Aylık arşivler: Mayıs 2016

3. Keşan Dağ Bisiklet Festivali 7. Gün

6 Eylül 2014 Cumartesi

Gökçetepe – İbrice limanı – Mecidiye = Gökçetepe

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

Geçiyorum denizin geçtiği yerlerden,

Bu fersah fersah su

Sevdalım olur benim

Şahitlik ediyor zamana

Yanık tenim

Evler sıralı boncuk boynumda

Gurbet gerdanımda bir yalan.

 

Çiğdem Baydar

 

Öne çıkan görsel, Arı kovanları arasından çıkan yokuşta bisikletçiler, yol toprak.

10568788_10152509463394681_8518010978065955998_n

Biraz gürültü olsa da güzel bir uyku çekiyorum, gün ağarınca uyku kalmıyor gözlerimde. Güneşin doğuşunu beklemek gerek. Çadırımdan ilk gördüğüm manzara arabalar. Çadırı yanlış yere kurmuşum, akşam yoktu ama sabah arabaların önümde sıra halinde park ettiklerini görüyorum. Hani derler ya tuvalete arabası ile gidiyorlar, işte öyle bir durum. Sahili bir işletmeye vermişsin tamam. İşletme de araba park yeri yapması gerek. Her kes piknik yapacağı yere kadar yada çadırın olduğu yere kadar arabasıyla gelip  manzarayı bozmasın bari bu güzelim koyda. Arabalar yeterince çevreyi kirletiyor egzoz dumanlarıyla. Bir de manzarayı kirletmeseler bari.

060920148164

Kahvaltı faslından sonra hep birlikte yola çıkıyoruz. Gökçetepe sahili olduğu gibi çam ağaçları ile kaplı harika bir yer. Sahile giriş daha çok arabalar için yapılmış olduğu için girişini Gökçetepe köyünün oradan vermişler.

060920148165

Geçen yıl hayretler içinde kalmıştım. Kamp alanından epey gittikten sonra buradan geçerken kendi kendime “Burada başka bir kamp alanı var” diye. Sonrasında kendi çadırımı görünce bizim kamp alanı olduğunu anlamıştım. “Nasıl yani” diye kendi kendime sormuştum? Neredeyse 4 Kilometre yol kat ettikten sonra aynı yere gelmiştik. Masallarda giriş kısmında anlatılır ;

“Az gittik uz gittik.

Dere tepe düz dittik.

Bir de ardımıza baktık ki,

Bir arpa boyu yol gitmişiz !

Aynen böyle oldu. Bu durumu yaşadığım için daha önceden herkesle beraber bu yolu yaptım. Dönüşte buradan dalacağım içeri, henüz yorgun değilim. Tel örgü arkasında çadırlarımız.

060920148166

Kamp yerimiz olan Gökçetepe sahili. Biraz yukarıdan olduğu gibi görünüyor. Harika, yaşanılası bir yer.

060920148167

Hava bu gün kapalı ve parçalı bulutlu, yağmur yağabilir de. Denizin üstünde yer yer yağdığını görüyorum. Artık şansımıza, yağsa da olur. Benim için fark etmez.

060920148168

İşte size insan manzaraları. Buraya insan eli değmemiş, çünkü insanlar böyle güzelim doğanın içine çöplerini bırakmaz. Hayvanlar zaten çöp üretmedikleri için onların atacak çöpleri yor. Bunları Dünyamızda yaşayan garip varlıklar atmış olabilir. Hiç bir kategoriye girmeyen varlıklar. Yazık ki çok yazık.

060920148169

Ergun Oskay biz geçerken resmimizi çekmiş. Zaten Keşan’ın resmi fotoğrafçısı olur kendisi, önüne geleni çekiyor.

10593181_10203438785385216_1120958801368723425_n

Başka bir koydayız, manzarası da insana resim çektiresi geliyor. Biz de bir resim çekmeden edemedik. Oytun bizden biraz uzun mu ne? Ben , Oytun ve Yaşar Curci.

060920148171

Yol bazen toprak oluyor, burada daha zevkle gidiyoruz.

060920148172

İbrice limanı, burası aynı zamanda dalış yeri ve dalış eğitimi verilen yer. Bir çok okul var dalış eğitimi veren. Geçen yıl burada dalış yapmıştım. Harika bir deniz yapısı var. Çok çeşit canlı türü aynı yerde yaşamakta ve dalış yapanlar sanki akvaryumun içinde geziniyormuş gibi yaşıyorsun balıklarla birlikte. Burada balıkçı tekneleri var, açık denizde avlanıyorlar. Kıyıda avlanmaları yasak.

060920148173

Limana girip kuru pasta ve soda ikramını kaçırmıyoruz. Deniz şortunu giyen hemen denize dalmış yüzüyor. Buraya gireceğimizi bilseydim önceden şortumu giyer bir dalar çıkardım.

060920148174

Lastik patlakları başladı, yardıma ihtiyaç var mı diye soruyorum. İhtiyaç yok biz hallederiz diyorlar, zaten 3 kişi 2 patlakla uğraşıyor.

060920148175

Uzun bir kuyruk oluşturmuşuz, her kes kendi temposunda gidiyor ardı sıra.

060920148176

Keşanlı Nail Acun, sıkı bir bisikletçi. Aynı zamanda turun organizatörlerinden biri olur kendisi. Sessiz sakin, keyif adamı. Akşam tadını çıkarır bir duble ile. İkimizi elçek resim çekiyorum.

060920148177

Herkes güler yüzle selam veriyor yanımdan geçerken. Çoğu beni tanıyor ama ben tanımıyorum. Güler yüzle ben de selamına karşılık veriyorum. Tur böyle neşeli gidiyor, bu da hoşuma gidiyor. Herhalde Trakya da, Keşan havaları insanı güleç yapıyor. İster istemez uyum sağlıyorsun bu neşeli ve güleç ortama.

060920148178

Gideceğimiz yol hep asfalt değil, bazen toprak yoldan da gitmek gerek. Bisiklet işaretleri yine karşımıza çıktı.

060920148179

Tekerleğin değebileceği bir yol olsun, gidilir durmadan böyle yollarda. Toprak yolda giden bisikletçiler.

060920148181

Saroz körfezi, Ege denizi yukarılara çıktıkça daha da güzelleşiyor.

060920148182

Her yerde hazır düz bir taş bulamazsın, taşın yüzeyi eğri de olsa ok işareti yapılabilir. Örneği aşağıda görülüyor.

060920148183

Rampa hafif te olsa yavaşlatıyor bizleri. Ama yine de çıkıyoruz ağır ağır.

060920148184

Biraz düzlük oldu mu işte sana tarla ve Trakya’nın ürünü Ayçiçek tarlası. Başaklar olgunlaşmış toplanmayı bekliyor. Sonra fabrikalara gidip yağ haline gelecek.

060920148185

İşte bu yolun kıvrımlarını seviyorum, karşıma ne gibi bir manzara çıkacak diye merak ederek ilerlemek.  Bisiklete binmenin heyecanı burada daha da artıyor. Bilinmeze gitmek!

060920148186

Kosovalı Yaşar’ın da lastiği patlıyor. Durup yardım ediyorum, biraz fazla inceliyor lastiği. Birlikte hallediyoruz lastik işini.

060920148187

Mecidiye köyüne vardık, burada öğle yemeği vereceğiz. Köylüler nefis yemeklerin hazırladıklarını duyduk. Bakalım gerçekten öyle mi?

060920148188

Derken bir yağmur indiriyor, güzel indiriyor. Orijinal yağmurluklar giyiliyor üzerimize, çöp poşetleri. Bisikletçinin bulduğu bir tür yağmurluk. % 100 su geçirmez, test edildi. Yaz yağmurlarında vazgeçilmez bir ürün. Selim Karagözler siyah battal beden çöp poşeti giymiş.

060920148189

Köyün kapalı alanında yemekleri yiyoruz hep birlikte. Yemekler de gerçekten nefis. Yiyebildiğin kadar ye, bol yapılmış kazanlarda yemek. Yemeğin üstüne birer, ikişer dondurma geliyor. Dondurmaya doyuyoruz resmen.

060920148190

Çöp adamlar toplanmış bir araya neşe içinde, güle oynaya. Daha ne olsun, festival tam tadında. Tadına doyamadığımız anlar yağmurla birlikte doruğa ulaşıyor. Poşet adam Selim ile elçek resim çekiyorum.

060920148192

Yaz yağmuru, fazla sürmüyor. Gelip geçici olduğunu biliyoruz. Yağmur dinmiş, biz de yola çıkıyoruz usulca ıslanmış toprakta. Yağmurun kokusu etrafta hissediliyor. Havadaki tüm moleküller yıkanmış tertemiz. Gökyüzü mavi hatta maviş, turkuaza boyanmış. Pamuk gibi beyaz bulut dekoru daha da güzelleştiriyor tabloyu. Bu tabloyu seyretmek gerek doyasıya, içine çekerek tertemiz yıkanmış havayı. Gençleşiyorum adeta doğada bisiklet sürerken.

060920148193

Yol gibi olmasa da bize her taraf yol. Mecidiye göletine doğru gidiyoruz.

060920148194

Göletin sağ üst tarafından bir patikaya girdik. Bisiklet sürecek yol yok, bildiğimiz patika. Anca keçiler gider buradan. Zaten adı üstünde “Keçi yolu”. Bisikletlerden inip tek sıra patikada ilerliyoruz ormanın derinliklerinde.

060920148195

Nail oturmuş kenarda geçişimizi kontrol ediyor. Tek sıra geçtiğimizden belki de kaç kişi olduğumuzu sayıyor.

060920148196

Bir süre normal adımlarla gidiyoruz.

060920148197

Derken yürüyüş durdu birden bire. Önümüzdekiler gitmeyince biz de durup bekliyoruz. Yanımızdakilerle başlıyoruz muhabbete.

060920148198

Bitki örtüsü sık ve çeşitli. Çam yaprakları sarmaşık türü bir bitkinin dalına düşüp orada kaşmış. İğne yapraklı olduğu için aşağı sarkarak ilginç bir görünüm oluşturmuş ormanın içinde.

060920148199

Patika dar dere yatağı, çalılar da kısmen kaplamış durumda. Önünü fazla göremiyorsun.  İlerlememiz durunca ne oluyor diye birbirimize sormaya başladık. Bekleme süresi uzayınca neden ilerlemediğimizi öndekilere sorup onlar da önündekilere sorarak anlamaya çalışıyoruz. Hani çocukluğumuzda telefonculuk oynardık, kulaktan kulağa. İşte o oyun başladı aramızda. Bazen bir ayı çıktığı haberi geliyor, bazen ağaç devrilmiş balta isteniyor yolu açmak için.  Haberler gidip geliyor, kim kime, dum duma. Kimisi çakı var mı diyor, çakı yok testere var haberi geliyor. Bir ara yol tıkandı geri dönüyoruz haberi geldi.

060920148200

Tabi ki kimse inanmıyor son habere. Öylece beklemeye devam ediyoruz. Kim kime inanacak ki? Yani dalga geçmeler yanlış haberler, gırgır şamata o dereceye vardı ki. Bir süre daha geçtikten sonra ardık hep bir ağız olmuşçasına geri dönüyoruz denmeye başladıktan sonra tersine dönüp tek sıra inmeye başladık patikadan. Herkesin neşesi yerinde…

060920148201

Patikadan açık alana gelince gölet kıyısında çam ağaçlarının gölgesinde oturup beklemeye başladık öndeki arkadaşları.

060920148202

Su yüzeyinde bir su yılanı yüzmeye başladı. Yılanın yaşam alanında olduğumuz için ürküp kaçmaya başladı bu kadar kalabalığı görünce. Resmini çekmeye çalıştım ama pek iyi çekemedim. Cep telefonumdan anca bu kadarını çekebildim. Yılan resmin tam ortasında.

060920148203

Beklerken yamaca çıkıp biraz keşif yapayım dedim. Yukarıdan bisikletçiler böyle görünüyor.

060920148204

Öncü geldikten sonra alternatif yoldan gitmeye başladık. Patika çalılardan kapanmış gitmenin olanağı olmadığından geri dönmüşüz. Öncüler geldikten sonra açıkladılar durumu.

060920148207

Yine ormanın içindeyiz ve bisikleti sürebileceğimi kadar geniş bir yol var önümüzde.

060920148208

Bazen beklenmedik yokuşları çıkmak durumunda kaldık. Yokuş kısa ama sert, gerçi burası normalde yol değil. Yangın yolu olarak açılmış. Eğer yanmaya başlarsa orman buradan karşı tarafa atlamaması için geniş alan açılarak yangının yayılmasını önlemiş olacak. Kimisi yokuşun başında durmuş nasıl çıkacağım diye düşünüp durmaktalar. Aslında çıkabilirler de birden bire karşısına çıkan bu sert yokuş gözlerini korkutmuş anlaşılan.

060920148209

Neyse kimi bisikleti elinde yayan kimisi de inmeden rahatça çıkıyor yokuşu. Bisikletinden inmeden çıkanlar zaferlerini kutluyor yokuşun bitiminde. Haklılar tabi ki. Benim için önemli bir yokuş sayılmaz.

060920148210

Yol toprak olmasına karşın sert ve düz bir zemin. Çam ormanında nefis kareler yakalamak olası. Tüm bisiklet yolları böyle olsa keşke. Bisiklete binmeler artardı.

060920148211

Arı kovanlarının arasından geçiyoruz, işte böyle yerlerden geçerken sakin geçmek gerek. Yoksa arılar kızıp peşinden gelerek iğnesinin tadına baktırır. Bu durumu bilmeyen bazı arkadaşları arılar soktu haliyle. Sola doğru çıkan yokuşta bisikletçiler gidiyor. Kenarda arı kovanları var. Bur resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

10568788_10152509463394681_8518010978065955998_n

Kovanların arasından arıları rahatsız etmediğimizden bize iğnelerin tadına baktırmadılar.

060920148212

Aramızda daha cesaretliler var, bisikletten inmiş yürüyerek arı kovanları arasından geçiyor. Yanımıza gelince anladık ki lastiği patlamış. Etraf pıtrak dikenleri ile dolu.

060920148213

Yangın kulesinin etrafı pıtrak dikenleri ile sarmış durumda. Buraya gelenin lastikleri dikenle dolunca lastik güm. Bende henüz bir şey yok şimdilik. Yol kıyısında lastiği onaranlarla dolu.

060920148214

Burası zirve, etrafta çalı tipi makiler var.

060920148215

Karşıda yangın kulesi göründü, ama bir türlü varamıyoruz. Lastik patlakları sürekli yavaşlatıyor gruptakileri. Yol kıyısında arı kovanları bitmiyor.

060920148217

Neyse ki lastiği patlayanın yanında yama seti ve pompası var. Kendi patlağını kendi hallediyor.

060920148218

Lastiği patlayanlar zirveye yaklaştıkça çoğalmaya başladı.

060920148219

Lastiğim patlamadan yangın kulesine vararak bisikletimi park ettim. Dağıtılan soğuk nescafe ve sodayı alarak yangın kulesine çıkarak etrafı seyretmeye başladım. Koru dağlarının en yüksek yerine yapılan yangın gözetleme kulesi dört tarafı gözlemeye uygun. Saroz körfezi alabildiğine geniş bir alan gözümüze görünüyor. Selahattin Tavkaya ile bir resim çekiliyorum.

060920148222

Buraya ulaşanların çoğunda lastik patlağı var ve tamiri için uğraşmakta. Yukarıdan çekiyorum aşağıdakileri.

060920148223

Aşağı inerek kahve içebileceğim güzel manzaralı bir yer seçip kahvemi pişirerek içiyorum. İşte bu sırada olan oluyor. Yerde pıtrak otları dolu ve lastikler pıtrak dikenleri gözle görülür durumda. Lastiklerde dikenler var ama bu arada bisiklete binmemiştim. Hemen görünen dikenleri temizliyorum fazla derine batmadan. İç lastiğe henüz ulaşmamışlar buna seviniyorum. Pıtrak olan bölgeyi yürüyerek geçip toprak yolun başına kadar gittikten sonra bisiklete biniyorum. Buradan hep inişle ineceğiz ama yol taşlı topraklı. Dikkatli inmek gerek. Yine yere işaretler çizilmiş gideceğimiz yöne doğru.

060920148224

Henüz 500 metre indikten sonra arka lastiğim inmeye başladı yavaş yavaş. Durup lastiği şişirdikten sonra ve inişe devam ediyorum. Bir süre böyle devam ediyor, lastik iniyor ben şişiriyorum. Böylece kamp alanına kadar idare ediyorum. Kampın başladığı yere gelince tel örgüden bisikleti atlatarak içeri girdim. 3.5 Kilometre yol yapacak durumum yok şimdi bu patlak lastikle. Bisikletim KUZ iniş yolunda, ormanın içinde

060920148225

Kamp alanına gelince hemen ön ve arka lastiği söküp ilk önce dış lastikteki tüm dikenleri çıkardım. Ardından iç lastiklerin patlak yerlerini işaretleyip yama yaptım. Sonrasında lastikleri takıp şişirerek bu sorunu hallettim. Festivalin bisiklet destekçisinden bir tane iç lastik alıyorum yedek olarak. Kalın sibop elinde kalmamış, ince siboplu almak zorunda kaldım. Yedekte olsun ne olur ne olmaz. Lastik işini hallettikten sonra şortumu giyerek denize şöyle bir daldım. Ter, toz, toprak, lastik patlağı derken epey kirlendik. Durulanmak, temizlenmek gerek. Ayrıca biraz da serinlemeli değil mi? Bunu hak ettim sayılır. Kendimi Saroz’un serin sularına bırakıyorum. Denizin içinden, önden suya atlarken çekiyorlar havada uçarken bir poz.

10669354_359729974176472_934851807187373383_o

Denizde bir süre yıkanıp çimdikten sonra kurulanıp temiz elbiseleri giyerek kendisi Laz olan kemençeci Rahman ile kıyıda kemençe konçertosu dinlemeye başladık. Rahman kemençeyi ağlatıyor yanık türküleri ile. Ben de eşlik ediyorum bildiğim kadar. Bizi arkadan çekiyorlar. Kosovalı Ergin, Kemençe çalan Rahman ve ben duvara oturmuşuz denize karşı.

1487850_10152509390529681_1904679858770826625_o

Kemençenin nağmeleri kumsalda yayılıyor yanık yanık. Arada Karadeniz’in hırçın dalgalarının karaya vuruşu ve ardından geri çekilişi gibi. Kemençenin sesi bir yükseliyor, bir alçalıyor Saroz körfezinde.

Uy kemençeci dayi

Soktun gözüme yayi,

Kör ettun gözlerumi

Göremeyrum dunyayi

Duvarda otururken yandan çekiliyoruz üçümüz, arkada Kosovalı Yaşar da cep telefonu ile resim çekiyor.

10003562_10152509391604681_4587059245718536202_o

Akşam yemeğinden sonra çalgı çengi geliyor. Kamp alanının meydanına toplaşıyoruz, başlıyorlar 9/8 çalmaya. Göbekler durur mu ? müziğin ritmine kapılıp başlar atmaya.

Ohh yandan Süleyman yandan Severim seni candan

10479635_10152509399604681_3742417760233162727_o

Eğlence, oyunlar, göbek havaları gırla gidiyor. Coştukça coşuyoruz.

10562509_10152509399254681_9220466658395755507_o

Arada bir dinlenmek gerek diyerek banklara oturup oynayanları seyrediyoruz.

10626297_10152509411004681_4403065132764570610_o

Eğlencenin dibi yok, kollar havada şıkıdım şıkıdım.

10662071_10152509401099681_2378414473832206607_o

Festivale katılan kör arkadaşımız. O da eğlenceye ortak oluyor bizimle, Selim de yanında.

10606271_10203438975069958_4311367591022179517_n

Eğlencenin sonu yok ama gecenin ilerleyen saatlerine kadar eğlence devam ediyor. Uyku ağır basınca çadıra girip derin bir uykuya dalıyorum. Ertesi gün yine zorlu dağ yolları bizi bekliyor. Zaten adı üstünde Keşan Dağ Bisiklet Festivali.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 30 Kilometre civarı.

Yaptığım yolun haritası aşağıda.

Powered by Wikiloc

3. Keşan Dağ Bisiklet Festivali 6. Gün

5 Eylül 2014 Cuma

Keşan _ Çamlıca – Gökçetepe

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

“Işılda henüz yaşıyorken

gamı tasayı at bir kenara

yaşam dediğin böyle kısayken

ve her şey yenik düşerken zamana.”

Seikilos Ağıdı Sümer İlahisi

 

Öne çıkmış olan görsel, Orman içinde sola kıvrılan toprak yol yokuş olarak görülüyor.

050920148144

Keşan’a ikinci gelişim, iklim Egeye göre değişik olsa da Trakya insanının sıcaklığı bizleri etkiliyor. Bunun huzuru ile uyumanın keyfi bir başka oluyor benim için. Güneş doğmadan uyanıyorum, hava güzel, ortam güzel. Park güvenli, bisikletleri bile kilitlemedik. Çadırın içindeki eşyaları topluyorum. Kahvaltıdan önce hazır olmam gerek.

050920148133

Kimisi hala uyuyor, uzun yoldan gelenler var, kimisi de alkolü fazla abartmış. Çadırlardan homurtular gelmekte. İlkay kalkmış çadırını sökmeye başlamış bile.

050920148134

KUZ yüklenmiş hazır bekliyor, zaten her zaman hazır bekler.

050920148137

Kahvaltı dışarıda çorbacıda mercimek çorbası ile kahvaltıyı hallediyoruz. Üstüne bir kaç bardak çay ile tamamladım. Parka geri dönünce kayıt masasında muzurların yaptığı şaka ile karşılaştık. Sevgili Ergun Oskay için mezar taşı yapmışlar kayıt masasında para topluyorlar ruhu için. Gerçi Ergun şakadan anlayan biri yoksa böyle şaka mı olur, işte oluyor. Kayıt masasında kaydımı yaptırıp forma ve diğer eşyaları alıyorum. Ergun Oskay’ın mezar taşı kartona şöyle yazılmış; Ergun Oskay Ruhuna 3 – 5 birşeyler atın Dt: (MÖ) 022 Öt: (MS)  ∞

997064_10203437897603022_2498508223537559738_n

Hemen formamı giyerek GülAyşe ile bir resim çekiliyorum.

10551540_805136096205392_5338123156236784035_o

Sabah Kosova dan gelecek olan Yaşar Curci beni telefonla arıyor. Edirne’ye varmışlar, ne yapalım diye soruyor Yaşar. Ben de otobüse binip Keşan’a gelin diyorum, henüz erken 2 saatte gelirsiniz diyorum. Yaşar ve Engin Kosova dan Edirne’ye kadar bisiklet sürerek geldiler. Daha önce davet etmiştim Yaşar’ı Keşan Bisiklet festivaline. Yaşar da programını yaparak 6 gün önce Ergin ile yola çıkıp Edirne’ye varmışlar. Kayıtlar anca 11’e kadar devam ettiği için Yaşar ve Ergin otobüsle Keşan’a gelmişler. Beni birisinin telefonundan çaldırarak aradı ve arayan telefonu arayarak nerede olduklarını öğrendikten sonra gidip ikisini alıyorum. Hakan Eşme ile önceden konuşmuştuk Kosova dan gelecekler diye. Hakan da misafirimiz olurlar deyince gelmişlerdi. Üçümü birlikte çekiliyoruz.

050920148139

Saat 11:00 de kayıtlar bitince Festival başladı. İlk önce hep birlikte öğle yemeği için önceden belirlenmiş Değirmentepe otelinin bahçesine giderek masaları dolduruyoruz. 250 kişilik bir yemek yeniyor ve otel çalışanları böyle kalabalık yemeklere alışkın olmalılar ki arı gibi çalışarak kısa sürede yemek işini bitiriyorlar. Yemek yediğimiz masaları üstten çekiyorlar.

1610809_10203438189770326_7172497437353198088_n

Yemekten sonra Hasan Gemici parkına gelerek yola çıkmaya hazırlandık. Trafik polisleri de bize belli bir yere kadar eşlik edecek. Ortalık mahşer yeri gibi, çok kalabalığız. Hani derler ya iğne atsan yere düşmez, işte öyle. Her taraf bisikletçi ile dolmuş durumda. Keşan yılda bir kez bu ayda en kalabalık bisiklet grubunu görmekte.

050920148138

Ve tur başlıyor hayırlısıyla, Önde Hakan Eşme 250 kişilik grubu götürüyor Keşan sokaklarında.

10506702_805145556204446_7813934478040434638_o

Herkes toplandıktan sonra hareket ettik. Keşan caddeleri artık bir süre bizim. Geçişimiz sırasında halk bizi alkışlarla destekledi sürekli olarak.

050920148140

İlk önceleri hafif rampa ile Keşan caddelerinde ilerledik. Artık şehrin dış mahallesindeyiz.

050920148141

Keşan bitti, kırsal alandayız, önümüzde Koru dağları var. Bir süre daha tırmanacağız.

050920148142

Yavaş yavaş asfalt yol da bitmek üzere. Orman yolu başlıyor. Genç çam ağaçları yeni büyümekte, ileride orman olma yolunda.

050920148143

Artık iyice ormanın içinde toprak yoldayız, tırmanış hala devam ediyor. Bisiklet sürmenin zevkini böyle yollarda çıkarmaya çalışıyorum. Her pedal da temiz orman havasını ciğerlerime çektiğim için mutluyum. Orman içinde sola çıkan yokuş. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

050920148144

Daha önce yanıp yerine yeni yetişen orman eskisi gibi değil. Yangın yolları belli yerlerde bırakılmış. İtfaiye arabaları girip yangına daha çabuk ulaşsınlar diye ağaçlar parsellere ayrılmış. Ufukta tepenin üst kısmında yangın yolu görülüyor.

050920148145

Bazen yol ikiye ayrılsa da DOÇEK ekibi iyi çalışmış. Geride kalsak ta gideceğimiz yönü gösterir işaretler görmemiz olası. Taş üstüne kırmızı sprey boya ile bisiklet ve sola ok işareti yapılmış.

050920148146

Ok işaretleri gideceğimiz yönü göstermekte. İşaretler hep soldan solda gideceğimizi gösteriyor.

050920148147

Bazı yerler açıklık, geniş bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Yol mol da yok, öyle karabahtına gidiyoruz. Burada güzel futbol maçı yapılır.

050920148148

Bu ormanı ormancılar dikmiş. Ağaçların sıralı dikilmesinden belli oluyor. Doğal yetişmiş değil. Ağaçların dibinde çalı çırpı da yok.

050920148149

Bir taşın düz yüzeyi işaret için yeter de artar bile, bisiklet ve sağı gösterir ok işareti.

050920148150

Koru dağlarının yamaçları bazen dik, açılmış olan orman yolunda bir taraftan taş düşebilir. Diğer taraf ise uçurum. Gerçi bizi pek etkilemiyor bu durum.

050920148151

Bahçeköy de çay molası verdik. Kalabalık olduğumuzdan köyün kahvelerine dağılmak zorunda kaldık. Kahveler doldu taştı, oturacak yer bulmak bile mümkün değil. Kimimiz ayakta durmak zorunda kaldık, ne yapalım. Böyle idare edeceğiz.

050920148152

Ortalık bisiklet park yerine döndü. 250 den fazla bisiklet var.

050920148153

Çay molasının ardından tekrar yola çıkıyoruz. Yine ormanın içinde ilerliyoruz. Yol işaretleri bizi yönlendirmekte.

050920148154

Ok işaretini daha büyük ve daha görünür kılmak için  bir çok taşı bir araya getirip ilginç bir ok işareti meydana gelmiş. Yaratıcılığın sınırı yok ki!

050920148155

Buralar biraz daha yoğun ağaç bakımından. Gittikçe sıklaşıyor ağaçlar ve çalılar.

050920148156

Elbette olmazsa olmazlardan birisi lastik patlağı. Kimi arkadaşın lastiği patlıyor.  Yardımlaşarak patlakları onarmaya çalışıyorlar. Yardım gerekir mi diye soruyorum arkadaşlara. Onlar da gerekmez deyip teşekkür ediyor. Bu durumda yoluma devam ediyorum.

050920148157

Taşın olmadığı yerde ağaç gövdeleri işe yarıyor yönlendirme işaretleri için. Bu işaretler sayesinde yol kaybetmek diye bir şey olmaması gerek.

050920148158

Lastik patlakları devam ediyor orman boyunca. Şans işi, denk geldi mi gelir. Yanındaki geçer, sen dikene denk gelirsin. Lastik birden bire iniverir, belli olmaz. Bazen de küçük bir diken deler lastiği, hemen inmez. Bir süre gidersin farkında olmadan. Sonra lastik iyice iner, bisiklet neden ağırlaştı, neden gitmiyor diye düşünürsün. Sonra bir bakarsın ki lastik inmiş. Haydi, dur, lastiği sök, batan cismi ara, çıkar. Yedek varsa yama ile uğraşmadan hemen değiştirip pompa ile şişirip yola devam et. Yedek yoksa işin zor. patlak öyle kolay bulunmaz ki. Biraz tecrübeli olmak gerek bu durumlarda. Yedek lastiksiz ormanda gitmeyeceksin körü körüne. Ya yoksa herhangi bir şey yanında ! Haydi başkasından yardım iste. Zor bir durum. En iyisi zırhlı patlamayan lastik. Böyle ufak tefek dikenlerden etkilenmeden gidersin. Solda lastik patlağı ile uğraşanlar.

050920148159

İşaretler, işaretler… Bu aralar hep sağdan.

050920148160

Motorize ekip en son adamı bekliyor yol ayırımında. İşaretler olsa da bazıları işaretleri görmeden de yanlış yola sapınca motorlu ekip durumu kurtarıyor.

050920148161

Gökçetepe’ye inmeden karpuz molası veriyoruz. İyi oluyor karpuz, serinledik biraz. O kadar dağları aştık ta geldik. Enerji depoladık böylece.

10582972_10152509318994681_6253545610942726933_o

Koru dağlarının zirvesine çıktıktan sonra güzel bir iniş ile Gökçetepe köyüne varıyoruz. Oradan devamla deniz kıyısına kamp alanına geliyoruz. Kamp alanının giriş yeri.

050920148162

Sahil komple kapatılıp bir işletmeye verilmiş. Biz ücret vermeden giriyoruz içeriye..  Önceden gelenler kamp malzemelerini araçtan alıp çadırlarını kurmuş bile. Kimisi de araç ile direk buraya gelip kamp atmış bile. Ben kendi yükümü kendim taşıdığım için uygun bir yere çadırımı kuracağım.

Çadırı kurup eşyalarımı çadırın içine yerleştiriyorum. Ardından deniz şortumu giyerek denize girip serinleme vakti. Denize girmek iyi geliyor. Yorgunluğumu böylece çıkarmış oluyorum. Denizden sonra duşumu alıp kurulandıktan sonra giyinerek yemek zamanını beklemeye koyulduk. Akşam 19:00 da yemek dağıtımı başladı. 250 kişi olunca uzun bir kuyruk oluşuyor. Kimse bu durumdan rahatsız değil. Yemek sırası gelesiye kadar etrafımdaki arkadaşlarla sohbet ediyoruz. Sıranın bize nasıl geldiğini anlayamıyoruz bile. Kosova dan gelen Engin ve Yaşar yol maceralarını anlatıyor heyecanla. Bu ilk uzun turu olmasına rağmen hoşlarına gitmiş, yüzlerinden belli.

10628452_10203438278772551_4989778032879633966_n

Yemekten sonra Hakan Eşme katılanlara teşekkür konuşması yapıyor. Masalarda oturarak bol bol sohbet ederek yatasıya kadar eğleniyoruz. Fazla geç demeyeyim de 12 oldu bile. Çadıra gelip yatıyorum, etrafta konuşmalar bir süre uyumama engel olsa da bir süre sonra güzel bir uykuya dalıyorum.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık 35 Kilometre civarı.

Yaptığım yolun haritası aşağıda

Powered by Wikiloc

3. Keşan Dağ Bisiklet Festivali 5. Gün

4 Eylül 2014 Perşembe

Gelibolu – Bolayır – Keşan

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

Geçiyorum denizin geçtiği yerlerden,

Bu fersah fersah su

Sevdalım olur benim

Şahitlik ediyor zamana

Yanık tenim

Evler sıralı boncuk boynumda

Gurbet gerdanımda bir yalan.

Çiğdem Baydar

 

Öne çıkmış olan görsel, çadırımın içinde Marmara denizinde sabahın erken vakitleri Önde bir ağaç var. Güzel bir uykunun ardından dinlenmiş olarak kalkıyorum deniz manzaralı çadırımdan. Güneşin doğduğu yerde bulutlar var, ufukta ışıkları belli oldu.  Bulutlar biraz geciktirecek güneşin ışıklarını anlaşılan.  Güneş henüz doğmamış, benim kalkmamı bekliyor.

040920148059

Çadırdan çıkmadan güneşin çıkmasını bekledim bulutların arasından. Ve sonunda güneş yüzünü gösterdi tüm görkemiyle. Hava neredeyse durgun, deniz hafif çalkantılı. Marmara denizi sakinliğini koruyor.

040920148061

Güneş bulutun üstünde kendini gösterince digital zoom ile yakınlaştırıp çekiyorum.

040920148062

Çadırı kurduğum yer, gün ışığında güzel görünüyor. Burada her zaman kamp atabilirsiniz. Duvar örülü iki kademeli olan yerde birinci kademede kurmuştum çadırı. Alanı da tam bir çadır boyunda. Arkada tuvalet, yanda da büfe, önü kumsal ve deniz.

040920148063

Kumsal ince kumu ile harika bir görüntü oluşturmuş. Belediye her sabah traktör ile kumsalı düzeltiyor. Kumsal el ayak değmemiş oluyor. Kumsalın resmini çekerken köpeğini gezdiren biri ile tanışıyorum; Hüseyin Şahin. Biraz sohbet ederken bisiklet söz konusu olunca aslında facebook ta birbirimizi tanıdığımızı fark ettik. Hüseyin bisiklet gezgini ve Avrupa da, Asya da turlar yapmış birisi. Şafak’ı, Selim’i tanıyor, Gelibolu küçük bir kasaba değil ama bisikletten diye tahmin ediyorum. Sonradan öğrendim ki mahalle arkadaşları imişler. Selim işe giderken uğruyor yanıma arabası ile. Bana iyi yolculuklar dileyerek iş yerine doğru gidiyor. Şafak gelesiye kadar sohbet ediyoruz Hüseyin ile.

040920148064

Şafak geldikten sonra kahvaltı yapmak için kahveye doğru yola çıktık.  Yolumuzda açık hava müzesi durumunda olan Dumlupınar denizaltısının kalıntıları ile karşılaşıyoruz. 1953 yılında bir gemi ile çarpıştıktan sonra batmış Dumlupınar denizaltısı. Camekan içinde Dumlupınar denizaltısının resmi, Altında; Dumlupınar, 4 Nisan 1953 tarihinde Çanakkale Nara burnunda İsveç bandıralı Nabalant gemisi ile çarpışma sonucunda batmıştır. Subay 7, Astsubay 35, 39 er şehit olmuşlardır.

040920148065

Dumlupınar denizaltısının anıtı. Benzer denizaltı dük olarak batarken, kuyruğu havada.

040920148066

Radar anteni sergileniyor batık yanında.

040920148067

Dumlupınar denizaltısının maketi.

040920148068

İki tane denizaltı torpili.

040920148069

Açık hava müzesinden sonra üzerinde Gelibolu feneri olan falezler geliyor. Hava şartlarından ilginç bir şekil oluşturmuş falezler.

040920148072

Falezler kumdan oluşmuş, girintili çıkıntılı şekiller oluşmuş.

040920148073

Falezlerin bitiminde Çilehane çıkıyor karşımıza. Tabelada yazdığına göre:

Çilehane

Tasavvuf yoluna girenlerin manevi olgunluğa ulaşmak için insanlardan ayrılıp küçük bir odada yalnız Allah’ı düşünmek, ona ibadet etmek, onun isimlerini anmak, susmak, az yemek yemek, az içmek gibi uygulamalar ile zihnin Allah düşüncesine yoğunlaşma yeteneği elde etmesinin sağladığı bilinmektedir. Bu uygulamanın temelinde Peygamber Efendimizin S.A.V. peygamberlik gelmeden önce Hira mağarası’nda bir süre insanlardan uzak kalması, yine onun Ramazan ayı’nın son 10 gününde itifaka çekilmesi esas alınmıştır. Yazıcızade Mehmet efendi, çilehanede iken rüyasında peygamber efendimizi gördüğünü ve kendisinden onu anlatan bir eser yazmasını istediğini belirterek 7 (Yedi) yılda “Muhammediyye” adlı eserini 1449 yılında burada yazılmıştır.

040920148074

Bisikletleri sokak kıyısına bırakıp Çilehane bahçesine giriyoruz.

040920148075

Kayalara oyulmuş Çilehane odaları iç içe iki oda olarak yapılmış. İçerisi rutubet kokuyor kimse oturmadığı için.

040920148076

Esas Çilehane odası burası. Parmaklıkla kapatılmış, içeri kimse girmesin diye. Ayakta durulmayacak kadar alçak, ancak bir kişinin sığabileceği kadar genişlikte kayaya oyulmuş bir oda.

040920148077

Çilehane ziyaretimiz bittikten sonra kahvaltıyı karşıda kahvede yaptıktan sonra biraz sert bir yokuştan falezlerin üzerine çıkıyoruz. Gelibolu tarih kokuyor, her tarafta tarihi binalar, yerler, yapılar görmek olası. Falezlerin üstüne çıktıktan sonra Bayraklı Baba türbesini ziyaret ediyoruz.

Bayraklı Baba

Asıl adı Karacabey olan Bayraklı Baba, Yıldırım Beyazıt döneminde Osmanlı ordusunda sancaktar olarak görev yapmıştır. Ankara savaşı’nda Timur yenilgisinden sonra Emir Süleyman saflarında yer almıştır. Ankara savaşında ordunun sol kanat komutanı olan Süleyman çelebi yenilgiden sonra Çandarlı Ali paşa ile Rumeli’ye doğru çekilmiştir. Ağustos 1402’de Gelibolu’ya Venedik ve Ceneviz gemileri, O’nu ve askerlerini Rumeli yakasına taşımış, Edirne’ye giderek tahta oturmuştur. 1410 yılında yapılan bir savaşta etrafı düşmen askerlerince çevrilen Karacabey, taşıdığı sancağın düşman eline geçmemesi için parçalayarak yutar. Yaralı olarak bulunduğunda, kendisine taşıdığı sancak sorulur. Arkadaşları anlattıklarına inanmayınca palasıyla karnını yarar ve midesindeki kanlı sancak parçalarını gösterir. “Kıyamete kadar üzerimden bayrak eksik etmeyin” der. Gerçeği ispatlamanın huzuru ile ruhunu teslim eder.

040920148078

Bayraklı Baba türbesi bayraklarla donanmış, içerisi dışardan görünmüyor.

040920148079

Türbenin içine girerek anca mezarı görüyorum. Ruhuna bir Fatiha okudum burada yatan Karacabey’e. Bayraktar olan Karacabey, sancağı vermemek için parçalayıp yutmuş ve sancağı soranlara karnını yarıp sancak parçalarını göstererek ispat ettikten sonra şehit olmuş. Türklerin Şaman inanışından gelen adet üzerine türbeye gelenler Türk bayrağı satın alıp türbeye asarak dilek ortamına çevirmişiler. Anlayacağınız iş çığırından çıkmış başka yöne kaymış olan biten tarih. İşin sevindirici tarafı mezar bayraklardan görünmüyor.

040920148080

Bayraklı Babanın türbesinin bahçesinde güzel beyaz çiçekler de görselliğe renk katıyor asil rengi ile. Gramafon çiçeği.

040920148081

Osmanlı mezar taşları nerden getirmişlerse bahçe duvarının bir köşesine konulmuş öylece duruyorlar.

040920148082

Bahçede salyangozlar da boş durmuyor, yavaş hareketlerle olmadık yerlerde dolaşıyor. Mermerde salyangoz hedefine gidiyor.

040920148083

Hamzakoy kumsalı, falezlerin üstünden harika görünüyor.

040920148084

Fransız mezarlığı, Kırım savaşında ölenleri Osmanlılar zamanında Fransa’ya kadar götürmemiş buraya gömmüş ölülerini. Fransa’nın sömürgeciliği işte burada. Kendine toprak elde etmek için yaptığı bir uygulama. Osmanlı bitmiş Türkiye Cumhuriyeti kuruşmuş ama mezarlık kaldırılamıyor. Mezarlığı kaldırmaya kalktın mı kendi topraklarına saldırıldığını sayarak savaş ilan ederim diyor Fransa.

040920148085

Dumlupınar denizaltı batığı açık hava müzesi. Marmara denizi ve geçen yük gemileri.

040920148086

Elbette buraya İnsan eli değmemiş. Bazı kendini insan sananlar akşam gelip içmişler…. Gerisini siz getirin artık ortalık çöp dolu.

040920148087

Gelibolu Feneri

Çanakkale boğaz girişini kontrol edebilecek konumda bulunan Gelibolu Feneri denizden 50 metre yükseklik bulunuyor. Kâgir bina olarak inşa edilen ve 25 metre yüksekliğe sahip kulesinden çakan ışığı, 19 deniz mili uzaklıktan görülebiliyor. Osmanlı İmparatorluğu dönemi 1856 yılından bu yana görev yapan fenerin bulunduğu görkemli panoramaya sahip burun park olarak düzenlenmiş.

040920148088

Fenerden sonra az ileride Namazgah var. Namazgahı ziyaret ediyoruz.

Namazgah (Azepler camii)

1407 yılında Beşeroğlu İskender bey tarafından yaptırılmıştır. Sefere çıkan azep erlerinin (Denizci savaş eri) topluca namaz kılmaları için yaptırılmıştır. Sayısı az olan açık hava camiinin en önemli örneğidir. Mihrabı bir niş içindedir. Ladikli Süleyman oğlu aşık tarafından yaptırılan Rumi yazıtlı kapısı vardır. Osmanlı donanmasının savaş gemileri sefere çıkmadan önce Hamzakoyda toplanır ve hazırlıklarını burada yapardı.

040920148089

Yaz boyu Ramazan ayında teravi namazları burada kılınıyor. Namazgah küçük bir avlu şeklinde, kenarları bir sıra taş örülmüş. Girişinde kapı var. İmamın durduğu mihrap tarafı duvar olarak yapılmış, Sağda minber, kapısı, merdiveni ve kubbeli bölümü ile dikkati çekiyor. Solda ise kürsüye (vaaz verilen yer) merdiven ile çıkılıyor.

040920148090

Falezlerin üzerinde Çanakkale boğazı girişi manzarasında Şafak benim bir resmimi çekiyor. Hemen hemen aynı bölgede 5 ayrı tarihi yapı var. Hepsi de başka özellik taşıması ve falez üzerinde olması gezenler için bulunması imkansız bir yer. Aslında daha çok tarihi bina, yapı var çevrede. Hepsini gezmeye zamanım yok. Şafak buralı olduğundan önemli yerleri dar alanda hızlıca gezmemi sağladı.

040920148094

Hallac-ı Mansur türbesi. Kare bina üstünde altı köşe çatı ve kubbesi var.

040920148095

Gelibolu da sağlam kalan tek burç, iç limanın başında heybetli duruşu ile geçmişten kalmış. Restore edilerek Deniz müzesi olarak kullanılmakta.

040920148097

İç liman kapalı, sadece kayıklara ev sahipliği yapıyor. Eski zamanlarda normal savaş gemileri koruma yeri olarak kullanılıyormuş. Şimdi yolda köprü yapılınca anca küçük kayıklar girebiliyor.

040920148098

Gelibolu’nun her tarafı tarihi eserlerle dolu. Adeta açık bir müze gibi, iç limanın yanında mermer bir lahit meydanın yeşil alanında sergileniyor. Erkek mezarı olarak yapılan bu lahit biraz zengin, üst tabakasına ait olmalı. Mermerden yapılması bunun kanıtı. Fakir halkın böyle bir mezar yaptırmasına imkanı yok. Lahit kapağında haç var. Bu kapak lahite ait değil, başka yerden getirilip buraya konmuş.

040920148099

İç limanın başka bir açıdan resmi, burç ile beraber.

040920148100

İç limana giriş yeri.

040920148101

Şafak ile beraber burç ve iç limanda resim çekerken birisi “Urim Baba” diye seslenince bir baktım İlkay Celal Genç karşımda bisikleti ile duruyor. İlkay ile kucaklaşıyoruz hasretle. İlkay ile Az bilinen antik kentler turunun son gününde tanımıştım. Burada karşılaşmamız beni şaşırttığı kadar sevindirdi de. Hoş beşten sonra bir resim çekiliyoruz birlikte. Antalya dan otobüsle buraya gelmiş. Buradan Keşan’a pedallayacakmış. Desenize yine yalnız yolculuk yapamayacağım. Şafak ikimizi yan yana çekiyor bisikletlerimiz ile.

040920148103

Üçümüz beraber resim çekiliyoruz elçek ile. Arkada iç liman ve burç.

040920148106

Bisikletimin yanına gelince arka tekerlekte bir jant teli kırılmış. Bu teli değiştirmemiz gerek diyerek Şafak bizi bisiklet tamircisine götürüyor. Gelibolu sokaklarında ilerliyoruz.

040920148107

Gelibolu her yeri tarihi eser  dedim ya her taraftan değişik tarihi binalar çıkıyor. Bunlardan biri de iki katlı ahşap bina. İçi boş, kimse oturmuyor.

040920148108

Bisikletçi tamirci dükkanına varıyoruz ama dükkan kapalı. Çırağı da gelmiş dükkanın önünde ustasının gelmesini bekliyordu. Ustanın da ne zaman geleceği belli değil. Yola çıkmamız gerek, tarihi yerleri gezelim derken zaman geçmişti. Bagaj çantalarımı ve yükümü indiriyorum ve tekerleği çıkarıp kaset dişlisini söktüm. Ardından kırık olan teli çıkarıp yedek teli takarak tekerleği yerine taktım. Jant ayarını yaptıktan sonra yola çıkmaya hazırdı KUZ. Kendi işini kendi yapmalı insan, her türlü bisiklet onarımı için takım ve gerekli olacak parça da var. Bisiklet tamircisi gelmese de olur.

040920148109

Bisikletimin onarımı bittikten sonra yola çıkmağa hazırız deyip Şafak’ın kılavuzluğunda ara sokaklardan Keşan yoluna doğru ilerlemeye başladık. Ara sokaklarda bile tarihi eserler görmek olası. Taş bina iki katlı, çatısı yok üstünde.

040920148110

Hepsinin ayrı bir yapısı, ayrı bir dokusu var. Bu cami de onlardan biri. Bildiğimiz kubbeli değil, normal evlerdeki gibi kiremitli çatısı var.

040920148111

Caminin çeşmesinden su şileleri dolduruyoruz. Çeşme duvarda iki derin kemerli niş içinde. İlkay sularını doldururken.

040920148112

Şehirden çıkmadan önce marketin birinden yol için erzak alıyoruz. Ne olur ne olmaz diyerek. Şafak şehrin çıkışına kadar bize eşlik ediyor. Artık vedalaşma zamanı deyip Şafak ile vedalaşıyorum. Şafak iyi ve uyumlu bir yol arkadaşı, hem rota konusunda uzman hem de turcunun konaklayacağı kamp yerleri bulmada tecrübeli. Ben sadece onu takip ettim ve çok güzel dört gün geçirdik. Muhabbetimiz hep uyum içinde, hiç bir tartışma konusu da olmadı aramızda. Benim için kendi turunu ileri bir tarihe atarak beraber Gelibolu’ya kadar geldik. Çok teşekkür ederim yol dostum, arkadaşım, kardeşim. Mükemmel insan. Şafak ile vedalaştıktan sonra İlkay ile şehirden ayrılıp Keşan yoluna çıkarak ilerlemeye başladık.

Bu sabah tarihi yaşadım Gelibolu da. Sağımızda Marmara denizi göründü.

040920148114

İlkay bazen önde, bazen de arkamda yolun emniyet şeridinde gidiyoruz. İlkay cep telefonu kullanmıyor ve benden uzaklaşmadan bisiklet sürmekte.

040920148115

Bolayır yol ayrımına vardık, Bolayır biraz yukarıda olduğu için uğramadan geçeceğiz. Tabelada düz olarak; Keşan, Edirne, İstanbul, sağa doğru; Bolayır ve kahverengi zemine Gazi Süleyman paşa türbesi yazılmış.

040920148116

Bolayır yüksekte, koyu ağaçların olduğu yerde Namık Kemal ve Gazi Süleyman Paşa mezarı var. Geçmiş yılda girip görmüştüm. Trakya da en çok ayçiçeği tarlası görebilirsiniz.

040920148117

Geçen yıl buradan geçerken yolun bazı kısımları yapım aşamasındaydı. Bazı yerler de yeni asfalt dökülüyordu. Yol bitmiş durumda ve kaymak gibi asfaltta gidiyoruz. Hızımız yüksek kaymak gibi yolda.

040920148118

Düzlük bitmeden uygun bir yerde öğle yemeği molası verdik. Koru dağlarına çıkmadan önce enerji almamız gerek. Yol kıyısında pek uygun bir yer bulunmuyor, küçük ağaçlar olan bir yeri zar zor bulduk. Hava sıcak, güneş altında yemek pişiremezsin, dinlenemezsin bile. Gölgede makarna pişirerek içine ton balığı takviyesi ile güzelce karnımızı doyuruyoruz İlkay ile. Yemek molasını fazla uzatmadan yola çıkıyoruz. Koru dağları tırmanışımız başladı bile. Yol kıyısında çam ağaçları, aşağıda tarlalar ve Ege denizi.

040920148121

Saroz körfezi görünmeye başladı yükseldikçe. Denizde, sahile yakın iki adacık görünüyor.

040920148122

Tam yokuşa vurmuştuk ağır ağır çıkmaya çalışırken Çanakkale den İhsan Beceren arkamızdan gelerek bize yetişti. İhsan da bizimle beraber Keşan’a kadar gelecek. Yolun karşı tarafından arkadaşları bisikletleriyle çekiyorum.

040920148123

Koru dağı zirvesine gelmeden önce sağda dinlenme tesislerinde bir çay molası vermeden geçmek olmaz. Burası araçların uğrak yeri, çay, kahve, yiyecek, ne ararsan var.

040920148124

Koru dağı zirvesini gördük sonunda. Geçen yıl hem yol çalışması vardı hem de tabelası eskiydi. Şimdi ise yol bitmiş, tabela yenilenmiş. KUZ’un resmini çekmeden olmaz. Tabelada; Korudağ Rakım; 350 yazılmış.

040920148125

Edirne il sınırına girdik, bundan sonra Trakyalıyız beeaa.

040920148126

Koru dağları inişi başladı, yeşil çayırlıklarda koyun sürüsü tek sıra giderken dikkatimi çekti. Uzaktan hoş bir görüntü oluşturmuş. Eylül olmasına rağmen burada iklim değiştiği için çayırdaki otlar yemyeşil.

040920148127

Keşan’a az bir mesafede İlkay’ın lastiği patladı. Herhalde sert bir cisim battı. Yoksa patlamaz lastik vardı, kolayca patlamayan cinsten. Bazen denk geldi mi denk geliyor, illa patlayacak. İhsan ve İlkay beraber lastiği söküp yama yaparak işi hallediyor. Ben sadece resimlerini çekmekle yetindim. İkisi de lastik tamiri konusunda acemi biraz.

040920148128

Havanın nereden kaçtığını bulmaya çalışıyorlar.

040920148129

Sonunda deliği bulup yamamaya başladı İlkay.

040920148130

Lastik tamirinden sonra yola devam ederek Keşan’a vardık. Hava karardı, karanlıkta ışıklarımızı yakarak daha önceden bildiğim kamp yeri olan parkı bularak içine girdik. İşte bundan sonra curcuna başladı. Keşanlı dostlar sıcak karşıladı, beni gören hoş geldin Urim Baba diyerek kucaklıyor. Buluşma uzun sürdü, parkın içinde daha önce gelmiş arkadaşlarla resim çekiliyoruz.

10533431_10203437876882504_4888575640257408132_n

En sonunda bazılarının minik civciv dediği, benim ise GülAyşe dediğim Ayşegül bana posta ile yolladığı davetiye henüz ulaşmadığı için elden almaya geldiğimden GülAyşe bana ikinci davetiyeyi elinden sunuyor. Ben de büyük bir mutlulukla davetiyeyi kabul ederek alıyorum GülAyşenin elinden.

GülAyşe bana yeni bir fikir verdi davetiyede yazdığı yazıda. Benim adım soyadım Urim Babacan, GülAyşe bunu bir üst virgülle bambaşka bir duruma getirmiş. Hem de bana uygun olarak. Bisiklet camiasında beni herkes Urim Baba olarak tanır. Dostluğum da CAN dandır. GülAyşe Babacan keliemsini can olan kısmına ‘ koyarak Urim Baba’CAN olarak yapınca beni ben yapan özelliğim yazıya dökülmüştü. Gençler iyi fikirler üretmede olağan üstü olduklarını kabul etmişimdir her zaman.

Abe yaşayasın kızçe, yaşayasın GülAyşe. Eep gülesin, gülücüklerin eekssik olmasın… Elimde davetiyeyi GülAyşe den alırken bizi çekiyorlar.

040920148131

DOÇEK kutlaması yapıyoruz pasta ile. Mumlar yandı, 21. yaş gününü kutluyoruz DOÇEK’in. Hep beraber mumları üfleyerek sonsuz yaş günler diledik hep beraber. DOÇEK’in amblemi orfoz balığı pastanın üzerine resmedilmiş. Mumlar yanıyor pastanın üzerinde.

050920148132

DOÇEK başkanı Hakan Eşme pastayı kesiyor ilk önce. Ben ise pastaya dalmaya hazırım. DOÇEK başkanı Hakan Eşme pastayı keserken.

10665121_10203438020086084_97899332848316677_n

Pastaya dalmaya hazır, ağzını açmış olarak bekleyen Rahman’ı zor zaptediyoruz. İlk önce Urim Baba olarak tadına bakmam gerek diye parmağımı daldırıyorum pastaya. Pasta yumuşaktı, parmak hiç zorlanmadan, boya bırakmadan içine girerek kalitesini göstermişti. Pasta ilk testi başarı ile geçti. Bakalım tadı nasıl?

10653337_10203438021446118_2493717193075572633_n

Parmağımda pastanın bir parçası alınmış olarak ağzıma götürüyorum. Mmmm tadı iyi, ağızda dağılıyor. Sanki Saroz körfezi kokusu vardı tadında. Yenebilir diye onay veriyorum dedikten sonra daha kesilmesini beklemeden millet daldı pastaya. 5 dakikada pastadan eser kalmamıştı. Rahman yanaşamadan pasta bitti bile.

10556406_10203438022526145_4650620553668704236_n

Pasta kutlamasının ardından çadırları kurup eşyaları içine yerleştiriyorum. Ardından bahçe hortumu ile güzelce bir duş aldım. Ohh kendime geldim. Daha sonra masalara oturarak kahve pişirip sohbete daldık. Her zaman görmediğim dostlarla birlikte olmak, sohbet etmenin tadına doyum olmuyor. Fazla geç olmadan çadırlara girip yatma zamanı gelince yatıyoruz. Dostları tekrar görmenin huzuru içindeyim

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 74 Kilometre civarı. Gelibolu içinde dolaştığım Kilometre hariç.

Aşağıda yaptığım yolun haritası

Powered by Wikiloc