Etiket arşivi: develi

Kayseri Festa 2200 3. Gün

27 Temmuz 2018 Cuma

Tekir yaylası – Develi – Sultan sazlığı

( Görme engelli arkadaşlar için betimleme yapılmıştır )

 

Güz güneşi benzeşiyor bahar güneşiyle
Biri kışa girerken biri kıştan çıkarken
Biri yeni bir aşk öncesinse bir kederden

Ataol Behramoğlu

Öne çıkmış olan görsel, Develi Atatürk meydanında Atatürk heykeli önünde toplanan bisikletçiler resim çekilmeden önce.

DSCN4658

Sabahın ilk ışıkları ile uyanıyorum. Bu gece rahatça yattım, yani üşümedim. Çadırımdan çıktığımda gördüğüm ilk manzara; çadırların arka kısmında küçük bir dere yatağında buharlaşmış halde görmem oldu. Buharlar dere yatağını terk etmiyor, sanki sudan kopup gitmek istemiyormuş gibi dere yatağının üstünde asılı kalmış buhar kütlesi. Bir daha su ile buhar bir araya gelmesi olanaksız. Buhar havaya karışınca rüzgar sayesinde Dünyanın ne tarafına düşeceği belli değil. Belki de Tekir yaylasına yağmayacak. Buharın ismi de hazır, “Hüzünlü buhar”. Dere içinde sararmış uzun otlar.

DSCN4631

Belki de Erciyes dağı buharı çağırıyor ama buhar Erciyes’in azametinden korkuyordur. Diğer buharların arasında kaybolmak istemiyordur. Erciyes dağına Güneşin ilk ışıkları vururken küçük bir bulut zirveyi ele geçirmek üzere.

DSCN4632

Erciyes dağının güney tarafında kalan yerler tamamen çıplak, bulutsuz ve yalçın kayaların sivri uçları görünüyor. Zirveden aşağılarda kayak merkesi binası ve kayak pisti görülüyor.

DSCN4633

Umumi tuvalet yukarda bir yerlerde. Tuvalete giderken akşamdan kalan ateşle sabah serinliğinde üşüyenler toplanıp ısınıyor. Varilin etrafında 7 üşüyenler var.

DSCN4634

Fotoğraf makinesiyle sürekli Erciyes dağını çekmeye çalışıyorum. Teleferik sonundaki dev makara ve varış istasyonunu çekiyorum yakınlaştırıp.

DSCN4639

Teleferik direklerini ve tellerini yakınlaştırıp çekiyorum, solunda da kayak pisti görünüyor.

DSCN4647

Güneş Erciyes dağına ışıklarını vursa da kamp alanına henüz güneş doğmuş değil. Ama Koç dağının tepelerinden ışıltılar giderek artıyor. Bulutlar ile beraber gelmek üzere Güneş.

DSCN4640

Koç dağının zirvesindeki kayalıkları çekiyorum.

DSCN4641

Dağın zirvelerine yakın bir yerlerde bir kaç kaya kütlesi birbirinin üstüne binmiş sanki bir tapınak görünümünde.

DSCN4642

Sonunda Güneş Koç dağının tepesinden ilk ışıklarını bize saçmaya başladı.

DSCN4644

Ve Güneş tüm parlaklığı ile kendini gösteriyor. Işık hüzmeleri kamp alanına, çadırlara, bizlere ve yayladaki tüm canlılara hayat vermeye başladı.

20180727_064318_HDR

Güneşin hayat verdiği canlılardan birisi yer sincabı. Çoktan doğada yiyecek arayışına başlamış bile. Gecenin soğuğunda taç yapraklarını kapatan papatyalar Güneşin doğması ile beraber ısınıp açmaya hazır.

DSCN4649

Sabah kahvaltısını yaptık,  hazırlıklarımızı yapıp yola çıktık, bakalım nereye gideceğiz. Hakan bana pilotlardan birisinin gelmediğini, benim pilotluk yapmamı istedi. Ben de olur dedim. Eşpedalım Pınar Göçen. Birlikte tandem süreceğiz. Resimde Ben, eşpedalım Pınar, yanımızda Hakan sevin ve eşpedalı Nevin Garip yan yana tandemleri sürüyoruz.

37830470_1714580585307165_6221630234177830912_o

Bu gün Kayseri’ye değil de ters tarafa, yokuş yukarıya doğru tırmanmaya başladık. Zirveden sonra Erciyes dağının güney tarafındaki Develi kasabasına doğru inişe geçtik. İnişte dikkatlice gidiyorum, çünkü tandem bisikletin huyunu suyunu bilmiyorum. KUZ bu gün dinleniyor kamp alanında. Develi kasabasını biraz yükseklerden çekiyorum bir poz. Önümde yeşillik, ağaçlı bir alan var. Kavak ağaçları çoğunlukta.

20180727_102927_HDR

Develi halkı milliyetçi yörüklerden olduğundan belediye kasabanın meydanında şimdiye kadar kurulmuş Türk devletleri için birer anıt kaya yerleştirmiş.

DSCN4653

Her kayaya bir devletin ismi yazan plaka çakılmış.

DSCN4654

Bu kayaya Hazar devleti yazılı plaka çakılmış. Her devletin kendi bayrağı da üstünde kondurulmuş.

DSCN4655

Meydanda Atatürk heykeli, 6 tane direk ve Türk bayrakları çekili durumda. Burada tüm bisikletçiler toplanıyor. Anı resmi çekileceğiz. Ben de hazır toplanmışlarken bir poz çekiyorum.

DSCN4657

Resim çekilenlerin arasına karışıyorum. Bizleri çekenleri çekiyorum, bir tane kamera var, video çekiyor. Arka tarafta pencerelerin kenarı değişik renklerde boyanmış iki katlı bir bina var. Duvarları beyaz badanalı ve mavi boyalı harflerle “mutluluk durağı Develi” yazılmış.

DSCN4660

Develi belediye başkanı bizleri selamladı ve katkılarımızdan dolayı teşekkür etti. Ardından yola çıktık, biraz yüksek bir tepede bulunan parka geldik. Burada çay içip dinleniyoruz biraz. Bu parkta Kayseri yöresine özgü kümbet türbeler var. Bu parktaki kümbet mezar 8 kenarlı, çatısı da dahil kesme taş yontulup yapılmış. Kayseri de taş işçiliği çok gelişmiş durumda. Taşların düzgünlüğünden anlaşılıyor.

DSCN4661

Verilen ikramlardan bir kaç şey kapmış olan Hakan ellerini açmış, daha yok mu dercesine hareket yapıyor. Bunlar dişinin kovuğuna sığmaz ki ! Yine aç kaldım hallerini oynuyor.

DSCN4663

Parkta bisiklete binen bir çocuğa bana poz ver dedim, o da bisikletin ön tekerleğini kaldırarak poz veriyor. Yani çocuk ayakları yerde, bisiklet üzerinde olmadan ön tekerleğini kaldırmış. Arkasında Develi kümbet türbesi.

DSCN4664

İki görmeyen, Nevin ve Pınar hem konuşuyorlar hem de bir şeyler atıştırıyorlar. Hem çeneleri, hem ağızları boş durmuyor.

DSCN4668

Dinlenme bitiminde tekrar yola çıktık. Bu kez hedefimiz Soysallı köyü yakınındaki mesire yeri. Develi yükseklerde olduğu için sürekli inerek kısa sürede mesire yerine geldik. Burada Erciyes dağının güney tarafında su çıkıyor kaynaktan. Bu su ve diğer su kaynakları Sultan sazlığını oluşturuyor. Gölette ördekler yüzüyor, biri siyah biri beyaz renkte.

DSCN4670

Mesire yeri olunca insanlar da buraya gelip ağaçların gölgesinde serinliyor, piknik yapıyor. Piknik yaparlarken de arkalarında çöplerini toplamadan olduğu gibi bırakmakla sakınca görmüyorlar, çöplerin bazıları yiyecek. Allahtan çöpleri yiyen canlılar var, yoksa dünya çöplükten geçilmezdi. Bu çöplerin arasında çiğdem çekirdekleri olunca serçe kuşları gelip onları alarak temizliyor bir şekilde. Bir serçe kuşu tam çiğdemi ağzına almışken çekiyorum uzaktan.

DSCN4675

Bir kayanın ortasına delik açmışlar, buradan su şarıl şarıl akıyor.

DSCN4677

Yuvarlak kocaman bir kayanın göbeğinde soba borusu kadar genişlikte bir delik açılmış. Su buradan az aşağı akıyor sürekli olarak.

DSCN4678

Su kaynağından gelen miktar deliğin yarısını doldurmuş akıyor.

DSCN4679

Sürekli akan su bir gölet oluşturmuş. Diğer kıyıda bir kaç ağaç var.

DSCN4681

Su kaynağından sonra bir kaç kademe yapılmış. Üst kademeden akan suyun kıvrılması görülmeye değer. Sürekli izlemek istiyor insan. Akan suyun kıvrılmış şeklini yakından çekiyorum.

DSCN4685

Çoraplarını çıkaran suya ayaklarını sokuyor. Su o kadar soğuk ki fazla duramadan hemen çıkıyor insanlar. Soğuk su yorgun ayaklara masaj etkisi yapıyor. Arkadaşlar da karşı kıyıda dinleniyor su birikintisine ayaklarını sokarak. Bunlardan birisi Ramazan Küçükberber. Bana çok benzediğinden birbirimize birader olarak sesleniyoruz.

DSCN4688

Nereye gideceğimizi bilmediğimden yanıma su donumu ve havlumu almadım. Yoksa bu soğuk suda bir duş almak gerekirdi ya neyse sadece ayaklarımı sokuyorum buz gibi suya. Bu da yeter şimdilik.

DSCN4689

Meliha Tekin de tam karşımda, resmini çekerken beni fark ediyor ve gözünde güneş gözlüğü ile gülerek poz veriyor.

DSCN4690

Birisi ayaklarını suya sokup üşüdükten sonra çorabını giyerken çekiyorum. Bir çorabı ayağında diğerini tam giyerken. Bu kişinin ayakları Hüseyin Garip’e ait.

DSCN4692

Eşpedal üyeleri bir arada Garip çifti, Pınar ve Hakan otururlarken çekiyorum suyun içinden. Ayaklarım buz kesti suyun içinde.

DSCN4693

Bir çok kişi içinde olsa da devamlı taze su kaynağından çıkıp havuzu tazeliyor sürekli olarak. Böylece su tertemiz görünüyor. Su yüzeyi hafif çalkantılı olsa da dibindeki çakıl taşları suyun berraklığından dolayı daha canlı görünüyor.

DSCN4694

İşte suyun kaynağı, kayaların arasında suyun çıktığı belli oluyor. Kayaya bir zincir çakılmış, ucunda da bir tas var. Bu tas ile su içiyor insanlar. Müslüman bir toplumda ayıp sayılabilecek bir durumla karşı karşıyayız. Tası koyan sadece suyun kaynağından insanlar su içsinler diye konulmuş. Ama kendini Müslüman zanneden bir toplum hırsızlıktan utanmıyorsa bu zincire bağlı tası normal karşılamak gerek.

 

DSCN4698

Küçük kayıklar, küçük çocuklar binmiş pedal çevirerek gölette geziniyorlar.

DSCN4699

Suyun soğukluğundan ayaklarını havaya kaldırmış olarak oturuyor karşıda üç kişi.

20180727_153238_HDR

Ayaklarını sürekli değiştiren birisi sırası ile bir ayağını suda, bir ayağını dışarıda tutuyor. İki ayağını bir arada fazla tutamıyorsun, o derecede yani.

20180727_153309_HDR

Belediye görevlileri araç ile bizleri takip ediyor sürekli olarak. Onlardan ikisi çay içerken çekiyorum bir poz.

DSCN4702

Mesire yerinden ayrılıp Sultan sazlığındaki bir tesise giderek öğle yemeğini yedik. Buradan tekrar geri dönerek bizleri bekleyen belediye otobüslerinin olduğu yere geldik. Mesire yerinden sonra resim çekmedim. Bisikletleri otobüslere bindirip kendimiz de oturarak Tekir yaylasına geldik. Akşam yemeğine kadar serbest oturduk, yemekten sonra kameramı hazırladım ve saat 20:15 gibi resim çekeceğim yeri belirledim. Aslında küçük bir tripod getirmiştim ama tripodun plastik halkası kırılınca iş göremez oldu. O yüzden park etmiş olan belediye kamyonetinin kasasına fotoğraf makinesini dayayıp ilk resmimi çektim. Koç dağının tepesinin ardından Ay doğacağını ışıkları ile haber veriyor gecenin karanlığında.

DSCN4703

Karşı tarafta Erciyes dağı karanlıkta bir siulet olarak kendini gösteriyor gizli saklı. Solda Mars gezegeni küçük beyaz bir nokta gibi duruyor gecenin karanlığında.

DSCN4704

Bu gece Dolunay ve Dolunayda tam Ay tutulması olacak bir kaç saat sonra. Ay parlak ucunu gösterdi ve saat 20:44 te doğmaya başladı.

DSCN4708

Giderek daha çok göstermeye başladı ama parlaklıktan netleşmiyor görüntü.

DSCN4709

Netleşmesi için biraz daha ortaya çıkması gerek.

DSCN4710

Yarısında biraz az olarak Ay kendini gösterince netleşiyor yamaçta.

DSCN4712

Tam yarısında iyice yakınlaştırıp çekiyorum.

DSCN4714

Ay Koç dağından ayrılmak üzere, az kaldı tamamen doğmasına.

DSCN4719

Ve ay doğdu, tüm yüzünü gösteriyor gecenin karanlığında. Ay bu gece çok çekici.

DSCN4723

Ayı zoom sonuna kadar getirip ile iyice yakınlaştırıp çeyrekten biraz fazla kısmını çekiyorum. Kamyonetin kasasına dayadığım makineyi titrettirmeden deklanşöre basıyorum ve Ayın alt kısmındaki kocaman krater görülecek şekilde çekiyorum. Böylece Ayın doğuşunun tüm evrelerini çektim poz poz.

DSCN4730

Şirin baba içinde odunların yandığı varilin başına oturmuş ısınıyor. Alevler varilin içinden fışkırıyor sanki.

DSCN4734

Ayı sürekli gözlemliyorum saat  21:21 gibi Ay tutulmaya başladı. Ayın sol tarafı hafif kararmaya başladığını görüyorum.

DSCN4740

Her beş dakikada bir Ayın görüntüsünü kaydediyorum kameranın hafızasına. Ay biraz daha karanlığa giriyor.

DSCN4741

Dörtte biri karardı.

DSCN4742

Ayın alt kısmında görünen büyük kratere kadar karardı. Üçte biri kadar.

DSCN4746

Biraz daha karanlık Ayın yüzeyini kaplıyor.

DSCN4750

Yarısından fazlası, üçte biri aydınlık olarak kaldı.

DSCN4755

Ayı ekran boyutunda tam görülecek kadar yakınlaştırıyorum. Biraz uzaklaşınca karanlık olarak gördüğüm yer yarı görünür oldu. Işıklı olan yer parlak ve net değil. Hafif karanlık olan yerler net görünüyor.

DSCN4757

Karanlık iyice Ayı kaplamaya başladı, çok az bir yer parıldıyor. Aydan yansıyan ışık azalınca karanlık yerler netleşmeye başladı.

DSCN4767

Son ışıklar aydan yansıyor.

DSCN4775

Ve Dünyanın gölgesi Ayın tamamını kapladı. Güneş Ay yüzeyine ulaşamıyor.

DSCN4798

Ay tamamen karanlığa gömüldü, silik olsa da tam tutulma anını yaşıyoruz. Dolunayın saçtığı ışık gece Dünyayı bir derece aydınlatıyor. Şimdi ise dünya kendi gölgesi sayesinde tamamen karanlığa gömüldü. Eski inanışlara göre Ay bir canavar tarafından esir alındığına inanılırmış. İnsanlar da yapabilecekleri şey gürültü çıkarıp canavarı kovmak ve Ayı kurtarmak. Teneke, davul çalmak, tencereye vurmak, Aya doğru tüfek atmak gibi gürültülerle canavar korkutulur ve bir süre sonra canavar korkup kaçar ve Ay eski parlaklığına kavuşur. Ay 22:40 ta tam tutulma oldu. Yaklaşık 1 saat 19 dakika sürdü tutulma. Bundan sonrasını çekmeye gerek görmedim.

DSCN4804

Ay tamamen karanlığa gömülüp ışık saçmadığı anda fotoğraf makinesi otomatik olarak görüntüyü netleştiremediğinden anca kırmızı, yuvarlak bir cisim olarak çekti.

DSCN4817

Şimdiye kadar Ay tutulmasını, hem de Dolunay zamanına denk gelmesini ilk defa çok yakından gördüm. 2200 metre rakımda Ay daha da yakın geldi bana deniz seviyesindekilere göre. Evre evre ay tutulmasını hem izledim hem de makinenin optik kamerası ile iyice yakınlaştırıp ekranda gördüm, ellerimi titrettirmeden denklanşöre yavaşça bastım. Gayet net biçimde, yüksek çözünürlükte çektim Ay tutulmasını. Kendimi çok şanslı hissediyorum. Hem hava bulutsuz ve pırıl pırıldı. Teşekkürler Kayseri bisikletçileri, Develi bisikletçileri, Meliha Tekin, Aslı Azman, teşekkürler bu güzelliği bana yaşattıkları için.

Ay tutulma evrelerinin resimlerini çektim yakından ve tutulma bitti. Soğuk geceyi ateşin başında ısınarak ve çok gürültülü müzik eşliğinde kahve pişirip içiyoruz arkadaşlarla birlikte. İçinde odunların yandığı varilden alevler fışkırırken Urim Baba’nın kahvesi logolu fincan elin ucunda.

IMG-20180727-WA0004

Ateşin başında epey zaman geçirdik, odun bol, ateş sönmeden sürekli odun atıyoruz canavarın ağzına. O da doymak bilmiyor. Baktım canavar doymak bilmiyor ateşi beslemeyi bırakıp çadırıma giderek bu günü yaşadığım için Tanrıya şükür ettim. Ve tatlı düşlerle uykuya daldım.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 64 Kilometre civarı

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc

Kendi Kendine Oluşan Festival 6.Gün

16 Nisan 2015 Perşembe

6. Gün

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

Bekliyorum bir kapının önünde,

Cebimde yazılmamış bir mektupla.

Bana karşı ben vardım

Çaldığım kapıların ardında,

Ben açtım, ben girdim

Selamlaştık ilk defa.

Metin Altıok

 

Öne çıkan görsel, ekin tarlaları arasında düz yolda üç bisikletçi, Güneş parlak ışıklar saçarken batıyor.

20150416_191218_HDR

Çeşmeye gelen araçların gürültüsü biraz rahatsız etse de iyi bir uykunun ardından sabahın erken saatinde kalktık. Bahçede hazır haldeki hamakta da sabah keyfimi yapıyorum birazcık. Güneş doğmuş ağaç yaprakları arasından sızabildiği kadar üzerime ışıldıyor. Tembellik güzel bir şey, hele bahar ayında sabahın seherinde gerinip uzanmak. Sanki hayat durmuş gibi, bundan sonra hiç bir şey olmayacakmış gibi düşünmek. Ne geçmişi ne da yarını. Dünyadan habersiz, dünyanın içinde yaşamak. Sadece bu an var, an bitmesin. Durdu zaman, durdu dünya. Sadece nefes alışımı hissediyorum hiç bir şey düşünmeden. Sonsuzluğu yakalamış gibiyim. Hamakta uzanmış yatıyorum, arkada iki çadır.

20150416_081839

Bahçe sahibi geliyor, sabah kahvaltısı hazırlıyor bize. Bahar kokuları içinde kızarmış ekmeklerle nefis bir kahvaltı. Bol çay ile birlikte. Kahvaltının ardından eşyaları toparlayıp bisikletlere yükledik. Yola çıkmaya hazırız artık, akşama evdeyiz. Bahçe kapısı demirden, önde motor park etmiş.

20150416_103819

Bahçenin sahibine teşekkür edip yola çıkıyoruz hep birlikte. Kahvaltıyı dengesiz İrfan ödüyor, kendisine teşekkür ediyoruz. Biraz yüksekte olmamızdan dolayı Tire içine kadar çabuk indik. Yolumuz araçların gittiği ana yol değil. Köy yollarından Belevi’ye kadar gideceğiz.

20150416_104755

Yol kıyısında arabanın çarpıp öldürdüğü bir tilkiye rastlıyorum. Karşıdan karşıya geçmeye çalışan tilki arabanın hızına yetişememiş anlaşılan. Doğal olmayan bir ölüm karşısında üzülmemek elde değil.

20150416_113520

Yol hafif iniş ve çıkışlı, neredeyse düz sayılır. 20 kilometre yol aldıktan sonra çay bahçesinde mola verdik. Can ağacın dibine bisikletini park etmiş durumda poz veriyor.

20150416_120030

Bahçede yayılıyoruz bisikletleri park ettikten sonra.

20150416_120051

Çay bahçesinde rengarenk çiçeklerle bezenmiş. Çiçeklerin arasında koca bir küp, küpün üstünde de ters duran bir su testisi dikkatimi çekiyor. Aklıma bazı yerlerde adet olan evin damına konulan testi geliyor. Evde evlenme çağında genç kız varsa dama bir testi konuyor. Kızı almak isteyen delikanlı testiyi kırıp kıza talip oluyor. O yüzden testiyi ellemeden öyle uzaktan inceleyip resmini çekiyorum. Bir de kaza ile testiyi kırarsam kim bilir başıma neler gelir. Film sahnesinde değiliz.

20150416_120136

Duble çay ile pistonları soğutmaya çalışıyorum. Düz yol olmasına rağmen iki sıradağ silsilesini aştık ta geldik. Pistonlar biraz yorgun sayılır.

20150416_120309

Dengesiz İrfan da yanıma gelerek pistonlarını soğutmaya çalışıyor.

20150416_120328

Bu kış iyi yağış vardı ve bunun sonucunda Küçük Menderes nehri taşmış durumda. Bazı nehir kıyısındaki tarlalar su altında kalmış. Göründüğü kadarı ile geniş bir alan su altında.

20150416_124507

Daha önce Köyceğiz gölü etrafında gördüğüm Sığla ağacı burada da gözüme çarpıyor.

20150416_130203

Bereketli Küçük Menderes ovasında geniş şeftali bahçeleri alabildiğine çok. Henüz çiçek açmamış ama çiçeklerin tomurcukları hazır, neredeyse açmak üzere pembe şeftali çiçekleri.

20150416_131242

Belevi kavşağına geldik, artık Selçuk yolundayız ve yol İzmir -Aydın karayolu. Araç trafiği fazla, motor gürültüleri rahatsız etmeye başladı. Yol duble yol, emniyet şeridinde ilerliyoruz.

20150416_131248

Mandalina bahçeleri sarı çiçeklere bürünmüş olsa da taşmış nehrin suları yolun kıyısına kadar gelmiş durumda.

20150416_132524

Baharın beyaz gelinliği her tarafı sarmış durumda. Uçsuz bucaksız, çiçekler kaplamış tarlaları.

20150416_133406

Selçuk’a az kaldı, neredeyse varmak üzereyiz ama Selçuk’a uğramadan nehir kıyısından gideceğiz.

20150416_134113

Papatya gibisin beyaz ve ince,
Eziliyor ruhum seni görünce,
İsmin dudaklarımı yakıyor neden,
Nedir bu çektiğim senin elinden,
Yalvarırım sana gel üzme beni,
İnan bana çok seviyorum seni,
Gel kollarıma artık bekliyorum,
Papatyam seni özlüyorum,
Neden sanki öyle dudak büküyorsun,
Yoksa açık söyle hiç mi sevmiyorsun,
Sana soruyum neden susuyorsun,
Bana bu sevgiyi çok mu görüyorsun,
Bilsem söyler miydim gizli hislerimi,
Keşke görmeseydim gülen gözlerini,
Biliyorum fakat sende seviyorsun,
Anladım çapkınca naz ediyorsun,
Neden sanki öyle dudak büküyorsun,
Yoksa açık söyle hiç mi sevmiyorsun,
Sana soruyorum neden susuyorsun,
Bana bu sevgiyi çok mu görüyorsun,
Bilsem söyler miydim gizli hislerimi,
Keşke görmeseydim gülen gözlerini,
Biliyorum fakat sende seviyorsun,
Anladım çapkınca naz ediyorsun..

Necdet KOYUTÜRK

Papatya tarlasını çekiyorum.

20150416_135937

Ana yoldan nehir kıyısında ki yola girerek köprüden nehrin karşı yakasına geçtik.

20150416_140732

Küçük Menderes nehri maalesef çok kirli akmakta. Buna neden olanlar yaptıklarının farkında değiller ve farkında olmak istemiyorlar bir türlü.

20150416_140735

Henüz göremediğim ceylan tabelası yine karşımda. Bakalım ne zaman göreceğim ceylanları. Öyle çıkıverecek karşıma, bana şöyle bir bakıp hızla çalıların ardında kaybolacak. Kısmet….

20150416_140921

Nehir kıyısı asfalt yol ve araç yok, sadece tarlalarda çalışan traktörler bazen geçiyor. Biz de aheste bisiklet sürüyoruz, Can bunun bir örneği.

20150416_142405

İrfan ve Tamam da yolun sakinliğine bırakmış kendilerini. Usulca bana poz veriyorlar.

20150416_142439

Ayva ağaçları çiçek açmış, demek ki yaz gelecek. Şarkı sözlerindeki gibi ;

“Ayva çiçek açtı yaz mı gelecek

Gönül bu sevdadan vaz mı geçecek”

20150416_142838

Hazır üçünü de yakalamışken bir resim çekiyorum ardı sıra.

20150416_143609

Yeni sürülmüş tarla ve tarladaki solucanları yemek için üşüşen martılar.

20150416_143718

Zeytin köye yaklaştık, cami bize geldiğimizi bildiriyor. Nehir kıyısı araç bakımından sakindi ve rahatça geldik buraya kadar. Artık Küçük Menderes nehrinden ayrılma vakti geldi.

20150416_144139

Bereketli ova olunca leylekler de bu bereketten faydalanıyor her yıl. Ta uzaklardan gelmiş, her zamanki yuvasına gelip yerleşmiş bile. Henüz yumurtlamış nöbetleşe kuluçkaya yatıyor leylekler. Yavrular yumurtadan çıktıktan sonra besleyip büyütüp yaz sonunda yetişkin hale gelen yavrular kendilerine eş seçip yeni bir yerde yuvalarını yapacaklar. Havalar serinlemeye başlayınca sonbahar aylarında Afrika’nın sıcak bölgelerine göç edecekler.

20150416_144556

Zeytin köyün yamaç evleri, işte köyler verimli topraklara tarla yaparak tarım arazilerini korumuş oluyorlar yamaca ev yaparak.

20150416_144658

Zeytin köyde mola verdik, karnımız da acıktı. Daha önce pide yediğimiz fırına doğru gidiyoruz.

20150416_145519

Köyün tek pide fırınında birer pide söyleyerek pişmesini beklemeye başladık. Buranın pidesi meşhur olmasa da nefis pişiriyorlar. Zeytinköy sapa yerde kalmasına karşı nüfusu kalabalık bir köy.

20150416_145530

Karnımız doyduktan sonra daha önce gitmediğimiz değişik bir yoldan gitmeye karar verdik. Hem bu yolun rampası daha az olduğunu söyledi köylüler. Bakalım göreceğiz nasıl bir yolmuş. Köyden ayrıldıktan sonra su kümbeti karşımıza çıkıyor. Yağmur suları burada birikip içme suyu olarak kullanılıyor. Demek ki buralarda çeşme yok.

20150416_163146

Hafif rampalardan yukarılara doğru çıkıyoruz.

20150416_163148

Ardından kısa ama biraz dik bir rampa çıkıyor karşımıza. Hem de dönemeçli. Birden bire yükseklik kazandık.

20150416_163902

Gerçekten de bu yol diğer yollara göre daha iyi, kısa sert bir rampa dışında hafif çıkışlarla en yüksekte olan Gölova köyüne geldik. Köyde yorgunluk çayı iyi gidiyor doğrusu.

20150416_171557

Yorgunluk çay molasının ardında yola tekrar düzülüyoruz. Artık bir süre inişe geçtik. Tarlaların orta yerinde devasa bir çukur açılmış. Anlaşılan o ki buradan epey toprak alınmışa benziyor. Ne için, neden alındığı belli değil. Ama çukur öylece kalmış.

20150416_181133

Karakuyu köyünde mola veriyoruz, pistonlar iyice ısındı. Soğutmak gerek pistonları. Artık eve yaklaşmanın psikolojisiyle yorgunluk belirtileri göstermeye başladı. Her pedal daha ağır gelmeye başlıyor. Durup dinlenmeli.

20150416_182225

Artık Cumaovası’nda düzlükte pedal çevirmeye başladık. Öncümüz İrfan her zamanki gibi önde bize rehberlik ediyor.

20150416_183516

Katılımcılardan biri olan Tamam ise sessizce Öncüyü takip ediyor. Yorgunluk belirtilerinden olsa gerek hiç konuşmadan yol alıyor.

20150416_183528

Diğer katılımcılardan Can da iyice yoruldu. Ön çantaları ile birlikte yükü bizlerden fazla ve o da yorulmuşa benziyor.

20150416_183532

Böylece birbirimizin ardı sıra tıngır mıngır gidiyoruz.

20150416_183534

Çileme köyünde durmadan geçiyoruz, akşam güneşi ufukta alçalmaya başladı. Batmadan önce son ışıklarını ovaya, bizlerin üzerine saçıyor. Böylece Kendi Kendine Oluşan Bisiklet Festivalinin daha sonlarına gelmiş bulunmaktayız. Katılımcıların az olması benim işime yaradı. Cezvem dört kişilik, fincanlar da dört tane olunca her kahve molasında bir seferde kahvemizi içmiş olduk. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

20150416_191218_HDR

Tarlaların arasında yeni yapılmış olan yol dümdüz, sıcak asfalt ile yapılmış kaymak gibi. Güneşin son ışıkları altında aheste pedala basıyoruz.

20150416_191450

Tekeli, Develi köylerini bir çırpıda geçsek te su molası vermek durumunda kaldık. Acelemiz yok zaten. Cumaovası metro istasyonu kapalı olduğu için Sarnıç istasyonuna kadar gitmemiz gerek.

20150416_193756_HDR

Sarnıç metro istasyonunda trene bindik, Dengesiz İrfan’ın şekeri düştü herhalde istasyonun öbür ucuna gitti. O yüzden vedalaşamadık bile. Can ile birlikte trenin en ön vagonuna binerek Alsancak istasyonuna vardıktan sonra sahilden eve doğru tatlı bir yorgunlukla ama turun verdiği mutluluk ve sevinçle eve vardım. Yine bir turun sonuna geldik, turun katılım ücreti yok, zaten olamazdı. Çünkü kendi kendine oluşmuştu.

Bir daha ki turda görüşme dileği ile sağlıcakla, herkese bol turlar. Bisikletin gidebildiği yere kadar. Yeter ki yola çıkın, yolda olun. Yol nasıl olsa sizi iyi yerlere götürür hiç merak etmeyin.

Bu gün yaptığım yol 111 Kilometre civarı.

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc

Powered by Wikiloc