Kategori arşivi: Eşpedal Turu Edremit

Eşpedal Bisiklet Turu 9. Gün

10 Ağustos 2021 Salı

Ören – Bahadınlı – Karadere – Ören

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

gün doğmadan başladı filizkıran fırtınası

evler yemen türküsü

sokaklar seferberlik

öyle bir gariplik ki

öyle bir tedirginlik

yaz başında güz sonrası

ayvalar çiçekteydi

güller daha tomurcuk

açıl demişti güneş

açılmıştı kıraçta kış elmaları

çözül demişti güneş

çözülmüştü yılanlar karanlık odalarında

dallarda yuvalar tüy kokuyordu

düğünçiçekleri şenlikli

Hasan Hüseyin

 

Öne çıkmış olan görsel, masa üzerinde içi dolu kahve fincanı, bir bardak soğuk su. İki kumru kuşu masadaki buğdayları yiyor.

IMG_20210811_073228

“Buraların kralı kim?”

“Senden başka kimse var mı!”

“Tabi ki kral sensin. Yaşasın kralımız.”

“Yaşasın kralımız! yaşasın kralımız!”

“Evet kral benim!”

Aynen böyle dediklerinden emindim. Bu seslerle uyanıyorum. Bahçenin bir köşesinde kaz kümesinden gelen seslerle sabaha karşı uyandım. Sürü lideri olan kaz ilk önce sert bir sesle öttü, ardından diğer kazlar da kalabalık seslerle ona cevap verdiler. Sabahın dört buçuğu. Kazların yüksek perdede çıkardığı sesleri duyduktan sonra uyuyamadım bir daha. Çadırımdan çıkıp kazların olduğu kümese doğru baktım. Kesik kesik, kısa sesler çıkarıyorlardı. İlk duyduğum sesler gibi ötmeden. Kamp alanındaki çadırlardakiler derin uykudalar. Ortalarda çıt yok, tuvalete gidip geldim çadırıma. Ne kadar uyumaya çalıştımsa da uyku denen şey çoktan gitmişti. Hava şimdiden sıcak, örtünmeden matımın üzerine uzanmış olarak düşüncelere daldım. Hani derler ya ilham perileri geldi, işte öyle bir duruma girdim. İlham perileri geldi düşüncelerime. Düş görmeden düşler düşüncelerimde oluşmaya başladı.

İkinci kez Eşpedal ile birlikte yaz kampı yaptım. Bir çok kör arkadaşla tanıştım, benim için çok değerliler. Onlardan çok güzel şeyler öğrendim ve bana ilham olduklarına eminim. Görmedikleri için yaşamla mücadele etmeleri güçlenmişti. Ve bu mücadeleyi ben de onlarla birlikte yaşıyorum, öğreniyorum. İşte bu yaşadıklarımı ilham perileri bana yazacak olduğum yeni fikirler, roman gibi kafamda oluşmaya başladı. İlham perilerimden birisi daha önce birlikte pedal çevirdiğim Songül ve dünden beri pedal çevirdiğim Özlem. İkisi de bana yazacağım roman için ilham oldular. İkisi de değerli insanlar. Bakalım neler yazacağım, ana fikir ve olayların gelişimi kafamda oluştu. Beynimin bir köşesine yazıldı ilham perileri tarafından. Herhangi bir not yada kayıt almadım. Ama iyi bir şeyler yazacağımdan eminim.

Bu düşüncelerle gün ağardı, Güneş doğmadan çadırımdan çıkıp kahvemi pişirmeye başladım. Henüz uyanmış olan yok. Tam Güneş doğarken kahve pişiyor ve afiyetle içiyorum Güneşin ilk ışıkları ile. Kaz kümesinin olduğu tarafta, okaliptus ağaçları arasından Güneş yeni doğmuş, kızıl rengini Dünyaya vurmaya başlamış bile.

IMG_20210810_062952

Kahvemi Güneşin ilk ışıkları ile içtikten sonra az ilerideki çadırdan Özlem dışarıya çıktı. Onu sessizce izlemeye başladım. Çadırından çıkar çıkmaz doğrulup tam sağına dönerek yürümeye başladı. Amacı ağacı bularak şeritle tuvalete ulaşmak. Bir süre düz gidince ağacı bulamadı. Şaşkınlıkla nerede olduğunu anlamaya çalışırken Özlem’e seslendim oturduğum yerden. İlk önce;

“Günaydın Özlem”

“Günaydın Urim Baba” dedi

“Sağa dön, yürü, önüne şerit gelesiye kadar, ondan sonra yolunu bulursun” diye seslenince

“Tamam Urim Baba” diyerek dediklerimi yaptı ve ağaca bağlı şeridi bulup tuvalete doğru gitmeye başladı. Özlem tuvalete kolayca ulaştı. Fazla zaman geçmeden bu kez Orhan çadırından çıktı. Çıkar çıkmaz da soluna dönerek yürümeye başladı. Özlem ve Orhan evliler, sabah ikisini ayrı ayrı izleme şansına eriştim. Orhan elinde bastonu yürüyerek tam yanıma kadar gelince

“Dur! Sağına doğru dönüp yürümeye başla” diye seslendim.

“Tamam Urim Baba” diyerek yönlendirmemle birlikte sağına dönerek yürüdü. Ağaca bağlı şeridi bulunca tutuna tutuna tuvalete gitti. Şerit bitince basamakların dibinden sola dönüp erkeklerin olduğu bölüme doğru gidip tuvalete girdi. Karı – Koca olan Özlem ve Orhan’ı izlemek ayrıcalıktı. İkisi de yönünü bulma konusunda biraz zayıf olmalılar. Tuvalet çadırlarının tam karşı yönde olmalarına karşı Özlem sağına 90 derece dönüp yürümeye başladı. Orhan da 90 derece soluna dönüp yürümeye başladı. İkisi de birbirinden uzaklaşır gibi tam da 180 derece birbirinden uzaklaştıklarına şahit oldum Özlem kuzey yönüne, Orhan güney yönüne doğru yürüdüler. Bu olay  bana çok ilginç geldi.

Özlem ile Orhan tuvalete ulaştıktan sonra yerimden kalkıp sabahın köründe beni uyandıran kazlara bir bakayım dedim. Kümese gitmeden önce dünden kalan ekmeklerden 20 tane yanıma alarak kümese gittim. Ekmekler küçük, yuvarlak ve poşetin içinde. Her ekmeği poşetinden çıkararak lokma lokma koparıp kazlara tel örgünün üzerinden atmaya başladım. Artık kim kaparsa. Lokmayı kapan yutuyor bir anda. Böylece 20 tane ekmeği lokma lokma atarak hemen hemen tüm kazları besledim. Her lokma atışımda kazlar bağırarak lokmayı kapmaya çalışıyorlar. Bu bağrışmaların bana teşekkür bağrışması olduğunu anlıyorum. Kümeste 30 kadar kaz var. Onların resmini çekiyorum bana baktıkları anda. Aslında kazlar normalde serbest dolaşıyorlar bahçede. Biz kamp kurunca hepsi de kümese kapatılmış. Ortalıkta dolaşsalardı bizlere rahat vereceklerini sanmıyorum. Neyse bu gün son günümüz, yarın özgürce bahçede dolaşırlar. Bahçede küçük su göletleri, kanallar var. Kazlar buralarda yüzüp temizleniyorlar. Suları özledikleri kesin.

IMG_20210810_070221

Özlem ile Orhan tuvaletten çıkınca onlara kahve pişirip veriyorum. Kahveyi içerlerken de sabah yaşadıkları yön konusunu konuştuk gülerek. Herkes uyandıktan sonra kahvaltıya gittik. Özlemi koluma taktım, Orhan da Özlemin koluna girdi. Birlikte kahvaltılıklarımızı alıp masalarda yedik.  Kahvaltı bitiminde bisikletlerin kilidini söküp hazırlıklarımızı yapmaya başladık. Herkes hazır olunca tandem bisikletlere binerek Burhaniye belediyesinin önündeki meydana geldik. Hava iyice sıcakladı sabah olmasına karşı. Özlem’i bir ağacın gölgesindeki banka oturtup soğuk soda aldım. Bir nebze olsun serinledik soğuk sodaları içerken. Herkes belediye önünde toplanmış Güneşin altında bekliyorlar. Belediye başkanı gelip konuşacak. Biz gölgede oturmayı tercih ettik Özlem ile birlikte. Belediye başkanı gelip konuşmasını yaptıktan sonra topluca resim çekilirken aralarına katıldık. Belediye önünde toplanmış arkadaşlar pankartı açmaya çalışıyorlar. Belediye binasının dış yüzeyi cam kaplı. 1. Katta T. C. Burhaniye belediyesi yazılmış harflerle.

IMG_20210810_100756

Yola çıkıp yaklaşık 14 Kilometre az bir tırmanış yaparak Dedekaya kült merkezine geldik.

Dedekaya ; Bahadınlı Köyü doğusunda Karınca Çayı kıyısında yer alan görkemli bir kayadan oyma kült anıtı. Değişik bölümlerden meydana gelen bu anıtın 2002 baharında üst kısmının doğu tarafındaki altarlar ve ateş çukurları kısmı dinamitlenmesine rağmen eski durumu hakkında biraz bilgi verecek altar parçaları kaya üzerinde izlemlenirken, batı tarafındaki yükselti üzerinde kare planlı bir hazne ve altar parçaları görülmektedir. Bu bölümün altında batıya bakar vaziyette bir senotaf veya yakma çukuru yer almaktadır. Bu ana kaya bloku üzerinde merdiven izleri hala görülebilmektedir. Bu kısımdan çay yönüne geçildiğinde geniş ve kayalar üzerinde oluşturulmuş bir alana ulaşılmaktadır. Bu kısmın doğusunda ve ana kaya bloku altında kısmen kayadan oyma kısmen taş örme bir su haznesi ve bu haznenin ardında akarsuya doğru kademeli olarak inen kaya üzerinde çeşitli oymalara rastlanır. Bu kısmın altında ve çayın kıyısına doğru yüzü güneye dönük yekpare kaya üzerinde bir altar düzenlemesiyle bunun da altında kayadan oyma bir başka düzenlemeye rastlanır. Orijinal haliyle alanın kullanımı akarsudan yukarı doğru çıkılarak işlev görecek şekilde hazırlanmış olmalıdır. Günümüzde Karadere’ye giden yol ana işleyişi bozduğu gibi kaya anıtı ardında kalan ve bol miktarda keramik buluntusuyla bir yerleşme alanına işaret eden kesimle de ilişkiyi kopartmıştır. Dedekaya kült kompleksi altıda bir kaynağın varlığı da izlenmekte olup, kült kompleksinin Myster karakterli kültlerle yakın ilişkisi ve özellikle Ana Tanrıça Tapısıyla başlayan ve muhtemelen de İsis , Serapis ve benzeri kültlerin de etkileriyle güçlenen yerel bir kült merkezi olduğu anlaşılmaktadır.

https://www.tuvart.net/forum/prof-dr-engin-beksac/tarihin-isiginda-burhaniye-kaya-sunaklari-kaya-anitlari-ve-kult-merkezleri-prof-dr-engin-beksac

Kült merkezi Karınca deresi kenarında kayalık bir yer. Arkeolog arkadaşlar bizlere burası hakkında bilgi veriyor. Kayalıklarda irili ufaklı delikler oyulmuş

IMG_20210810_120411

Kayalık kütle Karınca deresine kadar gidiyor. Kıyıya yaklaşıp aşağıda kalan Karınca deresini çekiyorum. Dere çok az akıyor.

IMG_20210810_120740

Başka bir yerde göğe yükselmiş kaya kütlesi abide gibi. Eskiden buralarda tanrılara kurban adıyorlarmış.

IMG_20210810_120804

Dedekaya kült merkezindeki ziyaretimiz bitti. Karadere köyüne kadar biraz daha tırmandık. Oradan geri dönerek Adalıdefne zeytin yağ işletmesine geldik. Burada öğle yemeğini yiyoruz. Fabrika sahibi ve ailesi bizleri güler yüzle karşıladı. Fabrikayı, zeytin yağının işlenmesi hakkında bizlere bilgiler veriyor. Bizler de yuvarlak masalara oturup anlatılanları dinliyoruz.

IMG_20210810_125208

Ben ve sabah kahramanlarımız Özlem ile Orhan kare masada oturduk. Özlem ile Orhan’ı çekiyorum karşımda oturmuş olarak.

IMG_20210810_125221

Zeytin yağ fabrikası sahibi hepimize ziyaret ettiğimiz için teşekkür ediyor ve bizlere küçük hediyeler veriyor. Bizler de kendilerine teşekkürlerimizi sunuyoruz yemek ve ağırladıkları için. Fabrikadan hareket edip Burhaniye’ye hızlıca indik. Burada durmayıp doğruca Ören’e gelip Adrmytteion antik kentin olduğu kazı alanına vardık. Kazı ekibi karşıladı güler yüzle. Kazı ekibinde üniversite öğrencileri kazı yapıyor. Öğrenciler bizlere karpuz ikram etti. Bu sıcakta iyi gitti doğrusu. Biraz serinlemiş olduk. Kazı başkanı bizleri iki gruba ayırdı.

Adrmytteion Antik Kenti bölgesindeki 1950 ve 1960’larda konut yapımı sebebiyle oluşan yıkıma karşın hakkında erken bilgi sahibi olunan bölgenin önemli antik şehirlerinden biridir. Antik çağ tarihçilerinden özellikle Strabon, sonrasında Heredot ve Stephanos Byzantinos’un eserlerinde görkemli yerleşimleri bahis konusu edilen bölgede odak noktasını Adramytteion şehri oluşturuyordu. Bugünkü Ören bölgesinde kurulu olan eski şehrin önemli bir liman şehri olduğu antik çağ tarihçileri tarafından vurgulanmaktadır. Şehrin kuruluş tarihi ile ilgili çeşitli antik bilgiler ve savlar vardır. Adramytteion’un Lidya Dönemi’nde, M.Ö. 6’ıncı yüzyılda Lydia kralı Alyates’in oğlu Adramys tarafından kurulduğu tezi olduğu gibi, şehrin bölgede Lidya döneminden yaklaşık bin yıl önce yaşamış Anadolu halklarından Luwi’ler tarafından kurulduğu ve isminin “Adra-Mudra” olduğu tezi de ileri sürülmektedir.

Kalkolitik dönemden başlayarak, Helen, Roma ve Bizans dönemlerinde yani çok uzun bir tarih sürecinde varlığını sürdüren Adramytteion şehrindeki arkeolojik kazı çalışmaları Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Murat Özgen danışmanlığında sürdürülmektedir. 2012 yılından beri sürdürülen kazılar Bergaz Tepe, Ören Meydanı ve Antik Liman olmak üzere üç ayrı noktada yoğunlaşmaktadır. Bergaz Tepe’de yapılan sondaj çalışmaları sonucunda, tepede Bizans Dönemi’nden tarih öncesi döneme kadar uzanan kültür katlarını içeren nitelikte bir tabakalaşma olduğu anlaşılmıştır. Kazılarda ortaya çıkarılan Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemine ait mimari parçaların yerinde sergilenmesi amacıyla Burhaniye Belediyesi sponsorluğunda yapılması planlanan Ören Arkeoloji Parkı bölgenin kültür turizmine canlılık getirecek, geç de olsa önemli bir arkeolojik alan hak ettiği değere kavuşacaktır.

https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/balikesir/gezilecekyer/adramytteion-antik-kenti

İlk grup gezisini bitirdikten sonra Özlem’i koluma takıp antik kentini dolaşmaya çıktık. Yaklaşık 1 ila 1.5 metre toprak kazılarak duvar kalıntıları ortaya çıkarılmış. Özlem’e gördüklerimi tek tek betimliyorum.

IMG_20210810_154059

Artık gövdeleri iyice kalınlaşmış meşe ağaçları toprak arazide dağınık ama çoğu yeri gölgede bırakmış. Toprak üzerinde kimi kalıntıların kalan kısmı görünüyor. Henüz kazılmamış, gün ışığına çıkacağı günleri bekliyor. Kim bilir toprak altında neler var.

IMG_20210810_160459

Kilise kalıntılarına geldik. Toprak altında kalan yerleri duruyor, orası da kazılıp ortaya çıkmış. Sadece Binanın temelleri var. Kilisenin kısa duvarları yarım daire olarak dışa taşırılmış.

IMG_20210810_160517

Karşı tarafta daha geniş bir yarım daire duvar, duvarlar yaklaşık bir metre genişliğinde. Üzerinde Özlem ile yürüyoruz rahatça. Bir taraftan da betimliyorum.

IMG_20210810_160520

Kilise iç kısımların çoğu yeri kazılmış. Bir kısmı da kazılmayı bekliyor

IMG_20210810_160525

Başka bir alanda su sarnıç yapısı kazılıyor. Üzerine demirden çatı yapılmış. Hem güneşten hem de yağmurdan korunmak için. Sarnıç duvarları yuvarlak olarak örülmüş.

IMG_20210810_160555

Ören antik kentini dolaşırken Muhlis Dilmaç ile telefonla konuşuyorum. Akşam üzeri tandem bisikletleri almaya gelecek araba ile. Muhlis’e römorkun Zeytinli de itfaiye yerinde olduğunu, bizlerin de Ören de kamp attığımızı belirttim. Ören antik kentini bitirip kamp alanına geldik. İlk önce su hortumundan duşumu alıyorum. Sonrasında çadırımı ve eşyalarımı toplayıp çantalarıma yerleştirdim. Muhlis’e konum atıyorum. Konum yolunu biraz karıştırınca yola çıkıp bir daha konum atınca beni buldu. Araba arkasına römork takılı halde kamp alanına kadar girdi. Beraberinde bisikletçi arkadaşımız Billur Dulkadir’i getirmiş. Bu arada akşam yemeği geldi. İlk önce yemeğimizi yedik birlikte. Yemekten sonra römorkun arka stop lambasının çalışmadığını söyledi Muhlis. Ben de takımları çıkarıp lambayı değiştirmeye başladım. Hava karardığından çalıştığım yeri görebilmem için ışık gerek. Cep telefonumu Özlem’e verip ışığını açtım. Özlemi yanıma, bana ışık tutacak biçimde sandalyeye oturtup ışığı tutmasını sağladım. Arızalı olan lambayı söküp yenisini taktım yerine. Kablo renkleri birbirini tutmayınca deneme yanılma yöntemi ile kabloları bağladım. Sadece park lambaları çalışmadı. Lambaların çalışmasını sağlamaya çalışırken Billur bizi çekiyor cep telefonu ile. Solda sandalyeye oturmuş Özlem, elinde cep telefonunu tutarak bana ışık sağlıyor. Ben yere çömelmiş kabloları bağlarken. Kırmızı stop lamba ışığı yanıyor bu arada.

WhatsApp Image 2021-09-21 at 11.26.24

En sonunda bağladığım kabloları izole bantla sarıp işimi bitirdim. Billur bizi biraz daha uzaktan çekiyor. Römork kasasının köşesi, Özlem sandalyede oturmuş, ben çömelmiş durumda. Ben lamba ile uğraşırken bu arada arkadaşlar tandem bisikletleri yüklediler römorkun içine.

WhatsApp Image 2021-09-21 at 11.26.26 (1)

Bu akşam müzikli eğlence var restoranın diğer yanında. Kamptaki bütün arkadaşlar oraya gidip eğlenirken ben lamba işiyle uğraştım. Özlem de yanımda kaldı benimle birlikte. Özlem fazla gürültülü müzik ortamında bulunmak istemiyor. Nedeni ise keman çalmaya alışmış hassas kulaklarının zarar görmemesi. Yanımda kalması benim de işime yaradı. Bana çalışırken ışık tutacak birisi gerekti. Özlem de bıkmadan bana ışık tuttu. Zaten ilham perilerimden biri, bir de ışık tutarak iyice içim aydınlandı. Yola çıkmadan önce müzik olan yerde dans eden arkadaşların yanına gittim. Gerçekten çok fazla gürültülü müzik var. Özlem haklıymış gelmemekle. Arkadaşlarla tek tek vedalaştım. Vedalaşırken birbirimizin sesini duymakta zorlandık müzik gürültüsü yüzünden. Arkadaşlarla vedalaşıp römorkun yanına geldim. Burada tek kalan Özlem ile de vedalaşıyorum. Kemanının sesini dinleyemedik ama bana söz verdi keman çalmaya. Bakalım ne zaman keman çalışını dinleyeceğim.

Arabaya binip yola çıktık. Römork arkada bizi takip ediyor. Arkada yanmayan park lambasının olduğu yere fosforlu bant yapıştırdık. Arkadaki arabanın farları vurunca fosfor aydınlanacak. Gecenin karanlığında yol alıyoruz. Bir benzinlikte mola verdik. Burada mazot aldık arabaya. Aynı yerde çay içip atıştırmalık bir şeyler yiyerek biraz dinlendik. Yola devam edip Karşıyaka da Billur’u bıraktık. Körfezi dolanıp tandem bisikletleri koyacağımız kent ormanındaki konteynıra vardık. İçeri girip tandemleri konteynıra yerleştirdik. Benim bisikletimi çıkardım dışarıya. Çantalarımı bisikletim KUZ a yükledim. Özlemişim KUZ’u. Muhlis evine gitti, ben de evin yolunu tuttum gecenin karanlığında. Eve saat 01:00 civarı varıp yattım.

Artık vücut iyice alıştı erken kalkmaya. Gün ağarır ağarmaz uyanıyorum yattığım yerden. Sabah kahvemi pişirip balkona geldiğimde kumrular beni görünce  gelip bayrak direğine kondular. Hemen bir avuç buğday alıp masaya bıraktım. Kahve ve bardakta soğuk su masada duruyor. Kumrular buğdayları yemek için masaya gelip yemeğe başladılar. Ben de kahvemi içiyorum bir yandan. İlham perilerim sanki karşımda buğdayları yiyen kumruların içinde. Yazacağım roman kahramanları geldi aklıma, karşımdalar.

“Biri Çiğdem, Biri Nergiz”

IMG_20210811_073228

Böylece bir turun sonuna gelmiş bulunuyoruz. Çok güzel bir tur oldu, Eşpedal ile yaptığım ikinci tur. Yeni arkadaşlarla tanıştım. Uzun süredir görmediğim arkadaşlarla tekrar görmenin sevinci içimde hala. Kör arkadaşlarla çok güzel anlarımız oldu. Onlardan çok şeyler öğrendim yine. Ben de elimden geldiği kadar tecrübelerimle onlara yardım ettim. En olumlu şey de ilham perilerin bana gelip yazacağım romanı kafama yerleştirmeleri.

Artık yeni ufuklara yelken açmanın zamanı geldi

Yeni yazı dizisinde buluşmak dileği ile

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 35 Kilometre civarı.

Yaptığımız yolun haritası aşağıda

Powered by Wikiloc

Eşpedal Bisiklet Turu 8. Gün

9 Ağustos 2021 Pazartesi

Ören – Şarköy – Hisarköy – Pelitköy – Ören

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

vuruldumsa gözlerinin gül bahçesine

yürek çizen şimşeklerse kaçamak bakışları

işte buna sevmek derler dedimse

çattımsa acıların en güzeline

yedirdimse uykuları o tatlı kuşa

benim olsun demedim ki

Hasan Hüseyin

 

Öne çıkmış olan görsel, tandem bisiklet üstünde ben ve copilotum Özlem. Asfaltta tandemi sürerken Şevket bizi çekiyor. Arkada ikişer katlı bahçeli evler. Evlerin panjurlarının hepsi kapalı. Benim üzerimde yeşil, beyaz, mavi renkli forma, kısa pantolon, ayağımda terlik. Başımda gri şapka var. Özlem’in başında beyaz kask, üzerinde kırmızı tişört, siyah tayt ve pembe renkli terlik giymiş. Gölgemiz asfalta vurmuş diğer tarafa.

5160a119-219b-43ab-8787-c68ee69dac0c

İyi bir uykunun getirdiği dinlenme nedeni ile sabahın köründe uyanıyorum. Hava karanlık, saat Sabahın beşi. Kazların bağrışmaları ve serçelerin cıvıldaşmaları haricinde çıt yok ortalıkta. Herkes en güzel uykusunu uyuduğu zamanlar. Gün ağarmadan önceki saatler. İnsanın derin uykudaki zaman bitmiş, vücut kendini toparlamış. Güneşin doğmasına yakın artık rüya zamanı başlıyor. İnsana uzun gelse de aslında bir kaç saniye süren rüyalar sürekli değişmekte, insanın ruh haline göre, yaşadıkları olaylar, bilinçaltına atılan korkular, bastırılmış duygular burada rüya olarak karşımıza çıkar. Gördüğümüz rüyalar mantıksız biçimde gelişir ve istenmedik şekilde biter, diğer rüya başlar. Kimisi mutlu bir şekilde doğada, sevdiği ile birlikte, karşı cinsle temasta geçen olayları görür. Kimisinde bilinçaltındaki korkular ortaya çıkar ve kabuslar görür. Ya bir yerden uçuruma düşer, ya bir katil kovalar, sürekli kaçmak zorunda kalır, kimisi ölür, öldürür, istediği yere bir türlü ulaşamaz. Karabasanlar rüyanın içine çöker, sürekli korku içinde rüyalar görünür. Bazen de nefes nefese uyanır korkuyla. Kendisine bir şey olmamış olduğunu görünce şükreder yaşadığına. Sonra pek uyumak istemez tekrar kabus görmemek için. Ben çok uzun zamandır kabus görmedim, karşı cinsle temasım olmadı. Sürekli yenilikler içinde geçen rüyalar görürüm. Belki de bu yapacaklarım, yapmak istediklerim ve yaptıklarımı becerebildiğim için olabilir. Hiç bir şeyi olmayacakmış gibi düşünmem. Hayal etiklerimin hepsini yerine getirmem nedeniyle iyi ve güzel rüyalar görürüm. Bir de anı yaşarım. Aslında bu beynimizdeki nöronların meydana getirdiği elektrik alanı tüm beyni tarayıp resetlemesini sağlar. Bir çeşit kendini onarıp yeniler. İnsan uyurken organların işleyişi yavaşlar ve kendini onarır. Beyin ise hiç durmadığından kendine pek süre ayıramaz. Anca uyku zamanında kendini rüyalarla onarır. Rüyada geçen zaman yarı uyanık, yarı uykudur. Bu yüzden etraftaki olan olaylar, duyulan sesler rüyalarımızın seyrini değiştirebilir.

Uyandıktan sonra bir daha uyku tutmadı bu düşüncelerden dolayı. Çadırımdan çıkıp tuvalete giderek işimi hallettim henüz kimse kalkmadan. Kahve takımlarımı çıkarıp kahve pişirmeye başladım. Tam Güneş doğduğu zamana getirdim kahve pişmesini. Güneş ufuktan doğmaya başladı. Tamamen çıkınca ağaçların ardından parlak ışıkları ile birlikte çekiyorum. Güneşin ilk ışıkları kamp alanındaki çadırların üzerine vurmaya başladı.

IMG_20210809_063723

Kahvem pişince Güneşi izleyerek içmeye başladım. İnsanın özel anları olmalı, işte o anlardan birisi!; “Güneş doğarken kahvemi içmek.” Ben de o anı yaşıyorum. Güneşin ilk ışıkları çadırlara vuruyor, henüz kimse uyanmamış. Logolu kahve fincanım tahta piknik masasının üzerinde. Logo tasarımı şöyle; Bisiklet tekerleği, sapı tekerleğin göbeğinde olan siyah tüy, uç kısmı beyaz renkte. Sağda kahve cezvesi. Altında Urim Baba’nın Kahvesi yazıyor. Bu logonun patenti alınmıştır.

IMG_20210809_065018

Kahvemi içtikten sonra henüz kimse ortalıkta yokken pankartlarımızın resmini çekeyim dedim. Pankartlarımızdan birisinde; “Algılardaki engellilik ile engelsiz yaşam arasındaki mesafeyi pedallıyoruz!” Sağda ise Eşpedal’ın logosu var. Tandeme iki bisikletçi figürü binmiş, öndeki mavi, arkadaki yeşil renkte. Altında da Eşpedal yazılmış. Bu pankart enlemesine.

IMG_20210809_070356

Diklemesine olan pankartta ise; Yol, etraf yeşil, ufukta mavi denizi ve yeşil karaları olan Dünya. Dünyanın üzerinde “Yeşile çevir” yazısı var. Altta da ” Daha erişilebilir bir kent” yazılmış.

IMG_20210809_070403

Daha küçük, enlemesine pankartta da; Yol, yeşil çevre ve dünya aynı yapılmış. Yolda tandeme binmiş Erkek pilot, kadın copilot. Dünya üzerinde “Yeşile Çevir” yazılmış. Altta, “Yeşile çevir, Doğayı koru” yazılmış.

IMG_20210809_070423

Herkes uyandı, hazırlıklarını yaptı. Bu gün Özlem ile birlikte tandem süreceğiz. Özlem hazır olunca “Hadi gir bakalım koluma, artık birlikteyiz” diyerek kahvaltıya götürüyorum. Kahvaltıyı kafeteryadan alıp masalarında yapıyoruz hep birlikte. Kahvaltılıklar çeşitli ve bol. Çaylar da bol olunca iyi bir kahvaltı yaptık. Daha önce bu kadar bol çay içmemiştik. Hele Havran da neredeyse sabah kahvaltısında hiç içmemiştik. Kahvaltı bitimi tandem bisikletleri hazırladık. Ben 5  numaralı bisikleti aldım. Bu gün Songül başkası ile binecek. Koluma taktığım Özlem ile bisikletin selesini ayarladık binmeden önce. Herkes hazır olunca yola çıktık. Özlem iyi bir sürücü ve kuvvetli. Kuvvetli olmasının nedeni neredeyse bir aydır yollarda. Arkadaşları ile birlikte tur yapıyorlardı. Karadeniz ve doğu Anadolu da tandemle dolaşıyorlardı. Özlem bize katılacağından turunu yarıda bitirip uçakla İzmir’e, oradan Edremit’e gelerek aramıza katıldı. Bacakları iyice güçlenmiş ve uyumlu pedal basıyor. Hatta bazen ben pedal çevirmeyi bırakıp Özlem pedala basarak bisikleti götürüyor. Özlemin arkamda olduğunu hissetmiyorum bile. Özlem fazla kilolu değil, minyon tipi, ufacık tefecik birisi. Kuş gibi hafif. Tıpkı sesi gibi. Konuşması, sesi çok tatlı ve anlaşılır. Onu dinlerken huzur buluyorum desem yeridir. Özlem ile daha önceki yıllarda, Didim festivalinde tanımıştım. O zaman kemanı yanındaydı ve bizlere kemanın tatlı melodisini dinlettirmişti. Tıpkı sesi gibi tatlı nağmeleri kulaklarımıza fısıldıyordu kemanın sesi ile. Hatta sabah kahvesinde kahve içerken isteğimi kırmayıp bana özel keman çalmıştı. O zamana kadar sabah kahvemi keman sesi ile içmemiştim. O sabah ruhum iki kere dolmuştu.

Tandem sürerken Şevket Kaplan bizi çekmiş bir poz. Benim üzerimde, yeşil, beyaz, mavi Eşpedal forması, altımda kısa pantolon, ayağımda terlik, başımda şapka. Özlemin üzerinde ise; beyaz kask, kırmızı tişört, altında siyah tayt, ayağında pembe terlikler. Gölgemiz asfalta vurmuş diğer tarafa. Arkada ikişer katlı, tüm panjurları kapalı bahçeli evler. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

5160a119-219b-43ab-8787-c68ee69dac0c

Tandem sürüp resim çekemediğim için durduğumuz yere gelince resim çekmeye başladım. İlk önce Burhaniye, oradan Hisarköy’e vardık. Köyün içine tandem bisikletleri park edip Köye adını veren Hisar kalıntılarının olduğu tepeye doğru yürümeye başladık. Önümüzde yürüyenler var. Her pilot, koluna taktığı copilotu götürüyor. Benim kolumda da Dünyanın en güzel kızı Özlem var. Birlikte yürüyoruz önde gidenlerin peşinden.

IMG_20210809_113535

Hisarköy Kült Anıtı : Köyün yanındaki Asar Tepe üzerinde Bizans kalesi sur kalıntıları ardında kalan merkezi konumda yer alan kayadan oyma çeşitli bölümlerle en uçta yer alan taht ve altar düzenlemeleri ve basamaklar gösteren tipik bir sunaktır. Dedekaya üzerinde olduğu gibi burada da bazı astronomik oluşumlara uygun düşen düzenlemelerin olduğu fark edilmektedir. Oyularak düzenlenmiş kaya bloğu ardında yer alan sarnıç ve mağara da tam anlamıyla Ana Tanrıça ve bağıntılı tapınımlara bağlanan karakteriyle dikkat çekmektedir. Arazideki çalışmalarda bulunan keramikler ışığında bu sunak alanının önce sunak ve daha sonra kale olarak, Demir Çağı sürecinden başlayarak Bizans süreci sonlarına kadar kullanıldığı ve Hellenistik Dönemde de önem kazandığı anlaşılmaktadır.

https://www.tuvart.net/forum/prof-dr-engin-beksac/tarihin-isiginda-burhaniye-kaya-sunaklari-kaya-anitlari-ve-kult-merkezleri-prof-dr-engin-beksac

Epey dik bir yerde olan yere güçlükle çıktık. Özlem kolumda, dikkatlice, basacağı yeri kontrol ederek yavaş adımlarla yürüdük. İlk hisar kalıntısına geldiğimizde bizden önce çıkanların hisar gölgesinde dinlendiklerini gördüm. Hava sıcak mı sıcak, üstüne zorlu bir çıkış. Tepeye varınca gölge bir yer arıyor insan. O da Hisarın gölgesi. Çünkü başka bir gölgelik ağaç ya da yapı yok.

Hisar yapısı iyice yıpranmış dış kısımlarında düzensiz taşlarla örülmüş kalıntıları kule şeklinde ayakta duruyor.

IMG_20210809_124911

Hisar köyden epeyce yüksekte. Buradan köyün evleri küçük görünüyor. Aşağıda tarlalar ve zeytin ağaçları dağlara kadar gidiyor.

IMG_20210809_125052

Sunak olarak kullanılan kayalıklara geldik, arka kısımdan rahatça çıkılacak biçimde belli belirsiz basamaklardan çıkıyoruz. Tepedeki düzlükte küçük bir mağara deliği var. Orayı çekiyorum.

IMG_20210809_125634

Özlemi öylece, kımıldamadan beni beklemesini söyledim. Mağaranın yanına kadar indim. Dar bir deliği olan mağaranın etrafında yapı kalıntıları var.

IMG_20210809_125716

Eskilerde tanrılara kurban verilen kayanın üzerinde poz veriyoruz Şevket Kaplan’a. Özlem kolumu tutuyor, ikimizin de saçları salınık. Benim saçlarım Özlem’in saçlarından daha uzun. Özlem’in boş elinde su şişesi, benim elimde şapka var.

91b8a271-fefe-46ac-9457-608fc7f0c6aa

Rehber bizlere buralar hakkında bilgiler aktarırken kayaya oturduk Özlem ile birlikte. Anlatılanları dinliyoruz. Dinlerken önümdeki dikenli çalıda gözüme bir hareket ilişti. Dikkatli bakınca, çalının içinde peygamber devesi ön kıskaçları ile çekirgeyi tutmuş çatur çutur yediğini gördüm. Avını kıskaçları ile sıkıca tutmuş çekirgenin üçte biri yok. Bu durumu ben görebiliyorum ama yanımda olan Özlem göremiyor. Özlem’e peygamber devesini, kıskaçlarıyla tuttuğu çekirgeyi yediğini anlattın. Elini çalının üzerine getirip az aşağıda peygamber devesinin öğle yemeğini yediğini betimledim. Özlem de ilk defa betimlenenleri duyduğunu, daha önce hiç görmediğini şaşkınlıkla anlattı. Diğer arkadaşların bu olayı görmediklerini biliyorum.

IMG_20210809_130211

Özlem ile yan yana otururken Şevket Kaplan bizi çekiyor. İkimizin başında şapka var, bizi Güneşten koruyor. Özlem yanımda, kolumu omuzuna atmış durumundayım.

IMG_20210809_130936

Anlatılanları dinledik, bitince aşağıya inmeye başladık dikkatlice. Çıkmak daha kolay inmekten. İnerken daha uzun zamanda iniyoruz. Her pilot copilotu kolundan tutup indiriyor dik yamaçtan.

IMG_20210809_131143

Köye inip tandem bisikletleri aldık. Birlikte yola çıktık. Geldiğimiz yoldan değil de tepenin etrafını dönen yoldan giderek daha önce geçtiğimiz Şahinler köyüne geldik. Öğle yemeğini burada yedik. Yemekten sonra Özlem’i koluma takıp tarihi camiyi görmeye götürdüm. Caminin girişindeki tabelaya cami tarihinin kısa bir yazısı yazılmış. Tabelada yazan;

Şahinler Köyü Camii

Cami girişindeki Osmanlıca kitabeye göre cami yapımı, 1891 – 1902 yılları arasında Burhaniye kaymakamlığı yapmış olan Hasan Tahsin bey’in öncülük etmesiyle Hicri 1314 (Miladi 1895) yılında tamamlanmıştır.

Üzeri dört yöne meyilli kırma çatıyla örtülmüş ve alaturka kiremitle kaplanmış olmasına karşın, içeriden yalancı kubbelere sahiptir. Eski hat örnekleri pek bulunmayan, buna karşın köydeki manzaralar, Rezelli değirmeni, köy mezarlığı ile çeşitli doğa ve meyve frekslerinin yer aldığı iç duvarları ve kubbeleri ile Türk – İslam aleminde çok ayrı özellikte bir camidir.

Altında daha kısa İngilizce yazılmış metin var.

IMG_20210809_145613

Caminin solundaki minareyi tamamı ile kadraja sığdırıyorum. Yerden 3.5 metre kadar olan temeli kesme taştan kare biçiminde yapılmış. Üzerinde silindir şeklinde pişmiş tuğla örülerek yapılmış. Ezan okunan şerefesi tuğladan balkon şeklinde. Sonrası külahı da dahil tuğla ile örülü. En tepesinde alem ve yıldırımsavar takılı.

IMG_20210809_145632

Namaz zamanı olmadığı için içeriye ayakkabıları çıkarıp giriyoruz. Tüm duvarlar yeşil renk hakim olarak çeşitli şekiller, manzaralar, meyve ve çiçek resimleri ile bezenmiş. İmamın vaaz verdiği minber. Girişi yeşil perde ile kapalı, merdivenler yukarıya küçük bir sütunlu yapıya çıkıyor. Buranın kapısında da yeşil perde ile kapatılmış.

IMG_20210809_145700

Diğer duvarları ve İmamın namaz kıldırdığı girintiyi çekiyorum Girinti olan yerin etrafı yeşil renkli led ışıkları ile aydınlatılmış.

IMG_20210809_145713

Duvarlarda olduğu gibi tavandaki yalancı kubbe ve diğer yerler desenlerle boyanıp süslenmiş. Kubbenin ortasındaki kancaya bağlı avize çubuğu aşağıya kadar sarkmış.

IMG_20210809_145719

Diğer kubbeyi de alttan çekiyorum Burası da boyanıp süslenmiş.

IMG_20210809_145731

İmamın namaz kıldırdığı girinti, üst tarafında, içte yeşil, önde kırmızı perde olarak boyanmış. Perdeler yanlardan bağlanmış biçimde

IMG_20210809_145747

İçerilerin resmini çektikten sonra dışarıdaki cami avlusunda tulumbaya geldik. Tulumbadan su çekerek elimizi, yüzümüzü, ayaklarımızı dizlerimize kadar yıkayıp serinledik. Bu sıcakta iyi oldu. Şapkamı da tamamen ıslatıp başıma takıyorum. Kenarlarından sular akarak biraz daha serinlememi sağladık. Özlem de aynısını yaptı. Özlem’e tulumbayı elleri ile dokundurarak yapısını inceletiyorum. Aynı zamanda tulumbanın çalışma prensibini anlatıyorum.

IMG_20210809_145827

Köyün tarihinin eski oluşu mezarlığından belli olur. Mezarlıktaki serviler uzun ve kalın gövdeli. Mezar taşları da kaya parçalarından yapılmış. Mezarlık düz ve hiç mermer mezar yok, sadece mezar taşı var.

IMG_20210809_153136

Köyden aşağıya indik hızlıca. Pelitköy’de kendilerine cafe ismi takmış manzaralı bir yerde mola verdik. Arkadaşın birisi 3 tane çaya 9 Lira verdiğini duyunca çay paralarına itiraz ettik. Bu kadar pahalı niye satıyorsunuz dedik. Örenli arkadaşlar işletmeci ile konuşup fiyatları yarıya indirince birer çay içiyoruz. Çaylar içildikten sonra dışarıda toplaşıp resim çekiliyoruz manzara eşliğinde. Aşağıda Edremit körfezi görünüyor. Arkadaşları ben çekiyorum cep telefonum ile. Sonra da kareye ben giriyorum. Pankartımızı da açmış bulunuyoruz.

IMG_20210809_164955

Fazla geç olmadan kamp alanına geldik. Su donları ve havluları alıp yürüyerek deniz kıyısına vardık. Denizi pek sevmemiştim ve topuğuma batan deniz kestanesinin dikenleri hala duruyor. O yüzden bu kez havuza girmeye karar verdik. Soyunma odalarında su donlarımızı giyip havuza daldık. Mavi fayans döşeli havuz tertemiz, taş, kum, deniz kestanesi yok, rahatız. Havuzun içinde Özlem, ben ve arkamda omuzlarımı tutan Deniz Kel poz veriyoruz Şevket Kaplan’a. Benim cep telefonum ile çekiyor. Suyun rengi masmavi.

ad5f3571-3c2a-4f7c-8471-e20bec7ec460

Şevket Kaplan’a bizleri havuza atlarken çekmesini söylüyorum. Nasıl çekeceğini de anlattım. Sürekli basılı tutulursa 40 tane resmi sürekli çekiyor. İlk önce Saldıray Altındağ atlamaya hazırlandı. 40 resimden sadece 2 tanesini koyuyorum. Saldıray kollarını iki yana açarak geriliyor. Yanında da ben varım.

IMG_20210809_180903_1CS

Gerildikten sonra ileri fırlayıp atlıyor havuza doğru. Elleri önde ve ileride birleşik, hala suya değmeden havada öylece duruyor Saldıray. Kör olmasına rağmen balıklama atlamasını gayet güzel yaptı.

IMG_20210809_180903_12CS

Saldıray havuza daldıktan sonra sıra bana geldi. Ben de kollarımı arkaya atıp geriliyorum kuvvet kazanmak için.

IMG_20210809_180913_3CS

Kolları sallayıp zıplıyorum havaya doğru. Ellerim ileride birleşik durumda.

IMG_20210809_180913_6CS

İyice havaya yükselip U biçiminde havuza paralel havada asılı kalıyorum bir süre.

IMG_20210809_180913_7CS

Sonra suya doğru yaklaşıyorum parmak uçlarımla. Nereyse suya değecek kadar.

IMG_20210809_180913_9CS

Sonra hızlıca suyun içine dalıyorum. Benden sonra Ceyhan hazırlanıyor. Ceyhan’ın arkası dönük havuza, ters takla atlayacak havuza.

IMG_20210809_181058_1CS

Havuzun kenarında ayakları ile yaylanıyor.

IMG_20210809_181103_1CS

Sonra havuza doğru tersine fırlıyor.

IMG_20210809_181103_4CS

Başlıyor ters takla atmaya. Havada asılı kalıyor Ceyhan.

IMG_20210809_181103_5CS

Elleri suyun içinde. Başı da suya değmiş durumda dalıyor havuza.

IMG_20210809_181103_7CS

Havuzda yeterince yüzüp eğlendik. Kurulanıp elbiseleri giydikten sonra yürüyerek kamp alanına geldik. Saçlarım havuzun klorlu suyunda tertemiz oldu. Pınar Öğretmen saçlarımı örmek isteyince olur diyerek örmesine izin verdim. Pınar da benim ve Özlem’in saçlarını ördü. Kendi saçlarını da örünce sandalyelere oturarak örülmüş saçlarımızın resmini çektirdik Şevket Kaplan’a. Solda Özlem, ortada Pınar, sağda ben arkamız dönük, gölgedeyiz. Karşımızda Güneş altında Baattin ve Hamide Turan oturuyor.

aae17662-524a-476e-ae64-812f7b7beb99

Akşam yemeğinde Burhaniye be bisikletçi olan ve bizlere destek olan Metin Yörük köpeğini getiriyor kamp alanına. Köpek iri bir rotvayder. Kalın ipini tutup seviyorum biraz. Akıllı köpek kendini sevdiriyor. Özlemişim köpek sevmesini. Aynı cins köpek bizde de vardı. Bir kaç yıl evvel öldü ve çok üzülmüştük. Köpeğin yanına çömelip birlikte poz veriyoruz kameraya.

IMG_20210809_200252

Akşam yemeğini hep birlikte neşe içinde yiyoruz. Yemekler bol ve doyurucu. Kamp alanına henüz Güneş vuruyor. Okaliptus ağaçları gölgelik ediyor bizler yemek yerken. İki sıra masalar tamamen dolu. Resmi Baattin Şimşek çekiyor.

e8c153bc-31c2-4170-9564-60be23529a09

Ören bisikletçilerini oluşturan Veloadra bisikletçileri bizleri akşam turuna çıkardı. Kıyıdan, İskele mahallesi, Kum burnuna kadar gittik. Kıyı düz değil, sürekli in çık yapıyoruz. Deniz kıyısında kafede çay, soda içerek Ağustosun sıcak gecelerinde serinliyoruz birazcık. Dönüş yolunda bir kaç kez zincir atması yaşasak ta çabucak hallediyoruz. Ören merkezdeki meydanda hep birlikte parktaki ışıklar altında resim çekiliyoruz. Arkamızda kanatlı at Pegasus heykeli şahlanmış.

IMG_20210810_004055

Gece 12 den sonra kamp alanına geldik. İyice yorulmuşuz ve hemen çadırıma girip yatıyorum.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 43 + 22 = 65 Kilometre civarı.

Yaptığımız yolun haritası aşağıda

Powered by Wikiloc
 Akşam turu

Powered by Wikiloc

Eşpedal Bisiklet Turu 7. Gün

8 Ağustos 2021 Pazar

Havran – Dutluca – Ören

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

oysa sokak bekliyor

işim başımdan aşkın

kalkacak trene yetişmeliyim

savaşı durdurmalı açlığı  yenmeliyim

ağlayanı güldürmeli acıyı dindirmeliyim

artık bir son vermeliyim kölelik ağrısına

sevdiğimin güllerini özgürce öpmeliyim

işim de öyle çok ki

Hasan Hüseyin

 

Öne çıkmış olan görsel, İki yanda kayalık, ortası alçak ve oyuk bir kaya parçası.

IMG_20210808_131047

Her sabah uyandığım gibi Güneş doğmadan uyandım erkenden. Kalktıktan sonra zaman geçirmeden eşyaları topladım. Ardından çadırı söküp çantaya yerleştirdim. Yola çıkmaya hazırım. Palmiye ağacının dibine çantalarım duruyor hazır olarak. Henüz benim gibi eşyasını toplamış olan kimse yok.

IMG_20210808_065959

Zaman fazla geçmeden diğer arkadaşlar uyanıp toplanmaya başladılar eşyalarını ve çadırlarını. Baattin Şimşek beyaz bezden diktirdiği cepli askısını bana gösteriyor. Her gözde bir eşya var, bunlar temizlik şişeleri, diş macunu, fırçası bir de tarak. Saçlarını modelli kestirip uzatıyor. Saçları taramak için tarak lazım, o da var. Askısından tutup bana gösteriyor cepli torbasını.

IMG_20210808_065946

İşim bitince çay kenarındaki çardağa gelip kahve pişirmeye başladım. Rüzgarlık içinde ocağım. Üzerinde kahve dolu cezve.

IMG_20210808_070024

Tam zamanında kahve pişiyor. Güneş doğarken fincanımı kaldırıp Güneşin doğuşunu izliyorum yudum yudum. Masanın üzerinde logolu kahve fincanım, arkada çam ağacı ve Güneş doğmak üzere.

IMG_20210808_070309

Kahvemi içtikten sonra arkadaşların yardımına gittim. Songül eşyalarını toplamış çantalarına. Çadırının içindeki çer çöpü dökmek için çadırın tepesinden tutup ters olarak yukarıya kaldırıyoruz birlikte. Çadırı silkeleyip içindekileri boşaltıyoruz. Songül ile birlikte çadırı tutmuş silkelerken.

IMG_20210808_073113

Sabah kahvaltısını birlikte yapıyoruz. Eşyaları ve çantaları minibüse yükledik. Bu gün turdan sonra Ören tarafına gideceğiz. Ben sadece bir çanta alıp bagaja taktım. Pompa da yanımda. Songül ile birlikte biraz yokuşu, bazı yerleri sert olan Dutluca köyüne geldik. Köyün girişinde, okulun önündeyiz. Burada bisikletin yanında Songül ve ben poz veriyoruz kameraya. Arkamızda sarı fayans döşeli çeşme, okul duvarı, bahçe ve pembe badanalı okul binaları. Songül’ün başında kask, benim başımda şapka var.

IMG_20210808_121225

Baattin ve copilotu Orhan ile aynı manzarada çekiyorum ikisini birlikte.

IMG_20210808_121249

Biraz daha yukarı çıkıp teraslı kahveye geldik. Masalara oturduk, çaylar, sodalar, kahveler içildi. Arkamız manzaralı, kenarda oturmuşuz, solumda Burcu, sağımda Songül var.

IMG_20210808_122847

Buraya gelişimizin nedeni delikli kaya. Delikli kayanın olduğu yere yürüyerek gidiyoruz. İki yanda kayalık tepe, ortası alçak ve delikli kaya burada yuvarlak olarak duruyor. Arkadaşlar delikli kayaya doru tırmanışa geçtiler. Buraya deliktaş diyorlar

IMG_20210808_125407

Ben de Songül’ü koluma takıp dikkatli biçimde delikli kayaya çıkıp indik. Delikli kayayı doğal ve insansız çekmek için epeyce bekledim. Sonunda ortalarda kimse olmayınca kayaları ve delikli kayayı doğal olarak çekiyorum bir poz. İki yanda yüksek kayalık. Tam ortada alçak olan yerde, doğal olarak oluşmuş bir insan boyunda delik var.

Deliktaş ve Dutluca Girişindeki Yontma Kaya Düzenlemeler : Dutluca köyünün hemen yanında ve kuzey tarafında yer alan ve günümüzde de kutsal hususiyetlerini koruduğu fark edilen bir doğal oluşuma insan eliyle yapılan düzenlemelerle oluşturulduğu fark edilen bir kaya oyma düzenlemesidir. Kayanın ortasında kalan kemer biçimi oluşumun içinde kalan açıklık kuzey kuzeydoğu göğünü tarayacak bir nitelik sergilemektedir. Deliktaş’a ulaşım köy yolu çevresinde, Dutluca köyünde hızla yok olmakta olan bazı depo ve köy evlerinin mimarisi de bölgenin çok erken süreçlere kadar giden mimari özelliklerini de ortaya koyacak özellikler sergilemesi açısından önemlidir. Köyde yaşayan bazı yaşlılar ve çocuklardan derlenen bilgiler ışığında Deliktaş‘ın çok erken kültistik oluşumlarla ve özellikle, Ana Tanrıça tapınımıyla ilişkili bazı özelliklerini korumakta olduğu anlaşılmaktadır. Dutluca ‘ya ulaşan yolun kuzey tarafında ve yol kenarındaki kayalıklar üzerinde de bazı kaya yontma oluşumlara rastlanmakta oluşu bölgenin kaya anıtları açısından ilginç çağrışımlar yapmaktadır.

https://www.tuvart.net/forum/prof-dr-engin-beksac/tarihin-isiginda-burhaniye-kaya-sunaklari-kaya-anitlari-ve-kult-merkezleri-prof-dr-engin-beksac

Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum

IMG_20210808_131045

Delikli taştan aşağı inerken Songül’ü Havran ova manzaralı resim çekiyorum. Yerde sararmış otlar görünüyor.

IMG_20210808_131311

Çıktığımız yokuşu hızlıca inip sola döndük, İlk önce Burhaniye kasabasına geldik. Burada fazla durmayıp yolumuza devam ettik. Bu akşam kamp yapacağımız yer Ören tarafında belediyeye ait Ayaklı piknik alanı. Bize ayrılan yere çadırları kurup yerleştik. Daha önce de burada kamp kurmuştuk Eşpedal derneği ile birlikte. Bu kez daha içeride, tuvaletlere daha yakın yerdeyiz. Herkes çadırını kurduktan sonra kör arkadaşların tuvalete kolayca erişebilmeleri için şerit çektik. Bir ucu kampın ortasındaki okaliptus ağacına bağlı, diğer ucu kadınlar tuvaletinde. Sol tarafında erkeklere ait tuvaletlerin. Herkes yerleşti yerine, hava sıcak, denizin tadını çıkarmalı diyerek hazırlanmaya başladık. Su donu ve havlularımızı alıp tandem bisikletle kumsal olan yere geldik. Burada engelli yüzme havuzu da var. Biz havuza değil de denize girmeyi tercih ettik. Uygun bir yere bisikletleri park ettikten sonra deniz kıyısına gelerek nereden gireceğimizi kestirmeye çalıştım. Deniz hafif çalkantılı ve bulanık. Suyun dibi görünmüyor. Denizi de tanımıyorum. Denize girmeye başladık yavaş yavaş. Denizin içi taşlı ve yosunlu. Henüz dalacak derinliğe ulaşmadan sol adımı ileri atıp görünmeyen suya daldırınca topuğum deniz kestanesinin üzerine bastı. Oy oy oy, tam üstüne bastım kestanenin diyerek kendimi bulanık sulara bırakıp yüzmeye başladım. Arkadaşları da uyardım deniz kestanesi var, dikkat edin diye. Neyse ki deniz kestanesi sadece beni buldu, diğer arkadaşlara denk gelmedi. Bir süre açığa doğru yüzdükten sonra topuğuma batmış olan dikenlerin bir kısmını çıkarmaya çalışsam da az kısmını çıkardım. Deniz çalkantılı olduğundan ot yosunlar çok, iyice açıldık yosunlardan kurtulalım diye ama her yerde yosun var. Songül yanımda yüzüyor ve onu yönlendiriyorum. Bir süre yüzüyoruz açıkta. Artık karaya dönelim diyerek girdiğimiz yerden değil de az sol tarafı daha temiz olan yere doğru yüzmeye başladık. Kıyıya iyice yakın olan yerde dibe ayağımı koydum, burası az çakıllı ve kumlu. Sol ayağımın topuğunu yere basmadan çıktım denizden. Oturup dikenleri çıkarmaya çalışsam da artık çok geç. Dikenlerin ucu sivri, arkası geniş olunca çıkmak yerine ileriye doğru hareket ettiğinden derinin içine girmiş durumda. Artık yapacak bir şey yok, topallaya topallaya yürüdük havlu ve terlikleri bıraktığımız yere doğru. Havluların olduğu yere gelinceye kadar kuruduk sayılır. Terlikleri giyince topuğumdaki dikenler fazla rahatsız etmediğinden topallamayı da bıraktım. (Dikenler çıkmadı ve içimde yok olup gittiler) Tandem bisikletlere binerek kamp alanına geldik. Burada çeşmeye taktığımız hortum ile duşumu aldım. Kurulanıp giyindim. Akşam yemeği geldi, hep beraber piknik masalarına oturup yemeğimizi yedik. Yemekler bol ve yeterliydi. Sadece çorba ile doyar insan.

Yemekten sonra Baattin’in bir arkadaşı saz getirdi kamp alanına. Orhan Yeter saz ustası ve güzel çaldığı söyleniyor. Orhan sazı eline alıp akorduna ve sazın yapısını inceledi. Eşiğinin biraz yüksek olduğunu belirtse de çalarken bizler anlamadık. Çünkü ustalıkla çalmaya başladı. Hep birlikte sazın tellerine eşlik ettik. Orhan çaldı, biz söyledik, ben de herkese kahve yaptım. Orhan’ın elinde sazı çalarken bir poz çekiyorum. Masanın üzerinde kahve ocağının rüzgarlığı ve bir tane fincan var.

IMG_20210808_213147

Buralarda oturan Cem aramıza katıldı gitarı ile. Saz ve gitar buluşması ile şarkılar, türküler daha güçlü söylenmeye başladı. Piknik masalarında oturmuş durumda, gecenin karanlığında çekiyorum arkadaşları.

IMG_20210808_231047

Gecenin ilerleye saatlerine kadar çalıp söyledik. Belli bir saatte bitirip sessizliğe büründü kamp alanı. Şarkı söylemek ne kadar güzelse sessizlik te o kadar güzel. İkisi de birbirine uyumlu. Yarın Özlem ile tandem süreceğimden Songül başka biri ile tandem sürecek. Son iki gün değerli kemancım ile bisiklet sürüp tanışacağım. Herkes çadırına çekilirken ben de çadırıma girip sessizliğe daha da girerek ruhumu ve bedenimi dinlenmesi için uyumaya başladım.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 28 Kilometre civarı

Yaptığımız yolun haritası aşağıda

Powered by Wikiloc

Eşpedal Bisiklet Turu 6. Gün

7 Ağustos 2021 Cumartesi

Havran – Kalabak – Havran

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

su gelir akmak ister

akamayan suya vay vaaay

güzel göz bakmak ister

bakamayan göze vay vaaay

orman ölmüş

yel kırık

kana kesmiş çıplak mavi yabanda

gece gelir yakmak ister yüreğim

yürek mi kalmıştır yanacak bende

yakmış beni gözlerin

yakmış da atmış beni

efsane sevdalara

buna yanmak n’eylesin

Hasan Hüseyin

 

Öne çıkmış olan görsel, solda bir kız çocuğu, sağda Songül, salıncağa binmiş sallanıyorlar. İkisi de birbirine bakıyor. Songül’ün başında kask var. Kız çocuğu yeşil giyinmiş, Songül pembe uzunkollu, siyah tayt giyinmiş. Yanda kaydırak var.

IMG_20210807_124541

İyi bir uyku anca çadırda uyunduğunda rahat ediyorum. Her zaman olduğu gibi erkenden, daha Güneş doğmadan uyanıyorum. Günler uzun, geceler kısa olsa da uykuda geçen zaman bana yetiyor. Henüz güneş doğmadı, çadırımdan dışarısını çekiyorum. Yeşil çimenler, dere kenarındaki demir korkuluk, fıstık çam ağaçları ve çardak ilk gördüklerim. Karşı tarafta binalar tek tük.

IMG_20210807_062534

Kahve takımlarımı alıp çardağa yerleşiyorum. Henüz kimse kalkmadığından tek başıma Güneşin doğuşunu izliyorum. Güneş bu sabah daha parlak ışıklar saçarak doğdu. Dünkü gibi soluk değildi. Dere kenarı hizasında çam ağacının yanından Güneş parlıyor. Çöpler hala duruyor duvar dibinde, çay yatağında.

IMG_20210807_063804

Fotoğraf makinem arızalı olduğundan iş cep telefonuma kaldı. Onunla da ne kadar net ve yakın çekebildiysem o resimleri burada paylaşıyorum. Her sabah görmeye alıştığım su kuşları yine çay üzerinden bir yukarı, bir aşağı uçup duruyorlar. Siyaha yakın, gri renkli bir su kuşu havada uçarken çekiyorum ama karşıki duvarın rengi ile aynı olunca pek fark edilmiyor. Kuş az sağda, duvarın tam ortasında kanatlarını açmış durumda.

IMG_20210807_074228

Herkesler uyanınca Songül’ü kontrol ettim. Bu gün kendini daha iyi hissettiğini söyledi ve bisiklet sürebileceğini ifade edince içim rahatladı. Demek ki akşam aldığı serum ve ilaçlar işe yaramıştı. Çadırından alıp birlikte kahvaltıyı yaptık. Dün pek yemek yememişti. Bu sabah iştahı iyi. Bisikletleri çıkardık depodan, bir çantayı arka bagaja takıyorum, içinde takım taklavat, yedek lastikler, su ve gereken eşyalar var. Bu gün kuzeyde olan Kalabak köyüne gideceğiz. Yol kısa olduğundan ve fazla yokuş olmadığından çar çabuk hedefe ulaştık. Az yokuşu olsa da biraz yükselmişiz ve Havran havzasına hakim bir yerdeyiz, manzara güzel. Köyün kahvesine oturup çay, soda gibi içecekler ısmarladık kahveciye. Kahveci de bu kadar kalabalık müşterisi her zaman olmadığından sevindi. Kahvenin terasından sol taraftaki manzarayı çekiyorum. Küçük tepelere hakim olan zeytin ağaçları uçsuz bucaksız.

IMG_20210807_115805

Sağ tarafta da köyün evleri ve karşıdaki tepede başka bir köy görünüyor. Ufukta az da olsa Edremit körfezi masmavi.

IMG_20210807_115810

Manzarayı izlemek için dürbün var. Gözle rahatça yakınlaştırıyor ama cep telefonumla istediğim gibi odaklayamadım. Çekebildiğim karşıdaki köyün uzun minareli camisi. O da yan çekilmiş. Esas çekmek istediğim buradan kaz dağlarının en yüksek yeri olan Sarıkız tepesi. Onu bir türlü odaklayıp çekemedim. Artık fotoğraf makinesini tamir ettikten sonra çekebilirim.  O da ne zaman olur belli değil.

IMG_20210807_120255

Köy çocuklarından birisinin bisikleti arızalı ve bakımsız. Pek olanakları yok ama bisiklete öylesine biniyor. Teknik ekip uzmanı olan Kahramanmaraş’lı Can hemen bisikletin onarımını ve gerekli bakımını yapıyor kısa sürede. Can bisiklet üzerine eğilmiş, elinde aletlerle bisikleti tamir ederken bir kişi de ona yardım ediyor. Çocuk ta bisikletini iki eli ile tutmuş Can’ın ne yaptığına bakıyor.

IMG_20210807_120859

Çaylar, kahveler, sodalar, sular içildi. Harekete geçmeden önce toplanıl dizildik kameralar önüne. Toplam 31 kişiyiz. Arkamızda tepeler uzanıyor manzaralı.

611079eb-b04f-4742-9486-6a840fc137cf

Hazır kamera önündeyken Eşpedal için söylediğimiz marşı hep bir ağızdan söylüyoruz. Ben de videosunu çektim. Videonun linki aşağıda.

https://youtu.be/U2FiMCPf1lw

Dönüş yolu çabuk bitti. Kısa sürede düzlüğe indik. Geride kalanları bekliyoruz parkın içinde. Hazır beklerken salıncağın birisi boş olunca Songül binip salınmaya başladı. Diğer salıncakta bir kız çocuğu var. Kız çocuğu yeşil elbise giyinmiş. Songül’ün üzerinde ise pembe uzun kollu, altında siyah renkli tayt var. Başında da kaskı duruyor. Salıncakta sallanırken ikisi de birbirine bakıyor. Bu remi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

IMG_20210807_124541

Kız çocuğu sallanmaktan sıkılınca gidiyor. Songül tek başına salıncakta mutlu biçimde salınmaya devam ediyor.

IMG_20210807_123625

Hazır salıncak boşken ben de salıncağa binip sallanıyorum Songül ile birlikte. İkimiz de çocuklar gibi şen şakrak sallanıyoruz. Çocukluğunu yaşıyorsan mutlusun. Biz de mutluyuz. Yiiihhuuuuu, bizi Baattin çekiyor cep telefonunla.

230752543_4919364661423656_3019588146615259160_n

Kamp alanına geldik, Öğle yemeğinin ardından çocuklara yönelik çeşitli etkinlikler başladı. Müzik grubu bizlere şarkılar söyledi, çocuklar da eşlik etti şarkı söyleyenlere. Çocuklar şarkı söyleyenleri dinlerken. Gitarist ve çocuklar.

IMG_20210807_134622

Çocuklar masada toplanmışlar çeşitli nesneleri boyuyorlar.

IMG_20210807_161228

Başka bir masada da tohumları küçük saksıda toprakla buluşturdular.

IMG_20210807_161235

Başlarında atölye Öğretmenleri ile çeşitli çalışmalar yapıyor çocuklar.

IMG_20210807_161249

Toprak çanak çömlekler atölyede yapılıp pişirilmiş. Burada yaptıklarını sergiliyorlar.

IMG_20210807_161315

Öğleden sonra çeşitli çalışmalar ve müzik yapıldı. Çocuklarla tandem bisikletle tanışma etkinliği yaptık Arkamıza bir çocuk bindirerek birlikte bisiklet sürdük. Çocuklar meraklı ve binmeye hevesli olduklarından sıraya girdiler. Kimisi iki, hatta üç kez bindi. Olsun, çocukları mutlu görmek bizleri sevindiriyor. Her çocuğa nasıl pedala basacağımızı, çevrede gördüklerimizi betimleyip anlatıyoruz. Böylece arkamızda oturan kör arkadaşlarımızla nasıl birlikte Eşpedal basarak gezdiklerimizi çocuklara yaşatıyoruz. Tandem etkinliği bittikten sonra dinlenmekle geçiriyorum zamanımı. Bu gün kısa bir tur yaptık, fazla da yorulmadık. Akşam olunca belediyenin hamamına gidip bir güzel banyo yaptım. Sıcak su ile banyo yapmak gibisi yok. Songül de banyo yaptı bu arada. O banyo yaparken dışarıda bekledim. Rahatlamış olarak çadırıma girip yatıyorum.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 14 Kilometre civarı.

Yaptığımız yolun haritası aşağıda

Powered by Wikiloc

Eşpedal Bisiklet Turu 5.Gün

6 Ağustos 2021 Cuma

Havran şehir içi – Kocaseyit – Havran

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

karartmışlar sabahları

geceler batak

sokaklar savaş sonu

acılar yatak

bir düzen ki kahrolası

ben giderim atım gitmez

su söndürmez yangınları

kol kırılır yen içinde

kırılır da ses etmez

damlatır kanını bir rezil karanlığa

buna şaşmak n’eylesin

Hasan Hüseyin

 

Öne çıkmış olan görsel, müze evindeki iç merdivende 26 kişi. Çıkış merdiveninde 4 kişi, merdivenlerin üstünde 8 kişi ayakta. Diğerleri basamaklarda oturuyor. Merdiven üstündeki korkuluktan aşağı pankart sallanmış. Pankartta; solda Türk bayrağı, bisiklet süren birisi ve Özgür Bisikletçiler yazılmış.

231600704_4919366384756817_7475216324815067599_n

Sabah erkenden, Güneş daha doğmadan uyanıyorum. Hava aydınlık, burada tek tuvalet olunca erken kalkmak iyi oluyor. İşimi kimseyi beklemeden hallediyorsun. Güneş doğmak üzere, hemen yerimi almalıyım. Çadırlar yeşil çimenlerin üzerine kurulmuş rengarenk. Kilitli beton taş döşeli yol aydınlığa doğru gidiyor. Parkta palmiye ve çam ağaçları dikilmiş.

IMG_20210806_063833

Güneş doğmadan çay kıyısındaki çardakta yerimi aldım, yerimi alır almaz da Güneş doğmaya başladı. Güneş bu sabah doğarken sancılı doğuyor sanki. Işıkları pek parlak değil. Henüz kimse kalkmış değil, kahvemi yapıp içmeye başladım Güneşin doğuşunu izlerken. Çay yatağı derin ve geniş, çay akıyor dar yatağında. Burada insanların kötü alışkanlıklarını görüyorum. Belediye çok güzel park alanı, gezinti yeri ve oturup dinlenmeleri için çardaklar yapılmış. Çay yatağı yaklaşık 5 metre derin olunca çocuklar düşmesin diye telli korkuluklar da yapılmış duvar üstüne. Çok güzel bir yer, insanlar  güzel şeylere layıktır ama hak ediyorlar mı siz karar verin. Çay kıyısındaki çardaklarda oturanlar yedikleri, içtikleri plastikleri ve çöpleri yanlarında çöp tenekesi olduğu halde çaya atmaları akıl alır gibi değil. Duvarın dibi çöplerle dolu. Belediye inip temizlemiyor, atanların zaten umurunda değil. Temizlik doğaya kalmış. O da ne kadar zamanda olur belli değil. Yağmurlar başlayınca çay taştığı zaman tüm atılmış çöpleri alıp denize götürecek. Ve geleceğimiz yavaş yavaş kirlenecek böyle giderse. Yazık

IMG_20210806_064132

Park çam ve palmiye ağaçları ile kaplı, zemine gölgelik yapıyor. Parkta gezinti yolları, oturma bankları ve çocuk oyun yeri yapılmış. Betondan sarı renkli bir deve sırtında semeri ile tüm oyuncakları taşıyor. Yukarıya çıkmak için merdiven maviye boyanmış. Yanda turuncu renkli kaydırak, diğer yanda salıncaklar.

IMG_20210806_080730

Parkı şöyle bir dolaştıktan sonra çay kıyısındaki çardağa geldim. Çayda akan su az da olsa büyük su kuşları çay yatağı üzerinde uçarak yiyecek bir şeyler arıyor. Çay yatağı yeşil çimenlerle kaplanmış. Bir tane kamyon lastiği orta yerde duruyor.

IMG_20210806_083004

Havada bulut ta görünmüyor ama Güneş parlamıyor. Sarı soluk bir renkte. Sanki toz bulutu var. Gökyüzü de sarı renkte.

IMG_20210806_091120

Kahvaltımızı çardaklarda çay olmadan yapıyoruz. Kafeterya geç açıldı ve çay geç olunca anca kahvaltıdan sonra birer bardak çay içebildik. Tandem bisikletleri kapalı odadan çıkardık. Copilotum Songül ile birlikte, diğer arkadaşlarla Havran belediye binası önüne geldik. Belediye başkanını beklerken belediye binasının önündeki yerde üstte kırmızı soğan, altında nar, onun altında portakal heykeli konulmuş. Songül ile yan yana ilk resmimizi çekiliyorum. Daha yeni birbirimizi tanıdık ve iyi anlaşıyoruz birbirimizle. Songül’ün başında kask, benim başımda siperli şapka var.

IMG_20210806_102038

Belediye başkanı geldi, tanıştık, bizleri misafir ettiği için teşekkür ettik. Tandem bisiklet kullandı, gayet başarılı idi. Bu gün Havran da pazar kuruluyor, pazar yerini gezeceğiz. Ayrıca öğlene kadar iki tane müze gezip göreceğiz. Pazar yeri dışa taşmış, sebze meyve satıcıları hariç giyim, hırdavat ve diğer ürünler sokakta tezgahlarda satılıyor. Tezgahın birinde küçük çan gördüm. Tam aradığım boyutta, küçük ve bakır renkli. Çanı alıp bisikletimin sele demirine, çelik bardağımın yanına takıyorum. Songül de kedisi için daha küçük, ceviz boyutunda yuvarlak çıngırak aldı. Her çıngırağı çıngırdağı çıngırdatıp kulağı ile dinleyerek beğendiği sesi çıkaranı seçti.

IMG_20211016_092753

Kapalı pazar yerine geldik, burada şeftali ve çekirdekli kara üzüm aldık birer kilo. Akşama yeriz afiyetle. Pazar yerinin dışına çıktık yürüyoruz. Songül tuvalete gitmek istediğini söyledi. Karnına ağrılar girdiğini söyledi. En yakın camiye götürdüm. Bir süre bekledim dışarıda. Çıkınca yakındaki çeşmeden elini yüzünü yıkadı. Çeşme evin duvarına taş duvar şeklinde yapılmış. Ayna kısmı iç tarafı işlemeli taş yukarıya kadar girintili yapılmış. Yalağı dolu tuğla ile örülmüş. Çeşmeden sıçrayan suların etkisiyle yosun tutmuş etrafı.

IMG_20210806_112831

Terzizade konağına geldik. Dışarıya tabela konulmuş, Terzizade konağı restorasyon yapılmış daha yeni.

IMG_20210806_121338

Konak üç katlı ahşaptan yapılmış. Dışı tamamen sarıya boyalı. Sadece zemin kat tarafı beyaz renkte. İki yanda iki katta üçer pencere yan yana, ortada iki pencereli cumba. Giriş kapısı tahtadan ve kocaman.

IMG_20210806_113812

Konağın içine giriyoruz, orta yerdeki sahanlık geniş ve yukarıya çıkan merdivenler var. Merdiven iki yanda, üst katta ortada tek merdivenle yukarıya çıkılıyor.

IMG_20210806_113934

Kapılar kalın tahtadan yapılmış ve bakımlı, kilidi demirden.

IMG_20210806_114118

Yüksek olan kapı dış kısmına zig – zag çıtalarla işlenmiş süs olarak uzun bir dikdörtgen olarak. İç kısma da uzunlamasına çıtalarla kabartma yapılmış.

IMG_20210806_114125

İç duvarlarda nişler yapılmış bir şeyler koymak için. Kenarları ve iç kısmı desenlerle, çiçek motifleriyle süslenip boyanmış.

IMG_20210806_114141

Konağın içinde gizli geçit kapakları, merdivenler yapılmış. Diğer odalara, alt kata ve bahçeye çıkan gizli geçitler. Bu konakta Yunan işgalinde gizli sığınak olarak kullanılmış. Kaçak efeler, Kuvayı milliye elemanlarını Yunanlı askerlerden gizliyorlarmış ev sahibi tarafından. Cumhuriyet kurulduktan sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk Havran’ı ziyaret edişinde bu konakta kalmış. Çanakkale gazisi Seyit onbaşı ile bu konakta görüşmüşler.

IMG_20210806_114305

En üst kat yarım olarak sahanlık yapılmış, kenarda korkuluklar. Pencerelerde yarısına kadar çapraz çıtalardan perde gibi yapılmış. Kadınlar burada, pencere kenarına oturup dışarısını izlerlermiş. Dışarıdan bakan çıtaların arkasında kim olduğunu göremezlermiş.

IMG_20210806_115046

İç duvardaki niş içine kupada çiçeklerle boyanmış olarak süslenmiş. Yanımda gezdirdiğim Songül ile resmini çekiyorum. Songül göremediğinden elleri ile dokunarak resim çekildiği nişi tanımaya çalışıyor. Sadece içinde boyalı nesneleri anlatıyorum. Songül’ün başında kask var.

IMG_20210806_115949

Songül’ün karın ağrıları devam ettiğinden ahşap merdivenlere oturtup biraz dinlenmesini söylüyorum.

IMG_20210806_120823

Üst kattaki merdivenlerde oturmuş halde topluca resim çekiliyoruz. Alt kattan çıkan ortadaki merdiven yanlardaki iki merdiven ile üst kata çıkıyor. Resimde kimimiz oturmuş, kimi ortadaki merdivende ayakta. Kimisi üst katta korkuluklarda ayakta duruyor. Toplam 26 kişi var. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

231600704_4919366384756817_7475216324815067599_n

Terzizade konağından dışarı çıkıp çarşıdaki kahveye oturduk. Burada soda ve çay içiyoruz. Tuğçe Çiğdem elçek ile çekiyor bizi. Masada Songül, ben ve Cüneyt Kökalan oturmuş halde. Kamera camdaki Özcan Kıraathanesi yazısını ters olarak çekmiş.

24e32820-9479-45db-8d64-b4be64a6a94e

Çaylarımızı içip kalktık, Songül’ün karın ağrıları yine başlayınca camiye gittik. Bu gün Cuma, cemaat bahçeye namazlık koyup vaaz dinliyorlar. Arkalarından geçtik tuvalete gitmek için. Kadınlar tuvaletini pek kullanan olmadığı için görevli anahtarla açtı kapıyı. Bu gün üç tane camiyi dolaşmış olduk böylece. Yarı hacı olduk sayılır. Biz tuvalete girince grup çoktan müzeye gitmiş bile. Müzenin yerini de bilmediğimizden esnafa sora sora müzeyi bulduk. Girişinde cam tabelada Havran belediyesi 1923, Havran Kent Müzesi Hocazade konağı yazılmış. Tabelanın asıldığı duvar tuğladan.

IMG_20210806_132815

Kent müzesinin binasının arkasındaki bahçedeyiz. Bir kez daha Songül’ü tuvalete götürdüm. Beklerken binayı arkadan çekiyorum. Zemin kat çoğunlukla taş, geri kalan yerler tuğla ile örülmüş. Ortada merdiven, yanlarda iki oda var.

IMG_20210806_133618

Bahçede yerde sütunlar, ve küpler getirilip konulmuş.

IMG_20210806_133624

Zemin üstü katlar düzgünce tuğlalar örülerek yapılmış. Görünümü estetik. Zeminden gelen iki tane baca yüksek olarak tuğladan yapılmış.

IMG_20210806_133711

Pencereler dar ve uzun dikdörtgen biçiminde. Yan yana iki pencere var, tahta panjur ile kapatılmış camlar.

IMG_20210806_133716

Bahçede manolya ağacı var, kocaman olmuş.

IMG_20210806_133807

Bir de kocaman dut ağacı, yarı gölgelik bez serilmiş odanın üstüne. Bezin üstünde düşen dutlar kurumuş doğal olarak.

IMG_20210806_133812

Örülmüş tuğlanın güzelliğini çekiyorum. Ortada kapı, yanlarda ikişer pencere. En sağdaki pencere diğerlerine göre biraz daha geniş.

IMG_20210806_133818

Songül’ün hali yok müzeyi gezmek için. Songül’ü terasta bir sandalyeye oturtup müzeyi gezmeye başladım hızlıca. Odalardaki eşyalara fazla bakmadan sadece resimlerini çektim. İlk olarak yatak odasının resmini çektim. Ortada iki kişilik karyola, başlık ve ayak ucu tahtadan işlemeli olarak yapılmış. İkisi de aynı boyda ve yüksek. Yatak örtüsü beyaz, kenarları siyah renkte. Sol tarafta iki mankene uzun kollu kadın elbisesi giydirilmiş.

IMG_20210806_133836

Banyo ve tuvalet, ikisi bir yerde. Mermer hem banyo teknesi hem de tuvalet yeri oyulmuş. Yarım metre kadar tek sıra tuğla ile duvarlara mermer döşenmiş. Duvar üstüne de 15 santimlik mermerle örtülmüş. Mermerin üstünde bir fener duruyor. Gece içerisi aydınlansın diye fener yakılıyormuş demek ki. Sağdaki mermerde bir çeşme ve yanında küçük bir testi duruyor. Sağda mermer lavabo var, kenarları dalgalı şekil verilmiş. Çeşmesi, pirinçten.

IMG_20210806_133853

Beyaz kutular merdiven basamağı gibi yan yana konmuş. Üzerlerinde camekan içinde kalay kaplı bakır sahanlar. Kimisi kapaklı.

IMG_20210806_133912

Camekan içinde bakır bakraçlar, tepsiler ve bir kuzine.

IMG_20210806_133921

Tahtadan yapılmış fıçı, demir çemberlerle sağlamlaştırılmış. Çemberler pas tutmuş durumda. Mutfak dolabı üzerindeki bankoda çeşitli mutfak gereçleri konulmuş. Bunlar, tencere, sahan, küp, kocaman bir sini, tepsiler ve tahta fıçıdan oluşuyor.

IMG_20210806_133930

İki raf üzerinde, alttaki rafta iki tane ağzı geniş küp, aralarında transistörlü radyo. Üstteki rafta ise iki semaver. Birisi krom, diğeri bakırdan yapılmış. Yanlarında kahverengi, semaver boyutunda cam şişe.

IMG_20210806_133935

Başka bir rafta ağzı geniş küp, küçük bakraç. Yanında kaminato denilen ispirto ocağı.

IMG_20210806_133941

Kancaya asılmış askılı terazi. Askının altında uzun bir çubuk. Burada hareketli demir parçası, ölçülendirilmiş demir çubukta kefeye konulmuş ağırlığa göre dengeye getirilen hareketli parça nerede duruyorsa ağırlığı belirtiyor. Alttaki kefe üç zincirle bağlanmış demir çubuğa. Duvarda bir çeşme ve yerde üç testi duruyor.

IMG_20210806_133945

Üç tane kahve değirmeni yan yana. Birisi el işi örgü ile kaplı, diğerleri pirinçten ve değişik boyutta yapılmış. İki tane de pirinçten yapılmış yuvarlak kutu. Kapaklı olan kutuların birisi şeker, diğeri kahve konuyor olmalı. Bir tane de işlemeli şekerlik tabak.

IMG_20210806_134013

Mutfak bankosundaki kalın mermere üç tane lavabo oyuğu açılmış. Hiç birisinde su gider deliği açılmamış.

IMG_20210806_134036

İki kısa kalas yan yana getirilip birleştirilmiş. Alt kısmına uzun ve keskin çakıl taşları sıkıştırılarak tarımda kullanılan yaba aletini oluşturulmuş. Kalasların uç kısımları kalkık durumda kızak gibi. Bu aletle buğday taneleri başaklarından ayırmaya yarıyor.

IMG_20210806_134121

Tahta sandık, kenarları teneke ile sağlamlaştırmışlar. Kısa çubuklardan, ip ile bağlanmış çark. Ne işe yaradığını anlayamadım.

IMG_20210806_134139

Antik kentten getirildiği anlaşılan iki tane sütun başlığı sergilenmiş. Başlıklar ince işçilikle süslenmiş.

IMG_20210806_134228

Üst kata çıkan tahta merdiven, yukarıya doğru sola dönerek çıkılıyor. Korkuluğu da tahtadan yapılmış.

IMG_20210806_134307

Camekan içinde, cam raflara konulmuş üç tane tüfek.

IMG_20210806_134334

Çanakkale savaşında kaldırdığı 276 Kiloluk top mermisini sırtına almış Kocaseyit  mermiyi topun olduğu yere götürürken betimlenmiş heykeli. Duvarda Çanakkale savaşındaki düşman gemileri denizde, geminin iki bacasında duman tütüyor. Geminin yanına düşen top mermisinin havaya kaldırdığı su sütunu resmedilmiş. Top siperi kum torbaları ile kısa bir duvarla çevrelenmiş. Yerde top mermileri.

IMG_20210806_134341

Havran’lı yaşlı ihtiyar bir adam heykeli. Başında kasketi, beyaz sakalı uzamış. Üzerinde koyu renkli yelek ve gömlek. Aynı renkte pantolonu. Sol dizine mendilini yaymış. Solda bağlama saz duruyor. Yaşlı adan koltuğa oturmuş durumda.

IMG_20210806_134404

Cam raflı camekanda bakır bardaklar, porselen fincanlar ve çeşitli mutfak eşyaları konulmuş, bir tane de siyah renkli çevirmeli ev telefonu.

IMG_20210806_134419

Biri kısa, biri uzun iki tane döküm soba.

IMG_20210806_134425

Banyo içinde tuvalet deliği, dışında mermer lavabo. Lavaboyu mermer destek üzerine koymuşlar.

IMG_20210806_134453

Kare masa üzerine çiçek desenli örtü konulmuş. Arkada biri lambalı eski radyo, biri transistörlü iki radyo. Önlerinde Üç tane değişik tipte daktilo. Bir tane de facit marka, tuşlu mekanik hesap makinesi.

IMG_20210806_134503

Duvardaki pano tavana kadar, panoda yerel gazete sayfaları yapıştırılmış. Pano büyük ve geniş olduğu için iki parça çekmek zorunda kaldım. Yoksa kadraja sığmıyor. Panonun sol tarafı gazete küpürleri.

IMG_20210806_134517

Panonun sağ tarafındaki gazete küpürleri.

IMG_20210806_134534

Fişek kütüklüğü üç gözlü, yanında ikili dürbün.

IMG_20210806_134600

Efelerin kullandığı iki namlulu tabanca.

IMG_20210806_134604

Bu da çifte tüfeği.

IMG_20210806_134610

Yanında da mor efe kıyafetleri.

IMG_20210806_134616

Kılıfı içinde kama.

IMG_20210806_134628

Değişik tipte iki tane tabanca. İkisi de kabzaları boş ve paslanmış durumda.. Herhalde toprakta uzun süre kalmış ve bulunmuş olmalı.

IMG_20210806_134636

Kızılay  matarası.

IMG_20210806_134641

Paslanmış kama

IMG_20210806_134707

Altı aboneli telefon santrali. Bağlandı kabloları yuvalarına takılmış, solunda telefon ahizesi.

IMG_20210806_134723

Müzeden çıkıp bisikletleri bıraktığımız yere geldik. Songül zar zor bisiklete bindi. Bisiklet sürecek dermanı kalmamıştı. Kısa sürede çadırların olduğu yere geldik. Günün geri kalan bölümünde Koca Seyit köyüne gidilecek. Songül’ün durumu iyi olmadığından bizimle gelemeyip çadırda dinleneceğini söyledi. Songül gelmeyince bende bisikleti depoya bırakıp araç ile gideceğim köye. Koca Seyit’in köyü biraz yükseklerde olduğu için tırmanış var. Araç içinde yorulmuyorum ama bisikletleri çıkarken görünce ne çok zahmetle bisiklet sürdüğümüzü anladım. Yorulanları bir yerde durmuş dinlenirken çekiyorum

IMG_20210806_171345

Köy az yukarıda göründü.

IMG_20210806_172647

Köyün girişinde araçtan inip yürümeye başladım. Köy kadınları bisikletçilerle resim çekiliyorlar.

IMG_20210806_173626

Mazlum arkasında Hüseyin Garip olduğu halde tandem bisikleti sürerken bir poz çekiyorum.

IMG_20210806_175317

Köyün az yukarısındaki hakim tepeye Koca Seyit anıtı yapılmış. Etrafı da duvarlarla çevrelenmiş. Girişte iki sütun üzerine kirişte Koca Seyit Anıtı yazılmış

IMG_20210806_180106

Anıt alanı çit ağaçlarla süslenmiş, bakımlı bir park halinde. Koca Seyit belinde ağır mermi taşırken, arkada Mustafa Kemal, sağ elini kütüğe dayalı, sol kolu arkada cepheye bakarken betimlenmiş heykelleri.

IMG_20210806_180230

Büyük bir top lastik tekerlek üzerinde.

IMG_20210806_180240

Koca Seyit tören yerinde mermer kaide üzerinde kırmızı renkli Türkiye haritası ve ay – yıldız. Altında kabartma rölyef ve altın renginde plakalarda Koca Seyit hakkında yazılmış bilgiler. Kaideye dört basamakla çıkılıyor. Basamaklar tamamen mermer kaplı.

IMG_20210806_180313

Pankartımızı açıp ardına diziliyor arkadaşlar. Arkada anıt kaide.

IMG_20210806_180823

Burada hazır toplanmışken Koca Seyit anısına ilk önce İstiklal marşını söylüyoruz hep birlikte. Ardından Başkanımız Fatih Söylemez İstiklal marşının on kıtasını ezbere söylüyor. Ben de videosunu çekiyorum. Videonun linki aşağıda.

https://youtu.be/K21F95iJNAM

Anıtın altında altın renginde tabelaya Koca Seyit’in Yaşamı ve Çanakkale’deki kahramanlığı yazılmış. Yazıda;

Kocaseyit

Seyit Çabuk Havran’ın Manastır (Çamlık) şimdi ise Kocaseyit ismini alan köyünde doğdu. 1. Dünya savaşı sırasında 18 Mart 1915 günü Çanakkale, Kilitbahir, Rumeli Mecidiye tabyasında topçu eri olarak görev yapar. İngilizlerin Quen Elizabeth gemisinden atılan 490 kilogramlık bir mermi Mecidiye tabyasını delik deşik ederek toprağa gömer ve Seyit’in topunun vincini bozar. Sağ kalan iki erden biri Seyit’tir. Niğdeli Ali çavuş toprağa gömülen Seyit onbaşıyı kurtarır. Kocaseyit Niğdeli Ali çavuşun yardımıyla sırtına aldığı 276 kilogramlık mermiyi topunun namlusuna sürer. İngilizlerin Ocean zırhlısına nişan alıp ateşler. Dümen tertibatından vurulan düşman zırhlısı Çanakkale boğazının akıntısına kapılır. Nusratın döktüğü mayınlardan birine çarparak batar. Kaybedilmek üzere olan Çanakkale deniz savaşı Havranlı kahraman onbaşı Seyit Çabuk (Kocaseyit) sayesinde kazanılmıştır. Böylece Kocaseyit Çanakkale deniz zaferinin en büyük kahramanlarından biri olmuştur. Daha sonra İstiklal harbine katılarak yurdun düşmanlardan temizlenmesi için savaşmıştır.

IMG_20210806_181245

Anıtın az ilerisinde kapalı bina içinde Kocaseyit müzesi var. Müze içine girip geziyorum. Camekan içinde dört tane top güllesi, duvarda Kocaseyit’in resmi asılmış.

IMG_20210806_181520

Dört tane gülle ve Kocaseyit’in asker elbiseleri.

IMG_20210806_181525

Kocaseyit’in ölüm kağıdı çerçevelenmiş.

IMG_20210806_181539

Kocaseyit belinde top mermisi ile heykeli.

IMG_20210806_181547

Kocaseyit’in kızının torunu ile heykelin önünde resim çekiliyoruz birlikte. Arkada heykelin benzeri resim tablosu ve portre resmi duvarda asılı. Bizi Baattin Şimşek cep telefonu ile çekiyor.

234611158_4919363944757061_8413907447003205847_n

Müzede fazla görülecek bir şey yok, bir kaç resim, Kocaseyit’in heykeli, bir kaç eşyası. Müzede rehberliği Kocaseyit’in kızının torunu yapıyor. Müzeden çıkıp dışardaki topta basılı olan yeri çekiyorum. Top atıl durumda olduğu için buraya getirilip sergileniyor. En üstte Ay – Yıldız baskısı. Altında yarım yuvarlak olarak Türkiye Cumhuriyeti. Altına 15/24 Sm Ağır Obüs, 1937, 1590 Kg. En altta da üretici firma olan Skoda baskısı var.

IMG_20210806_181948

Kocaseyit anıtı tepede olunca çevredeki köyler manzarayı oluşturuyor.

IMG_20210806_183008

Bahçede kurumuş zeytin ağacının gövdesini çekiyorum.

IMG_20210806_183118

Görülecek bir şey kalmayınca az aşağıdaki mezarlığa gidip Kocaseyit’in mezarı başında ruhuna Fatiha okuyorum. Nur içinde yatsın. Mezar düzgün beyaz mermerlerden yapılmış, etrafı kırmızı, beyaz renkli zincir ile çevrelenmiş durumda.

IMG_20210806_185055

Kocaseyit ziyaretimiz bitince bisiklet kullananlar bisikletlere binip gittiler. Ben de araç ile Havrana indim yorulmadan. Kamp alanına gelip Songül’ün durumuna baktım. Durumu aynıydı, biraz uyumaya çalışmış ama çocuklar ve parktaki insanların gürültüsünden pek dinlenememiş. Akşam yemeğini yemek istemedi, karnı sürekli bulanıyor ve hareketli. İyice halsiz durumda, yemek te yemedi. Bu böyle olmaz deyip hadi hastaneye gidelim deyince itiraz etmeyip tamam dedi. Songül’ü koluma takıp çayın öteki tarafında olan devlet hastanesine yürümeye başladık. Yaklaşık 10 dakikalık bir yürüme sonunda hastaneye vardık. Acil servis kalabalıktı, sıra numarası alıp beklemeye başladık. Bir türlü sıra gelmediğinden kayıttaki görevliye Hastamız kör ve dayanacak hali yok diyerek bir an önce bakılmasını istedim. Fazla sürmedi bizi içeri aldılar. Yatağa yatırıp damar yolu açıldı, serum takıp beklemeye başladık. Bir saat sonra serum bitince çıkardılar serumu. Songül biraz kendine gelip toparlanmış gibiydi. Toparlanmasına sevindim. Doktor, bulantı ve kusma için reçeteyi elimize verdi. Acil içinde nöbetçi eczane ismi ve adresi yazıyordu. Yazıyı çekiyorum cep telefonumla. Havran küçük bir kasaba olduğu için sadece 1 eczane nöbetçiydi. Televizyon ekranında yazan; 06 Ağustos 2021 Cuma Nöbetçi eczaneler Şifa eczanesi Camiikebir Mh. Dumlupınar Cd. No : 13/A (Nedense aynı adres ikinci kez yazılmış) Teb 30 bölge Balıkesir eczacı odası sağlıklı günler diler…

IMG_20210806_221229

Bizi taburcu ettiler ve dışarı çıkıp eczaneye doğru yürümeye başladık. Navigasyon sayesinde eczaneyi bulduk. İlaçları aldık, nasıl kullanacağımızı eczacı tarif etti bize. İlaçları alıp kamp alanına döndük. Herkes kendi havasında olduğu için bizim hastaneye gidişimizden pek haberleri yoktu. Sadece başkan Fatih Söylemez’in haberi vardı. Kamp alanına gelince Fatih’e durumu bildirdim. Songül ilk ilaçlarını içirip çadırında dinlenmesi için bıraktım. Ben da çardaktaki arkadaşlara katıldım. Bir süre birlikte şarkılar, türküler söyledik. Fazla geç olmadan çadırıma giderken Songül’e seslendim nasılsın diye. İyi olduğunu söyleyince içim rahat olarak çadırıma girip yattım.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 26 Kilometre civarı.

Yaptığımız yolun haritası aşağıda

Powered by Wikiloc