Aylık arşivler: Eylül 2015

99. Çanakkale Şehitlere Saygı Turu 5. Gün

5 Nisan 2014 Cumartesi

Dardanos – Çanakkale – Eceabat – Anafartalar – Arıburnu – Eceabat – Çanakkale – Dardanos

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

MARİFET

Marifet hiç ezilmemek bu dünyada

Ama biçimine getirip ezerlerse

Güzel kokmak

Kekik misali

Lavanta çiçeği misali

Fesleğen misali

Itır misali

İsâ misali

Yunus misali

Tonguç misali

Nâzım misali

Bedri Rahmi Eyuboğlu

 

Öne çıkmış olan görsel

 

Geçmiş yıllardaki gibi soğuk ve yağışlı olmayan bir sabah dinlenmiş olarak uyanıyorum. Ön bagajdaki çantalarımı ve diğer eşyamı çadırın içine alıyorum. Nasıl olsa çadır yeri sabit kalacak. Güzel bir kahvaltıyı kendi hak ettik. Yanımızda kahvaltılık malzeme var, çayı demleyip afiyetle yiyoruz. Kahvaltı faslından sonra bisikletlere binip Çanakkale merkez feribot iskelesine doğru yola çıktık arkadaşlarla. 12 Km kadar gittikten sonra Feribot iskelesinin yanında filimde kullanıldıktan sonra Çanakkale’ye getirilen fantastik Tuva atının önünde toplanıyoruz. Kaydımızı yaptırarak çay ikramlarını tadıyoruz hareket saatini beklerken. Elçek resim çekiyorum İrfan ile, arkamızda Truva atı var.

050420146086

İşte Truva filminde kullanılan polyesterden yapılmış Truva atı. At biraz fantastik biçimde yapılmış. Sanki Truva savaşından daha da eski zamanlardan, karanlık dönemden gelmiş gibi. At’a benziyor ama binilecek cinsten değil.

050420146087

Kayıt işlemleri bittikten sonra gemilere biniyoruz tüm katılımcı bisikletçiler. Epey kalabalığız, akın akın gemiye doluşuyor bisikletçiler.

050420146088

Ben de gemiye binip bisikletimi bırakıyorum bir yere. Merdivenlerden gemiye binenleri çekiyorum.

050420146089

Üst güverteye çıkarak pistonları dinlendiriyorum birazcık. 4 Günün yorgunluğu hala üzerimde. Gemi tamamen bisikletçilerle doldu. Her tarafta bisikletçi görmek olası. Ayaklarım korkuluklara dayalı, aşağıdaki bisikletçilerle çekiyorum.

050420146090

Gemi tamamen bisikletçilerle doldu, zemin, balkonlar, yukarıları insan ve bisiklet dolu. Bisikletler bindikten sonra gemi karşıdaki Eceabat iskelesine doğru yola çıktı.

050420146091

DUR YOLCU

Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın,

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,

Bir vatan kalbinin attığı yerdir!.Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,

Gördüğün bu tümsek Anadolu’nda

İstiklal uğrunda, namus yolunda,

Can veren Mehmed’in yattığı yerdir!Bu tümsek, koparken büyük zelzele,

Son vatan parçası geçerken ele,

Mehmed’in düşmanı boğduğu sele,

Mübarek kanını kattığı yerdir!…Düşün ki haşrolan kan, kemik, etin

Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,

Bir harbin sonunda bütün milletin,

Hürriyet zevkini tattığı yerdir!…

NECMETTİN HALİL ONAN

Karşı kıyıdaki yamaca Dur Yolcu yazılmış, solunda elinde tüfeği ile Türk askeri var.

050420146092

Eceabat’a geçince yine toplanma ve bekleme zamanı. Buradan katılan arkadaşlarla buluşup hasret gideriyorum. Çanakkale’nin herkes için aynı özelliği var ; “Çanakkale savaşında şehitlerimiz”. Gelenlerin hepsi bu duygu ile geliyorlar buraya. Tanıdık bir çok dostumu burada görmek benim için ayrı bir sevinç. Bir süre bekledikten sonra Şehitlere saygı turu başlıyor. Bu gün Gelibolu yarımadasının sağ tarafındaki şehitliklere ve Anzak koyunu ziyaret edeceğiz. Kalabalık olunca bisikletçiler güzel görüntü oluşturuyorlar. Yol sağa kıvrılıyor ve bisikletçilerin tamamı kadrajda.

050420146093

Tarla sarı çiçeğe bürünmüş.

050420146094

Komple yolu kapladık, zaten bu gün yollar bizlere ait. Yol tabelasında hız sınırı 70 Kilometre yazıyor. Tabela yuvarlak, kenarları kırmızı renkte.

050420146095

İlk önce 57. Alay şehitliğini ziyaret edeceğiz. Tabelada düz olarak 57. Alay şehitliği, sola doğru Kabatepe limanı ve Abide yazılmış.

050420146096

Güzel görüntüler ve manzara eşliğinde yol alıyoruz. Solda uzun bayrak direği, direkte Türk bayrağı var ama rüzgar olmadığı için dalgalanmıyor. Yolda bisikletçiler tepeye doğru gidiyor. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

050420146097

57. Alay şehitliği

57. Alay, Çanakkale Savaşı’nın başlangıcı olan Anzak Çıkarmasını durdurmak için 15 Nisan 1915 sabahı harekete geçen efsaneleşmiş Türk alayıdır.

19. Fırkaya bağlı üç alaydan biri olan 57. Alay, 1 Şubat 1915’de Tekirdağ’ın Yarkışla mevkiinde kurulmuştur. 57. Alayın komutanı Hüseyin Avni Bey’dir.

22 Şubat 1915’te 19. Fırka komutanı olan Yarbay Mustafa Kemal tarafından 57. Alaya törenle sancağı verilmiştir. 57. Alay, bir gün sonra, 23 Şubat 1915’te Çanakkale’ye doğru yola çıkmış ve 25 Şubat 1915’te Eceabat’a gelmiştir. 19. Fırka’nın bağlı olduğu 5. Ordu Komutanlığı’nın Enver Paşa tarafından kurulmasının ardından 57. Alay, yedek kuvvet olarak 26 Mart 1915’te Bigali Köyü’ne geçti. Bu tarihten 24 Nisan 1915 tarihine kadar 57. Alay, Yarbay Mustafa Kemal ve Binbaşı Hüseyin Avni Bey tarafından sürekli eğitime tabi tutuldu ve Bigalı Köyü ve Turşun bölgesinde askeri eğitim ve askeri tatbikatlar yaptı.

57. Alay Bigali Köyü’ndeki eğitim ve tatbikatlarını sürdürdüğü sırada 5. Ordu tarafından yeri değiştirilmek istendi fakat düşman kuvvetlere çıkartmaların yapılacağı noktaya en yakın yerlerden biri olmasından dolayı Mustafa Kemal, 57. Alayın Bigali Köyü’nde kalmasında ısrarcı oldu ve bunda da başarı sağladı. Böylece 57. Alay, Bigali Köyü’nde kalmıştır.

25 Nisan 1915 sabahı, Mustafa Kemal, kendisine herhangi bir emir gelmiş olmamasına rağmen düşman çıkartmasını haber alır almaz kişisel inisiyatifiyle Conkbayırı’na doğru hareket etmiştir. Conkbayırı’na hareket eden 3 taburu ve bir dağ bataryasını oluşturan yaklaşık 3000 subay ve askeriyle 57. Alay, bizzat Mustafa Kemal’in yönetiminde kendisinden çok daha büyük bir düşman gücüne karşı saldırıya geçmiştir.

57. Alay, çatışmalarda mevcudunun üçte ikisini kaybetmiş, savaşın ortasında takviye edilmiştir. 13 Ağustos 1915’te 57. Alay komutanı olan Hüseyin Avni Bey, karargâha düşen bir top mermisiyle şehitlik mertebesine ulaşmıştır. Hüseyin Avni Bey’in yerine atanan Binbaşı Hayri Bey, alayı Keşan bölgesinde konuşlandırmış ve alay, eksikleri giderildikten sonra 19. Tümenle birlikte 15. Kolordu bünyesinde Galiçya Cephesi’ne gönderilmiştir.

57. Alay, Galiçya Cephesi’nde büyük yararlılıklar göstermiş, alayın mevcudunun çok büyük bir kısmı buradaki çatışmalarda kaybedilmiştir. Mevcudu çok azalan ve sadece 1100 kişi kalan 57. Alay, cephe gerisine alınarak eksikleri giderildikten sonra yeniden cepheye alınmıştır fakat Rusya’da patlak veren Bolşevik Devrimi’nin ardından Galiçya Cephesi’ndeki savaş sona ermiştir. 15. Kolordu ise bu sefer Sina ve Filistin Cephesi’ne yollanmıştır.

57.  Alay burada da çok faydalı olmasına rağmen İngilizler tarafından çembere alındığı için mevcudu iki gün içerisinde sadece 260’a düşmüştür. Megiddo Muharebesi sırasında ise 57. Alayın kalan mevcut esir edilmiştir.

Bu kahramanların anısına o günden beri Türk ordusunda 57. Alay bulunmamaktadır. 57. Alay, dünya üzerinde en çok madalya sahibi olan alay olduğu için dünyanın en kahraman alayı olarak nitelendirilmektedir.

57. Alay şehitliğini ziyaret ediyoruz.

050420146098

57. Alay şehitliğinden Çanakkale boğazının kıyısı yay biçiminde.

050420146099

Siperler günümüzde yenilenmiş haliyle sergilenmekte. Düşman siperleri ile arası 10 metreye kadar olan siperlerde günlerce süren çatışmalarda her iki taraftan büyük kayıplar verilmiştir. Siperler yuvarlak ağaçlardan yapılmış kanal biçiminde.

050420146100

Conk bayırı, burada İngiliz sömürgecileri sömürgelerinden getirdiği askerlerle çıkarma yapmış. Bunu önceden haber alan Mustafa Kemal karşı hücuma geçerek çıkarma yapamadan geriye püskürtmüştür düşman kuvvetlerini. Mustafa Kemal burada göğsüne gelen bir şarapnel parçası saatine isabet etmesi sonucu yaralanmadan kurtulmuştur. Yüksek bir abide, kaide üzerinde üniformalı Mustafa Kemal heykeli, yanında bayrak direği, Türk bayrağı dalgalanıyor.

050420146102

Conk bayırı yüksekte ve çevreye hakim bir tepe. Çanakkale boğazının bir kısmı görünüyor.

050420146103

Üç tane yerde, dördüncüsü üçünün üzerinde taş gülleler. Gülleler epey büyük.

050420146104

Kaide üstünde askeri üniformalı Mustafa Kemal ve direkte dalgalanan Türk bayrağı.

050420146105

Öğlen dağıtılan kumanyaları Anzak koyunda yiyoruz. Bir süre dinlendikten sonra dönüşe geçtik.

050420146107

Eceabat vapur iskelesine gelerek vapura biniyoruz. Çanakkale tarafına geçince henüz zamanımız var diyerek Deniz müzesini dolaşalım diyoruz. Daha önce fark etmemiştim deniz müzesini. Gezmemiz iyi oldu açıkçası. Müzede savaş gemileri ve denizaltı da bulunan toplar makinalı tüfekler, torpidolar, mayınlar sergilenmekte. Hepsi de korkunç savaş silahları, sadece insanları öldürmek için böyle korkunç silahlar üretilmiş, şimdiki zamanda daha da korkunç silahlar üretilmekte. Deniz müzesi binası, üstte yazılmış, altında digital saat 18:05:24 yazıyor kırmızı olarak.

050420146109

Savaş gemisi kıyıda bağlı, ona doğru gidiyoruz.

050420146110

Kıyı beton duvar ile kaplı, kalın zincirler bağlı, ileride kale surları görünüyor.

050420146111

Çanakkale savaşını anlatan resimler sergilenmiş yamaca. Mustafa Kemal heykeli ve önde iki büst.

050420146112

Denizaltı torpidosu, baş kısmı kırmızıya boyanmış. Torpido siyah renkte.

050420146113

Gemi çapa demirinde küre Dünya konmuş. Çimen üzerinde büyük bir yeşil küre duruyor.

050420146114

Yolun yanında, çimenlerde bir çok top yerde sergilenmiş çam ağaçlarının altında. Üç tane de küp yerde duruyor.

050420146115

Uzun bir top üç kaide üzerinde. Topun namlu kısmı kırık.

050420146116

Siyah renkli çapa ve beyaz renkli torpido.

050420146117

Denizaltıda kullanılan torpido yuvaları açık havada sergilenmiş üç tane, birisinin kapağı açık. Diğerleri kapalı.

050420146118

İki tane kırmızı başlıklı torpido ve torpido yuvası

050420146119

Torpido yuvası.

050420146120

Yeşil çimenler üstünde toplar sıralanmış. Topun ağzında Türk bayrağı olarak kapatılmış.

050420146121

Tekerlekli küçük bir top, solda yeşil küre.

050420146123

Bu da büyük ve uzun namlulu top.

050420146124

Tekerlekli top arabası, arabanın dört tekerleği de demirden. Bu arabada top alınmış.

050420146127

Daha kısa top arabası.

050420146128

Çanakkale kalesi surları ve yuvarlak kısa kulesi. Duvarlarda onarım olduğundan iskeleler kurulmuş.

050420146129

İki tane devasa gemi çapası.

050420146130

Siperli, döner hareketli top.

050420146131

Büyük deniz mayınları. Bu mayınların benzerleri İngiliz gemilerini Çanakkale’nin soğuk sularına gömmüştür.

050420146132

Bir kaç çemberi kalmış sacları olmayan denizaltı.

050420146133

Denizaltıyı yandan  çekiyorum, torpidolar, ve torpido yuvaları.

050420146134

Uzun bir periskop demir kaide ile ortadan tutturulmuş. Altında gözleme kabini.

050420146135

Denizaltında kullanılan periskop ile dürbün gibi Gelibolu tarafını gözlemleyebiliyorum. Aklıma telefon ile resim çekmek gelince hemen resim çekiyorum. Öyle fazla yakınlaştırmasa da görüş alanını gayet iyi görüyorum. Karşı kıyıda Dur Yolcu ve askeri çekiyorum.

050420146136

Müzeden çıkıp Aynalı çarşıya geldik. Aynalı çarşının girişindeki kemerli giriş kapısı cam ile kaplanmış.

“Çanakkale içinde Aynalı çarşı

Ana ben gidiyom düşmana karşı ooo of

Gençliğim eyvah!”

050420146138

Tarihi Aynalı çarşı cıvıl cıvıl insan kaynıyor. Hazır gelmişken bir kaç hediyelik eşya alıyorum. Cep aynası da almak gerek, aynaya kime hediye vereceksen onun ismini de yazdırabiliyorsun. İçerideki dükkanlar ve tavan lambalarla aydınlatılmış. Duvara Türk bayrakları takılmış sıralı.

050420146139

Burası da çarşının diğer kapısı. Kapıda Aynalı Çarşı yazılı.

050420146140

Aynalı çarşıdan alacağımızı aldıktan sonra kamp alanına giderken akşam yemeği için marketten alışveriş yapıyoruz. Aycan süper marketini görünce önünde bana poz veriyor. Ben de resmini çekiyorum. Güzel tesadüf Aycan süper marketi ve Aycan.

050420146142

Kamp alanına dönerek akşam yemeği için aldıklarımızı bir güzel yiyoruz. Çadırların yanına piknik masasını daha önceden taşımıştık. Daha sonra arkadaşlar da aramıza katılınca sohbet iyice derinleşiyor. Gecenin ilerleyen saatlerinde dinlenmek için çadırlarımıza çekilerek tatlı uykuya dalıyoruz.

Bu gün dostlarla buluşmak, hasret gidermek, onları karşımda görmek ve sohbet etmek çok güzeldi. Yeni dostlarla da tanışmak ayrı bir duygu, dostlar giderek çoğalıyor.

İyi ki varsınız ve iyi ki sizleri tanıdım dostlarım.

Bu gün yaptığımız yol 58 km civarında.

Dardanos kamp alanı – Çanakkale feribot iskelesi gidiş – geliş yol haritası.

Powered by Wikiloc

Powered by Wikiloc

99. Çanakkale Şehitlere Saygı Turu 4. Gün

4 Nisan 2014 Cuma

Tavaklı – Geyikli – Kumkale – Truva – Dardanos

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

Nedir ben bilemem ki

Belki bir raslantıdır da ondan mı sevdanın yeri

En yakın yeri

En uzak yeri

Bitmeyen yeri

Bitecek yeri

Farkedilmez zaten anlaşılmış sevdanın

Anlaşılmaz sevda ile bütün ekleri.

Gözlerim sevdim seni

Köklerim gözlerimin

Suyunu benden içen ıssız bir kasaba gibi

Edip Cansever

 

Öne çıkmış olan görsel, yoldaki çam ağacı geçidinden geçen bisikletçi.

040420146011

Sabah güzel bir uykunun ardından dinlenmiş olarak uyanıyorum. Diğer arkadaşlar da uyanıp çadırları toparlama telaşına giriyorlar. Sabah kahvaltısının ardından herkes hazır olunca yola çıkıyoruz. Yolumuz uzun olsa da gezerek, görerek yeni yerler göreceğiz. Nasıl olsa Çanakkale’ye gelmeden Dardanos 18 Mart Üniversite yerleşkesi kamp alanına gideceğiz. Güneş tepelerin ardında ve gölgeler henüz uzun.

040420145959

Gideceğimiz yol hemen hemen düz bir arazi, Çanakkale boğazı Ege girişine kadar kumsal ve tarlalar arasında. Yüksek bir tepe de yok, rüzgara yakalanırsan açıkta engel olmadığından Marmara dan esip boğazdan geçerek Ege denizine doğru esen Karayel ta Çeşme’ye kadar bir rüzgar koridoru meydana getiriyor. İşte bu rüzgar koridorundan tüm Ege kıyısı tepeleri rüzgar türbinleri ile dolu ve hala yapımı süren türbinler var. Tavaklı iskelesi yazan tabelayı ve yolun virajlı olduğunu belirtir üçgen trafik levhası.

040420145960

Gördüğünüz gibi yol düz, etrafta tarlalar.

040420145961

Ezine Dalyan kavşağındayız, aynı zamanda burada kaplıcalar var. Kaplıca işletme müdürü bizleri görünce çay ısmarlıyor. Çayları içerken kaplıcaya girebilir miyiz? diye sohbet ediyoruz ama yanaşmıyor müdür. Ücretliymiş, bedava reklamınızı yaparız dememize rağmen kabul etmiyor. Bu arada bir kaç arkadaş girmiş bile kaplıcaya. Onlara haber salıp hemen çıkmalarını söylüyorum. Bir süre gelmelerini bekledikten sonra Dalyan antik kentine yöneliyoruz. Tabelada kahverengi olarak Kestanbol kaplıcaları yazılmış, sola işaret edilmiş. Herhalde tarihi olmalı, yoksa niye kahverengi tabelaya yazılsın ki? Altta ise Ezine yönüne gidileceğini belirtir tabela. Ezine sağ tarafta.

040420145962

Bu kavşak üç yöne gidiyor, Birincisi, Ezine tarafı, ikincisi geldiğimiz yol. Tabelada belirtilmiş sol tarafa doğru. Gülpınar, Ayvacık, kahverengi tarihi tabelalarda Apollon Smintheion 30 ve Behramkale (Assos) 56 Km mesafede olduğunu yazmışlar.

040420145963

Üçüncü yön ise gideceğimiz yön Dalyan antik kentinin olduğu yer. Sol tarafa doğru gideceğiz, sağ taraf Kestanbol kaplıcaları. Sol taraf tabelasında Dalyan 3 Km, Alexandria – Troas yazılmış. Tabelaların yanında Can Çıtak durmuş poz veriyor.

040420145965

Dalyan antik kentinin dış mahallesinin yıkıntıları tek tük görünmeye başladı bile.

040420145969

Zeytin ağaçları arasında mezar kapağı iç kısmı dışarda kalacak şekilde konmuş yere koltuk gibi. Zeytin toplayanlar burada oturup dinleniyorlar sanki.

040420145972

Antik kentin dışında kayalardan yapılmış taş mezarlar ve ağır taştan yapılmış mezar taşları karşımıza çıkıyor. Kapak ter duruyor, iç kısmı üçgen şekilde oyulmuş, içinde yağmur suyu var azıcık.

040420145973

Tabelaya göre Dalyan köyüne geldik sayılır. Önümde iki kişi gidiyor bisikleti ile.

040420145974

Ağaçlar arasından dar bir duvar minare boyunda görünüyor.

040420145975

Alexandria – Troa

Antik kent olan Dalyan köyü sınırları içindeki Alexandria – Troa harabelerine geliyoruz. Halen kazısı devam eden antik kentin tarihçesi kısaca şöyle ; Helenistik Dönem Burası , M.Ö. 400 yıllarında Sgia adıyla anılan küçük bir yerleşimdir. Kuzeyinde Troya ve batısında Tenedos (Bozcaada) vardır. Büyük İskender’in  en önemli komutanı Monopthalmos (Tek Gözlü) lakaplı  Antigonus buraya kendi adıyla anılan bir kent kurar : Antigonia . Ve kentin çevresi  8 km. uzunluğundaki bir surla  çevrilir. Kentin en önemli karakteri Anadolu ve Makedonya arasında en hızlı ulaşımı ve haberleşmeyi sağlayacak bir liman kenti olmasıdır. Kent hızla gelişir. Helenizmi yaymak için zorunlu göç politikasıyla çevredeki diğer bir çok kent boşaltılarak, sakinleri Antigonia Troas’ta iskana zorlanır. Büyük İskender’in henüz doğmuş  bir varis  bırakmadan  M.Ö.323’te ölümünün ardından komutanları arasında paylaşılan imparatorluğunun toprakları arasında Phrygria, Lykia ve Pamphylia  Antigonus’a düşer. Bu paylaşımın ardından Antigonus ve diğer generaller  arasında taht kavgası başlar. Antigonus 310 yılında yine İskender’in komutanlarından olan Lysimachus ve Seleucus’la Ipsos’ta yaptığı savaşta ölür. Kurduğu kent Lysimachus’un egemenliği altına girer. Bu tarihten sonra İskender’in anısına kentin adı Alexandria  ( İskenderiye) ‘dır artık. Ancak bu adla anılan bir çok kent olduğundan içinde bulunduğu bölgenin adı olan  “ Troas” da eklenir. Nüfusu 60 binlere ulaşan kent bölgesinin en önemli limanıdır. Ve hızla zenginleşmektedir. Ünlü Romalı tarihçi Gaius Suetonius Tranquillus, De Vita Caesarum (İngilizce bilinen adıyla On İki Caesar’ın Yaşamı) adlı biyografik  eserinin,  “ Tanrısal Iulius Caesar ”  adlı Birinci kitabının bölümünün 79. Paragrafında  Julius Caesar’ın burayı kendine imparatorluk için yönetim merkezi olarak planladığını yazmaktadır. Makedonya Krallığı da bu arada Roma tarafından yıkılır (M.Ö. 167) Roma Dönemi Cumhuriyet’ten imparatorluğa dönüşen Roma’nın  ( Imperium Romanum ) ilk monarkı  olan Augustus (M.Ö. 27-M.S. 14) tıpkı Sezar gibi bu Troas bölgesine ve  bu kente özel bir önem verir.Çünkü Romalılar kökenlerini Troya’ya ve buradan kaçan Aeneas’a dayandırıyorlardı.Augustus , emekli Roma askerleri için Colonia Augusta Troadensium adıyla bir koloni kurar. Asya bölgesinde Ius Italicum sahibi tek kent Alexandria Troas’tır. Bu, kent halkının Roma vatandaşları ile aynı haklara sahip olduğunu gösterir.Aynı zamanda Tenedos da Alexandria’ya bağlanır. M.S. 52’de, Aziz Paulus, Hıristiyanlığı yaymak amacıyla Anadolu’dan Avrupa’ya,Makedonya’ya bu kentin limanından geçer.İkinci ve üçüncü misyonerlik yolculukları sırasında kenti iki kez ziyaret eder. Hatta bir rivayete göre kentin aşağısında bulunan bugünkü Kestanbolu kaplıcalarında bir ölüyü bu şifalı sulara sokarak diriltmiştir. Alexandria Troas, en büyük gelişmesini İmparator Hadrian (117-138) zamanında yaşar. Pek çok büyük mimari proje gerçekleştirilir. Kaz Dağları’ndan kemerlerle su getirilir. Atinalı zengin Herodes Atticus’un finansal desteğiyle 135 yılında dev bir hamam inşa edilir. Bu taş ocakları bugün bile gezilebilmekte ve işlenirken kimisi yarım bırakılmış ortalama 12 m. uzunluğundaki granit sütunlar görülebilmektedir. Ezine ilçesine bağlı Koçali ve Akçakeçili köyleri arasında yer alan bu antik ocaklarda . Koçali Köyü’nde 7 adet, Akçakeçili Köyü’nde bazıları parçalanmış yaklaşık 15 adet sütun yer almaktadır. Bölgeye bu yüzden Yedi Taşlar da denmektedir. Neredeyse Başkent… Hadrian’dan sonra kent ivmesini kaybeder. I. Constantinus imparatorluğunu çürümüş Roma’dan yönetemeyeceğini anlayarak kendine yeni bir başkent aramaya başlar. Eskiden beri önemli bir liman olması, Asya-Avrupa arasındaki konumu  ve doğal zenginlikleriyle gerçekten de başkent olmayı hak eden Alexandria Troas ilk adaydır. Bir diğer aday da Nicomedia’dır. (İzmit) Ne var ki bu iki kentin karşısında çok güçlü bir rakip daha vardır : Megaralılar tarafından M.Ö. 667’de kurulan Byzantion. Ve yarışı Byzantion ya da latinleşmiş adıyla Byzantium kazanır. M.S. 330 yılında Roma İmparatorluğu‘nun başkenti ilan edilince, kente Latince “Yeni Roma” anlamına gelen Nova Roma adı verilir. Constantinus öldükten sonra da Constantinopolis… Ve unutuluş Kent başkent olma şansını kaybettikten sonra yavaş yavaş önemini yitirmeye ve unutulmaya başlar.Osmanlı zamanında önemli bir iskana sahip olmayan yörenin  barındırdığı eserler tahrip edilerek İstanbul’da yapı malzemesi olarak kullanılırlar. Padişah IV.Mehmet  Valide Sultan Camii’nin yapımında kullanılmak üzere çok sayıda sütunu İstanbul’a naklettirir. Eminönü’ndeki Yeni Camii’nin yapımında Alexandria Troas’tan gelen parçalar kullanılır. Bu yağmaya rağmen kent yine de muhteşemdir.Öyle ki yöreyi ziyaret eden pek çok seyyah gördükleri kalıntıları Homeros’un Troya’sı  zanneder. Bir yandan da kent çevre ahalisi tarafından Eski İstanbul adıyla anılmaya başlar.

Bu tabelada ise antik kent olduğunu belirtir Dalyan, Alexandria – Troas yazılmış.

040420145976

Yoldan göründüğü kadarı ile bir kaç resim çekiyorum antik kentin. Bir binanın duvar kalıntıları, içinde meşe ağacı çıkmış.

040420145978

Yaklaşık 1.5 metrelik bir duvar, üstünde meşe ağaçları ve eflatun renkte çiçek açmış ağaç.

040420145979

Büyük kemerli bir duvar kalıntısı ağaçlar içinde.

040420145980

Harabeleri gezmeye zamanımız olmadığından bir kaç resim çektikten sonra yola devam ediyorum. Etrafta meşe ağaçları var.

040420145982

Dalyan köyünde geçen yıl burada sundurmanın altında çadır kurmuştuk. O gece de müthiş bir fırtına ve yağmur vardı. Tüm gece doğru dürüst uyumadan sabahlamıştım ama ıslanmadan atlatmıştık fırtınayı. Eyvah Eyvah filminin bir kısım sahneleri buralarda çekildiğini köylüler bize anlatıyor. Dalyan köyünün içinde şöyle bir tur atarak dolaştıktan sonra yola devam ediyoruz. Yol kenarında bahçe duvarı, demir kapı ve sundurma, kalın ağaç gövdesi bahçenin içinde.

040420145983

Yemek yenilen işletmenin birisi burada çekilen Eyvah eyvah filminden sonra at arabasını açık mavi renge boyadıktan sonra yan kısmındaki kapağa Eyvah eyvah yazmış koyu mavi renk ile.

040420145984

Liman içinde kahvede akşam yemeğini yemiştik gecen yıl, bir kaç arkadaş bu kahvenin sundurmasının altına çadır kurup kalmıştı. Ön taraf köyün meydanı.

040420145985

Dalyan köyünde fazla oyalanmadan yola devam ediyoruz. Yol kıyısına çam ağaçları dikilmiş.

040420145986

Dalyan – Geyikli iskele arası beyaz boyalı, kaldırımlı, kenarları fıstık çamları dikilmiş gölgeli bir yolda gidiyoruz. Elçek resim çekiyorum kendimi ve arkamdan gelen Davut Şaşal’ı.

040420145987

Aslında buraya gelmeden Geyikli’ye giden kestirme yolu kaçırınca Geyikli iskelesine gelmiş bulunmaktayız. Taştan yapılmış büyük bir han karşıma çıkıyor. Liman olunca gemiyi beklemek için yapılmış olmalı. Şimdi kullanılmamasına rağmen hala sağlam ve heybetli görünüyor yapı.

040420145988

Hafif bir rampada Geyikliye doğru gidiyoruz. Arkadaşların bir kısmı kestirmeden gitmiş. Telefonla haberleşerek Geyiklide buluşmaya karar verdik. Hem öğle yemeğini Geyiklide yiyeceğiz.

040420145989

Geyikli’ye vardık, tabela öyle gösteriyor. Üstte de döner kavlağı belirtir trafik levhası ve 150 metre mesafede olduğunu belirtmişler.

040420146009

Caminin duvarında güvercin yuvaları yapılmış tahtadan üç bölüm halinde. Sağdaki 6 katlı, soldaki ise 5 katlı iki bölmeli.

040420145991

Ata Demirer burada Eyvah Eyvah filmini çekince parkı yaptırmış. Film çekilirken kasabalılar figüran olarak rol almışlar. Hem para kazanmışlar hem de kasabanın tanıtımını yapmış film. Ziyaretçiler de eksik olmuyor burada. Küçük ve şirin bir kasaba olan Geyikli böylece tanınmış bir yer olmuş Ata Demirer sayesinde. Parkın girişinde kırmızı kemerde; Eyvah eyvah Ata Demirer parkı olarak yazılmış. Kemerin altına Türk bayrağı asılmış.

040420145990

Davut abimiz yemek yediğimiz lokantanın sahibesi ile hatıra resmi çeker misin diye rica etti. Ben de resmi çekiyorum.

040420145993

Yemekten sonra parkın çay bahçesinde çayları içiyoruz. Ardından tura katılan arkadaşlarla tek tek resim çekiliyorum Toplam benimle beraber 15 kişiyiz. İlk önce Davut Şaşal ile resim çekiliyorum. Kendisi sağlam bir bisikletçidir. Bir çok turda beraber pedalladık birlikte. Aynı zamanda maraton koşar ve çeşitli yarışmalarda madalyalar kazanmıştır. Sessiz, sakin, mütevazi, aynı zamanda uyumlu bir arkadaştır. Ortama uyar her zaman.

040420145994

Baattin Şimşek, Şafak Omaç’ın çırağıdır. Her zaman turculuğu öğrenmeye çalışan dikkatli bir çıraktır. Judo sporu ile uğraşan Baattin disiplinli bir şekilde uyum sağladı turda. Kendisini de tatlı esprileri ile sevdirmeye çalışır.

040420145995

Kenan Cancan, Selçuk’tan aramıza katıldı. Adnan Barım’ın müritlerinden. Kendi halinde sessiz, sakin ve uyumlu biridir.

040420145996

Onur Pınar, Selçuk’tan Adnan Barım’ın müritlerinden. Onur da siki bir bisikletçidir, sessiz sakin ve uyumlu olarak aramızda yer aldı.

040420145997

Ege Ertaş, Kuşadası’ndan aramıza katıldı. İyi bir turcu olma gayretinde mücadele ediyor. Yeni aldığı dış lastikleri değiştirmeden Çanakkale’ye kadar bagajında taşıdı. İyi, uyumlu birisi olarak grupta beraber pedalladık.

040420145998

Aycan Çolpan, Ege Üniversitesinde öğrenci. Çanakkale’ye gideceğimi öğrendikten sonra gelmeye karar vermiş. Böylece tanıştık. Aramızda tek kadın olmasına rağmen uyum sağlayıp bizimle güzel bir tur yaptı.

040420145999

Kadir Yıldırım, Selçuk’tan Adnan Barım’ın müritlerinden birisi. Turda uyum sağlayıp aramızda pedalladı. Biraz rahatına düşkündür o kadar.

040420146000

Manavgat’tan Mustafa Sayan. Çanakkale turunun etkinliğini açınca facebook ta arkadaş olduk. Normalde Çanakkale’den katılacaktı ama İzmir’e kadar otobüsle gelip Aliağa dan aramıza katıldı. Bu onun ilk uzun turu olacak o yüzden ön ve arka bagajlarında yok yok. Her şey almış bir de fazlası var. Akşam keyfini çıkarmaya çalışır. Çilingir sofrasını kurmadan edemez.

040420146001

Dostum Can Küçükler, beraber nice turlar yaptık ve daha da yapacağız. Geçen yıl Trakya turunu beraber yapmıştık. Disiplinli ve programlı olduğundan hazırlanması biraz uzun sürse de beklemeye değer bir arkadaştır. O da kamp kurarken çantaları cepsiz oluşundan dolayı tüm çantayı boşaltır, sabah ta tekrar tek tek çantaya yerleştirir. Bazı fazla kullanmadığı eşyaları taşır sürekli yanında.

040420146002

Sorumsuz ve dengesiz dostum İrfan Özden. Uzun yıllar boyunca dolaşmadığı dağ, tepe, bayır, patika ne varsa hepsini dolaşarak dengesini kaybetmiştir. Bisiklete yeni başlamasına rağmen dengesiz turlar yaparak sorumsuzca dolaşmaktadır. Yıllarca yürümekten alışkanlık olmuş her zaman önden önden gitmeye bayılır. Bisikletle daha çok yer gördüğünden yürüyüşleri azaltmıştır. Yön bulma becerisi üst düzeyde olduğu için rotayı her zaman İrfan yapar ben de ona uyarım. Bazı zorlu ve toprak yoldan götürmesine rağmen turlarımız hep iyi olmuştur.

040420146003

Metin Sadıç, aynı lisede beraber okumuşuz ama o zaman tanışmıyorduk. Yıllar sonra bisiklete başladıktan sonra tanıştık. Lisede fırtınalı bir anarşi döneminde 12 eylülün işkenceleri altında yılmamış bu günlere gelmiştir. Işığa duyarlı olan gözleri nedeni ile kapalı siyah gözlük kullanmakta. Sakin ve nazik oluşu uyumu beraberinde getiriyor. Beraber pedallama şansına sahip olduğum değerli bir arkadaşım.

040420146004

Ali Kantarcı, Selçuk’tan Adnan Barım’ın 4. müridi. ESHOT ta çalışırken Balçova da oturmuş ama tanışmadık daha önce. Adnan’ın sayesinde tanıştık. Kendisi atlet olduğundan koşularda başarıları var. Bu yüzden bisikletin hakkını vermeye her zaman çalışır. Önde olmayı sever her zaman. Önde gitmesine rağmen gruba uyumu sağlamıştır.

040420146005

En gencimiz, henüz lisede okuyan Can Çıtak. Beraber turlarda pedalladık, genç oluşu hoş ve atik davranışlara neden olsa da uyum sağlamıştır her zaman.

040420146006

Sevgili dostum Selahattin Tavkaya. Uzun süredir beraber bisiklet turlarında pedalladık. Oğlu ve kızı bisikletçidir, ailecek bisiklete binerler. Sessiz ,sakin ve mütevazi davranışları ile herkes sever usta Selahattin’i.

040420146007

İyice dinlendikten sonra yola çıkıyoruz, yolcu yolunda gerek değil mi! Hedef Çanakkale ama normal yoldan değil biraz sapa yollardan gideceğiz. Tabelada Bozcaada tarafına düz, sağa Çanakkale’ye gidileceğini gösteriyor.

040420146008

Çam kapısından geçmek ne güzel, yeşil kapı. Sanki cennet kapısı gibi, sadece bisikletçilerin geçmesine izin veriyorlar. Sağdaki çam ağacı soldaki çam ağacı ile üstten birleşmiş ve bir kapı oluşmuş yolda. Geçitten bir bisikletçi geçiyor. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

040420146011

Köyler birbirine yakın, hemencecik bir köye varıp geçiyorsun, hemen diğer köy geliyor. Çamoba köyü tabelası ve dikkat inek çıkabilir uyarı trafik levhası ekin tarlasının kenarında.

040420146012

Burası da Kumburun köyü.

040420146013

Etraf tarlalarla çevrili, ekili tarlalar hayvanlar için yem olarak yetiştiriyorlar. Henüz yeşil olan tarlalar 2 yada 3 ay sonra biçilip ürünü topluyorlar. Gelibolu yarım adası ve şehitlik abidesi göründü.

040420146014

Sağımız ekin tarlası, tarlada iki tane ağaç var.

040420146015

Solumuzda da ekin tarlası uçsuz bucaksız.

040420146016

Üvecik köyü girişindeyiz. Girişte tabelaya; Köyümüz sokaklarında hurdacı ve seyyar satıcıların gezmesi yasaktı. Satış yeri köy meydanıdır diye uyarı olarak yazılmış.

040420146017

Don Kişotlar rüzgar değirmelerine pedal çeviriyorlar. Yolda bisikletçiler ve rüzgar türbinleri sıralı.

040420146019

Güneş ve rüzgar türbini, yaşam kaynağı olan güneş dolaylı olarak enerji üretimine katkı sağlıyor.  Dünya yüzeyine vuran güneş ışıkları atmosferi ısıtarak ısınmayan yerlerdeki soğuk hava sıcak yerlere hücum ederek rüzgarı oluşturuyor. Bu rüzgar da türbinlerin çarklarına çarparak dönmeyi sağlayınca elektrik üretimi gerçekleştiriyor. Çanakkale boğazından sürekli esen rüzgar açık olan arazide kurulu rüzgar türbinlerini sürekli döndürmekte. Ve bu anı yakalamak için bir çok kez resim çekmeme neden oldu. Üç pervanenin birisi gövdesinde, diğer iki kanat çatal biçiminde yukarıda. Tam göbeğin arkasında Güneş saklanmış, ışıkları yandan fışkırıyor. Güneş ile özdeşleşmiş rüzgar türbini.

040420146020

Bir kahve molası vermek gerek diyerek ağaç gölgesi altında kahve takımını çıkararak kahveleri pişiriyorum. Yanında da kuru meyve ve çerez takviyesi iyi geliyor doğrusu. Yol kıyısında bisikletler park etmiş, ağacın altında oturmuşuz yoldan biraz aşağı seviyede.

040420146021

Dengesiz İrfan yön tayini yapmaya devam ediyor devamlı. Önümde İrfan gidiyor.

040420146022

Sanki ormanın içindeymişiz gibi. Otlar o kadar büyümüş ki! Bahar ayında yağan yağmurlar otları bir adam boyundan fazla büyütmüş. Otlar arap saçına benziyor ama arap saçı değil, yani yenmez.

040420146023

Yurdumuzun her yerinde olduğu gibi erkekler pek çalışmıyor, ortalıkta aylak aylak dolaşmakta. Bir tane kadın yok meydanda. Hatta köyün horozu bile meydanda turlamaya çıkmış bile..

040420146024

Köy yolları bitti Çanakkale boğazının tam ucuna, buruna doğru gitmeye başladık. Karşısında da Şehitler Abidesi. Toprak yolda ilerlemeye başladık. Solda zeytin ağaçları, sağda buğday tarlası.

040420146025

Biraz öndeydim ve durup gelenlerin resimlerini çekmeye başladım. Üç kişi kadraja girdi.

040420146026

Selahattin usta, bagajındaki çubukta Türk bayrağı ile geçiyor önümden.

040420146027

Önde Baattin, Arkada Mustafa ve bir kişi daha geliyor.

040420146028

Mustafa Sayan tam önümden geçiyor.

040420146029

Kenan Cancan, gülerek yanımdan geçiyor.

040420146030

Ve karşınızda sorumsuz biri dengesiz olarak geçiyor. Geçerken de bir bakış atmadan geçmiyor.

040420146031

Tam burunda kumsalda, deniz kıyısındayım, KUZ gururla poz veriyor Abide’nin karşısında.

040420146033

Kuz’un yanında durup kameraya poz veriyorum aynı yerde.

040420146034

Çanakkale savaşında kullanılan toplar ve top bataryaları. Anadolu yakasında, boğazın girişinde Düşman gemilerini top ateşine tutarak geçmelerini engellemiş. 99 yılda zamana karşı direnmeye çalışıyor ölüm makinaları.

040420146035

Truva antik kentine doğru yöneliyoruz. Her zaman buralardan geçmediğimizden antik kenti gezelim diyoruz. Tabelada sola doğru Tuva tabelası ve Cumhuriyet caddesi yazılıp parkın köşesindeki parmaklıklara konulmuş.

040420146036

Truva antik kentine doğru yola çıktık buğday tarlaları arasından.

040420146038

Antik kent biraz yüksekte olduğundan kıvrılarak çıkan yolda tırmanan arkadaşları çekiyorum. Solda ağaçlar tepeyi kaplamış.

040420146039

Tepeye çıkınca etraf iyice açıldı. Uçsuz bucaksız ekin tarlaları alabildiğine ekilmiş.

040420146040

Troya antik kentine vardık, biletler pahalı olduğu için müze kart çıkarıyorum.  Nasıl olsa Az bilinen antik kentler turu var önümüzde orada kullanırım gerekirse. Müze kartını çıkarıp içeri giriş yapıyoruz. Karşımıza ilk olarak Truva savaşının simgesi olmuş Truva atı çıkıyor.  Savaşı bu tahta at sayesinde  kaybediyor Truva şehri. Yoksa öyle kolay ele geçirilecek bir yer değil. Görünen tahta at günümüzde yapılmış, içerisine girebiliyoruz. Bu at normal bir tahta at. Çanakkale de sergilenen at ise çevrilen filimde kullanılan fantastik yapılmış polyester at. Yarın da o atı göreceğiz kayıt olurken. Meydan karo plaka döşenmiş, etrafta ağaçlar var. Bir tane de servi ağacı boy atmış. Tam ortada ünlü Tuva atı duruyor. At 15 X 18 metre boyutlarında devasa bir at. Ayaklar bir insan boyunun üç katı. Gövdede pencereler var, sırtında da ev yapılmış pencereli. Başın üstünde yeleyi kale burcu gibi çıkıntılı yapılmış. Kuyruğu da kalın ve küt biçimde aşağı sarkıtılmış. Bu at tamamen tahtadan yapılmış.

040420146041

Müze kartını çıkarıp içeri giriyoruz. Truva savaşında kullanılan tek kişilik at arabası kırmızı renge boyalı.

040420146042

İlk ziyaretimiz Truva atı, yakından çekiyorum atı. Arka ayaklarında atın içine girmek için merdivenler yapılmış.

040420146043

Merdivenlerden yukarı çıktım, Gövdenin içinde kocaman oda var. Buraya onlarca kişi sığar, kıyılarda oturma yeri yapılmış. Pencerelerden giren ışık içerisini aydınlatmaya yetiyor.

040420146045

İkinci kata çıkıp pencereden bakarken Bizim Aycan da pencereden sarkmış bana bakarken çekiyorum.

040420146046

Aycan’ı taş kaidenin yanında dururken çekiyorum bir poz. Arkada büyük meşe ağacı var.

040420146048

Aynı yerde bu kez Aycan beni çekiyor.

040420146049

Antik kentte bulunan küpler ve künk boru parçaları sergilenmiş yerde.

040420146050

Burada da sütun parçaları ve kiriş blok mermerler düzgünce dizelenmiş.

040420146051

İlk olarak Efes ve Milet antik kentleri gibi denize yakın olan kent, Çanakkale Boğazının güneyinde bir liman kenti olarak kurulmuştur. Zamanla Karamenderes nehrinin kent kıyılarına taşıdığı alüvyonlar nedeniyle denizden uzaklaşmış ve önemini yitirmişitir. Bu yüzden yaşanan doğal felaketler ve saldırılar sonrasında yeniden iskan edilmeyip, terk edilmiştir. Troyalılar, Sardis kökenli Herakleid hanedanının yerine geçmiş ve Anadolu’yu 505 yıl boyunca Lidya krallığı Candaules (MÖ 735-718) dönemine dek yönetmişlerdir. İyonlar, Kimmerler, Frigyalılar, Miletliler onlardan sonra Anadolu’da yayılmış, ardından MÖ 546 yılında Pers istilası gelmiştir. Troya antik kenti, Athena tapınağı ile özdeşleşmiştir. Pers egemenliği sırasında imparator I. Serhas çıktığı Yunanistan seferinde, Çanakkale Boğazını geçmeden önce kentte gelerek bu tapınağa kurban sunduğu, aynı şekilde Büyük İskender’inde Perslere karşı giriştiği mücadele sırasında kenti ziyaret ettiği ve zırhını Athena tapınağına bağışladığı tarhihsel kaynaklarda belirtilir. 1871’de amatör arkeolog Heinrich Schliemann tarafından keşfedilen antik şehrin kalıntılarında, ilerleyen zamanlarda gerçekleştirilen kazılar sonucu, aynı yerde yedi kez -farklı dönemlerde- kent kurulduğu ve farklı dönemlere ait 33 katman olduğu saptanmıştır. Şehrin bu karmaşık tarihsel ve arkeolojik yapısı, daha kolay inceleyebilmek için kent tarihsel dönemlere göre sırayla roma rakamlarıyla ifade edilen 9 ana bölüme ayrılmıştır. Bu ana dönemler ve bazı alt dönemler şu şekildedir;

Troya-Hisarlık planı ve dönemlerine göre eserler

  • Troya I 3000-2600 (Batı Anadolu EB 1)
  • Troya II 2600-2250 (Batı Anadolu EB 2)
  • Troya III 2250-2100 (Batı Anadolu EB 3)
  • Troya IV 2100-1950 (Batı Anadolu EB 3)
  • Troya V (Batı Anadolu EB 3)
  • Troya VI: MÖ 17. yüzyıl – MÖ 15. yüzyıl
  • Troya VIh: Geç Tunç Çağı MÖ 14. yüzyıl
  • Troya VIIa: ca. MÖ 1300 – MÖ 1190 Homerik Troya dönemi
  • Troya VIIb1: MÖ 12. yüzyıl
  • Troya VIIb2: MÖ 11. yüzyıl
  • Troya VIIb3: yaklaşık MÖ 950
  • Troya VIII: MÖ 700 Helenistik Troya
  • Troya IX: Ilium, M.S. 1. yüzyıl Roma Troyası

Kale duvar kalıntıları görülüyor.

040420146052

Yamaçta blok taşlarla örülmüş duvar.

040420146053

Solda kale duvarı, az ileride kaleye giriş için geçit olarak yapılmış, solda bir duvar daha var. İki duvar arası 3 metre kadar var. Bu dar geçitten kaleye insanlar, arabalar giriyormuş.

040420146054

Geçitten içeri giren Aycan ve Can Çıtak.

040420146055

Bir yapının temelleri, bir kısım duvar blok taşları. Bu taşlar kare olarak yapılmış. İç kısımda sütun parçası 1 metreden biraz fazla, çapı da 50 santim kadar var.

040420146058

Mermer blok iki taraf içe doğru çapraz olarak oyulmuş Oyuklar kare biçiminde içe doğru basamak basamak oyularak kare küçülüyor. Karelerin ortadaki birleşim yerinin dışı da aynı şekilde basamak olarak oyulmuş. Oyuk olan yerlerden birisinin içi yağmur suları ile dolmuş.

040420146059

Aynı şekilde içe doğru oyulmuş mermer blok. Kareler bu kez yan yana. İki oyuk sağlam kalmış.

040420146060

Yamaç biçiminde örülmüş duvar. Orijinal duvar kerpiçten yapılmış, aynı duvarın devamı taş ile örülmüş. Kerpiç duvarın üstünde tente var, yağmurdan zarar görmesin diye.

040420146061

Yunan mitolojisinde, Truva’lı Paris’in Sparta Kralı Menelaus (Menelaos)’un karısı Helen’i kaçırması sonucunda Yunanların (Akaların) Anadolu’daki Truva kentine saldırmasını konu alan savaştır. Savaş, Yunan mitolojisi ve edebiyatında çok önemli bir yere sahiptir ve detayları Anadolu’lu ozan Homeros’un İlyada ve Odysseia adlı destanlarında anlatılmaktadır. İlyada, on yıl süren savaşın son bir aylık dönemini en ince ayrıntılarına kadar anlatırken Odysseia, Yunan komutanlardan Odysseus’un Truva’nın düşüşünden sonra vatanı İthaka’ya yaptığı yolculuğunu dile getirir. Zeus, düzenlediği Peleus ile Thetis’in düğüne tanrıçalardan Eris’i davet etmez. Bunun üzerine Eris, düğüne altın bir elma göndererek, bunun “en güzel tanrıçaya” verilmesini ister. Athena, Hera ve Afrodit altın elmanın kime verilmesi gerektiği konusunda anlaşmazlığa düşünce Zeus, tanrıçaları Paris’e gönderir ve en güzel tanrıçayı Paris’in seçmesini ister. Paris altın elmayı Afrodit’e verir. Karşılığında Afrodit, “tüm kadınların en güzeli’ olan Helen’i, Paris’e aşık eder. Paris, Sparta’yı ziyaretinde Helen’e aşık olur ve iki aşık birlikte Truva’ya dönerler. Kendilerine hakaret edildiğine inanan Yunanlar, Menelaus ve kardeşi Miken Kralı Agamemnon önderliğinde Aka ordusunu toplar ve Truva’ya bir sefer düzenler. Helen’in iade edilmesi ve kendilerine tazminat ödenmesi tekliflerine olumlu yanıt vermeyen Truvalılar ile uzun ve zorlu bir savaşa girerler. Truva’nın mitolojik bir kent olduğu düşünülürken, 1870 yılında Alman arkeolog Heinrich Schliemann tarafından başlatılan ve ikinci dünya savaşından önce Amerikan arkeolog Blegen tarafından gerçekleştirilen kazıların sonucu olarak, Çanakkale Boğazı’nın güney sahillerinde, Küçük Asya’nın kuzey batısındaki Troas bölgesinde bir sırtın üstünde bugünkü Çanakkale’nin birkaç kilometre güney batısındaki Hisarlık tepesinde dokuz kere yıkılıp yeniden kurulmuş çok eski bir şehir bulundu. Truva, deniz baskınlarından korunacak kadar içeride olmasına karşın Helespontos (Çanakkale)ile Karadeniz’i bağlayan ticaret yoluna hakim olacak kadar denize yakın bulunuyordu. Her yıkılışında yeniden yapılmış bu önemli ticaret şehrinde dokuz tabaka meydana çıkarıldı. Bunlardan MÖ 15-12. yüzyıla ait olan 6. tabaka, Homeros’un anlattığı Truva’dır. Homeros’un Truva Savaşı’nda bahsettiği kentin Yunanlar tarafından tahrip ediliş tarihi olarak ilk çağda MÖ 1184 yılı kabul edilir.

Behçet Necatigil, Mitologya Sözlüğü, Sel Yayıncılık, İstanbul, 5.baskı, 2006.

Kerpiç duvarı yakından çekiyorum. Toprak içine delik açarak yuva kuran arıların kerpiçleri delik deşik ettiğini görüyorum.

040420146062

Diğer yerlerde de kerpiç duvarlar var. Buranın üstü tente ile örtülmüş, kazı çalışmaları devam ediyor.

040420146063

İki kerpiç duvarın ortasında Aycan poz veriyor.

040420146064

Kazı ekibi epey derinlere inmiş, ve hala kazılar devam ediyor. Tarihi eserlere zarar vermemek için iğneyle kuyu kazıyorlar. ama bu kuyu epey derin, yaklaşık 10 metre kadar var. Kazılmış alan geniş bir yer.

040420146066

Yarım yuvarlak duvar kalıntısı.

040420146067

Cadde taş blok ile döşeli, kenarında temel taşları kalmış binalar var.

040420146068

Yamaç duvar ve otlarla kaplanmış yıkıntılar.

040420146069

Biri büyük kare kaide, biri daha küçük kare planlı temel  taşı, yakınında yuvarlak kuyu, taş ile örülü. Şehrin evlerinin temellerinin bir kısmı görünüyor.

040420146070

Aynı yerin diğer taraftan görünümü. Daha önce bulunduğum yerin kenarı duvar örülü ve yüksekte. Önümde kare olarak taşlardan örülmüş blok. Ortasında yuvarlak olarak boşluk bırakılmış.

040420146071

Üst kısma üç kademeli merdivenlerden çıkılıyor. Antik kentin kalıntıları kademe kademe kazılıp ortaya çıkmış. Hala da kazılar devam ediyor.

040420146072

Kentin kalıntıları, ortası meydan, yapıların sadece temelleri var. Buranın arkası ağaçlarla çevrili.

040420146073

Küçük amfi meclis binasının yeri. oturma yerleri 9 basamaklı.

040420146074

Kocaman meşe ağacı, yanında bank var. Antik kenti dolaşanlar burada oturup dinleniyorlar. Kent geniş bir alana yayılmış.

040420146075

Amfi meclis binasının basamaklarından Can Çıtak’ı çekiyorum.

040420146076

Tabelada Troia yazılmış kocaman harflerle. Yazının üstünde iki yuvarlak şekil var. Dairenin içine bir daire daha çizilmiş. Dairenin arasında 20 tane üçgen ve benzeri şekiller çizilmiş. İç kısma da pencere, çanak, balık insan gibi şekiller çizili. Ne anlama geldiğini üstte yazmışlar ama harfler çok küçük okunmuyor.

040420146077

Kale duvarı, kent burada bitiyor. Blok taşlar ve iki sütun parçası duvarın dışında.

040420146078

Tarihte tanıdığımız batı dünyası ile Asya arasındaki ilk büyük çarpışma başlamış olur. Fakat Akalar hemen Truvalılarla savaşa girmemiş ancak şehri kuşatmışlardır. Akalar dokuz yıl süren kuşatma sırasında Truva çevresindeki zengin bölge ve şehirlerin değerli silahlarını yağmalamak ile kalmamışlar güzel genç kız ve kadınlarını kaçırarak komutanlar aralarında paylaşmışlardır. Daha sonra iki ordu karşı karşıya gelmişlerdir. Paris, Menelaos ile teke tek savaşmayı ve savaşı kazananın Helen’i almasını teklif eder ve teklif kabul edilir. Savaş sırasında Menelaos Parisi yenmek üzereyken Tanrıça Afrodit araya girer ve Paris’i kurtarır. Başka bir savaşçı olan Pandoros’un Menelaos’a bir ok atmasıyla iki ordu birbirine girer. Akalı savaşçılar birçok Truvalıyı öldürürler. Bu korkunç savaşa tanrılardan Athena, Aphrodite ve Ares de katılır. Korkunç savaşın ünlü kahramanlarından Hektor savaşamayacak kadar yaşlı Truva kralı Priamos’un büyük oğludur. Bir yandan savaşmak ve diğer bir taraftan askerleri muhafaza etmek onun göreviydi. Hektor Akaların Akhilleus’tan sonra en büyük kahraman olan Aias ile savaşır. Bu arada Akalar ordugahın çevresini bir sur ve hendek ile çevirirler. Bu durum savaşın Truvalılar lehine gerçekleşmesini sağlamıştır. Akalı Patroklos ile Hektor mücadelesi sonucunda Hektor batı kapılarına kadar kovulur. Patroklos’un Truvalılar tarafından öldürülmesi Akhilleus’u çıldırtır ve Hektor üzerine yürür. Akhilleus tarafından Hektor öldürülür. Akhilleus Hektor’un ölüsünü toz toprak içerisinde sürükleyerek Truva surlarının içerisinde yedi kere dolaştırır. Bu işkence dokuz gün sürer. Hektor’un ölümünden sonra Amazonlar ve Etiopia kralı Memnon Truvalıların yardımına gelirler. Hektor’un Patroklos ile savaşında, birçok kaynakta yukarıdakinden farklı bir durum anlatılır. Esas duello Akhilleus ile Hektor arasında olacaktır, ancak savaşta gerçek bir savaş nedeni bulamayan ve esasında truva savaşına gönülsüz katıldığı ve savaşta bir türlü nihayetlenmediği için keyifsiz olan Akhilleus düelloya girmek istemez. Akhilleus’un kuzeni olan Patroklos ısrar eder ama ama Akhilleus’u ikna edemez. bunun üzerine Patroklos askerlerin moralinin düşmemesi için Akhilleus’un zırhını gizlice giyip Akhilleus’ muş gibi düelloya gider. Düelloda Hektor zırhın içindekinin Akhilleus olmadığını anlar, zira hem zırh Patroklos’a oturmamıştır (zira yapı olarak Akhilleus’tan zayıftır) hem de Patroklos Akhilleus kadar yetenekli değildir. Düelloda Hektor Patroklos’u öldürür. Menelaus ölenin Akhilleus olduğunu sanarak keder içinde cesedin başına gidince ölenin Patroklos olduğunu anlar. Bu durumu Akhilleus’u çadırından çıkarmak için fırsat bilerek Patroklos’un cesedini Akhilleus’un çadırına götürür. Akhilleus en iyi dostu olan Patroklos’un öldürülmesi ile çılgına döner. Truva kapılarına dayanarak tekrar bir düello talebinde bulunur. Hektor istemese de kabul etmek zorunda kalır. İkisi Truva kapılarının önünde düelloya tutuşur ve sonuçta Akhilleus Hector’u öldürür. Hırsı geçmeyen Akhilleus hektorun cesedini Hector’un Ajax ile olan düellosundan hediye aldığı olan kemerle (Ajax’ı sağ bıraktı) atlı arabasının arkasına bağlar ve güvenli bir mesafeden 9 gün boyunca truva surları etrafında Hector’un cesedini sürükleyerek paramparça eder. Bu dönüm noktası savaşın seyrini değiştirmeye başlar. Zira başkomutan olan Hektor’un düşüşü truva tarafında derin bir moralsizliğe neden olur. Hektor’un teyzesi olan Penthesileia kafkaslarda kurulu Amazon krallığının kraliçesidir. Penthesileia Hektor’un düşünün ardından Truva’ya destek için gelir ve savaşa katılır. Savaşta Akhilleus tarafından öldürülür. Ölümünün ardından (kimi kaynaklarca) Akhilleus’un tecavüzüne uğrar, kimi kaynaklara göre ise Akhilleus onu öldürdükten sonra ona aşık olur. Yapılan diğer savaşlarda genel olarak karşılıklı kayıplarla ve truva’lıların hafif aleyhine sonuçlarla devam eder taa ki Paris bir ok ile Akhilleus’un ölümünü getirene dek. Akhilleus’un ölümünün ardından truva atı olayı gerçekleşir ve truva yerle bir edilir.

Uzun bir mermer blokta Yunan harfleri ile bir şeyler yazılmış.

040420146079

Truva antik kenti ziyaretini bitirip yola çıkıyoruz. Çanakkale ana yola yakınız. Daha yola çıkmadan önce bir evin yanından geçerken biri küçük diğeri biraz irice iki köpek havlamaya başladılar. O kadar bağırmama rağmen iri olan dibime kadar gelince bisikleti durdurup şok cihazını bir kaç kez çalıştırınca köpek susarak başını öne eğip arkasını dönerek benden uzaklaştı. Artık mecbur kalmıştım çünkü dibime kadar gelmişti. Şimdiye kadar şok cihazını hiç kullanmamıştım köpeklere karşı. Kullanmak ta istemem. Köpeğin saldırgan halinden susup oradan uzaklaşmasını görünce ne kadar hayvana rahatsız edici bir etki yaptığını gördüm. Bu duruma üzüldüm ama ısırsa idi benim için daha kötü sonuçları olabilirdi. Bu olaydan sonra şok aletini bir daha kullanmadım. Tevfikiye köyünün tabelasını çekiyorum.

040420146080

Ana yola az kaldı, neredeyse vardık sayılır. Selahattin ve Can Küçükler’i çekiyorum bisiklet sürerken.

040420146081

Çanakkale ana yola çıkınca tüm arkadaşların gelmesini bekliyoruz. Ekip tamamlanınca öne ben geçiyorum ve beni geçmemelerini, tek sıra halinde hareket edeceğimizi belirterek yolculuğumuza devam ediyoruz.

040420146082

Çanakkale ana yolu araç trafiği çok yoğun. İzmir den Trakya ve Avrupa yönüne arabalar vızır vızır gidip geliyorlar. Yol düz kaymak gibi asfalt. Haliyle hızımız biraz artıyor, akşam olmak üzere. Emniyet şeridinde rahatça gidiyoruz. Arkadaşların kimisi rüzgarlıklarını giymiş. Baattin turuncu yağmurlukla önümden geçerken çekiyorum. Diğer arkadaşlar arkasında.

040420146083

Metin Sadıç biraz fazla kiloları olsa gerek terliyor. Kısa molada atletini değiştirmek zorunda kalıyor. Onu üstü çıplak çekiyorum.

040420146084

Bu gün hareketli tarihi ve doğal güzelliklerin seyrine doyduk desek yeridir. Hava kararmasına rağmen hep birlikte sağlıcakla üniversitenin Dardanos yerleşkesine varıyoruz. Bizden önce gelenlere selam vererek çadırları kuracağımız yeri beğendikten sonra hemen çadırları kuruyoruz.

040420146085

Çadırları kurduktan sonra akşam yemeğini yiyerek karnımızı bir güzel doyurduktan sonra gelmiş olan arkadaşlarla hasret gideriyorum. Yılın ilk festivali oluşu ve en önemlisi herkesin gelmeye çalıştığı Çanakkale şehitleri için pedallamak ayrı bir  görev sanki. Böylece sık görüşemediğimiz bisikletçi dostları burada görüp sohbet etme imkanı doğuyor. Dostlar ve tanıyan çok olunca her yerden selamlaşmalar, sohbetler bitmek bilmiyor. Sohbetler genellikle bu yıl ki festivaller nerede var ve hangisine katılacağız oluyor. Dostlarla olmak ne güzel. Otel odasında kalan arkadaşım Burçin Bakaçhan bize odada duş alabilirsiniz deyince hemen duş almak için hazırlanıp duşu alıyorum. 4 gündür duş alamamıştım.

Bu gün yaptığımız toplam yol yaklaşık 90 Kilometre civarı.

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc

99. Çanakkale Şehitlere Saygı Turu 3. Gün

3 Nisan 2014 Perşembe

Altınoluk – Behramkale – Gülpınar- Tavaklı

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

Gitmek

Gitmek. Bir hançeri inceltip

Okyanusa daldırmak isteği

Ya da düşebilmek atlasların

Dışına ki ey kalbim

Yalnızsın bu yolculukta da

Gitmek. O kaos duygusu, aklın

Sarsıntılarla yorgun düşüşü

Bilincin kamaşması belki de.

Rehin bırakılacak bir şey yok

Unuttuklarından başka.

Gitmek. Bir büyü gibi saran

Ağrılar yumağı, kışkırtılmış

Düşlerdir ki sen şimdi

Esirgeme kendini kalbim

Kederin o derin yalnızlığından

Ahmet Telli

Öne çıkan görsel, Kıvrılarak giden düz yolda 15 bisikletçi.

030420145880

Genellikle çadırımın girişini güneşin doğduğu tarafa kurmak alışkanlık oldu. Sabah uyandıktan sonra ilk olarak güneşin ışıkları çadırımın içine dolması güne iyi başlamama neden oluyor. Hele bir de deniz önünde ise yaşanacak gün daha da iyi olacağına inanıyorum. Deniz kıyısında bisikletim KUZ ve ufukta doğmuş Güneş.

030420145842

Güneş öyle gösteriyor ki havanın açık olması yüksek bir ihtimal. Bisikletin gidonu, üzerinde Güneş doğmuş, yükselmekte. Güneşin yanında dik yamaçlı dağ. Gidonda İzmir bisiklet derneği plakası var.

030420145843

Arkadaşların hepsi uyanıyor, kahvaltının ardından kahve içilir doğrusu. Bir fincan kahve içerek güne başlamalısınız. Dört kişi oturmuş kahve içerken çekiyorlar. Resimde Mustafa, Selahattin, İrfan ve ben varım.

030420145844

Herkesin toplanıp hazır hale gelmesi fazla uzun sürmüyor. Güneş fazla yükselmeden yola çıkıyoruz. Bir süre ana yoldan gideceğiz, başka yol yok. Sabah erken olduğundan trafik te o kadar yoğun değil. İki kişi bisiklet sürüyor yol kıyısında.

030420145845

Çanakkale il sınırına girmiş bulunmaktayız. Asfalt kaymak gibi olunca yolda gitmek hızlı oluyor. Sahil şeridi o kadar işgal edilmiş ki beldenin biri bitiyor diğeri başlıyor. Binalar tüm kıyıyı sarmış durumda, Yazlık, yazlık, çoğu bina boş. Yaz gelecek te tatilin bir kısmını buralarda geçirecekler insanlar. Yada işlerinden dolayı gelemeyecekler bu yaz. Yazlıklar ölü yatırım ne yazık ki.. Tabelalarda; Çanakkale il sınırı, Karayolları 142. şube sınırı ve en altta Altınoluk, üzeri çapraz kırmızı şerit çizilerek Altınoluk beldesinin bittiğini gösteriyor.

030420145851

Arkadaşlar yol kıyısında sürmeye devam ediyorlar. Dört kişiyi çekiyorum bisiklet sürerken.

030420145849

Küçükkuyu köyüne geldik.

030420145852

Arkadaşlar önümüzdeki benzin istasyonuna girdiklerini görüyorum. Ben de arkalarından gireceğim. İhtiyaç molası vermek gerek.

030420145853

Elbet bir gün tabelada görünen Zeus altarını göreceğim. Merak ta ediyorum ne var diye ama grubu oraya yönlendirmeden yola devam ediyoruz. Keşfedilmemiş yer olarak kalsın şimdilik. Hepsini görürsek gezmenin anlamı kalmaz. Sadece Zeus Altarı tabelasını çekmek isterdim. Tabelanın etrafı öyle dolmuş ki tam Arabesk bir resim ortaya çıkıyor.

030420145854

Nihayet yol ayrımına varıyoruz. Asos üzerinden gideceğiz. Arkadaşlar dikkatlice sola doğru dönüyorlar.

030420145855

Yol biraz mıcırlı olsa da kalabalık araç trafiğinde kurtulmuş oluyoruz böylece. Çanakkale yolundan sola doğru sapıyoruz. Kahverengi tabelada sola ok işareti, Behramkale (Assos) yazılmış.

030420145856

Yol bizim için gayet iyi durumda. Birbirimizden kopmadan gayet iyi gidiyoruz. Deniz solumuzda, neredeyse deniz seviyesinde gidiyoruz.

030420145858

Şimdilik deniz seviyesinde gidiyoruz, Sağdaki yamaçta çam ağaçları, solda deniz ve uzun görünen yol.

030420145860

Yolda EBİT grubu ile karşılaşıyoruz. Ege üniversitesi öğrencileri her yıl Çanakkale şehitlerine pedallıyorlar. Grup düzgün bir biçimde tek sıra olmuş durumda bizleri geçiyor. Nasıl olsa Çanakkale de buluşacağız. Grubu olduğu gibi çekiyorum önden.

030420145863

Sorumsuz arkadaşım bana sürpriz yapıyor. Kornanın hava basan lastik topunu veriyor. Farkında olmadan düşmüş ve önde olması gereken öncümüz İrfan arkadan gelerek kornanın topunu vererek sevinmeme neden oluyor. Düşen topa bir çare düşünmek gerek.. Elçek resim çekiyorum ikimizi. Gözümüzde güneş gözlükleri gülümsüyoruz kameraya.

030420145864

Sezon henüz açılmadığından boş olan iskelede mola vererek biraz dinlenmek gerek. İskelede oturup ayaklarını sarkıtan bir kaç dengesizin resmini çekiyorum. Can, İrfan ve Aycan ayaklarını aşağı sarkıtmış durumda bana bakıyorlar.

030420145866

Sahilde ilginç yerlerin resmini çekiyorum bu ara. Çakıl taşları rengarenk, kıyıya vuran dalgalar henüz çakılları kuma dönüştürmemiş. Daha binlerce yıl dalgaların kıyıları allak bullak etmesi gerek. Denizde kalmış kaya çıkıntıları dalgalara karşı direnmekte. Sahil böylece uzayıp gidiyor.

030420145867

Bu da denizde kalmış dikit kaya, denize ve dalgalara tek başına direniyor ve hala ayakta.

030420145868

Uzayıp giden sahil hafif kıvrılmış, ileride küçük bir iskele görülüyor.

030420145870

Behramkale’ye az kaldı, bir süre daha deniz kıyısında gideceğiz. Daha sonra Behramkale’ye doğru tırmanışa  başlayacağız. Tabelalarda iki yöne de işaretlenmiş, iki yön de aynı yere çıkıyor. Berhamkale (Assos) 14 Km, İskele (Antik liman) 16 Km, Kadırga koyu 12 Km. Soldan binek arabalar için, sağ taraf otobüs ve minibüsler için belirtilmiş.

030420145871

İki dengesiz oynamaya başladı birden tepenin üzerinde. Biri Can biri İrfan Kollarını kaldırmış olarak oynuyorlar.

030420145873

Daha sonra İrfan tek başına oynamaya başladı. Sanırım yukarıda Can müzik açmış müzik ile tempolu olarak oynuyor. İşte öylece oynarken birden bire İrfanın arkaya doğru gidip ayaklarını havada görüp gözden kaybolunca eyvah İrfan gitti diye çok korktum. Ben bisikleti yol kıyısına atarak yanına gitmeye başlarken birden bire İrfan göründü tepede. Benle dalga geçiyor diye düşünerek korkum birden öfkeye dönüşerek taş atmaya başladım. Tepeye varınca olanları anlattı İrfan. Oynarken arkaya doğru 2 metrelik yerden aşağı ters takla atarak düşmüş. Taklayı atınca ayakları üzerine düşmüş, herhangi bir şey olmamış. Durumu anlayınca öfkem de geçti ama korku bana yetti. Birden bire nallarını havada görünce yüreğimin yağları eridi resmen. Çok korkmuştum çok…

030420145872

Arada lastik patlağı da olmasa mola vermeyecektik. Lastik patlağı onarılıncaya kadar biraz dinlenmek iyi geliyor. Atilla Akagündüz arka lastiğini kontrol ediyor diken var mı diye. İç lastik yerde.

030420145874

Lastik onarılırken tepeden bir kaç resim çekmek gerekti. Yavaş yavaş yükselmeye başladık. Denizden de uzaklaşıyoruz. Tepe üzerinde  Deniz ve uzaklara kadar kıyıyı çekiyorum.

030420145875

Diğer tarafta, aşağıda yol kıyısında bisikletimi attığım gibi duruyor.

030420145876

Bazen güzel bir yerde olmanın resmini çekiyorum tüm arkadaşları. Küçük bir su birikintisinin önünde 14 kişiyi çekiyorum. Sadece bir tane bisiklet var solda. O da Ay yıldızlı Mustafa’nın bisikleti.

030420145877

İri siyah karıncalar baharın güzelliğine aldırmadan çalışmaya devam ediyorlar durmaksızın. Kış aylarına daha çok olmasına rağmen yiyecek toplamaları şaşırtıcı. Çakıl taşları arasında giden karınca konvoyu.

030420145878

Bazı küçük su birikintileri güzel yansımaları içinde barındırması seyre doyum olmuyor doğrusu. Böyle yerleri yaşayıp görmek beni yaşama daha çok bağlıyor. Önde otlar, arkada su birikintisi.

030420145879

Behramkale’ye pedal pedal yaklaşmaktayız. Uzayıp giden yol ve yolda olma güzel. Tarihi ve turistlik bir yer olan Asos ziyaretçileri çok olsa da bu yoldan gitmiyorlar. Daha çok Ezine den gelen yolu kullanmaktalar. Bu yüzden yol çok sakin. Uzayıp giden yolda giden bisikletçiler. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

030420145880

Artık Behramkale’ye iyice yaklaştık, kale surları görünüyor, yokuşta bisikletçiler hafif rampayı çıkıyorlar.

030420145882

Şehrin girişine yakın antik mezar kayaları görünmeye başladı. Elbette otlayan koyunların bunlardan haberi yok. Ama benim dikkatimi çekiyor kaya mezarlar. Kim bilir kimin mezarı, daha o günlerde soyulup soğana çevrilmiş mezarlar. Kemikleri bile yok ortalıkta. Sadece taş mezarlar kalmış hüznünle.

030420145884

Eh geldik sayılır, çok az kaldı Behramkale’ye. Aynı zamanda antik adı Asos olan yere. Solda sur duvarları, karşı tepede de kale kalıntıları görünüyor.

030420145886

Behramkale’ye Ezine den gelen yol aşağıda görünüyor. İleride ovanın dibinde akan bir çay var.

030420145887

Behramkale evleri ve yapıları kesme taş ile yapılmış. Buranın soğuğuna karşı taş binaların kalın duvarları anca yardımcı oluyor.

030420145888

Kayaların üstüne yapılmış evler sağlamlığı gösteriyor. Kayalarda dikine yüksek bir kaya kütlesi üzerine ev kondurmuşlar. Kaya 10 metre yüksekliğinde.

030420145889

Behramkale evleri birbirine çok yakın yapılmış, sokaklar dar ve zemine çok kötü taş döşenmiş. Bisikletle değil yürümek bile zor kötü taş zeminden dolayı. Bisikletlerin tüm civataları dağılmazsa iyidir. Ayrıca böbrek taşlarını da düşürebilirsin.

030420145890

Çoğu bisikleti elde sürerek taşlı yoldan kurtulmaya çalışıyor. Asfalta çıkınca rahatlıyoruz resmen.

030420145892

Yolumuz Gülpınar yolu, sol tarafa doğru yönlendiriyorum grubu.

030420145894

Tabelalar bize bir çok tarihi yere gittiğimizi gösteriyor. Kahverengi tabelalarda; Alexandria (Troas) 60, Apollon Smintheion 25, Babakale (Lekton) 35, Sağa işaret edilmiş. Aynı yöne de Gülpınar köyüne de gidiyor.

030420145895

Yeşilliklerin içinden gitmek bir başka oluyor. Sağda meşe ağaçları yol boyu.

030420145896

Yolda manzara sürekli değişmekte. Bu da yolda sıkılmadan doğanın tadını çıkara çıkara ilerlememizi sağlıyor.

030420145897

Küçük bir su birikintisi, köyün hayvanları burada su içiyor. Elbette doğadaki hayvanlar da çaktırmadan su içiyorlar.

030420145898

Karşıda bir köy göründü, sağda fıstık çam ağaçları bir sıra dikilmiş.

030420145899

Balabanlı köyüne giriş yapıyoruz. Uyarı levhasına göre bu köyde büyük baş yayvan yetiştiriciliği yaygın durumda. Üçgen levhanın kıyıları kırmızı şerit çekilmiş ve ortada inek resmi.

030420145906

Köyler ardı sıra geliyor, burası da Korubaşı köyü.

030420145900

Büyük baş hayvanlar için küçük su göletleri her yerde görmek olası. Bir şekilde doğal havuzlardan yararlanıyor köylüler.

030420145907

Köy yolları her ne kadar inişli çıkışlı olsa da sıkılmadan yol alabiliyoruz. Kimi yer düz, kimi yer yokuş. Yokuşu yavaş yavaş çıktıktan sonra inişte aksine çabuk oluyor. Bazı kısa inişin ardından hemen yokuş çıkıyor karşımıza. Koyunlar kendilerine gölgelik yer bulmuşlar. Sabahtan yedikleri otları geviş getirerek dinleniyorlar öğle sıcağında.

030420145909

Tabela gideceğimiz yolu belirtmiş, Sola doğru Ezine ve Gülpınar tarafına gidiyor. Karşıdaki kahvede arkadaşlar mola vermişler.

030420145901

Molanın ardından yola çıktık, tepeden aşağı inen yol uzayıp gidiyor ufka doğru.

030420145910

 

Burada hayvancılık o kadar çok ki köyün ismini Koyunevi olarak vermişler.

030420145912

 

Köyler arası o kadar uzak değil, kimisi birbirine çok yakın. Arazi yapısı pek yüksek olmayan tepelerden oluşmuş. Öyle düzlük bir alan yok denecek kadar az. Tarım için ekilip biçilecek bir toprak yapısı da yok. Taşlık alan fazla olduğu için mera olarak kullanılıyor. Koyun sürüleri her yerde görüyoruz. Başında çoban koyunları otlata otlata yeşil taze otları yediriyor. Burası Bademli köyü.

030420145914

İn, çık, bazen de düz giden yolda aheste gidiyor arkadaşlar. Yol kıyısından gidenleri çekiyorum.

030420145915

Kocaköy tabelası göründü köy girişinde.

030420145922

Köyün içinden geçen yolda giden bir bisikletçi.

030420145923

Gülpınar’a vardık, burada kısa bir mola veriyoruz. Gülpınar biraz büyük bir köy, hata belediyelik. Akşam ve sabah için alış veriş yapıyoruz marketten. Ekmek alıyoruz, ekmeksiz olmaz.

030420145924

Tarihi yeri gösterir kahverengi tabelada Babakale, Lekton 9 Kilometre mesafede olduğunu belirtmiş sola doğru ok işareti ile.

030420145925

Kahvenin birinde molayı verdik, kahve biraz yüksekte. Dut ağacı yapraklarını yeni açmış, ortalık yeşillenmiş. Bisikletlerin yanında traktör  park etmiş. Cadde iri Arnavut kaldırımı taş döşeli.

030420145926

Apollon tapınağı Smintheion 100 metre solda ama girmeye niyetimiz olmadığı için yola devam ediyoruz. Kamp yerine hava kararmadan varmak niyetimiz.

030420145927

Henüz toplanmamış karalahanalar var tarlalarda. Yakında kalmaz, toplanıp yaz sebzeleri ekilir.

030420145929

Tarlaların çoğu sürülmüş, toprak kokusu yayılıyor ortalığa. Sebze ekimi başlar yakında.

030420145932

Leyleği yeni sürülmüş tarlada resimliyorum. Yiyecek bir kaç solucan, böcek aramakta.

030420145931

Tuzla deresi köprüsünden geçiyoruz. Köprü çok dar, anca bir arabanın geçeceği kadar geniş.

030420145933

Dere akıyor temiz. Henüz kirlenmemiş yada dere boyunca sanayi fabrikaları yok. Olsaydı böyle temiz akacağını zannetmiyorum.

030420145934

Tuzla köyündeyiz, dere köyden mi ismini almış yoksa köy mü dereden ismini almış bilemedim.

030420145936

Buradaki çevrenin yapısı değişik bir görünüme sahip. Kırmızı, beyaz katmanlardan oluşan toprak yapısı. Ayrıca su kaynakları da buradan çıkıyor, tuzlu ve sıcak. Termal suya benziyor. Suyun çıktığı yerlere giremiyorum çünkü çamurlu ve batak olduğu için yürümek imkansız. Suyun buharlaştığını görebiliyorum sadece. Burada köy bitiyor tabelaya göre.

030420145938

Katman tabakanın yanından geçerken yakından resmini çekiyorum. Alt kısımlar beyaza yakın katmanlar, üstünde kırmızı, onun üstünde krem rengi katman tabakaları oluşmuş. En üstte bej rengi toprak ve bitki örtüsü.

030420145939

Tepe boyunca kırmızı ve beyaz renkli toprak yapısı ve çıkan su buranın yapısını değiştireceğe benziyor. Resim çekerken akşamın yaklaşmakta, gölgemin uzadığını fark ediyorum.

030420145940

Suyun çıktığı yerler balçık gibi, zemin batak ve gevşek bir yapıya bürünmüş.

030420145942

Zavallı yılan yolun karşısına geçememiş, arabalar tarafından ezilmiş. İnsanların çoğu yılanlardan korkmakta. Bunun neticesinde korktuklarından dolayı bilerek yılanları araba ile ezmekteler. Aslında yılanları asfaltın üzerinde görüyorlar ama durmayıp üzerinden geçmeye çalıştıklarını biliyorum. Yılanlar insanlara zarar vermez dokunmazsan. Kendi halinde doğada yaşamaya çalışırlar. Hatta tarlalara zarar veren zararlı fareleri yedikleri de bilinir ama insanlar korkak ve korkunç yaratıklar.

030420145943

Yeşil otlaklarda koyunlar usul usul otluyorlar. Yeşil otlakta bir kaç meşe ağacı top halinde.

030420145944

Bu kez köy dereden almış adını Babadere. Şirin bir köy.. yol köyün kıyısından geçiyor. Uğramadan yola devam ediyoruz.

030420145945

Biraz alçak olan tarla ve yol kıyısında üstüne uzun odunlar konulup toprakla kapatılarak dam yapılmış. Baktığım tarafta tahtalarla örtülüp kapı da konularak hayvanlar için küçük bir ağıl yapmışlar. İleride mezarlık ve servi ağaçları boy atmış.

030420145946

Babadere köy tabelası yanındayım. Mezarlıkta servi ağaçları. Tabela yanında bir bisiklet park etmiş.

030420145947

Babadere köyünü uzaktan çekiyorum. Köy uzakta olduğu için girmiyoruz.

030420145948

Karşıda dağ görünüyor, dağın dibinde köy var, yol o köye doğru gidiyor.

030420145949

Burası da Kösedere köyü, bu köy de dereden ismini almış.

030420145950

Kösedere köyü içinden geçen derenin ismi Kösedere. Köprüden geçerken çekiyorum.

030420145951

Dere köyün içinden geçmesine rağmen tertemiz akıyor. Kirlenmemiş henüz bu dere. Dere içini ve çınar ağaçlarını çekiyorum.

030420145952

Buğday tarlaları başak vermiş ama henüz yeşil.

030420145953

Nihayet kamp yapacağımız yere geldik. Henüz sezon açılmadığından rahatça kalıyoruz burada. Kampın girişinde market var, ekmek ve yiyecek ihtiyaçlarınızı buradan karşılayabilirsiniz. Kamp atılacak güzel bir yer. Tavaklı köyünün sahil kısmında olan yer. Burayı arkadaşım Şafak Omaç bize önerdi kalabilirsiniz diye. Girişindeki tabelayı çekiyorum, tebelada; Murat’ın yeri Çamlık kamping – plaj- restaurant – büfe – çay bahçesi – mesire yeri yazıyor.

030420145957

Gerçekten de sahilde çam ağaçları var dip tarafta, deniz kıyısından kumsalı ve çadır kurduğumuz çamların olduğu yeri çekiyorum.

030420145956

Çamların altında çadırlar.

030420145955

Deniz sakin ve sessiz, küçük dalgaların sesi bile duyulmuyor. Kumsal henüz kirlenmemiş. Yaz aylarında kim bilir nasıldır buraları. Deniz ve kumsalı çekiyorum.

030420145954

Kamp ateşini de yakıyoruz sahilde. Gündüz sıcak olmasına rağmen akşamları biraz serin oluyor. Herkes çadırını kurup akşam yemeklerini yiyorlar. Ardından ateşin başında bir süre sohbet ederek ısınıyoruz.

030420145958

Ateşin başında sohbetler bitince çadırlara çekilip yatıyoruz. Bu gün iyi bir uyumla tüm arkadaşlarla güzel bir günde biraz iniş ve çıkışlı yol yaptık. Aslında ne kadar çıktıysak o kadar inmiş olduk. Kısaca deniz seviyesinde başlayıp yine deniz seviyesinde bitiriyoruz günü.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 84 Kilometre civarı.

Bir iki lastik patlağı dışında önemli bir sorun çıkmadı.

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc

99. Çanakkale Şehitlere Saygı Turu 2. Gün

2 Nisan 2014 Çarşamba

Kozak yaylası – Burhaniye – Akçay – Altınoluk

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

Yol Şarkısı

eskiden bir sesim

vardı benim;

şimdi uzakta;

çınlar belki bir köprünün altında

yitirdiklerim de oldu

eskiden bir yüreğim

vardı benim;

çarpar belki

bir çocuğun odasında

yitirdiklerim de oldu

kazandıklarımın yanında

bir ben kaldım şimdi

tek yakın bana.

ama ben eskiden de

hep böyle

yalnız çıkardım yola

 Metin Altıok

 

Kozak yaylasında uyumak herhalde bizim şansımız olmalı. Gece domuz homurtularını duysam da uyku tatlı geldiğinden sabah gün ağarıncaya kadar uyuyorum. Çam kokusu ile uyumak ne güzel. Turun ilk gecesinden sonra  güneş doğmadan uyanıp doğuşunu seyretmek üzere hazırlandım. Her turumda mutlaka sabahları güneşin doğuşunu seyretmeye doyamıyorum. İlk ışıkları yeniden uyanış demek benim için. Güneş doğudan ağır ağır doğarak kendini gösteriyor. 5 dakika sürmüyor bu seramoni ve güne böylece başlıyorum. Çatal olmuş çam gövdesinin çatal kısmından Güneşin ilk ışıkları parlıyor.

020420145777

İyi bir kahvaltıyı hakkettik yaylanın temiz havasında. Kuş sesleri arasında “Mutlulukla ilişkisi olan kahvaltı” tatlı muhabbet ile yiyoruz yol arkadaşım ile. İrfan işe karşılıklı yerde kahvaltı yaparken.

020420145778

Kahvaltı bittikten sonra çadırları ve eşyaları toparlayıp bisikletlere yükleyerek hazırlandık. Hazırlandıktan sonra Yayla Cafe’yi işleten kadınlar ile topluca resim çekiliyoruz.

10155238_10152317055314861_5639843_n

Turda uyulması gereken kuralları tüm arkadaşlara bildiriyorum ;

“1- Hep birlikte hareket edeceğiz.

2- Öncü İrfan Özden, en arkada da ben olacağım.

3- Her kes arkadaşını kollayacak, birbirimizden göz temasını kaybetmeden gideceğiz.

4- Lastik patlağı yada arızada birbirimize yardımcı olacağız. Baş edemezseniz bana mutlaka haber verip hep beraber sorunu çözmeye çalışacağız.

5- Turun güvenliği açısından grup lideri olarak sözümü dinleyeceksiniz.”

diye anlatıp ilk olarak topluca çıkmak için yol kenarına dizilerek yola çıkmaya hazırlanmalarını söylüyorum. Tüm arkadaşlar yolda duruyor, hareket zamanını bekliyorlar.

020420145779
Hepimiz yola dizildikten sonra yola çıkıyoruz.

020420145780

Yukarıbey, esas adı Kozak, yaylaya adını veren köy kavşağındayız. Geçen yıl Şafak, Meliha ve Mukaddes ile Az bilinen antik kentler turundan sonra buraya kadar gelip köye inmiştik. Bu kez düz devam ediyoruz.

020420145781

Kozak yaylasından iniş video linki aşağıda

https://youtu.be/Rg22E_Aiu-Y
İrfan Özden kendi halinde inerken önümden geçiyor.

020420145783

Madra dağından çıkıp buralara kadar gelen Madra çayına ulaşıyoruz. Köprüde durup resim çekilmeden olmaz. İnişte olduğumuzdan rüzgarlıklar üzerimizde. Aycan’ı köprü başında çekiyorum.

020420145784

Bu kez Aycan beni çekiyor köprü başında, yanımda bisikletim KUZ.

020420145785

Çayın kumu sanki deniz kumuna benziyor. Bir zamanlar on binlerce yıl önce deniz seviyesindeydi buralar. Yada çöl de olabilir ama daha çok deniz kumuna benziyor.

020420145786

Madra dağı ve çayı, bir gün mutlaka gitmeli Madra dağına. Uzaktan belli değil ama güzel vadileri olan orman yolları vardır. Oralarda bisiklet sürmek ne güzel olur. Marda çayı ve Madra dağı.

020420145787

Yol çatağına gelince toplanıp nereye gideceğimizi kararlaştırıyoruz. Yolumuz en kestirmeden Burhaniye’ye varmak. İstikamet Aşağı Cuma köyü.

020420145788

Çatakta soldaki yola saptık.

020420145789

Kozak yaylasında değişik boylarda yuvarlakımsı iri granit kayalar göze çarpıyor çam fıstık ağaçları yanında. Şimdilik bu granit kayaları görebiliyoruz. Şanslı sayılırız, ileride görme olasılığı olamayabilir. İnsanların aşırı tüketimi, bitmek bilmez istekleri kapitalizmin işine yaradığından bu granit kayaların hepsi ya mutfak bankosunda yada kaldırım taşları olarak şehirlerde yerini alacak.

020420145791

Tüm Kozak yaylası çam fıstığı ağaçları ile kaplı. Hem de ağaçların çoğu 100 yıllığı çoktan geçmiş bile. Köylünün ana geçim kaynağı çam fıstığı. Kilosu da pahalı. Tabelaya göre Aşağıcuma köyüne vardık.

020420145792

Aşağı Cuma köyünde çay ve dinlenme molası veriyoruz. Köylülerle sohbet ederek çayları arka arkaya içiyoruz. Köylülerin anlattığına göre 4 yıldır çam fıstığı hiç olmuyormuş çevrede. Bunun nedenini Kozak yaylasında çalışan altın madeninde kullanılan siyanüre bağlıyorlar. Yani kısacası altın madeni açıldıktan sonra çam fıstığı üretimi olmamış. Bu konunun iyice araştırılıp değerlendirilmesi gerek. İçtiğimiz çayların parasını bize ödetmiyorlar. Biz de teşekkürlerimizi sunuyoruz kahvedeki köylülere. Masada beş kişi varız.

020420145793

Köyden Okçular yönüne doğru yola çıkıyoruz. Yön tabelaların altında görünen yuvarlak granit kaya parçası henüz işlenmemiş. Başka bir yerden getirildiği kayadaki kepçe izlerinden  belli oluyor. Granit kayalar kırılarak kaldırım taşı haline getirilmiş, resimde görebilirsiniz. Burada tabelalarda; Sağa doğru Hacıhamzalar 4, Okçular 4 yazılmış. Yani biz tam ortasındayız iki köyün. Altında kahverengi tabelada Atatürk anıtı sola doğru işaretlenmiş.

020420145794

Granit kayaları kırıp küp haline getiren bir işletme. Şehirlerde sokaklara döşenen Arnavut kaldırımı dedikleri taşlar buralarda üretiliyor. Daha önce bahsetmiştim yolda gördüğüm granit kayalar zamanla birer birer buraya getirilip işlenecek ve biz bir daha kayaları görmeyeceğiz. Belki de çam fıstığının olmamasının nedenlerinden biri olabilir bu işletmeler. Çünkü taşlar işlenirken çevreye bolca toz salıyorlar. Bu tozlar da yayladaki çam ağaçlarının üzerine serpilince çam kozalak çiçekleri olgunlaşamıyor. Bu benim düşüncem, araştırılmalı bence. Görünen o ki üretim epey yapılıyor buralarda. Küp taşlar beton bölmelerde.

020420145795

Burada da büyük iki yığın halinde Arnavut kaldırım taşları.

020420145796

Yaylada her tarafta kayaların toprak üstünde kalmış olanları görebiliyoruz. Hepsi de ilginç şekilde. Bence hiç ellenmesin, çam fıstık ağaçları arasında güzel bir dekor oluşturuyor kayalar.

020420145797

Atatürk anıtının bulunduğu yerdeyiz. Gördüğüm kadarıyla kayanın üzerine oturmuş durumda olan bir Atatürk heykeli bulunmakta.

020420145798

Ege Ertaş bagajında iki tane dış lastik bağlamış gidiyor bisikleti ile.

020420145799

Kozak yaylası, fıstık çamları ve granit kayalar yolumuz üzerinde.

020420145800

Köy yolları genellikle sakin oluyor. Bir kaç araba geçerse görebiliyoruz. Daha çok traktör karşımıza çıkıyor. O da tarlasında işi olduğu zaman denk gelirsek. Köylü işinle ilgilendiğinden pek denk gelmiyoruz.

020420145801

Bazı köy yolları henüz asfalt olmamış. Toprak yol da iyidir, ara sıra bisikleti sürmeli toprak yollarda. Lastiklerin toprak yolda çıkardığı sesleri duymak gerek.

020420145802

Çam fıstığı koruluğu arasında kalmış bir açık alanda arıcılar kovanlarını dizmiş. Belki de arılar bıkmıştır hep çam polenlerinde boğuşmaktan. O yüzden çam fıstığı çiçekleri döllenmediğinden kozalak olmuyor. Bu da ayrı bir tartışma konusu olabilir.

020420145803

İnişteyiz normalde fakat bazen de tatlı yokuşlar çıkıyor karşımıza. Biz de nazlanmadan çıkıyoruz kolayca.

020420145804

Yolumuzda bazen çamların ardında karşı yamaçta köyler gözüme çarpıyor. Geçmesek te o köyden selam vermeden geçmiyorum uzak olsa da.

020420145805

Bazen de çeşmenin akan sularında bir yaşam bölgesi oluşmuş. Su olduğu sürece bitkiler daha canlı ve parlak renkte. Bitkilerin arasında çeşitli böcekler yuvalanmış kendi payına düşen besinlerle yaşamı oluşturuyor. Ben de durup buradaki yaşama selam veriyorum.

020420145807

Bazen de duvar gibi olan yol kenarındaki ilginç damarlar oluşturmuş toprak yapısına gözüm ilişiyor. Daha önceleri damar olarak görünen yerler oluşum anında yere paraleldi. Zamanla kıtaların hareketleriyle sıkışan kara parçaları dağları, tepeleri oluşturarak yere dik olmasına neden olmuş.

020420145808

Bazen de bizim dengesiz İrfan bizi beklerken beklenmeyen yerden seslenerek şaşırtıyor. Şaşırtmaya da devam edecek sorumsuz. Yolun kıyısında, yüksek bir yerde İrfan oturmuş.

020420145809

Daha önceleri Çanakkale yolundan gittiğimizden araç gürültülerinden ve deniz seviyesinde yol olduğundan hiç bir şey görmeden yol alıyorduk. Kozak yaylası bize eşsiz manzaralar sunmaya devam ediyor.

020420145810

Karşımda vadiye inen ve yukarı çıkan yol görünüyor.

020420145811

Bazı küçük vadilere inmek ve tekrar çıkmak gerek. Kozak yaylası öyle küçük değil. Etrafı küçük dağ ve tepelerle çevrilmiş. Bu tepeler ve dağları araba ile göremezsiniz. Bunun için bisiklete binmeniz gerek. Kendi gücünüz ile yol aldığınızda bu küçük dağları ve tepeleri görerek yol alıyorsunuz ve birer birer aşarak ilerlemek inanılmaz bir haz alıyorsunuz. İlk önce zor gelebilir tepeler, dağlar. Aşınca da başardım diyerek diğer tepeye pedal çevirmeye başlıyorsunuz. Bunu gün sonunda kamp kurduğunuzda günü değerlendirirken anlarsınız ve içiniz huzurla dolar. Ben tepeleri dağları aştım da geldim. Hem de kendi gücümle, yaşasın.

020420145812

Son dönemeçte deniz göründü ufukta. Manzarayı seyretmek için arkadaşlar yolun solunda durmuşlar.

020420145813

Çanakkale şehitlere saygı turu için giden grubumuzun tüm elemanları bir arada yakalayınca resim çekiliyoruz. Renkli ve neşeli bir grup olarak gayet uyumlu yol alıyoruz. Toplam 15 kişiyiz.

020420145814

Henüz asfalt olmamış köy yollarında ilerlemeye devam. Toprak yolda bisiklet sürmenin başka bir zevki var.

020420145815

Taylıeli köyünde mola verdik, duble çayları yudumlarken ısınan pistonları soğutma çabaları devam ediyor kahvenin tahta sandalyesinde. Üç kişinin pistonları ortada birleşmiş.

020420145816

Köyün  ihtiyar delikanlıları kahvede hiç eksik olmuyor. Onlarla sohbet etmek güzel. Daha çok nerden geliyorsunuz? Nereye gidiyorsun? Biraz da eski alışkanlıklarından olsa gerek “Nerelisin?” sorusunu sormadan edemiyorlar. Bisikletle nasıl geliyorsunuz buralara kadar? Neden motora binmiyorsunuz? Aklınız yok mu? gibi soru cevap oluyor genellikle. Ama sohbet etmek güzel yine de köyün ihtiyarlarıyla. Masada üç ihtiyar, Baattin ve ban toplam beş kişiyiz.

020420145818

Hazır durmuşken tuvalet ihtiyaçları da gidermeden olmaz. Tüm köylerde tuvalet bulmak mümkün. Temiz olmasalar da genellikle kullanılabilir durumdalar.

020420145819

Çanakkale yoluna az bir yol kaldı, burası son yokuş. Artık düzlüğe indik sayılır. Şehirlerde molozları atmak için yer bulamayanlar gece buralara gelip yolun kıyısına döküveriyorlar. Ne duyan oluyor, ne karışan, ne şikayet eden, ne ceza yazan, ne de uygulayan. Sadece insanların vicdanları inanmışsa buraya moloz dökmek normal bir hareket. Demek oluyor ki vicdan denen bir şey yok bunlarda. Vicdan yerine başka bir duygu var ve ben ne yaparsam hepsi doğrudur. Bana – bize bir şey olmaz, başkalarına ne olursa olsun, ben melaykeyim. İşte böyle bir duygular hakim bunun gibilerinde.

020420145820

Denizi gören Mustafa sayan resim çekerken ben de onu çekiyorum.

020420145821

Burhaniye göründü, Çanakkale yolunu dik kesip kestirmeden Akçay’a kadar kıyıdaki yoldan gideceğiz. Karşıda Kaz dağları.

020420145822

Çanakkale – İzmir yolunu geçip kestirme yola girdikten sonra pek arabalar olmadan ekip olarak ip gibi gidiyoruz. Sağda sürülmüş tarla var.

020420145823

Ardı sıra gitmemiz dönemeçlerde güzel bir görüntü oluşturuyor. Sola dönüşte ayrı bir güzellik.

020420145825

Sağa dönüşte de ayrı bir güzellik oluşuyor.

020420145826

Akçay merkeze varıyoruz. Yazlıkların meydana getirdiği mega bir kasaba oluşmuş. Kocaman yuvarlak bir havuz ortasında bir heykel kondurulmuş.

020420145827

Akçay da yemek yiyip karnımızı bir güzel doyurduk. Bir süre dinlenmenin ardından Çanakkale yoluna çıkıyoruz. Tabelada Ayvacık 42, Çanakkale 110 Kilometre kaldığını belirtmiş.

020420145829

Bu gün geldiğimiz Kozak yaylası epey geride kaldı. Yayla puslu havada silik görünüyor. Neredeydik nerelere geldik. Çam kokularının sardığı yayladan deniz kıyısında iyot kokularında pedal çevirmekteyiz. Sadece iyot kokusuna egzoz kokuları karışmış durumda. Çanakkale yolu kalabalık olunca, alternatif yolda yok, mecburen bu kokuları solumak zorunda kalıyoruz.

020420145830

Atrandros ören yerinden geçiyoruz ama örene ait herhangi bir kalıntı görünürde yok. Henüz bir kazı çalışması yapılmamış. İlerde başlarlarsa toprak altında kalmış tarihi eserleri görebiliriz.

020420145832

Hava kararmadan kamp kuracak yeri belirleme konusunu İrfan hallediyor. Su kayağı parkının yanında çimenlik kumsal alanda kafeteryası, duş ve tuvaleti olan bir yer keşfediyor. Kafeteryadaki görevli ile konuşarak burada çadır kurabilmek için izin alınca hemen çadırlarımızı kuruyoruz. Zaten yaz sezonu henüz açılmadı, tesis bomboş. Kafeteryaya bakan İbrahim ve ailesi cana yakın insanlar. Biz onu sevdik, onlar da bizleri sevdi.

020420145833

Çadırları yeşil çimenler üzerinde kurduk.

020420145834

Sahil kumsalı tertemiz, etraf sakin. Henüz insan kalabalığı yok. Rüzgar da yok, deniz dingin, çarşaf gibi. Sadece küçük dip dalgası usulca kıyıya vuruyor. İleride denize uzanmış iskele görünüyor.

020420145835

Kıyıdan çadırlarımızı çekiyorum.

020420145836

Selahattin usta dayanamayıp sezonu açıyor. Hava öyle denize girilecek kadar iyi değil. Ben de hazır olmadığımdan denize girmekten vaz geçiyorum. Sadece resim çekmekle yetindim.

020420145838

Yemeğimizi yiyip karnımız doyduktan sonra İbrahim ateş yakmak için odun getiriyor. Hemen ateşi yakıp etrafında toplanıyoruz. Gecenin karanlığında yanan odun ateşi etrafı aydınlatıyor.

020420145840

Akşam rüzgarı alevleri çoğaltmaya başladı.

020420145841

Mustafa Sayan keyfine düşkün birisi. İlk turu olması keyfini yapmamasına engel değil. Yanında her şeyi getirmiş, yok yok. Ta sigarasına kadar. Sigarada puro, yemekten sonra İrfan ile birlikte puro içerek keyiflerine keyif katıyorlar. Ateşin başında bir güzel kaynaşıyoruz sohbet ederek. Güzel bir günün ardından sorun olmadan kamp kurduk. Herkes uyumlu ve tur böyle uyumlu gideceğe benziyor.

020420145839

Hava iyice serinledi, ateş sönmeye yakın fazla geç olmadan yatmaya karar verdik. Ateşi iyice söndürüp çadırlara çekilerek yatıyoruz.

Bu gün yaptığım yol yaklaşık 89 Kilometre civarı.

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc