Etiket arşivi: bahar çiçekleri

99. Çanakkale Şehitlere Saygı Turu 11. Gün

11 Nisan 2014 Cuma

Kaz dağı – Avcılar köyü – Akçay – Otogar Konak – Ev

(Kör arkadaşalar için betimleme yapılmıştır)

 

LODOS

Gökyüzünde bir yerlerde korkunç bir savaş var!

 Ucu bucağı yok

 Öyle sesler duyuyorum ki

 Öfkeyle savrulan kılıçlar gibi

 Kesiyorlar günahsız zeytin dallarını

Kırıyorlar öldürüyorlar !

 Bir tek kuş kalmamış kanat çırpan

 Kediler köpekler kuytu bir sığınak bulmuş

Oldum olası ürktüm ben bu savaştan

 Savaşın adı Lodos …

Nilgün Ünveren    31/01/2015

 

Öne çıkmış olan görsel, Uçurum kenarına üç kişi oturmuşuz, önümüzde Akçay ve Edremit körfezi var.

 

Yüksek rakım olmasına rağmen yağmış yağmurdan iyice yıkanmış hava gece iyi uyumama neden oluyor. Uykunun en güzel tarafı gün ağarmaya başladıktan sonra çamların yeşil yaprakları karbondioksit vermeleri birden bire oksijen vermeye başlaması ile oluyor. Uykunun bu bölümünde rüyalar görmeye başlıyoruz. Hem de renkli rüyalar. Ormanın içinde egzoz ve diğer sanayi kötü gazlar yok. Sadece karbondioksit olduğundan fotosentez yapmaya başlayan yapraklar karbonu kendine saklayıp oksijen atomunu dışarı soluduğunda iyice saf olan oksijeni soluduğumuzda gördüğümüz rüyaların iyice renkli olmasına neden oluyor. Buna bir de cıvıl cıvıl kuş sesleri sanki cennette uyumuşuz gibi. Gördüğümüz bu renkli rüyalar sabah daha dinç ve diri kalkmamıza neden oluyor.

Zinde uyanıyorum bu sabah, düşünceler duru ve temiz. Kaslarım dinlenmiş harekete hazır durumda. Kalkar kalkmaz ilk önce çadırı ve eşyaları topluyorum. Arkadaşlar da uyanıp toparlanıyorlar. Ardından güzel bir kahvaltı yaptık. Eşyaları bisiklete yükleyip yola çıkmaya hazırız. Son defa içerileri kontrol ediyoruz bir şey unuttuk mu diye.

Bu gün Sarıkız zirveye çıkacağız, eğer yolu bulabilirsek. Hep birlikte yumuşak toprak zeminde gitmeye başladık. Dün yağan yağmur yolun zeminini iyice yumuşatmış. Bazı yerlerde küçük su birikintileri var. Ama genelde zemin iyi. Orman yolunda üç bisikletli önümde gidiyor.

110420146577

Ormanın içindeki toprak yolda hafif aşağı doğru inişe geçtik. Hava tertemiz, bol oksijen ciğerlere dolarak bize güç veriyor.

110420146578

Sabahın serinliği var, rüzgarlıkları giydik. Üşütmemek gerek. Mustafa önümde, diğerleri epey ileride gidiyor.

110420146579

Yol bazen kuru dere yatağından geçiyor, Arkadaşlar ileride.

110420146580

Padişah pınarları mevki olan yere geldik. Hala 1000 metrenin üzerindeyiz. Buranın rakımı 1120 metre. Kimseler görünmüyor ortalarda bizden başka.

110420146581

V biçiminde arazide çamlar yamaca göre değil de teraziye göre dik çıkmış. Yeni çam fidanları da büyümekte.

110420146582

Dünkü yağmurdan dereler coşmuş durumda, her taraftan sular fışkırıyor. Rehberimiz İrfan arada durup yön tayini yapıyor. Etrafı iyice gözlemleyerek nereye doğru gideceğimizi kestirmeye çalışıyor. Bunu yaparken de kimseyle konuşmuyor, kimseye de cevap vermiyor. Artık bunu iyice öğrendiğimizden onu öylece etrafı dinlemesini, görmesini sessizce izliyoruz sadece. Küçük bir dere akıyor, ileride İrfan durmuş etrafa bakarken orman içinde.

110420146583

İrfan’ın nereye gidileceğini düşünürken bekliyoruz. Beklerken de kesilmiş ağaç kütüğü ile bisikletleri ve arkadaşları çekiyorum.

110420146584

Genç çam ağaçları gözüme çarpıyor. Orman sürekli kendini yeniliyor. Yaşlı çürümüş ağaçlar devrilip yerine genç çam ağaçları alıyor. Yağmur da çam ağacını yıkamış, yeşil rengin tonu da göze çok hoş bir renkte çarpıyor.

110420146585

Bulutlar Kaz dağlarını henüz terk etmiş değil. Hala tepelerde dolaşıp duruyorlar. Bakalım şansımıza, yağacak mı bu gün. Şimdilik parçalı bulutlu, bulutlar üzerimizden geçip gidiyor. Daha çok güneş görüyoruz. Ama ne olacağını kestirmek güç, her an yağabilir. Bizler hazırlıklıyız her daim. Yağsa da gideceğiz hedefimize doğru.

110420146586

Bazı bulutlar vadiye inmiş sanki uykusu gelmiş öylece uzanmış.

110420146587

Bazen de çoğalıyor bulutlar. Dağı sarıp sarmalıyorlar.

110420146588

Yine yolun çatalında rehberimiz durup Sarıkız yolunu bulmaya çalışıyor. Bisikletim KUZ İrfan’ın yanında.

110420146590

Sağdaki yol hiç kullanılmamış, biz soldaki yola giriyoruz. KUZ yol çatağında.

110420146591

Bazı çam ağaçlarında asalak bitkileri görüyorum. Bu bitkiler toprakta kök salacam diye uğraşmadan ağaçların gövdelerinde, dallarında ağacın topraktan çektiği öz suyu hazırlop kendileri de yararlanmaktan çekinmiyorlar.

110420146592

Tertemiz havada bisiklet sürmek çok keyifli. İnanılmaz yollardan gidiyoruz. Hem de hiç karbon salınımı yapmadan kendi gücümüzle. İki pistonumuz var, bunlarla pedal çevirip doğayı kirletmeden, resimde gördüğünüz gibi yemyeşil çamların içinde bisiklet sürüyoruz. Daha ne isteyebilir ki insan?

110420146594

Sarıkız oralarda bir yerde  bizi bekliyor. Gitmeyi arzuladığım yerlerden biri Sarıkız. Ulaşılmaz gibi görünüyor ama ulaşacağız bir türlü. Hedefimiz Sarıkız zirvesi.

110420146595

Normalde hafif yokuş aşağı gitmemize rağmen bisiklet sanki çok ağır ve gitmiyormuş gibi. Pedal çevirmeden gitmek imkansız. Bunun nedenini arkaya dönüp baktığımda anlıyorum. Tekerlekler yumuşak toprağa iyice gömülerek gitmiş. Yağan yağmur toprak zemini iyice yumuşatmış. Yüklü olan bisikletlerimiz de yumuşak zeminde iyice batınca haliyle gitmek te zorlaşıyor. Bisikletim KUZ park halinde yolda. Solda ağaç kütüğü oyularak yalak yapılmış. Çeşme ise dal parçası kanal olarak oyulup suyun kanaldan akması sağlanmış.

110420146597

Sanki ormanda kaybolmuşuz gibi, bizden başka kimse yok görünürde. Sabahtan beri henüz kimseyi görmedik. Ormanda kaybolmak ne güzel, telefon çekmiyor, internet yok. Şehir gürültüsü, trafik sıkışıklığı yok. Kırmızı ışıkta geçen kimse olmuyor ormanda. Zaten trafik lambaları da yok. Dünyanın var olduğunu burada anlıyorum.

110420146598

Yine bir çatal ve İrfan, ellerini kalçalarına koymuş bizi bekliyor. Şu yöne gideceğiz diyor, biz de o yöne gidiyoruz. Ben nereye gideceğimiz konusunda hiç düşünmüyorum dert te etmeden. Dengesiz İrfana güvenim tam. Kaz dağlarında kaybolmuş gibi görünsek te bizleri hedefimize götüreceğinden eminim.

110420146599

Bazı yerlerdeki ağaçlar neredeyse yolu kapatmış durumda. Yol ürkütücü görünüyor. Yolun ortasında çıkmış olan çam fidanları buralara uzun zamandır insan eli değmemiş gibi. Buna ormancılar da dahil. Sanki buraları unutulmuş, hafızalardan silinmiş. Bir zamanlar açılmış olan yol bir daha hiç gelinmemiş gibi. Bisikletim KUZ yol ortasında.

110420146600

Çam fidanları neredeyse yolu kapatacaklar gibi. Eğer belli bir süre daha gelinmezse yol tamamen ağaçlarla kaplanacak ve bize geçit vermeyecek. Mustafa yanıma gelerek az önce sol yamaçtan bir domuzun bana geldiğini görünce bağırarak domuzu kaçırdığını söyledi. Ben de hiç farkında değildim, Mustafa çok korkmuş domuzun bana doğru geldiğini görünce. Elçek kendimi ve bisikletimi çekiyorum ormana dönüşmek üzere olan yolda.

110420146601

Yol birden bire bitti, haydaaa nasıl biter yol? Sağa sola bakındık herhangi bir taraf ta yok. Sağımız solumuz uçurum, radar karşı tarafta duruyor. Yanından geçmemiz gerekirken yol bıçak gibi birden bire kesildi. İrfan da buna çok şaşırıyor. Hesabı, yönü, pusulası şaştı. Buradan öyle görünüyor ki Sarıkız’a ulaşmamız olanaksız. İrfanın dediğine göre gece kaldığımız yerden önce sapağın birini kaçırmışız. Sapak ta dünden kaçmış. Artık geri dönmekten başka yapacak bir şeyimiz yok.

110420146602

Sevgili Mustafa yükü ağır. Kendinle beraber bir 150 kilo gelir. Zemin bazı yerlerde o kadar yumuşak ki bisikletten inmek zorunda kaldı Mustafa. Yürüyerek yoluna devam ediyor.

110420146603

Hakan’ın lastiği patladı, o tamir yaparken biz de keyifle seyrediyoruz. İşini tek başına hallediyor, yardıma gereksinimi yok. Biz de bakıyoruz ona.

110420146604

Kayalıklara geldik, burada yemek için mola vermeye karar verdik. Manzarası da güzel hani. Aşağısı uçurum.

110420146605

Sevgili rehberimiz kayalıklara oturmuş düşünüyor. Yolun bitmesi şaşkınlığı hala üzerinde. İçi içini yiyor, yolu nasıl şaşırdım diye.

110420146606

Mustafa da kendi keyfinde, nevaleleri çıkarmış öğlen yemeği için sucukları dilimliyor. O zaten tura katılırken kendini bize bırakmıştı. Biz nereye o da oraya, sesi soluğu da çıkmıyor. Yolun çıkıp çıkmaması umurunda değil. Bizlere güveni tam.

110420146607

Sucuklar soyuluyor, ben de manzaranın keyfini çıkarıyorum. Bu gün için yemek yapmaya 3 kişi için uygun değil. O yüzden ben de boşta kaldım.

110420146608

Sucuklar doğrandıkça pişirme işi irfanda olduğu için tavada başladı pişirmeye. Biren bire ortalığı sucuk kokusu sardı. Nefis sucuk kokusu iyice acıktırdı beni.

110420146609

İrfan da güzel pişiriyor doğrusu, yemek yapmaktan zevk alıyor. Mustafa da öyle olunca yolda yemek yapma konusunda sıkıntı duymuyorum. İki aşçı beni güzel doyurdu şimdiye kadar. Neyse ki küçük tavam burada işe yarıyor. Tavada pişen sucukları yakından çekiyorum. Aşağısı uçurum.

110420146610

Manzara güzel, hava mis gibi  çam kokuları. Bu kadar güzel bir ortamda rakı da ne gider değil mi? Mustafa çantasında kalan son rakı şişesini çıkarıp herkesin bardağına bölüştürüyor. Kadehlerimizi sağlığa kaldırıyoruz. İşte her zaman paylaşımcı gezgin ruhu ortaya çıkıyor. Her anı her yerde, hem de en güzel yerde ortam yaratılıyor. Hedefimize ulaşamasak ta Sarıkız nasıl olsa orada, başka sefere çıkarız. Her anı yaşıyoruz birer kadeh rakı eşliğinde. Yarasın!

110420146611

Yemekle beraber birer bardak rakı iyi gitti doğrusu. Yemeklerde bir yada iki bardak rakı iyi gider. Üçüncü bardak alkolün pençesine doğru iter. Onun için fazlaya gerek yok. Kendini ispat etmek için yok şu kadar içtim, yok bunu devirdim demeye gerek yok. Atalarımız ne demiş ; “Azı karar çoğu zarar.” Özcan dördümüzü manzara eşliğinde rakıları kaldırmışken çekiyor.

110420146612

Kaz dağları bulutları yakalamaya çalışıyor ama bulutlar bu gün pas vermeden geçip gidiyorlar kuzeye doğru. Belli ki şimdilik bulutlar yüklü değil. Yemekten sonra birer kahve iyi gidiyor.

110420146614

Karnımız doydu, keyfimizi de yaptık, yola çıkma zamanı. Mustafa önde gidiyor.

110420146616

Durup resim çekmeden olmaz. Beni ve ağır yükümü taşıyan bisikletim KUZ. Arada dinlendirmek gerek. Gerçi demir atım hiç yorulmaz, o kadar yükle bu dağlarda gezip duruyor. Gıkı bile çıkmaz ama bana göre dinlenmesi gerek. Bunu hakkettiğine inanıyorum.

110420146617

Baş tanrı Zeus’un yıldırımlarından biri gördüğüm bu ağaca isabet etmiş olmalı. Ağaç ikiye yarılıp gövdesinin ortasından kırılmış. Çok  kötü darbe almış olmalı. Zeus’un kızgın bir anına denk gelmiş.

110420146618

Mustafa sessizce yoluna devam ediyor. Ormanın sessizliğine uymuş sanki. Bizim gibi çılgın sesler çıkarmıyor. Henüz bağırdığını da duymadım. Çok ta uyumlu,  böyle olmasının sebebi erken yaşta ailesinin tüm yükünü omuzlarına binmesi. Uzun yıllar bu yükü başarıyla yerine getirmesi sessiz, sakin ve olgun biri olarak hep ciddi durmasına neden olmuş. Belki de hayatında hiç yapmadığı şeyleri yapıyor bizimle birlikte. Her ne olursa olsun Mustafa’yla daha tanışmadan ilk telefon görüşmemizde kanım kaynamıştı. Tanıştıktan sonra da çok sevdim, harika bir insan. Yamaç dik, yol düz ve terazide açılmış ormanın içinde.

110420146619

Bazı yerde yolun alanı genişliyor. Çam ağaçları da genç, en fazla 30 yıllık.

110420146620

Arada çiçek açmış ağaçlar da görmek olası. Hep çam ağaçları arasında gelin gibi süslenmiş bu ağaç ormana ayrı bir renk katmış. Büyük bir olasılıkla bu ağacı ormancılar dikmiş olmalı. Çiçekler çoktan açmış yapraklar tomurcuklardan çıkmak üzere.

110420146621

Sıkça çeşmeler görüyoruz yol boyunca. Suları takviye yapmadan geçmiyoruz. Gerçi daha çok inişteyiz, öyle terlemeden iniyoruz. Fazla su kaybı olmadığından  su da pek içmiyorum. Sadece suları tazeliyorum çeşmeden. Böylece plastik şişelerde suyum fazla kalmamış oluyor. Her zaman taze.

110420146622

Yön tabelalarına denk geldik, giderek Kaz dağlarından aşağıya inmişiz epeyce. Tabelada; Sağa doğru Padişah pınarları 6 km, Düden alanı 8 km. Sola ise Dereçatı 13 km yazılmış.

110420146623

Yollar hep çatal, hep çatal. Yine tekerlek izleri bizim gideceğimiz yolu belirtiyor. Biz soldaki yola girdik.

110420146624

Dün yağan yağmurdan gevşemiş olan toprak zemin. Bagajlarımız yüklü olduğu için ağırlıktan tekerlek izleri haliyle derin oluyor. Yolda izleri biz yapıyoruz, isteyen takip etsin. Bir şekilde kendi yolumuzu çizmiş olduk. Önemli olan da bu zaten.

110420146625

Çıkışta bizleri geride bırakan dengesiz inişte geri kalıyor benden.

110420146626

Kaz dağları uzaktan pek azametli görünmesine rağmen içinde yaşamak apayrı bir şey. Zirveden inmemize rağmen ufak ta olsa bazen çıkmak gerekiyor küçük tepeleri.

110420146627

Ormanın sessizliğini dinlemek ne güzel; sakin, sessiz, dingin, huzurlu.

110420146628

Bu ağacı Baş Tanrı Zeus ellememiş anlaşılan. Yanık, kırık yok devrilmiş yana doğru. Olsa olsa bunu ancak Herkül yapar ancak. Muhteşem gücü ile her şeyi yerinden oynatan halkın kahramanı Herkül.

110420146630

İnişe devam ediyoruz.

110420146631

Epey inmişiz, bir de yanlış yola girdik üstelik. Tabelalar aşağı yukarı ne kadar indiğimizi gösteriyor. Padişah pınarları 11 km, Düden alanı 14 km.

110420146633

Kaz dağları milli park giriş kapılarından birine geldik. Kapıdaki görevli bizi görünce şaşırdı; bunlar nereden geldiler diye. Kaz dağlarını korumak için kapıları koymuşlar. Kaz dağlarını kuzey tarafında fazla yerleşim alanı yok. Fazla insan kalabalığı da yok. Denize kıyısı olan güney tarafı neredeyse tüm kıyı kesimi yazlıkların kaplaması ile aşırı insan kalabalığı var. Bir de Balıkesir ilinin Edremit ilçesi de içeride olmasına rağmen nüfusu kalabalık bir şehir. Ormanlara en çok zarar veren canlılar da insan olunca ormanı koruma gereği duyulmuş. Ormanı sadece mangal yakmak için piknik alanı olarak kullanan bu insanlar çok tehlikeli. Piknik yapmaya gelen insanlar her istediği şekilde her yerde mangal yakarak ortalığı et kokusuna bürüyor. Ardından dev çöp yığınları bırakarak. Ormanda başka canlı yaşamış umurlarında değil. Bu canlılardan nasıl kurtulacağız bilmiyorum.

İşte kapitalizmin yarattığı düzen burada da kendini gösteriyor. Milli parka, ormana giriş ücretli! Aynı zamanda bisikletlileri de almıyorlar içeriye. Bir kaç bisiklet kazası, çeşitli yaralanma olmuş dağlarda. Ormancılar arama kurtarma işleri ile uğraşmamak için sorumluluk kabul etmeyerek bisikletli girişi yasaklamışlar. Bunu kapıda ki görevliden öğrendik. Görevli ılımlı olacak bizlere bir şey demedi şükür. Tabela yanında bisikletler park halinde. Tabelada, sola doğru; Şahin dere kanyonu 5 Km. Sağa doğru; Düden çatı 14 Km, Düden alanı 15 Km yazılmış.

110420146635

Üç dengesiz oturup Ege denizinin muhteşem görünümüne bakıyoruz. Manzarayı bozan tek şey kıyıları yağmalamış yazlıkçılar. Beton binaların çirkinliğine rağmen biz daha çok ufka bakmaya başladık. Karşıda Midilli adası neredeyse tüm ufku kaplamış. Bakalım bir gün Midilli adasında pedal basıp dağlarından buraları, Kaz dağlarını seyredebilecek miyiz. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

110420146636

Hakan pozunu veriyor denizden gelen esintiye karşı. Sanki uçacakmış gibi kollarını yana açmış.

110420146638

Sevgili Hakan Berkan ve Özcan Doğan; 3 günlük tanışıklığımızda öyle fazla sohbet edemedik. Birlikte geçirdiğimiz günler çok güzeldi. Beraber kaz dağlarını aştık, onlarla birlikte dağları aşmanın gururunu yaşıyoruz. Resimde hakan Berkan.

110420146639

Bu da Özcan Doğan.

110420146640

Orman bittiğine göre bitki yapısı da değişiyor. Zeytin ağaçları çarpıyor ilk önce gözüme.

110420146641

Henüz  hala yüksekteyiz ve iniş kıvrıla kıvrıla devam ediyor.

110420146642

O da  KUZ gibi evi sırtında istediği yere gidiyor, istediği yerde uyuyor. Anlayacağınız o da bizim gibi gezgin.

110420146643

Bahçeler, zeytinlikler giderek çoğalmaya başlıyor.

110420146644

Dere yatakları sert kayalardan oluşmuş. Yağmur suları giderek aşındırmakta. Seneye aynı durumda görmemiz imkansız.

110420146645

Uzaktan gördüğümüz dağlardan kıyıya ulaşmak öyle kolay değil. Arası epey mesafeli. Henüz deniz seviyesine inmedik. Aşağımızda Avcılar köyü görünmekte. Kıyıdaki betonarmeyi boş verin. Karşıda Midilli adası.

110420146646

Avcılar köyüne vardık, inişte kahveden bize seslendiler durun diye. Durup baktık ki Kaz dağlarının imparatoru Muammer Kızak. Arkadaşları ile dağları dolaşmışlar dönüşte köyde çay molası vermişler. Onları görünce hasretle sarmaş dolaş birbirimize sarıldık. Bizleri çay içmeye buyur ettiler. Dağlardan gelen sular köyün içinde küçük kanaldan aşağı akıyor. Bisikletleri kanalın içine, buz gibi dağ sularında soğutmaya bıraktım.

110420146647

Biz de kahveye oturunca kalabalık grup oluştu. Ortam havası birden değişti, her zaman aynı sohbetleri yapmaktan bıkmış olan köylüler de değişik konularda bizlerle sohbete başladı. Kahve neşe doldu sanki. Duble çaylar sohbetimize sıcaklık kattı.

110420146648

Bir süre köyde dinlendikten sonra Muammer Kızak ve arkadaşları ile birlikte ana yola indik. Köyün girişinde toprak yoldan asfalt yola girmiştik zaten. İzmir – Çanakkale ana yol da kaymak gibi. Yüklü olmamıza rağmen  bütün gün ağır bisikletlerimizle yağmurdan gevşemiş toprak yolda düşük hızda, daha çok  firenle inmemiz yormuştu bizleri. Kaymak gibi yolda hızımız arttı. Öyle ki birbirimizi gaza getirip 45 km/h kızına kadar çıktık. Ağır yükümüze rağmen hızını alan bisikletimiz rüzgar gibi gidiyor. Altınoluk’tan Akça’ya kadar çabucak geldik.  Mustafa kendi aynasından benim resmimi çekmiş.

893576_10152734694913222_5419133551963304078_o

Akçay da karnımızı doyurduktan sonra evden gelen haberle turu buradan bitirmek zorunda kaldım. Akşama misafirler davetliymiş, mutlaka gelmemi istediler. İrfan ile Mustafa Akçay da pansiyonda kalacaklar bu gece. Tura birlikte devam edecekler. Hakan ve Özcan bizle vedalaşıp ayrılıyorlar. Ben de İrfan ve Mustafa ile vedalaşıp oto gara doğru giderek otobüs hareket saatlerini sordum. Sebat turizmin otobüsü 5 dakika önce kalkmış. O da son otobüs olduğunu söylediler. Metro turizm otobüsünden bilet alayım dedim görevli otobüslerin bagajları dolu almazlar deyip bileti kesmedi. Otobüs gelince şöfere alır mısınız deyince yer yok diye kabul etmedi.

Metro turizm şöferlerin eline kalmış berbat bir firma. Şöfere Allahından bulasın deyip oto gardan ayrıldım.

İrfan’ı telefon ile arayıp nerede olduklarını öğrendim. Kaldıkları pansiyona giderek o gece onlarla birlikte kaldım. Artık eve gidemeyeceğime göre. Sıcak bir duşun ardından güzel bir uykuyu hakkettik doğrusu. Ertesi gün erkenden kalkarak arkadaşlarla tekrar vedalaşıp kahvaltı yapmadan otogara giderek biletimi Sebat  turizmden aldım. Hava yağışlıydı. Otobüs perona yanaşınca boş olan bagajın içinde çantalarımı sökmeden bisikleti olduğu gibi yatırdım. 2 Saatlik yolculuktan sonra İzmir oto garına gelerek bisikleti bagajdan indiriyorum. Ardından eve kadar aheste aheste pedal basarak ulaştım. Nasıl olsa misafirler dünde kaldı.

Acelem de yok. Neyse evime kavuştum sonunda. Bisikletim KUZ evin önünde, kemerli kapı dekortaş ile yapılmış. Kilit taşında nazar boncuğu takılı. Girişte merdivenler var. Evim iki katlı, pembe badanalı, ben üst katta oturuyorum balkonlu yerde. Bahçem yeşillik içinde, Erguvan, melisa, ıhlamur ve limon ağaçları var. Kaldırım taşları sarı – beyaz renk ile boyalı.

120420146649

Böylece 11 günlük bir turun daha sonuna geldim. Bu turda yeni insanlar tanıdım, yeni dostlarım oldu. Güzel zaman geçirdik dostlarla.

Başka bir turda görüşme dileği ile. Haydi siz de çıkın yola, bisikletin özgürlüğünü yaşayın.

Bu gün yaptığım yol toplam : 78 km

Yaptığım yolun haritası aşağıda

Powered by Wikiloc

Powered by Wikiloc

99. Çanakkale Şehitlere Saygı Turu 8. Gün

8 Nisan 2014 Salı

Bozcaada – Ezine – Bayramiç – Evciler – Ayazma

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

ve bütün gemileri yakıp

yollara düşerdi o hep aynı ıslıkla

mutlu muydu, hiç düşünmedi böyle şeyleri

umutlardansa nefret etti daima

Ahmet Telli

 

Öne çıkmış olan görsel, ben Bayramiç göletini izliyorum bisikletim KUZ üzerinde.

080420146362

Yağmurun pıtırtıları güzel bir uykuya doymama neden oldu. Sabah yağmurla yıkanmış tertemiz bir havada uyanıyorum. Güzel bir gün olacağa benziyor. Eşyaları ve çadırı toplayıp bisiklete yüklüyorum. Vapuru kaçırmamak gerek, yoksa öğlen vapuruna kalırız. Fazla oyalanmadan iskeleye doğru hareket ediyoruz. Otlar ve bayırdaki çam ağaçları.

080420146307

Sabah vapuruna binecekler dışında herkes uykusunda. Kasaba sessizliğe bürünmüş, hava sakin, dünkü fırtına dinmiş. Kasaba dingin ve temiz.

080420146308

İskeleye gelip vapura biniyoruz, bisikletleri park edip yukarı çıkarak akşam aldığımız poğaçaları masaya seriyoruz. Masa dar olmasına karşı kahvaltı için yeter bile. Sıcak çayları ısmarlayıp bir güzel karnımızı doyuruyoruz. Üçümüz kahvaltı yaparken çekiliyoruz.

080420146309

İskeleye gelip yanaşınca gemiden inerek Geyikliye doğru yola çıktık. Geyikliden Ezine tabelasını takip ediyoruz.

080420146310

Geyiklide oyalanmadan  Ezine’ye devam ediyoruz. Tabelada; Ezine 18, Çanakkale 69 Kilometre mesafede olduğu yazılmış.

080420146311

Gördüğünüz atlar Yılkı değil, yani sahipli. Otlasınlar diye otlağa bağlanıp bırakılmış. Üç tane at otluyor.

080420146312

Son defa uzakta kalan Bozcaada’ya bakıp resmini çekiyorum.

080420146313

Gökçebayır köyünde çay molası veriyoruz. Tabela köyün girişinde.

080420146314

Gelirken hepsini görmüştük tabelada yazan yerleri. Şimdi sıra Ezine de. Tabelalar dört tane, en üstte Gülpınar, Apollon Smintheion 43 Sağı işaret ediyor. Sola ise; Çanakkale, Ezine.

080420146315

Ezine’ye de az kaldı. Ezine 6, Çanakkale 54 yazılmış tabelaya.

080420146316

Ezine yolu da düz değil, belli bir eğimle tırmandık durduk. Arada çeşme de olunca kısa mola vermeden geçmek olmaz. Mustafa’yı bisikletlerin başında çekiyorum.

080420146317

Ezine yolları da eğri büğrü, nedense karayolları düz yapmamış.

080420146318

Havada bulutlar pek yüksek, yağmur yağma durumu şimdilik yok. Ama bahar ayındayız belli mi olur?

080420146319

Yol neredeyse doksan derece dönüyor ileride.

080420146320

Koyunlar kuzulamış, taze otları yiyerek karınlarını doyuruyor. Koç ayakta etrafı kolaçan ediyor. Anne koyun ve kuzu yerde.

080420146321

Ezine’ye vardık, burada biraz mola vermeli. Tabelada; Ezine Nüfus 14000 yazılmış.

080420146323

Yağan yağmurlardan dolayı çaylar akıyor şırıl şırıl.

080420146324

Geçmiş yıl Çanakkale dönüşünde bu parkta mola vermiştik öğlen yemeği için.

080420146325

Aslında bir hamama girmeliydik ya neyse yolumuz epey var. Fazla oyalanmak istemiyoruz. İki kubbeli hamam önündeyiz.

080420146326

Özel bir bankada müdür olan Levent Çakıcı’nın misafiri oluyoruz. Kahve ikram ediyor bize. Kahveden sonra bir resim çekilmek icap eder değil mi? Bizi ikinci defa misafir eden Levent ile beraber resim çekiliyoruz dördümüz.

080420146327

Levent ile vedalaşıp kahve için teşekkür ettikten sonra yola çıkıyoruz. Ana yolda bir süre gittikten sonra Bayramiç yoluna saptık. Tabelada düz olarak; Ayvacık, İzmir, sağa doğru Şehir merkezi, sola doğru Bayramiç yazılmış. İrfan önümde, ileride döneceğimiz yerde direkte Türk bayrağı dalgalanıyor.

080420146328

Dönemeçteyiz, büyük bir direkte Türk bayrağı dalgalanıyor, sola doğru döneceğiz kavşaktan.

080420146329

Ayazma 54 km diyor tabelada, ne yapalım biz de gideriz. Ayrıca araç muayene istasyonuna da gidiyor yol.

080420146330

Bayramiç’e kadar yol düz görünüyor.

080420146331

İsmi ilginç bir dere ile karşılaşıyorum; Harharik. Ne demek acaba diye merak ediyorum.

080420146332

Harharik çayı az da olsa akıyor yeşilliklerin arasından.

080420146333

Her çeşmeden su içmek gerekiyor. Bunu dengesiz İrfan söylüyor. Uzun bir yalağın içine borudan su akıyor sürekli. Hayvanlar bu yalaktan su içiyor.

080420146335

Ağaç altı bulduk mu mola veriyoruz. Çam ağacının gölgesinde bisikletler park etmiş.

080420146336

Az ileride bir sıra çam ağacı var, bir sırası da kesilmiş, neden kesilmiş belli değil.

080420146337

Yol kıyısında arabanın biri tilkiye çarpmış.

080420146338

Ana yolun gürültüsü burada yok, yolun sakinliğinde gitmek rahatlatıyor. Tek katlı evler, sağda ağaçlar yeni yaprak açmış yeşilleniyor.

080420146339

Ayrıca bahar gelmiş ağaçların beyazlığını da görmek çabası.

080420146340

Yoldan biraz içeride, yeşillikler içinde çeşme. Arkası tarla ve kenarında ağaçlar.

080420146341

Kimi meyve ağaçları daha yeni tomurcuklanmış.

080420146342

Bayramiç’e vardık bile. Nüfus 14200 olarak yazılmış.

080420146344

Belediye bisikletçilerin geleceklerini tahmin etmemiş olacak ki mazgalları gelişi güzel  yapmış. Amaçları sadece yağmur yağdığında mazgaldan sular kanallara aksın yeter. Ama biz geldik bisikletimizle ne olacak? Mazgal aralıklarına tekerlek girebilir çünkü gidiş yönüne göre düz takılmış.

080420146345

Yolun orta kaldırımına çiçekler dikmiş güzelce, Yani belediye güzelliklere önem veriyor. Hakkını vermek gerek.

080420146346

Dedim ya gelişigüzel mazgalları yerleştirmiş diye işte bu mazgalı bisikletçiye göre normal yerleştirmiş. Her hangi bir tehlike meydana getirmiyor. Çünkü demirler enine döşeli.

080420146347

Hemen ardı sıra gelen mazgal da tehlikeli bir biçimde yerleştirmiş. Bir de demirlerin de kırılmış bir kaçı. Tam lastiklere göre, kaçamazsan tekerlek girer.

080420146348

Bayramiç ana yoldan biraz içerde, sakin, küçük bir kasaba. İleride iki şerefeli minare görünüyor.

080420146349

İleriden sola döneceğiz, hedefimiz Kaz dağları. Antik adıyla İda. Tabela düz şehir merkezini, sola Çan ve Kazdağı (İda) olarak belirtmiş.

080420146350

Döneceğimiz yerde sola doğru tabelalar konmuş. Çan, Kazdağı Ida 29, kızılay acil ve Bayramiç devlet hastanesi. Demek yolumuz 29 Kilometre kalmış. Az ilerde uyarı tabelasında burada okul olduğunu belirtiyor.

080420146351

Tarihi bir cami ve minaresi taş duvar ile yapılmış.

080420146352

Belediye duvarlara güzel hatun resimleri yaptırmış. Sanattan ve sanatçıdan anlıyor ve değer veriyor demek ki.. Yere yan olarak uzanmış kadının uzun saçları, üzerinde tül örtü. Kadın tıpkı kaz dağı gibi çizilmiş, başı zirveyi, kalçası diğer zirveyi andırıyor.. Havada bulutlar çizilmiş.

080420146353

Hamzaoğlu konağı, tarihi eser. Kesme taştan yapılmış.

080420146354

Bayramiç ten devam ediyoruz Evciler’e doğru. Bahçelerde ağaçlar çiçek açmış bembeyaz.

080420146355

Bahar bu yıl çok beyaz gelmiş buralara. Etraf meyve ağaçları, üzeri bahar çiçekleri. İnsanın bu güzelliğe baktıkça bakası geliyor, bıkmadan usanmadan.

080420146356

Kalın gövdeli bir ağaca aşı yapmışlar. Aşı da tutmuş ama ne aşısı yaptıklarını bilemedim. Gövdesine bakılırsa çitlembik ağacı ve Antep fıstığı aşılanmış sanki.

080420146357

Birden bire karşımıza % 10 eğim çıkıyor, mecbur çıkacağız. Tabelaya öyle yazılmış.

080420146358

Bazı köylerin yakınından geçiyoruz. Köy yoldan içeride olduğu için uğramaya gerek görmüyoruz.

080420146359

Öncümüz, rehberimiz ve aynı zamanda kılavuzumuz İrfan Bayramiç baraj göletini yüksekten gören bir yerden etrafı inceliyor. Sanırım kamp için yer bakıyor.

080420146360

Mustafa da sessizce İrfan gibi etrafı seyrediyor. O sadece manzarayı seyrediyor.

080420146361

Eh benimde onlardan kalır yanım yok değil mi. Manzara güzel, karşıda Kaz dağları tüm muhteşemliği ile bizi çağırıyor bağrına. Buralara ilk defa geldiğimden Ayazma nerede diye bakınıyorum ama nerede olduğunu kestiremedim. Güzellikler göreceğimden eminim. İrfan etrafı inceledikten sonra baraj göletinin kıyısında kamp kuralım diye teklif ediyor. İyi güzel yer de etrafta hiç ağaç yok, kabak gibi yerde de çadır kurulmaz ki. Benim hedefim Ayazma, orada kamp atmak. İrfan’ın burada kamp kurma teklifini kabul etmiyorum. Biraz kızdığını hissediyorum ama hedefimiz Ayazma. Buradan manzara güzel de aşağıda kamp kuracağımızdan pek güzellik görünmüyor.  Yola devam ediyoruz böylece. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

080420146362

Tepenin arında şirin bir köy görünüyor.

080420146364

Baraj göleti bayağı uzun, kıyısından epey gittik.

080420146365

Güneş batıya devrildi, gölgeler uzamaya başladı. Bisikletim KUZ ve kendimin asfalta vuran gölgemi çekiyorum.

080420146367

Meyve bahçelerinin yanı sıra üzüm bağları da var.

080420146368

Tatlı bir rampa çıkıyoruz.

080420146369

Orda bir köy var uzakta

O köy bizim köyümüzdür,

Gitmesek te varmasak ta

O köy bizim köyümüzdür.

Uzaktaki köye el sallıyorum. Köy yamaçta kurulmuş.

080420146370

Sevgili dengesiz İrfan yol kıyısına oturmuş gelmemi bekliyor. Biraz şekeri düşmüş olacak, sinirli sinirli konuşmaya başladı oturduğu yerden. “Ne güzel kamp yeri buldum da kalmadık” diye. Ben de sakince bisikleti sehpasına alarak yavaş adımlarla yanına gelerek iki yanağını gülerek öptüm. İrfan’ın tüm siniri birden bire gitti bu hareketimle. Karşılık ters cevap verseydim daha da çok sinirlenecekti. Biraz çerez atıştırdık beraber oturduğumuz yerde. Kavşaktayız bu arada, yön levhaları aynı yeri gösterir 2 tane olunca yuh diyorum. Bu kadar mı israf olur, Kazdağı ve Ayazma aynı yerde aynı kilometrede. Tabelada; Evciler, Kazdağı (İda) 14 Ayazma 14 (Mesire yeri)

080420146371

Rakım yükseldikçe bitki örtüsü ve ağaçlar değişiyor.

080420146374

Etraf çam ormanı, rampa devam ediyor.

080420146375

Evciler de çok elma yetişiyor. Meraklı olacaklar ki yağlı güreş alanı yapmışlar. Bir de altın elma dan esinlenmişler. Altın elma tarihte ilk güzellik yarışmasına sebep olmuş antik çağda. O da Ayazmada yapılmış ilk güzellik yarışması. Herhalde zamanı değil yağlı güreşlerin.

080420146376

İki tane genç delikanlı tutuşmuşlar antrenman yapıyordu yeşil çimenlerin üzerinde.

080420146378

Evciler köyünde çam ormanları başlıyor. Çamların boyu yüksek.

080420146379

Evciler göyüne hoş geldiniz yazısı bizi köyün girişinde karşılıyor.

080420146380

Elma bahçeleri bol olan Evciler köyünde her tarafta elma kasası görmek olası.

080420146381

Köyün kahvesinde oturup mola veriyoruz. Burada bir şeyler atıştırdık. Telefonları da şarj etmek gerek. Aynı zamanda bakkaldan ekmek ve yiyecek malzemesi takviyesi yapıyoruz. Buradan sonra yerleşim yeri yok. Tabelada; Ayazma Mesire yerine 8 Kilometre kaldığını gösteriyor. Altında da Kazdağı (Ida) tabelası var.

080420146383

Yol bizi direk Ayazma’ya götürecek. Kaz dağlarının eteklerindeyiz, tırmanış ta başladı. Elma bahçelerinin yanından devam ediyoruz yolumuza.

080420146384

Beyaz gelinliğini giymiş elma ağaçları doğaya ayrı bir güzellik katıyor.

080420146387

Yol kıyısında hep elma bahçeleri yapılmış belli bir yere kadar. Elma ağaçları da öyle çiçek açmış ki bazen durup resim çekmeden geçemiyoruz. Her ağaç değişik güzellikte. İrfan ve Mustafa durmuş cep telefonları ile elma ağacını çekerken ben de onları çekiyorum.

080420146388

Seyredilmeye değer çiçekli elma ağaçları.

080420146389

Dut ağacının yeşil yaprakları arasında çiçek açmış elma ağacı. Beyaz ve yeşil bir arada.

080420146390

İrfan önümde tırmanıyor yukarı doğru.

080420146391

Çay şarıl şarıl akıyor, biz yukarı o aşağı.

080420146392

Çay akarsa sürekli olarak, çınar ağaçları da yerini aşmış yüzyıllar öncesinden.

080420146394

Çay kenarları elma bahçeleri, ötesinde kalem gibi çam ağaçları.

080420146395

Artık orman başladı, çam ağaçlarının boyları da arttı. Çam gövdelerini sarmaşıklar kaplayıp yeşile bürümüş.

080420146396

Artık ormandayız diyorum, bakıyorum ki ileride çiçek açmış elma bahçeleri gözüme ilişiyor. Yol kalem gibi düz çamların arasından gidiyor.

080420146399

Açıklık buldukları yere elma ağacı dikmişler. Çiçek açmış elma ağaçları arkamda, kendimi elçek çekiyorum bir poz.

080420146400

Çayın aktığı vadiye yavaş yavaş Güneş ışığı azalmaya başladı. Elma bahçeleri hala çayın kenarında.

080420146401

Çam ağaçları da kalem gibi düz ve uzun.

080420146402

Bakalım elma bahçeleri nereye kadar gidecek.

080420146404

Bundan sonra elma bahçesi görmüyoruz. Yukarılardan bir vınlama sesi geliyor, merak ediyorum nerden geliyor vınlama sesi. Sesin geldiği yere varınca bir su türbini karşımıza çıkıyor. Su öyle basınçlı geliyor ki türbinin kanatlarına çarptıktan sonra etrafa saçılıyor. Buradan üretilen elektrik nerede kullanılıyor acaba?

080420146405

Biraz yukarıda alabalık çiftliği var. Demek ki aşağıdaki türbinden elde edilen elektrik çiftlikte kullanılıyor. Anca böyle bir yerde alabalık yetiştirilebilir. Her taraftan buz gibi su fışkırıyor. Alabalık havuzlarını çekiyorum. Havuzlar dört kademe olarak yapılmış.

080420146408

Kaç gündür yoldayız, biraz da kendimize önem vermeliyiz. Nasıl olsa hedefimize vardık, ödülünü de vermek gerek. Çiftlikte alabalık yemeden geçmemek gerek diyerek kırmızı benekli alabalık siparişi veriyoruz. Balıklar pişerken de birer bira yorgunluğu alıyor. Alabalıkları afiyetle yiyoruz. Restoranın bahçesinde elma ağaçları çiçeklerle bezenmiş. Bizden başka kimse yok restoranda.

080420146409

Restoranın dibindeki kanaldan sular akıyor havuzlardaki balıklara.

080420146411

Balıkları yerken akşam oluyor ve hava kararıyor. İyice karnımızı doyurduktan sonra az kalan yolumuzu da yaptıktan sonra  Ayazma mesire yerine zifiri karanlıkta vardık. Yolu bisiklet aydınlatmaları ile görüyoruz. Zaten elektrik yok burada, ormanın içinde de gerek yok elektriğe. Düz bir alana çadırları kurup eşyaları indiriyoruz bisikletlerden. Etraf karanlık olduğundan nasıl bir yerdeyiz kestiremiyorum.  Tabelada Çevre ve orman bakanlığı, Ayazma mesire yeri olarak yazılmış. Flaş ışığı ile gecenin karanlığında resmini çekiyorum.

080420146413

Birer kahve iyi gider diyerek kahve yapıyorum. Yorgunluk kahvesi iyi gitti doğrusu. Burada telefon da çekmiyor, dünyadan kopuk durumdayız. Fazla geç olmadan yatıp uyuyoruz.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 80 Kilometre civarı (Haritada 73 Km gösteriyor, Bozcaada da yaptığımız yol haritada yok)

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc