Etiket arşivi: frig

2. Simav Eynal Bisiklet Festivali 1. Gün

26 Ağustos 2021 Perşembe

Simav’a araba ile gidiş – Eynal – Simav Fuar alanı – Eynal

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

ne güzeldi saçları

saçlarını yandan yandan savuruşları

vay anasını

nasıl da dönüp baktı

bir hercaimenekşe bakar gibi güneşe

vay anasını

bal değildi gül değildi insandı

öptükçe ballanırdı kokladıkça güllenir

vay anasını

kızamık kızıl sıtma çiçek sanırdım aşkı

gördüm de insan kılığında felaket şaştım

vay anasını

nelerimi alıp gitti bilemem ki

bir yerlerim çoğaldı

vay anasını

Hasan Hüseyin

 

Öne çıkmış olan görsel, renkli çadırlar, yeşil, mavi ve beyaz renkli, iki katlanır sandalye. Arkada arabam Ford park etmiş.

DSCN2978

Zaman ne çabuk geçiyor, geçen zaman kısa gibi görünse de aradan 5 yıl geçmiş. Dile kolay! 5 yıl. Ama nasıl geçtiğini anlamadım bile. Bir çok iş, uğraş, gezi, tur bir de üstüne salgın nedeni ile kapanma ve iptal edilen festivaller nedeni ile ilkine katıldığım, tekrarı olmayınca anca bu günlere geldik. Festivali düzenleyen Simav da beden eğitimi Öğretmeni Şeref Akdemir. 2020 yılında festivali düzenlemek istedi, kayıtlar yapıldı ama gel gelelim gözle göremediğimiz virüs yüzünden salgın iyice azdığı için yapılamadı. Ben de kaydımı yapıp heyecanla bekliyordum güzelim Simav’ı ve Eynal kaplıcalarını görmek için. Hele muhteşem doğası ile Karagöl’ü. Orada bir kayanın üstünde kahvemi içmiştim. Göl manzaralı kahve içme hayalini yaşıyordum. Neyse bu yıl, yani 2021 yılında düzenleneceğini öğrenince Şeref hocayı telefon ile arayıp kaydımı ilk yaptıranlardan birisiyim. Geçtiğimiz yıl hiç bir festival yapılmamıştı, bu yıl da pek yapan olmadı salgın nedeni ile. Bisiklet sürmeyi, arkadaşları özledim. Onların da beni ve kahvemi özlediklerine eminim. Haziran ayının sonlarında Afyon Frig vadisi festivaline katılmıştım. Uzun süredir görmediğim arkadaşları görüp hasret gidermiştik. Birbirimizi özlemişiz, birlikte olmayı, muhabbeti, bisiklet sürmesini, yemek sırasını, çadırda yatmayı.

Simav’a gitme planlarını yaparken bir arkadaşım karavan ile gideceğini söyleyince birlikte gitmeyi planladık. Festivalin başlamasına bir kaç gün kala kendime yeni bir araba aldım. Eski olmasına karşı beni getirip götürecek kadar iyi durumda. Ama arkadaşımla sözleşmiştik. Festival gününe bir kaç gün kala bir de baktım ki arkadaş bisikletle yola çıkmış bile, kamp yaptığı yerden resimler atıyor sosyal medyaya. Ne bir haber, ne “Ben yola çıkıyorum, sen de gelir misin?” Ya da “Nasıl gitmeyi planlıyorsun, ben karavan ile değil de bisikletle yola çıkacağım” demeden yola çıktı. Neyse önemli değil kendi olanaklarım var, kimseye de muhtaç değilim. Sonra yeni araba almışım. Arabayı test ederim yolculuk boyunca. Beni eken arkadaşa zamanı gelince iki çift lafım olacak. O da yeri gelince söylenecek. Daha zamanı var.

Neyse uzatmayalım, Simav’a gidecek olan Cengiz Çarkacı ile anlaştık gitmek için. 26 Ağustos Perşembe sabahı bisiklet taşıyıcısını arabanın arkasına taktım. Bisiklet taşıyıcısı bagaj kapağına takılan aksesuar yüzünden tam oturmuyor ama bir şekilde takmayı becerdim. Bisikletim KUZ tekerlekleri sökük halde yükledim. Daha önce yanıma alacaklarımı hazırlamıştım. Nasıl olsa araba var diyerek bir de battaniye koydum alacaklarım arasına. Simav’da geceleri soğuk olur, battaniye gerek. Çantaları da arabaya yükletip Cengiz’i evinden aldım. Onun da bisikletinin tekerleklerini söküp taşıyıcıya sağlamca bağladım. Birlikte yola çıktık, yolumuz Salihli, Demirköprü barajından Demirci ve Simav. Yaklaşık 260 Kilometre yol gideceğiz. Arabam LPG gazlı, depoyu tam doldurdum, bakalım ne kadar yakacak, onu hesaplayacağım. Arabanın motoru yeni yapılmış, siboplar sıkı durumda. O yüzden 90 Km hızı geçmemeye çalışıyorum. Demirci kasabasında depoyu bir daha doldurduk. Hesaba göre 100 Kilometrede 14 litre yakıt yakıyor. Biraz fazla yakıyor gibi. Dağlara çıktık, Simav’a dağlardan inerken frenlerin pek tutmadığını hissedince düşük viteste sorunsuzca Simav’a vardık.

Yolu bildiğimden Simav Eynal kaplıcalarını kolayca buldum. Kamp yapılan yer futbol sahası. Arabam ile sahanın içine girerek çadır kuracağım yerin arkasına park ettim. Arabadan eşyaları ve bisikletleri indirip tekerleklerini taktık. Çadırı kurup eşyaları yerleştirdim. Kamp yeri sabit olunca tüm eşyalar çadırın içinde. Yanıma battaniye almıştım. Buranın geceleri yaz olsa da serin geçeceğini biliyorum. İyi ki battaniyeyi yanıma aldım. mat çantanın içinden çıkmadı. O yüzden battaniyeyi altıma sereceğim. Bizden önce gelenler çadırlarını kurmuş bile. Uzun zamandır görmediğim arkadaşlarla hasret gideriyorum. Ne çok özlemişiz kamp ortamını, arkadaşlıkları ve sohbeti.

Çadırlar sıra ile kurulmuş bozulmuş top saha çimenleri üstüne. Çadırlar renkli ve onlarcası sıralanmış. Arkada tepeler var, gökyüzü masmavi. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

DSCN2979

Kayıt masasına gidip kaydımızı yapıyorum, formaları ve hediyemizi aldım. Formamı hemen üzerime giydim. Formanın rengi açık yeşil tonda. Kayıt yerine iki tane üstü kapalı, etrafı açık çadır kurulmuş. Burada iki tane su pınarı konuşmuş. Soğuk suları pınardan içeceğiz. Bisikletler, bisiklete binenler kayıt masasının yanında.

DSCN2980

Akşama kadar sohbet, muhabbet sürdü. Çadırımın yanında Doktorumuz Mete Güney var. Gitarını da getirmiş, müzik bol festival boyunca. Mete gitarını çalarken resmini çekiyorum gece karanlığında flaş ışığı ile.

DSCN2982

Bu gün günlerden Perşembe. Haliyle Perşembe akşamı bisiklet turu var tüm Türkiye’de. İzmir’de başlayıp tüm Türkiye’ye yaygınlaşan Perşembe akşamı bisikletçileri, kısaca PAB Simav Eynal bisiklet festivaline katılanlar çok olunca Perşembe akşamı bisiklet turu yapmayı planlamış Şeref Akdemir. Bu günlerde de Simav’da panayır kurulmuş. Halk akşamları panayıra gelip eğlence ve alış verişe geliyorlarmış. Belediye bir alanda panayır kurmuş, yiyecek, içecek ve eğlence yerleri ayrılmış geniş bir alana. Perşembe günü festivale gelen bisikletçilerle arka yollardan panayıra doğru gittik bisikletlerle. Yaklaşık 8 Kilometre bisiklet sürdükten sonra panayıra vardık. Belediye görevlileri bizlere yer ayırmış. Bisikletleri oraya park ettik. Şeritle çevrelenerek başında da güvenlik için bekleyenler olacak. Aralarında pahalı bisikletler var. Ederi yüksek. Bisikletler güvenli yerde durmalı. Herkes panayır alanına gelince bisikletlerle topluca resim çekilmek için yan yana dizildiler. Ben de onları çekiyorum. Panayır alanına dikilen direklere tel gerilip küçük Türk bayrakları ve belediye flamaları asılmış. Aydınlatma direklerindeki kuvvetli ışık kaynakları sayesinde ortalık aydınlanmış durumda.

DSCN2985

Belediye zabıtaları ve görevlileri bizlere çay ikram ediyor, bizler de içiyoruz. Belediye başkanı aramıza gelip bizlere hoş geldiniz diyor. Bizler de bisiklet festivaline verdiği destekten dolayı teşekkür ediyoruz. Ayrıca panayır için de kutluyoruz genç belediye başkanını. Sağda festivali düzenleyen Şeref Akdemir, belediye başkanı, yardımcıları da yanında. Belediye başkanının karşısında bisikletçiler sıralanmış karşılıklı konuşuyorlar.

DSCN2989

Belediye başkanı, Şeref Akdemir ve bisikletçileri çekiyorum birlikte. Arkada belediyeye ait iki katlı bina var.

DSCN2990

Panayıra eğlenmeye gelen insanlar ve çocukları deveye binip tur atıyorlar meydanda.

DSCN2991

Çocukları taşıyabilecek kadar küçük Midilli atları da var panayırda. Çocukları ücret karşılığında bindiriyorlar. Normal insanların bel hizasında Midilli atı. Gölgesi yere vurmuş öylece bekliyor müşterisini Midilli atı.

DSCN2992

Panayırdaki oyuncaklar bisikletçilere ücretsiz binileceğini söylediler. Kimisi oyuncaklara binmek için gittiler. Kimisi de panayır alanını gezmeye çıktı. Ben de panayır alanındaki satıcıları dolaşıyorum Cengiz Çarkacı ile birlikte. Kendimize külahta dondurma alıp yalaya yalaya tezgahları dolaşmaya başladık. Herhangi bir şey almaya niyetim yoktu ama iki tane şiş aldım kendime. Bisiklet turlarında sucuk pişirmek için gerekiyor. Panayırı dolaşıp bisikletlerin yanına döndük. Hareket saatine daha var. Gökyüzünde Ay belirmiş, dolunay bitmiş, sağ tarafının bir kısmı karanlıkta. Fotoğraf makinesinin optik zoomunu kullanıp Ay’ı iyice yakınlaştırıp çekiyorum net olarak. Aydaki kraterler, parlak düzlükler net olarak görülüyor.

DSCN2993

Herkes toplanınca birlikte yola çıktık. Geldiğimiz yoldan geriye doğru bisikletleri sürüp kamp alanına geldik. Bisikletleri park edip çadırların önünde sohbet ediyoruz bir süre. Yeni gelip çadır kuranlar olmuş. Çadırlar da çoğalmış akşamdan beri. Belli bir saatte susup çadırlara çekildik. Artık dinlenme zamanı diyerek tatlı bir uykuya daldım.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 16 Kilometre civarı.

Yaptığımız yolun haritası aşağıda

Powered by Wikiloc

Afyon Frig Vadisi Bisiklet Turu 3. Gün

20 Haziran 2021 Pazar

Emre gölü – Aslankaya – Üçlerkayası – Döğer peri bacaları – Emre gölü

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

Zaman değmiş
Önce,
Yedi telli sazın
Afyon ruhu yutmuş diline
Ne gözyaşına 
Ne yaşadığı yaşına bakmış
Harcanası yıllarını
Okşayarak sayıp,
Bir bir geri almış

Anonim şiir

 

Öne çıkmış olan görsel, Evin çatısının arkasında delikli kaya. Kayanın üzerinde leylek yuvası. İçinde leylek duruyor.

DSCN2366

Bu gece daha rahat uyudum sanki. Hava sıcaklığı gece bile sürdüğünden etkisini gösteriyor. Artık çadırda uyumaya alıştım, hava da uygun olunca üşümedim. Sabahın köründe uyanıyorum, henüz pek kalkan yok erken saatlerde. O yüzden tuvaletler boş. Çadırıma gelip ilk iş olarak kahve pişirmekle başlıyorum güne. İzmir Torbalıda yaşayan İlknur Tunger ile bu festivalde tanıştım. Gerçi o beni tanıyor ama yüz yüze ilk defa karşılaşıyorum. Haliyle kahvemi de bildiğinden erkenden yanıma geldi. Ortalıkta dolaşan festivali düzenleyen  Birsen de yanımızda olunca şanslı dört kişi kahvemden içmiş oluyor. İlknur ile beraber bir arkadaş kendi sandalyelerinde oturmuş. Benim önümde de küçük sehpa, üzerinde kahve takımları. Arkamda, ayakta duran, elinde kahve değirmenini çeken de Birsen olduğu halde resim çekiliyoruz.

DSCN2330

Kahvaltıya başlamadan önce eşyaları, çadırı söküp toparlandık. Çantaları arabaya koyup yola çıkmaya hazırız. Kamp alanına gelince sadece bisiklet aparatını takıp bisikletleri yükleyeceğiz. Akşam fazla işimiz kalmadı. Bu gün tura biraz geç başladık nedense. Herhalde kısa bir tur olacağa benziyor. Grup bu kez sol taraftaki yola saptı. Hafif çıkışlı olan yoldaki bisikletçileri çekiyorum. Yol kıyısında elektrik direkleri tarlanın kıyısında yol ile beraber sıralanmış. Bisikletçileri takip eden araç arkalarından gidiyor.

DSCN2332

Yolda fazla gitmeden sola, toprak yola saptık. Bir süre gittikten sonra Aslankaya Tapınağına geldik. Tabelasının resmini çekiyorum. Tabelada yazan;

Aslankkaya Tapınağı

Aslankaya, yüksek bir kayanın güney yüzü, dikey kesilmiş üçgen çatılı bir tapınak cephesidir. Üçgen çatının kiriş boşluklarında karşılıklı iki sfenks (insan başlı kanatlı aslan), ana cephede niş içinde iki aslan arasında Kübele bulunmaktadır. Ana cephe geometrik desenli kabartmalarla süslüdür. Anıtın iki yan yüzleri de kesilmiş, kuzey yanına kükremiş ve iki ayağı üzerine şaha kalkmış bir aslan yapılmıştır. M.Ö.7.yy. Frig tapınağıdır.

DSCN2333

Aslankaya tapınağının önden çekilmiş resmi. Yukarıda yazıldığı gibi üçgen çatılı kabartma altına kapı gibi kaya oyulmuş yarım metre kadar. Tapınak olarak kullanıldığı için içi oyulmadan öylece duruyor kaya kütlesi. Kaya kütlesi altında, yere yakın bir metrelik yatay bir tabaka var. Rengi sarı – krem karışımı başka bir yapıda olduğunu gösteriyor. Zemindeki kaya kütlesine biraz yan oturmuş durumda. O yıllarda Anadolu’da Aslanlar yaşıyormuş demek ki. Yoksa aslan figürleri niye kullanılsın?

DSCN2334

Rehberimiz bizlere Aslankaya Tapınağı hakkında bilgi veriyor. Elinde megafon var. Arkada kimi sivri, kimi yassı kaya kütleleri. Çalılık beyaz çiçekler açmış durumda.

DSCN2335

Kapı girişi gibi oyulmuş niş içinde şaha kalkmış aslanı yakından çekiyorum.

DSCN2336

Üçgen çatı kabartması içinde çeşitli figür kabartmaları.

DSCN2337

Aslankaya Tapınağında molamız bitince afyon tarlalarının arasında yol almaya başladık. Beyaz gelinliklerini giymiş afyon çiçekleri bizlere güzel görseller oluşturuyor.

DSCN2338

Bir afyon çiçeğini yakından çekiyorum beyaz taç yaprakları ile birlikte. Arkasında da taç yapraklarını dökmüş haşhaş başı.

DSCN2339

Arazide kaya kütlesi beş metre boyunda. Bir yanı yarılıp çatlak oluşmuş. Bisikletim KUZ park halinde kaya ile birlikte çekiyorum.

DSCN2340

Buralarda arıcılık yapanlar da var. Ot bürümüş arazide arı kovanları dizelenmiş onlarca. Arıcı da kamyoneti ile gelip kovanlarla ilgileniyor. Arazi bitiminde kayalıkta küçük çam ağaçları seyrek çıkmış.

DSCN2341

Tam da peri bacasına benzeyen kaya kütlesi. Üzerindeki baş kısım geniş, altında dar boğaz ve aşağı doğru genişleyen bir yapıda. Arkasındaki kayalardan ayrı durumda, tek başına duruyor.

DSCN2342

Büyükçe kaya blokları delik deşik. Delikler doğal olarak düzensiz durumda.

DSCN2343

Kayanın birinde gördüğüm kırmızı – beyaz şerit buradan geçen patikayı işaret ettiğini anlıyorum. Yürüyüşçülerin işareti, izleri iyi takip edersen seni bir yerlere ulaştırır.

DSCN2344

Yolda ötede, yüksekçe kaya kütleleri sanki sıralanmış gibi bir duvar şeklinde. Kimisi peri bacasına benziyor ama hepsi değil.

DSCN2346

kaya kütlesinin üzerinde bir buçuk metre kadar çıkıntı yapmış kaya. Altı boş, sanki kartal gagasına benziyor.

DSCN2347

Bu tarlada mor çiçekli afyon tarlası.

DSCN2348

Daha uzaktaki mor çiçek açmış afyon tarlası küçük bir yer kaplıyor. Burayı iyice yakınlaştırıp çekiyorum.

DSCN2349

Beton direk tepesinde leylek yuvası. Üstünde üç leylek var. Birisi yavru leylek olmalı. Öndeki leylek uzun gagasını açmış, sanki susuzluk çeker gibi kuraklığı dile getirmiş.

DSCN2350

Düzgün yapılmış taş çeşme, kemerli niş şeklinde. Kemerin üst yanlarında birer ay – yıldız kabartması var. Yalağı yerde U biçiminde. Çeşmenin tası zincirle duvara bağlanmış. Arkada duvarın üstünde çitli bahçede çam ağaçları.

DSCN2351

Doğal mı oluşmuş yoksa bilerek mi oyulmuş bilemem ama kayanın yan yüzeyi sanki insan başı şeklinde. Anlı biraz çıkıntılı, burnu, ağzı, çenesi ve boynu belirli. Önden pek anlaşılır gibi değil ama yandan bakınca belli oluyor. Arkada tarla içinde damlar var kiremit çatılı.

DSCN2352

Tabela yerinden sökülmüş, telefon direğinin dibine konmuş. Tabelada yazan Üçlerkayası sola doğru ok işaretli.

DSCN2353

Üçler kayasına doğru giderken her tarafta ilginç kayalıklar görmemiz olası. Hafif yamaçta kaya kütleleri yerden fışkırmış durumda.

DSCN2355

Tabelada yazdığına göre Üçlerkayası köyüne geldik. Tabela mavi renkte. Arkadaki yamacın tepesinde seyrek çam ağaçları.

DSCN2356

Köyün girişinde kaya kütlesi sanki ağzını açmış aslan gibi oluşmuş. Açık olan ağızda sadece dişleri yok. Köyün evleri sağda, arkada yüksek kayalıklar.

DSCN2357

Köydeki kerpiç evler terk edilmiş, artık yeni yapılan betonarme evlerde yaşıyorlar. Terk edilmiş kerpiç evin pencerelerinde kimi camlar kırık. Bu insana hüzün veriyor.

DSCN2358

Anne ördek, 10 ördek yavrusu arkasında sıraya girmiş paytak paytak sokakta yürüyorlar.

DSCN2359

10 Metreye 15 metre boyutlarında kaya kütlesi, sol tarafındaki yanda sanki insan kafası gibi. Burnu, göz çukurları yandan görünüşü büst gibi. Kulak ise içi oyulmuş kapı şeklinde. Oyuk olan yer armut biçiminde. Kaya yarısından sanki kesilmiş gibi yukarıdan aşağıya. Altta da geniş bir mağara ağzı, tavanı alçak.

DSCN2361

Kaya kütlesi diğer kayadan ayrılmış, arası geniş yukarı doğru sanki diğer kayaya doğru eğilmiş gibi.

DSCN2362

Eski kerpiç ev, ağaç karkasları görünüyor. Pencerelerdeki camlar kırılmış. Çatı kirişleri ortaya çıkmış, biri küçük, biri büyük penceresi var.

DSCN2363

Kaya parçaları üst üste konmuş, sanki yuvarlanacakmış gibi. En üstteki kaya öne doğru balkon gibi çıkıntı yapmış. Altında ev var kayalıkların.

DSCN2364

Ortası delik kaya üzerine leylek yuvasında bir tane leylek var. Gagası ile tüylerini düzeltiyor. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

DSCN2366

Leylek yuvasının altındaki deliği yakınlaştırıp çekiyorum. Delik doğal olarak oluşmuş. Solda bir oyuk daha var.

DSCN2369

Leyleği de yakınlaştırıp çekiyorum. Leylek sürekli tüylerini düzelttiğinden doğru dürüst çekemiyorum. Gagasını kanadının altına sokmuş durumda.

