Aylık arşivler: Ekim 2015

99. Çanakkale Şehitlere Saygı Turu 8. Gün

8 Nisan 2014 Salı

Bozcaada – Ezine – Bayramiç – Evciler – Ayazma

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

ve bütün gemileri yakıp

yollara düşerdi o hep aynı ıslıkla

mutlu muydu, hiç düşünmedi böyle şeyleri

umutlardansa nefret etti daima

Ahmet Telli

 

Öne çıkmış olan görsel, ben Bayramiç göletini izliyorum bisikletim KUZ üzerinde.

080420146362

Yağmurun pıtırtıları güzel bir uykuya doymama neden oldu. Sabah yağmurla yıkanmış tertemiz bir havada uyanıyorum. Güzel bir gün olacağa benziyor. Eşyaları ve çadırı toplayıp bisiklete yüklüyorum. Vapuru kaçırmamak gerek, yoksa öğlen vapuruna kalırız. Fazla oyalanmadan iskeleye doğru hareket ediyoruz. Otlar ve bayırdaki çam ağaçları.

080420146307

Sabah vapuruna binecekler dışında herkes uykusunda. Kasaba sessizliğe bürünmüş, hava sakin, dünkü fırtına dinmiş. Kasaba dingin ve temiz.

080420146308

İskeleye gelip vapura biniyoruz, bisikletleri park edip yukarı çıkarak akşam aldığımız poğaçaları masaya seriyoruz. Masa dar olmasına karşı kahvaltı için yeter bile. Sıcak çayları ısmarlayıp bir güzel karnımızı doyuruyoruz. Üçümüz kahvaltı yaparken çekiliyoruz.

080420146309

İskeleye gelip yanaşınca gemiden inerek Geyikliye doğru yola çıktık. Geyikliden Ezine tabelasını takip ediyoruz.

080420146310

Geyiklide oyalanmadan  Ezine’ye devam ediyoruz. Tabelada; Ezine 18, Çanakkale 69 Kilometre mesafede olduğu yazılmış.

080420146311

Gördüğünüz atlar Yılkı değil, yani sahipli. Otlasınlar diye otlağa bağlanıp bırakılmış. Üç tane at otluyor.

080420146312

Son defa uzakta kalan Bozcaada’ya bakıp resmini çekiyorum.

080420146313

Gökçebayır köyünde çay molası veriyoruz. Tabela köyün girişinde.

080420146314

Gelirken hepsini görmüştük tabelada yazan yerleri. Şimdi sıra Ezine de. Tabelalar dört tane, en üstte Gülpınar, Apollon Smintheion 43 Sağı işaret ediyor. Sola ise; Çanakkale, Ezine.

080420146315

Ezine’ye de az kaldı. Ezine 6, Çanakkale 54 yazılmış tabelaya.

080420146316

Ezine yolu da düz değil, belli bir eğimle tırmandık durduk. Arada çeşme de olunca kısa mola vermeden geçmek olmaz. Mustafa’yı bisikletlerin başında çekiyorum.

080420146317

Ezine yolları da eğri büğrü, nedense karayolları düz yapmamış.

080420146318

Havada bulutlar pek yüksek, yağmur yağma durumu şimdilik yok. Ama bahar ayındayız belli mi olur?

080420146319

Yol neredeyse doksan derece dönüyor ileride.

080420146320

Koyunlar kuzulamış, taze otları yiyerek karınlarını doyuruyor. Koç ayakta etrafı kolaçan ediyor. Anne koyun ve kuzu yerde.

080420146321

Ezine’ye vardık, burada biraz mola vermeli. Tabelada; Ezine Nüfus 14000 yazılmış.

080420146323

Yağan yağmurlardan dolayı çaylar akıyor şırıl şırıl.

080420146324

Geçmiş yıl Çanakkale dönüşünde bu parkta mola vermiştik öğlen yemeği için.

080420146325

Aslında bir hamama girmeliydik ya neyse yolumuz epey var. Fazla oyalanmak istemiyoruz. İki kubbeli hamam önündeyiz.

080420146326

Özel bir bankada müdür olan Levent Çakıcı’nın misafiri oluyoruz. Kahve ikram ediyor bize. Kahveden sonra bir resim çekilmek icap eder değil mi? Bizi ikinci defa misafir eden Levent ile beraber resim çekiliyoruz dördümüz.

080420146327

Levent ile vedalaşıp kahve için teşekkür ettikten sonra yola çıkıyoruz. Ana yolda bir süre gittikten sonra Bayramiç yoluna saptık. Tabelada düz olarak; Ayvacık, İzmir, sağa doğru Şehir merkezi, sola doğru Bayramiç yazılmış. İrfan önümde, ileride döneceğimiz yerde direkte Türk bayrağı dalgalanıyor.

080420146328

Dönemeçteyiz, büyük bir direkte Türk bayrağı dalgalanıyor, sola doğru döneceğiz kavşaktan.

080420146329

Ayazma 54 km diyor tabelada, ne yapalım biz de gideriz. Ayrıca araç muayene istasyonuna da gidiyor yol.

080420146330

Bayramiç’e kadar yol düz görünüyor.

080420146331

İsmi ilginç bir dere ile karşılaşıyorum; Harharik. Ne demek acaba diye merak ediyorum.

080420146332

Harharik çayı az da olsa akıyor yeşilliklerin arasından.

080420146333

Her çeşmeden su içmek gerekiyor. Bunu dengesiz İrfan söylüyor. Uzun bir yalağın içine borudan su akıyor sürekli. Hayvanlar bu yalaktan su içiyor.

080420146335

Ağaç altı bulduk mu mola veriyoruz. Çam ağacının gölgesinde bisikletler park etmiş.

080420146336

Az ileride bir sıra çam ağacı var, bir sırası da kesilmiş, neden kesilmiş belli değil.

080420146337

Yol kıyısında arabanın biri tilkiye çarpmış.

080420146338

Ana yolun gürültüsü burada yok, yolun sakinliğinde gitmek rahatlatıyor. Tek katlı evler, sağda ağaçlar yeni yaprak açmış yeşilleniyor.

080420146339

Ayrıca bahar gelmiş ağaçların beyazlığını da görmek çabası.

080420146340

Yoldan biraz içeride, yeşillikler içinde çeşme. Arkası tarla ve kenarında ağaçlar.

080420146341

Kimi meyve ağaçları daha yeni tomurcuklanmış.

080420146342

Bayramiç’e vardık bile. Nüfus 14200 olarak yazılmış.

080420146344

Belediye bisikletçilerin geleceklerini tahmin etmemiş olacak ki mazgalları gelişi güzel  yapmış. Amaçları sadece yağmur yağdığında mazgaldan sular kanallara aksın yeter. Ama biz geldik bisikletimizle ne olacak? Mazgal aralıklarına tekerlek girebilir çünkü gidiş yönüne göre düz takılmış.

080420146345

Yolun orta kaldırımına çiçekler dikmiş güzelce, Yani belediye güzelliklere önem veriyor. Hakkını vermek gerek.

080420146346

Dedim ya gelişigüzel mazgalları yerleştirmiş diye işte bu mazgalı bisikletçiye göre normal yerleştirmiş. Her hangi bir tehlike meydana getirmiyor. Çünkü demirler enine döşeli.

080420146347

Hemen ardı sıra gelen mazgal da tehlikeli bir biçimde yerleştirmiş. Bir de demirlerin de kırılmış bir kaçı. Tam lastiklere göre, kaçamazsan tekerlek girer.

080420146348

Bayramiç ana yoldan biraz içerde, sakin, küçük bir kasaba. İleride iki şerefeli minare görünüyor.

080420146349

İleriden sola döneceğiz, hedefimiz Kaz dağları. Antik adıyla İda. Tabela düz şehir merkezini, sola Çan ve Kazdağı (İda) olarak belirtmiş.

080420146350

Döneceğimiz yerde sola doğru tabelalar konmuş. Çan, Kazdağı Ida 29, kızılay acil ve Bayramiç devlet hastanesi. Demek yolumuz 29 Kilometre kalmış. Az ilerde uyarı tabelasında burada okul olduğunu belirtiyor.

080420146351

Tarihi bir cami ve minaresi taş duvar ile yapılmış.

080420146352

Belediye duvarlara güzel hatun resimleri yaptırmış. Sanattan ve sanatçıdan anlıyor ve değer veriyor demek ki.. Yere yan olarak uzanmış kadının uzun saçları, üzerinde tül örtü. Kadın tıpkı kaz dağı gibi çizilmiş, başı zirveyi, kalçası diğer zirveyi andırıyor.. Havada bulutlar çizilmiş.

080420146353

Hamzaoğlu konağı, tarihi eser. Kesme taştan yapılmış.

080420146354

Bayramiç ten devam ediyoruz Evciler’e doğru. Bahçelerde ağaçlar çiçek açmış bembeyaz.

080420146355

Bahar bu yıl çok beyaz gelmiş buralara. Etraf meyve ağaçları, üzeri bahar çiçekleri. İnsanın bu güzelliğe baktıkça bakası geliyor, bıkmadan usanmadan.

080420146356

Kalın gövdeli bir ağaca aşı yapmışlar. Aşı da tutmuş ama ne aşısı yaptıklarını bilemedim. Gövdesine bakılırsa çitlembik ağacı ve Antep fıstığı aşılanmış sanki.

080420146357

Birden bire karşımıza % 10 eğim çıkıyor, mecbur çıkacağız. Tabelaya öyle yazılmış.

080420146358

Bazı köylerin yakınından geçiyoruz. Köy yoldan içeride olduğu için uğramaya gerek görmüyoruz.

080420146359

Öncümüz, rehberimiz ve aynı zamanda kılavuzumuz İrfan Bayramiç baraj göletini yüksekten gören bir yerden etrafı inceliyor. Sanırım kamp için yer bakıyor.

080420146360

Mustafa da sessizce İrfan gibi etrafı seyrediyor. O sadece manzarayı seyrediyor.

080420146361

Eh benimde onlardan kalır yanım yok değil mi. Manzara güzel, karşıda Kaz dağları tüm muhteşemliği ile bizi çağırıyor bağrına. Buralara ilk defa geldiğimden Ayazma nerede diye bakınıyorum ama nerede olduğunu kestiremedim. Güzellikler göreceğimden eminim. İrfan etrafı inceledikten sonra baraj göletinin kıyısında kamp kuralım diye teklif ediyor. İyi güzel yer de etrafta hiç ağaç yok, kabak gibi yerde de çadır kurulmaz ki. Benim hedefim Ayazma, orada kamp atmak. İrfan’ın burada kamp kurma teklifini kabul etmiyorum. Biraz kızdığını hissediyorum ama hedefimiz Ayazma. Buradan manzara güzel de aşağıda kamp kuracağımızdan pek güzellik görünmüyor.  Yola devam ediyoruz böylece. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

080420146362

Tepenin arında şirin bir köy görünüyor.

080420146364

Baraj göleti bayağı uzun, kıyısından epey gittik.

080420146365

Güneş batıya devrildi, gölgeler uzamaya başladı. Bisikletim KUZ ve kendimin asfalta vuran gölgemi çekiyorum.

080420146367

Meyve bahçelerinin yanı sıra üzüm bağları da var.

080420146368

Tatlı bir rampa çıkıyoruz.

080420146369

Orda bir köy var uzakta

O köy bizim köyümüzdür,

Gitmesek te varmasak ta

O köy bizim köyümüzdür.

Uzaktaki köye el sallıyorum. Köy yamaçta kurulmuş.

080420146370

Sevgili dengesiz İrfan yol kıyısına oturmuş gelmemi bekliyor. Biraz şekeri düşmüş olacak, sinirli sinirli konuşmaya başladı oturduğu yerden. “Ne güzel kamp yeri buldum da kalmadık” diye. Ben de sakince bisikleti sehpasına alarak yavaş adımlarla yanına gelerek iki yanağını gülerek öptüm. İrfan’ın tüm siniri birden bire gitti bu hareketimle. Karşılık ters cevap verseydim daha da çok sinirlenecekti. Biraz çerez atıştırdık beraber oturduğumuz yerde. Kavşaktayız bu arada, yön levhaları aynı yeri gösterir 2 tane olunca yuh diyorum. Bu kadar mı israf olur, Kazdağı ve Ayazma aynı yerde aynı kilometrede. Tabelada; Evciler, Kazdağı (İda) 14 Ayazma 14 (Mesire yeri)

080420146371

Rakım yükseldikçe bitki örtüsü ve ağaçlar değişiyor.

080420146374

Etraf çam ormanı, rampa devam ediyor.

080420146375

Evciler de çok elma yetişiyor. Meraklı olacaklar ki yağlı güreş alanı yapmışlar. Bir de altın elma dan esinlenmişler. Altın elma tarihte ilk güzellik yarışmasına sebep olmuş antik çağda. O da Ayazmada yapılmış ilk güzellik yarışması. Herhalde zamanı değil yağlı güreşlerin.

080420146376

İki tane genç delikanlı tutuşmuşlar antrenman yapıyordu yeşil çimenlerin üzerinde.

080420146378

Evciler köyünde çam ormanları başlıyor. Çamların boyu yüksek.

080420146379

Evciler göyüne hoş geldiniz yazısı bizi köyün girişinde karşılıyor.

080420146380

Elma bahçeleri bol olan Evciler köyünde her tarafta elma kasası görmek olası.

080420146381

Köyün kahvesinde oturup mola veriyoruz. Burada bir şeyler atıştırdık. Telefonları da şarj etmek gerek. Aynı zamanda bakkaldan ekmek ve yiyecek malzemesi takviyesi yapıyoruz. Buradan sonra yerleşim yeri yok. Tabelada; Ayazma Mesire yerine 8 Kilometre kaldığını gösteriyor. Altında da Kazdağı (Ida) tabelası var.

