gibi bırak kendini

ninni,

uykunda unutma beni

ninni…

Gözlerini yumuşacık yum

yeşil ela gözlerini

ninni ruhum ninni

Sen yukarda yemişli dalların içindesin,

yeşil gözlerin güneş dolu,

dudakların bala bulanmış

ben ağacın dibindeyim,

bir ayağım çukurda…

Ben senden çok önce gideceğim,

sen bensiz kalacaksın ihtiyarlığında…”

Nazım Hikmet RAN

 

Sabah erkenden uyanmaya alışmışım bisiklet turlarında, festivallerde, gezilerimde. Evde de aynı şekilde erkenden uyanma alışkanlığım var. Nedenine gelince sabah içilen bir fincan kahve güne daha iyi başlamama neden oluyor. Hem Güneş ışığından ne kadar çok yararlanırsam o kadar günüm uzun geçiyor. Bir çok şeyi bir güne sığdırabiliyorum. Hepsi bir fincan kahve ile oluyor. Sabah kalkar kalkmaz ilk önce kahvemi pişirip içiyorum. Şanslı olan da benimle birlikte içiyor. Yanımda üç cezve var. Biri tek fincanlık, biri iki fincanlık, diğeri ise dört fincanlık. Yanımda olan kişi sayısına göre cezvelerimden uygun olanı kullanıyorum. Kimse olmazsa kendi damak tadıma göre çay kaşığının ucunda az şekerle kahvemi yapıp içiyorum. Kahvenin yanında da dut kurusu olmazsa olmazlardan. Bir kaç tane dut kurusu kahvenin yanında çok güzel oluyor. Dut kurusunu bir arkadaşım memleketinden bana yolluyor. Kahvemi içerken dut kurusunu ağzıma atınca arkadaşımı da anıyorum güzel sesli, Dünyalar tatlısı arkadaşımı.

Festival alanındaki tabelalar ve beyaza boyanmış bisiklet ilgimi çekti. Bisikletin arkasında pembe güller açmış.

Tabelada yazanlar sırasıyla;

“Soran olursa festivalde dersiniz”

“Soran  olursa kamp yapıyor dersiniz”

“Dikkat konum bildiriyorum”

“#dalyanhürpedalcamping”

Altında da maviye boyanmış bir bisiklet var.

22859743_1977619275809652_3835087684449787883_o

Güne kahveyle başladım, kahvaltıyı kamp alanında değil de başka bir yerde yapacağız belli bir saate kadar. Kahvaltı yapılacak yeri bilmiyorum, bilmeme de gerek yok. Bisikletçileri takip etmem yeterli. Zaten kolay bir yerdeymiş. Yola koyulduk hep beraber. Eşpedal ile birlikte sürmeye çalışıyoruz. Liderimiz Hakan Sevin. Eşpedal Eşpedal nakaratlı sloganımızı sürekli tekrarlıyoruz. Üç tene tandem bisiklet ve Hakan sevin.

22730341_10155668288774693_6828470299327850814_n

Ben de aralarında Eşpedal grubuna yancılık yapıp eşlik ediyorum.

22853412_10155668288704693_9095389518680204494_n

Sığla ormanı içinde, ana yola yakın bir yerde. Sığla ağaçlarının gövdeleri sarmaşıklarla kaplanmış, kabuk rengi yerine yeşil yapraklar görünüyor. Ağaçlar çok sık, o yüzden güneş ışığı pek vurmuyor toprağa. Tamamen gölgelik.

20171020_085659_HDR

Sığla ormanının koyu gölgelik alanında kahvaltımızı yapıyoruz. Benimle resim çekilmek isteyen arkadaşları kırmayıp resim çekiliyoruz. Mustafa Çetin bizi elçek ile çekiyor bir poz, yanımızda Doktor Mete de var.

22770704_10155822837017236_7710273385299642750_o

Kahvaltıyı hep birlikte yapıyoruz, beni gören selam veriyor, epeydir görmediğim arkadaşlarla hasret gideriyorum. Kalabalık olunca uzun kuyrukların bitmesi zaman alıyor. Hürpedal Ortaca Bisiklet festivali başlıyor. Herkes kahvaltısını yaptıktan sonra yola çıktık. Rota ve yol hakkında hiç bir bilgim yok. Bu festivalde Eşpedal üyeleri de var. Onlara yancı destek olarak yanlarındayım ve birlikte grup olarak hareket edeceğiz. Liderimiz Hakan sevin bizleri yönlendiriyor. Yani buraları hem çok iyi biliyor ve kaybolma riskimiz da kalmadı sayılır. Yolda kanalın yanında giderken eskilerden kalmış bir taş köprü gözüme ilişince durup resmini çekiyorum. Hala sağlam ve üzerinden geçebiliyor insanlar. Ana yoldan Ortaca’ya vardık, Oradan Dalaman’a. Hava alanına gelmeden sola saptık.

20171020_113712_HDR

Sakin yollardan gidiyoruz ikişer, beşer. Yolun bir tarafı dağın yamacı ve kayalık.

20171020_122948_HDR

Dağın yamacında kimi yerde küçük kanyonlardan birini görüyorum. Kayalık sanki yarılmış. Buraların ormanlarında daha çok çam ağaçları görmek olası.

20171020_122952_HDR

Grup olarak çok iyiyiz. Tandem bisikleti süren pilotlar ve copilotlar yani sürücü ve yardımcısı ile birlikte neşe içinde ormanın içinde yol alıyoruz.

24301970_10156073005838578_8394829706482529476_o

Birbirimizden kopmadan uyum içinde olmak neşemize neşe katıyor. Bir tandem bisiklet ve sürücüsü ile yardımcısı pedal çeviriyor eş olarak. Zaten derneğin adı “Eşpedal” değil mi?

24302206_10156073006488578_7513286956660668712_o

Yamaç o kadar dik ki Güneş ışıkları dibine vurmuyor. Hüzme biçiminde yola vuruyor. Yolun kıyısında beton elektrik direği boyunca yatıyor. Demek ki elektrik hattı çekilecek.

20171020_122958_HDR

Dağın kıyısından giderken sol taraf yamaç, sağ taraf ta uçurum ama derin değil. Bu tarafta sığla ağaçları var.

20171020_123116_HDR

Geçtiğimiz yer dağın dibi ve Köyceğiz gölünün uzantısı olan dalyanın lagünlerini görmek olası. Zamanla tabiat şartlarıyla denizden bağlantısı kopmuş olan lagünler doğal yaşam alanları oluşturmuş kendine. Kıyılarında kuşların sığınıp yuva yapması için sazlıklarla kaplanmış.

20171020_123307_HDR

Lagün göleti tek kareye sığmadığından diğer yanını, düzlük olan yeri çekiyorum. Biraz yüksekte olsam da deniz ile bağlantısı var mı göremiyorum. Karşıda tepeler görünüyor.

20171020_123310_HDR

Tandem sürerken yardımcı pilot yeni adıyla Berktuğ tek elinle gidona tutunmuş, diğer eliyle video çekiyor cep telefonuyla.. Her ne kadar çevresini göremese de hisleriyle çekimleri çok iyi. Sürücüsü de Gündüz kafasında şapkası ile.

24313064_10156073006933578_1980100560353988320_o

Bir süre sonra başka bir gölet göründü. Burası da deniz ile bağını kopartmış lagünlerden birisi. Gerçi buradan göründüğüne göre göl derin ve büyükçe biraz.

20171020_140414_HDR

Önderimiz Hakan sevin liderliğinde Eşpedal derneği üyelerinden Gündüz ve yardımcı pilotu ile birlikte resimlerini çekiyorum.

20171020_140439_HDR

Denizi dağları yüksekten görüntülemek bir başka. Hafif rüzgarla kımıldanmaya başlamış dalgalar deniz yüzeyini kırınganlaştırmış. Her ne kadar deniz rengini gökyüzünden alsa da yeşil orman ile kaplı sık koyda suyun rengi az biraz yeşile dönmüş gibi.

20171020_141530_HDR

Sevgi’nin çektiği resimlerden birisi, aşağıda Sarsala koyu. Hakan Sevin ve Baattin Şimşek, yanında da görme engelli Furkan.

24297414_10156073004333578_3809060883012147120_o

Yüksekten Sarsala koyu, adaları ile birlikte muhteşem görünüyor. Çam ormanları da mavi denize güzelliğini yeşil örtüsüyle katkıda bulunmuş. Bu resmi öne çıkmış görsel olarak seçiyorum.

20171020_143504_HDR

Sarsala koyuna yukarıdan kuş bakışı görünümü. Tekneler kıyıya yakın yerde bağlı duruyor. Dar kumsalında şemsiye ve şezlonklar sıralanmış.

20171020_144002_HDR

Doktor Mete beni çekiyor bisiklet sürerken. Üzerimde festival forması var kırmızı renkte.

IMG-20171023-WA0182

Ben, Hakan Sevin ve Doktor Mete birlikte Sarsala koyuna inerken nerden aklına geldiyse Hakan bir türkü tutturdu;

“Oy tabip şu yaramı sar sarabilirsen, sevda ateşten bir gömlek giy giyebilirsen” diye.

Sürekli bu türküyü bağıra çağıra söylüyoruz. Doktor Mete de gülüyor bize, ne  de olsa kendisi bir Tabip. Sarsala koyuna hala inmeye devam ediyoruz. Aşağıda ineceğimiz yolda bir kaç bisikletli var. O kadar yüksekteyiz ki Sarsala koyu daha da aşağıda.

IMG-20171023-WA0187

Sonunda Sarsala koyuna indik, hemen su donlarımızı giyip cup denize daldık. Kumsalı ve denizi çok güzel, kumu çok ince, çakıl pek yok.

IMG-20171023-WA0129

Koy çok korunaklı, etrafında ve karşısı neredeyse tamamen kapalı bir alan. Kenarlar yüksek dağlarla çevrili, karşıda da adaların yüksek tepeleri ile çevrili. Neredeyse rüzgar bile almayacak. Koyun maviliği ve etraf insanı büyülüyor. Küçük bir iskele var kıyıda taş örülerek yapılmış. İskelede küçük bir kayık bağlı. Her yerde olduğu gibi burada da bir uyarı tabelası var; “İskeleden atlamak tehlikeli ve yasaktır”

IMG-20171023-WA0200

Birer kahve içelim diyerek kuytu bir yerde kahve içtik. Biz kahve içerken millet yola çıkmış bile. Fazla gecikmeden indiğimiz dönemeçli yoldan tekrar çıkmaya başladık. Zaten başka yol da yok, tek çıkış geldiğimiz yol. Çıkarken de üzerimizde formalar yok ve yine “Oy Tabip” türküsünü söylüyoruz avazımız çıktığı kadar. İnişte birbirimizi kaybettik ve gölet manzaralı ormanı çekiyorum.

20171020_161738_HDR

Öğle yemeğini  Dalamancık köyünde bir restoranda yiyoruz. Düze inince bizlere yolumuzu gösteren yol kesiciler nereden gideceğimizi göstermese kaybolacağız yaban ellerde. Koca bir okaliptüs ağacının kalın gövdesinin dibinde kocaman bir yumru oluşmuş. İlginç bir görüntü.

20171020_171751_HDR

Yolda kimse kalmadı, tek başıma gidiyorum gittiği yere kadar.

20171020_183843_HDR

Önümde dağlar, yol yukarı doğru gidiyor. Buraları bilmiyorum, yol nereye götürürse gideceğim artık. Bisikletim KUZ park edilmiş durumda binmemi bekliyor sakince. Bakalım kaybolduğum yerden çıkacakmıyım. Kaybolmak güzeldir, bazen kaybolmalı hiç bir şeyi düşünmeden.

20171020_183857_HDR

Kaybolmadan kamp alanını buluyorum zar zor. Akşam yemeğine yetiştim zamanında. Bisikletimi bırakıp arkadaşların yanına gelip yemek kuyruğunda sohbet ederek günü değerlendiriyoruz. Görme engelli arkadaşları paylaşıyoruz yemek alırken. Onlar kolumuza tutunup bizi takip ediyorlar. Aynı şekilde tuvalet ihtiyaçlarında da tutunup takip ederek hallediyoruz. Sadece söylemeleri yeter.

24210427_10156073007473578_5529847534012981993_o

Ateş başında sohbet ederek zamanı geçirdik yatasıya kadar. Bu gün epey yol kat ettik, haliyle yorgunluk çöküyor ve erkenden yatıyorum.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık 82 Kilometre civarı.

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc

İki Sade Bir Ortaca Festivali Gidiş

18 – 19 Ekim 2017 Çarşamba – Perşembe

Gidiş

( Görme engelli arkadaşlarım için betimleme yapılmıştır )

Öne çıkmış olan görsel. Bafa gölünde su durgun,  ipi karaya bağlı bir kayık, su yüzeyinde gökyüzü ve dağların yansıması

IMG-20171023-WA0134

“Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin
Sen ülkemin yaz geceleri gibisin
Saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
Beni unutma
Ah! saklı gülüm
Sen hem zor hem güzelsin
Şiirlerimin ılıklığında açılmalısın
Sana burada veriyorum hayata ayrılan buseyi
Sen memleketim kadar güzelsin
Ve güzel kal”

Nazım Hikmet RAN

 

Merhaba Sevgili Okurlar, yeni bir yazı dizisi daha başlıyor.

14 Günlük bir turun yorgunluğunu üzerimden atmaya çalışırken, Sevgi Kırak aradı telefonla. İlla ki geleceksin Hürpedal Bisiklet festivaline, davetlimsin deyince her ne kadar turdan daha yeni gelsem de Hürpedal festivalini kaçırmamaya niyetim vardı. Gitmeye karar verince nasıl gideceğim diye düşünüp dururken bizim Doktor Mete Güney de festivale katılacağını öğrenince onu aradım telefonla. “Nasıl gideceksin?” sorusuna “Kendi arabamla” cevabını aldım. O zaman beraber gideriz deyip kendimi yamadım. Koca Doktoru yalnız yolculuk yaptırmak ayıp olur değil mi? Festivalden iki gün önce yola çıkacağız. Köyceğiz’de Hakan Sevin’in misafiri olup biraz gezmeyi de düşündük. Gideceğimiz gün hazırlıklarımı yapıp gerekli malzemeleri çantama yerleştirdim. Bisikletim KUZ ve ben hazırız, Doktor Mete’nin gelmesini bekliyorum. Kendimi Kuz ile elçek resim çekiyorum apartmanın koridorunda. Arkada diğer 26 inç bisikletim var merdivenin yanında.

20171018_113522

Mete Aliağa da oturuyor, Mete’ye konum atıyorum ve eve arabası ile geldi. Ben bisiklet taşıyıcı aparatı indiriyorum çatıdan. Mete gelince bakıyorum ki bisiketini içeri yerleştirmiş. Aparatı takmayalım deyip ben de bisikletin ön ve arka tekerleklerini söküp yerleştirdim. Arka koltuğu yatırmış Mete. Kolayca iki bisikleti yatık durumda alıyor. Çantaları da kenar, köşelere koyup yola çıkmaya hazırız. Arabanın arka bagajı açık durumda, bisikletler yan yatırılmış. Turuncu çantam da yanında.

20171019_164658_HDR

Yola çıkıyoruz neşeyle, Doktor Mete sevimli, neşeli, esprili birisi. Çok iyi anlaşıyoruz, yol harika geçeceğe benziyor. Oturduğum sokağın bir alt sokağından doğruca çevre yoluna girdik, oradan paralı otobana bağlanıp Aydın’a doğru hızlıca gidiyoruz. Arabanın içinde elçek resim çekiyorum Mete arabayı kullanırken.

20171018_121040

Aydın otobanına girdikten sonra Selatin tünellerini geçer geçmez bir yağmur indirdi sanki afat yaşıyoruz. Birden bire her şey kapandı, görüş alanı sıfır. Bir şey göremediğimizden kenara, emniyet şeridine yanaşıp yağmurun durmasını bekliyoruz. Ön cama vuran iri yağmur damlalarını çekiyorum. Kilometre hız göstergesi 0. Camdan bir şey görünmüyor, suyun içindeyiz adeta.

20171018_131603_HDR

Yağmur bir süre sonra durdu ve yola devam ettik. Aydın’a varmadan Söke yoluna saptık ve otobandan çıkıp normal yolda gidiyoruz. Akşama daha çok var. Mete’ye hadi Bafa gölüne girelim deyince olur dedi ve Bafa kasabasından sola doğru Kapıkırı köyüne direksiyonu çevirdik. Burada Heraklia antik kenti var ve Bafa gölünü de yakından görürüz. Sonra kahve içeriz, olmaz mı? Olur elbette. Kapıkırı yoluna girdik, az ileride bir kahve var. Daha önce burada hep mola vermiştik. Kahveci ilginç bir tip, kahkaha ile gülmeye başlayınca o da gülmeye başlıyor kahkaha ile. Çayı da odun ateşinde pişiriyor, lezzetli. Birer duble çay ısmarladık. Yanımıza gevrek var, çayla birlikte atıştırıyoruz. Masada oturmuş, duble çaylar ve kahveci bize gazete getiriyor gevrekleri rahat yiyelim diye. Çay ocağının duvarları beyaz badana vurulmuş. Çatısı eternit kaplı. Türk bayrağı çatının ucuna iple bağlı.

20171018_140842

Kahvedeki molayı bitirip yola çıkarak Kapıkırı’na vardık. Daha önce buraya gelip kamp attığımdan az çok biliyorum. Küçük bir ada üzerine yapılmış manastır tamamen adayı kaplamış durumda. Duvarların çoğu hala ayakta. Karaya çok yakın ama kayıkla geçmek gerek. Arkamızda kalan Beşparmak dağının volkanik yapısı buraya kadar yayılmış. Ada sanki yuvarlak taşların üzerinde, yansıması da göle düşmüş.

20171018_145611_HDR

Buraya ilk geldiğimden beri çok beğendiğim yerlerden birisi. Büyüleyici bir doğa harikası beni çok etkiliyor. Altı mavi, üstü beyaz, küpeştesi kahverengi bir kayık ipe bağlı öylece duruyor sakince. Balıkçı teknesi olduğu arkasındaki naylon örtülü yığından anlamak mümkün. Küçük bir sopaya takılmış Türk bayrağı rüzgar olmadığı için dalgalanmıyor. Gökyüzü ile birlikte kayığın yansıması suya vurmuş durumda. Karşıda Dağın yuvarlak tüf kayalıkları göle kadar gelip içine girmiş. Kayığın ipi yosun tutmuş suda dura dura.

IMG-20171023-WA0134

Doktor Mete’yi küçük adadaki manastır ile çekiyorum.

IMG-20171023-WA0140

Kumsala oturup kahve takımlarını çıkarıp kahvemizi pişiriyorum.  Kahve ocakta pişerken elçek resim çekiyorum Mete ile. Mete kayanın üzerine oturmuş durumda.

20171018_150927

Bu kez Mete kendi telefonu ile elçek resim çekiyor benimle birlikte. Kahve ocakta hala pişmeye devam ediyor. Göl kıyısında kayıklar bağlı.

IMG-20171023-WA0145

Kahve pişiyor ve fincanlara döküyorum köpüklerinle birlikte.

IMG-20171023-WA0147

Kahveyi cezveden fincanlara dökerken.

IMG-20171023-WA0146

Bafa gölünden ayrılıp yola devam ettik. Muğla girişinde polis kontrolüne takıldık. Trafiği durdurmuşlar araçları tek tek kontrol ediyorlar. O yüzden konvoy oluşmuş durumda. Dur – kalk gidiyoruz kontrol noktasına doğru. Biraz hareket edip durduktan sonra arkadan bir araba güm diye çarptı. Tam da polis noktasına yaklaşmıştık. Eyvah diyerek hışımla arabadan indim. Bize çarpan bir kadın sürücü. Bizim arabada ve çarpan arabada bir şey yok şükür, küçük çizikler var sadece. “Abla ne yapıyorsun” diye biraz fırça attım o heyecanla. Polisler de elinde makineli tüfekle geldiler ne oldu diye. Durumu izah ettik, durduk yerde çarptı diye. Polisler kontrol ettiler, herhangi bir şey olmadığından geçip gittik polis noktasından. İyi ki bisiklet aparatını takıp gelmedik, yoksa arkadan vuran araba bisiklete zarar verebilirdi. Buna şükrediyorum. Sakar geçidinden inip Gökova dan Köyceğiz’e vardık.

Doğruca Hakan Sevin’in evine geldik, Hakan Sevin bizi karşılıyor. Hoş geldin, beş gittin dedikten sonra yarın ne yapalım, Sultaniye kaplıcalarına gidelim diye karar verdik. Biraz cildimizi tazelememiz gerek.

Ertesi gün arabayla Sultaniye kaplıcasına geldik, kendimizi hemen çamur havuzuna atıp çamura bulandık birden bire. Çamur havuzunun içinde Mete ve ben varız. Sanki çamur azalmış gibi, seviyesi düşük. Geçen hafta daha çok çamur vardı.

IMG-20171019-WA0001

Çamura iyice bulaştıktan sonra dışarı çıkıp kurumaya bıraktık kendimizi Güneşin altında. Şevket Kaplan, ben ve Mete.

IMG-20171019-WA0003

Kameraya poz veriyoruz şekil vererek çamurluyuz. Solda göl, sağda çamur havuzu.

IMG-20171019-WA0004

Çamur kuruduktan sonra kendimizi gölün sularına bırakıyoruz ilk önce. Sonra duş ve kapalı havuzdayız. Bizden başka kimse yok havuzda. Keyfimizi çıkarıyoruz.

IMG-20171019-WA0002

Kurulanıp giyindikten sonra karnımızı doyurmak için pideciye girdik. Pideleri ısmarlayıp masada bekliyoruz. Pide yemenin handikapı bu; beklemek. Mete ile birlikte göl manzaralı elçek resim çekiyorum. Mete her zaman olduğu gibi güleç yüzünü yansıtıyor resme.

20171018_175503

Mete de beni tek olarak çekiyor. Arkamda ağaçlar, sağımda gölün masmavi renkli suyu. Saçlarım omuzlarımda hala ıslak

IMG-20171023-WA0150

Restoranda bir köpek koltukların arasından başını çıkarmış bir lokma pide vermelerini bekliyor müşterilerden.

20171019_155448_HDR

Sultaniye kaplıcalarından ayrılıp Deniz Kızı feribotunun iskelesine geldik. Mete arabayı feribota bindirirken çekiyorum resmini. Daha geçen hafta Merve’nin arabasıyla binmiştik bu feribota. Dalyan kanalı, karşı kıyı 100 metre uzakta.

20171019_162424_HDR

Arabamız feribotun içinde, feribot 2 araba alacak kapasitede. Biz bindikten sonra ikinci arabayı bekliyoruz. Bir motor daha binmiş feribota. Mete Beni araba ile çekiyor bir poz.

IMG-20171023-WA0155

O beni çeker de ben onu çekmez miyim? Çekerim elbette. Mete de feribotun diğer tarafında iki kolunu açarak bana poz veriyor.

IMG-20171023-WA0161

Karşı kıyıya vardık, küçük bir iskelede  bir tekne bağlı. Birisi de iskelede sandalyesine oturmuş balık tutuyor. Kanal denize doğru gidiyor. Karşıda dağlar.

IMG-20171023-WA0162

Kamp yerine gelip arabayı park ediyoruz. Bisikletleri ve eşyalarımızı indirip kendimize yer beğenip çadırları kurduk. Eşyaları da yerleştirdikten sonra şöyle etrafa bir bakayım deyip ortalığı geziyorum. Kamp alanı, çadırla ve plastik sandalyeleri çekiyorum. Mavi boyalı bir varil ve yarım bir varil yerde. Yarım varilde ateş yanacak belli.

IMG-20171023-WA0163

Beni gören tanıdıklar “Hoş geldin Urim Baba” diye karşılıyor. Dostları görmek güzel, bir arada olmanın muhabbetini yapıyoruz. Uzun süredir görmediğim arkadaşlarla karşılaşıyorum, hal hatırla geçiyor zaman. Bu akşam yemeğinde de sürüyor. Sonrası yarım varilde odunlar yanmaya başladı. Etrafında toplaşıyoruz, Sohbet, muhabbet gırla gidiyor. Eğlenceli ve kahkahalı geçiyor alevlerin ışığında. Varilin altında delikler delinmiş alttan hava alsın diye. Delikten ışıklar dışarı vuruyor alevin.

20171019_225005_HDR

Gecenin ilerleyen saatlerine kadar sohbet ediyoruz. Uyku zamanı gelince kaçırmamak için izin istiyorum arkadaşlardan. Çadırıma girip tatlı düşlere dalıyorum.