Etiket arşivi: büyük menderes

Suyun Kaynağına Yolculuk Büyük Menderes 5. Gün

29 Nisan 2018 Pazar

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

Tosunlar köyü – Güney şelalesi – Güney

(Resimlerin bir kısmı Ferdimen’e aittir)

 

“Yuvarlanan yıldızlar içinde saçlarımız,
Boylarımız büyür usul usul;
Duyulmasın diye gürültüler uykularda
Yağmurlar yağar geceleri.”

Can Yücel

 

Öne çıkmış olan görsel, elimde Urim Baba’nın Kahvesi logolu fincan, içinde kahve, aşağıda Güney barajının göleti ve manzara.

20180429_160602_HDR

Güneşin ilk ışıkları ile uyandım tatlı uykudan. İlk işim çadırımın fermuarını açıp dışarısını çekmek. Az ileride karayolu. Gece aralıklarla gelip geçen motor gürültüleri olmasaydı daha rahat bir uyku çekerdim. Nedense insanların bir kısmı uyumuyor gece boyu.

20180429_071319_HDR

Dışarıdan kamp alanımızın resmini çekiyorum. Çadırım mavi renkte, bisikletim KUZ turuncu çantaları ile park edilmiş. Pankartımız iki ağaca bağlı, arkasında bir çadır daha var. Benim çadırımın yanında kalın gövdeli servi ağacı, sol tarafta çam ağaçları var.

20180429_071343_HDR

Ferdimen de kendi mavi çadırını ve yeşil renkli çantaları ile bisikletini çekiyor çam ağaçlarının altında.

IMG_2484

Sevgili dostum Baattin ile elçek resim çekiyorum bir poz hatıra olarak. Güneş ışıkları ikimizin de yüzüne vuruyor. Gözlerimiz kısılmış durumda.

20180429_071435

Kahvaltıyı hep birlikte elimizde olan malzemelerle yaptıktan sonra hazır dördüncüyü de bulunca cezveyi tamamen doldurup kahve pişirmeye başladım. Kahve takımları önümde, katlanır tabureye oturmuşum. Pankartımızla birlikte resmimi çekildim.

20180429_074548_HDR

Bisikletimdeki tripoda cep telefonumu zaman ayarlayıp dördümüz birlikte Suyun Kaynağına Yolculuk pankartı ile çekildik. Solda pankartın ucunda Mehmet, pankartın arkasında Ferdimen ve ben. Pankartın diğer ucunda Baattin. Mehmet ve Baattin ipi çekerek gerdiriyor pankartı.

20180429_094217_HDR

Baattin ile vedalaşıyoruz. Baattin İzmir’e dönüş yolunda, bu gün İzmir’e varır. Motorla giderse bisikletten hızlı gideceği kesin. Baattin ile ayrıldıktan sonra biz Bir süre Buldan yolunda gideceğiz. Yolumuz üstünde, benzinlikte tuvalet molası verdik. Tuvaleti arkalarda, ayrı bir bina olarak yapılmış. Dışı tamamen fayans kaplı, çatısı kiremitli. Az ilerde tanker arabaları park etmiş.

IMG_2487

Benzinlik yanında inek çiftliği var, kahverengi lekeli dana Ferdimen’e poz vermiş ağacın gölgesinde. Tarlanın sonunda inek ağılı, yanında üç katlı bir ev.

IMG_2488

Bir süre ana yoldan gittikten sonda nehri takip ettiğimizden sağa saptık. Yol sapağında sağa işaret edilmiş Yenicekent, Tripolis 4 Km. Altta ise düz olarak Buldan 9 Km mesafede olduğunu gösteriyor. Yenicekent köy girişi hemen kavşakta. Tak yapılmış, iki direk üzerinde yazan; T: C: Buldan belediyesi Yenicekent’e hoş geldiniz.

20180429_103903_HDR

Tripolis kentine kısa sürede vardık, uzaktan görünen az sayıdaki harabeleri çekiyorum.

20180429_105852_HDR

Yolumuz üzerinde olduğundan antik kente girdik. Girişte antik kentin çizilmiş topografik şehir planı

20180429_110024_HDR

Tripolis Antik Kenti; Menderes Nehri kıyısında yamaç üzerine kurulmuştur. Batıya ve kuzeye açılan vadilerle Ege’ye güneydoğusundaki Çürüksu Ovası ve vadileri ile İç Anadolu ve Akdeniz’e ulaşımı bulunan antik kentlerden birisidir. Kentin güneyinde Çürüksu Vadisi’nde kurulmuş olan çağdaşı Laodikeia’ya 30 km. , Hierapolis’e ise 20 km. uzaklıktadır. Kaynaklarda Tripolis’in ilk adının Apollonia olduğu daha sonra Geç Helenistik Dönem de Tripolis olarak adlandırıldığı ve ilk kuruluşunun Lidya Devleti zamanında olduğuna ilişkin belgelere rastlanılmaktadır. Tripolis Lidya Şehirleri arasında yer almasına karşın Frigya ve Karya bölgelerine ulaşımı sağlayan önemli sınır, ticaret ve tarım merkezlerinden biri görünümündedir. Menderes Nehri ile Çürüksu Çayı’nın bereketlendirdiği, Çürüksu Ovası’nın büyük bir bölümüne hakim kentlerden biri olup, kuruluş biçimiyle ve şehircilik anlayışı ile yörenin en zengin kentleri arasında yer almaktadır. Tripolis’in ilk kuruluşunun Lidyalılar zamanında olmasına karşın, yüzeydeki kalıntılar üslup olarak Roma ve Bizans Dönemi mimari özelliklerini ve yapı örneklerini göstermektedir. Tripolis Antik Kenti İ.Ö. II. yy sonları ile İ.S. I. yy. ortalarında ve IV. yy. ortalarında birçok deprem ve savaşlara sahne olduğundan çok tahrip olmuştur. Kent en görkemli dönemini Roma devrinde yaşamıştır. TRİPOLİS’İN BAŞLICA YAPILARI: Tripolis Tiyatrosu: Grek tiyatrosu tipinde araziye uygun inşa edilmiş, Roma mimari tarzında yapılmıştır. Tiyatro üç bölümden oluşmaktadır. -Cavea: Yarım daire şeklinde olup, üç diazoma ile bölünmüştür. Tonoz çıkışları caveanın üst kısımlarında ve yanlarda yer almaktadır. Oturma kademeleri büyük mermer taşlardan yapılmıştır. Yaklaşık 8.000 kişi alabilecek kapasitededir. -Orkestra: Cavea’nın oturma kademeleri ve malzemeleri ile tamamen toprak altındadır. -Scene (Sahne ve Sahne Binası): Sahne binasının üst yapısı iç ve dış kısımlara doğru yıkılmış harap durumdadır. Sahne binasına ait sağ ve sol istinat duvarlarının az bir kısmı yüzeyde görülmektedir. Tripolis Hamamı: Tripolis Tiyatrosu’nun 200 m. batısında bir düzlük üzerinde bulunmaktadır. Geç dönemde kenti çeviren sur duvarının dışında kalmıştır. Yapıya ait yüzeydeki kalıntılardan beş bölümü tespit etmek mümkündür. Her bölüm kendi arasında tonozlarla ve büyük nişlerle geçildiğine dair kemer izleri bulunmaktadır. Alt yapısı ve duvarlarının kesme traverten blok taşlardan, kemer ve tonozların da ise aynı malzemeyle tamamlandığı anlaşılmaktadır. Hamam, tipik Roma Hamamı geleneğinin bir örneğidir. Şehir Binası: Hamamın yaklaşık 200 m. güneyinde yer almaktadır. Üst yapısı tamamen yıkılmıştır. 40X65 m. ölçülerinde büyük bir yapıdır. Temel duvarları çok geniştir. Yapının batı duvarına bitişik sur duvarı devam etmektedir. Yapı Roma Mimari karakteri göstermektedir. Apsisli Yapı: Şehir Binası ile Tiyatro arasındadır. Dikdörtgen planlı yapının kuzey duvarının iç kısmı apsisli olduğundan bu ad verilmiştir. Yapının üst bölümü tamamen yıkılmış harap durumdadır. Kale ve Surlar: Tripolis Geç Roma ve Bizans Dönemi’nde sur ile çevrilmiştir. Eğimli arazide kurulan kentin surları yer yer burçlarla, gözetleme kuleleri ve kalın duvarlarla desteklenmiştir. Tiyatroya bitişik devam eden sur, kentin kuzeyindeki en yüksek tepede kule ile birleşir. Kule hem savunmaya hem de gelecek düşman tehlikesini gözetlemeye yöneliktir. Su Yolları: Tripolis Antik Kenti her ne kadar Menderes Nehri kenarında kurulmuş olsa bile, kentin ihtiyacını karşılayacak olan gerekli su, kente 25 km. uzaklıkta bulunan şimdiki Güney İlçesi yakınındaki kaynaktan temin edilmiştir. Kaynak ile Tripolis arası dağlık ve engebeli arazi olduğundan bu güzergahta su yortusunu, tünel, künk ve kemer izlerinin kalıntıları bulunmaktadır. Nekropol: Antik Tripolis Kenti’nin doğu ve güney yamaçları Nekropol olarak kullanılmıştır.

Kültür ve Turizm Müdürlüğü

https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/denizli/gezilecekyer/tripolis-antik-kenti

Aşağıda Tripolis antik kenti tarihinin yazıldığı tabelayı uzun olduğu için iki bölümde çekiyorum

1. Bölüm

20180429_110038_HDR

2. Bölüm

20180429_110048_HDR

Antik kentin girişi yok, herhangi bir gişe de yok. Serbestçe girip hızlıca resim çekerek etrafı geziyorum. İki taş duvar kalıntısı az uzakta.

20180429_110112_HDR

Büyük yapıların blok taşları düzgün yontulup duvarı örmüşler.

20180429_110527_HDR

Büyükçe bir blok taş üstünde daha küçük blok taşın üzerine kahramanımız Ferdimen çıkmış bana poz verdi. Ben de çekiyorum az uzaktan. Ferdimen sanki bir kolunu ileri uzatıp uçacakmış gibi duruyor. Arkada tepeler giderek yükselmekte ardı sıra.

20180429_110622_HDR

Tripolis antik kentinde buraları henüz kazı yapılmamış sanki. O yüzden araziyi ot kaplamış, kalıntılar ortaya çıkmamış. Bir kaç duvar kalıntısının ucu görüyor arazide.

20180429_110631_HDR

Büyükçe bir yapı olduğu anlaşılan binanın 7 sıra taşları, o da fazla değil.

20180429_110633_HDR

İçlere doğru gidince beyaz mermer sütunlu bir yol görüyorum. 7 den fazla sütun sıralı, zemin de kalın mermer döşeli.

20180429_111427_HDR

Kalın bir duvarın dibinde yazılı bir blok taş konulmuş. Yazılar çok küçük.

20180429_111436_HDR

Bisikletleri dışarıda bırakmadık, yanımızda götürüyoruz yürüyerek. Ferdimen taş döşeli yolda durmuş resim çekiyor. Yolun sağında bir kaç sütun, solunda yüksekçe bir duvar.

20180429_111448_HDR

Bir yapı, tapınak olmalı, köşesinde üç sütun, üzerinde kiriş L biçiminde. Köşedeki sütun kare, diğer iki sütun yuvarlak. Diğer sütunlar ayrı ve bağlantısı yok köşedeki üç sütunla.

20180429_111619_HDR

Başka bir sütunlu yol, buradaki sütunların başları tam, yol taş döşeli. Solda alçak bir duvar var.

20180429_111638_HDR

İçlere doğru gidince burada kazı yapıldığı ve restore çalışmalarını görüyorum. Bir binanın giriş kapısı, duvarları yüksekçe. Sadece çatısı yok.

20180429_111653_HDR

Kimi binaların kemerleri görünüyor. Kemer genişçe.

20180429_111710_HDR

Kalın, kısa kare ayaklar üzerine taş kemerlerle geçit halinde yapılmış bir yapının içinden çekiyorum. Sol tarafta ayaklar üzerinde kemer başlangıcı sağ tarafta duvara örülmüş.

20180429_111719_HDR

Kısa, kalın sütun kemeri diğer tarafa da yapılmış. İki taraf ta kemerli ve üstü kapalı bir geçit.

20180429_111721_HDR

Sütunlar sıra sıra dizilmiş yol boyu ve genişçe bir alanın kenarlarında dikili duruyor.

20180429_111728_HDR

Bu cadde hakkında yazılmış uzunca yazının resmini çekiyorum.

20180429_111746_HDR

Zeminde döşeli pişmiş toprak künklerin bir kısmı görünüyor.

20180429_111754_HDR

Antik kentin kenarındaki yola çıktık. Az ilerde sağda kazı çalışmaları devam ediyor. Sol tarafta tel örgü ile çevrelenmiş antik kent son kazılarda tel örgü dışında da kalıntılar ortaya çıkmış.

20180429_112026_HDR

Atik kentin tel örgüleri devam ediyor tepeye kadar. Biz dıştaki yolda rotamızı takip ediyoruz nehir boyu.

20180429_120629_HDR

İlerideki tepe yamacına gelince bu yamaçta kaya mezarları olduğunu zannettiğim delikler görüyorum. Biraz yumuşak kayaçlara kimi geniş, kimi dar giriş yapılmış. Hepsi aynı hizada değil, kimi yüksek, kimi alçak.

20180429_120757_HDR

Yamacın diğer tarafında da mezarlar görünüyor. Herhalde antik kentin nekropol kısmı burada yapılmış. Antik kenti gezerken nekropol (Mezarlık) görmemiştim.

20180429_121048_HDR

Antik kenti geçer geçmez vadiye girdik ve Büyük Menderes nehri bize kendini gösterdi. Gösterdi, gösterdi göstermesine ama beni şaşırtan akan suyun berrak ve temiz akmasıydı. Sevindim böyle temiz akmasına. Demek ki Denizli’den gelen Çürüksu çayındaki kirlilik Büyük Menderes nehrini kirletiyordu. Kıyılarda sazlar ve hayıtlar var.

20180429_121834_HDR

Vadiden gelen nehir dar bir yerden tertemiz akıyor. Karşı taraf kıyıları sazlık, beni olduğum tarafta Zakkum pembe çiçekler açmış.

20180429_121838_HDR

Yolu yaparken kazdıkları yerde iki farklı renkte toprak yapısı ortaya çıkmış. Alt kısım koyu gri, neredeyse siyaha yakın. Üst kısmında, 1.5 – 2 metre kalınlıkta toprak yüzeyi bej renginde.

20180429_124429_HDR

Burada üzüm bağları gözüme ilişiyor, boşluk olan yerlerde kırmızı gelincikler açmış.

20180429_125221_HDR

Nehrin karşı tarafına geçen bir köprü görünce o tarafa girdik. Ferdimen köprünün ortasında resim çekiyor. Köprü uzun, kenarları korkuluk demirleri uzayıp gitmiş. Tam ortada uzunca bir kavak göğe doğru uzamış gövdesini saran sarmaşıkla birlikte.

20180429_125224_HDR

Köprü başındaki demire tabelamızı bağlıyorum.

20180429_125520_HDR

Büyük Menderes nehri berrak ve temiz aktığını gördüğüm için şanslıyım. Yıllardır her geçişimde nehrin dibini görme şansım olmadı. Şimdi ise nehrin yatağındaki tüm çakıl taşlarını görmekteyim. Ayrıca bolca suyun akması da sevindiriyor beni. Yaptığımız turun amacına ulaşması için çabamızı sürekli göstermeliyiz. Tarımda ürünleri zehirlemeden, balıkların, kaplumbağaların, kurbağaların, yengeçlerin yüzdüğünü görmemiz gerek. Savaşımız bunlar için olmalı. İnsanlara bütün pislikleri nehre akıtmamalarını anlatmalıyız ki geleceğimize temiz bir miras bırakalım.20180429_125603_HDR

Büyük Menderes nehri ağaçların arasından usulca ve tertemiz akıp gidiyor.

20180429_125611_HDR

Dar vadi dibinden, nehrin akışına doğru, suyun kaynağına yolculuğumuz sürüyor. Vadinin yamaçları dik, Önde Ferdimen bisikleti ile gidiyor. Mehmet daha ileride.

20180429_133231_HDR

Yol bu kez karşı tarafa doğru köprü ile bağlanmış. Köprü başında durup demire tabelamızı bağlıyorum. Köprü korkuluk demirleri, KUZ, kıvrılarak akan nehir ve yamaçlar görüntüye giriyor.

20180429_133648_HDR

Karşı kıyıya geçer geçmez barajın gövdesi tüm ihtişamlığı ile karşıma çıktı. Burası vadinin en dar yeri olmalı. Baraj duvarı yüksek beton olarak milyonlarca metre küp suyu tutuyor. Önümde bir kaç ağaç ve akan nehir.

20180429_134053_HDR

Barajın gövdesinin en üst kısmına tırmandıktan sonra, barajın sağ tarafında yamaç betonla kaplanmış. Bu beton içine kocaman tüneli görünce içine girerek gölgelik ve serin yerde dinleniyoruz. Yokuşu çıkınca terledik ne de olsa. Ferdimen tünel girişine oturmuş gölgelik yerde, sağında ve solunda iki bisiklet duruyor.

20180429_135308_HDR

İlk önce Güney şelalesini görmeye gidiyoruz. Az daha tırmanış var. Baraj seviyesinden yükseklerdeyiz. Gölet geniş bir alan oluşturmuş. Üstümde çınar ağacı var, dalları resmin üstünde görünüyor birazcık. Karşıdaki yamaçta bir yol kıvrılarak yukarı doğru çıkmakta. Sanırım o yoldan gideceğiz. Yolun üstünde teras olarak bir kaç kademe daha var.

20180429_141828_HDR

Ve ağaçların arasından Güney şelalesini görüyorum yükseklerde. Su yüksekten dökülüyor ama ağaçlardan döküldüğü yeri göremiyorum.

20180429_143604_HDR

Sonunda Güney şelalesinin dibine geldik. Yüksekten, epey yüksekten, iki yerden dökülüyor. Burasının dibin görünmüyor. İkinci kademeden bir daha dağınık biçimde, bir kaç yerden yolun dibine kadar dökülüyor. Şelalenin yüksekliği 20 metre civarında. Şelalenin etrafı yeşil bitkilerle kaplı. Burası milli park olarak ilan edilmiş doğal güzellikte bir yer. Beton taş döşeli yolda Ferdimen’in bisikleti ve KUZ park etmiş durumda.

20180429_144205_HDR

Burada restoranlar var yemek yiyeceğiniz. Biz de oturup balık yiyeceğiz birinde. Bisikletim KUZ yolun kıyısında park edilmiş halde duruyor. Dik yamaç bitkilerle yemyeşil durumda

20180429_144341_HDR

Bu yamaçtaki bitkilerden yoğun olanı sarmaşık türü her tarafı kaplamış durumda. Nedeni ise yamacın her tarafından su çıkması. İki yerden su akıyor çeşme gibi.

20180429_144349_HDR

Restoranın birine oturduk. Manzara çok güzel, baraj göletini izleyerek yemek yiyeceğiz. Biraz yüksekteyiz, altımızda ağaçlar boy göstermiş, karşıdaki dağlar manzarayı tamamlıyor.

20180429_145200_HDR

Üstü kapalı bir yerde masanın birine oturduk, Alabalıkları ısmarlayıp beklemeye başladık. Dünyada en çok resim çeken garsona bizi çekmesini rica ettik. O da bizi kırmadı ve üçümüzü masada otururken çekiyor göl manzaralı olarak.

20180429_145441_HDR

Pişen balıklar gelince yanına da soğuk bira eşliğinde yiyoruz. Balığı ağlatmamak gerek değil mi? Karnımızı doyurduktan sonra bisikletlere binip kendimizi yokuş aşağı saldık. Yemekten sonra kahve içmemiz gerek. Göl manzaralı bir yer seçerek duruyoruz. Kahve takımlarını çıkararak kahve pişirmeye başladım. Ferdimen Mehmet ile beni arkadan göl manzaralı olarak çekiyor benim telefonumla.

20180429_160502_HDR

Kahve pişiyor, logolu fincanımı elimi uzatarak gölü çekiyorum. Fincanın içinde köpüklü kahve, baraj gölü ve karşıda tepeler olarak manzarayı oluşturuyor. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

20180429_160602_HDR

İnişte göletin karşı kıyısını ve tepeleri çekiyorum. Baraj gövdesi üzerinde yol var ve devamında yokuş başlıyor.

20180429_162709_HDR

Tam karşımda koca bir dağ gölet yüzünden tepeye dönüşmüş. Kayalıktan oluşan dağ girintili, çıkıntılı ve az olarak bitki görünüyor. Dağın yansıması gölete vurmuş. Hafif esen rüzgarın titrettiği su yüzeyinde yansıma net değil.

20180429_162715_HDR

Baraj gövdesinin üzerine geldik, tam ortasından göl yüzeyini dar olan vadiyi çekiyorum. Göl dar ve uzun bir vadidedir. Göldeki su seviyesi tamamen dolu.

Su yüzey alanı: 2.80 km2

Toplan su hacmi: 84.27 hm3

20180429_163206_HDR

Baraj altındaki elektrik santralını ve kanallara ayrılmış beton yapıları çekiyorum. Buradan Büyük Menderes havzasını sulamak için su kanallara ayrılıyor. Santralın kurulu gücü 28.72 MVA dır.

20180429_163219_HDR

Baraj duvarına nehre atılan plastik atıklar su yüzeyinde birikmekte. Bu da barajın yukarılarında insanlar nehri kirletmekte olduğunu gösteriyor.

20180429_163326_HDR

Düzlük bitince sert yokuşlar başladı, hem de ne sert. Zig – zag sürerek çıkarken Ferdimen Mehmet’i bisiklet üzerinde arkasında gölet manzaralı çekiyor.

IMG_2610

Yavaş ve emin pedallarla çıkıyoruz. Bazen durup nefesi azaltırken geriye dönüp çıktığımız yolu ve baraj göletini çekiyorum. Epey çıkmışız demek ki. Ve hala çıkmamız gereken yokuşlar var.

20180429_165804_HDR

Ağır ağır çıkarken Mehmet ve Ferdimen’i direkler üzerinde kiremit döşeli çatısı olan, üç tarafı bir metre duvar örülü, üzeri yeşil gölgelikli bir yapıda koltuklarda otururken görüyorum. Bisikletlerini park etmişler, koltuklarda gel keyfim gel beni bekliyorlar. Yapının ön kısmı açık, zemini beton kaplı. Burada kamp yapılabilir.

20180429_172202_HDR

Ben de biraz dinlenip nefesim normale dönmesiyle tekrar kıvrılarak yukarı giden yola çıktım. Etrafta çam ağaçları var.

20180429_173054_HDR

Rakım yüksek olsa da buralarda zeytin ağaçlarını görünce durup resmini çekiyorum Demek ki Akdeniz havası buralara kadar geliyor.

20180429_174051_HDR

Eğim o kadar çok ki arada durup dinlemeden yol alamıyorum. Gidonumda takılı iki tüy ve dönemeç olan önündeki yokuş nereye çıkıyor bilmiyorum. Ne zaman bitecek bu yokuş, artık bitsin gayri.

20180429_180149_HDR

Yokuşu çıkarken üzerimi çıkarıyorum ki terim atletimi sırılsıklam yapmasın. Üzerim güneş ışınlarına maruz kalınca kıpkırmızı olmuş durumda. Ferdimen beni çıkarken resmediyor bir an için.

IMG_2615

Yokuşu çıkarken bir çeşme karşıma çıkıyor. Tamamen betondan yapılıp, beyaz badana ile boyanmış. Aynasına yeşil sprey boya ile İsmail yazmış birisi. Yalak kısmına da 93/1 devre yazmış askerin birisi. Çeşmeden su az akıyor. Suları dolduracak kadar değil. Arkası tamamen yeşillik olarak kaplamış ağaçlar.

20180429_181105_HDR

Bahçenin girişinde 50 X 80 cm boyutlarında içi oyuk taş dibek konulmuş. Yanına SATIK ARZİ olarak yazılmış. Yanında demir bir direk ve uzun bir demirle bahçe girişi 6 tahta dağınık biçimde konularak kapatılmış. Hemen dibinde incir ağacı ve bahçe içinde zeytin  ve nar ağaçları görünüyor.

20180429_181728_HDR

İncir ağacına tabeladan bir tahta konulmuş. Tahtaya kırmızı boya ile “İncir yemek selbes. Marangoz Orhan” yazılmış. Maalesef incir mevsimi olmadığı için yiyemiyoruz.

20180429_181806_HDR

Sonunda Güney kasabası göründü. Yamaçta kurulu olan kasabanın evleri fazla yüksek değil. Biraz daha yokuş çıkacağız demek ki.

20180429_183333_HDR

Kasabaya giriş yaptık, yolda kazı çalışmaları yapıldığı için cadde tamamen toprak. Ferdimen beni yokuşu çıkarken çekiyor arkamdan.

IMG_2628

Yokuşu çıkarken bir çeşme görünce duruyorum çeşmenin başında. İki tane geniş borudan su akıyor. Çeşmenin duvarı kayrak taşı ile kaplanmış. Beyaz bir mermer üzerinde “Kocapınar 1950 Belediye” yazılmış. Su iki bölmeli yalağın içine akıyor. Her olasılığa karşı sularımı dolduruyorum çeşmeden.

20180429_183650_HDR

Kasabanın merkezine geldik. Bisikletleri kahvenin birisinin önünde park ettik. Karşıda bir dükkanda yazılanları görünce dükkan tabelasını yakından çekiyorum. Tabelanın üstünde 34 Nolu sokak (TN. 4) tabelası sokağı belirtmiş. 4 B dükkan numarası. Dükkan tabelasında yazan ise; “Özen kundura tamircisi, O ŞİMDİ UZAKLARDa Ömer Kanlı

20180429_191430_HDR

İşin ilginç yanı dükkanda yazılı kartondan tabelalar. Büyük küçük harf karışık olarak şunlar yazılı;

AYAKKABI

TAMİRİ YAPILIR

HER RENK AYAKKABI

BoyanıR HeRkesin

istedigi paRaya

TamiR yapıLIR

(Nedense R harflerini hep büyük harf olarak yazmış kunduracı Ömer usta)

20180429_191434_HDR

Daha aşağıda;

AYAKabı

TamiRi GaRanTİ

YAPILIR

20180429_191438_HDR

Dükkanın başka bir yerinde de üç kartona şunlar yazılmış;

1. Karton

AYAKKABI

BOYANIR

İki yazı yazıcı ile düzgün yazılmış. İki yazı arasına;

Cila ile De

Boyanır

Cila ile De olur

yazılmış.

Daha küçük bir kartona;

Kaveye

gittim

Geliyorum

Bekle

Yazılmış.

3, Kartona görünen kısmı kadarıyla;

KKabı

boyanır

miRyaPILIR

Sağ üst köşede;

1 TL DİR

20180429_191450_HDR

Bu ilginç ayakkabı tamirci dükkanında yazılanları çekmemin sebebi ilginç yazılar ve en önemlisi de şu; Herkesin istediği paraya tamir yapılır yazması. Demek ki bu kasabada fakir çok ve yeni ayakkabı almasını bırak tamiri bile yaptıracak gücü yok.

Kasabanı meydanında kazı çalışmaları var. Kanalizasyon boruları döşeniyor. Yaklaşık 1.5 metre genişliğinde beton boru ve çalışma yapan traktör kepçe ve kamyonlar meydanda.

20180429_192414_HDR

Üzerinde iki kat ev olan kahvenin önünde bisikletlerimiz park halinde. Sonradan burasının belediyenin oteli olduğunu öğrendik.

IMG_2635

Akşam olmak üzere, karşıdaki belediye binasına giderek kalacak yer konusunda görüştük görevlilerle. Bu görüşmeyi daha çok istihbarat şefimiz Mehmet Aydın yapıyor. Ne de olsa Asker emeklisi. Bu konularda çok yetenekli olduğu kesin. Bisikletlerimiz Belediye önünde park halinde. Zafer kazanmış komutan edasıyla Mehmet belediyeden çıkmış bisikletini alarak bize doğru gelmekte. Belediyenin otelinde kalacağımızı Mehmet müjdeliyor bize.

20180429_192421_HDR

Kalacağımız otel deminki kahvenin üzerinde, bisikletleri otele götürüp görevliden anahtarı aldık. Çantaları odaya taşıdıktan sonra dışarı çıkıp pazar için tezgahını kurmuş bir pazarcıyı Ferdimen çekiyor. Tezgahın başında köylü, kafasında kasketi ile arkasındaki kasaya bir elini dayamış şekilde duruyor. Kasalarda domates, salatalık var, önündeki tezgahın üzeri kırmızı bir örtü ile örtülmüş. Herhalde pazar yarın kurulacak gibi.

IMG_2636

Ferdimen tezgahı çektikten sonra ben de hem Ferdimen’i hem de tezgahı olduğu gibi çekiyorum. Kırmızı örtülü tezgahın yanında patates serilmiş.

20180429_193235_HDR

Kahvenin bahçesinde çok basınçlı su akan bir çeşme var. Yalağın içi ve biraz yukarısı yosun tutmuş. Çeşmeden su basınçlı akarken arkada T borudan normal akan su var. Bu çeşmedeki su daha güzel olduğunu belirtiyor kahvedekiler. Daha önce çeşmeden doldurduğum suları dökerek buradaki çeşmeden dolduruyorum. Yukarıda bir halkaya bağlı uzun zincir çeşmeye kadar gelmiş. Ucunda da krom bir tas bağlı. Maalesef çeşmelerde olağan bir durum bardağı zincirle koruma altına almak. Bu ahlaksızlık ne zaman bitecek belli değil. Yalağın yanında iki saksı ve bir tahta kahve sandalyesi duruyor.

IMG_2638

Otelin odasına çıkıp odadaki yataklara yerleşiyoruz. Otelde çeşmelerden su akmıyor, tuvaleti bozuk işler durumda değil. Artık suyu aşağıdaki çeşmeden alacağız. İstihbarat şefimiz Mehmet yakınlarda hamam olduğunu öğreniyor. Havlumuzu, su donları ve temiz eşyaları alıp hamama giderek bir güzel yıkanıp keselendik. Sıcak su bizi kendimize getirip tüm yorgunluğu alıp hafifliyoruz. Terli çamaşırları bir sabun su ile yıkayıp pakladık. Temiz ve kuru elbiseleri giyip otele döndük odamıza. Odanın içine ip gererek çamaşırları astık kuruması için. Ferdimen beni eşyalarımı çıkarırken yatağın ucunda çekiyor. Odanın içinde üçten fazla yatak var.

IMG_2639

Akşam yemeğini yapmıyoruz çünkü istihbarat şefimiz yaptığı araştırmalarda yakınlarda ızgara salonu buluyor ve bizi oraya götürdü. Burada kelle paça çorbası, acı biber, sarımsaklı sirke ve bol limon ile karnımızı doyurduk. Ferdimen Mehmet ile beni masada boş çorba kaseleri ile çekiyor.

IMG_2640

Karnımızı doyurduktan sonra çayları da içerek bir süre daha lokantada oturduk. Fazla geç olmadan otele giderek odamıza çekildik. Bisikletleri otel içindeki koridora kilitledik bu ara. Telefonları ve şarj edilecek cihazları prize takıp şarj ediyoruz.  Sonrasında yatağa yatıp uyku moduna geçtik. Bu gün her ne kadar az yol yapsak ta Güney barajından sonra sert yokuş bizi çok yordu. Yaklaşık 600 metre tırmandık sayılır. 148 metreden 753 metre rakıma çıktık. Fazla zorlamaya gerek yok. Nerde tırak orda bırak.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 40 Kilometre civarı.

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc

Suyun Kaynağına Yolculuk Büyük Menderes 4. Gün

28 Nisan Cumartesi

(K arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

Yenipazar – Buharkent – Tosunlar köyü

(Resimlerin bir kısmı Ferdimen’e aittir)

 

“Farzet hiç ayrılmadık
Gözümde tütüyor
Gözümü tütsülüyorsun hala
Hep birlikteyiz sanki
Seninle ben ve DÜNYA”

Can Yücel

 

Öne çıkmış olan görsel, eğimi fazla olan su kanalından çağlayarak akan su köpürerek geniş bir kanala hızlıca dökülüyor.

20180428_123134_HDR

Yumuşak yatakta, duş alınmış olarak uyumanı verdiği rahatlıkla sabah erkenden uyanıyorum gün ağarırken. Dağınık olan eşyaları toplamaya başlıyorum. Odanın penceresindeki perdede bisiklet deseni basılmış. Altına da iki çanta yerleştirilmiş ve bisikletle seyahat etmeyi anlatıyor sanki. Güneş arkadan vuruyor perdeye.

20180428_075303_HDR

Otelde kimse olmadığı için hazırlanıp dışarı çıktık. Kahvaltıyı yolda yapacağız. İki katlı oteli dışarıdan resmini çekiyorum. Üst katlardaki odaların balkonları var. Üst katta duvara altın yaldızla boyanmış Osmanlı tuğrası konulmuş. Balkon korkulukları ve çerçevesi altın renge boyalı. Alt katta mescit bölümü var. Bisikletlerimiz park edilmiş durumda.

IMG_2426

Anahtarları benzincideki görevliye verip yola çıktık. Kasabanın meydanına gelip Yörük Ali Efe’nin heykelini gündüz gözüyle çektim. Heykelin etrafı çiçeklerle bezenmiş. İlerideki binaya büyükçe bir Türk bayrağı asılmış. Burası aynı zamanda kavşak, tabelada sol tarafı Sultanhisar -Aydın – Denizli yönünü. Düz olarak Bozdoğan – Kavaklıdere yönünü belirtmiş. Biz düz gideceğiz.

20180428_081413_HDR

Belediye önündeki geniş meydanda deve heykeli konulmuş. Eskilerden kervanlarda develerden yararlanırmış. Buralarda hala deve yetiştirenler var ve her yıl deve güreşleri olur. Mermer plaka döşeli meydanın ortasına bir köpek yatıp uyuyor.

IMG_2429

Yenipazar içinden bir çay akıyor. Kenarları yüksek taş duvarla örülmüş. Zemini de beton dökülerek çay yatağında dümdüz bir kanal gibi görünmesi sağlanmış, çay tertemiz.

20180428_082325_HDR

Tepeye çıkan merdivenlerin basamakları mavi ve lacivert renkte sanki kıvrıla kıvrıla akan bir çay görüntüsü verilmişler. Tepede çam koruluğu ve bir Türk bayrağı dalgalanıyor direkte. Merdivenlerin ortası beton duvarla bahçeye dönüşerek elektrik aydınlatma direkleri konulmuş yukarıya kadar. Yukarıları sarı renkle boyanmış. Görüntüsü çok güzel merdivenlerin. Merdivenlerin solunda üç, sağında iki katlı ev var.

IMG_2430

Yenipazar kasabasından çıktık. Biraz gittikten sonra güzel bir çay bahçesine denk geldik. Burada kahvaltıyı yapacağız.

20180428_093912_HDR

Taze gevreklerden alıp masanın birini işgal ederek sofrayı kurduk. Bakkaldan yumurta alıp tencerede pişirdik omlet olarak. Zeytin, peynir, bal ile bir güzel kahvaltıyı yaparken Ferdimen bizi çekiyor masada Mehmet ile.

IMG_2435

Kahvaltıdan sonra toparlanıp yola çıktık. Borudan suyu akan çeşmeden şişeleri dolduruyoruz hepsini. Ferdimen kendi bisikleti ile çeşmeyi çekiyor. Çeşme yüksekçe bir duvar ve beyaz badana ile boyalı, yalağı betondan yapılmış.

IMG_2437

Yolumuz üzerinde antik kentlere giden tabelalar karşımıza çıkıyor. Bunlardan birisi Orthasia antik kenti. Tabelada 2 Km mesafede olduğunu gösteriyor. Yol üzerinde olmadığı için gitmiyoruz antik kente.

20180428_094732_HDR

Orthasia antik kentinin buralarda olması ve bu gibi antik kentlerin çevrede çok olması yöre halkının mezarları bize o çağlardan beridir yaşadıklarının kanıtı. Mezar taşları çok eski. Sanki binlerce yıldır öylece duruyorlar.

20180428_095602_HDR

Yol kıyısında yüksekçe bir tarlanın yamacında gelincik çiçekleri açmış. Kırmızı rengi ile yeşil otlara ayrı bir desen oluşturmuş. Mehmet bisikleti ile durmuş cep telefonu ile resmini çekerken ben de onu çekiyorum. Bisikletinin arka bagajında güneş panelini açmış yedek bataryasını şarj ediyor.

20180428_104535_HDR

Bir tabelada Arapapıştı kanyonu iskelesine 45 Km kaldığını gösteriyor. Elbet bir gün gideceğiz böyle yerlere ama şimdilik yolumuza devam etmek zorundayız.

20180428_104945_HDR

Yolumuz üzerinde olan Akçay köprüsünden geçerken korkuluk demirlerine tabelamızı bağlıyorum

20180428_105355_HDR

Akçay sakince akıp Büyük Menderes nehrine, oradan denize kavuşup hasreti bitecek suyun. Çayın kıyıları sazlıklar ve söğüt  ile kaplanmış.

20180428_105505_HDR

Tarlaların arasından geçen su arkları tertemiz akıyor.

20180428_105708_HDR

Sulama kanallarını besleyen sular 20 santimlik borudan tertemiz akarken yakından çekiyorum. Su borudan tamamen dolu ve basınçlı olarak dışarı çıkıyor. Suyun rengi ve berraklığı insanı kendinden alıyor. Borunun altından su damlacıkları akarken donduruyorum resimde. Su akışını saatlerce seyredebilirim.

20180428_110229_HDR

Yüksek bir yerden geldiği belli olan borudan su gürül gürül akıyor kanalın içine. Boru aşağıdan yukarı gelip dirsek ile yatay konumunda 2 metre kadar gittikten sonra su çıkmadan dirsekle döndürülerek kanalın içine dökülüyor.

20180428_110242_HDR

Yol kıyısında bir çeşme ama çeşme akmıyor maalesef. Çeşme geniş ve yüksek bir duvara yapıştırılmış. Çeşmenin yanlarındaki kare sütunların biri uzun, biri kısa. Üstüne de bir mermer yerleştirmişler.

20180428_111623_HDR

Yol işlek olmadığından rahat gidiyoruz. Etrafta tarlalar, bahçeler, yol kıyısında ağaçlar dikili. Uzun boyları ile kavaklar göğe yükselmiş. Mehmet önde bisikleti ile giderken gölgeler yola vurmuş.

20180428_112535_HDR

Yolumuz üzerinde dut ağaçlarına rast gelince durup tadına bakmadan geçmiyoruz. Dut bol, pembeden siyaha kadar her tonda dut var. Biz olgunlaşmış siyah dutları yiyoruz. Dutları yakından çekiyorum.

20180428_113123_HDR

Köyün birinden geçerken beleş tuvalet bulunca girip rahatlıyoruz. Yolda hep yemek içmek olmaz. Tuvaletin duvarı pembe renge boyanmış.

IMG_2438

Köyün bakkalında mola verdik. Dükkanın yanındaki boş dükkanda masa ve plastik sandalyede oturup soğuk sodaları içiyoruz.

IMG_2461

Yukarıdaki tepelerden gelen geniş bir kanaldan biraz eğimli olarak su hızlıca akıyor. Kanalın sonunda daha geniş bir kanala köpürerek dökülüyor. Bu resmi öne çıkmış görsel olarak seçiyorum.

20180428_123134_HDR

Harita uzmanı olan Ferdimen’in çizdiği rotaya göre köy yollarının sonuna geldik. Gittiğimiz yöne göre sola, Aydın – Denizli yoluna doğru gideceğiz. Büyük Menderes nehrinin sağından gittik şimdiye kadar. Bu kez Büyük Menderes nehrinin solundan gideceğiz. Büyük menderes nehrinin üzerine geldik. Köprü üzerindeki korkuluk demirlerine tabelamızı bağladık. Tabelanın bir kısmını sazlar örtmüş.

20180428_132402_HDR

Nehir koyu bej renginde akarken resmini çekiyorum köprünün üzerinden. Kıyılar sazlıklar ve söğüt ağaçları ile kaplı.

20180428_132106_HDR

Yol kıyısında tamamen beyaza boyalı bir bisiklet dik olarak konulmuş. Bu beyaz boyalı bisiklete “Hayalet Bisisklet” diyoruz. Bisiklet üzerinde arabanın çarpıp katlettiği bisikletçinin ruhunu temsil ediyor.

20180428_173702_HDR

Bir süre kuzey yönüne gittikten sonra ana yola çıktık. Haliyle burada trafik yoğunluğu çok. Gürültü çoğalıyor motor homurtuların sesleri ile. Emniyet şeridinden Denizli yönüne doğru gideceğiz.

20180428_180443_HDR

Aydın’ın havası ve Büyük Menderes nehrinin bereketi ile buralarda çok güzel incir yetiştiriliyor. İncir tarlalarını yol kıyısında görmek olası.

20180428_180456_HDR

Buharkent’e geldik, tabelasında 12.500 kişinin yaşadığını gösteriyor. Burada fay çatlağına giren yeraltı suları ve Büyük Menderes nehrinin suları magmanın ateşinde buharlaşıp yer yüzüne çıkıyor. O yüzden buraya Buharkent kasabası kurulmuş.

IMG_2466

Hazır buhar çıkarken boşa gitmesin diye elektrik santrali kurularak enerji elde ediyorlar. Bu elektrik santralları giderek çoğalmaya başlamış çevrede. Haliyle bunu yapan şirketler çevre koşullarına göre kuyuları açmamış, çıkan zararlı buhar sularını arıtmadan doğaya salıyorlar. Şirketlerin patronları doymak bilmeyen aç gözlülükleri yüzünden çevreye bilerek zarar vermekte ve bunu önleyecek ne yasa var nede uygulayacak yönetici. Dağın etekleri dibine kurulmuş buhar elektrik santralı altı yerden havaya buhar salıyor.

20180428_180927_HDR

Santralın hemen aşağısında ekili buğday tarlaları görmek olası. Buhar santrali ovayı, tarlaları, yetişen ürünleri kontrolsüz biçimde zehirlemeye devam ediyor.

20180428_181449_HDR

Ana yolda hızımız yüksek, Savcılı köyünden geçiyoruz ama köye girmeye niyetimiz yok.

IMG_2468

İzmir – Denizli tren hattı yol ile paralel gidiyor. Büyük Menderes ovası tarlalar sıralı, ekilip ürünler yetiştiriliyor.

20180428_182704_HDR

Yol kıyısında bir demet halinde pembe çiçek açmış Zakkum yola renk katmış. Yol kıyısında böyle bir çok Zakkum görüyoruz.

20180428_182951_HDR

Ana yola çıktıktan sonra bir süreliğine Büyük Menderes nehrinden uzaklaştıktan sonra sonunda nehre kavuşunca kıyıları saz kaplamış olarak sakince akıntısını çekiyorum.

20180428_183759_HDR

Güneş alçalmaya başladı, Sarayköy’e gelmeden sola doğru döndük. Yolumuz nehri takip etmek ve akşam için kamp alanı bulmalı akşam olmadan. Güneş alçalmış kavşak üzerinde, ortada kırmızı erik ağaçları dikilmiş. Güneş ışıkları yaprakları tamamen kızıla döndürmüş rengini.

20180428_184400_HDR

Kavşağı döndükten sonra Alaşehir yolunda giderken tamamen sararmış buğday tarlası görünce durup resmini çekiyorum. Buğday sapları o kadar sarı ki izlemeden geçmek olmaz. Tarlanın ötesinde köy evleri var.

20180428_185720_HDR

Tosunlar köyüne geldik, akşam olmadan kalacak bir yer bulmamız gerek.

20180428_190818_HDR

Köy girişinin karşısında küçük bir koruluk görünce buraya daldık. Bu arada bisikletçi arkadaşım Baattin Şimşek beni cep telefonundan arıyor. Bana neredesiniz deyince bulunduğumuz yeri tarif ediyorum. Baattin bu kez bisikletle değil motor ile tur yapıyor. Bizi facebook tan paylaştığımız resimlerden takip ettiği için buralardan geçerken buluşuyoruz. Kısa sürede geldi yanımıza. Ne de olsa motorlu. Bisikletimin aparatına cep telefonumu takıp otomatik resmimizi çekiyorum. Ben, Ferdimen, Baattin ve Mehmet. Arkada tel örgü ve DSi tabelasında burasının bakım yolu olduğunu belirtmiş.

20180428_191824_HDR

Koruluk yoldan biraz içeride, servi ağacı dikilmiş. Resmi çektiğim yer biraz yüksekçe, buradan yol görünüyor servilerin arasından.

20180428_192218_HDR

Bazı yerler çam ağaçları ekilmiş. Biz kampımızı oraya kuruyoruz. Tepedeyken aşağıdaki KUZ ve bisikletleri çekiyorum.

20180428_192239_HDR

Kamp yerimiz güzel ama çeşme yok. Durum böyle olunca Baattin bize köyden iki tane beş litrelik su getiriyor. Akşam yemeğini hazırlayıp hep birlikte karnımızı doyurduk. Ardından kahve ve çay içerek sohbet ederek zaman geçirdik. Pankartımızı ağaçları gövdesine bağlayıp gerdik. Gecenin karanlığında flaş ışığını kullanarak resmini çekiyorum pankartı. Ortam kapkara olunca flaş ışığının aydınlattığı Suyun Kaynağına Yolculuk yazısı ve yeşil renkli görsel parlıyor.

20180428_221435_HDR

Korulukta ateş yakmadık tehlike olmasın diye. Fenerlerin ışığı altında fazla geç olmadan oturup sohbet ettik. Uykumuz gelince herkes kendi çadırına çekilip uyumaya başladık.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık 80 Kilometre civarı.

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc

Suyun Kaynağına Yolculuk Büyük Menderes 2. Gün

26 Nisan 2018 Perşembe

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır

Tuzburgazı – Büyük Menderes Deltası – Serçin – Akçakaya

( resimlerin bir kısmı Ferdimen’e aittir )

 

“Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi”

Can Yücel

Öne çıkmış olan görsel Büyük Menderes nehrinin kıyısında toprak alırken. Bisikletlerimiz park halinde. İki bisiklet arasına pankartımızı gerdik. Ferdimen ve Cem ayakta. Mehmet ve ben çömelmiş durumda, önümde kahve takımı. Kahve pişirirken

IMG_2304

Gün ışığı pencereme vurunca gözlerim otomatikman açılıyor. Arkadaşlar hala rüyalarını görmekte. Henüz telefonumdaki kurulu alarm ötmedi daha. Yere serili mat üzerinde uyku tulumları açılmış. Ferdimen üzerini örtmeden uyuyor. Bisikletler kıyıda park edilmiş durumda.

20180426_063229_HDR

Sonra arkadaşlar da uyanınca toparladık mat ve uyku tulumlarını. Böyle çadır kurmadan yatıp fazla eşya çantalardan çıkmayınca toparlanma da ona göre hızlı oluyor. Kahvaltılıkları kahvenin bir köşesindeki masanın üzerine serdik. Çay kahvede hazır olunca duble çaylarla bir güzel kahvaltı ediyoruz. Kahvedeki bir arkadaşa rica edip bizi kamera ile çekmesini istedik. Dört kişi, Cem Tabanlı, Mehmet Aydın, ben ve Ferdi Kızıl, nam-ı diğer kahramanımız Ferdimen masada oturmuş kahvaltı yaparken.

IMG_2303

Kahvaltımızı bitirip kalan eşyaları da bisikletlere yükledik. Tur başlangıcı olarak pankartımızı açıp resim çekiliyoruz dört kişi. Suyun Kaynağına Yolculuk Büyük Menderes Bisiklet Turu dört kişi ile başlıyor.

20180426_084856_HDR

Tur başlangıç yeri olan Tuzburgaz köyünden yola çıkarken beni ve eşyalarımı taşıyan bisikletim KUZ resim çekilmeyi hak ediyor. Yol dümdüz, uzayıp gidiyor ufka kadar. Kenarda evlerin bahçe duvarları ve çit beton direkler. Bisikletimin arka bagajında turuncu bisiklet çantaları.

20180426_085552_HDR

Büyük Menderes deltası geniş bir arazi ve burada tarım yapılıyor sürekli. Ekilen bitkileri yuvarlak biçimde, varil gibi yuvarlayıp sıkıştırılmış. Kış aylarında hayvanlara yemeleri için verilecek. Üst üste 6 kat dizilmiş yüzlerce yuvarlak ot demetleri. Otlar güneşten rengi kaçıp solmuş durumda.

20180426_091610_HDR

Arkadaşlar önde bisikletleri ile düz olarak uzayıp giden yolda ilerliyorlar. Çok uzaklarda tepeler görünmekte.

20180426_091613_HDR

Büyük Menderes nehrine geldik, köprü üzerinden nehrin denize akan yerinden çekiyorum bir poz. Nehrin rengi koyu ve durgun, sanki akmıyormuş gibi. Kıyıları tamamen sazlıklarla kaplı.

20180426_092527_HDR

Nehrin sağ yanında toprak yola gireceğiz. Gidebildiğimiz kadar gidip toprak alacağız. Büyük Menderes nehri köprüsü, tabelası ile elçek resim çekiyorum.

20180426_093306

Toprak yola girip gidebildiğimiz yere kadar gidip uygun bir yerde duruyoruz. Bisikletleri park edip arasına pankartımızı gerdik. Pankartta yazan “Suyun Kaynağına Yolculuk”. Mehmet Aydın, ben ve Cem Tabanlı yere çömelmiş durumda pet şişelere toprağı elimizle doldururken Ferdimen bizi çekiyor.

20180426_101529_HDR

Toprağı taşımanın en pratik yolu pet şişede taşımak. Yarım litrelik pet su şişesi buna uygun. Hem çantada dökülmüyor hem de az yer kaplıyor. Aldığımız toprağı çantalarımıza yerleştirdik. Sonrası da geleneksel kahve pişirme seremonisi. Kahve takımlarını çıkarıp pişirmeye başladım. Benim yanımda Mehmet çömelmiş durumda. Ferdimen arkamda ayakta. Cem bisikletinin yanında, sağda ayakta duruyor. Arkamızda pankartımız ve sazlarla dolu Büyük Menderes nehri. Ferdimen’in bisikleti solda park edilmiş durumda. Arka bagaja bağladığı çubukta Türk bayrağı bağlı. Suyun Kaynağına Yolculuk Büyük Menderes Nehri Turumu resmen başlatıyoruz böylece.

Bu resmi Ferdimen otomatik çekti. Öne çıkmış olan resim olarak seçiyorum

IMG_2304

Büyük Menderes nehri durgun olarak hissettirmeden akıyor sazlıkların arasından. Kıyıya çekilmiş Ahşap tekne duruyor.

IMG_2305

Toparlanıp toprak yoldan ana yola çıktık. Köprü başındaki korkuluk demirinin önündeki tabela direğine tabelamızı bağlıyorum cırt ile. Köprü üzerinde arkadaşlar bisiklet sürüyorlar.

20180426_103925_HDR

Yola ben de çıkıyorum, Büyük Menderes deltasındaki uçsuz bucaksız tarım alanlarında yaz ekimine hazırlanıyor. Traktörle tarla sürerken arkasından küçük bir toz kalkıyor rüzgara kapılarak. Tarla yolun altında kalıyor. Kıyıdaki çalılıklar tamamen yakılmış simsiyah kalmış dallar burada bir çok canlının telef olduğunu gösteriyor.

20180426_104936_HDR

Yola çıkar çıkmaz yakınlarda olan Miletos antik kentinin tabelası çıktı. Antik kent yola yakın olduğu için giriyoruz.

20180426_105616_HDR

Miletos antik kentinin görkemli yapısı olan amfi tiyatronun resmini bisikletim KUZ ile birlikte çekiyorum. Bir çok yeri tahrip edilse bile çoğunlukta ayakta duruyor tiyatro. İşte burada felsefenin ilk tohumları Thales tarafından atılmıştır. Anlatılanlara göre baş tanrı Zeus ile tartışırlarken Thales haklı çıkmış. Buna kızan Zeus “Ben Tanrıyım, istersen yıldırımla seni şuracıkta küle çeviririm” deyince Thales te buna “Öfke haksızlığın belirtisidir” diye cevap vererek tanrılara ilk baş kaldıran felsefeci olarak yazılmış bu tiyatroda. Böylece insanlık tarihinde felsefe başlamış oldu.

20180426_110216_HDR

Miletos antik kentinde kısa bir mola vererek yolumuza devam ettik, Akköy girişinde hafif bir yokuş var, zorlanmadan çıkıyoruz yokuşu. Elektrik ve telefon direkleri birbirinden bağımsız köyün semalarını kaplamış durumda.  Akköy tabelası ve az ilerde ana yol kavşağına geldiğimizi belirtir büyük karayolları tabelası.

IMG_2308

Buğday tarlasında ekinler boy atmış, başaklar büyümüş, yavaş yavaş sararmaya gidiyor ama yeni başlamış gibi. Çiftçi tarlanın ortasında ekinleri kontrol ediyor. Ekinler beline kadar uzamış.

20180426_110956_HDR

1977 yılında Süleyman Pir çeşme yaptırmış hayrına ama su akmadığından çeşme etrafını otlar bürümüş.

20180426_111757_HDR

Leylekler çoktan gelmiş yuvalarına, yumurtadan yavruları da çıkmış. Elektrik direğinin tepesine yuvasını kurmuş. Yuvada leylek yok, Büyük Menderes nehrinin bereketli topraklarında yiyecek bulmaya gitmiş olmalı.

IMG_2309

Akyeniköy kavşağında öğle yemeği için mola veriyoruz. Burada yemek ucuz, nedeni ise kamyoncuların uğrak yeri olması. Burada kuru fasulye, pilav, cacık üçlemesi ile karnımızı bi güzel doyuruyoruz. Çardak altında dinleniyoruz çaylarımızı içerken.

20180426_123305_HDR

Yediğimiz kuru fasulyenin yakinen resmini çekiyor Ferdimen. Masada tabaklar içinde fasulye, pilav, üstünde az fasulye taneleri, küçük bir tabakta salata, ekmek sepetinde taze ekmekler ve kuru fasulyenin olmazsa olmazı kuru soğan.

IMG_2311

Öğle molası bitiminde turumuza devam ediyoruz. Söke – Didim – Milas kavşağından düz, Bafa gölünün yanındaki yola girdik. Girişte tahtadan yapılmış tabelada “Bafa gölü tabiat parkı” yazılmış sarı renkli. Tabela üç tahta, yanlarda iki direğe çakılmış. Solda Bafa gölüne bağlantılı su kanalı var.

20180426_143407_HDR

Kavşaktan girer girmez yol toprak olarak devam ediyor. Aynı zamanda taşkınlar için yapılmış set yolda kenarlarına okaliptüs ağaçları dikilmiş. Ağaçlar seyrek ve kimisi kurumuş.

20180426_143819_HDR

Bir süre gidiyoruz dümdüz yolda. Birden bire yolu kapatan bir çalışma görünce durduk. Kurumuş olan okaliptüs ağacını kesmeye uğraşıyor ekip. Herhalde acemi olacaklar bir türlü ağacı deviremediler. Alt kısmından yeterli kesemediklerinden traktör kepçesi ile yüklendikleri halde ağaç direniyor devrilmemek için. Set üstünde bisikletlerden inmeden duruyorlar arkadaşlar. Yol açılsın diye beklerken arkadan çekiyorum bir poz. Ferdimen’in küçük üçgen Türk bayrağı ve uzun saçlarını bir kaç boğum lastikle bağlamış arkasında.

20180426_144039_HDR

Geniş düzlük ovada parsel parsel tarlalar yeni sürülmüş ekilmeyi bekliyor.

20180426_144128_HDR

Set yanında seyrek olarak dikilmiş okaliptüs ağaçları arasında giderken Ferdimen beni çekiyor.

IMG_2318

Bir süre okaliptüs ağaçları arasından gittik. Sonrasında hiç ağaç yoktu ve önümüzde uzayıp giden set üstü yol var. Bir – iki araç haricinde rahat gidiyoruz toprak yolda.

IMG_2320

Bir zamanlar deniz olan ova şimdi toprak olmuş. Ovada bir çok tarla ekilip biçiliyor. Ova düzlüğü sonunda bitti ve karşımızda bir köy göründü. Köyün arkasında küçük tepeler başlıyor.

20180426_151320_HDR

Köy ovanın bitiminde, yamaca doğru kurulmuş. Burası Serçin köyü.

IMG_2322

Hemen solumuzda Büyük Menderes nehri usul usul akıyor sakince.

IMG_2323

Toprak yolda yavaş gittiğimizden epey zaman geçmiş. Köyde bir mola vermek gerek. Hem hava da iyice ısındı. Güneş tepemizde terlememize neden oldu bisiklet sürerken. Bakkalın yanına vardık, çocuklar meraklı gözlerle yanımıza gelip bakmaya başlayınca “Çocuklar bakkaldan canınız ne istiyorsa alın” diyerek bakkala davet ettim. Herkes kendine göre bir şeyler aldı. Daha çok gazoz aldılar. Ben de onlara uyup gazoz alıyorum kendime. Nasıl olsa çantamda duran BayKuş kesemde epeyce para var birikmiş. Yolda bulup topladığım paralar Bay Kuş kesede biriktiriyorum. Çocukların aldığı şeylerin parasını BayKuş kesesinden ödüyorum. Zaten fazla tutmadı aldıkları. Kendimize cebimizden ödedim aldıklarımızı. Sonra okaliptüs ağacının gölgesindeki beton merdivene oturarak gazozlarımızı içmeye başladık.

Çocuklar meraklı sorular sormaya başladı bizlere. Bisiklet turcusunu sık sık görmedikleri belli. Belki de ilk defa görüyorlar bisikletçileri. Her zamanki klasik sorular; “Nerden nereye gidiyorsunuz? Bisikletin kaç para? Bu bisiklet kaç yapıyor? Lastiğin hiç patlamıyor mu? Patlayınca ne yapıyorsun?” gibi sorular. Hepsine cevap veriyoruz tek tek. Öğle sıcağında soğuk gazoz ve sodalar çocuklarla muhabbet eşliğinde bizleri serinletiyor. Bakkal da demlediği çaydan ikram ediyor birer bardak. Gölgede oturmuşuz Cem, ben ve Mehmet, yanımızda beş çocuk. Ferdimen bizi çekiyor telefonumla.

20180426_154033_HDR

Büyük menderes kıyısında büyük bir vinç. Halatın sonunda varil büyüklüğünde silindir. Herhalde toprağı düzeltmek için kullanılıyor. Belki de nehir yatağını düzeltmek için. Anlayamadım ne için kullanıldığını. Yeşile boyanmış rengine bakılırsa devlet su işlerinin vincine benziyor.

20180426_155106_HDR

Düz ova bitince yol tepelerin yanından gidiyor. Önümüzdeki köy girişi az yokuş var. Ferdimen durmuş solda gördüğü eşeğe bir şeyler anlatıyor;

“Ah eşek ah, senin yüzünden dayak yiyordum bir zamanlar. Çayıra yayılmış bir kaç aile piknik yapıyorlardı. Yanlarından geçerken Kazak Abdal’ın bir türküsünü söylemeye başladım;

Eşeği saldım çayıra

Varıp ta karnı doyura

Gördüğü düşü hayıra

Yoranın da avradını

Türküyü söylerken piknik yapanlar sen ne diyorsun herif, ağzından çıkanları kulakların duymuyor mu? Bize hakaret mi ediyorsun? diye üzerime yürüdüler. Yok ben size bir şey söylemedim, ahan da otlayan şu eşeğe söyledim, diyerek oradan uzaklaştım. Az daha dayak yiyordum senin yüzünden eşek herif.”

Ben de eşekle Ferdimen’i çekiyorum bir poz bu duruma karşılık.

20180426_162121_HDR

Mayıs ayı dut ayı, bülbüller bu ayda dutları yedikten sonra artık ötmezlermiş. Sizin anlayacağınız Dut yemiş bülbül olurlar. Zaten çoktan eşlerini bulup yumurtadan yavruları bile çıkmıştır. Karnı doymak bilmeyen aç yavruları doyurmak için bütün gün yiyecek peşinde koşmaktan helak olmuşlardır. Ötecek gücü kalmamıştır. Geçim derdi olunca ötmeye fırsat kalmıyor.

Yol kıyısında hayrına dikilen siyah duttan nasibimizi yiyoruz gerektiği kadar. Dutları yakından çekiyorum bir poz. İçlerinde olgunlaşmamış açık pembeden kırmızıya, olgunlaşmış haliyle siyah dutlar görüntüde.

20180426_163117_HDR

Sürülmüş tarlaların kıyısında karşıdaki dağların resmini çeken Ferdimen’in resmini çekiyorum. Dağların tepesindeki göğe yükselmiş kimilimbus bulutunu çekiyorum. Şimdi o bulutun altında ne fırtınalar esiyordur.

20180426_165552_HDR

Yolumuz dağların dibinden Büyük Menderes nehrini takip ediyor. Kimi yerde nehirden uzaklaşırken kimi yerde yolun dibinden akıyor. Nehrin kenarları sazlık ve söğüt ağaçlarını görüyorum. Tarlaları sulamak için nehre boru sarkıtılmış.

20180426_170715_HDR

Bu yol pek işlek olmadığı için kimi yer asfalt değil. Toprak yolda ilerliyoruz. Dağ yamaçlarının dibinde çeşitli ağaçlar fışkırmış. Yeşil ağaçların arasından, toprak yolda bisiklet sürmek gibisi yok. Önde Cem ve Mehmet bisiklet sürüyor.

20180426_171904_HDR

Hava iyice sıcakladı. Cem yanmak için üzerini çıkarıp çıplak olarak bisiklet sürüyor. Bazen ağaçların gölgesinde hem dinlenmek için hem de bizi beklemek için kısa molalar veriyorlar bisikletten inmeden.

IMG_2332

Ferdimen de arkadan yetişiyor bize. Toprak yolda gelen Ferdimen.

20180426_171915_HDR

Dağın dibindeki yol bazen yükseliyor ovadan ama fazla değil. Akan nehir ve sürülmüş tarlanın düzgün çizgileri bir tablo gibi karşımda.

20180426_172227_HDR

Karşımıza bir köprü çıkınca durup tabelamızı takıyoruz köprü başına. Tabelada yazan “Suyun Kaynağına Yolculuk Büyük Menderes Temiz Aksın”

20180426_173854_HDR

Köprüde tabelayı takarken diğer arkadaşlar da beni bekliyor köprünün üzerinde.

IMG_2336

Köyün birinde terk edilmiş bir ev görünce resmini çekiyorum. Ev viraneye dönmüş durumda. İki katlı, çatısı olmayan, geniş bacası uzun. Giriş kapısı, yanında üst üste iki pencere. Üst katta iki pencere. Evin yanında tek katlı bir ev daha var. Bu evin damındaki otlara bakılırsa topraktan bir damı var

20180426_181155_HDR

Çeşmenin üzerine dikdörtgen bir mermere şu sözler yazılmış;

Bak şu suyun

Rengine çeşmesi var

Tası yok kırma insan

Kalbini yapacak

Ustası yok

Mehmet Mülkiye Fillik

Hayratı

Yazan kelimeleri ayrık yazsa da insanlar ne yazdığına bakmıyorlar maalesef. Adam boşuna yazmamış çeşmenin tası yok diye. O yüzden tası zincirle bağlamışlar çalmasınlar diye.

20180426_181452_HDR

Kilometrelerce tarlalar, karşıda dağin dibinden ayrılmış küçük bir tepe. Arasında da bir köy görüyorum. Hani bir çocuk şarkısı vardır ya;

Orda bir köy var uzakta

O köy bizim köyümüzdür

Gitmesek te, varmasak ta

O köy bizim köyümüzdür

diye. İşte o köyü mutlaka göreceğiz ve gideceğiz. Varacağız yani. Rotamızda bir çok köy var ve köyleri yakından görerek ilerliyoruz durmadan.

20180426_184303_HDR

Yavaş yavaş gölgeler uzamaya başladı. Alçalan Güneş gölgemi tarlaya düşürürken resmini çekiyorum bisiklet sürerken.

20180426_185836_HDR

Güneş Dilek yarımadasının üzerine, Samson dağının az yukarısına doğru alçalmış. Hava bulutsuz, pırıl pırıl. Güneş tüm parlaklığını ovaya salmış. Ovanın sonunda bulunan Söke kasabasının hava kirliliği olan duman sis halinde yayılmış Dilek yarımadasının dibinde.

20180426_185901_HDR

Kimi tarla sürülmüş, kimisi de ot bürümüş durumda, sürülmemiş.

20180426_185904_HDR

Sürülmemiş bir tarla, dikine doğru traktör geçip iz bırakmış üç yerde.

IMG_2341

Elektrik dağıtım şirketi kimi beton direğin tepesine yukarı doğru kaide yaparak leyleklerin yuva yapmasını sağlamış. Zaten leylek direğin tepesine, tellerin üzerine yuvasını yapıyor. Böyle yapmakla hem teller arasında kısa devreyi önlemiş oluyor hem de kuşlar elektrik akımına kapılmamış oluyorlar. Direğin tepesinde bir leylek uzun bacakları üzerinde durmuş durumda. Gün boyu yiyecek aramakla yorulmuş, Güneş batmadan yuvasına çekilmiş dinlenmeye başlamış.

IMG_2343

Akşam üzeri Ferdimen haritaya bakıyor ve hava kararmadan kamp yapacağımız yeri belirledi.  Diğer köyler uzakta olduğundan Akçakaya köyünde kamp atacağız. Köyün kahvesinde oturup akşam yemeğini hazırlamaya başladık. Karşıdaki bakkaldan yoğurt, ekmek alarak kahvaltılık malzemelerle çay ile karnımızı doyuruyoruz. Bu arada köy muhtarı ile görüşüp kalacağımız yeri de ayarladık. Köyün düğün salonunda kalabilirsiniz deyince rahatladık. Cem turdan yarın ayrılacağını bildirdi. Bateri dersi alıyor ve onlardan geri kalmak istemediğini mazeret olarak sundu. Eh ne yapalım artık üç kişi tura devam edeceğiz. Masanın üzerinde kahvaltılıklar ve Cem elinde çatalı ile yerken Ferdimen bir poz çekiyor akşam karanlığında.

IMG_2344

Kahvede köylülerle sohbet ederek zaman geçiriyoruz çay içerken. Köylülere yaptığımız turu, amacını kısaca anlattık. Nehirlerimiz temiz aksın, tarlalarında kullandıkları Menderes nehrinin suları ürünlere zehir saçmasın, temiz besinleri yiyerek gelecek nesiller sağlıklı yetişsinler diye anlatıyoruz. Uyku basınca, çadırları üstü kapalı düğün salonunun girişine kurup yerleştik. İyi geceler dileklerle yatıyoruz mışıl mışıl.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 65 Kilometre civarı.

Powered by Wikiloc

Suyun Kaynağına Yolculuk Büyük Menderes 1. Gün

25 Nisan 2018 Çarşamba

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

(resimlerin bir kısmı Ferdimen’e aittir)

1 Gün İzmir – Selçuk – Söke – Tuzburgazı

 

“Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşi evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni”

Can Yücel

 

Öne çıkmış olan görsel, Konak vapur iskelesinin önündeki mavi boncuklu İzmir yazısının önünde Ferdimen, ben ve Cem.

20180425_120158_HDR

Merhaba sevgili okurlar, yeni bir yazı dizisi başlıyor. 7 Günlük bir tur yaptık, devamı da var ama onu anlatmayacağım. Sadece Suyun kaynağına yolculuk Büyük Menderes nehrini anlatacağım.

Bu yıl Suyun Kaynağına Yolculuk bisiklet turunu Ege bölgesinin nehirlerinden olan Büyük Menderes nehrini denize döküldüğü yerden kirli toprağı alıp doğduğu yer olan Afyon Dinar kasabasına kadar giderek suyun kaynağına dökeceğiz. Kirli su arına arına denize ulaşırken belki insanların aklı başına gelir de çevreyi ve nehirleri kirletmezler. Geleceğimize, çocuklarımıza temiz bir gelecek bırakmak için gönüllü olarak çalışıyoruz.

Büyük Menderes suyun kaynağına yolculuk bisiklet turunu Ferdi Kızıl, namı diğer kahramanımız Ferdimen ile birlikte organize edip yapacağız. Gerekli ön çalışma ve rotayı birlikte tasarladık. Pek zamanım olmadığı için keşif turu yapmadım. Sadece Antalya’da bir arkadaşın düğününe arabayla gidip dönüşte rotayı tersinden yaptım. Araba ile Antalya’dan Afyon Dinar kasabasına geldim. Suyun kaynağı olan yere Suçıkan diye adlandırılmış. Burada bir tesis kurmuş belediye. Güzel bir park, ağaçlandırıp yeşertilmiş. Yolları parke taş döşeli ve temiz. Belediye çalışanı ile görüşüp turumuzu, amacımızı anlatıp burada kamp yapabilir miyiz diye. Görevli de pek istekli olmamakla birlikte olur dedi. Zaten amacımızı anlamamıştı.

Böylece tur rotasını takip ederek kamp yapacağımız yerleri belirledim aşağı yukarı. Akşam hava kararasıya kadar keşif yaptım. Aydın Koçarlı kasabasında keşif turunu sonlandırdım. Görmeden karar vermek zor. Yalnız büyük bir bölümünü görmem yeterliydi benim için. Geri kalan yerleri az çok biliyorum. Tur için gerekli hazırlıkları yaptım, gazetelere tur hakkında birer yazı elektronik posta yolladım. Duyarsız medya bu konuda yine duyarsızlığını gösterdi. Ne de olsa karı -kız, siyasetçi, yalan, dolan yoktu. Ön plaka baskısını Kosova da yaptırdım 30 tane.

Bu turda aramızdan ayrılan her zaman sevdiğim ve bir arkadaşım olarak kalacak olan Şafak Omaç yok. Etkinlik olarak grup sayfasında açtım. Katılacakların kesin olarak bana bildirmelerini yazmama rağmen pek katılan olmayacak galiba. İsmini yazdıran olmadı, sadece ben, Ferdi Kızıl, Cem Tabanlı ve son gün mesaj gönderen Mehmet Aydın tura katılacak. Ferdimen bir gün önce evime geldi. Tur hakkında son kararları alıp gerekli hazırlıkları yapıp bisikletleri hazırladık. Yanıma daha önce hazırlattığım et kavurmayı alıyorum. Yaklaşık bir kilo kadar var, tur boyunca azar azar yiyeceğiz. Et kavurma tuzlu piştiği için sıcaktan bozulma olmayacak. Sabah erkenden kalkıp kahvaltılarımızı yaptıktan sonra pek acele etmeden hazırlandık. Biraz geç bir saatte ; 11:24 gibi evin önünde Ferdimen ile elçek resim çekiliyorum.

Evin bahçesindeki ağaçlar sokağa yeşil rengini salıyor. İkimizin kafasında kask var. Ferdimen’in güneş gözlüğü takılı. Omuzumun üstünde “Dikkat köpek var yazısı görünüyor. Resim çekildikten sonra turumuza başlıyoruz.

20180425_112414

Üçkuyular meydanına geldik, burada yakınlarda oturan Cem Tabanlı’yı telefonla aradım. Henüz gelmemişti buluşma yerine. Resmi Ferdimen çekiyor, ben telefon ile konuşuyorum. Bisikletim KUZ ve Ferdimen’in bisikleti. Arkada metro istasyon giriş merdivenleri. Park haline getirilmiş alan ağaç dikili yeşil alan. Arkada yüksek apartmanlar görünmekte.

IMG_2277

Cem kısa bir  bekleme süresinden sonra geliyor yanımıza. Oradan geçen birine rica edip bizi çekmesini söyledim. O da üçümüzü çekiyor Üçkuyular meydanı bisikletlerimiz ile birlikte. Meydana belediye sarı çiçekler dikmiş. Metro inşaatından sonra geriye kalan dört tane palmiye ağacı. Üçümüz, bisikletlerimizle birlikte.

20180425_113518_HDR

Üçkuyular meydanından turu başlatıyoruz. Kısa sürede sahil yoluna çıktık. Trafik lambalarında bekliyoruz yayalara yeşil lambanın yanmasını. Önümüzde tramvay ray hattı var, hat kırmızı renge boyanmış yayaların dikkatini çekmek için.

IMG_2278

Sonra aklımıza Karantina meydanında yapım çalışmaları devam ettiği geliyor. Ana yoldan gitmeye başladık, nasıl olsa ana yola çıkacaktık. Böylece Karataş durağına kadar gideceğiz. Ferdimen Cem ve beni çekiyor arkamızdan yolda giderken.

IMG_2279

Karataş’tan sahildeki bisiklet yoluna geçtik ve Konak vapur iskelesinin önündeki mavi boncuklu, mavi yazılı İzmir yazısı önünde, üçümüz hatıra resmi çekiliyoruz. Bu resmi öne çıkmış görsel olarak seçiyorum.

20180425_120202_HDR

Cumhuriyet meydanından ana yola çıkıp Talatpaşa bulvarında bisiklet sürüyoruz.

IMG_2280

Alsancak izban istasyonuna giriş yaptık, istasyonda trenin gelmesini beklerken görevli bizim resmimizi çekiyor. Bisikletlerimiz yüklü durumda. Solda tren park halinde, sağda derinde olan tren rayları.

20180425_122208_HDR

Tren geliyor, Cumaovası yönüne gideceğiz. Alsancak istasyonunda merdiven in  – çık – in yok, düz ayak trene biniliyor. Trenin içinde Ferdimen bisikletim KUZ ve benim sol kolumu çekiyor. Bisiklet sehpasında park halinde olduğu için oturduğum yerden bir elimle tutuyorum. KUZ’un gidonunda takılı tüy resimde yerini almış.

IMG_2281

Bindiğimiz tren Tepeköy aktarma istasyonuna getirdi. Burada Selçuk trenine biniyoruz. Henüz trenler tek seferde son istasyon olan Selçuk’a kadar gitmiyor. Selçuk’ta indiğimiz zaman öğle zamanını geçmişti ve karnımızın acıktığının farkına vardık. Önümüzde bir yokuş var ve yola çıkmadan karnımızı doyurmamız gerek. Selçuk’ta tüm bisikletçileri ağırlayan bisiklet dostu Adnan Barım’ı aradım ama kasabada olmadığını öğrendim. Bildiğim balık pişiricisinde hamsi balığı ısmarladık birer porsiyon. Cem vejeteryan olduğu için et yemiyor ama balık yiyebiliyor.

Ferdimen Cem ve beni masada oturmuş siparişleri beklerken resmediyor. Masanın içinde deniz kumu ve deniz kabukluları ile süslenmiş. Üzerinde de cam kapatılıp masa yapılmış. Balıkları yerken sanki denizin dibini izliyormuş gibi hissetmenizi sağlıyor.

IMG_2283

Üçümüzü masa ile birlikte elçek resim çekiyorum. Ferdimen ve Cem masaya doğru eğilmiş durumda.

20180425_141947

Tura başlamadan önce bankamatikten para çekiyorum. Kasa Ferdimen olacak. Tüm harcamaları Ferdimen yapacak ve hesabı o tutacak tur boyunca. Bisikletlerimiz, Cem, ben bankamatikten para çekerken.

IMG_2284

Yola çıktık, ilk benzin istasyonu kasabanın çıkışında. Burada lastiklerimiz havasını tamamlıyorum.

IMG_2285

Artık her şeyimiz tamam sayılır. Yola çıktık, tabelada Selçuk’tan çıktığımızı belirtiyor. Bir çınar ağacının gölgesinden geçerken Ferdimen bizi çekiyor. Bu tabeladan sonra çıkış başlıyor, yani rampa var önümüzde.

IMG_2286

Yokuşu çıkarken düşük viteste, bazen 1. viteste ağır ağır çıkıyorum. Hızım saatte 5 kilometre kadar, daha hızlı gitmenin olanağı yok. Sonra acelem de yok, tıpkı yol kenarında gördüğüm kaplumbağa gibi. Yavaş olunca yol kıyısındaki her şeyi görüyorum. Henüz yavru sayılabilecek küçücük kaplumbağa acele etmeden, tıpkı benim gibi yol alıyor. Düşüncelerimde bisikletim KUZ’un gidonuna bir kaplumbağa takmak ama canlı değil. Doğal olarak ölmüş, içi boş bir kabuk olmalı. Bakalım karşıma çıkacak mı?

20180425_154017_HDR

Kaplumbağayı doğada bırakıp yokuşu tırmanmaya devam ediyorum. Önümde yukarı doğru eğimli bir vadi var.

IMG_2287

Ferdimen uzun bacakları sayesinde bizden önce çıkıyor yokuşu. Çıktıktan sonra da bisikletini park edip hem kendi bisikletini hem de bizi çıkarken resmimizi çekiyor. Solda dik bir yamaç var.

IMG_2288

Yokuşu çıkıp ana yoldan sağa sapınca hemen karşımıza bir çeşme çıkıyor. Yoldan saptığımız yer Çamlık köyü. Çeşmeyi yaptıran zengin biri olmalı. Çünkü tamamen mermerden yapılmış. Krem ağırlıklı, taç kısımlarında koyu kahverengi şeritler ile düzgün yapılmış. Aynasının çatı kısmında Allah CC temiz olanı sever yazısı kırmızı renkte yazılmış. Altında da Bismillahirrahmanirrahim yazılı. Aynada üç çeşme var. Biri ortada üstte plastik boru. Buradan su devamlı akıyor. Altta, yanlarda iki çeşme. Daha aşağıda bir delikten su sızıntısı var ve burada mermer yosun tutmuş. Çeşmeyi yaptıran hayırsever kişi insanların ne mal olduğunu bildiğinden bir nebze olsun belki anlarlar diye “Allah C.C. temiz olanı sever” yazısını yazdırmasına rağmen bir sürü yazı yazılmış mermerin üzerine. Bisikletim KUZ’un önündeki gidon çantamın önünde bastırdığım tabela takılı. Tabelada Ferdimen’in tasarladığı logomuz olan yaprak görünümlü ağaç, gövdesi ve dalları damarlı olarak yukarıya gidiyor. Ağacın etrafı kesik çizgilerle su damlacığını betimliyor. Ağaç yeşil, dallar mavi renkte. Altında da Suyun Kaynağına Yolculuk Mavi, Büyük Menderes Temiz Aksın, kırmızı renkte yazılı. Boyutu A 5 standardında.

20180425_155916_HDR

Ana yoldan gitmeyip Çamlık tepesinden, dağların üzerinden ve köy yollarından Kuşadası – Söke yoluna çıkacağız. Ferdimen rotayı çizdi ve yolu o takip ediyor. Çamlık denen yer gerçekten çam ağaçları ile kaplı, yol da bu çam ormanının içinden tamamen Güneş ışıklarından mahrum.

20180425_163723_HDR

Çam ormanı bir süre sonra bitti, yani tepeye ulaştık sanki. Sağda çam ağaçları, solda incir bahçesi.

IMG_2293

Gökçealan köyüne geldik, tabelada yazan o. Köyün evleri bahçelerindeki ağaçlar kaplamış, pek görünmüyor.

IMG_2294

Köyün girişinde bir çeşme görünce duruyorum. Çeşme bulunca sularımı tazeliyorum. Etrafında söğüt ağaçları dikilmiş, çeşmenin aynası tek duvar ve merdiven basamağı gibi örülmüş. Bu çeşmenin ismi Topal Ali çeşmesi.

IMG_2296

Köyün  geniş bahçeli kahvesini görünce burada biraz dinlenelim diye karar verdik. Kahvenin bahçesi beton çit ile çevrelenmiş. Beton blok beyaz, birleşim direkleri ise maviye boyanmış. Bahçede bir kaç çınar göğe yükselmiş. Aynı zamanda genişleyerek gölgede bırakmış bahçeyi. Altı tane varil yarım olarak kesilip saksı yapılarak duvar önüne dizmişler. Variller de maviye boyanmış, içinde zeytin ağaçları dikişmiş ama o kadar büyük değil, budanmış durumda

IMG_2297

Çınar ağacının gölgesinde kalmış köy kahvesinin bahçesine oturduk. Yokuşlar biraz yordu, yorgunluğu atmak gerek. Bahçenin kıyısına bisikletleri park ediyoruz. Kendimize oturacak boş bir masa bakınırken Ferdimen içerideki çaycıya çayları ısmarlamaya gidiyor.

20180425_164504_HDR

Her masada bir yada iki kişi var, o yüzden boş masa olmayınca birilerinin yanına oturup selam verdik. Onlar da selamımızı aldı. Çayların gelmesini bekliyoruz masadaki adamlarla sohbet ederken. Çınar ağacının gövdesi beyaz kireç vurulmuş. Küçük Türk bayrakları da gövdeye tutturulmuş yukarıya kadar.

IMG_2295

Çaylar gelince yanımızda oturanlar başka masaya kalktı. Çaycı Ferdimen’i tanıyormuş facebooktan. Ferdimen demek o kadar uzun süre kaldı içeride. Muhabbet etmişler iyice. Bizler de tanıştık böylece. Çaylar içildikten sonra bir tabak çilek getirip masaya koydu. Tam da çilek mevsimindeyiz; Mayıs ayı. Bahçeden yeni toplanmış, taze ve sulu. Afiyetle yiyoruz çilekleri. Ben de dördümüzü çilek tabağı ile birlikte elçek resim çekiyorum bir poz. Arkadaşın ismi Kutay Demirbaş. Önümüzdeki haziran ayının 23. günü evlenecekmiş. Düğünü var ve bizi de davet etti. Tam da seçim gününe denk geliyor. Gerçi düğün kararını çok önceden kararlaştırmışlar ama bizim siyasetçiler sonradan seçim gününü belirleyince düğün günü ile çakışmış.

20180425_170435

Burada üzüm bağlarını görünce mutlaka şarap olur dedik ve Kutay’a şarap var mı? Nereden alabiliriz? Deyince Kutay da tabi ki deyip evine gitti. Bize ev yapımı şaraptan bir Litre getirip verdi. Haliyle para da almadı tüm ısrarlarımıza rağmen. Çok teşekkür ettik Kutay’a, bizleri mahcup etti. Böyle misafirperverlik olmaz ki! Ben bisikletime şarabı yerleştirirken  Ferdimen masaya koyduğu su şişesi ile beni de çekiyor. Şişe çuval içinde, iki tane ile boğazını cırt ile sıkmış. Ağzında da şişe mantarı ile tıkamış. Ferdimen’e cam şişe yolculukta dayanmaz dedim ve fazla sürmedi, çat diye çatlayıp kırıldı.

IMG_2298

Kutay’dan aldığımız şarabı çantaya yerleştirdim ve bize izin, yolcu yolunda gerek, düğüne mutlaka gelmeye çalışacağız diyerek vedalaştık. Güzel bir anıyla köyden ayrılıyoruz. Hemen yakınlardaki Kirazlı köyüne geldik bile. Yeni mola verdiğimiz için bu köyde durmayıp yolumuza devam edeceğiz. İleride iki çam ağacının dalları yukarıda birleşmiş. İki ağacın ortasından bir tünele dönüşmüş durumda.

IMG_2299

Çamlık köyüne çıktığımız için yükseklerdeyiz. Yol dağların tepelerinden kısa iniş ve çıkışlarla devam ediyor. Solda üzüm bağları sıralı ve düzgün dikimleri ile kendini belli ediyor. Önde Cem bisikletini sürmekte. İleride tepeler ve masmavi gökyüzü.

IMG_2300

Tepeleri bitirdik ve iniş başladı, buralarda yeni yol yapıldığından henüz sertleşmemiş asfalt mıcır taşları ile dolu. Yani tehlikeli yol, dikkat etmek gerek. Bu resmi Ferdimen biz önde iken çekiyordu ve  çekerken olanlar oldu birdenbire.

IMG_2301

Dikiz aynamdan Ferdimen’in bisikletinden düştüğünü görünce durup bisikletimi yere bırakarak hemen yanına koştum. Bisiklet bir tarafta, Ferdimen yerde. “Herhangi bir şeyin var mı?” diye sordum. Yerde iken henüz kalkmadan sol ayakkabısını ve çorabını çıkarıp kendini kontrol ediyor. Sol bacağı üzerine düşmüş. Diz tarafında hafif çizikler var. Ve Ferdimen cevap veriyor; “Herhangi bir şeyim yok bir kaç çizikten başka.” Öyle kendi dizine bakarken bir poz çekiyorum arkadaşımı. Herhangi bir şeyinin olmamasına da seviniyorum. Daha turun başındayız.

20180425_182228_HDR

Ferdimen bizi çekerken bir elinde kamera, bir eli direksiyonda inişte olduğundan mıcırlı yolda tekerleği kayınca pat yerde. Bizi çektiği yerden de manzara güzel. Benim bisikletim aşağılarda yerde yatıyor. Cem’in bisikleti de dik olarak park edilmiş durumda. Yol dönemeçli, sol taraf yüksek yamaç.

20180425_182713_HDR

Ferdimen’in bir şey  olmaması bizi sevindirdi. Bisikletlere binip daha dikkatli bir şekilde mıcırlı olan tehlikeli yerden inip ana yola, Kuşadası – Söke yoluna girdik. Tepelerden geçen yoldan geldiğimiz için fazla yokuş çıkmadan Kuşadası – Söke yolunun ortasında, tam da sırttayız. Bundan sonra Söke’ye kadar güzel bir iniş olacak. Bu yoldan geçerken hep burada mola veririz inmeden önce. Burada bir çeşme var ve ceviz bahçesinin yanı.  Hatta bir turda ceviz bahçesinde çadır kurmuştuk. Çeşmedeki borudan sürekli su akıyor. Sularımı tazeliyorum çeşmeden. Çitlere asılmış kahverengi bir tabelada yazanlar; “Beypınarı şişeli bağ evine hoşgeldiniz Pınar suyu içmeden geçme, dua etmeden gitme”

20180425_184945_HDR

Yeni yapılmış yolda bir çukur açılmış. Bisikletliler için tehlikeli, karanlıkta geçseydik çukuru göremezdik bile.

20180425_185616_HDR

Söke’ye inişimiz çabuk oldu ve Söke’de bulunan Sarızeybekler bisiklet dükkanına uğradık geçerken. Hakan Sarızeybek bizi karşıladı. Tam da dükkanı kapatırlarken. Bisiklet gezginleri Söke’den geçerken mutlaka bu dükkana uğrarlar. Bisikletlerin bakımını, ihtiyaçlarını giderip yollarına devam ederler. Hakan da her bisikletçiyi memnun etmeden yollamaz. Bizlere de birer iç lastik hediye etti sağ olsun. Hava da karardı, lambaların ışığı altında hatıra resmi çekiliyoruz dükkanın önünde. Solda ben, Hakan Sarızeybek, Cem Tabanlı, Ferdi Kızıl ve dükkanda çalışan bir eleman. Diğer eleman de bizim resmimizi çekiyor.

20180425_202049_HDR

Gecenin karanlığında, hafif serin bir havada ısınmak için pedallara sıkı basarak Tuzburgazı köyüne geldik. Suyun Kaynağına Yolculuk Büyük Menderes Bisiklet Turu burada başlayacak. Kimler gelecek bilmiyorum, sadece bir kişi yolda iken telefonla aradı. Mehmet Aydın önceden Tuzburgazı’na gelmiş bizi bekliyor. Tuzburgazı girişindeki tabelayı gecenin karanlığında sokak lambalarının ışığında çekiyorum.

20180425_224324_HDR

Mehmet Aydın önceden kahveyi işleten kişi ile görüşüp kalacağımız yeri ayarlamış. Kahvenin arkasında kapalı, boş bir yerde kalacağız. Karnımız da acıktı, yanımızda bulunan yiyeceklerden bir şeyler atıştırarak bolca çay içtik. Köyde çay ucuz şehirlerdeki kahvelere göre. Mehmet Aydın ile daha öncelerde bisiklet festivallerinde birlikte pedallamıştık. Yemekti, sohbetti derken fazla geç olmadan boş dükkana yerleşiyoruz. Bisikletleri de içeri aldık ve kapısını kapatarak güvenli bir yerde uyumanın keyfini çıkaracağız bu gece. Beton zemine matlarımızı serip uyku tulumlarına girerek tatlı rüyalara dalıyoruz.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık 74 Kilometre civarı.

Aşağıda yaptığımız yolun haritaları

Üçkuyular – Alsancak

Powered by Wikiloc

Selçuk – Söke – Tuzburgazı

Powered by Wikiloc

Kendi Kendine Oluşan Festival 4.Gün

14 Nisan 2015 Salı

4. Gün

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

Uğurladık bir sabah seni

Söz vermiştin geri döneceğine

Anladık bakınca aldandığımızı

Gerilerde küçük

Kıyılara doğru büyüyen ayak izlerine

Edip Cansever

 

Öne çıkmış olan görsel

20150414_111330

Erken uyumanın etkisi bir kaç kez uyanmak ve sabah erken kalmaya neden oluyor. Zaten akşam fazla oturamıyorsun, sohbet bir yerde tıkanınca ve etrafta ışık olmaması uyku kapı arkasına hemencecik geliyor. Güzel bir uyku çektik bu gece. Yaban hayvanlar gelip geçmiştir gece boyu. Bizi rahatsız etmeden, meraklı bakışlarla durup kokumuzu alarak yoluna devam etmiştir. Biz de onları horultularımızdan başka rahatsız etmeden geceledik. Bu gün hava güzel olacağa benziyor. Çadırımın fermuarını açıp bir süre dışarıyı seyredip öylece oturdum.

20150414_071217

Bir süre sonra güneş doğudan kendini göstermeye başladı. İlk ışıkları tepenin ardından görünmeye başlayınca durup izlemeye başladım. Güneşin doğuşunda ve batışında bize olan etkisini hep düşünürüm. Tarih boyunca insanlar hep güneşin doğuşu ve batışında çeşitli dini ayinler yapa gelmiştir. Bu güneşe taptıkları zamanlarda yapılan ayinler aslında insan bedenine ilk ışıkların vurması ile ilgili bir durum. Fiziksel olarak şu oluyor ; Atmosfer tabakasını düşünün. 60 Km civarında kalınlıkta. Bulunduğumuz yerden tam dik olarak baktığımızda. Güneş ufukta yeni doğmaya başladığında 90 derecelik bir açıda olduğundan güneşten gelen fotonlar daha kalın bir atmosfer tabakasından geçmek durumunda. Atmosferde bulunan gazlar, su molekülleri fotonların bir miktar kırılmasına neden olurlar. Bu kırılmadan dolayı güneşi olduğundan daha büyük görürüz. Atmosferdeki su molekülleri büyüteç etkisi doğururlar. Güneş yükseldikçe büyüteç etkisi azalır ve normal boyutunu görürüz. Sabah ilk ışıklar üzerimize daha hızlı geldiğinden maviye kayar ve daha parlak görünür. Gerçi ışığın maviye kayma durumunu pek göremeyiz ama parlak görmemize neden olur. Aynı durum akşam güneş batarken de olur. Bir tek farkı ise ışık kırmızıya kayar. O da güneş bizden hızla uzaklaştığı için. İşte bu durumda bizler sabah ve akşam daha çok güneş ışınlarının bombardımanına kaldığımızdan içimizdeki yaşam kaynağı tazelenir. Işık demek hayat demektir. Tüm canlılar güneşin bize gönderdiği ışınlarla hayat bulur. Kommagene Kralı Antiochos’un Nemrut dağında 2150 metre yükseklikte tapınağı boşuna yapmamıştır. Doğu ve Batı seyir terasları güneşin ilk ışıkları ve son ışıklarını seyretmek ve yaşamak içindi.

20150414_073710

Sabah kahvaltısının ardından toparlanıp yola çıkıyoruz. Yolumuz düz değil, biraz engebeli. Anlayacağınız dağlarda yol almaktayız. Bunun sonucu olarak baraj göletleri aşağılarda kalıyor.

20150414_095052

Ormanda, dağlarda yol almak ne güzel. Sık ağaçlar birbirine girmiş durumda. Çamlar yeşil ama yaprak döken ağaçlar henüz yapraklarını açmamış. Yeni sürgün vermekteler.

20150414_100224

 

20150414_100235

Üç dengesiz çeşmenin başında beni beklerlerken buluyorum. Çeşme başı güzelleri bana yukarıdan laf atıyorlar. Ben de üç güzelin resmini çekiyorum.

20150414_100629

Bir süre düz gitmeye başladık. Beş parmak dağlarının kaya yapıları hala gözümüzün önünde.

20150414_101103

Bazen yokuş çıkmakta ama bizi yıldıramaz bu yokuşlar.

20150414_101338

Eğimi azaltmak için dönemeçli yol yapılmış. Böylece rahat çıkıyoruz zorlanmadan.

20150414_103036

Yokuşun başında yine beni beklerlerken buluyorum arkadaşları. Durup resim çekmek ve etrafın güzelliğini seyretmekten gecikmek durumunda kalıyorum. Başka türlü de tadı çıkmıyor ki.

20150414_103706

Beşparmak dağlarının ilginç kaya yapısıyla güzel görüntü vermekte.

20150414_104954

Bu güzelliği birlikte resim çekilerek anılara kazıyoruz.

20150414_105602

Dağların görünümü her açıdan değişik şekillere bürünüyor.

20150414_105906

Daha Yakından neden beş parmak dağları dendiğini anlıyorum. Gerçekten kayaların yapısı dorukta elin parmakları gibi uzantılardan oluşmuş gibi.

20150414_105917

Her tepe değişik yapıda, birbirine hiç benzemiyor.

20150414_105953

İyice aşağılara indik. Bir yerde tek parça kocaman devasa kaya kütlesi kaşımıza çıkıyor. Üzerinde kale gibi bir yapı yapılmış. Ne olduğu belli olmuyor buradan.

20150414_110127

Dere yatağına geldik. Bisikletimin üzerindeki tripodta cep telefonunla zaman ayarlı resim çekiliyoruz.

20150414_111330

Yol inişli ama bazı yer düzleşiyor.

20150414_111856

KUZ ve kaplumbağa, ikisi de evini sırtında taşımakta. İkisinin de yolu kesişince durup resmini çekiyorum. Kaplumbağa kendi gücü ile gidiyor. Ben de kendi gücümle gidiyorum. O ağır hareket ediyor, ben de yavaş gidiyorum. Hiç acelem yok, onun da acelesi olmadığına eminim. Zaten uzun yaşamasının sırrı yavaş hareket etmesi. Hızlı hareket etmenin anlamı yok bence. Nerde akşam orda sabah anlayacağınız.

20150414_112445

Yol kıyısında küçük göletler yapılmış. Hayvanlar durup burada su içiyorlar.

20150414_113545

Sakarkaya dan sonra buralarda çam fıstığı ağaçları dikilmiş. Bergama Kozak yaylası gibi buralarda da çam fıstığı üretimi yapılmakta ve oldukça geniş bir arazide. Her yerde olduğu gibi üreticiler de az kazanmakta. Aracılar istediği fiyata alıp büyük karlarla tüketiciye satmaktalar.

20150414_113551

Tamam bazen geride kalıyor, durup onu bekliyorum. Beklerken de resim çekerek zamanı değerlendirmek gerek.

20150414_113600

Kızılca bölük köyüne geldik. Köyde mola vermek gerek.

20150414_115028_HDR

Kahvede durup çay ile bir şeyler atıştırarak dinlendik. Dinlenmenin ardından yola çıkıyoruz.

20150414_115158

Çam fıstık ağaçları göz alabildiğine geniş bir alana yayılmış durumda. Adeta fıstık çam ormanında gidiyoruz.

20150414_124858

Ufukta yeni dağlar görünmekte.

20150414_130414

Amyzon harabelerine giden tabelanın önünde durduk. Biraz uzakta olması nedeni ile gitmekten vaz geçtik.

Amyzon antik kenti

Aydın’ın Koçarlı ilçesinin 30 kilometre güneyinde Gaffarlar köyünde bulunan ve ‘Mazın Kalesi’ olarak anılan Amyzon, Herakleia, Euromos ve Khalketor gibi üç büyük Karya kentinin ileri karakolu olarak biliniyor. Amyzon, eski Hellen dilinde herhangi bir anlamı bulunmamaktadır. Prof. Bilge Umar’a göre bu isim Karia veya Luwi dilinden gelmiş, Hellen ağzında da çarpıtılmış bir sözcüktür.  Amyzon’un ne zaman ve nasıl kurulduğu konusunda bilgilerimiz çok yetersizdir.
Strabon ve diğer İlk Çağ tarihçileri kentin sadece ismine değinmekle yetinmişlerdir. Kentin çevresinde bulunan bazı yazıtlardan da Amyzon’luların M.Ö. 300 yıllarında Mısır’a egemen olan tolemaios’a sonrada Seleukos’lularla yakın ilişki kurmuşlardır. M.Ö. 203 de de III.Antiokhos, Amyzon’a bazı haklar tanımıştır.
Kentte, kaynaklara göre Apollon ve Artemis’e adanmış olması gereken ve bugün tamamen yıkılmış olan tapınağa ait kalıntılar, Akropolünde tiyatro, agora ve çeşme kalıntıları ile MÖ 3. yüzyıla ait çok güzel taş işçiliği gösteren surları bulunuyor.  Amyzon kenti Roma döneminde önemli bir yerleşim yeri olmuş, XV.yüzyılda Osmanlı egemenliğine giren bölgeye Koçarlı aşireti yerleştirilmiştir.
Amyzon kentinin tiyatrosu, agorası, nymphaionu ile akropoldeki Athena mabedinin kalıntıları gelebilmiştir. Ayrıca burada yapılan araştırmalarda çok sayıda antik sikke de ele geçmiştir.

Amyzon Harabelerini gösterir tabela ve bisikletler.

20150414_131633

Beyaz gelinliğini giyip baharı karşılayan Ahlat ağacı önceden çiçek açıp yaprak ile meyveye durmuş Badem ağacının yanında harika görünmekte.

20150414_134157

Tepelerdeyiz daha, önümüze küçük köyler ve cami  kendini belli ediyor. Yol alabildiğine uzayıp gitmekte.

20150414_134502

Bakalım dönemeçten sonra neler çıkacak karşımıza. Hele bir dönelim de!

20150414_134521

Uzaktan camisi görünen köye, Mersinbeleni köyüne geldik. Küçük şirin bir köy Mersinbeleni, karnımız da acıkınca köyün ilk okulundaki kantinde sucuklu tost yaptırıp karnımızı doyurduk. Bu arada Can’ın ön bagaj cıvatanın birisi kırılmış. Kırılan parçayı çıkarıp yedeğimde bulunan bir cıvata ile değiştirip hallediyoruz. Ön bagaj tehlikeli, çantaları düşürmemek gerek.

20150414_135941

Bagajı hallettikten sonra yola devam ediyoruz. Büyük Menderes ovası ufukta göründü. Yalnız görünmesine göründü ama görmek için ağacı kesmeye ne gerek vardı. Güzelim ağaç gövdenin ortasından kesilmiş. Hem de yakın bir zamanda.

20150414_163732

Büyük Menderes ovası epey uzakta, silik bir görünümde. Ova bitiminde Aydın dağların hayali görünmekte puslu olarak. Hele bir inelim ovaya bakalım neler göreceğiz.

20150414_164229

Altımızda Koçarlı kasabası beliriverdi birden bire. Kasaba tepelerin bitiminde görünmesi dağın dibine kurulmuş olması yüzünden.

20150414_173408

Koçarlı kasabasında mola verip bir şeyler atıştırarak karnımızı doyuruyoruz. Ardından düz ovada sürerek Büyük Menderes nehrine geldik.

20150414_184816

Nehir de son yağışların etkisi ile coşkulu akmakta. Hiç olmazsa akıntı tüm kirliliği almış götürmüş. Suyun rengi siyah değil.

20150414_184858

Henüz görmesek te ceylan çıkabilir levhası umutlarımızı kaybettirmiyor. Belki bir gün görebiliriz ceylanı, belli mi olur ! Umudum devam etmekte.

20150414_185147

Dümdüz olan ova yolunda hızlıca Ana yolda olan İncirliova kasabasına varınca kendimize kalacak bir yer aramaya başladık. Ovada pek çadır kurulacak gibi değil. O yüzden pansiyon, otel gibi bir yer baktık kasabanın içinde. Kasabada pek kalan olmadığı için sadece küçük bir otel var. Şansımıza mı yoksa durup kalan müşteri  mi yok odalar boştu. Otelci ile pazarlık edip uygun fiyata anlaşarak odaları tutup yerleştik. Sıcak duşumuzu alarak rahatladıktan sonra kendimize bu akşam ziyafet çekelim diyerek lokantaya yöneldik. Güzelce karnımızı doyurup pek gezilecek yeri olmayan İncirliova da şöyle bir akşam gezintisi yaptıktan sonra otele dönerek odalara çekilerek yattık yumuşak yataklara. Sıcak duşun etkisi ve iyi bir yemek mayıştırdı. Telefonları şarj olması için prize taktıktan sonra erkenden uykuya dalıp dinlenmeye başladık.

Bu gün düne göre biraz daha fazla kilometre yaptık. 55 Kilometre civarı.

Powered by Wikiloc