080420146383

Yol bizi direk Ayazma’ya götürecek. Kaz dağlarının eteklerindeyiz, tırmanış ta başladı. Elma bahçelerinin yanından devam ediyoruz yolumuza.

080420146384

Beyaz gelinliğini giymiş elma ağaçları doğaya ayrı bir güzellik katıyor.

080420146387

Yol kıyısında hep elma bahçeleri yapılmış belli bir yere kadar. Elma ağaçları da öyle çiçek açmış ki bazen durup resim çekmeden geçemiyoruz. Her ağaç değişik güzellikte. İrfan ve Mustafa durmuş cep telefonları ile elma ağacını çekerken ben de onları çekiyorum.

080420146388

Seyredilmeye değer çiçekli elma ağaçları.

080420146389

Dut ağacının yeşil yaprakları arasında çiçek açmış elma ağacı. Beyaz ve yeşil bir arada.

080420146390

İrfan önümde tırmanıyor yukarı doğru.

080420146391

Çay şarıl şarıl akıyor, biz yukarı o aşağı.

080420146392

Çay akarsa sürekli olarak, çınar ağaçları da yerini aşmış yüzyıllar öncesinden.

080420146394

Çay kenarları elma bahçeleri, ötesinde kalem gibi çam ağaçları.

080420146395

Artık orman başladı, çam ağaçlarının boyları da arttı. Çam gövdelerini sarmaşıklar kaplayıp yeşile bürümüş.

080420146396

Artık ormandayız diyorum, bakıyorum ki ileride çiçek açmış elma bahçeleri gözüme ilişiyor. Yol kalem gibi düz çamların arasından gidiyor.

080420146399

Açıklık buldukları yere elma ağacı dikmişler. Çiçek açmış elma ağaçları arkamda, kendimi elçek çekiyorum bir poz.

080420146400

Çayın aktığı vadiye yavaş yavaş Güneş ışığı azalmaya başladı. Elma bahçeleri hala çayın kenarında.

080420146401

Çam ağaçları da kalem gibi düz ve uzun.

080420146402

Bakalım elma bahçeleri nereye kadar gidecek.

080420146404

Bundan sonra elma bahçesi görmüyoruz. Yukarılardan bir vınlama sesi geliyor, merak ediyorum nerden geliyor vınlama sesi. Sesin geldiği yere varınca bir su türbini karşımıza çıkıyor. Su öyle basınçlı geliyor ki türbinin kanatlarına çarptıktan sonra etrafa saçılıyor. Buradan üretilen elektrik nerede kullanılıyor acaba?

080420146405

Biraz yukarıda alabalık çiftliği var. Demek ki aşağıdaki türbinden elde edilen elektrik çiftlikte kullanılıyor. Anca böyle bir yerde alabalık yetiştirilebilir. Her taraftan buz gibi su fışkırıyor. Alabalık havuzlarını çekiyorum. Havuzlar dört kademe olarak yapılmış.

080420146408

Kaç gündür yoldayız, biraz da kendimize önem vermeliyiz. Nasıl olsa hedefimize vardık, ödülünü de vermek gerek. Çiftlikte alabalık yemeden geçmemek gerek diyerek kırmızı benekli alabalık siparişi veriyoruz. Balıklar pişerken de birer bira yorgunluğu alıyor. Alabalıkları afiyetle yiyoruz. Restoranın bahçesinde elma ağaçları çiçeklerle bezenmiş. Bizden başka kimse yok restoranda.

080420146409

Restoranın dibindeki kanaldan sular akıyor havuzlardaki balıklara.

080420146411

Balıkları yerken akşam oluyor ve hava kararıyor. İyice karnımızı doyurduktan sonra az kalan yolumuzu da yaptıktan sonra  Ayazma mesire yerine zifiri karanlıkta vardık. Yolu bisiklet aydınlatmaları ile görüyoruz. Zaten elektrik yok burada, ormanın içinde de gerek yok elektriğe. Düz bir alana çadırları kurup eşyaları indiriyoruz bisikletlerden. Etraf karanlık olduğundan nasıl bir yerdeyiz kestiremiyorum.  Tabelada Çevre ve orman bakanlığı, Ayazma mesire yeri olarak yazılmış. Flaş ışığı ile gecenin karanlığında resmini çekiyorum.

080420146413

Birer kahve iyi gider diyerek kahve yapıyorum. Yorgunluk kahvesi iyi gitti doğrusu. Burada telefon da çekmiyor, dünyadan kopuk durumdayız. Fazla geç olmadan yatıp uyuyoruz.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 80 Kilometre civarı (Haritada 73 Km gösteriyor, Bozcaada da yaptığımız yol haritada yok)

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc

99. Çanakkale Şehitlere Saygı Turu 7. Gün

7 Nisan 2014 Pazartesi

Dardanos – Geyikli – Bozcaada

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

Denizin Delisi

Unutmak mı?

Delisin…

Gitmesem de bekler orada deniz.

Gelirsem, bilmelisin

Benim beklememdir burada deniz.

Gitmek gibi geleceğim

Denizin delisine

Delinin denizi gibi

O ne kadar giderse…

Özdemir Asaf

 

Öne çıkmış olan görsel, İrfan vapurdan limana yanaşırken etrafı izliyor.

070420146233

Sabahın seherinde uyanıyorum, kahvaltının ardından eşyaları ve çadırı toparlayıp bisiklete yükledim. 3 gündür dağınıktı eşyalar. Ön ve arka bagajlara eşyaları yerli yerine yerleştirdim. Ardından sabah kahvaltısını yapıyoruz. 3 kişiyiz 3 kişilik kahvaltı. İrfan Mustafa ve ben, İzmir’e beraber döneceğiz. Öyle bildik yoldan da değil. Önce Bozcaada, daha sonra Kaz dağları Ayazma. Oradan da Sarı Kız’a çıkıp Akçay’a inmeyi planladık. Onun için fazla kişi ile olacak bir tur değil. Sabah kahvaltısını yaptıktan sonra yerleşkeden ayrılıyoruz. Diğer arkadaşlarla vedalaştık. İlk önce Çanakkale – İzmir  ana yolundan bir süre gideceğiz. Ta Taştepe köyüne kadar ana yoldayız.

070420146191

Adam sevmiş bir kere, sevdiceğinin ismini duvarlara kazıyacak kadar sevmiş. İsmi de Zeynep ama ilk okulda Türkçesi o kadar zayıfmış ki Türkçe öğretmeni bayağı çekmiş olmalı öğrencisinden. Adam yazarken Y harfini sığdıramamış. ZENEP… diye yazmış.

070420146192

Çanakkale ana yolu inişli çıkışlı olması sabah pek etkilemiyor. İyi bir tempoda ilerliyoruz. Aslında sahilden daha düz bir yol var ama oradan gitmedik. Başka bir seferde oradaki yolu denemeliyiz. Ana yol olduğu için araç sayısı fazla. Pek tehlike yok, sadece motor gürültüleri rahatsız ediyor.

070420146193

Çanakkale boğaz çıkışı, Ege denizi manzarasında bisiklet sürüyoruz.

070420146194

Çanakkale viyadüğü tabelasında 202 metre olduğunu belirtiyor.

070420146195

Tabelalara göre yol ayrımına yaklaştık. Düz gidersen Ezine, Balıkesir, İzmir. Sağa dönüş ise kahverengi zemine Troia (Troya) 5 olduğu yazılmış.

070420146198

Burada ana yoldan çıkarak Bozcaada’ya sapıyoruz. Üstteki kahverengi tabelalarda; Apollon Smintheion 67, Dalyan Alexandria (Toas) 33 kilometre olduğu belirtilmiş. En altta ise Bozcaada’ya gidileceğini gösteriyor.

070420146200

Çanakkale yolundan sapınca ilk köy Taştepe köyü karşımıza çıkıyor. Burada kısa bir mola veriyoruz.

070420146202

Şunun tipine bakar mısınız! Bilmem ne demeli, sevimli, ve yılışık hareketleri cezbedici. Kendisini sevdirmesini biliyor kerata. Bir kulağı siyah, bir kulağı beyaz. Renkler ide asil renklerden oluşmuş.. Siyah – Beyaz. Sevimli yavru köpek bana bakarken çekiyorum.

070420146203

Bu yol bizi Bozcaada’ya götürecek, köylerde fazla durmadan yola devam ediyoruz, Saat : 14:00 te vapura yetişmemiz gerek. Kış tarifesinde vapur seferleri az. 14:00 tekini kaçırırsak 19:00 vapuruna kalırız. Bu duruma göre iskeleye varmamız gerek. Tabelalarda; Alexandria (Toas) 33, Apollon Smintheion 67, Behramkale (Assos) 92 ve Geyikli yazılı.

070420146204

Bozcaada’ya 26 Kilometre kaldığı yazıyor tabelada.

070420146205

Pınarbaşı köyüne geldik, önümde Mustafa ve İrfan gidiyor.

070420146206

Köyler ardı sıra birbirine yakın. Mahmudiye köyündeyiz.

070420146211

Üvecik köyü, Mustafa yolda gidiyor.

070420146212

Burası da Kumburun köyü.

070420146213

Çamoba köyünde inek çıkabilir tabelası uyarısı konmuş.

070420146214

Geyikli kasabasına geldik.

070420146215

Geyikliye varıyoruz, öğle yemeğini burada yiyoruz. Biraz dinlendikten sonra hareket ediyoruz. Geyiklide geyik heykeli olmaz mı, olur. Belediye yaptırmış ağaçtan bir geyik. Yakışmışta.

070420146217

Geyikli iskele arası 4 kilometre. Hafif te rampa aşağı, çabucak iskeleye varacağız. Tabelada Feribot ve Bozcaada yazılmış.

070420146216

Henüz 4 Kilometre daha yolumuz var Bozcaada’ya.

070420146218

Ve Geyikli İskelesine vardık.

070420146219

İskelede feribot bizi bekliyor, deniz sakin.

070420146220

İskelede gişeden biletleri İrfan alıyor. Biletler gidiş dönüş, bir seferde parasını veriyorsun. Bir daha biletle uğraşmaya gerek yok. Zaten başka yol da yok, mecburen aynı vapurla adadan dönmen gerekecek. İskelede yanımıza dişi bir köpek sırnaşarak geldi. Hayvan aç, yanımızda bulunan ekmek dilimlerinden bir kaç dilim veriyorum. Bulabildiğini yiyor zavallı, belki de yavruları vardır.

070420146223

Vapura biniyoruz, arabalı vapur olduğu için kapalı oturma yerleri üst güvertede. Hava biraz rüzgarlı, denizde dalga var. Dışarısı da rüzgardan serin olduğu için içeriye girip oturuyoruz kanepelerde. Bozcaada uzakta görünüyor.

070420146224

İçerisi sıcak, geminin kaloriferleri yanıyor. Dışarısı da serin olunca içerideki sıcaklık mayıştırıyor bizleri. İlk önce Mustafa kanepede uzanıp şekerleme yapmaya başladı.

070420146225

İrfan da cep telefonundan o günün resimlerini facebook’a atmaya çalışıyor çaktırmadan.

070420146226

Mustafa’yı görünce beni de bir ağırlık basıyor sormayın. Oturduğum yerde biraz kestiriyorum. Fırsatını bulunca hiç kaçırmam. İrfan da beni çekiyor kestirirken.

070420146227

Fazla uzatmadan uyanıyorum, gemi hareket etti. Motor gürültüsü fazla uyutmadı. Arabalı vapur büyük olmasına rağmen deniz dalgaları hafiften sallamaya başladı. Bir süre sonra Bozcaada’ya yaklaştık.

070420146231

Feribot limana girdi, manevra ile iskeleye yanaşmaya başlarken İrfan Bozcaada’yı izliyor. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

070420146233

Küçük bir gezinti teknesi önümüzden geçiyor. Karşıda Bozcaada kalesi görünüyor.

070420146234

İskeleye çok az kaldı, Bozcaada evleri ve cami görünüyor.

070420146235

Sonunda Bozcaada’ya vardık, gemi iskeleye yanaşmaya başladı. Biz de aşağı bisikletlerin yanına inerek hazırlanıyoruz. Yaya olan yolcular da geminin yanaşmasını bekliyor. Kapak açılınca hemen inecekler, sanki aceleleri varmış gibi. Deniz pervanenin meydana getirdiği beyaz köpük ile kaplandı.

070420146236

Aşağı inmeden dikkatimi çekti kargalar! acaba Geyikli iskelesinden mi binip Bozcaada’ya geldiler yoksa gemi yanaşınca mı gelip demirlere kondular bilemedim. Kargalar akıllı kuşlardır, uzun yaşarlar ve deneyimleri insanları şaşırtır.  Belki de sabah gemiyle karşıya geçip bütün gün karnını doyurduktan sonra aynı vapurla geriye dönüyorlardır. Ben kargalardan beklerim bu davranışları.

070420146237

Bozcaada, Türkiye’nin üçüncü büyük adası. Bozcaada, Çanakkale iline bağlı bir ilçedir.

Yüzölçümü 40 km², anakaraya uzaklığı 6 km’dir. Resmi nüfusu 2.543 olup, kışları 1.500 civarına düşer, yazları ise bu sayı 5.000’e kadar çıkmaktadır.

Antik çağda Leukophrys,Yunan Mitolojisinde ise Tenedos adıyla bilinen Bozcaada’nın ilk sakinleri Akaların bir kolu olduğu ve M.Ö. 2000 yıllarında yerleştikleri tahmin edilen Pelasg’lar (Pelazziler)dır.Akalardan sonra Ada’ya sırasıyla Fenikeliler, Atinalılar ve Yunanlılar hakim olmuştur. Ada M.Ö.493’de Pers istilasına uğramış,M.Ö.334 yılında ise Pers istilasına son veren Büyük İskender devri başlamıştır.Bergama Krallığından sonra M.Ö.168 yılında Roma hakimiyetine girmiştir.Roma İmparatorluğu’nun 395 yılında ikiye bölünmesiyle Doğu Roma yani Bizans İmparatorluğuna dahil olmuştur.1203 yılından sonra Bozcaada üzerinde Bizans-Ceneviz-Venedikliler arasında egemenlik mücadelesi başlamıştır.

Bozcaada ilk defa 1455 yılında Fatih Sultan Mehmet devrinde Osmanlı İmparatorluğu’na katılmıştır. Osmanlı ile Venedik arasında Bozcaada için mücadeleler olmuş, Ada zaman zaman Venedik hakimiyetine girmiştir.Bozcaada Osmanlı döneminde bir kale dizdarı ve kadı tarafından yönetilmiş,19.yüzyılın sonlarında Merkezi  Sakız ve Rodos olan Cezair-i Bahr-i Sefid Eyaletinin Midilli Sancağına bağlı bir Kaymakamlık olarak teşkilatlanmıştır. Bu dönemde Ada’da Belediye dairesi bulunmaktadır.

1912 yılında Balkan Savaşı sırasında Yunan donanmasınca işgal edilmiş olup, Lozan Antlaşması sonucunda 20 Eylül 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlanmıştır.

Karaya çıkınca taş döşeli sokaklarda bisikletle dolaşmaya başladık.

070420146238

Başlıyoruz kasabanın dar sokaklarında dolaşmaya. Evler beyaza yakın badanalı ve iki katlı, kimisinde cumba balkonlar sokağa sarkmış.

070420146239

Kimi ev restore edilmiş aslına uygun bir biçimde. Kimisi de bakılmamış.

070420146240

Sadrazam Öküz Mehmet Paşa’nın Bozcaada’da yaptırdığı çeşmelerin en önemlisidir. Namazgah meydanının kuzey-doğu köşesindedir. Doğu ve güney cepheleri kesme tüf, batı ve kuzey cepheleri moloz taşla örülmüş kare planda bir sarnıçlı çeşmedir. Kitabesinde 1703 tarihi görülmektedir. Çeşmenin suyu aktığından suları tazeliyorum.

070420146241

Kimi ev de oturan yok, boş olarak duruyor. Evin penceresinde ve tahta kapısında cam yok.

070420146242

Cumbalı ev neredeyse karşıda ki eve dayanmış. Zaten sokaklar dar.

070420146243

Yol o kadar dar ki sadece bir arabanın geçeceği kadar geniş.

070420146244

Kimi ev de üst katını tamamen ahşaptan yapmış.

070420146246

Bazen de sokak iyice daralıyor, ev yapılırken hiç düşünmeden yapılarak bitirilmiş.

070420146247

Tenedos

Derler ki: Denizlerin Efendisi Poseidon’un kimbilir kaç çocuğundan biri, Kyknos adında bir kralmış. Beyçayırı’nın kuzeyinde Lapseki bölgesindeki Miletos Kolonisi, Kolonai kentine hükmedermiş. Onun da Tenes adında bir oğlu varmış. Tenes’in annesi ölünce babası yeniden evlenmiş. Fakat üvey ana bu ya; Tenes’e iftira etmiş! Üstelik kendisine yalancı tanık olarak birde kavalcı bulmuş. Kral Kyknos bu iftiraya kanmış ve oğlunu bir sandığa koyarak denize attırmış. Sandık yüze yüze gitmiş, boğazdan geçerek Leukophrys Adası’nın sahiline vurmuş. Tenes burada sandıktan çıkmış, adaya yerleşmiş ve ünlü coğrafyacı Strabon’a göre bazılarının Kalydna dediği Leukophrys Adası’nın ismini “Tenes’in Adası” anlamına gelen Tenedos olarak değiştirmiş.

İki kanatlı tahta kapının alt kısmı çürüyüp delikler açılmış. Üç saksı kapı dibinde.

070420146248

Arabanın birisi sokakta park etmiş. İkinci bir arabanın geçmesine olanak yok.

070420146249

İrfan önde, Mustafa onu takip ediyor, dar sokakta ikisini  çekiyorum.

070420146250

MERYEM ANA KİLİSESİ

Bozcaada’daki  Rum Ortodoks Cemaatine ait, ibadete açık olan tek Kilisedir.Diğer adı Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi olan kilise Rum Mahallesi’nin tam ortasına konumlanmıştır. Giriş kapısında 1869 tarihi okunan kilisenin  bu tarihte yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak bir rivayete göre Venedik döneminden kalmadır.

Avlusundaki 1895 yapımı 4 katlı çan kulesi zamanın aşındırmasıyla yer yer yarılıp parça düşürmeye başladığından, 1980’lerde kısmen sökülmüş ve kule metal kafes içine alınmıştır. Orijinal yüksekliği 23.8 m olan çan kulesi Başbakanlık tarafından restore edilmiştir. Kilisenin içini görmek için tek fırsatınız pazar sabahları 8.00‘de yapılan ayindir. Kilise onun dışında kapalıdır.

Kilise binası ve çan kulesi.

070420146251

Bisikletim KUZ park halinde, solda çan kulesi.

070420146253

Hemen hemen her evin önünde değişik çiçekleri görmek mümkün. Kiminde gül, kiminde akasya,

070420146254

İki kanatlı, tahta ev kapısı, pencerelere demir parmaklık takılmış.

070420146255

Kiminde ortanca çiçekleri. Çan kulesinin bir parçası görünüyor.

070420146256

Mustafa ve benim bisikletim park etmiş sokakta.

070420146258

Kilise çan kulesi üç katlı, tepede saat var. Çan da altındaki katta.

070420146257

Sokaklarda bolca kedi görmek olası.

070420146259

Mor salkımlı akasya kapının üzerinden sokağa sarkmış.

070420146260

Daha önce geminin güvertesinde kargaları görmüştüm. Kasabanın tüm sokaklarında karga var. Kimisi çatıda, kimisi de sokakta. Burada ki kargalar insanlardan kaçmıyor. Haliyle yakından daha iyi görebildiğimden kargaların bildiğim kargalardan değişik olduğunu fark ediyorum. Buranın kargaları daha küçük boyda ve renkleri daha siyah. İnsanlardan korkmadan sokakta dolaşmaları sanki adada yaşamışların ruhları gibiler. Herkesi tanıyor gibiler.

070420146262

Tüm sokakları dolaştıktan sonra deniz kıyısına geliyoruz. Hala rüzgar sert esiyor ve deniz dalgalı.

070420146266

BOZCAADA KALESİ

Bozcaada’ya yaklaştıkça ilk gözünüze çarpan heybetli görüntüsüyle kalesi olur. Bu oldukça iyi korunmuş kalenin ilk olarak ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı tam olarak bilinmemekle birlikte Venedik, Ceneviz ve Bizanslılar döneminden beri kullanıldığı bilinmektedir.

Ada’nın kuzeydoğu burnu üzerine kurulmuş olan kale, Osmanlı döneminde önemli konumu sebebiyle Fatih Sultan Mehmet tarafından esaslı bir şekilde onarılmıştır. Venedikliler’e geçip geri alındıktan sonra esaslı bir tamir görüp genişlemiştir. Kalenin 1703, 1706 yıllarında ve 1714 ‘de Kaptan-ı Derya Süleyman Paşa tarafından  tamir ettirilmiştir. En önemli tamirinin 2. Mahmut tarafından 1815 yılında yaptırıldığını, adeta kalenin yeniden yaptırıldığını taşıdığı kitabelerden anlamaktayız. Kale, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1965-1970 yılları arasında  ve en son 1996 yılında restore edilerek koruma altına alınmıştır.

Kale duvarlarını dalgalar yalıyor.

070420146267

Katır tırnakları fırtınalı havada mor çiçeklerini kapatmış. Havanın durulmasını ve güneşi özlemiş gibi beklemekte.

070420146268

Adada üretilen ürünlerin satışı yapılmakta. Zeytin, zeytin yağı, bal, polen, reçel, şarap başlıca ürünler. Akşam için bir şişe alıp çantaya koyuyorum.

070420146272

Kalenin giriş kapısına geliyoruz, bakalım içeriye girebilecek miyiz ?

070420146273

Sezon gelmediği için ziyarete kapalı, aralık yerlerden kale içini görebildiğim kadarıyla bir kaç resim çekiyorum. Dış surlardayız, bir de iç surlar var. Ama iç kaleyi göremiyoruz.

070420146274

Kale giriş kapısı ve içerideki geçitler taş kemerlerden yapılmış.

070420146275

Kale surları etrafı hendek kazılmış, bir zamanlar su ile doluymuş.

070420146276

KUZ giriş kapısında park halinde.

070420146277

Balıkçı teknelerinin olduğu barınağa giderek çay içiyoruz. KUZ park halinde, İrfan bana poz veriyor.

070420146278

Evin taş duvarındaki sıvalar düşmüş, pencereye gemi halatı dolamışlar.

070420146279

Kaleyi de dışarıdan gördükten sonra gece kalacak yer aramaya başladık. Pansiyonlara sorduk tok olduklarından fazla para istiyorlar bizden. Anlaşamayınca çadır kurmak için yer bakmaya başladık.

070420146280

Tarihi çeşmede durup suları dolduruyoruz akşam için.

070420146281

Çam ve yeşil alan ardından Bozcaada evleri. Aslında burada kamp yapılabilir ama İrfan daha güzel yer bulacağını söyleyince yola devam ettik.

070420146282

Evler bitti, kasaba dışına doğru gidiyoruz.

070420146283

Çadır kurmak için yer bakarken kasabanın dış sokaklarında kocaman bahçesi olan ve içinde kocaman şarap fıçılarını görüyoruz. Fıçılar bir adam boyu. Şu an fıçılar boş ve tahta araları açılmış durumda. Demek ki epeydir şarap üretimi yok ve fıçılar kendi haline bırakılmış durumda.

070420146284

Bahçe duvarının adında onlarca fıçı dizelenmiş.

070420146285

Duvarın dibinden dev tahta fıçılarını çekiyorum. Fıçılar bakımsızlıktan tahta arası iyice açılmış.

070420146286

Çadır kurmak için yer araştırmalarına devam ediyoruz.

070420146287

Rüzgar nedeni ile üzerime siyah rüzgarlığı giymiştim. Hep etrafı çekecek değilim ya, biraz da kendimi çekeyim deyip elçek çekiyorum. Başımda kask, gözümde sarı gözlük var.

070420146288

Alaybey camisinin yüksek duvarındaki kapısını çekiyorum. Kapı kemerli, içerisi bahçe.

070420146290

Nedense bu güzel köpek peşimize takılıyor. Kahverengi tüyleri var.

070420146291

Çadırları nereye kurabiliriz diye araştırırken taş ocağı alanına kurabilirsiniz diye söyleyince yerini öğreniyoruz. Akşam yemeği için marketten yiyecek alıyoruz. Şarabımızı daha önce almıştık. Yarın gemi saat 07:30 da kalktığından kahvaltıyı gemide yaparız diye poğaça alıyoruz fırından. Ardından çeşmeden de Mustafa da bulunan 10 litrelik su bidonunu dolduruyoruz. Kullanma suyu olarak kullanacağız.

070420146295

Akşam hava kararmadan taş ocağına gelip çadırları kuruyoruz hemen. Taş ocağı yanındaki ev sahibi de tahta parçalarını yakabilirsiniz diye söylüyor. Ayrıca bir ihtiyacınız var mı diye sorunca teşekkür edip ihtiyacımızın olmadığını söylüyoruz. Her şeyimizi aldık, çadırları da rüzgar almayan kuytu, gözlerden ırak bir yere kurduk. Daha ne olsun. Bozcaada’ya gelip te şarabın tadına bakmadan olmaz deyip şarabı çıkarıyorum. Şarap şişesi elimde, akşam zamanı Bozcaada’ya doğru uzatıyorum.

070420146296

Sevimli köpek te bizimle beraber kamp alanında, yanımızdan ayrılmadı. Adeta sahibiymişiz gibi öylece bekçilik bile yapıyor. Yoldan geçenlere havlayıp durmaya başladı bile. Bu gece kampımızı koruyacak anlaşıldı. Köpek yede oturmuş dikkatlice etrafı dinliyor.

070420146297

İlk önce ateşimizi yakıyoruz. Ardından akşam yemeğini yapıp yiyoruz bir güzel. Şarabı açarak tadına bakmaya başladık. Dostluğumuzun şerefine kadehleri kaldırmaya başladık gecenin karanlığında, ateş ışığı şarap şişesine vurmuş içimizi ısıtıyor.

070420146298

Herhalde Bozcaada’nın keyfini bizim gibi çıkaran olmamıştır şimdiye kadar. 2 Şişe şarabın nasıl bittiğini anlamıyorum. Cep telefonunu 10 saniyeye ayarlayıp üçümüz birden resim çekiliyoruz bir kare de olsa. Ateş solda yanıyor.

070420146301

Kadehleri şerefe kaldırıyoruz, bu anı elçek resim çekerek tarihe yazıyorum.

070420146303

Gecenin ilerleyen saatlerine kadar şarap içerek bu gün neler yaptık, yarın neler yapacağız, durum değerlendirmesi yaparak ateşim başında sohbet ediyoruz. Ateş te köz halinde iyice ısınmamıza neden oluyor. Hava açık, tüm yıldızlar görünüyor olduğu gibi ışıl ışıl.

070420146305

Artık yatma zamanı geldi. Çadıra girip yatıyorum kafam hafif dumanlı. Havanın açık olması çadırımın tepe örtüsünü takmaya gerek duymuyorum. Tepedeki küçük penceremden ayı ve yıldızları seyrederek uykuya dalıyorum.

070420146306

Saat 02 sularında patırdama sesleri ile uyanıyorum. O da ne ? yağmur yağmaya başlamış. Yatarken açıktı halbuki. Fazla ıslanmadan tepe örtüsünü çıkıp takıyorum. Yağmurun damlalarının çadırıma vurup çıkardığı tatlı ritmi dinleyerek tekrar uykuya dalıyorum.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık 52 Kilometre civarı

Yaptığımız yolun haritası aşağıda.

Powered by Wikiloc

99. Çanakkale Şehitlere Saygı Turu 6. Gün

6 Nisan 2014 Pazar

Dardanos – Çanakkale – Eceabat – Alçıtepe – Abide – Eceabat – Dardanos

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

Vatan Şehitlerine!

 

Bir harfi uzatsam ta yedi kat göğe

Yine ulaşamaz ruhunun derinliğine…

Şehitlikler oturmuş,

Her bakan göze!

Mezarlarda büyüyen şehit evlatlarımız.

Canlarımız, yiğitlerimiz.

Resimlerin öpülüyor şimdi

Sen ki göğsündeki kurşunlarla bile ölmedin.

Yürüyorsun cennetin en yüce kademesine!

Sakın ağlama annesi

Göbek bağı hala seninle!

 

Satılık değilsin masa başlarında

Kalemin uçlarında.

Kanın aktı zulmün,

Kurulmuş tezgâhında.

 

Yiğidim Mehmed’im, can kuşum benim.

Allah’ımın şahidi.

Destanım benim!

 

Vatan sağ olsun canım,

Vatan sağ olsun şehidim…

 

Türkülerimin özü

Sevginin unutulmazı, yazısı

Ve deli sevdaların toprağa akan kanı!

İki kolun gitti çift kanat taktın artık

Sana kucak açtı

Evrenler ve gökyüzü.

 

Sen düşmedin toprağa,

Toprak sana düştü!

 

Yiğidim, alkanlım, gururum benim.

Hakkını helal et şehidim

Bayrağım!

Askerim benim…

 

Sevgi Damlaları

 

Öne çıkmış olan görsel, direkte Türk bayrağı dalgalanıyor. Yerden çiçeklerle birlikte çekiyorum.

060420146166

Sabahın ilk ışıkları ile uyanıyoruz, yine harika bir gün, cıvıl cıvıl. Neşe içinde kahvaltımızı yapıyoruz. Çadırlar kuytuda, rüzgar pek rahatsız etmeyecek bir yerde. Üstelik çimlerin üzerinde. Kahvaltıdan sonra yola çıkmak için hazırlıkları yapıyoruz hep beraber. Artık nasıl gelmişsek hepimiz bir yerde çadırı kurup birbirimizden ayrı kalamadık.

060420146143

Herkes hazır olunca grup olarak Çanakkale ye Feribot iskelesine gelerek beklemeden vapura biniyoruz. Sabahın erken saatleri serin olunca dışarıda olmak pek akıl karı değil. O yüzden kapalı alanda geçiyoruz karşıya. Dışarının serin olması içeride oturacak yer bulmak olası değil. Yerde oturanlar var. Artık bu gün böyle.

060420146144

Karaya çıkarak Eceabat iskelesinde toplanıp hareket etmeyi bekliyoruz. Bu gün Keşan dan gelen arkadaşlarla buluşuyoruz. Hasretimiz birikmiş dostlarla. Hareket başladı, yola çıkarak tüm asfaltı işgal etmiş durumdayız. Bu gün ki katılımlarla 1500 kişiden fazla olduk.

060420146145

Yarımadanın diğer tarafına geçtik ve Ege denizi göründü. Çam ve servi ağaçları arasında giden bisikletçiler.

060420146146

Önümde giden bisikletçiler uzun bir konvoy oluşturmuş durumda.

060420146147

Arkamdan gelenler var. Bir bisikletçinin arkasındaki çubuktaki Türk bayrağı kadraja giriyor.

060420146148

Yol kıvrılarak gittiği yerde öndeki bisikletler u dönüşü yapmış 50 metre yanımızdan geçiyorlar. Görüntüleri güzel.

060420146151

Öğlen kumanyasını Alçıtepe köyünde veriyoruz. Kumanyaları yedikten sonra kahve iyi gider dedik ve kahve pişirilip içilmeye başladı. Şanslı olanlardan biri kızçe GülAyşe de nasibini içti yanımda. Senin gibi formam yok ne yapalım deyince forma yaptırma sözü verdi GülAyşe. Bakalım tatlı kızçe sözünde duracak mı!

10170895_723786927673643_4079561530205278238_n

Yemek molası bitiminde  yola çıkıyoruz. Uzaktan Abide göründü ama daha gidecek yolumuz var. Önümde dengesiz İrfan gidiyor.

060420146153

Abideye varınca burada da pilav dağıtıldı. Sıraya girip pilav ve peynir tatlısını alarak gölgelik olan ağaçların altına serildik. Pilavları yedikten sonra kahve yapmaya başladım. Daha tam tanışmadığım Zerrin İskilipli kahve yaptığımı görünce pet şişeden kendine bardak yapmaya başladı. Ben onun bu hazırlığını görünce takılma maksadıyla “sen niye sulanıyorsun ki ! bakalım sıra sana gelecek mi ?” diyerek söylenince durakladı, bir şey diyemedi. Öyle mahzun kızlar gibi oturmaya başladı. Kahvelerimizi içtikten sonra 2. kahve pişirmeye başladım. Pişirdikten sonra Zerrin’e de bir fincan verince şaşırdı ve sevindi. “Sana pet şişeden mi kahve içireceğim” diyerek gönlünü aldım. Böylece Zerrin ile tanışmış olduk. Deli kız.. Esma ve Atiye’yi Başmakçı dan tanıyordum daha önce.

060420146156

Çam ağaçlarının altında dinlenirken çekiyorlar bizi, yedi kişi varız.

060420146157

Seramoni başladı, konuşmalar, katılan gruplara çeşitli plaketler verilmeye başlandı. Biz de gölgelik yerde epey dinleniyoruz. Abide ve konuşanları uzaktan çekiyorum çamların arasından.

060420146158

Bayrağım

Şehit kanlarıyla, vermişim rengini,
Gökten Ay’la-Yıldızı koparmışım;
Yüreğimi koymuşum sana, yüreğimi;
Birde vatan sevgimi….
Dalgalan ey şanlı Bayrağım;
Sen dalgalan, ben coşayım,
Uğruna destanlar yazayım!…

Delikanlımın damarındaki kansın,
Sen, cansın, canansın.
Yansın, bu yürekler sana yansın;
Vatan aşkıyla yansın
Dalgalan ey şanlı Bayrağım;
Sen dalgalan, ben coşayım,
Uğruna destanlar yazayım!…

Sevgisin, Mutluluksun, Umutsun;
Aşksın, Destansın, bulutsun;
Sen bensin, Benliğimsin…
Sana, canım feda olsun!….
Dalgalan ey şanlı Bayrağım;
Sen dalgalan, ben coşayım,
Uğruna destanlar yazayım!…

Yılmaz Çelik

Türk bayrağı direkte dalgalanıyor.

060420146159

Abide şehitliğinde görevli iki jandarma görkemli atları ile gururla geçiyorlar yanımızdan.

060420146161

Şehitlik abidesi devasa boyutta, tavanında Türk bayrağı. Duvar üstüne kalabalık bisikletçiler pankart ile oturmuşlar. Beni dengesiz çekiyor abide önünde.

060420146162

Tavşan adaları denizde yüzen gemiler gibi.

060420146164

Türk bayrağını değişik bir açıdan resmini çekiyorum yerdeki çiçeklerle birlikte. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

060420146166

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,

Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin’i,

Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran…

Sen ki, İslâm’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;

Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;

Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın… Heyhât!

Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât…

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.

 

Mehmet Akif Ersoy

Mustafa Kemal cepheyi gözlemliyor, arkasında iki asker tüfekleri omuzunda bekliyor. Arkada şehit mezarları ve çam ağaçları.

060420146167

Çanakkale Türküsü

Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Of gençliğim eyvah

Çanakkale köprüsü dardır geçilmez
Al kan olmuş suları bir tas içilmez
Of gençliğim eyvah

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Anne ben gidiyorum düşmana karşı
Of gençliğim eyvah

Çanakkale içinde bir dolu testi
Anneler babalar ümidi kesti
Of gençliğim eyvah

Çanakkale’den çıktım yan basa basa
Ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa
Of gençliğim eyvah

Çanakkale içinde sıra söğütler
Altında yatıyor aslan yiğitler
Of gençliğim eyvah

Çanakkale’den çıktım başım selamet
Anafarta’ya varmadan koptu kıyamet
Of gençliğim eyvah

Osmanlının her yerinden gelen ve Çanakkale de şehit olmuş bu topraklarda yatan şehitler için ismi belli olanların isimleri mezar taşlarına yazılmış. Hemen hemen herkesin dedesi ya Çanakkale de savaşıp gazi olmuş yada şehit olmuştur.

060420146168

Bir asker, yaralı bir askere destek olmuş götürürken betimlenmiş heykeli.

060420146169

Askerin elinde taşıdığı tüfek, kırmadan nasıl yapılmış mermerden hayret ediyorum.

060420146170

Kimisi bisikletini ağaca asmış.

060420146171

Şöyle bir şehitliği dolaştıktan sonra tekrar ağaçların altına gelip dinlenmeye kaldığımız yerden devam ediyoruz dengesiz ile birlikte.

060420146173

Şehitlikten çıkıp, tarlalar arasından ilerliyoruz. Buğday başakları hüzünle karışık kendini rüzgarın esintisine bırakmış bir o yana eğiliyor bir bu yana. Ahenkli bir biçimde başakların bu salınımları şehitlere saygısını sessizce selamlıyordu.

060420146174

Gelibolu yarımadasının sahiline indikten sonra Marmara dan gelen rüzgar duvar gibi karşımıza çıktı. Rüzgar hızımızı kestiği gibi gitmemize de engel oluyordu. Rüzgarı kesecek bir engel de yoktu ortalıkta. Direk karşıdan esmeye devam ediyor. Kilit bahir tabyalarından geçiyoruz. Pek te durulacak gibi değil, iskeleye yetişmemiz gerek. Top mermisini kucağında taşıyan Koca Seyit heykeli.

060420146176

Kilitbahir tabyaları ev gibi, çatısında çimenlerle kaplanmış.

060420146177

Kale surları yüksek, yolda bisikletçiler gidiyor.

060420146180

Rüzgara karşı gitmek epey yordu doğrusu, sık sık dinlenerek yol almaya çalışıyorum. Rüzgar da giderek artmaya başladı. Çanakkale boğazı, karşıda Çanakkale şehri görünüyor.

060420146181

Eceabat’a yaklaştık, karşıdaki kalenin kapısından geçeceğiz.

060420146183

Küçük bir kayık barınağı, bir kaç kayık bağlanmış dalgalardan etkilenmiyor.

060420146184

Sonunda vapur iskelesini görüyorum, artık tükenmek üzereyim rüzgardan. Neyse az kaldı iskeleye. “Dur Yolcu” yazan bayır görünüyor.

060420146185

Ama yanılmışım, yol hala devam ediyor ve Eceabat’a bir türlü varamadık, rüzgarın da dinmeye niyeti yok.

060420146186

Nihayet Eceabat göründü. Bu kez eminim.

060420146189

Ağaçlar çiçek açmış, beyaz gelinliğini giymiş. Rüzgarın vermiş olduğu yorgunluktan çiçekleri görecek durumda değilim. Resim çekmek için durunca ağaçlardaki çiçekleri fark ediyorum. Ne güzel de açmışlar. Eceabat tabelası ve çiçek açmış ağaçları çekiyorum.

060420146190

Tam iskeleye vardık ki vapur hareket etti, binemedik. Eee ne yapalım beklemekten başka yapacak bir şey  yok. Hazır beklerken lokantaya girip akşam yemeğini aradan çıkaralım diyerek lokantada karnımızı bir güzel doyuruyoruz. Rüzgar bizi epey yormuştu. Gidecek yol daha da var zaten. Gemi gelince hemen binerek karşıya geçiyoruz. Fazla oyalanmadan tekrar yola çıkarak Dardanos kamp alanına geldik. Masamıza kurularak arkadaşlarla sohbete dalıyoruz. Biz bu gece kalacağız burada. İlk önce kalamazsınız dendi ama rektörle yapılan görüşmede izin çıkınca rahat bir nefes aldık. Esma ve Atiye gece otobüse binecekler. Bizim gibi kalacak olanlar dışında diğerleri çadırı toplayıp kamp alanından ayrıldı. Arkadaşlarla vedalaşıyoruz bu arada, diğer turlarda görüşmek dileği ile. En son Esma ve Atiye’yi uğurladıktan sonra çadırlara çekip bir güzel uyuyoruz.

Bu gün şehitlikte dualarımızı ederek rahmet diledik ruhlarına.

Yaptığımız yol yaklaşık olarak 105 Kilometre civarı.

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc

Powered by Wikiloc