DSCN2370

Köyün üstü kaya kütlesi ile kaplı. Kaya oyulup oda yapılmış. Üç oda yan yana, altta mağara girişi var.

DSCN2371

Kaya üstte balkon şeklinde çıkıntı yapmış.

DSCN2372

Kayalar minare gibi sıralanmış, her biri ayrı ayrı.

DSCN2373

Kayaya oda yapılmış, yakınlaştırıp çekiyorum, içerisi geniş bir oda. Belki de mezar odası olabilir.

DSCN2374

Üçlerkayası köyünden ayrıldık. Döğer kasabasına doğru gidiyoruz. Frigya’ya giriş yapıyoruz. Kahverengi tabelada Frigya yazıyor.

DSCN2375

Döğer kasabasının çıkışında küçük su birikintisi var. Burada kaz sürüleri gelip hem besleniyor hem de biraz olsun yüzüyorlar. Kaz sürüleri ayrı ayrı topluca yürüyorlar. benim saydığım 7 tane sürü var. Her sürüde bir erkek kaz liderliğinde 15 ila 20 kaz onu takip ediyorlar. Asla birbirleriyle dalaşmadan ortalıkta bir o yana, bir bu yana dolaşıyorlar. Yeşillik arazide bir de eşek ayağından bağlanmış otluyor. Eşeğin rengi siyah. Arkalarda küçük tepeler ufku kaplıyor. Hava parçalı bulutlu.

DSCN2376

Kaz sürülerinin faydalandığı küçük su birikintisini besleyen çeşmeden sürekli su akıyor. Bu çeşmenin ismi Zorali çeşmesi. Herhalde suyu iyi olmalı ki arabasının arka bagajına onlarca su şişesi, damacana koyup çeşmeden hepsini dolduruyorlar. Çeşmeyi boş olarak çekemiyorum. İki kişi plastik şişelere su doldururken çekiyorum bir poz. Çeşmenin aynası kalın duvar olarak taştan yapılmış. Kalınlığı 1 metre, yüksekliği 2.5 metre, eni de 2 metre civarı. Bir borudan sürekli su akıyor. Alın kısmı kemerli niş olarak yapılmış.

DSCN2377

Çeşme ünlü bir çeşme, o yüzden tabela konulmuş. Direkteki tabelada; Zorali Çeşmesi yazılmış. Arkadaki tel örgü ile çevrili bahçede kocaman ceviz ağacı var. Çeşme haritalarda bile belirtilmiş. Yerini kolayca bulabilirsiniz.

DSCN2378

Gittiğimiz yolun kenarlarında kayalar duvar şeklinde. Arası düz çayırlık arazi. Düz arazi yavaşça daralıyor giderek.

DSCN2379

Düz arazi burada bitiyor. Bittiği yer kireç kayalıkları doğal olarak peri bacalarına benziyor. Buradan sonra dağa tırmanış başlıyor.

DSCN2380

Yokuşa tırmanmadan Sağa doğru, toprak yola saptık. Solda ağaç koruluğu, onun ilerisinde ilginç şekillerde oluşmuş kayalar var.

DSCN2381

İlginç şekillerde oluşmuş kayalıkların yanına geldim. Burada uzun yalaklı çeşme var.

DSCN2382

İlginç kayalıkları yakından çekiyorum. Kayalıklar 4 – 5 metre boyunda, 1.5 – 2 metre eninde dikine oluşmuş. Her kaya arasında boşluklar var. Boşluklar da 2 metre civarında. Taban yeşil çimenlerle kaplı. İnsan rahatça aralarında dolaşabilir ama labirent gibi olan kayalıklar arasında kaybolma olasılığı var.

DSCN2383

Her kaya birbirine benzemiyor. Her biri değişik yapıda, girintili – çıkıntılı.

DSCN2384

Kimi kayalıklar birbirinden 3 – 5 metre kadar ayrılmış, araları geniş. Yerler çimenlik düz arazi. Her kaya da kendine göre küçük oyuklar oluşmuş.

DSCN2385

Kimi kayalıklar da birbirine yakın durumda.

DSCN2386

Daha yukarılarda, çamlık olan yamaçta ortada anıt gibi kalmış kayalık kütle. Bu kaya uzaktaki yamaçta olduğundan optik zoom ile yakınlaştırıp çekiyorum.

DSCN2387

Yamaçtaki kayalıkların rengi siyaha yakın. Yeşil çamların arasında fışkırmış siyah kayalıklar kontrast renk oluşturmuş. Oysa kayalıkların rengi genelde bej, beyaza yakın renkte. Burası da uzaktaki yamaçta, yakınlaştırıyorum iyice.

DSCN2389

Dağın yamacına yaslanmış vadi burada kireç kayalıklar yarılmış yukarıdan gelen yağmur suları derin yarıklar oluşturmuş.

DSCN2390

Ben resim çekmekten epey geride kaldım. Grup haldır huldur gittiğinden yetişmek olanaksız. O yüzden bazı yerleri kaçırıyorum. Belki de onlar kaçırıyordur. Kim bilir? Ben tam yokuşu bitirmişim grup aşağı inişe geçmeye başladı bile. Burada Döğer peri bacaları var. Büyük kaya kütlesi delik deşik edilip odalar yapılmış. Kaya kütlesini ve aşağıya inmeye başlayan bisikletçileri çekiyorum.

DSCN2391

Kaya kütlesi yüksek ve geniş. 15 metre yüksekliği, 50 metre genişliği var. Blok apartman gibi odalar kazılıp yapılmış. Aşağı inen üç bisikletçi de kareye giriyor.

DSCN2392

Bisikletçi grup haldur, huldur Döğer peri bacalarına çıkıp indikleri gibi tekrar gideceğimiz yola sardılar. Kıvrılarak çıkan yoldaki bisikletçileri çekiyorum. Bisikletim KUZ önde park etmiş durumda. Grup tekrar gitti, biz bekliyoruz bir kaç kişi. Bacanağım, İsmail ve Enes kaldık en arkada. Öğle zamanı oldu, acıktım iyice. Yokuşu sarmadan önce Bacanağımın çantasındaki poğaçalardan ikişer tane yedik. Üstüne de bolca su içerek biraz olsun enerji topladık. Öğle yemeğini nerede, ne zaman yiyeceğimiz belli değil ve önümüzde biraz tırmanış var.

DSCN2394

Biraz olsun karnımız doyunca biz de yokuşu tırmanmaya başladık. Sağımızda peri bacaları olan kayalıklar, önümüzde tırmanan bisikletçiler. Kimisi bisikletten inmiş, yürüyerek çıkıyor sert yokuşu.

DSCN2395

Daralan vadi kireçli kayalıklar yer yer fışkırmış yerden.

DSCN2397

Döğer peri bacası tek başına, tepenin üzerinde abide gibi yükselmiş. Bu görüntü yandan çekildi. Yan taraf diğer yandan daha da dar.

DSCN2399

Döğer peri bacası ile aynı hizaya geldim. Yan taraf delik deşik. Bazı delikler karanlık değil, diğer taraf görünüyor sanki.

DSCN2400

Aydınlık olan delikleri yakınlaştırıp çekiyorum. Kayalığın diğer tarafı görünüyor. Böyle iki tane delik var. Diğer delikler karanlık.

DSCN2401

Çıktığımız yeri çekiyorum. Aşağıda düz arazide Döğer kasabası görünüyor. Sanki aşağılarda bir yerlerde yağmur yağıyor. Buluttan yere doğru hüzme olarak inmiş.

DSCN2402

Yokuşun bir yerine gelince şiştim, yürümeye başladım bisikletimden inip. Neredeyse 2 yıldır doğru dürüst bisiklete binmiş değilim. İyice hamladığımı hissediyorum. Ayrıca biraz fazla kilom var. Fazla kiloları yakmak gerek ama fırsat olmadı uzun turlar yapmaya. Salgın, kapanma derken unuttuk uzun turları yapmaya. Bir süre yürüdük bacanağım ile birlikte. Yokuşun sonuna gelmeden belediyenin süpürge aracına bisikletleri koyup yokuşun üstüne kadar çıktık. Yokuşun üstünde bisikletleri indirip sürmeye başladık. Yol iniş olunca pistonlar dinlendi sayılır. İnişte Alanlı köyünden geçtik ama mola vermedik. Yemek yeme zamanı iyice geçti, nerede, ne zaman yemek yiyeceğimiz henüz belli değil. Habire gidiyoruz. Köyün girişindeki tabela önünde bacanağımın resmini çekiyorum. Köyün evleri ağaçlardan görünmüyor bile.

DSCN2403

Köylülerin kendi olanakları ile yaptıkları dikdörtgen planlı ev gibi küçük cami ve kısa minaresi. Önde taş örülü dam, üzerinde kiremitli çatı. Biri küçük, biri büyük iki pencere deliği var. Solunda da köy çeşmesi taştan yapılmış. Tabelada Sarıcaova sağa ok işareti, Ovacık sola ok işareti ile gidileceğini belirtmiş. Çeşmenin önünden başlayan, dam boyu yalak var.

DSCN2404

Köydeki evlerin çoğu taş bina, altı dam üstü ev. Kimi ev de yıkıntılı durumda.

DSCN2405

Kimin öldürdüğü belli değil ama uzunca bir yılanın başı ezilerek katledilmiş. Yeni öldürüldüğü belli kımıldanışından. Nedense insanların çoğu yılanlardan korkar. Yılanlara korku ile yaklaşmaya cesaret edemezler ve hemen öldürürler. Oysa doğanın dengesini sağlar yılanlar. Ayrıca yılanlara kötü anlamlar yüklenmiştir. Çoğu insan yılanların soğuk hayvan olduğunu söyler, haklılar. Yılanlar soğuk kanlı hayvanlardır yapısı itibarı ile. Sıcak kanlı olsalardı acaba severler miydi bilinmez. Yazık olmuş hayvana.

DSCN2406

İniş bitti, küçük bir düzlüğe geldik. Yol burada toprak, sağda tarlalar, solda çam ormanı.

DSCN2408

Rakım yüksek olunca buğdaylar da ona göre olgunlaşıyor. Buğdaylar hala yeşil, sararmasına daha çok var. Havalar serin buralarda. Hava iyice kapandı bulutlardan ama yağmur pek yağacak gibi değil.

DSCN2409

Köyün içinde çatılı bir bina yapılmış. Bina kare planlı, küçük. Üç tarafı duvar, iki yanda penceresi var. Alın kısmı açık, kapı falan yok. Açık olan yerin ortasında taş kaide üstüne kısa bir duvar, alını tutuyor. Binanın alın kısmının önünde kare şeklinde taş bloklarla örülmüş bir sıra. Üstüne de tek parça taş kapak ile örtülmüş. Kapak kalınlığı 30 santim. Kapakla beraber 1 metre kadar yüksek olan yerin üstünde daire biçiminde ters konulmuş leğen dibi gibi taş, onun üstünde de küp şeklinde taş parçası konulmuş. Burasının ne olduğunu anlamadım

DSCN2410

Köyün içinden geçiyoruz, çimenlik yerde kahverengi bir at bağlı ayağından. Taşlar üst üste konularak bahçe duvarı örülmüş. Harç, çimento yok. Arkada evler ve kısa minareli bir cami var.

DSCN2411

Buralardan geçen bir yürüyüş yolu var. Adı Frig Yolu. Üç tane yön belirtir tabela konmuş yol kıyısına. Üstteki sağ yönü gösterir tabelada Frig yolu, Gökbahçe 12 Km, altında aynı yönde Asmainler vadisi (Bağlantı yolu) 13 Km, En altta da sol yönü belirtir tabelada Urumkuş Y. 6 Km yazıyor. Tabela köy içine dikilmiş. Yürüyüşçüler bu tabelalara göre yönünü, gideceği yeri ve ne kadar kilometre olduğunu görüyorlar.

DSCN2412

Tabelada yazdığına göre Sarıcaova köyüne geldik. Altındaki tabelada da; Köy içine dilenci hurdacı ve seyyar satıcıların girmesi yasaktır yazılmış.

DSCN2413

Sarıcaova köyünü geçtik, toprak yol bir süre daha devam ediyor. Çam ormanı içindeyiz. Trafik, araç yok, çok rahat gidiyoruz. Önümde İsmail tandem bisikletle gidiyor.

DSCN2414

Bir süre yine yokuş çıktık ama o kadar sert değildi. Bisikletten inmeden çıktım bu kez. Asfalt yolda ilerliyoruz. Bir yerde bizleri sağa, orman yoluna soktular. Çam ormanı içinde gidiyoruz. Yol girişinde tabela konmuş. Tabelada yazan Kurtuluş savaşı siperleri, Düztaş mevkisi. Sol yönü ok işareti ile belirtmiş.

IMG_20210620_161749

Orman yolu bir açıklığa çıkıyor. Burası otlak ve tüf kireç kayalıkları olan yer. Burada savaş olmuş bir zaman.

DSCN2415

Burada çetin savaşlar olmuş Kurtuluş Savaşında. Sadece iki tane dikili taş konmuş yeri belli olsun diye. Taşların boyu 2 metre. Arkası kayalık.

DSCN2416

Buraya en son gelenlerdeniz, herkes gelmiş ama yemek arabası henüz ortalarda yok. Artık açlık kendini iyice göstermeye başladı. Derken yemek arabası çıka geldi, kısa sürede yemek dağıtılmaya başlandı ve ilk sıralarda yemeğimi alıp büyük bir iştahla yemeğe başladım. Öyle bir acıkmışım ki yemeği bir çırpıda yedim. Susuzluk ta var, iki bardak su içtim pet bardakta. İki parça da ekmek mideye indi. Yemekte keşkek te vardı ama karnım öyle doydu ki keşkeği yiyemedim. Zaten pek te sevmem keşkeği. Bir süre dinleniyoruz yemekten sonra. Bacanağım ile konuştuk kamp alanında dönünce ne yapacağız diye. Zaten sabah çadırları söküp arabaya yüklemiştik. Kamp alanına gidince zaman geçirmeden arkadaşlarla vedalaşıp yola çıkmaya karar verdik. Dinlenme bitince yola çıkarak kısa sürede kamp alanına vardık. Zaten yolumuz az kalmış. Kamp alanında tuvalete gidip elimizi yüzümüzü ve ihtiyacımızı giderip bisikletleri arabaya yükledik. Görebildiğimiz arkadaşlarla vedalaşıp fazla geç olmadan yola çıktık.

Yola çıktıktan kısa bir süre sonra yağmur yağmaya başladı. Öyle ki bardaktan boşanırcasına. iyi ki yola çıktık yoksa kamp alanında ıslanmamak olası değil. Afyon’dan çıkmadan arabaya yakıt almak için benzin istasyonuna girip depoyu doldurduk. Bu arada Afyon manda kaymağı alalım dedik. Kaymak 200 gram ağırlığında, ederi 30 Lira. Bana çokça kazık yedik gibi geldi. Kilosu 150 Liraya geliyor ama Afyon’dan başka ne alınabilir ki? Kazıktan başka. Afyon manda kazığı. Neyse yakıtımızı aldık ve yola çıktık. Yağmur bizle beraber geliyor. Kula’ya kadar bacanağım sürdü arabayı. Kula’da Kula ekşi maya ekmeği aldık birer tane. Bu kez direksiyona ben geçtim. Ta eve kadar. Salihli’ye kadar yağmur hiç durmadı. Akşam 23:00 civarı eve geldik. Bisikletimi ve çantalarımı indirip eve koydum. Bacanağım Buca’da oturduğu için yolcu ettim kendisini.

Böylece bir tur ve festivalin sonuna geldik. Uzun süredir bisiklete binmemiştim. Biraz yorsa da festival ve bisiklete binmeyi özlemişim. Tıpkı diğer arkadaşlar gibi. Arkadaşlarımı da özlemişim. Onlar da beni ve kahvemi özlemiş. Elimde iyi bir fotoğraf makinesi olunca iyi resimler çekmeye çalıştım. Frig vadisi görülmeye, gezmeye değer bir yer. Her tarafını göremesem de bir çok yeri gördüm sayılır. Her tarafta oluşmuş ilginç kayalıkların her biri ayrı yapıda. Kimisi doğal şartlarda oluşmuş, kimisi insan eli ile yontulup kazılmış. Bir zamanlar bu yerlerde insanlar yaşamlarını sürdürmüşler. Eski çağlarda kendilerine sağlam kayadan sığınma yerleri yapıp içlerinde güvenle oturmuşlar.

Elimden geldiği kadar yazmaya çalıştım gördüğüm yerleri. Eğer bazı yerleri, bazı kişileri yazmadıysam af ola.

Başka bir yazıda görüşmek üzere

Bu gün yaptığım yol yaklaşık olarak 48  Kilometre civarı.

Yaptığımız yolun haritası aşağıda

Powered by Wikiloc

Afyon Frig Vadisi Bisiklet Turu 2. Gün

19 Haziran 2021 Cumartesi

Emre gölü – Bayramaliler – Ayazini – Emre gölü

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

Afyon’un kaymağı dillere destan,
Bolvadin kızları giyerler fistan,
Sandıklıda bağban Çayda gülistan,
Afyon kalesinin eteklerinde!

Rabia Barış

 

Öne çıkmış olan görsel. Kıvrılarak giden yol düzlükte, tepelerde çam ormanı. Kıvrık yolda bisikletler ardı sıra gidiyor.

DSCN2153

Güzel bir uyku uyudum sayılır gece boyu. Erkenden gözlerim açıldı, hemen tuvalete gidip kimse uyanmadan elimi yüzümü yıkıyorum. Rahatlamış biçimde güne başladım. Sabah kahvesi için hazırlık yaparken karşımdaki tepenin üzerinde kocaman bir kuş gözüme ilişti. Fotoğraf makinemi alarak kuşa yakından bakıp bir kaç poz çektim. İçlerinden en net olana bakınca bu kuşun kuzgun olduğunu görüyorum. Bana ilk önce şahin gibi gelmişti uzaktan. Yakınlaştırınca iyice ne kuşu olduğunu rahatça görüyorum. Uzaktan karga çok büyük görünüyor. Makine çok iyi ve net çekiyor uzaktakileri.

DSCN2141

Kahveyi yapıp afiyetle içtik şanslı olanlarla birlikte. Yanımda bacanağım oturuyor. İkimize kahve pişirip fincanlara doldururken Haşim Ağca bizi çekiyor. Sehpa üzerinde kahve kavanozu, el değirmeni, fincanlar, şeker, ıslak mendil, kahve kutusu. Arkada tel örgülü spor sahası.

207326548_4697100310318336_7903688281336853521_n

Kahve içmek için gelenlere de kahve yapıyorum. Dört kişi yanımda kahve pişmesini beklerken Haşim Ağca bizi çekiyor, bir kişi ayakta, diğerleri kendi sandalyesine oturmuş.

210719912_4697100100318357_8648896160673168186_n

Kahvemizi içtik, sıra kahvaltıya geldi. Tek yerden dağıtım yapılınca uzun kuyruk oluştu. Aç olanlar ilk önce sıraya girmişti çoktan. Benim acelem yok, aç olsam bile sıraya sonradan katılıp yemeğimi alıyorum. Kahvaltı tabağını alınca kendi masamıza oturup yiyoruz. Çaydanlığımı getirmiştim yanımda. Kendi çayımızı demliyorum, böylece çayı bolca içiyoruz kahvaltıyı yaparken. Kahvaltı masasında Bacanağım, İsmail ve ben oturmuşuz. Haşim Ağca da bizi çekiyor.

208574554_4697101743651526_2212837691966996782_n

Kahvaltıyı yaptık, verilenler az da olsa karnım doydu sayılır. Zaten her festivalde durumları bildiğimden mükemmel bir kahvaltı yada yemek beklemiyorum. Ne bulursak yiyorum, şikayet etmenin anlamı yok. Kahvaltıdan sonra Mersin’den Zerrin Aslantaş ayna bulamayınca soruyor aynanız var mı diye? Ben de var deyip dikiz aynamı gösteriyorum gidonuma takılı olan. Zerrin de rujunu çıkarıp dudaklarını kırmızıya boyuyor. Zerrin kiraz dudaklı oluyor böylece. Zerrin’i dudaklarına ayna karşısında ruj sürerken çekiyorum bir poz.

DSCN2146

Kamp alanı girişindeki afişi Haşim ağca çekmiş. Afişte; kırmızı renkli bisiklet, Free Pedal, Afyon Frig vadisi bisiklet festivaline hoş geldiniz. Bisiklet ve doğa sporları topluluğu. En altta da destek olanların logoları.

206132697_4697060810322286_6068362887211673700_n

Kahvaltı bitti, yola çıkmak için hazırlanıyor bisikletçiler. Hareket henüz verilmedi, ben de bekleyen bisikletçileri bir poz çekiyorum. Önde beton elektrik direği, metal aydınlatma lamba direği, arkada tepeler var. Eskişehir’den Osman abi de aramızda, yanında iki arkadaşı daha var. Üçü de tura çıkmışlar Eskişehir’den. Benimle vedalaşıyor. Nereye gideceklerini sorunca Afyon yönüne doğru pedal sürüp Eskişehir’e döneceklerini bildirdiler. Ben de onlara iyi yolculuklar dileklerimi ilettim. Onlar bizden önce yola çıktılar.

DSCN2148

Kamp alanı tesislerini yukarıdan, dron kamera ile çekilmiş resmi.

201348983_564166067910003_2146853056099247260_n

Herkes hazır olunca bisikletler yola çıktı, tesisin sağ tarafındaki yoldayız. Az gidince Emre gölü göründü, karşıda yerden düz olarak fışkırmış kayalıklar var.

DSCN2149

Daha ileride başka kayalıkları da yakınlaştırıp çekiyorum. Kayalara delikler açılmış sanki. Kayaların dibindeki izlere bakılırsa bir metre kadar yüksekte olan göl şimdi suyu çekilmiş durumda. Su seviyesi yaz ve kuraklık nedeni ile alçalmış.

DSCN2150

Her yerde değişik kaya görüntüleri, değişik yapıda kayalar kısa dikit gibi göl kıyısında kendini gösteriyor.

DSCN2151

Geniş bir ovada bisiklet sürüyoruz, yol düz, etrafta tarlalar yeşil durumda. Yolda giden bisikletler.

DSCN2152

Ova dar bir vadide bitiyor. Yol ovada son kıvrımını oluşturmuş. Kıvrılarak giden bu yolda 200 bisikletçi ardı sıra bisiklet sürüyor. Bisikletliler çok uzakta olmasına rağmen yakınlaştırıp yol ile bisikletçileri çekiyorum. Vadiyi oluşturan tepeler çam ormanı ile kaplı. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

DSCN2153

Hafif bir yokuşu çıkıyoruz, sağ tarafımda kayalık ve düz bir arazi var. Tek tük çam ağaçları görünüyor. Burada kulağıma uluma sesleri geliyor, kurt mu, köpek mi belli değil. Uluyan görünmüyor kayalıklar arasında.

DSCN2155

Aşağıdan gelen bisikletçileri çekiyorum.

DSCN2156

Antik Kral Yolu Ancient King Road yazan tabelayı çekiyorum.

DSCN2316

Kral yolu dedikleri yer kayalık bir zemin. İki kayalık arası bir arabanın geçeceği genişlikte kazılıp yol yapılmış. Yolun sol üst tarafında sanki tekerlekli araba geçmiş gibi derin izler olan yol var. Onun solunda da yine yarılmış bir yol derinde.

DSCN2157

Çam ağaçların üstünde dikine kayalık kümesini çekiyorum.

DSCN2159

Karşımda masa biçiminde dağ var. Dikine kayalıklarla çevrelenmiş kıyıları. Sol tarafındaki kayalık bir bölüm dağdan ayrı duruyor ve şekilli taşlar oluşmuş tepesinde.

DSCN2160

Yolun olduğu bölümde hareket ettiğimizden uzaktaki kayalıkları uzaktan çekiyorum. Buradaki kayalıklar yüzlerce metre genişliğinde. Hepsi de belli bir boyda, ne uzun, ne de kısa.

DSCN2161

Sivri külah şeklinde olan kayalıkların bir bölümünü iyice yakınlaştırıp çekiyorum.

DSCN2162

Bazen de kayalıklar yolun dibinde. O zaman yakınlaştırmadan olduğu gibi çekiyorum.

DSCN2163

Yol sivri kayalıklar arasından geçiyor. Seyrek ağaçlar kaya zeminde kendine yaşam alanı oluşturmaya çalışıyor. Adını tam olarak bilmediğim çam ile servi arası olan ağaç bodur boyda, kök etrafına dalları ile etek gibi kapatmış.

DSCN2164

Karşımdaki yamaçta kayaların şekli insanı büyülüyor. Tam tepede dört sivri kaya yan yana.

DSCN2166

Dört sivri kayayı iyice yakınlaştırıp kadraja sığacak şekilde çekiyorum. Doğanın meydana getirdiği sanat eseri.

DSCN2167

Hazır optik zoom devrede iken karşımdaki kayalık tepeyi yakından çekiyorum. Bir kaya kütlesi ana kaya kütlesinden ayrı. Birinin tepesinde yumru bir kaya oluşmuş. Diğerinde bir kaç ağaç bitişip büyümüş.

DSCN2168

Optik zoomu geri çektim normal gözle görünen boyutta aynı kaya kütlesini çekince ne kadar uzakta olduğumuzu görüyorsunuz. Mesafe 500- 600 metre var.

DSCN2169

Az biraz yükseldik ve geldiğimiz yerdeki Emre gölünü görünce geniş alana yayılmış Frig vadisini ve Emre gölünü çekiyorum.

DSCN2170

Vadideki kaya oluşumu buralarda devam ediyor. Karşımdaki kayalık tepe buna örnek.

DSCN2172

Sivri kayalar 10 – 15 metre yerden yükseklikte görünüyor. Yağmur, rüzgar, soğuk, sıcak gibi doğa şartları sanatçı gibi görseller oluşturmuş zamanla. Bizlere de bu sanat eserlerini doyasıya seyretmek düşüyor.

DSCN2173

Tarım ve orman bakanlığı buraya tabela dikmiş. Üç tane yan yana, iki direk arasına tahta perdeye üç tabela yapıştırılmış. Buraya; Frig vadisi – Tabiat parkı yazılmış.

DSCN2174

Burası tam tepenin sırtı, iki kolon üzerine çatı biçiminde kiriş konularak kapı yapılmış. Yol bunun içinden geçiyor. Alına da; Frig vadisi tabiat parkı sarı renkte yazılmış. Bisikletçiler yolu kaplamış durumda, kapıdan geçiyorlar. Solda tek katlı, prefabrik bir ev var.

DSCN2175

Tepe sırtında olduğunu yazmıştım, şimdi yokuş aşağı inme zamanı. Yol aşağı, sola doğru keskin bir U dönüşü yapıyor. Yol tamamen bisikletçilerle kaplı.

DSCN2177

İnilen yerde kayalıklar tamamen doğa şartları ile sivri, yuvarlak, geniş, uzun şekillerden meydana gelmiş harika bir yer. Frig vadisini burada başlamasının nedeni görülüyor gözlerimin önünde. Yoldan aşağı inen son bisikletçiler ve bir bisikletçi önümde durmuş manzarayı çekiyor.

DSCN2180

Buradaki kayalıklar dikine derin oyulmuş baca gibi sütun şeklinde. Birbirine yakın mesafede kayalıklar sanki uzayda başka bir gezegende olduğumu hissettiriyorlar.

DSCN2181

İniş devam ediyor, sağa dönen dönemeçte bisikletler kendini yokuş aşağı bırakmış vadide iniyorlar.

DSCN2182

Yan yana, altı geniş üstü dar olan peri bacaları kaya kütlesi tepede.

DSCN2183

Bayramaliler köyüne geldik tabelada yazdığına göre. Tabelanın altında üçgen, kırmızı şeritli tabelada kasis olduğunu belirtir siyah renkte şekil var.

DSCN2184

Vadide kurulu olan Bayramaliler köyünün evleri göründü. Vadinin iki yanındaki tepelerde kayalıklar var.

DSCN2185

Köyün mezarlığı, bir iki tane bodur ağaç var. Mezar taşları 30 santimetrelik kare ve uzun kayalardan oluşmuş. Mezarlık aynı tip kaya taşları dikine dikilip konulmuş.

DSCN2186

Tepede kayalar, altında köy evleri, kimi yeni sıvalı, kimi eski taş ve kerpiçten yapılmış. Büyük tahta kapı iki kanatlı bir yapı. Damda odunlar ile kaplanıp üzeri toprakla örtülmüş. Toprak olan kısımda otlar büyüyüp sararmış. Hayvan damı olabilir tek odalı bu yapı.

DSCN2187

Köyün delikanlı çocukları ile tanışıyorum. Yanımda BayKuş kesem olmadığı için çocuklara bir şey ısmarlayamadım ama kağıt beş Lira veriyorum harcamaları için. Üç çocuk yolda bana poz veriyorlar. Arkada bisikletim KUZ park etmiş durumda.

DSCN2188

Köy olur da eşek olmaz mı? Elbette olur. Evin duvarına yakın öylece durmuş eşek merakla geçen bisikletçilere bakıyor. Etrafı yeşil otlarla kaplı. Eşek burada otlanıp karnını doyuruyor bedavadan. Zaten parası yok ki kendine yem alabilsin.

DSCN2189

İlginç bir kaya kütlesi devasa boyutta. Yan yana iki parçadan tek kütle olarak yüksekçe. Üst tarafta sanki yanlamasına kesilmiş gibi bir iz var. Solda insan ağzı gibi bir açıklık oluşmuş. Kayanın önünde ağaç var yeşillik olarak.

DSCN2190

Önümde yeşil bir tarla var, tarlanın bitiminde tek katlı bir ev. Evin arkasında devasa bir kaya kütlesi Evin dört katı yüksekliğinde, altı katı genişliğinde. Kaya kütlesinin sağ tarafı sivri kayalıklardan oluşmuş. Sol tarafı ise ağaçlarla kaplı. Evi ve kaya kütlesini sevdim. Şirin ve güzel bir ev. Böyle bir yerde böyle bir evimin olmasını isterdim.

DSCN2191

Başka bir yerde aynı durumda bir ev daha karşıma çıkıyor, Önde tarla, arkada kaya kütlesi. Neredeyse fazla yüksek olmayan dağ gibi. Bu kayalık diğerinden daha fazla geniş ve yüksek.

DSCN2192

Yan yana sıkıştırılmış sütunlar dibi yüksek kaya kütlesi. Sanki topraktan fışkırmış gök yüzüne doğru. Kaya kütlesinin olduğu yerlerin dışı düz arazi. Bildiğimiz çayır çimenlik alan.

DSCN2193

Buradaki kaya kütlesi sık değil de biraz seyrek bir yapıda

DSCN2194

Ara sıra lastikler de patlıyor, teknik destek ekibi olaya hemen müdahale ediyor ve lastiği onarıyor. Elinde pompa olan teknik destek ekibinden bir kişi poz veriyor. Arkada tekerlekle uğraşan biri ve onlara bakan Ortaca’dan Sevgi Kırak.

DSCN2195

Uzun bir yalağı olan çeşme, çeşme az yukarıda. Çeşmenin yanında oturmuş bir kişi matarasından su içiyor. Arkada çam ağaçları olan bir tepe var.

DSCN2196

Çeşmeyi çekerken o ara İsmail ve Enes tandem bisikleti ile geçiyorlar. Ben de onları bisiklet sürerken çekiyorum yolda giderken. Yolun ardı çam ağaçları.

DSCN2197

Çeşmenin aynası yalağa göre dikine konulmuş. Borudan az da olsa su akıyor önündeki dar yalağa. Buradan yandaki yalağa akıyor sular. Yalaktaki su çok berrak.

DSCN2198

Çeşmenin yanından arkaya doğru giden yalak üç bölüm olarak yapılmış. İçindeki su çok berrak görünüyor. Sadece dibi yosun tutmuş.

DSCN2199

Sağ tarafı alçak, sola doğru yükselen kayalık kütlesi, ön taraf düz arazi, makilik çalılar var düz yerde.

DSCN2200

Demirli köyüne geldik tabelada yazdığına göre. Kırmızı şeritli üçgen tabelada yolun dönemeçli olduğunu belirtmişler. Az ileride, solda fazla yüksek olmayan kaya kütlesi çıplak olarak duruyor yolun kıyısında. Sanki birileri tarlanın kenarına getirip bırakmış gibi.

DSCN2201

Köyde tavuk, horoz görmek olası. Kızıl renkli bir horozu görünce durup resmini çekiyorum. Horoz da benim resim çektiğimi anlamış gibi bana dikkatlice bakıyor meraklı gözleri ile. Arkasında ince dallardan yapılmış çit görünüyor.

DSCN2202

Aynı yerde hindi de görüyorum. Durup kızdırayım dedim “Kabaramazsın kel Fatma, annen güzel sen çirkin” diye seslensem de oralı olmuyor ve kabarmıyor bir türlü. Arkasında çekiyorum hindiyi kabarmamış haliyle.

DSCN2203

Arazide olduğu gibi köyde de uzun yalaklı çeşmeler var. Arkada bahçe ve ağaç gölge yapmış çeşme üzerine.

DSCN2204

Çeşmeden su içerken sarı renkli bir kelebek görüyorum. Ürkütmeden optik zoom kullanarak kelebeğin resmini çekiyorum. Kanadın dış kısmında, tam ortada beyaz benek var, iç kısmında da siyah benek.

DSCN2206

Sola doğru kıvrılan yolda bisikletçiler. Yol çam ağaçları içinden gidiyor. Sol tarafta kalın çatal şeklinde kayalık görünüyor.

DSCN2207

Yamaçta, uçları sivri, beli dar, eteği geniş kaya kütlesi.

DSCN2208

Suyum bitmek üzere, hazır bir çeşme önüme çıkınca durup sularımı tazeleyeyim. Hem susuzluğumu gidereyim dedim.  Çeşme taş örülerek yapılmış. Borudan dökülen su önündeki yalağa dökülüyor. Çeşmenin soluna da bir yalak yapılmış. İlk defa böyle iki yönde yalak görüyorum. Hayvan çok olunca böyle oluyor demek ki. Bisikletim KUZ park etmiş durumda, Arkada çayır, otlak, bir kaç ağaç var, gövdelerinden kesilmiş, kütük gibi. Daha arkada, epey uzakta yolda bekleşen bisikletçiler görünüyor. Solda kayalık bir tepe var.

DSCN2210

Uzaktaki yolda bekleşen bisikletçiler. Neden beklediklerini bilmiyorum. Yol kayalığın dibinden geçiyor. Önümde çayırlık var, yemyeşil.

DSCN2209

Borudan akan su dökülürken arkada görünen bisikletçileri çekiyorum. Yalak akan çeşmenin solunda uzunlamasına, içi su dolu.

DSCN2211

Sularımı tazeledikten sonra yola çıktım. Yolun hemen sağında tek parça bir kaya kütlesi var. Yaklaşık beş metre yüksekliğinde, iki metre eninde kaya parçası. Kayayı ilginç yapan ise alt kısmı iyice ince oluşu. Yere değen kısmı bir metre çapında. Nasıl ayakta duruyor anlayabilmiş değilim. Kaya diğer kayalardan bağımsız, tek başına anıt gibi duruyor yol kıyısında. Diğer kayalıklar daha sağda ve yüksek. Kayanın önünde üçgen yol işaretinde dönemeçli yol çizgisi yapılmış, altındaki yuvarlak tabelada iki araba yan yana, biri siyah, soldaki kırmızı. Araba sollama yasağı olduğunu belirtmiş. İki tabelada kırmızı şerit ile çerçevelenmiş. Yol düzgün gidiyor, az ileride sola doğru dönüyor U biçiminde. Daha önce yolda bekleyen bisikletçilere varacak.

DSCN2212

Tam dönemeçte bir kaya daha yol kıyısında, bu kaya da diğeri gibi. Üstü geniş altı dar ve tek başına, bağımsız duruyor diğer kayalardan. Az ilerde sağa giden toprak yol görünüyor.

DSCN2213

Kahverengi tabelada yazdığına göre; Maltaş (200m) Maltaş Monument İleri doğru ok işareti ile yönü belirtilmiş. Tabela demir direkte duruyor. (Aslında Maltaş anıtı olduğunu belirtmişler ama İngilizce. Demek ki bizleri ilgilendiren bir yer değil.) İşaret edilen yer 200 metre olunca hadi bir göreyim dedim. Yakın zaten, toprak olan yola sapıyorum.

DSCN2214

200 metreden fazla gittim ama ne bir anıt ne de bir yer görebildim. (Aslında görülmesi gereken bir yermiş ama kaçırdım). O yüzden geri döndüm. Önümde kayalar sanki ana kayadan blok halinde kopup yana devrilmişler gibi.

DSCN2215

Bekleyen bisikletçilerin yanına vardım. Burada  insan eli ile yontulmuş bir kaya var. Kayanın yanında 15 santimlik çıkıntı var, bu çıkıntıya süslemeler yapılmış. Kaya parçaları blok halinde ana kayadan ayrılıp yola doğru düşünce sadece bu kayada süslemeler göze çarpıyor. Bir bütünün parçası sadece. Tam hali kim bilir nasıldır.

DSCN2216

İşte o anda kayanın üstünden atlayan Zerrin Aslantaş eğimli toprağa değince çığlık atıp yerde kalıyor. Zerrin “Eyvah ayağım kırıldı galiba!” diye söyleniyor. Yakından bakıyorum, dışarıdan bir şey belli değil. İlk önce şaka yaptığını zannettim ama ayağa kalkamıyor. Sonra ambulansla hastaneye gidince röntgen filminde ayak tarak kemiğinde kırıklar tespit edilmiş.  Sabah fazla süslenip güzelleşti, nazara geldi herhalde .Kendisine geçmiş olsun dileklerimi sunarım.

Kayalığın kopmamış üst kısmında da kayalar yontulmuş, belli belirsiz işaretler var. Kayalar liken yosunları ile kaplı.

DSCN2217

Kayaların şekli ilginç ve birbirine benzemez, Yukarıda kaya yarığında kuş başı gibi bir kaya parçası görülüyor. Resim çekerken kamera otomatik öndeki kayayı netleştirince arkada kalan kuş kafası bulanık çıkmış. Demek ki çekerken dikkat etmek gerek. O an anlayamadım.

DSCN2218

Karşımda ilginç kaya kütlesi var. Bakalım betimleyebilecek miyim? Kaya kütlesi parça parça blok taşlardan oluşmuş. Sanki yan yana, üst üste bilerek konuşmuş gibi. Birleşim yerleri düzgün. Üstte küçük blok taşlar üç tane, altta da iki daha büyük taş. Üst ile alt birleşim yerinde sanki harç kullanılmış gibi. Beş kayadan oluşan bu kaya kütlesi olduğu gibi sola doğru yatmış toprağın içine. Bir duvar olabilir bu kaya kütlesi. Daha arkadaki kayalıklar da sanki yan yana dizilmiş büyük kaya kütlesi.

DSCN2219

Burada bir zamanlar insanların yaşadığı kayalarda yapılan oyuklar, delikler ve kapılardan anlaşılıyor. Yaklaşık 10 metre yüksekliğinde duvar gibi kayalıklara odalar, oyuklar açılmış

DSCN2220

Kayadaki kare biçiminde oyulmuş deliği yakınlaştırıyorum, diğer yanda da aynı biçimde oyulmuş kaya. Daha aşağıda, solda ev biçiminde, yarım metre kadar oyulmuş. Bunlar mezarlık olabilir. Bir insan boyutunda ve çatılı biçiminde olması bunu kuvvetlendiriyor. Sanki ölülere ev yapmış gibi.

DSCN2221

Kare biçiminde oyulmuş delik oda biçiminde, içerisi karanlık, görülmüyor. Resmi çekerken tamamen yaklaştırıyorum kare deliği.

DSCN2222

Çatılı ev biçimindeki oyuğu da tamamen yakınlaştırıp çekiyorum. İç kısmına şekiller yapılmış duvarına ama buradan belli olmuyor ne olduğu. Tam bir mezar odası gibi algılıyorum.

DSCN2223

Diğer yanda da oyuklar yapılmaya başlanmış ama tamamlanmadan yarım bırakılmış. Çok az bir yer oyulmuş.

DSCN2224

Kaya kütlesi 7- 8 parçaya ayrılıp yanlara devrilmiş yerde yatıyor.

DSCN2225

Tek kaya kütlesi, altı oyulmuş, yatay çatlak aşağıda, Yukarı doğru dikine çatlamış, ileride bu kaya da dağılma olasılığı var. Her şey zamanla olur. Kayanın tepesinde küçük bir kaya parçası görünüyor .Sanki fesin tepesine konulmuş püskül gibi.

DSCN2226

Bisikletçiler vadiye doğru çok hafif rampada inerken arkalarından çekiyorum. En önde mavi renkli jandarma arabası gidiyor. Bisikletçi grup arkasında. Yol aşağıdaki düzlüğe inip sağa doğru dönemeç var. Dere yatağı olduğunu tahmin ettiğim uzun boylu kavaklık çayın dibinde. Sağda kırmızı şeritli üçgen tabelada arabanın tekerleği yoldan aşağı düşmüş şekilde çizilmiş. Bunun düşük banket olduğunu anlamına geldiğini işaret ediyor. Karşıda yüksek tepeler.

DSCN2227

Sekiz tabelanın yönleri sağ tarafı ok işareti ile belirtilmiş. Soldaki dört tabela kahverengi. Frigya, Aslantaş Göhnüş vadisi, Antik kral yolu ve Emre gölü yazılmış. Sağdaki iki tabela beyaz. Demirli 5 km ve Bayramaliler 8 Km, Beyköy 8 Km ve Sarıcaova 14 Km. Alttaki iki tabela mavi. İhsaniye, Döğer yazılmış.

DSCN2228

Afyon – Eskişehir ana yoluna çıktık ve kenarda beklemeye başladık. Burada Osman abi önümüzden geçti. “Hayırdır ters tarafa gidiyorsun!” diye söyleyince “Eskişehir’e dönüyorum, komutan çağırdı” diye cevap verdi. Neyse yine uğurladım Osman abiyi. Osman abiyi eşi çağırmış)

203298554_10159393903344099_4028243432616448575_n

Ben de az uzaktan hepsini kadraja sığdıracak şekilde resimlerini çekiyorum bekleyen bisikletçileri. En solda jandarma arabası.

DSCN2229

Bir süre ana yoldan aşağı gittikten sonra U dönüşü yaparak yokuşu tekrar çıktık. Sağa doğru giden Yeşilyayla köyüne doğru gideceğiz. Resmi tabelada yazan Yeşilyayla 4, altında köy muhtarının yazdırdığı mavi harfli tabelada ise Yeşilyayla (Sazak Köyü) olarak yazılmış. Bundan anlaşılıyor ki köyün esas adı Sazak köyü ama işgüzarın birisi köyün ismini değiştirmiş. Sağ tarafa doğru giden bisikletçiler. Yol hafif rampa ile başlıyor ana yoldan itibaren.

DSCN2230

Tepelere doğru giden yolda bisikletçiler konvoy halinde tek sıra gidiyor. Konvoy çok uzun, yol hafif çıkıyor ve hemen inişe geçtikten sonra tekrar çıkıp sağa dönüyor.

DSCN2231

Solumda peri bacası olmaya çalışmış kaya parçaları tam benzetememiş. Yarım yamalak bir taş görünümünde.

DSCN2232

En arkada yüksekteyim, yol aşağı sert bir iniş yaptıktan sonra hafif çıkışla sağa doğru dönerek kayboluyor. Yolda tamamen bisikletçiler var. Bir tek motorlu araç jandarma arabası. İleride yüksek tepeler var.

DSCN2234

Frig vadisini oluşturan ilginç şekilli kayalar topraktan fışkırmış durumda sola doğru küçük bir vadi oluşturmuş. Volkanik oluşumlarda kireç taşı ve kumdan oluşmuş kayaçlar bölgeyi kaplamış. Doğal şartlar gereği ilginç şekiller meydana getirip görseller çoğalmıştır.

DSCN2235

Eşek ağaç gölgesine bağlanmış otluyor durmadan. Aklıma nedense her eşek gördüğümde Kazak Abdal’ın türküsü aklıma gelir

Eşeği saldım çayıra,

Varıp ta karnı doyura

Gördüğü düşü hayıra

Yoranın da avradını

Gerçi bağlandığı yerde pek ot yok, daha ötede yeşil çimenler görünüyor.

DSCN2237

Ayazini köyüne geldik tabelada yazdığına göre. Köyün evleri ve bitiminde dik kayalık duvar gibi yükselerek plato oluşturmuş.

DSCN2238

İki tane köy çocuğu karşıma çıkıyor, cüzdanımdaki 10 Lirayı çocuklara verip dondurma almalarını söylüyorum. Biri sarı kazaklı, açık gri don giymiş. Diğeri koyu gri kazaklı, enine çizgiler var kazakta. Pembe renkli, beyaz benekli don giymiş. İkisinin ayaklarında spor ayakkabı var.

DSCN2239

Köy girişinde köylüler bisikletçileri durdurup ayran ikram ediyorlar. Ben de durup bir bardak ayran içtim. Elinde sürahi ve bardakla dolaşan kız bana ayranı sundu. Ben de “Kaç para ayran?” deyince biraz düşündü. 5 Lira” diye cevap verdi. Cüzdanımda 10 Liralık kağıt paralar var. Gıcır gıcır, daha yeni çekmiştim. “10 Lira olur mu?” deyince, bir şey demeden elimdeki parayı aldı. Paraları pek tanıdığını sanmıyorum. Hesap ta yapmasını bilmiyor. Resmini çekmek istedim, olmaz diyerek reddetti ve uzaklaştı. Az ileride yine de arkasından çektim, yüzü görünmeyecek şekilde. Bacanağım önde telefon ile konuşuyor bisikletinin üzerinde iken.

DSCN2240

Arkamızdan Enes ve İsmail gelince tandemin üzerinde ikisini çekiyorum. İsmail’in başında gölgelikli şapka var. Ön gidonda iki kask, arka gidonda bir kask asılı.

DSCN2242

İsmail ve Enes yanımdan geçip gittikten sonra arkalarından çekiyorum devasa kaya kütlesi ile birlikte. Kayalık yüksek biraz ve geniş alana yayılmış.

DSCN2244

Yamaçta kayalık doğal aşınma ile oluşmuş.

DSCN2245

Yüksek ve geniş kaya kütlesi tek parçadan oluşmuş. Yüksekliği neredeyse 20 metre kadar var. Üst tarafında insanlar görüyorum, demek ki çıkılacak bir yer var. Üst kısmında insan eli ile oluşturulmuş delikler görüyorum.

DSCN2246

Daha uzaktan çekince üstteki kayalar oda gibi oyulmuş ve diğer taraf görünüyor. Önümde arpa tarlası var.

DSCN2247

Üst taraftaki oyukları yakınlaştırıp çekince kayalar diğer tarafa oyularak açılmış.

DSCN2248

Daha küçük kayalık üzeri kale gibi oyulup bir zamanlar insanlar yaşadığını belirtir izler var. Kayanın en dibinde oyuk var. Sanki apartman gibi, giriş kapısı altta, ara katlar yok. Sadece üst kat var bir kaç odalı malikane gibi.

DSCN2249

Üstte kayada oyulmuş odaları yakından çekiyorum. Biri geniş olan odanın sol üst tarafında daha küçük bir oda daha var. Büyük olan oda içe doğru iki kademeli. Odaların üst kısmında baca gibi bir kaya parçası var.

DSCN2250

Haşhaş tarlasının yanından geçerken duruyorum, tarlanın içine dikkatli girerek artık olgunlaşmaya başlayan haşhaş başlarını yakından çekiyorum. Açık mat yeşil renginde olan başlar erik büyüklüğünde. Her haşhaş tanesi bir sapın üstünde. Tepesinde de çepeçevre taç var.

DSCN2251

Henüz çiçekte olan haşhaşı üstten çekiyorum. Beyaz taç yaprakları gelin elbisesine benziyor. Rüzgarın estiği yöne doğru hafifçe eğiliyor. Taç yaprakları dört tane. İçinde de haşhaş başı daha ufak boyutta. Başın üstündeki taç yedi tane çıkıntı yapmış.

DSCN2253

Artık iyice olgunlaşmaya başlayan haşhaş başının yeşil rengi üzerinde ince beyaz bir tabaka oluşmuş. Sanırım başın içinde oluşan afyon dışarıya sızmış. Herhalde zamanı değil, bu başlara bıçak ile çizik atıp içindeki afyonun tamamını dışarıya çıkmaları sağlanıyor. Dışarı çıkan afyon maddesi beyaz renkte. Daha çok ilaç yapımında kullanılan bu madde uyuşturucu yapımında da kullanılmakta.

DSCN2254

Köyün birine yaklaşıyoruz, evler gözüktü uzun kavak ağaçların altında. Yol köye doğru inerken zig zag çizerek kayalıkta kayboluyor.

DSCN2259

Yol derin kazılmış kayalık içine giriyor. Kireç taşı olan kayalık doğal yollardan derinleşerek bir geçit oluşturmuş. Bu geçide yol yapmışlar, yol köye gidiyor. Köyün ismi Ayazini, köyün girişinde tabelasını görememiştim. Geçit önünde bacanağım durmuş beni beklerken çekiyorum. Sağında üç üçgen, kırmızı şeritli dikkat  tabelası var. Üstte ! (dikkat işareti), toprak, taş düşebilir uyarısı ve düşük banket uyarı resmi. Arabanın sağ tekerleği yoldan aşağıda çizilmiş. Daha ileride yüne üçgen tabelada yolun daraldığını belirtir işaret var. Geçidin arkasında kavak ağaçları, evler ve tepe yamaçları.

DSCN2260

Dar ve derin olan geçide giriyorum. Geçitteki kayalar beyaza yakın krem renginde, derinliği 5 metre civarı. Üstündeki düzlükte ağaçlar çıkmış.

DSCN2261

Köy evleri arasından geçerken bir an kayaya oyulmuş kapı görünce durup geri dönüyorum. Evlerin arkasında kalmış kayalara bir mabedin giriş kapısı kayaya oyulmuş. Kenarları da süslenmiş, dış kısmı çerçeve olarak çevrelenmiş, iç kısma giriş yerinde iki sütun biçiminde kaya oyulmuş. Daha içte giriş yeri dar, içeriye giriş olduğu karanlık oluşundan belli.

DSCN2262

Köy yolunda ilerlerken başka bir oyulmuş yerler görünce durup resmini çekeyim dedim. O an fotoğraf makinesinin pili bitti. Ekran karardı ve kapandı. Tam da bulunduğum yerde bakkal dükkanı vardı. Hemen bakkal dükkanına girip dörtlü kalem pil aldım. Her olasılığa karşı dört tane daha yedek aldım. Ne olur ne olmaz, gerçi piller ucuzdu, pek dayanacaklarını sanmıyorum. Pilleri değiştirdim, makineyi açtım, çalıştırdı. Hemen resim çekmeye başladım. Çekemediğim yeri çektim. Evlerin arkasındaki yamaç tamamen kayalık. Bu kayalar oyulup evler yapmışlar ve buralarda barınmışlar eski zamanlarda. Az ileride yıkılmış evler görülüyor. Ayazini köyünde yenilenme çalışmaları yapılıyor. Evler yeniden elden geçirilerek turistlik amaçlı onarılıyor. Boşlukta çimentolar naylon pakette sarılı durumda paletin üzerinde.

DSCN2263

Köyün ana caddesindeki evler yenilenme çalışmaları devam ediyor. Evler taş bloklardan yapılmış. Kurulan demir iskelelerde işçiler çalışıyor. Çalışanlara “Kolay gelsin” diye selam veriyorum. Onlar da selamıma karşılık veriyorlar. Resimde çalışan işçi yok, iki bina arasındaki sokaktan görülen kayalara oyulmuş odalar apartman yapısı gibi üç kat var. Soldaki binada demir iskele var.

DSCN2264

Yolun sağında yüksek kaya kütlesi, bir kısmı doğal aşınmış, altta ise insanlar tarafında oyularak araba garajına dönüştürmüşler. Belki de eskiden ev olarak kullanılmış olabilir. Oyuk kısmında bir traktör ve yanında bir kaç araba park etmiş. Kayalığın sağında, yoldan yüksekte ev kayalıkla bir yapılmış. Evin olduğu tarafta oyuklar görülüyor.

DSCN2265

Ayazini tarihi ve turistlik bir yer olmasını sağlayan kayalara oyulmuş yapılar görülmeye değer. Ev girişi kemerli olarak oyulmuş, bir metre kadar derinlikte kapı boşluğu görülüyor. Oyulan yerlerin düzgünlüğüne bakılırsa ustalık epey ilerlemiş. Bu kayalık geniş ve site biçiminde evler kayalara oyularak yapılmış.

DSCN2267

Apartman büyüklüğünde kaya kütlesi dört katlı, her kata odalar oyulmuş. Yukarılardaki odalara nasıl çıkıldığını merak ediyorum.

DSCN2268

Kayalık yol boyunca devam ediyor ve oyulmuş kayaları görüyorum devamlı. Burada büyük bir medeniyetin yaşadığı çokça kaya evlerden anlıyorum. Bisikletim KUZ park halinde yol kıyısında, arkada yüksek kayalıklar ve oyulmuş evler.

DSCN2269

Köyü çıkmadan sağa doğru geniş bir vadi, vadinin tabanı düz. Genişlik 60 metre kadar vadinin. Bisikletçiler burada mola vermiş. Ben de mola yerine giriyorum. Bisikletim KUZ önde park halinde. Sol taraf yüksek ve düz duvar gibi kayalık.

DSCN2270

Ayazini Metropolis kilisesi üstteki tepede kayalara oyulmuş. Önde tabelalara açıklamalar yazılmış.

DSCN2271

Tabelada yazan bilgiler;

Ayazini / Metropolis

Ayazin köyü girişinde, yolun sol tarafına yayılan kaya kütlelerine oyularak yapılmış büyük bir kilise, Frig geleneğini devam ettiren üçgen alınlıklı, kapı üstü aslan kabartmalı mezar odaları ile çok sayıda basit mezar odaları ve üç katlı olarak kayaya oyulmuş iskan sahası yer alır. Roma ve Bizans döneminde Metropolis adını alarak dini bir merkez olan Ayazin’de eski ve yeni iskan yan yana ve iç içe yaşamaktadır. Kilise: Sarp tüf kayalık içinde dışa ve içe oyulmuş apsisli, içi tonozlu, sütunlu ve kubbeli, yan ve arka bölüm duvarlarında birbirine bitişik kemerli nişleri, nişler arasında haçlar ve yazı kabartmaları olan örnek bir kilise olup, bitişik kaya odalarıyla birlikte 1000’li yıllarda yapılmış manastır kompleksidir. Avdales kalesi: Tüf kayaya oyulmuş çok katlı ve çok odalı, sarnıçlı, bir kaya kütlesi olup yerleşim yeri olarak kullanılmıştır.

Maalesef magandalar eline silah alınca her yere ateş etmekten çekinmiyorlar. Bu tipler kendilerini erkek zannediyorlar elinde silah olunca. Cesur oluyorlar ama aslında korkaklar. Silah olmazsa korkak sıçan gibi kaçacak delik ararlar. Erkek gibi başkasının karşısına geçmeye hiç bir zaman cesaret edemezler. Bir de kendi başlarına hareket edemez bir köpek gibi başkasının kapısında hizmet ederler. Tabelanın sağ alt kısmından ortasına kadar rastgele  9 kurşun deliği var. Neyse ki yazı okunabiliyor.

DSCN2272

Avdales kayası denilen kaya kütlesini komple çekiyorum. Alt kısımda geniş bir yer oyuk, yanlarda ve üstlerde bir çok oda deliği görünmekte.

DSCN2273

Öğle zamanı oldu, yemek arabası gelerek yemek dağıtmaya başlayınca hemen kuyruk oluştu. Tek yerden dağıtım olunca kuyruk ta ona göre uzun oldu. Zamanla kuyruk azaldı ve herkes yemeğini alıp yemeğe başladı. Yemek lezzetli, hele bisiklet sürüp enerji harcayınca büyük bir iştahla yemeğe yumuluyorsun. Acıkmışım hani. Söğüt ağacının altında yemek arabası ve kuyruğa girmiş  insanlar yemek almak için bekliyorlar.

DSCN2274

Yediğim yemekler paylaşmayı pek sevmem ama bu kez yemeğe başlamadan önce köpük tabağın gözlerine konulmuş olan yemekleri sizlerle paylaşayım. Hani merak edersiniz ne yiyorsunuz diye? İşte menü; naylon poşet içinde küçük ekmek, etli patates, bulgur pilavı, cacık ve karpuz. Hani az diyebilirsiniz ama yedikten sonra doyduğumu hissettim. Zaten bisiklet festivallerinde çıkan yemeklere aldırmam az mı, çok mu diye. Karnımı doyurmaya çalışırım ve şikayet etmem. Daha fazla bir şey de istemem. Hep bana yeterli gelmiştir yemekler. Bir de acıkınca çok lezzetli geliyor. Daha ne isteyeyim ki!

DSCN2275

Yemek yediğim yerden fotoğraf makinesi ile yer hizasındaki oyulmuş geniş odayı çekiyorum.

DSCN2276

Kayalığın sol tarafında  geniş, yüksek oyulmuş, salondan geniş bir yerde iki kişi ve bir bisiklet. Oyulmuş yerin iç kısmında bir oda daha oyulmuş.

DSCN2278

Bizim İsmail tam karşımda ama uzakta, kayalığın dibinde yere oturmuş etrafı çok az görse de seyrediyor. Bir taraftan da kolunu kaşıyor usulca. Başında siperlikli şapka, gözünde gözlük var.

DSCN2279

Bulunduğumuz alan geniş, dibe doğru daralıyor, kıyılar kayalık ve yüksek.

DSCN2280

Harekete geçtik, yavaş gidiyorum. Çünkü Ayazini köyü geniş bir alana yayılmış. Doğal oluşmuş kayalar sürekli karşıma çıkıyor ve hepsine de insan eli değmiş. üstteki kayada kemerli oyulmuş, yanında da kapı boşluğu. Büyük bir olasılıkla kaya mezarlar olmalı. Kemerli oyukta ayin yapılıyor olabilir. Sağ önde bir kaya kütlesi daha var ama bu kaya doğal şekilli, ellenmemiş.

DSCN2281

Kayada kare şeklinde kapı açılmış. Yanında ve sol tarafta daha küçük delikler var. Altında çatı biçiminde ev olarak oyulmuş. Burası da mezar olabilir.

DSCN2282

Daha ileride geniş kaya kütlesinde aynı şekilde mezar odaları ve ibadet etmek için kemerli oyuklar yapılmış. Kaya kütlesi dibinde bir dizi oyuk var.

DSCN2283

Aynı kaya kadraja sığmadığından sol tarafı çekiyorum. Oyuklar sırayla devam ediyor.

DSCN2284

Biraz ötede bir kaya kütlesi daha görünce resmini çekiyorum. Kayalığın tam ortasında oyuklar değişik boyutta. Sanki zengin biri kendine köşk yaptırmış gibi. Ya da aile mezarlığı olabilir.

DSCN2285

Ayazini köyü sonunda bitti. Biz köyün diğer tarafından girdiğimiz için bu taraf ta köyün girişi. Girerken herhangi bir tabela yoktu. Burada ise yeni yapıldığı belli olan büyük bir kaya parçası taş duvarın üzerine konulmuş. Kayanın yüzeyi düz olarak yontulmuş. Üst kısmında iki aslan birbirine bakar durumda, ortada güneş saati biçiminde daire. Kenarları çentikli, ortasında yüz resmi. Burası çatı alınlı oyularak aslanlar kabartma olarak yapılmış. Altında da Yunanca olduğu belli olan harflerle AYAΣINI oyularak yazılmış.

DSCN2286

Üzerimize bir bulut geldi ve yağmur yağmaya başladı. Hemen yağmurluğu çıkarıp giydim. Islanmaması için fotoğraf makinesini çantanın içine koyarak koruma altına aldım. Beni bu halimle İsmail Kılık çekiyor.

201476298_10159393941984099_3670296822971438457_n

Kayanın dibinde oyulmuş oda. Girişinden biraz fazla genişlikte olan kaya 3 metre boylarında. Onun üstünde de ayrı bir kaya daha var. Bazı kayalara oyuklar açılmış, büyük olasılıkla kaya mezarlar olabilir.

DSCN2287

Sadece kayanın ön yüzeyi dışarda kalmış. Duvar gibi dümdüz yüzeyde kapı açılmış, içerisi karanlık bir oda gibi. Kayalığın üstü toprak ve otlar çıkmış.

DSCN2288

Ot bürümüş boş tarla, arkasında beyaz çiçekler açmış haşhaş tarlası, iki yanda kavak ağaçları göğe yükselmiş. Küçük ağaçlar da tarlada serpiştirilmiş bir kaç tane. Tarlaların bitiminde ağaçlar ve yüksek kayalık, Kale duvarı gibi, üzerinde tepe var. Kayalarda oyulmuş delikler olduğunu görüyorum.

DSCN2289

Aramızda çocuklar da var. Arkada koltukta oturan çocuk, babası bisiklet sürüyor. Çocuğun üstünde gölge yapsın diye şemsiye konmuş mavi renkte.

205415476_10159393953819099_7520305680052228905_n

Tarlalarda çeşitli korkuluklar görmüştüm ama şimdiye kadar görmediğim bir korkuluk var karşımda. Sırık üzerine t şeklinde bir tahta koyup üzerine siyah renkli ceket giydirilmiş. Başı yok, kıçı yok. Kolların ucuna da naylonlar bağlanmış. Kargalar bile gülüyordur bu korkuluğu yapanlara.

DSCN2290

Tarlanın kıyısında bir kuyu görüyorum. Yaklaşık 8 metre uzunluğunda ağaç sırık. Sırığın kalın tarafı yerde ve daha kısa. Kısa tarafa daha yakın demir destek üzerinde duruyor. Üst taraf daha uzun ama giderek incelmiş. Sırığın ucunda da bir ip bağlı. İp yerdeki kuyuya kadar iniyor. Tarla sınırında tel örgü var. Bu tel örgü Güneş panel tarlası sınırını oluşturmuş. Paneller Güneşe doğru çevrili olduğundan baktığım yerden panellerin alt kısmı görünüyor. Burada Güneş ışığından elektrik üretiliyor.

DSCN2291

Uçsuz bucaksız demeyeyim ama karşıdaki tepelere kadar olan buğday tarlası alabildiğine geniş bir alanı kaplamış. Artık sararmanın son aşamasına az kalmış buğday başakları rüzgara bırakmış usulca yatıyor sağa sola. Nedense buğday tarlasını izlemek bana huzur veriyor. Rüzgarın başaklarını dalgalandırması denizdeymişim hissine kapılıyorum. Sarı deniz. Huzur veren deniz. Bir süre başakların rüzgarda oynayışını izliyorum. İçim huzurla doluyor.

DSCN2292

Haşim Ağca kıyıda, kayalığın gölgesinde dinlenen Enes, İsmail ve bacanağımın resmini çekiyor. İsmail çömelmiş, diğerleri yere oturmuş

203255528_4697082180320149_2638607187764612594_n

Köyün birinden geçerken bizi takip eden araba arkamızdan kornaya bastı ama neden bastığını anlamadık. Enes ve İsmail tandem bisikleti  ve bacanağım ile birlikte en son kişileriz. Grup çoktan gitti bile. Neyse korna sesine aldırmadan yolumuza devam ettik. Kısa sürede ana yol kavşağına geldik. Burada kayanın tepesine Rotasız Ramazan çıkmış bekliyordu. Kavşakta da jandarma arabası ve jandarmalar vardı yol kesmek için. Rotasız ramazan beklemekten sıkılmış olarak sordu; “Grup geliyor mu?” diye. Biz de “Ne grubu, en son biz geliyoruz, grup çoktan geçti bile.” Jandarmalar ve Rotasız ramazan şaşırdılar. “Nasıl geçtiler, kimse geçmedi önümüzden, kamera ile videolarını çekecektim” “Ohooo, daha çok beklersin” diye cevap verip yolumuza devam ettik. Meğerse araba korna çalarak bize kestirme olan yolu göstermiş. Ama biz anlamadık. Grup oradan sağa dönerek kestirmeden ana yola çıkmışlar.

Yarık yarık olmuş kaya kütlesindeki doğal oluşmuş oyuklar dikkatimi çekti.

DSCN2293

Oyuk yerleri yakınlaştırdım iyice. Oyuklar leke gibi, fazla derin de değil. Sağ taraf liken bitkileri ile kaplı, rengi gri. Daha büyük alan ise sarı renk tonunda. Burada liken bitkileri yok. Herhalde yağmur gelmiyor bu tarafa.

DSCN2294

Başka bir kaya da da oyuklar fazla derin değil. Kayanın yarısı oyuklarla bezenmiş, diğer yarısı da herhangi bir oyuk yok. Liken ve yosunlarla kaplı.

DSCN2295

Hep çeşme olacak değil ya. Karşıma bu kez mavi renge boyanmış tulumba çıktı. Kuyudan tulumbanın kolunu çekerek su çıkarılıyor. Merak edenler, ya da hiç görmemişlere anlatayım tulumbanın nasıl kuyudan su çıkardığını;

Büyükçe bir sürahiyi canlandırın, aynı sürahi gibi bir gövdesi var. Üst tarafı geniş bir yuvarlak, Bir tarafında ağzı var su dökülmesi için. Yuvarlağın üzerine destek yapılmış. Desteğe de kısa taraf üstte, alt tarafı uzun demir kol. Kol yukarı – aşağı kaldırılıp indiriliyor. Üst tarafta uca bağlı demir çubuk tulumbanın ağzından aşağı iniyor. Ucunda da yuvarlak küçük silindir biçiminde kafa var. Bu kafa silindir bir çeperin içinde hareket ediyor. Alt kısmı ile üst kısmı hava almayacak şekilde. Gövdenin alt kısmı boruya bağlanacak yerde ağız var, düzgün yapılmış. Burada köseleden yapılmış klapa var. Bir tarafı sabit, yuvarlak bir şey. Tulumbanın altında ise bağlı boru var. Bu boru kuyu içine giriyor su içine kadar. Tulumbadan su çekmek için ilk başta su konuyor ağzına. Dökülecek yeri de elle kapatıp su içeride, üst kısımda kalacak durumda. Kösele suyu görünce biraz şişiyor. Diğer el ile kol yukarı – aşağı kaldırılıp indirildikçe uçtaki demir çubuk ta pistonu harekete geçiriyor. Hava geçirmediği için aşağıdaki suyu vakum ederek çekiyor. Kol aşağı indirilince kösele klapa havayı ve suyu boruya kaçırmıyor. Bu hareket devamlı yapılarak kuyudaki su yukarı çekiliyor kademe kademe. En sonunda kuyuya suyu geri kaçırmadan tulumbanın ağzından su akmaya başlıyor. Kuyu yerin altında olduğu için soğuk oluyor. Buz gibi suyu içebilir, elini yüzünü yıkayıp serinleyebilirsin. Az çok tulumbanın çalışmasını dilimin döndüğü kadar anlattım.

Mavi renkli tulumba ve altında yalak var hayvanların su içmesi için.

DSCN2296

Kayalar topraktan fışkırmış kalın sütunlar gibi. Sanki kale duvarı ve Uzunlamasına tarla sınırını oluşturmuş. Tarla buğday ekili

DSCN2297

Tarlanın dibinde de aynı kayalık devam ediyor. Tarladaki buğdaylar yeşil ama rengi sararmaya doğru gidiyor. Yeşilin tatlı bir tonunu oluşturmuş.

DSCN2298

Fazla büyük olmayan kaya parçası tarlanın ortasında tek başına kalmış, annesini arayan civciv gibi.

DSCN2299

Her yerde kayalıklar, hepsi de birbirine benzemez yapıda. Kimileri bir arada, kimisi tek yada bir kaç kaya kütlesi. Kimi düz, kimi de kendini peri bacasına benzetmeye çalışmış.

DSCN2300

Kayaların dibindeki renkler de ilginç. Enine katmanlar şeklinde, kahverengi, sarı ve bej renkleri ile, kimi yer kalın, kimi yer ince. Bir yerde kayboluyor renk katmanı. Aynı zamanda duvar gibi kayalık içi oyulmuş doğal şartlarda. Rüzgarın etkisi olabilir. Renkli kaya ince bir çatlakta son buluyor. Üstteki kaya yapısı tamamen değişik ve bej renginde. İki kaya birbirinden ayrı yapıda, sadece aralarında ince bir çizgi var.

DSCN2301

Tarlanın bitiminde üçgen biçiminde kaya kütleleri.

DSCN2303

Arkasında römork takılı bisiklet. Römorkta bir çocuk oturmuş. Başının üstünde gölgelik tente var. Önünde pedallara ayakları ile basıyor. Babası bisikleti sürüyor. Ne güzel! baba – oğul birlikteler. Römorkun arkasında bayrak çubuğunda kırmızı renkli bayrak var. Arka tekerlekteki bagajda kırmızı renkli çanta takılmış.

202667192_10159393897504099_5325504055011996771_n

Haşhaş çiçeği mor renkte, yakından çekiyorum.  Benden yana olan bir taç yaprağı yok, içindeki baş henüz küçük görünüyor.

DSCN2304

Bu da beyaz renkli haşhaş çiçeği.

DSCN2305

Uzun uzun kavaklar boy göstermiş.

DSCN2306

Artık dönüş yolundayız. Daha önce geçtiğimiz Bayramaliler köyüne geldik. Tabelada Bayramaliler, altında 30 Km hızla gidileceğini belirtir yuvarlak trafik işareti, yanında da Okul olduğunu belirtir üçgen tabela. Tabelada iki çocuk el ele tutuşmuş, diğer ellerinde çanta yürüyorlar. Arkada köy evleri ve cami minaresi görünüyor.

DSCN2307

Köyün içinden geçerken bisikletçi çocuklar bizle birlikte yarış yapar gibi sürdüler. Haliyle geçmelerine izin verdik ve bizleri geçtikleri için tebrik ettim. Köy yolunda üç çocuk bisikletli. Taş köy evleri arkada. Evler duvar gibi kayalıkların dibinde.

DSCN2308

Uzun boylu kaya kütlelerinin birisinin tepesinde küçük bir kaya kütlesi daha var. Tepedeki kayanın altı dar bir şekilde alttaki kaya kütlesinde duruyor. İttirsen sanki düşecekmiş gibi. Aşağıda kavak ağaçları kayaların boyuna yakın.

DSCN2309

Toprak bir yükseltide kaya kütleleri toprağın dışında kalmış. Kayaların boyutu küçük.

DSCN2311

Eşek sundurmanın altında, gölgede duruyor. Sanki kapalı durakta bekleyen yolcu gibi gelecek olan eşek otobüsünü bekliyor.

DSCN2312

Daha önce indiğimiz dönemeçli yokuşları tekrar çıkıyoruz ağır ağır. Daha önce çektiğim ilginç kayalıkları bu kez aşağıdan çekiyorum. Yokuşu tırmanan dört bisikletçi. En arkadakiler İsmail ve Enes.

DSCN2315

Emre gölüne geldik, göl kıyısında oynayan çocukları görünce durdum. İki kız çocuğu ip atlıyorlardı. Çaktırmadan ip atlarken çekiyorum.

DSCN2317

İp atlayan kızların resmini çekince kıyıda babalarının kamış olta ile balık avladıklarını gördüm. Az ileride kıyıya yakın, yüksek kayada bir adam balık tutuyor. Önde dört kamış olta kazıklarda dikili.

DSCN2318

Kıyıda, kökü suyun dibinde, yaprakları ve çiçeği su üstünde bitkiler var. Söğüt yaprağına benzeyen bitkinin çiçeği mısır koçanı gibi çiçeği suyun yukarısında kalmış. Çiçek pembe renkli.

DSCN2319

Gölün karşı kıyısında duvar gibi yüksek kayalıklar var.

DSCN2321

Balık avlayanlarla sohbet ediyoruz. Balık var mı diye. Daha yeni tuttuğu sazan balığını ip atlayan kızına evden getirmesini söylüyor. Kız da evden sazan balığını getirdi. İnsan elinden büyük olan sazan balığı bir kiloya yakın. Adamın elinde sazan balığını yakından çekiyorum.

DSCN2322

Yakında olan kamp alanına geldik. Biraz terlesem de duş alma sırası çok olunca yıkanmaya gerek görmedim. Ter kokusunu da hissetmiyorum. Burnum doğru dürüst koku da almıyor zaten. Ben koku hissetmiyorsam sorun yok. Akşam yemeğini birlikte yiyoruz. Yemekten sonra hava hızlıca karardı ve yüksek rakımdan dolayı soğumaya başladı. Pantolon paçalarını takıyorum. Üzerime polar ve deri ceketini giydim. Üşütmemek gerek. Çadırımın önünde küçük katlanır sehpada akşam kahvesini bacanağım ile birlikte oturmuş içerken Haşim Ağca bizi resmediyor gecenin karanlığında. Yolda gelirken aldığımız biralar ısınmadan içmek gerek. Biraları da keyifle içiyoruz. Sehpanın üzeri dolu, cezve, meyve torbası, fincanlar, powerbank, teneke bira kutuları. Bacanağımla katlanır tabureye oturmuşuz. Arkada mavi çadırım.

207115396_4697016013660099_8202105465738251649_n

Geç saatlerde Döğer belediye başkanı kamp alanına geldi. Hepimiz ile selamlaşıp beldemize geldiğiniz için teşekkür etti. Ardından dört tane zeybek meydana çıkıp zeybek oyunu oynadılar. Usulüne göre, efe kıyafetleri ile bizlere iyi bir gösteri sundular. El arabasının kasasında odunlar yanıyor. Efeler de etrafında kollarını kaldırmış zeybek oyunu oynuyorlar. Bu resmi Haşim Ağca kendi fotoğraf makinesi ile çekti.

207627570_4697086913653009_7148326235785305805_n

Ben de kendi fotoğraf makinesi ile çekmeye çalıştım zeybek oynayan efeleri ama görüntü yakalama konusunda pek becerikli olduğum söylenemez. Sadece otomatik konumda kullanıyorum makineyi. Efe kollarını kaldırırken hareketi aşağıdan yukarıya kadar perde şeklinde görüntülemiş. Hareketli görüntüler net değil. Hareketsiz olanlar ise net. Solda davulcu tokmağı davula vuruyor. Ortada el arabası içinde odunlar yanıyor.

DSCN2326

Gecenin ilerleyen saatlerine kadar eğlendik. Efelerin oyunundan sonra oyun havaları çaldı müzik seti. Biz de kurtları döktük biraz. Uyku ağır basmaya başlayınca çadırıma gidip yattım. Neredeyse 1.5 yıldır bu kadar bisiklet sürmemiştim. Hamlamışım biraz. Fazla kilolar da var. Bisiklet sürerken bunu hissettim. İki günün yorgunluğu üst üste binince uyku moduna girip dinlenmek gerek.

Bu gün yaptığım yol yaklaşık olarak 58 Kilometre civarı.

Bu gün yaptığım yolun haritası aşağıda

Powered by Wikiloc

 

Afyon Frig Vadisi Bisiklet Turu 1. Gün

18 – 19 Haziran 2021 Cuma

Afyon – Gazlıgöl – İhsaniye – Döğer – Emre gölü

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

Karahisar kalesi yıkılır gelir
Kakülü boynuna dökülür gelir

Yayladan gel allı gelin yayladan
Kesme ümidini kadir Mevla’dan
Ver elini karlı dağlar aşalım
Bayramlaşalım

Ben bir koyun olayım sen de bir kuzu
Meleye meleye getirem yazı

Yayladan gel allı gelin yayladan
Kesme ümidini kadir Mevla’dan
Ver elini karlı dağlar aşalım
Bayramlaşalım

Kapıma bağladım da kınalı koçu
Harmanı kaldırdım kız senin için

Yayladan gel allı gelin yayladan
Kesme ümidini kadir Mevla’dan
Ver elini karlı dağlar aşalım
Bayramlaşalım

Hidayet Çalbudak Afyon yöresi türküsü

 

Öne çıkmış olan görsel, İki direkte Türk bayrağı, ayakta ellerini pençe yapmış yerdeki düşmanı etkisiz hale getirmiş heykel. Arkada iki katlı bir ev. Afyon’un yüksek kaya kütlesi üzerinde Afyonkarahisar kalesi. Heykelin altında Atatürk kabartması.

DSCN2044

Günlerden bir gün arkadaşım İsmail Odabaşıoğlu telefon ile aradı. Zaten canı sıkılınca sürekli arayıp sohbet ediyoruz. Bana “Urim Baba Afyon Frig vadi bisiklet festivaline katılacak mısın?” diye sordu. Ben de “Pek niyetim yok ama düşünüyorum katılıp katılmamak için” Bu aralar hafta sonu salgın nedeni ile sokak kısıtlaması var. Gerçi festivalleri özlemedim değil, uzun süredir arkadaşlardan kimseyi göremedim. Özlem had safhada. Bir kaç gün sonra telefonum çaldı. Arayan yıllardır tanıdığım bisikletçi Birsen Esinti. Bana “Urim Baba Afyon Frig bisiklet festivaline bekliyorum” diye davet etti. Eh davet büyük yerden gelince “Tamam geleceğim” diye cevap verdim. Kayıt açılınca benim ve bacanağım Selahattin’in kaydını yaptırdım. Bacanak ile festivalden bir gün önce gündüz Afyon’a gidelim diye kararlaştırdık. Hazırlıklarımı yaptım, yanıma alacağım eşyaları, alet edevatları çantalara yükledim. 17 Haziran Perşembe sabahı bacanağım evime geldi. Kendisi bisikletini yüklemiş taşıyıcıya. Benim bisikleti de yükleyip güzelce bağladık. Çantaları da arka koltuğa yerleştirdim. Sadece ikimiz varız, arka koltuk boş. Birlikte sabah kahvaltısını yapıp yola çıktık araba ile.

Otobüs bilet fiyatları salgın nedeni ile pahalı. Sadece bir kişi 100 Lira. İki kişi gidiş dönüş 400 Lira tutuyor. Bu para ile arabanın yakıtını doldurup rahatça gidip gelebiliriz. Yol kıyısında meyve satan tezgahın birinden meyve aldık, yolda yiyerek gidiyoruz. Bacanağıma “Yolda hiç taş köprü gördün mü? diye sordum. O da “Ne taş köprüsü?” diye cevap verdi. Demek ki şimdiye kadar kimse taş köprüyü görmemişti. Araçla yol alınca kimse koskoca taş köprüyü görmemiş. İki yıl önce Suyun kaynağına yolculuk yaparken Gediz nehrini takip ediyordum. Gediz nehri Kula’dan sonra Ankara yolu ile birlikte olunca ana yoldan gittim bir süre. Bisikletle gidince yoldaki her şeyi gördüğümden karşımda tarihi bir taş köprüyü görmüştüm. Taş köprüde mola verip öğle yemeğimi ve kahvemi Gediz nehrinin kıyısında keyifle içmenin hazzını yaşadım.

Tarihi taş köprü uzaktan görünümü, altından Gediz nehri bulanık akıyor. Taş köprü yolun sağıda. Köprünün ismi Çataltepe taş köprüsü

DSCN7796

Taş köprüye gelince sağa yanaşıp arabayı park ettik bankette. Taş köprünün tam üstünde kahve takımlarını çıkarıp kahve pişirdim. Afiyetle içmeye başladık Bacanağım ile birlikte.

Elçek ile taş köprü üzerinde fincanlar elimizde bacanağım ile Gediz nehrini çektim. Benim başımda mavi buff, bacanağımda bej renkli şapka var.

IMG_20210617_123336

Taş köprüye kadar bacanağım arabayı sürdü. Taş köprüden sonra direksiyona ben geçtim. Fazla sürat yapmadan Afyon’a rahatça geldik. Kamp alanını navigasyon yardımı ile kolayca bulduk. Kamp alanı pek kalabalık değildi. Bizden önce bir kaç kişi gelip çadırını kurmuştu. İçlerinden beni tanıyan arkadaşlar var. Hoş geldiniz diye karşıladılar. Çadırları çardağın altına kurup yerleştik. Akşam yemeği için bisikletlerle Afyon merkeze pedalladık. Antalya’dan Ertan bizi Afyon’un meşhur tandır yapan yere götürdü. Bizimle beraber Özgün Tuykun ve arkadaşı da akşam yemeğine katılacak. Meşhur olunca ücreti de ona göre meşhur oluyor hani. Gerçi etler lezizdi, üstüne de afyon kaymaklı ekmek tatlısını yedik. Kızlarla resim çekiliyoruz masa başında. özgün Tuykun, arkadaşı ve ben sandalyede oturmuş durumda.  Arkada mutfak, camlı bölme ile ayrılmış. Köşede dört kuşak tandırcıların portre resimleri asılmış.

WhatsApp Image 2021-09-18 at 13.54.38

Sıra geldi ücret ödemeye. Yanımda da hiç para yok. Ne var ne yok eve bırakmıştım. Üstelik bacanağımdan da biraz takviye almıştım. Bankaya gidip para çekeyim dedim. Bana verdiği paranın hepsi on Liralık kağıt para. Paralar gıcır gıcır, henüz Güneş görmemiş, oksijenle temas etmemiş gibiydiler. Kırk tane kağıt para seri numaraları sıralı, darphaneden çıktığı gibi bankamatiğin kasasına, oradan da bana geldi. Ekonomimiz uçuyor resmen, hükümet para yetiştiremiyor. Sürekli para basıyor ama sonumuz hiç iyi değil. Basılan bu paraların acısı çıkacak bir gün. Bacanağa borcumu ödedim, azıcık meşhur hesabımı da ödedim. Zaten meşhur yerlerde pek yemek yemem, ya da bir şey almam. Çünkü her zaman meşhur diye kazık yemek zorunda kaldım şimdiye kadar. Yanımızdaki iki kadın biz ayrı dolaşacağız deyip yanımızdan ayrıldılar. Biz de kamp alanına döndük bisikletlerle.

Aşağıda sadece 7 tane on Liralık para, seri numaraları art arda. Son ilki rakamları 40 tan 46 ya kadar.

IMG_20210617_191432

Kampa döndüğümüzde Güneş batmak üzereydi. Fotoğraf makinemi alıp gölet kıyısına gelerek optik zoom ile Güneşi daha yakın hissederek batışını çektim çalıların arasından. Sarı renkli olan güneş tüm parlaklığı ile ışığını saçıyor. altta dikenli otlar, yanda ağacın dalları siulet olarak görünüyor.

DSCN2018

Akşam olunca katlanır sandalyelere oturup sohbet ediyoruz yatasıya kadar. Uzun süredir matın üzerinde, uyku tulumunda yatmamıştım. Afyon rakımı biraz yüksek olunca geceleri soğuk olur diyerek battaniye almıştık. Battaniye ve uyku tulumu ile üşümeden iyi bir uyku çektim. Yakındaki gölet buharlaştığı için nem oranı yüksek olunca ona göre de soğuk artıyor.

Sabah serinliğinde kalkıyorum, üzerimde polar var. Haziran ayı olsa da Afyon serin. Elimi yüzümü yıkamak için tuvaletten döndükten sonra dün akşam yemek yediğimiz kadınlardan biri olan Özgün Tuykun yanıma yanaştı. Hafif ağlamaklı bir sesle “Urim Baba dün akşam bir şey mi oldu aramızda, bana kızdın mı sizden ayrıldık diye? Sabah sana günaydın dedim ama bana baktığın halde yüzünü hemen çevirdin” dedi. Ben de düşünmeye başladım, sabah uyku sersemi olarak tuvaletler tarafına giderken ne yaşadım diye. Ama ne kadını gördüm ne de yüzünü hatırlıyorum. Kadının sesi titremeye başladı, nereyse ağlayacak. Bu durumda üzülmemesini, herhangi bir kızgınlık yada alınma olmadığını söyledim. Sonra niye kızayım ki? Aramızda kötü bir şey de olmadı. Uyku sersemi belki fark etmemişim olabileceğimi belirttim. Neyse kadının içi rahatladı biraz, sesi normale döndü. Ona her zaman yanıma gelip kahvemi içebileceğini söyledim. Ama yanıma gelmezsen içemeyeceğini söylemeyi de unutmadım. Çadırı, eşyaları toplayıp çantaya yerleştirdim. Sadece bisiklete taktığım çantaları bagaja yükledim. Uyku tulumu, çadır, mat gibi eşyaların olduğu sosis çantayı araca yükledim. Henüz erken ve kalabalık olmadan kahve pişirip içmeye başladık. Şanslı olanlar benimle birlikte kahve içti. Önümde katlanır masa, üzerinde kahve takımları, Bacanağım, ben Ertan, Rahmi Söyleyici ve bir arkadaş daha poz verip resim çekiliyoruz. Bisikletim KUZ arkada turuncu çantalarla duruyor.

IMG_20210618_073056

Yola çıkmaya hazırım. Bu arada festivali düzenleyen arkadaşlar da geldi. Kahvaltıyı hep birlikte yaptık. Kayıtlar başladı ve formalarımızı bez torba içinde aldık. Torbada ayrıca Afyon’a özel haşhaş ezmesi hediye olarak verildi. Kayıt işlemleri bitince topluca resim çekiliyoruz. 45 – 50 kişi kadar varız. Arkamızda salkım söğüt ağacı, dalları neredeyse başımıza değecek kadar sarkmış.

DSCN2019

Festivalin anası Birsen Esinti, kahvaltısını yaparken bana poz veriyor. Ortalık yeşil ağaçlar ormanda olduğumuzu hissettiriyor.

DSCN2020

Bacanağım ile birlikte çardağın altına kurmuştuk çadırımızı. Bisikletim KUZ çardağın yanında yola çıkmaya hazır. Etrafta bisikletini kontrol edenler var.

DSCN2021

Çardaklar küçük bir meydanda kurulmuş. Tam ortada fıstık çamı var, kıyısında oturma bankları konulmuş.

DSCN2022

Henüz harekete geçmeden parkın içinde bulunan göletin resmini çekiyorum. Su durgun olduğundan yeşile çalan rengine yansıyan ağaçlar tablo gibi. Su durgun olunca yaşamı sadece su yosunları oluşturuyor.

DSCN2023

Göletin ortasına köprü konularak karşıya kestirmeden ulaşım sağlamış. Yansımalar gölete vurmuş durumda

DSCN2024

Bacanağım karşımda hazır, tıpkı KUZ gibi.

DSCN2025

Arkadaşım İsmail Odabaşıoğlu sabaha karşı kamp alanına ulaştığından uyumadan beklemiş. Kendisi çok az gören kör. Türkiye’nin bütün illerini ve hemen hemen bütün ilçelerini görerek dolaşmış gezginlerden birisi. Sonradan geçirdiği bir rahatsızlıktan dolayı görme kaybını yaşadı. Ama “Yılmak yok, yola devam” diyenlerden birisi. Kaliteli katlanır tandem bisiklet alarak gezmediği, görmediği yerlere kendine pilot bularak fırsat buldukça dolaşıyor. İsmail’in pilotu Enes. İsmail kaldırıma oturmuş bakınırken resmini çekiyorum.

DSCN2026

Artık yola çıkmak için tüm bisikletçiler hazır duruma geçti. Son kalanları toplamaya çalışıyorlar.

DSCN2027

Bisikletim KUZ park halinde, gidon ve çantayı çekiyorum Çantanın önünde Suyun kaynağına yolculuk, Büyük Menderes nehri temiz aksın tabelası asılı. Logo da damla şeklinde ağaç ve damarları akan nehirler gibi, nehirler mavi, ağaç yeşil renkte. Gidona sarı renkli kaskım asılı.

DSCN2028

Baş tarafa geçerek video çekimine hazırlandım. Kamerayı hazır tutarak video çektim tüm katılımcıları. Videonun linki aşağıda.

https://youtu.be/EAd1mHPXT0I

Parkın içinden çıkarak Afyon yollarından güvenle geçiyoruz trafik polisleri sayesinde. Geçeceğimiz yollarda araçları durdurarak bizlere yol açtılar. Uzaktan Afyon’un ünlü Karahisar kalesini çekiyorum. Kale yalçın kayalıklardan oluşmuş devasa dağın tepesine yapılmış. Ön kısımda şehrin beton yığınları.

DSCN2031

Karahisar kalesi gibi başka kayalık tepeler de var etrafta. Tam demiryolu köprüsü üzerindeyim. Binalar uzakta ve tren yolu altımdan geçiyor.

DSCN2032

Afyon merkeze geldik. Burada protokol konuşma yapıp festivali başlatacaklar. Meydanda iyice yakınlaştığım Karahisar kalesini biraz daha yakınlaştırıp çekiyorum. Her ne kadar yalçın kayalık ve dik uçurumları olsa da yine de kale duvarları ile çevrelenmiş kale içi. Kale burçları net görünüyor. Kale içi de yalçın kayalıklar sivrilmiş, tam düz değil.

DSCN2034

Konuşmalar yapılıyor, protokol önde çekiyorum bir poz.

DSCN2036

Sevgili dostum İsmail ve pilotu Enes Çalışkan’ı tandem bisikleti ile çekiyorum. İkisinin üzerinde sarı yelekler var dikkat çekmek için.

DSCN2037

İzmir’den arkadaşlarım Figen ve Metin benim fotoğraf makinesi ile resim çektiğimi görünce kendilerini çekmemi söylediler. Ben de onları çekiyorum bir poz. Yanlarında bisikletleri var. Arkada ağaçlar ve Karahisar kalesi var.

DSCN2038

Meydanda toplanmış bisikletçiler güneş altında pişerken ben gölge bir yerde uzaktan onları çekiyorum.

DSCN2039

Bisikletçiler toplanmış, aceleleri varmış gibi harekete hazır durumda bekliyorlar. Ama harekete geçmeye daha çok var.

DSCN2041

Bulunduğumuz yerin hemen üstünde zafer anıtı ve top var. Top iki tekerlek üzerinde. Topu Karahisar kalesi ile çekiyorum.

DSCN2042

Zafer heykelini çekiyorum, bronzdan yapılmış heykeller; ayakta ellerini pençe olarak açmış Türk askeri ayakları dibinde yatan düşman askerini parçalayacakmış gibi duruyor. Heykeller tamamen çıplak. Yanlarda iki direkte Türk bayrakları göndere çekilmiş. Arkada kayalıklar üzerindeki Afyon Karahisar kalesi. Heykelin altında Atatürk kabartması yapılmış. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

DSCN2044

Heykellerin olduğu yer yoldan biraz yüksekte. Aşağıda toplanmış, bir an önce harekete geçmek için sabırsızlanan bisikletlileri çekiyorum. Sıcağın anlı kabağında bisikletleri ile pişiyorlar. Solda tarihi bir bina görünüyor, meydanda ağaçlar dikilmiş.

DSCN2046

Karşıdaki binayı iyice yakınlaştırınca burasının Zafer Müzesi yazısını görüyorum. Demek ki bir müze var, orayı görmeliyim. Müze iki katlı, orta bölümü giriş kapısı olduğu yerde kemerli pencere var. Pencere cam ile kaplı, iki kat boyunda. Kenarları taş bloklardan, gri renkte çatıya kadar duvar şeklinde örülmüş. Üst katta kemerli ikişer pencere, alt katta kare şeklinde pencereler var. Kapısı dikdörtgen ahşap, iki kanatlı.

DSCN2047

Müzeye gelip bir göreyim dedim. Kapısı kapalıydı, kapı tokmağını çalıp içeri girmek istedim ama içeriden ses gelmeyince müzenin kapalı olduğunu anlıyorum. Pencere camından içeriye bakınca içeride sıvaları kazınmış duvarları gördüm. Tuğlalar görülüyor, yerler sıva artıklarıyla dolu. Demek ki tadilatta müze. Hiç bir şey olmayınca Zafer Müzesini göremiyorum.

DSCN2048

Sonunda beklenen an geldi, bisiklet festivali başladı ve harekete geçtik. Afyon’un dar sokaklarında gidiyoruz. İki tarafı sokak olan bir cami gördüm. Kısa minaresi ve taş duvarlarına bakarsak tarihi bir cami olmalı. Bisikletliler caminin sağındaki yoldan gidiyorlar.

DSCN2049

Tarihi Ulu camiye geldik, mermer levhada yazılanlara göre 1273 yılında Selçuklu zamanında yapılmış. Giriş kapısı ahşap iki kanatlı. Bir kanadı açık, oradan içeriye gireceğiz. İçeri girenler ayakkabılarını dışarıda çıkarıyor.

DSCN2051

Minaresini dibinden yukarıya doğru çekiyorum. Blok taş ve tuğlalara bakılırsa minare yenilenmiş.

DSCN2053

Caminin içine giriyorum, tamamen ahşaptan yapılmış cami. Beşer metre aralıklarda kalın ahşap direkler çatıyı ayakta tutuyor. Kalın kalaslardan yapılmış kirişler soldan sağa doğru direklerin üstünde. Direk ile kirişin birleştiği yerler kabartma süslerle bezenmiş.

DSCN2054

Caminin kıble tarafında bulunan Mihrap, hoca burada cemaate namaz kıldırıyor. İçeriye doğru girintisi olan Mihrap, kenarları ve üstü Arapça yazılar yazılmış, yazılar altın yaldız renginde.

DSCN2056

Mihrabın solunda Mimber var. Burada hoca Cuma günleri cemaate hutbe okuyor. Mimber tamamen ahşaptan yapılmış ve çivi kullanılmamış. Mimberin solunda yerde uzun bir saat duruyor.

DSCN2057

Mimberin merdivenindeki korkuluklar yıldız şeklinde kalın çıtalar ile yapılmış. Yan bölmeler de çapraz tahtalardan kare desenli olarak süslenmiş. Duvar saati Mimberin yanında, uzun ve dar gövdesi, kadrana Osmanlı rakamlar yerleştirilmiş. Uzun sarkacı aşağıya kadar sarkıyor. Camlı bir kapağı var saatin. Saat 11’e 11 var olduğunu gösteriyor.

DSCN2058

Karahisar kalesinin arka kısmındayız şu an. Dikine yarık kaya kütlesi üzerinde kale duvarları ve burçlarını aşağıdan çekiyorum. Dik bir duvar gibi yalçın kayaları tırmanmak neredeyse olanaksız. Zapt edilmesi çok zor bir kale görünümünde. Kayaların bazı yerlerinde tek tük ağaçlar çıkmış.

DSCN2059

Dışarıdan Ulu caminin minaresini kadraja sığdırmak için uzaklaşarak çekiyorum. Geniş sokakta bekleşen bisikletçiler.

DSCN2062

Caminin karşısında kültür evi var, burayı ziyaret ediyoruz. İçerisi çok odalı bir ev, her oda entografya müzesi sanki. Yerel kullanılan eşyalar, kilimler, sofra, duvar halıları ile döşenmiş. Tavana kefeli terazi asılmış. Trabzana heybeler asılmış.

DSCN2063

Odanın ortasına sofra konulmuş, sofraya bir mavi desenli bir vazo, vazonun içine Afyon’un simgesi ve adını aldığı kurumuş haşhaş başları üç tane. Afyon haşhaştan uyuşturucu olarak üretiliyor. Yerde halı, kenarlarda işlemeli minderler, yastıklarla çevrelenmiş. Duvarda duvar halıları. Kırmızı renk ağırlıkta, desenler Türk motifi.

DSCN2064

Çoban mankeni, kıyafetleri yöreye uygun, uzun bir kaftanı, belinde kuşak ve elinde uzun bir sırık. Başı sarı poşu ile bağlı. Yanında saplı büyük bir sini duruyor çobanın. Çobanın sağında bir kukla bir çocuk duruyor. Kırmızı renkli şalvarı, renkli gömleği ile başı siyah bir tülbentle örtülmüş.

DSCN2065

Yörüklerin koyun yününü eğirmek için kullandığı kirman. Kirman; dört tahta artı biçiminde birleştirilmiş. Tam ortası delinerek uzun bir çubuk geçirilerek sabitlenmiş. Alt kısmı kısa, üst kısmı uzun kalacak şekilde. Alt kısma ağırlık konuşmuş. Koyun yünleri sol kolda toplanıyor. Elleri ile ilk önce ip şeklinde burarak artı olan tahtaya bağlanıyor. Ağırlık merkezi kısa tarafta olunca dönme hareketi yaptırıp döndürülerek yünler burulmaya başlıyor. Sürekli dönen ipe yünü besliyorlar. Böylece sağlam, burulmuş ip olarak artı olan tahtalara sarılıyor. Bu sürekli döndürme hareketi ip oldukça devam ediyor aynı yönde. Bu alet ilk çağlardan beri kullanılıyor. Yani ilk ip aleti, ilkel, basit ve kullanışlı.

DSCN2066

İzmir’den arkadaşım Aysel Ataş bana poz veriyor divanda oturmuş olarak. İki eli sağ dizinde birleştirip hafif yukarı kaldırmış sağ tarafına bakıyor. Üzerinde festivalin formasını giymiş, başında kırmızı buff var.

DSCN2067

Bizi çekecek kimse olmadığı için fotoğraf makinesini karşıdaki divana koyup 10 saniyelik zaman ayarlayarak birlikte çekiliyoruz. Duvarda boncuk örülerek yapılmış kalın bir kolye asılı.

DSCN2068

Bu kez ocağın önünde yere oturarak birlikte çekiliyoruz. Aysel’in yanında sürahi ve yüksek sehpa duruyor. Ocağın kenarları siyah ve kahverengi boya ile boyanarak süslenmiş şerit biçiminde. Duvarlar beyaz badanalı.

DSCN2069

Köşenin birinde az önce gördüğünüz kirmen, çubuklardan yapılmış minyatür kağnı arabası ve marangozların kullandığı rende.

DSCN2070

Avluda mekanizması demir, gövdesi tahtadan yapılmış kriko. Demir kolu çevrilerek ağırlık kaldırılıyor bu kriko ile. Duvarda yeşil renkli hortum asılmış.

DSCN2072

Yere yatırılmış ağaçtan araba tekerleği, üzerine de şekilli ağaç gövdesi konulmuş.

DSCN2073

Avluda ağaç direklerden yapılmış çardak köşeye yapılmış. Tahta oturma yerleri ve katlanır masa konulmuş. Çardak tahtalardan oluşmuş yüksekçe bir zemin. Buraya bağlama konulmuş. Aysel bağlamayı alıyor eline, ben de çekiyorum bir poz. Aysel solak olduğu için sapı sağ elinde.

DSCN2074

Bu kez ben sazı alıyorum elime, az çok saz çalmasını bilirim ama o kadar değil. Hem sazın da akordu yok. Sazın sapı sol elimde poz veriyorum. Beni Aysel çekiyor çardakta. Çatısı ağaçtan yapılmış, üzerinde kiremit var. Alına Türk bayrağı asılmış.

DSCN2075

Kültür evinden çıktık, ben önden gideceğimiz yönde harekete geçtim. Yanıma dolu gaz tüpünü almamışım, o yüzden çakmak gaz tüpü bulmam gerek. Ne olur ne olmaz, kahve yaparken gazsız kalmayayım. Bakkalın birine sordum çakmak gazı tüpü var mı diye. O da olduğunu söyleyince hemen bir tane alıp çantama yerleştirdim. Artık içim rahat. Ben gaz tüpünü alır almaz bisikletli grup geldi. Ben de aralarına katılarak yola koyuldum. Yolda biraz hızlı gidince pek resim çekecek ilginç ve tarihi bir yer olmayınca en önde bisiklet sürerek Gazlıgöl kasabasına vardık. Burada öğle yemeği yiyeceğiz. Yemek arabası da gelip tezgahı kurmuşlar. Yemek dağıtıcıları, önlerinde yemek tepsileri olduğu halde çekiyorum. Ayran paketleri üst üste konulmuş.

DSCN2079

Ben yerde oturup yemeğimi yerken bacanağım binanın iç balkon duvarına köpük tabağını koyup yemek yerken çekiyorum. Acıktığı için yemek yemekten beni görmüyor bile.

DSCN2080

Aynı balkonun devamında bir çok arkadaş yemeklerini yiyorlar.

DSCN2081

Yemekten sonra hamağımı kurup bir süre kestiriyorum. Oturduğum yerde öyle bir uyku bastı ki anlatamam. Çantamda her zaman hamak hazır durumda. Yemek zamanı epey olunca çay içelim dedik ama kafede çay anca bulabildik. Burada çay biraz pahalı. Gazlıgöl kasabasında termal su çıkıyor ve bir çok termal otel var. Hareket saati gelince hep birlikte harekete geçtik. Bu kez en önlerde gitmeyeceğim. En arkada sayılırım. Önümde giden bisikletçileri çekiyorum. Yüzlerce bisikletçi var.

DSCN2082

İhsaniye kasabasına geldik, burada çay molası vermişler. Kendime ilk önce bir gazoz alıyorum, soğuk gazoz iyi geliyor. Hem şekerimi de yükseltiyor. Çay bahçesi kıyısında park etmiş bisikletler. Bahçede ağaçlar var.

DSCN2083

Bacanağım ile duvar dibinde, Güneş altında resim çekiliyoruz. Bizi çeken de arkadaşım Mehmet Cıngıl. Bacanağım ile kollarımızı omuzlara atarak poz vermişiz kameraya.

DSCN2085

Mola bitimi yola çıktık, hafif yokuş olan bir yerde topluca giden bisikletçileri uzaktan yakınlaştırıp çekiyorum arkalarından. Ufukta kalın bulutlar belirdi.

DSCN2086

Sonunda Afyon’a adını veren afyon tarlası görüyorum. Tabi ki afyon denmiyor bitkilere haşhaş diyorlar. Tarlada şu an çiçek açmış olan haşhaş, olgunlaşıp baş büyüyünce çiziyorlar. Akan beyaz sıvı donunca kazınarak afyon elde ediliyor. Elbette herkes kafasına göre ekim yapmıyor. Belirli kota veriliyor gereksinime göre. Bunun dışında ekim yapılırsa cezalar büyük. Tarlada beyaz çiçek açmış haşhaşlar. Aralarda tohumlar karışmış olmalı ki mor çiçek açanlar da var.

DSCN2087

Sonunda Frig vadisine giriş yapıyoruz. İlk köy olan Üçlerkayası köyündeyiz ama köy epey içerilerde. Sadece tabelası yol kıyısına dikilmiş. Solda mağara deliği olan kaya parçası görülüyor. Bir kaç bisikletçi kavşakta durmuş. Biz köye girmeyip düz gideceğiz.

DSCN2088

Frig vadisine girdik dedim ya arazi yapısı da değişiyor. Toprak aynı toprak ama topraktan fışkıran kaya parçaları hafif engebeli araziye yayılmış durumda.

DSCN2090

Yerden fışkıran kayalara yaklaşmadan kamera ile yakınlaştırıyorum dibime kadar. Dört kaya parçası birbirine benzemez yapıda.

DSCN2091

Artık sınırları geçtik sayılır, kayaların şekli ilginç ve delikler oluşmuş doğal olarak. Sanki Kapadokyada peri bacalarına geldik, sadece tepelerinde kaya parçaları yok.

DSCN2092

Demin uzaktan gördüğüm kalın bulut parçası iyice yaklaştı. Bir kaç kilometre ötede yağmurun yağdığını görüyorum. Arazi kıraç, tek tük ağaçlar var. Yol kıyısında yonca tarlası yemyeşil.

DSCN2093

Yol kıyısında yerden fışkırmış kaya parçası ilginç oyuklar oluşarak yamuk yumuk hale gelmiş.

DSCN2094

Daha uzakta kaya silsilesi, kimi sivri külah gibi. Bir tanesinin üzerinde kaya parçası var peri bacası gibi. Havada bulutlar parçalı. Önümde buğday tarlası henüz sararmamış, yemyeşil.

DSCN2095

Peri bacası şeklinde olan kaya kütlesini yakınlaştırıyorum. Üzerindeki taş kaya kütlesi ile bir. Peri bacalarındaki gibi ayrı bir taş değil. Doğal oluşmuş.

DSCN2096

Yonca tarlasının sınırına taş duvar örülmüş bir metre yüksekliğinde. Dış tarafına da çeşme yapılmış, yalağı uzun. Demek ki burada hayvancılık yaygın. Uzun yalakta koyun, ya da inekler su içiyor.

DSCN2098

Demir bir borudan yalağın içine sürekli su akıyor. Yakından çekiyorum. Suyun döküldüğü yerde minik hava kabarcıkları oluşuyor devamlı su yüzeyinde.

DSCN2099

Suyun aktığı boru ve yalağı yandan çekiyorum. Yalak uzunlamasına üç bölümden oluşmuş. Çeşmeden sularımı tazeliyorum, biraz da su içiyorum kana kana.

DSCN2100

Yalağın içindeki su o kadar berrak ki bakmaya doyamıyorum. Su yüzeyinde ağaçların yansıması, dibindeki yosunlar gayet net görünüyor. Berrak suya bakarken sanki gözlerim tedavi oluyor, baktıkça daha da netleşiyor gördüklerim. Gözlerim iyice açılıyor sanki, öyle hissediyorum.

DSCN2101

Artık gruptan koptum sayılır. Önümde kimse kalmadı sayılır. Buraları ilk defa görmenin mutluluğunu ve anı yaşarken acele etmenin anlamı yok. Etrafımdaki güzellikleri seyrediyor, ayrıntıları fotoğraf makinem ile resimlerini çekerek kaydediyorum sürekli. İşte karşımda çeşme, mavi seramik döşeli çeşme yapısı, yanında uzun yalak. Arkada tren rayları ve ağaçlar. Görülmeye değer bir manzara var karşımda.

DSCN2102

Bazen uzakta, bazen yakında kaya kütleleri görüyorum. Yeşil çimenler yanında fışkırmış kayalar, şekilleri birbirine benzemez.

DSCN2104

Dediğim gibi uzayıp giden yolda kimseler yok. Tek başıma bisiklet sürüyorum. Bu güzellikleri çekmeden geçip gitmek doğaya aykırı olsa gerek. Ben öyle düşünüyorum.  Sürekli manzara değişiyor, kayalıklar şekilden şekle giriyor yol boyunca. Sağ tarafta kayalıklar, bulutlar üzerime üzerime doğru hızlıca gelmeye başladı. Belki yağmura yakalanabilirim, belli mi olur. Yaz sıcağında iyi olur ıslanmak.

DSCN2105

Kaya kütlesi yarılmış, sanki sığınılacak ev gibi oluşmuş. Üstü birleşik, altı geniş bir mağara. Önde de çeşme ve yalağı.

DSCN2106

Tren yolu bir yarığın içinden geçiyor, sağdan sola doğru dönen raylar nereye gidiyor belli değil. Meçhule giden tren rayları. Dönemecin sol tarafı görünmüyor.

DSCN2107

Kaya kütlesi karşımda, kaya yanları doğal olarak içinde barındırdığı mineraller eriyip oyuklar oluşmuş düzensiz şekilde.

DSCN2108

Derken üzerime gelen bulut yağmurunu boşaltmaya başladı. Hemen yağmurluğumu giydim. Karşımda duvar gibi kayalık var, yerden bir kütle fışkırmış arazide set oluşmuş. Üzerinde bir kaç katran ağacı görünüyor. Ön kısımda ekin tarlaları var. Resmi zar zor çekiyorum, yağmurdan fotoğraf makinesi ıslanmasın diye.

DSCN2109

Fotoğraf makinesinin üzerine eğilip bisikletim KUZ ve yolu çekiyorum. Yağmur bardaktan boşalırcasına yağıyor. Hemen fotoğraf makinesini bagaj çantasına koyuyorum ıslanmasın diye. Cüzdanı ve cep telefonumu da öndeki gidon çantama koyuyorum. Bisikletim KUZ, turuncu çantalar ve yol yağmurdan sırılsıklam. Islanacak eşyalarım güvende, bisiklete binerek yağmurda bisiklet sürmenin zevkini tadıyorum. Yağmurluğum altında kalan kısım hariç saçlarım, başım, etek altı ayaklarım tamamen yıkanıyor yağmur damlaları ile. Ayağımda sandalet var o yüzden ıslansa da olur. Birikmiş su birikintilerine aldırmadan içinden geçip gidiyorum suları yararak. Yağmur yağarken su birikintilerinde tamamen ıslanmak gibisi yok. Mükemmel bir an yaşıyorum.

DSCN2110

Döğer kasabasına geldim, burası Frig’yanın baş kenti, Kasabanın girişinde iki ceylan ve esinde testisinden su döken kadın heykeli konulmuş.

DSCN2111

Kasabada kaz sürüleri görmek olası. Karşıma küçük bir kaz sürüsü çıkıyor, kazlar benden uzaklaşmaya başlıyorlar.

DSCN2112

Geniş arazi ve otlak olunca koyunları otlatan çoban sürüsünü yayıyor yeni yağmur yağmış çimenlere. Böyle taze ot nerede bulunur bu yaz gününde. Çoban da ihtiyar bir kadın. Selam veriyorum uzaktan çoban kadına. O da selamıma karşılık veriyor elini sallayıp. İhtiyar kadın çobanlık yaptığına göre köyde pek genç insan yok. Öyleyse gelecekte koyunları otlatacak kimse kalmayacak bu gidişle.

DSCN2113

İlginç kaya kütlesi ve yükselen tepe.

DSCN2114

Kasabadan çıkmak üzereyim, tabelalar gideceğim yönü belirtiyorlar. Üstteki tabela mavi renkte, sola ok işareti ve Yunus Emre tekkesi yazılmış. Altında kahverengi boyalı tabelada sola ok işareti, Emre Gölü yazılmış. Altında kırmızı şeritle çerçevelenmiş üçgen tabelada inek resmi konulmuş dikkat çekmek için. Yani inek çıkabilir. Onun altında daha önce beyaz olan tabela üzerine kahverengi renkte yapıştırılmış Döğer Emre gölü tesisleri yazılmış. Kahverengi yapışan kısım bir tarafı kalkmış durumda. Tabelalar sola doğru yönü belirttiklerine göre yolum sol tarafa demek ki. Arkada yol ve az ileride ağaç kümesi var.

DSCN2115

Yaz yağmuru yağıp geçti ama asfaltta ıslaklığı duruyor. Benim üzerim çoktan kurudu bile. Karşımda düz kayalardan oluşmuş bir kütle var.

DSCN2116

Yeşil otlakta bir çukur görüyorum Çukur o kadar derin değil, geniş te değil ama çukur üstüne taş köprü yapılmış sanki yol varmış gibi. Köprü tek gözlü kemer biçimimde yapılmış. Demek ki eskiden yol oradan geçiyormuş. Küçük boyutta olsa da köprü köprüdür. Hem de taş gibi köprü.

DSCN2117

Kulaklarıma koşan bir atın çıkardığı nal sesleri geldi. Bir de baktım ki bir atlı dört nala otlakta koşturuyor. Bisikletlilerden daha hızlı koşuyor at. Sürücüsü de dörtnala giden atın üzerinde arada zıplıyor aheste aheste.

DSCN2119

Derken bir atlı daha dört nala geçiyor yanımdan. Onun da resmini çekiyorum. Yanımdan hızlıca çekip gitti.

DSCN2120

Fazla uzaklaşmadan atlıyı  arkasından yakınlaştırıp çekiyorum. Atın kuyruğu havada. Atlının sağ elinde kısa bir kamçı var sürekli vuruyor atın hızlı koşması için.

DSCN2122

Karşımda 20 metre boyunda, 200 metre genişliğinde kaya kütlesi var. Burada doğal oluşmuş oyuklar, mağaralar var. Sanki mağara şehri gibi. Cem Yılmaz AROG filminin çekimleri burada yapılmış.

DSCN2123

Uzakta olan tahta bir tabelaya da AROG Nüfus 100 yazılmış. Tabelayı optik zoom ile yakınlaştırıp çekiyorum.

DSCN2125

Kayalığın dibinde oda şeklinde geniş ağızlı mağaralar var. İyice yakınlaştırıp çekiyorum uzaktan.

DSCN2126

Kimi yer insan eliyle oyulmuş gibi. Oda gibi bir mağaranın üzerine kapı büyüklüğünde oyulmuş delik var. Üzerine de üç tane üçgen şekil oyulmuş. İnsan yapımı olduğu belli.

DSCN2127

Delik deşik kayalıkların diğer yanı.

DSCN2128

Bizimkileri görünce tabelanın yanında poz vermelerini istiyorum. Uzaktan optik zoom ile iyice yakınlaştırıp tabela ile çekiyorum. Solda kör olan İsmail Odabaşıoğlu, sağda Zerrin Aslantaş, tabelanın önünde yere oturmuş  Enes Çalışkan.

DSCN2129

Bisikletimin üzerindeki kamera tutucuya kamerayı bağladım. Otomatik zamanlayıcıyı 10 saniyeye ayarlayıp düğmeye bastım. Koşarak arkadaşların yanına geçerek pozumu verdim. Solda Enes, ben, Zerrin ve İsmail. Arka fonda AROG kayalıkları ve mağaralar.

DSCN2131

Tabelada yazdığına göre Döğer Emre gölü tesislerine gelmişim demek ki. Tabelanın resmini çekiyorum.

DSCN2132

Tesislere girmeden önce çevrede gördüğüm haşhaş tarlasını ve çeşmeyi çekiyorum. Çeşmede uzun bir yalak var.

DSCN2133

Çeşmenin aynasını iyice yakınlaştırınca çeşmede suyun akmadığını fark ediyorum. Çeşme borusu da yok. Çeşmenin aynası betondan bir duvar. İzlere bakılırsa bir zamanlar çeşmeden sular akıyormuş.

DSCN2134

Tesislerin sağ tarafında küçük bir tepe üzerinde kayalar abide gibi duruyor. Etraf çam ağaçları ile kaplı.

DSCN2135

Daha ileride yüksek kayalık kütle kendini gösteriyor. Çeşitli boyutta oyuklar oluşmuş kayalıkta.

DSCN2136

Tesislerin giriş kapısı, odunlardan yapılmış. İki yol var, üç örgülü direk, üzerinde örgülü kiriş. Örgüler yuvarlak ince odunlardan yapılmış. Kiriş üzerine de “Emre gölü Frig medeniyet bahçesi” yazılmış harflerle. Kamp alanı soldaki yolda.

DSCN2137

Ben en son geldim sayılır, herkes çadırını kurmuş yeşil alana. Bir bisiklet çimenlere serilmiş.

DSCN2138

Arabamız Afyon’da kaldı, arabaları almak için minibüs ile yaklaşık 60 Kilometre uzaklıkta. Bacanağım da önden geldiğinden minibüse binerek Afyon’a doğru gitmeye başlamış. Kamyondan sosis çantamı alarak tuvalete yakın yerde çadırımı kuruyorum. Yemek zamanı yemeğimi yiyip karnımı doyurdum. Gidenler için yemek ayrıldı. Yaklaşık 1.5 – 2 saat sonra arabalar geldi. Yanıma bacanağım da çadırını kuruyor. İçine eşyaları yerleştiriyorum gerekli olanları. Sonrasında getirdiğim portatif masada kahvemi pişiriyorum. Yanımda olan şanslı kişiler kahvelerini içiyorlar. Sohbet, muhabbet derken uyku gelip çatıyor gözlerime. Uykumu kaçırmadan çadırıma girip tatlı düşlere dalıyorum.

Bu gün yaptığım yol yaklaşık olarak 59 Kilometre civarı.

Bu gün yaptığım yolun haritası aşağıda

Powered by Wikiloc

 

Suyun Kaynağına Yolculuk Küçük Menderes 4. Gün

28 Nisan 2016 Perşembe

Çatak vadisi – Bayındır Ergenli köyü

(Kör arkadaşlarım için betimleme yapılmıştır.)

 

Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm
Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Ahmet Telli

 

Öne çıkan görsel, Bisikletim KUZ ve kıytırık. Bu kez arkadaşım Gürel Gürselp üzerinde.

Çayın kıyısında uyumak iyi değilmiş.  Bunu gece çaydan buharlaşan nem, üşümeme neden olunca anladım ama gece vakti çadırın yerini değiştirmek benim için uygun olmadı. Hava o kadar soğuk olmasa da nem üşütüyor. Pek iyi uyudum sayılmaz. Yarım yamalak bir uyku ile uyandım. Çay doğal olarak tüm gece aktı ve hala akmaya devam ediyor. Sadece bu sabah ben varım burada. Yattığım yerden doğrulunca çadırın fermuarını açtım. Şarıl şarıl akan çayı görüyorum ilk önce. Karşı kıyıda ağaçlar ve çalılar.

Kalkar kalkmaz elimi yüzümü yıkadıktan sonra ilk işim kahve yapmak oldu. Hemen piknik masasında kahveyi cezveye sürüyorum ocağa. Ocakta kahve pişerken gözüm pembe açmış güllere takıldı. Ne de güzel görünüyorlar. Kokusu burnuma gelmeye başladı, mis gibi. Gül kokusunu ciğerlerime çekiyorum burnumdan, ohhh dünya varmış, sanki cennetteyim.

Pembe güller açmış, cezve ocağın üzerinde pişiyor, yanında da kahve fincanı boş.

Sabah kahvaltısını birlikte yapıyoruz çay kıyısında. Ben, Gürel, Sevil ve Şafak piknik masasında el birliği ile güzel bir kahvaltı sofrası.

Kızlar buluştu sabah sabah, ikisi de sarışın. Buranın işletmecisini kızı, o da erkenden uyanmış bizlerle beraber. Sevil ile beraber resim çekiliyorlar. Arkada yeşil ağaçlar arasında akan çay.

Minik ilk okul öğrencisi sarışın kız Sevil için peçeteye kırmızı kalemle bir şeyler karalamış;

SEVİL ABA Seni

ÇOOOOOOOOOK

SEVİYORUM

Size İYİ Yolculukla

R DiLiyorum

Sevil ABa cım

Gürel profesyonel makinası ile küçük kızın yüzünün resmini çekiyor. Saf temiz ve güzel bir yüzü var. İri gözleri yeşile çalan bir rengi var.

Sabah kahvaltısını yaptıktan sonra çadırları ve eşyalarımızı toplayıp bisikletlere yükledik. Artık dönüş yoluna çıkma zamanı. Yola çıkmadan önce işletmeci aile ve iki kızı ile birlikte topluca bir resmimizi çekiyor Gürel. Bizleri ağırladıkları için kendilerine teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Yemyeşil Çatak vadisinden aşağıya doğru görünümü. Birazdan inişe başlayacağız. Çayın yanlarında düz olan küçük tarlalar sürülmüş, kimisi de yonca ekilmiş hayvanlar için.

Dün çıkarken gördüğümüz bentleri tekrar görüyoruz. Çayın sağından gidiyoruz.

Şimdi de yol sol tarafa geçti. Neredeyse pedal çevirmeden inişteyiz bir süre ve çabuk iniyoruz.

Saçlı köyü kavşağında duruyoruz. Buradan bazı arkadaşlar aramızdan ayrılacak. Düz yoldan Ödemiş’e daha çabuk varıp İzmir’e gidecekler.

Aramızdan ayrılacaklardan birisi Ahmet Nail Yavuz. Beraber resim çekiliyorum ayrılmadan önce. Tura katıldığı için kendisine teşekkür edip vedalaşıyorum tekrar görüşme dileği ile.

Sonra Sadi Abi ile kucaklaşıp veda ediyorum. Bu benim için çok değerli bir an olarak kaldı. Bu son kucaklaşmamız oldu Sadi Bilguvar ile. Geçtiğimiz yıl amansız kanser hastalığına yenik düşüp aramızdan ayrıldı. Kendisini epeydir tanıyorum ve bir kaç turu beraber yaptık. Sessiz, sakin, mütevazi bir insandı, ben öyle tanıdım ve sonsuza kadar öyle kalacak. Kahve içmesini severdi ve kahve cezvesini ocağa her sürüşümde yanımdan ayrılmaz pişene kadar sabırla beklerdi. Pişince de fincandan zevkle içer, kahve için teşekkür ederdi. Nur içinde yatsın, toprağı bol olsun……

Sadi abi ile yan yana son resmimizi de çekildik bir anı olsun diye ve anılarda kaldı. Aramızdan ayrılan biri daha var ; Hüseyin Dölçek. Sadi abiyi yalnız bırakmıyor.

Aramızdan ayrılan arkadaşlarla vedalaştıktan sonra biz sağa doğru döndük dönmesine de birden bire karşımıza ucu bucağı görünmeyen bir yokuşa sardık. Ne güzel de iniyorduk değil mi?

Neyse taktık birinci vitese ağır ağır çıkmaya başladık. Zorlandığım yerde merkep vitesi otomatik olarak devreye giriyor. Ferdimen beni yokuşu çıkarken çekiyor bir kare. Bisikletim KUZ ve kıytırık ile beraber. Şafak ta ABAK’tan kalan sarı sprey boya ile gideceğimiz yönü ok ile belirtmiş asfaltta.

Çık, çık, çık sonunda bitti 5 kilometrelik yokuş Bu zaferi kutlamalıydık KUZ ve kıytırık ile. Aşağılarda Ödemiş kasabası ve ovası hayal meyal görünüyor.

Arkamdan gelen Ferdimen’i aynı yerde resmini çekiyorum.

Aşağılarda bir yerlerde düzlükten önce. yamaçta yangın göleti yusyuvarlak içi su dolu görünüyor. Orman yangınlarında kullanmak için yangın ekibi bazı yerlerde böyle göletler yapmış. Yangın sırasında helikopter ile su alıp yangına müdahale ediliyor. Yamaçlarda tarlalar, bahçeler çitlerle birbirinden ayrılmış.

Sol tarafımda ise tarla ve meyve bahçeleri kare çit ile birbirinden ayrılmış dağın dik yamaçlarına kadar. Yamaçlarda ise paralel olarak düzeltilmiş ağaç dikim yerleri yapılmış ormancılar tarafından.

Dönemeçten aşağıya doğru biri geliyor.

Yakınlaşınca bizim Ferdi Kızıl olduğunu görüyorum, nam-ı diğer Ferdimen. Kahramanımız.

Yolun biraz üstünde simsiyah bir at görüyorum. Durup resmini çektim. At lekesiz siyah, değerli bir cins olabilir. İncir ağaçları arasında otluyor kendi haliyle.

Kemal Lale de aramızdan ayrılıyor, biz Birgi’ye doğru gideceğiz o düz Ödemiş’e doğru devam ediyor. Katıldığı için teşekkür edip vedalaşıyoruz.

Hazır durmuşken Cem Koç’u yakalayıp beraber bir resim çekiliyorum. Bir daha nerde bulacağım bu fırsatı.

Bir zamanlar deniz kıyısı olan bu yerlerde şimdi asırlık zeytin ağaçları var. Yerlerde ise papatyalar coşup coşup açmış bahar halısı gibi papatya desenli. Sadece iki tane gelincik kırmızı renkte açmış papatyalar arasında.

Bu güzelim yeşil cennette olumsuz olanlar hemen göze çarpıyor. Bunlardan birisi gözümün önünde yol kıyısına dökülmüş çöpler, atıklar. Kendine ihanet eden bazı insanlar geleceğine zarar vermekten başka bir şey yapmıyorlar.

Papatyalar yol kıyısında, asfaltın bittiği yerde açıvermiş bir kaç tane. Bıraksalar bir kaç yıl içinde tüm asfaltı kaplayabilir.

Birgi’ye doğru tırmanıştayız, yukarıda Birgi’ye has evler görülüyor yeşillikler arasından.

Biraz tırmanış ve Birgi’deyiz. Tırmanışın getirdiği yorgunluğu atmak için kahve olan bir yere konuşlanıyoruz. Çay, soğuk soda içerek bir sürre dinleniyoruz.

Hazır dinlenmekte iken yanıma gelen Gökay Terzi nam-ı diğer Android ile bir resim çekiliyorum. Daha önce planladığımız ama yokuşu zorlu olduğundan vaz geçtiğimiz Yılanlı köy yolundan bizim Android geldi. Ona bu yokuşlar vız gelir, adı üstünde Android. Bisiklet üzerinde gitmediği yol yok gibi. Belki de kendi deyimi ile bir milyon kilometreden fazla yol yapmış. Ben ona inanıyorum. Güçlü bir yapısı var ve kansere dur diyerek ölüme meydan okudu.

Madem resim çekiliyoruz diğerleri kıskanmasın diye diğer arkadaşlarla da resim çekileyim dedim. Hasan Ata ile bir resim çekildim, sessiz sakin, pek konuşmaz. Sadece bisiklet sürer.

Kardeşim Gürel Gürselp ile yan yana hiç resmimiz olmamıştı. Şimdi ise yan yana anca gelebildik. Bir çok turda beraberiz ve ABAK turunu beraber yapıyoruz diğer gönüllülerle birlikte. İznini ona göre almış, ABAK turundan hemen sonra Suyun Kaynağına Yolculuk turunda bizimle beraber. Her konuda anlaşırım kendisi ile.

Şimdiye kadar katıldığı en uzun soluklu bir tur gerçekleştiren Sevil Gülgün biraz şikayet etse de başlarda şimdi alıştı ve keyifle bisiklet sürüyor. Yıllardır beraber günü birlik turlar yaptık. İlk zamanlarda biraz zorlansa da cesaretlendirerek turları tamamlattım. Şimdi ise günlerdir kamplı tur yapıyor ve halinden gayet memnun.

Figen Gülgör, Laz bisikletçi. Hem de kadın. Sayısını hatırlayamadığım tur yaptık beraber. Turlarda uyumludur, sadece bahçelerden meyve araklamasını sever küçük çocuklar gibi. Yolda bir meyve ağacı görmeye görsün.

Ankara dan katılan Kaya Palancılar. Büyük bir turcu, kendi blok sayfası var oradan gezdiği yerleri paylaşıyor. Örnek bir insan. http://kayapalancilar.blogspot.com ta HAYATIM İKİ TEKER olarak yazılarını yazıyor.

Birgi tarihi bir yer, kendine has taş evleri, yapıları ve camileri ile.

Kasabanın ortasında dere yatağı var ama dere çok az akıyor. Dere yatağını ot bürümüş.

Kargalar toplantısı başlamış, bu kargalar bildiğiniz kargalar gibi değil. Ağaçtan oyulup yapılmış, bir de siyaha boyanmış sanırsın ki kargalar demirlere tünemiş. Yanına yaklaşınca kaçmıyorlar, kaçmayınca ağaç olduğunu anlıyorsunuz.

Ümmü Sultan Türbesi.

Tarihi doku bozulmadan tarihi taş binalar onarılarak müzeye dönüşmüş durumda. Bunlardan birisi de yöresel el yapımı ipek dokumaları işliği.

İşliğin içine giriyoruz, içeride dokuma tezgahları sergilenmiş. Tezgahlar tahtadan yapılmış, renkli ipliklerle dokuma yapıyorlar tezgahta.

Dokuma tezgahının yandan görünüşü. Sık olarak yatay çekilmiş iplikler, dikine gerilmiş iplikler. Yatay ipliklerde ileri geri hareket eden mekik geçtikçe dokuma yapılmış oluyor.

Dokunan tarafın tersinde iki boru konulmuş. 1. borunun altından gelen iplik 2. borunun üstünden geçmiş. Yanındaki iplikte bunun tersi. Böylece sıralı bir ters bir düz gitmiş. Ne olduğunu anlayamadım doğrusu. Tam önde de demir bir zincir sarkıtılmış yukarıdan aşağıya.

Birgi’nin tarih kokan sokaklarında dolanıyoruz. Sokaklar Arnavut kaldırımı taş döşeli. Evler taş bina, en fazla iki katlı ve üzerinde kiremit döşeli çatı var.

Kimi sokak daralarak gidiyor. Evlerin avluya giriş kapıları kocaman çift kanalı ahşaptan yapılmış. Kapının üstüne küçük bir çatı yapılıp üzeri kiremit döşeli.

Ana cadde kıyısında boydan boya fıstık çamı dikili. Kaldırımda da çit ile yoldan ayrılmış.

Birgi

İzmir İli, Ödemiş İlçesinde yer alan Birgi, sırasıyla Frig Uygarlığı (MÖ 750-680), Lydia Uygarlığı (MÖ 680-546), Pers Krallığı, Bergama Krallığı, Roma ve Bizans İmparatorluğu hakimiyeti altında bulunmuştur. Kent Anadolu Beylikler döneminde, 13. ve 14. yüzyılda Aydınoğlu Beyliği’ne başkentlik yapmıştır. 1426 yılında ise kesin olarak Osmanlı hakimiyetine geçmiştir. Birgi, kendine has geleneksel mimari dokusunu günümüze kadar koruyabilmiş ender yerleşim yerlerinden biridir. Konakları, camileri, türbeleri, medreseleri, hamamları, çeşmeleri ve daha birçok eseriyle, beylikler döneminden başlayıp günümüze ulaşmış çok sayıda tescilli yapıya sahiptir. Beldede geleneksel mimari dokuyu en iyi biçimde yansıtan iki mimari yapı; ahşap süsleme ağırlıklı mihrabı ve minberiyle döneminin en başarılı örneklerden biri olan Ulu Cami ile ahşap işçiliği ile dikkat çeken Çakırağa Konağı’dır. UNESKO Dünya mirası geçici listesine eklenmiştir.

http://www.kulturvarliklari.gov.tr/TR,45343/birgi-tarihi-kenti-izmir.html

Kadıoğlu camisi.

Üst katta tahta kanatları açık bir pencere. Demir parmaklık kaynak görmemiş geçme olarak yapılmış. Pencerenin olduğu yer cumba, altında destek ağaçları tahta ile kaplanmış. Taş bina eski bir yapıyı oluşturmuş, altta giriş kapısı ile binaya giriyorlar.

Binanın ön kısmı ise harabeye dönmüş, kaplama tahtaları zamanla çürüyüp dağılmış. Sıvası çoktan dökülü. Burada iki tane pencere, birinde soba borusu çıkmış. Büyük bir olasılıkla onarımı bekliyor gibi.

Taş duvarla örülü avlular, duvarların üzeri kiremit ile korunmuş yağmura karşı.

Çakırağa konakları o kadar meşhur olmuş ki içeriye girmek için para ödemek gerekiyor. Haliyle girmiyorum, zaten ilgimi çekecek bir şey olduğunu sanmıyorum.

Birgi’nin sokaklarını gezmeye devam ediyoruz. Birgi yamaçta kurulu olduğundan bir yukarı çıkıyoruz bir aşağı iniyoruz.

Bıçakçı Çeşmesi (Koca Çeşme)  yazıtı siyah bir mermere yazılmış;

Bıçakçı Esseyyid Hacı Ali Ağa tarafından 1807-8 yılında yaptırılmıştır. Tuğla ile yapılmış köşe silmeleri üstte kirpi saçağa dönüşür. Çökertme içme alınan cephesinde oluşturulan sivri kemerli yüzeyi çökertilmiş olup, kabartma bezemeli mermer çeşme aynası vardır ve üzerinde lüle deliği yer alır. Yapı kitabesi vardır. Roma döneminden kalma, girlandlı boğa başlı mermer lahit taslağı da köşesinde delinerek yalak olarak kullanılmıştır. Pişmiş topraktan su künkleri ise çeşme duvarı içindedir.

Çeşme de aşağıdaki resimde. Şimdi yukarıdaki yazıtı niye yazdım onu anlatayım size ; Bıçakçı Hacı Ali hayrına çeşme yaptırmış, Allah kabul etsin, çeşme yaptırmak iyidir de Roma döneminden kalan, o zamanlarda mezar olarak kullanılan Lahit neden yalak olarak kullanılmış bu kafama takıldı. Bir zamanlar içinde ölmüş bir insanın yattığı mermer taş sandukayı kullanırken dini inancı gereği hiç mi Allahtan korkmamış. Bir yalak yaptıracak usta bulamamış mı? yoksa parası mı bitmiş. Büyük bir olasılıkla hazıra konma, beleş işçilik. Zaten binlerce yıl önceki işçiliği beceremeyeceklerinden olsa gerek hali hazırda sandukayı yalak yapmışlar. Yazık…

Onarım çalışmaları yapılan taş binada yenileme çalışmaları yapılıyor. Çıtalardan perdeler yapılmış, çatıya tahta iskelet çakılmış öyle duruyor, henüz kaplanmamış. Bina iki katlı, yukarıya eski bir tahta merdiven ile çıkılıyor.

Taş binalar kademe kademe yukarıya doğru odalar şeklinde kiremit kaplı olarak yapılmış. Bu görünümü ile ayrı bir görsellik meydana çıkarmışlar.

Tarihi doku içinde yaşayan güller kırmızı açmış, ayrı bir renk katmış tarihin içine.

Tarihi dokuyu bozan yeni yapılmış yamaçtaki binalar. Bunlar betonarme, bir de sokaklardaki arabalar. Bence arabaları kasabanın içine sokmamak gerek. Sokakların görüntüsünü bozuyor. Resim çekerken bunu daha iyi görüyorum.

Kimi bina metruk kalmış bakımsızlıktan yıkılmaya yüz tutmuş. Evin duvarları yok olmuş odaların içi görünüyor.

20160428_130030_HDR

Bir duvarda gördüğüm ilgin örnekler dikkatimi çekti. Örülmüş taşların içinde bir taş farklı, bu taş yontulu olduğu belli. Belki de antik bir kentten sökülüp getirilmiştir. Bir de duvarın içinden pişmiş topraktan yapılmış künk çıkmış, ne olduğu belli değil. Künk yarım yuvarlak bir taşın ortasından geçirilmiş. Taşın üzerine de pişmiş kiremit ile kemer biçiminde duvarın içinde.

Gezmekten yorulanlar dinlenmeleri için kahveler var. Dut ağaçları gölgesi altında oturup çay, kahve yada soğuk bir şeyler içebilirsiniz.

Aydınoğlu Mehmet Bey cami girişi.

Cami girişinde tabela yazılmış ; Aydınoğlu Mehmet Bey cami, altında İngilizce ve Fransızca dillerinde de yazılmış. En altta Y. Tarihi H. 412 (Miladi 1312 Yılı)

Caminin kapısından içerisinin resmini çekiyoruz. .Görünen 6 tane sütun, toplam 15 sütun ile yapılmış. Üstüm başım ve ayaklarım pis olduğundan içeriye girmiyorum.

Caminin yanında Birgi tarihini yazan tabela konulmuş. Tabelada yazan;

BİRGİ TARİHİ

Birgi M.Ö. 3000 Yıllarına dayanan bir tarihe sahiptir. Bölgede zamanla Frig, Lidya, Pers, Bergama Krallığı ve Roma dönemlerini yaşadıktan sonra Bizans imparatorluğu idaresine geçmiştir. Bölgeye ilk Türk akınları XI. Yüzyılda Selçuklular tarafından gerçekleştirilmiştir. Selçukluların dağılışından sonra ortaya çıkan Beylikler döneminde Menteşoğlu Sasa Bey tarafından Türk hakimiyetine giren Birgi 1307 yılında Aydınoğlu Mehmet Bey tarafında Aydınoğullarının merkezi yapılmıştır. Aydınoğlu Mehmet Bey 1312 yılında kendi adıyla bu camii inşaa ettirilmiştir. Camii kare planlı olup 15 sütun üzerine konmuş ahşap tavanı, turkuaz çinili mihrabı ve Muzafferuddin usta tarafından yapılan minber Türk İslam sanatının en güzel örneklerinden olup hiç çivi ve tutkal kullanılmadan geçme (Kündekari) tekniği ile yapılmış ağaç oymacılığının en güzel örneklerindendir. Ayrıca pencere kanatlarında da aynı sanat görülmektedir. Bu caminin en öneml,i özelliklerinden birisi ise emsallerine göre minaresinin sağ arka köşede değil, sağ ön köşesinde yer almaktadır. Beldemizde bir çok tarihi eser vardır. Bunlar arasında Birgivi Mehmet Efendi merdesesi, Sultan Şah türbesi, Birgivi hamamı, Çakırağa konağı, Karaoğlu camii, Kütüphane binası, Aydınoğulları türbesi, Çukur medrese ve Güdük camii sayılabilir.

Birgi’nin dar sokaklarını gezmeye başladım. Her köşesi, her bina ayrı özellikte. Hepsinin resmini çekiyorum.

İki ev neredeyse birbirine değecek kadar yakın. Binanın birisi düz duvar, diğeri cumbalı çıkıntısı kiremitleri aynı hizaya getirmiş.

Sokaklar dar ve kısa.

Kimi sokakta bahçeli evler de var. Bahçe duvarının ardında meyve ağaçları dikili.

Evlerin çoğu iki katlı.

Evler taş bina olsa da güneş ısıtma sistemi de kurulmuş kimi çatıya.

Sokakları dolaştıktan sonra meydana tekrar geliyorum. Aydınoğlu Mehmet bey camisinin aykırı minaresi. Caminin köşe taşları arasına aslan kabartmalı bir taş yerleştirilmiş.

Aydınoğlu Mehmet Bey heykeli. Savaş zırhları giymiş, başında başlığı, sağ eli ile kılıcını yarım çekmiş kınından. Göğsünün tam ortasında kocaman çift başlı kartal kabartması yerleştirilmiş. Artuklu sikkelerinde ve Anadolu’daki Selçuklu yapılarında kullanılan çift başlı kartal simgesi surlarda, cami ve medreselerde, saraylarda; koruyucu ve hakimiyet sembolü olarak ve kötü güçlerden koruyucu olarak kullanılmıştır. Bu arada; çift başlı kartal motifinin, Bizanslılar tarafından da kullanıldığını görüyoruz. Heykelin yanında da Kocaman gemi çapası zinciri ile birlikte. Aydınoğlu Mehmet Beyin denizcilikle bir ilgisi olmalı.

Aydınoğlu Mehmet Bey

Aydınoğulları Beyliği’nin kurucusudur. Aydınoğlu Mehmed Bey ilk zamanlarında Germiyan ordusu subaşısı, yani ordu komutanı idi. Bizans İmparatorluğu’nun taht ve taç kavgaları sebebi ile çöküntüsünden istifade ederek Germiyan Hükümdarı I. Yakup Bey’in emriyle Ege denizi’ne inerek elde ettiği yerlerde babası adına bir beylik kurmuştur.
Mehmet Bey, 1310 tarihinde Müslüman İzmir’ini ve daha sonra da Ayaslug ( Selçuk) , Tire, Sultan Hisarı ve Bodemya’yı ve 1326 da Gavur İzmir’i denilen sahil İzmir’i almıştır.
Kendisine Mübarizüddin lakabı verilen Mehmed Bey ele geçirdiği yerlerden ; Ayaslug ( Efes – Selçuk ) ile Sultan Hisar’ının büyük oğlu Hızır Bey’e; İzmir’i ikinci oğlu Umur Bey’e ; Bodemya (Ödemiş) ise Üçüncü oğlu İbrahim Bahadır Bey’e ; Tire’yi de dördüncü oğlu Süleyman Bey’e verip en küçük oğlu İsa Bey’i yanında bulunduruyordu.
Deniz sahillerine sahip olan Mehmed Bey, İzmir’i henüz almadan önce donanmasını Ayaslug’da yaparak denizciliğe başladı; fakat Rumlardan Cenevizlilere geçmiş olan İzmir’i aldıktan sonra burada da ayrıca bir donanma meydana getirdi.
Mehmed Bey, 1334 de bir av esnasında suya düşüp hastalandı ve sonra vefat etti. Yerine diğer kardeşinin ittifak ve ısrarı ile İkinci oğlu Umur Bey , Aydınoğlu beyliğinin başına geçti.
Mehmed Bey Birgi’de cami ve medrese yaptırmıştır. Beşinci asrın alimlerinden Saa’lebi’nin ” Arais-ül Mecalis” adlı ” Peygamberler Tarihi ” Mehmed Bey adına tercüme ve ithaf edilmiştir. Yine Mehmed Bey’in emriyle aynı kişi farsça ” Tezkire-i Evliya” yı Türkçeye çevirmiştir.
Mesalik-ül-ebsar Aydınoğlu’nun 60 şehri ve 300’Den fazla kalesi ve 70.000 süvarisi olduğunu, donaması ile rum ve Frenklerle devamlı olarak savaştığını yazmaktadır.

http://www.evliyalar.net/aydinoglu-mehmet-bey/

Birgi yerleşim haritası. Haritada tarihi yerler işaretlenip numaralandırılmış. Mavi numaralar tarihi yapıları, kırmızı çizgi yürüme rotası, yeşil renk ise yeme içme yerlerini haritada belirtilmiş. Numaraya göre; 1- Çakırağa konağı, 2- Aydınoğlu Mehmet Bey camii 8Ulu cami), 3- Aydınoğlu türbesi, 4- Küp uçuranlar kulesi, 5- İmam-ı Birgivi, 6- Kadıoğlu cami ve şadırvanı, 7- Aydınoğlu hamamı (Osmanlı hamamı), 8- Dervişağa merdesesi, 8- Dervişağa Cami, 10- Dervişağa hamamı, 11- Sasallı (Kırkızlar) hamamı, 12- Ümmü sultan türbesi (Sultan Şah),13- Kerimağa konağı, 14- Su terazisi, 15- Güdük minare mescidi, 16- Bıçakçı Esseyit Ali ağa çeşmesi, 17- İmam-ı Birgivi medresesi (Ataullah efendi medresesi), 18- Sandıkoğlu konağı, 19- Sarı berber medresesi, 20- Gazi Umurbey anıtı, 21- Çekül evi, 22- Demirli mağaza, 23- Taşpazar çeşmesi, 24- Demir baba çeşmesi, 25- Kazım Dirik (Paşa) çemesi, 26- Çarşı çeşmesi, 27- Kale medresesi, 28- Akmescit çeşmesi.

Birgi’nin ana caddesi, yolun yarısı kazılıp toprak ile kapatıldıktan sonra öyle duruyor. Caddenin iki kaldırımında fıstık çam ağaçları dikilmiş.

Onarılmış örnek taş bina, iki katlı. Girişi yan tarafta bahçeli. Bahçe kapısı aralıklı tahta çit şeklinde yapılı.

Organik ürünler satılıyor gelen turistlere, alacaklı olmadığım için ne kadar ediyor bilmiyorum ama pahalı olduğunu tahmin ediyorum.

Benim olmayan lokantada ucuz yollu yemek yiyoruz. Fiyatları gayet uygun, sulu sebze ve et yemekleri nefis. Baba Lokantası’nın girişinde resim çekiliyorum, arkamda da sevil peydah oluyor resim çekildiğimi görünce.

Yemek sonrası bisikletleri bıraktığımız kahveye geldik. Kahvenin camında daha önce görmediğimiz, şimdi ise farkına vardığımız bir yazı dikkatimizi çekti. Resmi Sevil çekiyor. Yazıda ise şöyle yazıyor;

Bu gavede dedikodu

yapmak, mişli muşlu

gonuşmak yasaktır.

Yemekte sonra bisikletlere binip yola çıkıyoruz, Birgi yüksekte olduğundan hızla düzlüğe indik. Arkadaşlar bir benzinlikte mola vermişler. Fazla yemiş olmalıyım, bir soda hazmı kolaylaştırır umudu ile içiyorum. Karşımda Gürel yemek sonrası mahmurluğu çökmüş şekerleme yapıyor. Gökay da diğer masada olmasına rağmen kareye girmiş.

İnsanlar yiyor içiyor, devamlı tüketiyor. O kadar çok tüketiyorlar ki çöplerini atacak yer bulmakta zorlanıyorlar. İşte çöplerini attıkları yer. Kocaman asırlık bir ağacın çürümüş gövdesinin içi. Bekli de utanmışlardır, yere atmamak için kimse görmesin diye ağacın kovuğuna bırakıvermişler. Yazık, bu görgüsüzlüğü ne zaman bitireceğiz bilemiyorum.

Biraz dinlenme yetiyor, yola çıkıyoruz. Ödemiş’e geldik bile, Ödemiş tabelası önündeyim. Nüfus 132000 yazıyor tabelada.

Rüzgara karşı gidiyoruz, Sevil 8 gündür yolda, yorulmuş olmalı ki bizim Android Gökay eliyle götürmeye çalışıyor Sevil’i.

Ferdimen benim resmimi çekiyor ama bisiklet benim değil.

Benim bisiklette de Gürel binmiş gidiyor. Yolda giderken Gürel bana “Urimbaba biraz süreyim senin bisikleti. Römorklu hiç kullanmadım şimdiye kadar.” Ben de “Olur” deyip bisikletleri değişip bir süreliğine sürüyoruz. Gürel gayet başarılı sürüyor KUZ ve kıytırığı, huysuzluk yapmıyorlar anlayacağınız. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

Yine bir mola veriyoruz kahvenin  birinde bu kez katılımcılardan Bahadır Özer ile resim çekiliyoruz, sessiz sakin kendi halinde bir vegan olan Bahadır hayvansal besinleri yemediğinden karnı bir türlü doymuyor.

Bayındıra gelmeden kamp yapacağımız Ergenli kaplıcalar yoluna saptık. Yolumuz hafif rampa.

Bu gün biraz fazla yol yapmamız nedeni ile yorgunluk baş göstermeye başlayınca hemen yol kıyısına oturup yorgunluk kahvesi pişirmeye başladım. Gelen geçen arabalar yol kıyısında oturmuş bu insanlar ne yapıyor diye merakla baka dursun biz keyfimizi sürüyoruz. Kahveler pişti, şanslı olan 3 kişi yanımda kahvesini içecek. Bunlardan biri Sevil, biri Ferdimen biri de Gökay. 4 Fincan olunca böyle oluyor mecburen, kahveler pişti, nefis görünüyor.

 

Kahve molası iyi geldi, güneş henüz batmamış. son ışıklarını çam ağaçlarının üzerine vurmakta. Geride kalan 4 kişi tekrar yola çıktık kamp yerine doğru.

Güneş dağların ardında batıyor. Biz daha yoldayız ama az kaldı.

Daha önce Bayındırdan tanıdığımız Spor ilçe müdürü Erdal İnce sayesinde Bayındır belediyesi ile görüşmelerimizde bize konaklayacağımız yer olarak Ergenli köyü, ılıcaları verdiler. Köye vardık sonunda güneş batmadan.

Köyün girişinde uzun ve dar bir tabelaya Ergenli Köyü’ne ve Ilıcalara Hoş Geldiniz yazısı yazılmış. Gökay ve Sevil önde köye doğru çıkarken.

Belediyenin tesisleri olan yerde duruyoruz. Geniş bir avlusu ve çevresinde banyo odaları var. Avluda ağaçlar dikilmiş zamanında, gölge yapıyor. Bu tesislere bakan görevli geleceğimizden haberi var. Bize 2 tane odayı açıyor yıkanabilmemiz için. Avludaki masaları birleştirdik, burada yemeğimizi yiyeceğiz.

Tesisin yanından küçük bir çay akıyor. Kıyılarda çınar ağaçları var.

Banyo odalarında bol sıcak su ile yıkanıp rahatlıyoruz sırayla. Sonra oturup kendi hazırladığımız yemekleri yedikten sonra günün yorgunluğunu masalarda oturup şarabı yudumlayarak, sohbetimizi koyulaştırıyoruz. Bir tarafta Sevil ile beni çekiyor Ferdimen.

Diğer tarafta Gökay ve Şafak.

Gecenin fazla ilerlemesine izin vermedik, yoksa muhabbet bitmez sabaha kadar. Hem uyku kapı arkasına gelmedi, çünkü kapımız yok ki! Ama uykunun geldiği doğru. Sıcak suda yıkanmanın rehaveti üzerime çökünce çadırıma çekilip derin bir uykuya daldım

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 71 Kilometre civarı.

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc