Etiket arşivi: murat dağı

Suyun Kaynağına Yolculuk Gediz Nehri 8. Gün

1 Mayıs 2019 Çarşamba

Murat dağı – Gediz

( Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır )

 

İşitin ey yarenler
Aşk bir güneşe benzer
Aşk olmayan gönül
Misal-i taşa benzer
*** ***
Taş gönülde ne biter
Dilinde agu tüter
Nice yumuşak söylese
Sözü savaşa benzer
*** ***
Geç Yunus endişeden
Gerekse bu bişeden
Ere aşk gerek evvel
Ondan dervişe benzer

Yunus Emre

 

Öne çıkmış olan görsel, çadırımın yanında sandalyede oturmuş sabah kahvesini içerken. Önümde meyve kasası, çam ağaçlarına Suyun Kaynağına Yolculuk pankartı bağlı.

IMG_20190501_073215

1500 metrelik rakımda, 1 Mayıs günü de olsa Murat dağının karlı zirvesinden gelen soğuk hava bütün gece beni üşüttü desem yeridir. Altımda mat var, soğuk yerden gelmiyor, üs taraf buz gibi oluyor, üzerime polar, ceket ne varsa örtündüğüm halde  üşüdüm. Gece boyu sürekli döndüm durdum. O yüzden pek uyku uyuyamadım. Gün ağarınca kalkıp dışarı çıktım. Hava buz gibi ve üzerime kalın ceket ve pantolon giymiş halde ilk işim  kahve yapmak. Çadırımın önünde, meyve sandığı üzerinde kahve pişirirken otomatik olarak çekiyorum bir poz.

Yalnızım, yalnızken kalabalıkta olduğunu hissetmek, kalabalıkta yalnız kalmak

IMG_20190501_072948

Kahvemi içerken bir derece içim ısındı. Çadırımın yanında sandalyeye oturmuş halde, önümde meyve sandığı. Pankartım çam ağaçlarına bağlı. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

IMG_20190501_073215

Çayımı demliyorum, yumurtaları kaynatıp bir güzel kahvaltı yapıyorum. Çam ormanı içinde, dağ havası insanı acıktırıyor ve saf oksijen beni doyuruyor. Bu gün 8. gün, zorlu bir yolculuk sonunda Murat dağında bitti. Suyun Kaynağına Yolculuk pankartı önünde resim çekiliyorum. Kameram tripota takılı, otomatik çekiyorum. Ben pankartın sağındayım. Mavi çadırım solda duruyor.

DSCN7895

Pet şişede kalan son toprağı da küçük pınarlardan akan suya döküyorum elimle. Buralardan doğan nehir suyu getirdiğim kirli toprağı arındıra arındıra Gediz nehri ile Ege denize kavuşması dileğimi burada yineliyorum. Geleceğimize temiz bir dünya bırakalım. Murat dağındın bereketli pınarları her yerden fışkırıyor.

IMG_20190501_075909

Bir çok yerden fışkıran pınarları boru içinden geçirerek küçük bir yalağın içinden akıtıyorlar. Bazı yerde çam gövdesi içinden boru geçirilmiş. Burada betondan piknik masaları yapılmış.

DSCN6915

Çadırı, eşyaları toplayıp termal hamama geldim. Sabah ortalıkta pek kimse yok. Havlumu ve su donumu alıp içeriye giriyorum. Kapıda herhangi bir görevli yok, hamamda kimse yok, sakin ve temiz görünüyor. Yuvarlak havuz durgun, etrafında mermer sütunlar ve her taraf mermer kaplı. Karşıda kurnalar var. Havuzdaki suyun rengi yeşilimtırak.

IMG_20190501_101130

Su donumu giyip sıcak havuza dalıyorum. Bu turda şanslıyım, bu 2. termal havuza girişim. İlki Salihli deki Kurşunlu kaplıcaları. Burası da Murat dağı termal kaplıcası.

Kaplıca Murat Dağı’nın 1476 metresinde yer almaktadır. Sıcaklığı 37 ile 43 derece arasında olan sular Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum, Bromür ve Sülfat içermektedir. Kaplıca başta romatizmal hastalıklar olmak üzere deri hastalıkları, kadın hastalıkları, sinir ve kas hastalıklarına iyi gelmektedir. Kaplıca suyunun toplam debisi 45 lt/sn civarındadır.

Burada çıkan sıcak suyun efsanesini şöyle anlatırlar,

Germiyanoğulları saflarında çeşitli savaşlarda çarpışan Gazi Murat ve kardeşi düşmanla savaşa savaşa bu dağa gelirler, yoğun çarpışmalarda Gazi Murat’ı ağır yaralarlar. Askerleri yaralarla uğraşırken dua etmişler tedavisini yapalım diye. Murat dağında normalde soğuk pınarların arasından sıcak su çıkmaya başlamış. Askerler de çıkan sıcak suda komutanları Gazi Murat’ı yıkayıp yarasını iyileştirmek için uğraşmışlar. Bu arada karşı taraftaki tepeden kellesi koltuğunun altında kardeşi gelmiş. Abisinin yanında şehit olmak istemiş ama Gazi Murat kardeşine “Bre hey fikirsiz, nerede şehit olduysan oraya git, senin makamın orasıdır” deyip kardeşini yollamış. Kardeşi de kelle koltukta karşı tepeye gidip yere düşerek şehit olmuş. O tepeye “Fikirsiz tepe” denilmiş. Gazi Murat sıcak suyun çıktığı yere, kardeşi de Fikirsiz tepe dağına gömülmüş.

Dağdan çıkan bu su kaynaklarının bir kısmı ile Gediz nehrine (Hermos), Porsuk çayı (Tembris) ile Sakarya (Sangarios) nehrine ve Banaz çayı (Senaros) ile Büyük Menderes (Maiandros) nehrine, Akarçay (Kaystros) ile Eber gölüne su sağlanmaktadır. Batı Anadolu’nun önemli havzalarını bu dağdan çıkan bu su kaynakları sulamaktadır.

Hamamın havuzundaki şifalı sularda yıkanıyorum, kimseler yok, henüz sabahın erken saatleri. Duvardaki aynada kendimi hamam içi ve havuzu çekiyorum.

IMG_20190501_103258

Hamamdan çıkıp kurulandım. Temiz eşyalarımı giyinerek dışarıya çıktım. Termal tesislere bakan arkadaşı buldum, hamam ücretini vereyim dedim o da bu da bizden olsun diyerek para almadı. Kendisine teşekkür ediyorum. Bu kez kirli çamaşırlarımı yıkamadım. Nasıl olsa bu gün eve döneceğim. Bulunduğum yere tabela konulmuş. Tabelada; Murat Dağı Rakım: 1453 yazılmış. Aslında rakım yazan metraj doğru değil. 1476 metre rakım olduğunu öğreniyorum. Bilerek İstanbul’un fetih yılı yazılmış aklı evvel birileri tarafından.

DSCN6882

Her kayanın altından su çıkıyor, iri bir kayanın üstünden sular akarak kaya dibindeki küçük havuza akıtıyorlar.

DSCN6894

Düz bir alanda küçük bir gölet yapmışlar. Göletin içine balık yetiştiriyor. Ördekler de göletin suyundan de yararlanıyor. Güzel bir alan oluşturulmuş.

DSCN6920

Artık yola çıkmaya hazırım, üzerimde deri ceket var. Sıkı giyindim çünkü önümde pedal çevirmeyeceğim uzun bir iniş var. Kendimi çam ormanı arasında giden yoldan aşağı bırakıyorum. Arada durup çam ormanını ve yolu çekiyorum kısa süreliğine, sonra yola devam.

DSCN7896

Hızlı bir şekilde aşağıya, düzlüğe iniyorum. Burada iki çayın sularının birleştiği yer. Soldan gelen çay Murat suyu, daha coşkun akıyor. Diğer çayın suyu daha az, adı sanı belli değil. İki çayın kenarları da çınar ağaçları ile kaplı. Çaylar çınar ağaçlarının gölgesine akıyorlar.

DSCN7898

Bent yapım alanına geldim. Yere büyük künkler döşenmiş.

DSCN7899

Bent duvarları da beton dökülerek yapılmaya başlanmış. Gölet yapıldıktan sonra bu yollar su altında kalacak.

DSCN7900

Bisikletle gezmenin nimetlerinden faydalanıyorum. Bu nimetlerin başında yolda hemen hemen her şeyi görmek. Onlardan birisi uzun zamandır istediğim bir şey; küçük kaplumbağa kabuğu. Kaplumbağalara zarar vermek istemediğimden bu hayalim gerçekleşmedi. Yol kıyısında gördüğüm küçük bir kaplumbağanın çoktan ölmüş olduğu, içini de kuşların yediğini gördüm. Artık istediğim bir kaplumbağa kabuğuna sahibin. Yerdeki kaplumbağa kabuğunu alıp çantama kırılmayacak biçimde sarıp yerleştirdim. Eve gidince içini doldurup bisikletimin gidonuna takacağım süs olarak. Neden böyle bir süs takıyorum? Nedeni kaplumbağa aynı benim gibi evini sırtında taşıyor. Nerde akşam orda sabah, yolda bulduğu kadar yiyecekle beslenip ağır adımlarla gideceği yere sonunda varmış oluyor. Kaplumbağanın hiç acelesi yok, gideceği yere yavaş varınca her şeyi yakından görüp hayatı yaşıyor. Hızlı gitmediği için ruhu geride kalmamış oluyor. Ruhu ile beraber, acele etmeden uzun yaşlara erişiyor.

DSCN7901

Kısa sürede Gediz’e vardım, hırdavatçı Ali’nin dükkanında öğle yemeğini birlikte yedik. Dükkanın karşısındaki oto gardan İzmir’e otobüs biletimi alıp öğle zamanında bisikletim KUZ ile birlikte biniyorum. Yaklaşık 6 saatlik bir yolculuk var önümde. Otobüs arada bir yerde mola verdi. Mola yerlerinde pek bir şey yemek, içmek istemem. Hem yemekler iyi değil hem de çayları güzel demlemiyorlar. Sadece para kazanma hırsı ile kalitesiz hizmet sunmaya devam ediyorlar. Otobüs firmaları buna pek dikkat etmiyor nedense. Şimdiye kadar tuvalete ödediğim paranın haddi hesabı yok. Zaten bu tesisler en çok tuvaletten para kazanıyorlar. Mola yerlerinde durunca sigara içenler otobüsten inince hemen bir cigara yakıp tüttürüyorlar. Sigarasızlık zor içenler için. Eskilerde otobüs içinde sigara içiliyordu, otobüs içi dumanaltı oluyordu yolculuk boyunca. Ben de sigara içtiğim zamanlarda otobüs içinde sigara içtim. Sigara içme yasağı başlayınca otobüsün içi temiz havaya kavuştu. Sigara içmeyenlere daha çok zararı oluyordu sigara dumanı. Büyük kötülük etmişiz bir zamanlar. Mola yerinde içilen sigara izmaritlerini atıldığı çöp tenekesine serçe kuşu gelip konunca bir poz yakalıyorum. Serçe her yerde yiyecek arıyor. Neyse ki izmaritler işine yaramıyor.

IMG_20190501_160829

Yaklaşık 6 saatlik rahat bir yolculuktan sonra akşam olmadan İzmir otogara ulaştık. Bagajdan bisikletim KUZ’u indirip ön tekerleğini takarak çantaları bagaja taktım. Ana yolu dümdüz takip ederek Alsancak bisiklet yoluna kalabalık araç trafiğinde bisiklet sürerek vardım. Bisiklet yoluna çıkınca denizden gelen iyot kokusunu içime çeke çeke Konak iskelesine geldim. İzmir’i, iyot kokusunu özlemişim. Bir de İzmir’in simgelerinden gevreğini. Bir gevrek alıp yemeğe başladım. Gevrek çıtır olunca katıksız yemenin tadına doyum olmaz. Konak iskelesinin önünde, artık her şehir ve kasabada olan mavi boncuklu İzmir yazısı önünde bu yolculukta beni ve çantalarımı taşıyan KUZ resim çekilmeyi hak etti.

DSCN7902

8 Gün önce başladığım Suyun Kaynağına Yolculuk bisiklet turunun sonuna geldik. Yaklaşık 438 Kilometrelik bisiklet yolculuğum sorunsuzca bitti. Yeni yerler gördüm, yeni yollar keşfettim, insanlarla tanıştım. İnsanların eliyle yapılan erozyon, çevre kirliliği, nehirleri pisletmelerine dikkat çekmek için yaptığım Suyun Kaynağına Yolculuk nehirlerimiz temiz aksın projesi şimdilik bitti. Ege bölgesindeki 4 büyük nehir; Küçük Menderes, Bakırçay, Büyük Menderes ve Gediz nehirlerinin rotaları çizildi, gidilecek yollar belirlendi. Nerede kamp yapılır, yaklaşık ne kadar zamanda gidilir hepsi buradaki yazılarda elimden geldiğince anlattım. Elde edilen bu verileri herkes kullanabilir. Hiç kimseden, yada sponsordan yardım almadan, kendi kesemden turları yaptım. Zaten amacım da bu; “Herkes kendi gücü ile tur yapabilir. Yeter ki yola çıksın, yollar hepimizin, paylaşalım” Temiz bir ulaşım aracı olan Bisiklet insanı her yere götürebilir.

Yazdığım yazılar yaklaşık 2 yıl önceden yaptığım turları anlatıyor. Bu tur 2019 yılında yaptım. Yıl olmuş 2021. Yazıları yazmak kolay değil ve zamana gereksinimim var. Ayrıca yaşanmış olayların biraz dinlenmesi gerek. Ben hep düşünmüşümdür; “Bir yolculuk yaptığım zaman hemen anlatmamalı. Üzerinden biraz zaman geçmeli ki taşlar yerine otursun. Soğumalı ve olgunlaşmalı. Anımsayıp yazmaya başladığımda ortaya daha güzel yazılar çıkıyor.” Bir de bu turda öğrendiğim bir şey var; “Ruhumu beklemek” İlk yaptığım tur tek başımaydı, son yaptığım bu tur da tek başımaydı. Tek başıma yaptığım turun avantajlarını kullandım.

İnsanoğlu yaşadığımız dönemde teknolojinin getirdiği olanaklarla çok hızlı ömrünü tüketiyor. Bunun farkında değil çoğu. Hep bir yere yetişme telaşı ile insanların ruhları geride kalıyor. Zaman beklemeyi de istemediğinden bir türlü rahat, huzurlu, sakin bir hayat yaşayamadan ömrünü tamamlıyorlar. Oysa dünya yaşanılacak bir yer ve güzellikleri görmek için biraz yavaşlamalı, yaşamalı anı ve zamanı. Ben de yazılarımı yazarken hep 2 yıl önceden gelmemin nedeni ruhumdan hızlı hareket etmemdi. 2 Yıldır ruhumun gelmesini bekledim bu yazıları yazmak için. Ruh olmadan bir şey olmuyor.

Son yaptığım turun ardından pek bisiklet turlarına çıkmadım. Yaklaşık 1.5 yıldır yaşadığımız Corona virüs salgını nedeni ile bir çok tur ve festival yapılmadı, hepsi iptal oldu. Ben de bu dönemde marangoz atölyesinde çalıştım. Aldığım ücret çok az olsa da bereketli oldu ve para bile biriktirmeye başladım. Kapitalizmin bize dayattığı resmi soyguncular olan bankalar bizi sürekli kredi, kredi kartı ile yapacağımız birikimleri sistematik biçime elimizden alıyor ve borçlandırıyorlar sürekli. Peşin para ile harcamalarımı yapmayı öğrendim. Kredi kartı kullanmıyorum. Şimdilerde rahatım ve böyle sürdüreceğim. Marangoz atölyesinde yeni şeyler öğrendim, kendimi geliştirdim. Yeni fikirler oluştu kafamda. Bunun hazırlığını yaptım ve yeni bir sayfa açacağım.

Yine de bisiklet turları yapacağım, bisiklete bineceğim, festivallere katılacağım elimden geldiğince.

Hayallerimde olan “Yelkenleri maviliklere açacağım” türküsünü mırıldanacağım önümüzdeki günlerde.

IMG_20200928_085833

El salla

Bak görüyor musun denizi

Deniz çalkalanıyor kımıl kımıl,

Şu an kano ile geçiyorum

Bana el salla

Yelken açık

İmbat rüzgarı esiyor efil efil

Elim yekeyi tutmuş

Gidiyorum

Bana el salla

El salladığını görürüm

El sallayalım kendimize

Bak önde sen oturuyorsun

El salla kendine

Bana da el salla, ikimize de

Kano ile buradan geçerken

Kendimizi göreceğiz

Bize el salladığımızı

Biz bize el sallıyoruz…

Hadi biz de el sallayalım

Kendimize

Urim Baba’CAN 29 Eylül 2021 Çarşamba

Dilim sürçtüyse affola. Sağlıcakla kalın

Bu gün yaptığım yol yaklaşık olarak 47 Kilometre civarı.

Aşağıda yaptığım yolun haritaları

Otogar – Üçkuyular 17 Km

Powered by Wikiloc

Powered by Wikiloc

Suyun Kaynağına Yolculuk Gediz Nehri 7. Gün

30 Nisan 2019 Salı

( Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır )

Akbulak köyü – Emirfakı – Gediz – Murat dağı

 

Dervişlik dedikleri hırka ile tac degil
Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil
Durmuş marifet söyler, erene Yunus Emrem
Yol eriyle yoldadır, yolsuza yoldaş değil

Yunus Emre

 

Öne çıkmış olan görsel, Suyun Kaynağına Yolculuk afişim çınar ağacına bağlı, ben de çömelmiş olarak toprağı akan çaya kavuşması için döküyorum.

IMG_20190430_172827

Sabah erkenden uyanıyorum, Güneş çadırımın içine ilk ışıklarını vururken içeriden Güneşi çekiyorum. Çadırımı kurarken sabah uyandığımda ilk olarak Güneşin doğuşunu izlemeliyim. O yüzden çadırımın kapısı her zaman doğu tarafına gelecek şekilde kurarım. Güzel bir güne Güneş ile beraber başlamak gibisi var mı?

IMG_20190430_072752

Kalkar kalmaz çadırımdan dışarı çıkıp tulumbadan su çekmek oldu. Elimi yüzümü tulumbanın serin suları ile yıkıyorum. Turuncu renge boyanmış tulumba, çadırım ve bisikletim KUZ park etmiş yeşillik arazide.

DSCN7840

Sabah kalktıktan sonra ilk işim kahve içmek. Bunu her sabah yaparım, aç karnına bir bardak su içerim, ardından kahve ve üstüne bir bardak daha su içerek güne başlarım. Nerede olursam olayım her sabah yaptığım rutin işlerden birisi. KUZ solda, çadırım, çadırımın önünde katlanır sandalyem ve kahve takımları. Bisikletin yanında da çitlembik ağacı

DSCN7841

Kahvemi içtikten sonra Gediz nehrini görmeye gidiyorum. Nehir söğüt ağaçları arasından çamurlu akıyor

DSCN7843

Her zaman suyun olduğu yerde kamp atmaya çalışıyorum. Su oldu mu korkma, bu çeşme de olur, tulumba da, fark etmez. Kahvaltı yapmaya hazırlanırken dün geldiğim köprüden bir köpek sürünün önünde havlaya havlaya bana doğru geliyor. Dur bakalım, hayırlısı diyelim. Köpek yanıma kadar geldi, sürekli havlıyordu. Herhalde tulumbanın yanı kendi bölgesi. Yabancı biri gelip yerini işgal etmiş, havlaması ondan olabilir. Arkasından küçük koyun sürüsü de geldi. Çoban ile selamlaştık, koyunlar arazide otlamaya başladı. Ben de kahvaltımı yaparken ekmek dilimi attım köpeğe. O da çekine çekine ekmek dilimini bir çırpıda yedi bitirdi. Demek ki köpek aç, bir dilim ekmek nedir ki. Dişinin kovuğuna sığmadı. Bir dilim daha verdim, onu da yuttu. Bir dilim, bir daha verdim. Toplam beş dilim ekmeği yedi bitirdi. Sonrasında yakınıma gelip yattı karnı birazcık doymuş halde. Koyunlar otlaya otlaya bizden uzaklaştı. Köpek yerinden kalmıyor bile.  Çoban köpeği çağırıyor ama köpek oralı bile değil. Yanımda yatmaya devam ediyor. Herhalde ekmeği verince yeni sahibi ben oldum. Çobanı takmıyor bile. Bu bana siyasetçileri hatırlattı. Önceleri iktidardaki lidere demediğini bırakmıyor sonra da çok bağıran çağırana bir görev veriliyor ve yeni sahibinin emrinde onu tüm gücü ile korumaya başlıyor. Ne de olsa politikacı ( İki yüzlü ). Beton üzerinde turuncu renkli tulumbayı yakından çekiyorum. Arkada Gediz nehrini kaplayan ağaçlar.

DSCN7844

Kahvaltımı bitirip eşyaları ve çadırımı topluyorum. Bagajda yerlerini alıyorlar. Yola çıkarken cep telefonumu gidondaki taşıyıcıya bağladım. Haritayı da açtım ve yola çıktım. Haritada çizdiğim  rota yeşil renkte çizgi olarak çizili. Uydu beni takip ediyor rotada ve kahverengi çizgi çizmeye başlıyor. Navigasyondan mıdır, uydulardan mı kaynaklanıyor bilemediğim çizgiler oluşmaya başladı. Yolda düz gittiğim halde yoldan sapıp başka yerlere gidip geliyor kahverengi çizgi. Mavi nokta da benim bulunduğum yeri gösteriyor. Navigasyon bazen sapıtıyor, sapıtmış rotayı kamera ile çekiyorum cep telefonumun ekranını.

DSCN7845

Ana yola çıkmak üzereyim. Bu yol Uşak – Gediz yolu, devamında Kütahya’ya kadar devam ediyor. Ana yola çıkmadan bir kez daha bulanık akan Gediz nehrini çekiyorum.

DSCN7847

Ana yola çıktım, yol kaymak gibi ve emniyet şeridi geniş. Çıktığım yerde Emirfakı köyü var, köye uğramadan yoluma devam ediyorum. Ana yol olmasına rağmen pek araç ta gözükmüyor. Yolun kenarında tarlalar düz ovada yayılmış ekili olarak. Bazı tarla sınırlarında uzun kavak ağaçları dikilmiş.

DSCN7848

Gediz ilçesine geldim, giriş tabelasında; Gediz Nüfus: 23150 yazıyor. Kasaba dışındayım, merkeze daha epey yol var.

DSCN7850

Gediz görününce Murat dağı da tüm azameti ile karlı zirvesini de gösteriyor. Önümde uzun kavak ağaçları duvar gibi ve yeşil tarlalar.

DSCN7851

Buralarda ağaçlar henüz çiçeğe durmuş. Bahar yeni gelmiş buralara.

DSCN7852

Gediz kasabasının içine geldim, burada halamın kızı oturuyor. Damatları olan Ali’nin hırdavat dükkanına vardım. Ali öğle yemeğini ısmarlıyor. Ben de yemekten sonra kahve pişirip ikram ediyorum. Ali’nin iki oğlu var, Bahadır ve İhsan. Onlara Murat dağına gideceğimi söylüyorum. İlk başta onlar da kamp kurarız deseler de sonradan vaz geçtiler. Dükkandan ayrılıp yola devam ettim. Önümde tırmanacağım koca bir dağ var; Murat dağı. Gediz nehri adını Gediz ilçesinden geçerken alıyor. Ondan önceki ana kol olan Murat suyu adıyla akıyor çay olarak. Köprüdeki tabelada Murat Suyu 1 yazıyor

DSCN7853

Murat suyu coşkun ve bulanık akıyor söğüt ağaçlarının arasından, yukarılarda bir yerlerde yağmur yağmış olmalı.

DSCN7854

Şimdilik yol çok hafif eğimli, neredeyse düz sayılır. Solda ağaçlar, sağda çamlı yamaç var.

DSCN7856

Yolun bir yerinde harfiyat çalışmaları olduğunu görüyorum. Buraya bent yapılacağa benziyor.

DSCN7857

Murat suyunda 2. köprünün tabelasını çekiyorum.

DSCN7858

Harfiyat yapılan yerden sonra ağaçların çoğu kesilmiş, çorak bir bayır görünümü almış. Tek tük ağaçlar var yamaçta.

DSCN7859

Murat suyu çayının dibinde, yol kıyısında akan bir çeşme görünce resmini çekiyorum.

DSCN7860

Gölgem önümde uzamaya başladı.

DSCN7863

Murat suyunun kenarında çınar ağaçları ve açıklık bir alan var. Burası piknik alanı olarak kullanılıyor. Çınar ağaçları çıplak, henüz yapraklarını açmamış.

DSCN7864

Piknik alanının olduğu yerde çeşme var. Burada mola veriyorum. Çınar ağacının dallarına da Suyun Kaynağına Yolculuk pankartını bağlıyorum. Bisikletim KUZ park halinde.

IMG_20190430_172634

Suyun Kaynağına Yolculuk pankartının önünde Gediz nehrinin denize döküldüğü deltadan aldığım toprağı çıkarıp Murat suyu çayına döküyorum birazını. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

IMG_20190430_172827

Yaklaşık 355 Kilometre taşıdığım kirli toprağı çaya dökerek temiz olarak denize kadar akmasını diliyorum. Umarım insanlar yaptığım bu yolculuğun değerinin farkına varır ve nehirlerimizi kirletmekten vaz geçerler. Geleceğimize temiz bir Dünya bırakmanın peşine koşarlar. Umudumuzu hiç bir zaman yitirmeyelim. Temiz bir doğa için, temiz bir çevre için mücadeleye devam edeceğim.

IMG_20190430_172845

Bu da videosu, linki aşağıda.

https://youtu.be/nm3fPVGb-mc

Solda karlı zirvesi ile Murat dağı, sağda tabelada Muratdağı 7 yazıyor. Demek ki yolum 7 Kilometre kalmış, yola devam.

DSCN7866

Yolda giderken jandarma durduruyor. Buradan başlayan dağ koşusu başlamış bile. Muratdağı termal kayak merkezi tabelası yanına dağ koşusu ile ilgili bez afiş asılmış. Afişte yazanlar “Gediz Muratdağı dağ koşusu Çıkış.” Bir süre araçlarla beni bırakmıyorlar gideyim diye.

IMG_20190430_174436

Bir süre bekledikten sonra jandarma serbest bırakıyor ve yoluma devam ediyorum. Hadi arabalar koşuculara zarar verebilir, bir bisikletçi ne zarar verebilir ki koşuculara. İşte bizdeki akıl tutulmaları böyle bir şey. Bazı yerleri tel çitle ayırıp bahçe yapmışlar engebeli araziyi. Çınar ağaçları da içinde kalmış.

DSCN7867

İki tane çınar ağacı gövdesi karşılıklı duruyor. Nedense çınar ağaçları asırlık olmasına karşın öyle büyük dalları yok. Devamlı budanıp kesilmiş. Gövdenin içi çürüyüp yok olmuş. Ama tüm bunlara karşı bereketini vermeye devam ediyor çınar ağacı. İnsanlar ne kadar kötü davranırsa davransın. Çınar ağacının dibinden çıkan pınar doğaya hayat veriyor. Suyu az da olsa Gediz nehrine karışacak büyümüş olarak.

DSCN7868

Düzlük dediğim hafif yokuşlar bitti. Son 7 Kilometre sertleşmeye başladı. Ağır ağır çıkıyorum yokuşu. Akşam olmadan hedefe varırım diye düşünüyorum.

DSCN7869

Murat dağının karlı zirvesini yakınlaştırıp çekiyorum. Mayıs ayına bir gün kala karlar çam ormanını beyaza bürümüş kısım kısım. Daha aşağıda evler olan tesis  görüyor.

DSCN7870

Tesisi yakından çekiyorum. Tesisin olduğu yer açık alan, diğer taraflar çam ormanı ile kaplı.

DSCN7871

Yol kıyısına ağaçtan yapılmış tabela görüyorum. Tabelada;

Muratdağı

Yürüyüş ve koşu parkuru

Rakım   : 975 – 1330 mt

Mesafe : 10 km

Kütahya orman bölge müdürlüğü alo 112

Yazılar sarı renkte yazılmış.

Tabelada yazanlar güzel de neden Bisikleti parkura sokmamışlar anlaşılır gibi değil. İnsanlar henüz bisikleti tanımıyorlar demek ki. Ama tanıyıp burada dağ bisiklet yarışı, gezinti yeri olacak bir gün. O gün gelecek.

DSCN7873

Murat dağının sol yamacında şirin bir dağ köyü var. Köyün ismi; Uğurluca köyü. Evler tek katlı ve bahçeli.

IMG_20190430_184327

Hedefime 2 Kilometre kala yeğenlerim İhsan ve Bahadır araba ile bana yetiştiler. Yokuş ta bitmek bilmediğinden 4 çanta ve sosis çantamı arabaya verip boş bisikletle son 2 Kilometreyi çıktım. Tesislerdeki balkon terasta Murat dağında yetişen bitki çayı içiyoruz limonlu. Çay içerken ortalıkta buraya gelen insanları koklayıp tanımaya çalışan iribaş çoban köpeğini çekiyorum. Kuyruğu kıvrık, beyaz bir köpek. Sadece kulakları ve ağız, burun kısmı siyah.

DSCN7875

Güneş karşıdaki Şap dağının zirvesinde batmak üzere.

DSCN7876

Güneş zirvede batmaya başladı tüm kızıllığı ile. Optik zoom yaparak yakınlaştırıyorum Güneşi.

DSCN7881

Daha da yakınlaştırıyorum, yakınlaştırdıkça resim daha da netleşiyor. Güneş sarı renkte, etrafı turuncu, kızıl karışımı renkte parlıyor. Güneşin üzerinde küçük bir bulut ta renk cümbüşünden nasibini almış.

DSCN7882

Güneş tepenin ardında iyice alçalıp kaybolmaya başladı.

DSCN7889

Ve Güneş gözden kayboldu ama ışıkları bulut tabakasına vururken bulutun aldığı şekil sanki denizde küçük dalgalar sahile vuruyormuş gibi.

DSCN7890

Güneşi batırdık, bisikletimin yanına gelerek çantaları yükledim arabadan. İhsan ve Bahadır çadır kurabileceğim yamaçta teras olarak düzleştirilmiş yere götürdü. Burada piknik yapıyorlarmış. Düzlüğe çadırı kurdum, eşyaları da içine yerleştirip üzerime serinleyen havadan dolayı kalın bir şeyler giyindim. İhsan’ın Gediz de yaptırdığı köfte ekmeği yiyorum akşam yemeği olarak. Onlar da kendilerine birer tane köfte ekmek yaptırmış. Bir kaç çalı çırpı toplayıp ateş yaktık güvenli olarak. Akşam hava karardı ve iyice soğumaya başladı. Fazla geç olmadan İhsan ve Bahadır arabasına binip Gediz’e gittiler. Ben de soğuğa karşı çay demledim ısınmak için. Ateşi de sürekli besliyorum. Çayımı içtikten sonra fazla geç olmadan ateşi su ile söndürüp çadırıma yatmak için girdim.

Sonunda bir turu da başarı ile bitirdim tek başına. Suyun Kaynağına yolculuk Bisiklet Turu 355 Kilometresi Gediz nehri, toplam 394 Kilometre yol yapmışım evden buraya kadar. Turu 7 günde tamamladım. 1537 metre denizden yüksekteyim. İçimde tatlı bir heyecanla uyumaya çalışıyorum ama hava iyice soğudu. Gediz dağı soğuğunu hissettiriyor.

Bu gün yaptığım yol yaklaşık olarak 67 Kilometre civarı.

Yaptığım yolun haritası aşağıda

Powered by Wikiloc

Suyun Kaynağına Yolculuk Gediz Nehri 2. Gün

25 Nisan 2019 Perşembe

Maltepe köyü – Buruncuk – Menemen – Muradiye

(Görme engelli arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

Har içinde biten gonca güle minnet eylemem

Arabi farisi bilmem, dile minnet eylemem

Sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi

İblisin talim ettiği yola minnet eylemem

 

Bir acaip derde düştüm herkes gider karına

Bugün buldum bugün yerim, hak kerimdir yarına

Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına

Rızkımiı veren huda dır kula minnet eylemem

 

Ey nesimi, can nesimi ol gani mihman iken

Yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken

Cümlenin rızkını veren ol gani settar iken

Yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem

Kul Nesimi

 

Öne çıkmış olan görsel, Gediz deltasında toprak alırken. Suyun kaynağına yolculuk pankartı da sazlıkta serilmiş.

IMG_20190425_110720

İyi bir uykudan sonra erkenden uyanıyorum. Hava aydınlanmış, çadırdan dışarı çıkınca çadırı, bisikletim KUZ piknik masasına dayalı olarak çekiyorum. Pankart ağaca bağlı. Bu gün kendimi Kalabalık içinde yalnız, yalnızlık içinde kalabalık halde hissediyorum.

DSCN7591

Suyun kaynağına yolculuk pankartı iple ağaca bağlı durumda. Görselde yüksek dağlardan akan şelale nehir olup akıyor. Nehirde tahta köprü var, üzerinden bisikletliler geçiyor. Sol tarafta ağaçlıklar içinde köy evleri.

DSCN7592

Geleneksel olarak pankartın yanında resim çekiliyorum, sabah serinliğinde deri ceketi giydim.

DSCN7593

Sabah kalktığımda  ilk işim kahve pişirmek. Aç karnına kahve içerek güne başlarım her zaman. Tek kişilik cezvede köpüklü kahve pişiyor, ocağın etrafında rüzgarlık var. Rüzgarlıkta Urim Baba’nın logosu var. Bir tane de fincan ocağın yanında duruyor.

DSCN7594

Beni ortalıkta gören akşamki misafirim koruyucu köpek yanıma geldi. Sevip okşadım, hayvanlar nedense sevilmeyi seviyorlar. Kahvaltımı karşıdaki benzin istasyonunun arkasındaki bahçede yapıyorum. İstasyonda su ve tuvalet te var.

DSCN7595

Mihaly Csikszentmihalyi’nin ortaya koyduğu “Flow Theory” Akış Teorisi

Şöyle diyordu Mihaly, “Yaşamımızın en mükemmel anları pasif, alıcı ve dinlenme halinde olduğumuz anlar değildir. En mükemmel anlar genellikle, kişinin beden ve zihnini gönüllüce bir çaba harcayarak, zor ve denemeye değer bir şeyi başarmak amacıyla en uzak sınırlarına kadar esnettiği anlarda yaşanır.”

Bisiklete 2008 yılında binmeye başladım. İlk en uzun bisiklet turunu 2010 yılında İzmir’den Alaşehir’e kadar gidip geldim. Bu turu 3 günde yaptım. Hem de tek başıma. Oğlum Alaşehir’de askerlik yapıyordu. Ben de onu ziyarete bisikletimle gittim. Ondan sonra da turlar yaptım şimdiye kadar. İlk yaptığım tur tek başına yapmakla başladı ama sonraki turları tek başıma yapamadım. Her turda mutlaka birisi yada birileri mutlaka yanımda vardı. Bundan hiç bir zaman gocunmadım ve yanımdakilerle sorunsuzca, çok iyi turlar yaptım. Ne zaman bir tura gitmeye çalışsam mutlaka birisi bana katılır birlikte turu yapar dönerdim.

Suyun kaynağına yolculuk turunda insanlardan kaynaklı çevre kirliliği, insan eliyle yapılan erozyonu, nehirlerimiz temiz aksın diye çabaladığım bu tura sabah olmasına rağmen kimse gelmedi. Ben de turu tek başıma yaparım diyerek Mihaly’nin akış teorisindeki gibi ” Beden ve zihnimi gönüllüce bir çaba harcayarak, zor ve denemeye değer bir şeyi başarmak amacıyla en uzak sınırlarına kadar esnettiğim anlarda yaşamaya” karar verip yola çıktım. İnsanlar bu konuda duyarsız olabilir ama ben duyarlı bir vatandaş olarak sorumluğum gereği görevimi yapacağım ve insanları aydınlatacağım. Yanıma kimse gelmeyince yalnız olarak içimdeki kalabalık ile yola çıktım. Artık yoldayım ve Dünyayı arkamda bırakarak Maltepe köyünden geçip daha önce toprak alacağım Gediz nehrinin kıyısına geldim. Gediz nehrinin kıvrıldığı yer yola en yakın yer ve haritada buradan daha yakın nehre ulaşacağım bir yol yok. Kıyılarında sazlar bitişmiş, geniş Gediz nehri sakince akıp denize kavuşacak bir süre sonra. Su çamur renginde bulanık akıyor.

DSCN7596

Mil toprak kaplı Gediz nehrinin kıyısında sazlıklara pankartımı serdim, kahve takımlarını da çıkardım çantadan.

DSCN7597

Toprak yumuşak ve milli olduğundan bisikleti sehpası üzerine park edemiyorum. Tarım aracının demirine bisikleti dayadım. Bisikletim ve arkasında sazlıklarda serili pankart ve kahve takımı.

DSCN7598

Bisikletin aparatına kamerayı bağlayıp toprağı yerden alırken bir poz çekiliyorum otomatik olarak. İnsan eli ile kirlenmiş toprağı alarak Gediz nehrini takip edip doğduğu yer olan suyun kaynağına götürüp dökeceğim. Toprağı güvenle taşımak için yarım litrelik pet şişeye dolduruyorum. Suyun kaynağı olan Murat Dağına kadar 500 kusur kilometreden fazla çantamda taşıyacağım. Birçok köy, kasaba ve şehirden geçerken yeni yollar, yeni yüzler göreceğim. Taşıyacağım toprağı suyun kaynağına dökerek denize ulaşasıya kadar kirlenmeden, arınarak ulaşmasını dileyeceğim. Bu resmi öne çıkmış görsel olarak seçiyorum.

 

IMG_20190425_110720

Toprağımı pet şişeye doldurup çantama yerleştirdim. Ardından kahvemi pişirip içiyorum afiyetle pankartımın yanında.

IMG_20190425_111335

Kahve takımlarını çantaya yerleştirip  yola çıktım. Nehre yakın su kanallarının yanından giden set üzerindeki toprak yoldan gideceğim İzmir – Çanakkale yoluna kadar. Sağda kanalın içi boş, su akmıyor.

DSCN7599

Set üzerinde giderken bir kaç koyun sürüsüne ve ağılına denk geldim. Burada iri çoban köpekleri beni hoş karşılamadı, korkutucu şekilde havlıyorlardı. Ağıl kanalın karşı tarafında olduğu için serbest dolaşan köpekler tahta köprüden geçmeye cesaret edemediler. Ben de bisikletten inip yürüyerek ağıldan uzaklaştım. Köpekler havlamayı kesince bisiklete binip yoluma devam ettim. Yeri geldiğinde köpeklere dayı diyeceğimi biliyorum. Kanal boyu beni Buruncuk köyünün olduğu yerdeki ana yola çıkardı. Köprü başındaki Gediz tabelasını uzaktan çekiyorum. Karşıda kayalık yamaç var. Bu kayalıkların üstünde Larissa antik kenti var, henüz kazı yapılmamış az bilinen antik kentlerden birisi.

DSCN7602

Gediz nehri için için akıyor ama yüzeyinde belirtisi görülmüyor. Sanki durgun bir su birikintisi gibi. Her iki kıyısında taşkınlar için set yapılmış Gediz nehrinin. Setin dışında tarlalar, bahçeler uçsuz bucaksız. Gediz nehrinin bereketi ile ürünler yetişiyor.

DSCN7604

Yol duble olunca ortadaki bariyerleri bisikletimle aşmak olanaksız. O yüzden ters şeritten olabildiğince karşıdan gelen araçları kollayıp gideceğim karşı tarafa. Karşıda yüksek bir kayalık tepe. Tepedeki Larissa antik kenti fark edilmiyor bile.

DSCN7605

Ben yola çıkınca karşı şeritteki bir bisikletçi beni görüp bekledi. Ben köprüyü geçip karşı şeride geçince beni bekleyen arkadaşla tanıştım. İsmini deftere not aldığımdan unutmadım. Hikmet Ulaş Şimşek beni tanıyormuş ve bana kendi turuna çıkarken Güney kasabasında nerede kaldığımı ve hangi yolu gideceğini sormuştu. Ben de elimden geldiği kadar yardımcı oldum bildiğim kadarı ile. Öğle zamanı olunca acıkmışım, Hikmet te acıkmış. Buruncuk’ta güzel köfte yaptıklarını biliyorum.  Birlikte lokantaya oturup yarım ekmek köfteleri ve ayranı ısmarlayıp yemeğe başladık masada. Garson da bizi çekiyor köfte ekmeği yerken.

DSCN7607

Hikmet Ulaş Şimşek Çanakkale’ye kadar pedallamayı düşünüyor. Ona gideceği yolu, kamp yapacağı yerleri söyledim. Bir süre turlar, yollar hakkında sohbet ettik lokantada. Eh yola çıkma zamanı diyerek son kez birlikte resim çekiliyoruz ayakta. Üzerimde beyaz tişört, kırmızı ay yıldız baskılı. Hikmet ise düz beyaz tişört giymiş.

IMG_20190425_141523

Hikmet ile iyi yolculuk dilekleri ile ayrılıp Gediz nehrinin kıyısından gitmeye başladım. Aslında nehir kıyısındaki set üzerinde toprak yol var Emiralem yakınlarındaki regülatöre kadar ama yaptığımız keşifte Set bir kaç yerden nehre akan dereler büyük yarıklar açıp geçilmeyi olanaksız kılmış olduğunu görmüştüm. O yüzden nehre paralel giden asfalt yolda gidiyorum. Karşıma eski beton köprü geldi. Çanakkale yolu eskiden bu köprüden geçiyormuş. Şimdiki yol düz olarak başka bir yerden gidiyor.

DSCN7612

Köprüden geçince Menemen kasabasına ulaştım, buradan tekrar Gediz nehrini yanına geldim. Gediz nehrinin yanında dev kanallar var. Buradan Menemen ovasına suları dağıtıyorlar, tarlalara, bahçelere. Kıyıları beton kaplı kanala bahçedeki bir borudan su akıtıyorlar.

DSCN7615

Gediz nehrinin Emiralem civarında Yamanlar dağı ile Dumanlı dağ arasında dar bir geçit var. Bu dar geçitten sonra genişleyen Menemen ovası geniş bir tarım arazisi olarak Gediz nehrinin taşıdığı bereketli topraklarla dolmuş zamanla. Burada devlet su işleri kurumu regülatör kurup kanallarla Menemen ovasını sulamada kullanıyor. Regülatör kapaklarından sonra akan sular nehir yatağından köpürerek akıyor.

DSCN7616

Regülatörün kapağından fışkıran sular köpürerek dar bir yerden akmaya devam ediyor. Tam aşağısını çekiyorum.

DSCN7617

Regülatör olan yer nehirdeki suyu tutuyor. Geniş bir gölet oluşturmuş, karşıda dar geçit ve nehir yatağı.

DSCN7618

Regülatör kapaklar bölümü, burada köprü ile karşı taraf birleştirilmiş. Sadece 1 arabanın geçeceği kadar genişlikte. Solda kapakların demir konstrüksüyonu köprünün bir başından diğer başına kadar.

DSCN7619

Demir platformda kapaklara bağlı çelik halatlar en üstte makarada toplanıyor. Her makarada elektrik motoru var. Elektrik motoru yardımı ile kapaklar açılıp kapanıyor. Sayabildiğim kadarı ile 20 civarı kapak var.

DSCN7620

Tarım sulama ihtiyacına göre kapaklardan kanallara veriliyor. Geri kalan fazlalık su nehir yatağına bırakılıp akması sağlanıyor. Nehir yatağı dar geçitten akıyor.

DSCN7622

Mayıs ayının uzun dikenli Katır tırnağı çiçekleri sarıya boyamış baharı. Katır tırnakları yol kıyısında, kokusu doğaya karışmış, rengi de öyle.

DSCN7623

Yamaçta taş ev, bağ evi olarak kullanılıyor sanırım. İçinde oturan yok gibi. Bodrum katında kapı, üzerinde bina taştan örülmüş. Balkon beton ile yapılsa da pek sağlam görünmüyor. Altında sadece bir destek konulmuş. Evin ön kısmına bakan sundurmanın önü açık. Binanın üstü kiremitle kaplanmış

DSCN7625

Gediz nehri kenarları yeşillikler içinde sakince akıyor. Kıyılarda sazlıklar, kavak ağaçları, söğüt ağaçları var.

DSCN7627

İki dağın arasındaki dar geçitten geçip Manisa ovasına vardım. Burada arazi iyice genişlemiş. Her taraf bağ bahçe.

DSCN7628

Manisa’nın Yağcılar köyüne geldim. Köyün meydanında gezinen tavuklar ve hindiler ortalıkta dolaşırken erkek hindi dişilere kur yapıyor kabararak. Daha ilerde çocuk oyun parkı var.

DSCN7629

Çocukken erkek hindilerin kabarması için “Kabaramazsın kel Fatma, annen güzel sen çirkin” diye söylenirdik. Hindi de suratındaki ibikler kıpkırmızı olur, tüylerini iyice kabartır, kuyruğunu yelpaze gibi açar, kanatlarını genişleterek yere kadar değdirip bizi korkutmaya çalışırdı. Hindi beni görünce kabararak poz veriyor. Ben de onu çekiyorum yandan.

DSCN7630

Hindi tam olarak arkasını dönünce kuyruk tüyleri büyük bir yelpaze gibi açılarak güzelliğini gösterdi bana.

DSCN7632

Hindi etrafında bir tur atarak yüzünü bana döndü. Başının üst tarafı beyaz, gözlerinin etrafı mor karışımı bir renk, ensesinden aşağısı, boynu, ve burnunun ucu kabarık kırmızı renkte. Gagası görünmüyor kabarık kırmızı deriden. Hindinin savunma sistemi tam kapasiteyle devrede.

DSCN7633

Gediz nehrinden ayrılmadan önce son bir kez çekiyorum. Kıyıları ağaçlar kaplamış, karşı kıyıda ise kum birikintileri.

DSCN7635

Manisa Celal Bayar üniversitesinin yerleşkesindeki yola çıktım. Nehrin üzerinden karşıya yol olmuş köprüden geçiyorum. Buradan Muradiye kasabasına gideceğim.

IMG_20190425_185855

Muradiye kasabasına geldim, burada hanımın akrabasında bu gece kalacağım. Akrabanın oğlunun dükkanına, oradan evine gidip yerleştim. Bisikletim KUZ dükkanda duruyor. Yengenin hazırladığı nefis yemekle karnımı doyuruyorum. Sıcak bir duşun ardından yumuşak yatakta rahatına varsam da çadırda kalmanın rahatı daha güzel bence.

Bu gün yaptığım yol yaklaşık olarak 58 Kilometre civarı

Aşağıda yaptığım yolun haritası

Powered by Wikiloc

Simav Eynal Bisiklet Festivali 3. Gün

4 Eylül 2016 Pazar

Simav Eynal -Gölcük – Eynal

( Kör arkadaşlar için resimlerde betimleme yapılmıştır )

 

Nice nice acıları aklına getir
Bunca yoksulluğu aklına getir
Gözyaşlarını aklına getir
“GİTME KAL” var yok dinlemez bir çocuk isteğidir
Gitme aklına getir

Arif Damar

 

Öne çıkan görsel, ince saz yapraklarından göl manzarası. Karşıdaki yamaçta çam ormanı.

İzmir’in sıcak ve nemli gecelerinde rahat uyuyamıyorsun. Burada ise serinliği bırak iyice soğuk gecede uyumak insanı ferahlatıyor. Soğuk yerde uyumak daha sağlıklı.  Serin yerde uyumanın verdiği huzurla uyanıyorum erkenden. Mehmet, Yüksel, Ayşe ve Mürşit. Sabah kahvesinde yanımda toplanıyoruz içmek için. Elimde değirmen kahve çekerken resim çekiliyoruz. Yanımızda turu düzenleyen Şeref Aldemir de var. Baattin ve Atilla zaten çadır komşum.

Sabah kahvaltısının ardından yola çıkıyoruz. Bu günkü yol sadece 12 Kilometre tırmanış. Sürekli tırmanış nedeni ile tırmanamayacaklar için belediye otobüs ile yukarı taşıyacak. Kahve takımlarının olduğu çantayı veriyorum otobüse. Yukarıda alacağım çantamı. Ben bisikletle tırmanmayı tercih ettim. Henüz kaplıca tesislerindeyiz, bir grup bisikletçi yolda bisiklet sürüyor. Solda bir cami, karşıda tesisler ve salkım söğüt ağaçları ve çınar ağaçları binaları örtmüş.

Tırmanma başladı ve karşıma gelen ilk çeşmede durup sularımı tazeliyorum. Çeşme geniş yalağı beyaz badana ile boyanmış. Çeşmenin yanında tek olarak bir dut ağacı var, etrafta hiç ağaç yok. Karşı tepelerde ise ağaçlar var.

Yokuşu sabırla çıkan bir bisikletçi, ardında küçük bir toprak yığını. Aşağıda Simav şehri, ova ve dağlar.

Yükseldikçe manzara da daha güzel görünüyor. Simav ovası dağa kadar düz, bahçeler, tarlalar yeşillik içinde.

Çıktığımız eğim %10 civarı. Yukarıya doğru kıvrılarak çıkan yolun resmini çekiyorum. Görüntüde bir tane bisikletli çıkıyor.

Tepe manzarası ile bisikletim KUZ’u çekiyorum. Bisikletim de çanta yok ve hafif. O yüzden rahat çıkıyorum yokuşu. Sadece resim çekmek için arada duruyorum. Resim çekerken de gerilerden geliyorum.

Bir süre çıktıktan sonra bisiklete binemeyenleri belediye otobüsü ardımızdan gelip bizi geçiyor. Mavi beyaz boyalı belediye otobüsü Simav belediyesi Eynal kaplıcalarına özel ayrılmış. Bu gün bisikletçilere özel servis yapıyor.

Yokuş önümde uzayıp gidiyor ben de yokuşu ve çıkanları çekiyorum. Etraf çam ormanları.

Manzara sürekli değişiyor, tepeler ardı sıra sıralanmış Gediz yönüne doğru. Murat dağı da en arkada tüm azametiyle boy göstermiş.

Uzun, kalem gibi çam ağaçlarının dalları arasından sızan güneş ışıkları parıldıyor.

Sonunda tepeye ulaştık, burası Gölcük dağı. Sert geçen kış şartlarına uygun çam ağaçları sık ve düzgün. Çam ormanı yeşil ve temiz oksijeni ciğerlerime çekiyorum.

Resim çekmekten en arkada kaldım sayılır. Gölcük tarafına asfaltta kırmızı ok işaretini çizmişler. Gideceğimiz yönü belirtiyor; sola doğru.

Burası tabiat ve piknik alanı, girişinde odundan kapı yapılmış girenleri kontrol ediyorlar. Kontrol etmesine ediyorlar da çıkarken kontrol ettiklerini zannetmiyorum. Toplumumuzda sadece mangal kültürü olması bir şeyi değiştirmedi şimdiye kadar. Mangal yaparken etrafa saçtıkları çöpleri olduğu gibi bırakıp buradan ayrılıyorlar. Aslında çıkarken arabalarında çöpleri geriye götürüyorlar mı diye kontrol etmeleri gerek. Maalesef böyle bir düşünce yok insanlarda ve pisliklerini bırakarak gidiyorlar arkalarına bakmadan. Bir daha geldiklerinde kendi çöplerini görünce söylenmeden edemezler “Buraları pisletiyorlar” diye. Farkında değiller kendi pislikleri olduğunu.

Gölün kıyısına doğru taş döşeli yolda gidiyorum. Gölün bir kısmı görünüyor. Elektrik direkleri de yol kıyısında, demek ki gece de piknik yapan var.

Ve karşımda Gölcük dedikleri yer. Çam ormanı kaplı göl fazla büyük değil. Krater gölü olan Gölcük küçük dereler ve kar suları ile yaz kış sularını korumakta. Kıyılarında sazlıklar kaplamış.

Bisikletim KUZ göl manzarasında bir resim çekilmezse olmaz. Bence hak ediyor, buralara kadar taşıması bile yeter. Önümüz de sararmış otlar, sazlık ve göl. Gölün ardı çam ormanları tepeye kadar gidiyor.

Göl yakınından resimler çekiyorum, manzara o kadar güzel ki seyretmeye doyum olmaz. Bu benim ödülüm olmalı diyerek etrafı iyice izliyorum sindire sindire. Gölün durgun sularına gökyüzünün ve çam ormanı ile kaplı tepenin yansıması saz yaprakları arasından resim çekiyorum. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

Ne tarafa baksam ayrı bir güzellik. Gölün kıyısına kadar gelmiş çam ormanı ve sık demetler halinde sazlıklar.

Gölün kıyısında küçük bir düzlük oluşmuş.

Gölün etrafını toprak olan yolda bisiklet sürerek çam kokusunu içime çekerek dolanıyorum. Buraya kadar zorlu bir tırmanış yaptım. Bir kahve içmeden inmek olmaz deyip kendime en güzel yeri aramaya başladım.

Şansıma aradığım yeri buldum. Kocaman yuvarlak bir kaya yarısından kırılıp üstü düz gelecek şekilde duruyor. Hemen kayanın üzerine çıkıp kahve takımlarımı çıkardım. Başladım kahve yapmaya. Kayanın yol kıyısında olması nedeni ile gelen geçen selam veriyor. Kimisi de kahve içmek için durup bekliyor. Kayanın üzeri öyle uygun ki hani bıraksalar kahve ocağını sürekli burada açardım. İlk kahve piştikten sonra şanslı üç kişi kahvemi içiyor. Bekleyen olunca ikinci kez cezveyi ocağa sürüyorum kahvenin pişmesi için. Onlar da kahvesini içiyor. Böyle bir yerde her zaman kahve bulunmaz.

Kayanın üzerinde bağdaş kurarak oturmuşum. Urim Baba’nın Kahvesi, Maksat Muhabbet tabelam da kahve ocağının önünde. Kayanın yarısı kırılıp arkaya devrilmiş.

Fazla zaman geçirmeden kahve takımlarını toplayıp grup ile gölden ayrılıyoruz. Yol kıyısında buranın tabelasını görünce resmini çekiyorum. Tabelada yazan Gölcük Dağı, Rakım : 1450 yanında da küçük kırmızı çerçeveli üçgen bir tabela da inişin eğimini % 10 olarak belirtilmiş.

Pedal çevirmeden inişe geçtik. Manzarayı görünce bisikletim KUZ ile Simav kasabasının resmini çektim.

Kısa sürede aşağıya, düzlüğe indik. Oradan Simav’ın merkezine doğru giderek bayram havası içinde bulduk kendimizi. Kasaba halkı ile korteje katılıp kasabanın meydanına geldik. Bu gün Simav’ın düşman işgalinden kurtuluş günü.

Simav

Kütahya ilinin batısında yer alan Simav ilçesinin yüzölçümü 1557 km2 rakımı 800 metredir. Simav, Ege ve Marmara Bölgeleri arasında bir sınır konumundadır.

Simav yöresinde Kalkolitik Çağ ve İlk Tunç çağından kalma buluntular ele geçmiştir. Şimdiki Boğazköy yakınında Ankyra (Kiliseköy) ve Simav’ın adını aldığı Synaus antik kenti bu ilçemizdedir. Kendi adına sikke basan bir şehir devleti idi. Simav hem bir dağ eteğinde yamaçta kurulmuş hem de göl kenarındadır.. Boğazköy’ün bulunduğu göl arazisi sonradan kurutulmuş olup şimdilerde tarım arazisi olarak kullanılmaktadır

Roma ve Bizans yerleşimlerinin olduğu höyükler yüzey araştırmalarında tespit edilmiştir.

Süleyman Şah zamanında Germiyanoğlu topraklarına katılmış ve sonra dan II. Yakup’un vasiyetiyle 1429 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Simav kurtuluş savaşı döneminde işgalcilerle milli güçler arasında iki kez el değiştirmiştir. 4 Eylül 1922 de İlçe işgalcilerden kurtarılmıştır.

http://kutahyakultur.gov.tr/TR,69501/simav.html

Belediye meydanında halk toplanmış. Bisikletliler de halkın arkasında duruyor.

Her yıl kutlanan kurtuluş günü büyük bir coşkuyla kutlanıyor. Kurtuluş savaşında düşmana karşı direniş gösteren zeybeklerin gösterisi başlıyor.

Halk ile birlikte bisikletçilerde gösteriyi izliyor. En önde kadın bisikletçileri var.

Zeybeklik ve zeybeklik Tarihi

Geleneksel yapılarına baktığımızda zeybeklerden oluşan isyancı topluluğunun tamamına kendi deyimleriyle “çete”, bir bütün olarak çetenin içinde yer alan bireylere “zeybek”, çetenin başında bulunan öncülüğünü ve sorumluluğunu üstlenen zeybeğe “efe”, çetenin diğer üyelerine “kızan”, efenin yardımcısına ise “baş kızan” ya da “baş zeybek” denilmektedir. Efe her zaman, her yerde en öndedir. Kendi deyimleriyle, “bir efe, dağda da düzde de, her yerde en önde olsun ki, efe olsun.” Efe olmak için öncü ve yetenekli olmak bir zorunluluktur. Zeybeklik halka karşı saygıyı, ezilenleri gözetici ve koruyucu olmayı zorunlu sayan bir kültürel geleneği içerir. Kendi içinde sürekli kendini denetleyen ve katı kurallardan oluşan bir yaşam biçimi haline gelen bu durum, kendilerini dışa karşı – halk katında- saygın kılar. Böylesi bir kahramanlık “insanın insana yanması”, umarsızlığa çare aramasıdır; bir başka deyişle derin uykularda uyuyanlar için karanlık bir gecede kuşatmalardan kurtuluşun ağır sancısını duymanın, tutsaklığın zincirlerini kırarak hep birlikte özgürlüğe kanat çırpmanın sevincini yaşamaktır. İşte böylesi insanlar toplumların kahraman konumuna taşıdığı insanlardır. Belki zeybekler de toplumun kendi içinden birileri olarak gereksinim duyduğunda yarattığı böylesi kahramanlardır.

Ali Haydar Avcı

Sarı ve mor zeybekler büyük bir çember oluşturarak yürüyüş yapıyorlar önümüzde tek sıra. Sarı zeybek ve yanında küçük bir zeybek elinde oyuncak tüfeği ile geçiyor.

Meydanda Türk bayrakları ve Simav’ın flamaları ile süslenmiş. Kırmızı tişört giymiş öğrenciler bir grup olarak efeleri izliyorlar.

Efelerin içinde küçük efeler de var, Geçit korteji için pankartta şehitlerimiz için yazılan “Bayrakla Dertleşen Toprakla Birleşen Can verip Devleşen Şehitlerimizi Rahmetle Anıyoruz” yazısı dikkati çekiyor. Efelerin ellerindeki tüfekler ara sıra havaya kalkıyor ve tetiğe basılınca şiddetli bir patlama sesi meydanı çınlatıyor. Neredeyse kulakları sağır edecek kadar şiddetli patlayan eğitim fişekleri ara sıra ateşleniyor.

Korteje bisikletçiler olarak en arkada sıralanıyoruz. Efeler den sonra halkın önünden geçeceğiz. En önde kadınlar sıralanıyor, erkekler arkalarında bisiklet sürerek meydanı turlayıp geçeceğiz.

Efe Yemini

Boz atlı Hızır yardımcın olsun.

Düşmanın mat, dostların şat,

bıçağın keskin, yolun açık olsun.

Allah, dosta düşmana karşı

yüzümüzü kara çıkarmasın.

Namerde muhtaç etmesin.

Yazımızı kışa çevirmesin.

Erenler, erler, gözcümüz, bekçimiz olsun.

(Kaynak: Zeybeklik ve Zeybekler Tarihi/Ali Haydar Avcı)

Son efeler de  önümden geçtikten sonra bisikletçiler de meydanı turluyor. Halkın coşkulu alkışları bizleri sevindirdi.

Geçit töreni bittikten sonra kadın bisikletçilerin resmini çekiyorum.

Resim çektiğimi gören erkekler bizi de çek diye kıskançla ısrar edince Antalya dan Halil Şenel, İzmir den Tolga ve Antalyalı Adnan Tutucu kareye giriyor.

Israr eden başkaları da olunca onları da çekiyorum. İzmir den Yüksel Baytekin ve ismi bir türlü aklıma gelmeyen arkadaşımın resmini çektim.

Törenler bittikten sonra hemen çadır alanına gidip ilk önce hamamda bir kaç tas su dökünüp terimizi attıktan sonra eşyaları ve çadırları toplayıp görebildiğimiz arkadaşlarla vedalaştık. Bisikletleri de arabaya yükleyip yola çıkıyoruz. Hedefimiz aynı zamanlarda gerçekleşen Büyük Taarruz bisiklet turunu yapan arkadaşlara katılmak. Baattin ve Atilla onlara katılacaklar. Ben eve döneceğim ama bir gece onlarla beraber olacağım. Bu akşam Kula da kalacaklarını öğrendikten sonra hedef Kula. En kestirme yoldan Selendi üzerinden volkanik siyah kayalıkların yanından geçtik. Siyah ve kahverengi kayalıkları geçerken sanki başka bir gezegenden geçiyormuş gibiyiz. Akşama doğru Kula’ya vardık. Kula’nın meşhur ekşi maya ekmeğinden de fırından alıp Büyük Taarruz katılımcıların kamp yerine geldik. Kula’nın tepesinde yüksek bir yerde kamp atmışlar. Akşam yemeği yemediğimiz için karpuz, kavun, peynir, ekmek ile karnımızı doyurduk. Turda olanların bir kaçını tanıyorum. Yeni katılanlarla tanışıp kaynaştık.

Ertesi gün Tepelerden Alaşehir’e geldik. Ben araba ile, diğerleri bisiklet sürerek. Durum böyle olunca araba ile ne kadar hızlı hareket edildiğini gördüm. Hele yokuşlarda çok bekledim. Alaşehir de çıkan olaylar nedeni ile kurtuluş törenleri iptal olmuş. Öğle yemeğini pidecide pide yiyerek geçiştirdikten sonra kamp alanına geldik. Onlar çadırlarını kurarken ben vedalaşıp yola çıktım İzmir’e doğru. Araba olunca kısa sürede varıyorsun.

Böylece bir turun daha sonuna geldik. Her turda olduğu gibi bu turda da yeni yerler gördüm, yeni insanlar tanıştım, dostluklar kuruldu. Kahveler içildi, sohbetler oldu. Hazine torbam yeni hikayelerle zenginleşti. Hazine torbam çok geniş, dolmak bilmiyor. Hesapta olmayan bir tura katılmaktan mutlu olarak evime döndüm. Bakalım yeni turlarda neler olacak, macera devam ediyor ve bitmez. Sağlıcakla bisiklete binin, başka tur yazılarımda görüşme dileği ile

Bu gün yaptığımız yol 27.5 Kilometre civarı, belki de fazla olabilir. Eynal dan Simav’a gidiş geliş kilometreleri yok.

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc