Etiket arşivi: serçe

Kayseri Festa 2200 3. Gün

27 Temmuz 2018 Cuma

Tekir yaylası – Develi – Sultan sazlığı

( Görme engelli arkadaşlar için betimleme yapılmıştır )

 

Güz güneşi benzeşiyor bahar güneşiyle
Biri kışa girerken biri kıştan çıkarken
Biri yeni bir aşk öncesinse bir kederden

Ataol Behramoğlu

Öne çıkmış olan görsel, Develi Atatürk meydanında Atatürk heykeli önünde toplanan bisikletçiler resim çekilmeden önce.

DSCN4658

Sabahın ilk ışıkları ile uyanıyorum. Bu gece rahatça yattım, yani üşümedim. Çadırımdan çıktığımda gördüğüm ilk manzara; çadırların arka kısmında küçük bir dere yatağında buharlaşmış halde görmem oldu. Buharlar dere yatağını terk etmiyor, sanki sudan kopup gitmek istemiyormuş gibi dere yatağının üstünde asılı kalmış buhar kütlesi. Bir daha su ile buhar bir araya gelmesi olanaksız. Buhar havaya karışınca rüzgar sayesinde Dünyanın ne tarafına düşeceği belli değil. Belki de Tekir yaylasına yağmayacak. Buharın ismi de hazır, “Hüzünlü buhar”. Dere içinde sararmış uzun otlar.

DSCN4631

Belki de Erciyes dağı buharı çağırıyor ama buhar Erciyes’in azametinden korkuyordur. Diğer buharların arasında kaybolmak istemiyordur. Erciyes dağına Güneşin ilk ışıkları vururken küçük bir bulut zirveyi ele geçirmek üzere.

DSCN4632

Erciyes dağının güney tarafında kalan yerler tamamen çıplak, bulutsuz ve yalçın kayaların sivri uçları görünüyor. Zirveden aşağılarda kayak merkesi binası ve kayak pisti görülüyor.

DSCN4633

Umumi tuvalet yukarda bir yerlerde. Tuvalete giderken akşamdan kalan ateşle sabah serinliğinde üşüyenler toplanıp ısınıyor. Varilin etrafında 7 üşüyenler var.

DSCN4634

Fotoğraf makinesiyle sürekli Erciyes dağını çekmeye çalışıyorum. Teleferik sonundaki dev makara ve varış istasyonunu çekiyorum yakınlaştırıp.

DSCN4639

Teleferik direklerini ve tellerini yakınlaştırıp çekiyorum, solunda da kayak pisti görünüyor.

DSCN4647

Güneş Erciyes dağına ışıklarını vursa da kamp alanına henüz güneş doğmuş değil. Ama Koç dağının tepelerinden ışıltılar giderek artıyor. Bulutlar ile beraber gelmek üzere Güneş.

DSCN4640

Koç dağının zirvesindeki kayalıkları çekiyorum.

DSCN4641

Dağın zirvelerine yakın bir yerlerde bir kaç kaya kütlesi birbirinin üstüne binmiş sanki bir tapınak görünümünde.

DSCN4642

Sonunda Güneş Koç dağının tepesinden ilk ışıklarını bize saçmaya başladı.

DSCN4644

Ve Güneş tüm parlaklığı ile kendini gösteriyor. Işık hüzmeleri kamp alanına, çadırlara, bizlere ve yayladaki tüm canlılara hayat vermeye başladı.

20180727_064318_HDR

Güneşin hayat verdiği canlılardan birisi yer sincabı. Çoktan doğada yiyecek arayışına başlamış bile. Gecenin soğuğunda taç yapraklarını kapatan papatyalar Güneşin doğması ile beraber ısınıp açmaya hazır.

DSCN4649

Sabah kahvaltısını yaptık,  hazırlıklarımızı yapıp yola çıktık, bakalım nereye gideceğiz. Hakan bana pilotlardan birisinin gelmediğini, benim pilotluk yapmamı istedi. Ben de olur dedim. Eşpedalım Pınar Göçen. Birlikte tandem süreceğiz. Resimde Ben, eşpedalım Pınar, yanımızda Hakan sevin ve eşpedalı Nevin Garip yan yana tandemleri sürüyoruz.

37830470_1714580585307165_6221630234177830912_o

Bu gün Kayseri’ye değil de ters tarafa, yokuş yukarıya doğru tırmanmaya başladık. Zirveden sonra Erciyes dağının güney tarafındaki Develi kasabasına doğru inişe geçtik. İnişte dikkatlice gidiyorum, çünkü tandem bisikletin huyunu suyunu bilmiyorum. KUZ bu gün dinleniyor kamp alanında. Develi kasabasını biraz yükseklerden çekiyorum bir poz. Önümde yeşillik, ağaçlı bir alan var. Kavak ağaçları çoğunlukta.

20180727_102927_HDR

Develi halkı milliyetçi yörüklerden olduğundan belediye kasabanın meydanında şimdiye kadar kurulmuş Türk devletleri için birer anıt kaya yerleştirmiş.

DSCN4653

Her kayaya bir devletin ismi yazan plaka çakılmış.

DSCN4654

Bu kayaya Hazar devleti yazılı plaka çakılmış. Her devletin kendi bayrağı da üstünde kondurulmuş.

DSCN4655

Meydanda Atatürk heykeli, 6 tane direk ve Türk bayrakları çekili durumda. Burada tüm bisikletçiler toplanıyor. Anı resmi çekileceğiz. Ben de hazır toplanmışlarken bir poz çekiyorum.

DSCN4657

Resim çekilenlerin arasına karışıyorum. Bizleri çekenleri çekiyorum, bir tane kamera var, video çekiyor. Arka tarafta pencerelerin kenarı değişik renklerde boyanmış iki katlı bir bina var. Duvarları beyaz badanalı ve mavi boyalı harflerle “mutluluk durağı Develi” yazılmış.

DSCN4660

Develi belediye başkanı bizleri selamladı ve katkılarımızdan dolayı teşekkür etti. Ardından yola çıktık, biraz yüksek bir tepede bulunan parka geldik. Burada çay içip dinleniyoruz biraz. Bu parkta Kayseri yöresine özgü kümbet türbeler var. Bu parktaki kümbet mezar 8 kenarlı, çatısı da dahil kesme taş yontulup yapılmış. Kayseri de taş işçiliği çok gelişmiş durumda. Taşların düzgünlüğünden anlaşılıyor.

DSCN4661

Verilen ikramlardan bir kaç şey kapmış olan Hakan ellerini açmış, daha yok mu dercesine hareket yapıyor. Bunlar dişinin kovuğuna sığmaz ki ! Yine aç kaldım hallerini oynuyor.

DSCN4663

Parkta bisiklete binen bir çocuğa bana poz ver dedim, o da bisikletin ön tekerleğini kaldırarak poz veriyor. Yani çocuk ayakları yerde, bisiklet üzerinde olmadan ön tekerleğini kaldırmış. Arkasında Develi kümbet türbesi.

DSCN4664

İki görmeyen, Nevin ve Pınar hem konuşuyorlar hem de bir şeyler atıştırıyorlar. Hem çeneleri, hem ağızları boş durmuyor.

DSCN4668

Dinlenme bitiminde tekrar yola çıktık. Bu kez hedefimiz Soysallı köyü yakınındaki mesire yeri. Develi yükseklerde olduğu için sürekli inerek kısa sürede mesire yerine geldik. Burada Erciyes dağının güney tarafında su çıkıyor kaynaktan. Bu su ve diğer su kaynakları Sultan sazlığını oluşturuyor. Gölette ördekler yüzüyor, biri siyah biri beyaz renkte.

DSCN4670

Mesire yeri olunca insanlar da buraya gelip ağaçların gölgesinde serinliyor, piknik yapıyor. Piknik yaparlarken de arkalarında çöplerini toplamadan olduğu gibi bırakmakla sakınca görmüyorlar, çöplerin bazıları yiyecek. Allahtan çöpleri yiyen canlılar var, yoksa dünya çöplükten geçilmezdi. Bu çöplerin arasında çiğdem çekirdekleri olunca serçe kuşları gelip onları alarak temizliyor bir şekilde. Bir serçe kuşu tam çiğdemi ağzına almışken çekiyorum uzaktan.

DSCN4675

Bir kayanın ortasına delik açmışlar, buradan su şarıl şarıl akıyor.

DSCN4677

Yuvarlak kocaman bir kayanın göbeğinde soba borusu kadar genişlikte bir delik açılmış. Su buradan az aşağı akıyor sürekli olarak.

DSCN4678

Su kaynağından gelen miktar deliğin yarısını doldurmuş akıyor.

DSCN4679

Sürekli akan su bir gölet oluşturmuş. Diğer kıyıda bir kaç ağaç var.

DSCN4681

Su kaynağından sonra bir kaç kademe yapılmış. Üst kademeden akan suyun kıvrılması görülmeye değer. Sürekli izlemek istiyor insan. Akan suyun kıvrılmış şeklini yakından çekiyorum.

DSCN4685

Çoraplarını çıkaran suya ayaklarını sokuyor. Su o kadar soğuk ki fazla duramadan hemen çıkıyor insanlar. Soğuk su yorgun ayaklara masaj etkisi yapıyor. Arkadaşlar da karşı kıyıda dinleniyor su birikintisine ayaklarını sokarak. Bunlardan birisi Ramazan Küçükberber. Bana çok benzediğinden birbirimize birader olarak sesleniyoruz.

DSCN4688

Nereye gideceğimizi bilmediğimden yanıma su donumu ve havlumu almadım. Yoksa bu soğuk suda bir duş almak gerekirdi ya neyse sadece ayaklarımı sokuyorum buz gibi suya. Bu da yeter şimdilik.

DSCN4689

Meliha Tekin de tam karşımda, resmini çekerken beni fark ediyor ve gözünde güneş gözlüğü ile gülerek poz veriyor.

DSCN4690

Birisi ayaklarını suya sokup üşüdükten sonra çorabını giyerken çekiyorum. Bir çorabı ayağında diğerini tam giyerken. Bu kişinin ayakları Hüseyin Garip’e ait.

DSCN4692

Eşpedal üyeleri bir arada Garip çifti, Pınar ve Hakan otururlarken çekiyorum suyun içinden. Ayaklarım buz kesti suyun içinde.

DSCN4693

Bir çok kişi içinde olsa da devamlı taze su kaynağından çıkıp havuzu tazeliyor sürekli olarak. Böylece su tertemiz görünüyor. Su yüzeyi hafif çalkantılı olsa da dibindeki çakıl taşları suyun berraklığından dolayı daha canlı görünüyor.

DSCN4694

İşte suyun kaynağı, kayaların arasında suyun çıktığı belli oluyor. Kayaya bir zincir çakılmış, ucunda da bir tas var. Bu tas ile su içiyor insanlar. Müslüman bir toplumda ayıp sayılabilecek bir durumla karşı karşıyayız. Tası koyan sadece suyun kaynağından insanlar su içsinler diye konulmuş. Ama kendini Müslüman zanneden bir toplum hırsızlıktan utanmıyorsa bu zincire bağlı tası normal karşılamak gerek.

 

DSCN4698

Küçük kayıklar, küçük çocuklar binmiş pedal çevirerek gölette geziniyorlar.

DSCN4699

Suyun soğukluğundan ayaklarını havaya kaldırmış olarak oturuyor karşıda üç kişi.

20180727_153238_HDR

Ayaklarını sürekli değiştiren birisi sırası ile bir ayağını suda, bir ayağını dışarıda tutuyor. İki ayağını bir arada fazla tutamıyorsun, o derecede yani.

20180727_153309_HDR

Belediye görevlileri araç ile bizleri takip ediyor sürekli olarak. Onlardan ikisi çay içerken çekiyorum bir poz.

DSCN4702

Mesire yerinden ayrılıp Sultan sazlığındaki bir tesise giderek öğle yemeğini yedik. Buradan tekrar geri dönerek bizleri bekleyen belediye otobüslerinin olduğu yere geldik. Mesire yerinden sonra resim çekmedim. Bisikletleri otobüslere bindirip kendimiz de oturarak Tekir yaylasına geldik. Akşam yemeğine kadar serbest oturduk, yemekten sonra kameramı hazırladım ve saat 20:15 gibi resim çekeceğim yeri belirledim. Aslında küçük bir tripod getirmiştim ama tripodun plastik halkası kırılınca iş göremez oldu. O yüzden park etmiş olan belediye kamyonetinin kasasına fotoğraf makinesini dayayıp ilk resmimi çektim. Koç dağının tepesinin ardından Ay doğacağını ışıkları ile haber veriyor gecenin karanlığında.

DSCN4703

Karşı tarafta Erciyes dağı karanlıkta bir siulet olarak kendini gösteriyor gizli saklı. Solda Mars gezegeni küçük beyaz bir nokta gibi duruyor gecenin karanlığında.

DSCN4704

Bu gece Dolunay ve Dolunayda tam Ay tutulması olacak bir kaç saat sonra. Ay parlak ucunu gösterdi ve saat 20:44 te doğmaya başladı.

DSCN4708

Giderek daha çok göstermeye başladı ama parlaklıktan netleşmiyor görüntü.

DSCN4709

Netleşmesi için biraz daha ortaya çıkması gerek.

DSCN4710

Yarısında biraz az olarak Ay kendini gösterince netleşiyor yamaçta.

DSCN4712

Tam yarısında iyice yakınlaştırıp çekiyorum.

DSCN4714

Ay Koç dağından ayrılmak üzere, az kaldı tamamen doğmasına.

DSCN4719

Ve ay doğdu, tüm yüzünü gösteriyor gecenin karanlığında. Ay bu gece çok çekici.

DSCN4723

Ayı zoom sonuna kadar getirip ile iyice yakınlaştırıp çeyrekten biraz fazla kısmını çekiyorum. Kamyonetin kasasına dayadığım makineyi titrettirmeden deklanşöre basıyorum ve Ayın alt kısmındaki kocaman krater görülecek şekilde çekiyorum. Böylece Ayın doğuşunun tüm evrelerini çektim poz poz.

DSCN4730

Şirin baba içinde odunların yandığı varilin başına oturmuş ısınıyor. Alevler varilin içinden fışkırıyor sanki.

DSCN4734

Ayı sürekli gözlemliyorum saat  21:21 gibi Ay tutulmaya başladı. Ayın sol tarafı hafif kararmaya başladığını görüyorum.

DSCN4740

Her beş dakikada bir Ayın görüntüsünü kaydediyorum kameranın hafızasına. Ay biraz daha karanlığa giriyor.

DSCN4741

Dörtte biri karardı.

DSCN4742

Ayın alt kısmında görünen büyük kratere kadar karardı. Üçte biri kadar.

DSCN4746

Biraz daha karanlık Ayın yüzeyini kaplıyor.

DSCN4750

Yarısından fazlası, üçte biri aydınlık olarak kaldı.

DSCN4755

Ayı ekran boyutunda tam görülecek kadar yakınlaştırıyorum. Biraz uzaklaşınca karanlık olarak gördüğüm yer yarı görünür oldu. Işıklı olan yer parlak ve net değil. Hafif karanlık olan yerler net görünüyor.

DSCN4757

Karanlık iyice Ayı kaplamaya başladı, çok az bir yer parıldıyor. Aydan yansıyan ışık azalınca karanlık yerler netleşmeye başladı.

DSCN4767

Son ışıklar aydan yansıyor.

DSCN4775

Ve Dünyanın gölgesi Ayın tamamını kapladı. Güneş Ay yüzeyine ulaşamıyor.

DSCN4798

Ay tamamen karanlığa gömüldü, silik olsa da tam tutulma anını yaşıyoruz. Dolunayın saçtığı ışık gece Dünyayı bir derece aydınlatıyor. Şimdi ise dünya kendi gölgesi sayesinde tamamen karanlığa gömüldü. Eski inanışlara göre Ay bir canavar tarafından esir alındığına inanılırmış. İnsanlar da yapabilecekleri şey gürültü çıkarıp canavarı kovmak ve Ayı kurtarmak. Teneke, davul çalmak, tencereye vurmak, Aya doğru tüfek atmak gibi gürültülerle canavar korkutulur ve bir süre sonra canavar korkup kaçar ve Ay eski parlaklığına kavuşur. Ay 22:40 ta tam tutulma oldu. Yaklaşık 1 saat 19 dakika sürdü tutulma. Bundan sonrasını çekmeye gerek görmedim.

DSCN4804

Ay tamamen karanlığa gömülüp ışık saçmadığı anda fotoğraf makinesi otomatik olarak görüntüyü netleştiremediğinden anca kırmızı, yuvarlak bir cisim olarak çekti.

DSCN4817

Şimdiye kadar Ay tutulmasını, hem de Dolunay zamanına denk gelmesini ilk defa çok yakından gördüm. 2200 metre rakımda Ay daha da yakın geldi bana deniz seviyesindekilere göre. Evre evre ay tutulmasını hem izledim hem de makinenin optik kamerası ile iyice yakınlaştırıp ekranda gördüm, ellerimi titrettirmeden denklanşöre yavaşça bastım. Gayet net biçimde, yüksek çözünürlükte çektim Ay tutulmasını. Kendimi çok şanslı hissediyorum. Hem hava bulutsuz ve pırıl pırıldı. Teşekkürler Kayseri bisikletçileri, Develi bisikletçileri, Meliha Tekin, Aslı Azman, teşekkürler bu güzelliği bana yaşattıkları için.

Ay tutulma evrelerinin resimlerini çektim yakından ve tutulma bitti. Soğuk geceyi ateşin başında ısınarak ve çok gürültülü müzik eşliğinde kahve pişirip içiyoruz arkadaşlarla birlikte. İçinde odunların yandığı varilden alevler fışkırırken Urim Baba’nın kahvesi logolu fincan elin ucunda.

IMG-20180727-WA0004

Ateşin başında epey zaman geçirdik, odun bol, ateş sönmeden sürekli odun atıyoruz canavarın ağzına. O da doymak bilmiyor. Baktım canavar doymak bilmiyor ateşi beslemeyi bırakıp çadırıma giderek bu günü yaşadığım için Tanrıya şükür ettim. Ve tatlı düşlerle uykuya daldım.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 64 Kilometre civarı

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc

Eskişehir Bisiklet Festivali 3. Gün

30 Haziran 2018 Cumartesi

Velesbid bisiklet evi – Yeşilyurt

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

Hayatın hızıyla yaşadık o aşkı
Her şey bir anda başladı
Yaşandı
Ve bitti…

Ataol Behramoğlu

 

Öne çıkmış olan görsel, ekili ve ekili olmayan tarlalar arasından kıvrılarak giden toprak yol inişli çıkışlı. Yolda tek sıra giden bisikletlilerin uzaktan çektiğim resim.

DSCN4022

Sabahın erken saatinde ovanın dinginliği ile uyanıyorum. Erkenden ayakyoluna gidip elimi, yüzümü yıkayıp bisikletimi alarak tahtadan yapılmış çardağa geldim. Çardak Urim Baba’nın kahvesi olarak kullandığımızdan kimse gelip oturmuyor. Tabelamı da astım çardağa. Çardakta kahve takımlarımı çıkarıp oturuyorum bir köşede. Benimle birlikte erken uyanan Hakan kahve içmeden önce çardak sakin iken beni çardakta çekiyor. Bisikletim KUZ önde park etmiş durumda.

DSCN4009

Bahçede bulunan at kestanesi ağacı altından geçerken üst dala konmuş baykuş olduğunu fark ettik. Kameram ile alttan çekiyorum tünemiş baykuşu. Başı görünmüyor, başka yönden çekmenin olanağı yok. Yapraklar buna engel. Baykuş iyice gizlenmiş.

DSCN4011

Binanın üst katına çıkıp yandan çekmeyi denedim ama kafasını bir türlü bana doğru çevirmedi. O yüzden şansızım.

DSCN4014

Herkes uyanınca sabah kahvaltısını yapıyoruz birlikte. Festivallerde topluca hareket etmek gerekiyor. O yüzden kahvaltı ve yemek saatleri belirli zamanda yapılıp bitirilmesi gerek. Belirli saatte yola çıktık topluca. Bu gün de yanıma kahve takımları ve tamir takımları olan tek çantayı takıyorum bagaja. Ben Eşpedal ile birlikte bisiklet süreceğim. Teknik bir arıza olursa hemen icabına bakacağım. Birlikte yola çıktık, önümde hafif yokuşu çıkan bisikletliler yolu kaplamış durumda.

DSCN4020

Yola çıktığımızda çektiğim video linki aşağıda.


https://youtu.be/dVjpRvO621Q

Uzayıp giden uçsuz bucaksız tarlalara daldık. Sadece traktörlerin kullandığı toprak yol inişli çıkışlı ve dalgalı yolda uzaklara giden bisikletçileri görüyorum. Biraz yüksekten çektiğim bu resim ovanın ilerisinde bir köy görünmekte dağın dibinde.

DSCN4021

Tarlalar tam düz değil, benden epey uzakta olan öncü grubu dibime kadar getirerek geniş bir alanı kareye sığdırıyorum. Önümde üç bisikletçi var, toprak yol inişe geçiyor ve orası görünmüyor. Daha ileride yol ortaya çıkarak kıvrıla kıvrıla gidiyor. Bu resmi öne çıkmış olan görsel olarak seçiyorum.

DSCN4022

Buğday tarlaları neredeyse tamamen sararmak üzere. Olgun başaklar dolgun gösteriyor. Fazla sürmez, buğdaylar biçilir.

DSCN4027

Sarı renge bürünmüş buğday tarlalarının yanında tamamen yeşil ve çiçeğini açmış ay çiçeği sarı rengi ile tarlayı süslemiş.

DSCN4028

Toprak yolun sağı ay çiçeği tarlası, solu sararmış buğday tarlası. Toprak yolda iki bisikletli.

DSCN4029

Uzaklardan resmini çektiğim köye geldik. Beton direğe mavi boya ile VE MOLA sola ok işareti yapılarak bu köyde mola vereceğimizi belirtmişler. Yolun sağı solu bisikletler park etmiş, duvarın dibinde oturmuş dinlenen bisikletçiler. Kahveden çay – soda – gazoz – su alarak bir nebze olsun serinleyip dinleniyorlar.

DSCN4030

Mola kısa sürede bitti, yola koyulduk. Biraz yüksekçe bayırın dibinden giden yolda gidiyor bisikletliler.

DSCN4032

Eskişehir Anadolu platosunda, kırsal bir alanda, 800 metre civarında bir yükseklikte yer alıyor. Haliyle buralarda havalar biraz geç ısınmakta. Durum böyle olunca erikler de geç oluyor. Yol kıyısında yeşil erikleri görünce durup biraz yiyoruz mayhoş tadı ile. Daha önceden toplanmış erikler. Bize düşen bir kaç eriğin resmini çekiyorum.

DSCN4033

Hava iyice sıcaklayınca ağaçların gölgeliği imdada yetişiyor. Burada durup gölgede dinlenen bisikletçiler var.

DSCN4037

Gölgesinde dinlendiğimiz yerin tam karşısında çeşme var. Borudan akan su betondan yapılmış yalağa akıyor. Görme engelli arkadaşımız Berktuğ ayakkabılarını çıkarıp yalağın içine girdi. Sanırım pistonları ısınmış, o yüzden soğutacak. Çeşmenin anlına mermere Deveci Pınarı yazılmış.

DSCN4038

Ben de ısınan pistonları soğutmak için yalağın içine girip çeşmeden akan su ile iyice soğutma çalışmaları yapıyorum.

DSCN4040

Gölgelik yerde kavak ağaçlarının altı serin olunca mola süresi uzadı sanki. Herkes yere oturmuş, bir kaç kişi ayakta duruyor.

DSCN4044

Yola tekrar devam ediyoruz. Tandem bisiklet önümden geçerken resmini çekiyorum. Önlerinde Bahadır Özer var.

DSCN4045

Bazen önlerdeyim, az yüksekte durup gelen bisikletçilerin resmini çekiyorum. Solda Türk bayrağı dalgalanıyor.

DSCN4052

Bazı yerde görevli durmuş, düz gitmeyip toprak yola sapmamızı gösteriyor. Bisikletçiler de toprak yola girerek rotadan çıkmamış oluyorlar.

DSCN4054

Buğday tarlasını çekiyorum, ileride bisikletçileri görüyorum ama çok uzaktalar. Kırsal alanda küçük bir ağaç demeti yeşil görünüyor sadece.

DSCN4056

Uzakta görünen bisikletçileri optik zoom ile yakınlaştırıp çekiyorum bir poz. Eşpedal derneğinden Didem Turan tandemi sürerken sarı saçlarını örgüsünden tanıdım. Makine çok iyi çekiyor, tam da istediğim gibi.

DSCN4058

Eşpedal tandemleri ile gidersen onları çekmek durumunda kalıyorum. Ben de çekiyorum üşenmeden. Pilot beyaz, copilot kırmızı tişört giymiş.

DSCN4060

Fazla yüksek olmasa da önümüzde bir yokuş var kıvrılarak çıkan. Ama çok uzaklarda.

DSCN4061

Yokuşa gelen bisikletçileri uzaklardan çekiyorum. Sadece yol bisikleti kullanan birisi bisikletten inerek yürüyor. O da vitesleri yokuş için uygun olmaması nedeni ile çıkması zor.

DSCN4064

Eskişehir’in bozkırında, kıvrıla, döne, ine – çıka tepeye çıkan yol. Birazdan o yolu aşacağız sabırla.

DSCN4066

Sevimli bir bisikletçi yanımdan geçerken zafer işareti yapıyor bana dönüp.

DSCN4067

Ve o yokuşa geldik, herkes kendi temposunda ağır ağır çıkarken çekiyorum bir poz.

DSCN4070

Ben de yokuşa sarıp çıkıyorum. Tepede durup geriden çıkan tandem bisikleti çekiyorum. Pilot bana metalcilerin işaretini yapıyor parmakları ile.

DSCN4071

Başka bir tandem bisikleti daha zafere ulaştı tepeye çıkarak.

DSCN4073

En arkadan gelen iki tandem bisikletten birini Hakan kullanıyor pilot olarak. Copilotu ise Sadriye. Onları yalnız bırakmayan Serpil yanlarında. Arkalarından üstünde iki bisiklet bağlı araba takip ediyor.

DSCN4075

Yokuş çıktık, şimdi iniş zamanı. Dikkatli inmek gerek, yol toprak, kayma olasılığı yüksek. Didem ve pilotu yokuştan aşağı kendilerini bırakmak üzere.

DSCN4077

Bisikletçilerin her zaman başına gelen lastik patlağı kimilerine denk geliyor. Yama yapanları çekiyorum yanlarında durup. Her hangi bir şeye ihtiyaçları var mı diye sordum. Onlar da teşekkür edip hallederiz deyince yoluma devam ettim.

DSCN4078

Uzaklarda rüzgar türbinleri görüyorum. Kamera ile yakınlaştırıp devasa türbinleri, pervaneleri çekiyorum. Henüz bitmemiş olacak ki dönmüyor pervaneler.

DSCN4081

Buğday tarlaları arasından inen üç bisikletçiyi çekiyorum

DSCN4085

Yeni bir köy daha çıkıyor karşımıza. Köy evleri dere yatağına kurulmuş sanki.

DSCN4086

Eski, kerpiç bir köy evi. Tek katlı, üzeri kiremitle kaplanmış. İki küçük penceresinden duvarlarının kalın olduğunu görüyorum. Yarım metre var duvar kalınlığı. Ev yamacın başlangıcında.

DSCN4087

Eskişehir’in kırsalında kurulmuş olan köyde ağaçlar dikilerek yeşillendirilmiş. Bozkır soğuğunda pek ağaç yetişmiyor anlaşılan.

DSCN4088

Yeşillikler arasında kalmış kerpiçten bir dam.

DSCN4089

Köyün evlerinin çoğu kerpiçten ve eski. Kimi duvar dikine yarılmış. İki yapı arasında traktör tekerleği konulmuş

DSCN4090

Bu köyde mola veriyoruz. Köyün küçük kahvesi, solda. Bisikletçiler kahveye hücum ediyor. Cami, küçük minaresi ile yolun sonunda.

DSCN4091

Kahvenin içi dolmuş taşmış durumda. Kendine yer bulanlar oturmuş çay içmeyi bekliyor. Tavan tahta lambri ile kaplanmış.

DSCN4092

Hakan iyice sıcaklamış olacak ki buffunu çıkarıp başının üzerine örtmüş. Uzun saçlarını salmış bakışları sabit. Kim bilir neler düşünüyordur. İyice dalıp gitmiş halini optik zoom ile çekiyorum yakınlaştırıp.

DSCN4095

Çaktırmadan ihtiyar bir köylüyü de çekiyorum. Küçük gözlerini ileriye doğru dikmiş bu kadar bisikletçiyi bir arada kahvenin içinde gördüğüne şaşırmış gibi bir hali var. Başında köylü kasketi. İnce bıyıkları ve kirli sakalı ile kim bilir neler yaşamıştır bu köyde.

DSCN4099

Sıcaktan bunalmış Eşpedal üyelerinin konuşacak takatları kalmamış sanki. Hepsi sessizce oturuyor, Hakan da gözlerini kapatmış dinlendiriyor. Yanında Hüseyin garip oturmuş düşüncelerle baş başa. Rabia teneke gazoz kutusundaki son damlaları içiyor.

DSCN4101

Pencereden dışarda duran Gündüz mavi kapının önünde güneş gözlüğünü takmış halde çekiyorum bir poz.

DSCN4103

Rabia tenekede gazozunu içip serinlemiş, yüzünde tatlı bir gülümseme ile bana bakarken yanındaki copilotu Didem kaskı kafasında çekiyorum.

DSCN4104

Duvarın dibinde tahta sıraya oturmuş Meliha’yı da bir arkadaş yanında.

DSCN4105

Yaşı pek genç olmayan kahveci bu kadar kalabalığa çay demlemekle meşgul. Demliği küçük tüpte demliyor. Bu gün bir ayda kazanacağı parayı bir günde kazanmanın sevinci var sanki. Çünkü kahvede içecek ne varsa hepsi tükendi.

DSCN4107

Elindeki kamera iyi olunca ister istemez etrafa daha değişik bakıyorsun, Eski köy kahvesinde o kadar çekilecek resim var ki hemen gözüme elektrik sayacı ve buşonlu sigortaları çekiyorum oturduğum yerden. Öyle kalkıp dibinden çekmeye gerek yok. Optik zoom yetiyor buna, biraz da mesleki olduğundan, mekanik elektrik sayacı duvara monte edilmiş, dışarıdan gelen kablo alttan sayaca giriyor. Ana sigorta görünürde yok. Sağda, ayrı yerde iki eski tip buşonlu sigorta var. Porselenden yapılmış sigorta buşonu ampul gibi sökülüp takılıyor. Sigorta attı mı buşonu söküp içindeki porselen sigortaya ince teli bağlayıp takıyorsun ve elektrik geliyor tesisata. Sigorta buşonları sigara dumanı, nem, toz ile kaplanmış. Kirli sarı bir renge bürünmüş.

DSCN4109

Kahveden dışarı çıkıp kesilmiş meşe odunlarını yakından çekiyorum. Yaz mevsimine girdiğimizden odunlar kış soğukları bastırınca sobada yanacak çıtır çıtır.

DSCN4110

İki katlı kerpiç bir ev, çatısı oluklu kiremit kaplı. Üst kattaki pencere camlarının kırık olmasından evde kimsenin oturmadığı anlaşılıyor. Evin üst tarafı çamurla sıvalı ve beyaza boyanmış evvel zamanda. Şimdi ise alt kattaki duvarda çamur sıvalar dökülmüş kerpiçler görünüyor. Sağda bir metrelik kesilmiş odunlar dizelenmiş düzgünce.

DSCN4112

Köyde bir süre yemek arabasının gelmesini bekledik. Bir binanın kaldırımında, gölgede otururken çatıdaki oluğa kuşlar gelip gidiyor cıvıldaşarak. Sabırla bekledim, bir kaç kez yakalamaya çalıştım ama resmini çekmek zor. En sonunda bir poz yakalıyorum serçe kuşunu. Çatı oluğunda durmuş, başını ileri uzatarak bakıyor. Gagası yarı açık durumda, pırr diye uçmadan önce alttan çekiyorum yere yatarak. Serçenin boynu ve alt gagasına kadar siyah tüyler var. Diğer tarafları açık renkte.

DSCN4114

Ben yerde kuşu çekmeye çalışırken Hakan da sırıtarak beni çekiyor makinası ile. Madem o beni çekiyor ben de Hakan’ı çekiyorum aşağıdan beni çekerken.

DSCN4115

Yemeği yedik, karnımız doydu. Bir kaç çocuk görünce onları çağırıp bakkala götürdüm. Bakkalda kadın vardı, çocuklara dondurma ısmarlıyorum BayKuş kesemdeki paralardan. Bakkalda iki kadın daha vardı. Onlar da imrenmiş olacaklar ki dondurma ısmarlamamı istediler. Ben de onları kırmadım ve ısmarladım. Köydeki mola epey sürdü, sonunda harekete geçebildik. Hava sıcak olunca gölge yerler aranıyor ve gölgelik bir yerde durarak arkada kalanların gelmesini bekliyoruz. Bisikletler park etmiş yol kıyısında, İsmail ve Ferdimen yere oturmuş dinleniyorlarken çekiyorum. Yorulmalarının nedenine gelince pilot olan Ferdimen’in pedalındaki göbek dağılmış. Ferdimen pedala basmıyor sadece direksiyonu idare ediyor. Güçlü ve kuvvetli olan İsmail copilot olduğundan arkada pedala basıp bisikletin gitmesini sağlıyor. Böyle idare ediyorlar. Ne de olsa eski ve tecrübeli bisikletçiler ikisi de. Hem sonra çok akıllılar, kafaları çalışıyor. Turu bırakmadan devam ediyorlar sonuna kadar. Ön aynakol ile orta aynakol arasındaki zinciri sökmüşler. Böylece İsmail rahatça pedal basıp Ferdimen pedalları boşta duruyor.

DSCN4116

Mola yerine başarılı biçimde geliyor Ferdimen ve İsmail çifti. Biz de alkışlıyoruz ikisini de.

DSCN4118

Hızlı tren yolunun yanındaki yerde arkada kalanların gelmesini bekliyoruz. Oturacak yer olmayınca kaldırıma dizeleniyor kimisi.

DSCN4119

Yolun bu tarafındakiler yere oturmuş.

DSCN4120

Ve diğer tarafındakiler. Diğer tarafta tostçu kıraathanesinde masa sandalye var. Buradakiler şanslı, çünkü oturuyorlar.

DSCN4121

Tren boyunca giden yolda bisikletçiler gidiyorlar ardı sıra.

DSCN4122

Hava kararmadan bisiklet evine geldik. Herkes soyundu dökündü, kimi soğuk su ile duşunu aldı. Akşam yemeğini beklemeye başlarken bahçede oturuyoruz.  Meliha Tekin Ömer Kemal ile poz veriyor. Ömer Kemal çok sevimli ve cana yakın bir çocuk.

DSCN4127

Yemek geliyor ve terasta güzel aşçılarımız yine bizlere bol kepçe yemek veriyorlar. Güneş ufka yaklaşmış parıldarken Gündüz tepsisine yemek alıyor.

DSCN4129

Yemeklerimizi yedik, karnımız doydu. Sıra geldi kahve yapmaya. Çardakta oturulacak yer yok. Misafirlerimi çardağın dışında ağırlıyorum. ABAK turuna katılan müzik öğretmeni Burak Çardak ve Çiğdem Suzan için kahve pişirip ikram ediyorum. Burak iyi derecede yan flüt çalıyor. Bu akşam bizler için çalacak. Ben de onu zevkle dinleyeceğim.

DSCN4131

Bu gecenin süprizi müzik öğretmeni olan Eser Büyükcan İlhan ve henüz 13 yaşında olan kızı ile birlikte konser verecekler. Ada Canata bize ARP çalacak. 6 ay önce geldiğimde böyle bir yeteneği yoktu ortalarda. 6 Ayda Arp merakı başlayınca öğrenip başarılı olmuş. Bakalım dinleyeceğiz. Sahnede Ada ve annesi hazırlıklarını yapıyor. Ada Arp önünde.

DSCN4139

Ada Canata bize arp çalarken çektiğim video linki aşağıda

https://youtu.be/LXSZZ03ZYCo

Bu da Eskişehir şarkıları video linki.

https://youtu.be/PA02TWknYmw
Erhan Can sevgilisine evlenme teklifini çiçek vererek yapıyor sahne önünde.

DSCN4150

Kız da kabul ediyor evlenme teklifini ve başlıyorlar dans etmeye. İkisi de şimdiden mutlu. Bizleri de düğüne davet ettiler.

DSCN4151

VelESBİD bisiklet evi olarak yemek fişi basmışlar. Tüm katılımcılara fişler verildi. Festival boyunca her öğün için bir tane fiş vereceğiz yemeği alırken. Haliyle bu kuralı kimse dikkate almıyor. Ben de fişlerin resmini çekiyorum hatıra olarak burada yerini alsın diye.

IMG_20181101_213617

Akşamın geç saatlerine kadar müzik devam etti. Katılımcılar doyasıya eğlendi. Ben de Eser, Burak ve genç sanatçı Ada’yı dinlemekten zevk aldım. Onları dinlerken kendimi şanslı hissettim. Hele Ada ileride büyük bir sanatçı olacağını şimdiden belli etti Arp çalarken. Kısa sürede çok iyi Arp çalan Ada’yı ileride konser salonlarına girmek için bilet bulamayabiliriz.

Müzik ve eğlence bittikten sonra herkes çadırına çekildi. Artık dinlenme vakti. Gündüz uyuyan baykuş gece ötüşü ile avlanmaya çıkmış, sesini duyabiliyorum.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık 62 Km civarı

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc

Büyük Taarruz 3. Gün

7 Eylül 2015 Pazartesi

3. Gün Sart – Ahmetli – Turgutlu

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

Sarkık, siyah bıyıklı süvari,

çınar dibinde, beygirinin yanında duruyordu.

Çukurova beygiri

kuyruğunu karanlığa vuruyordu :

dizkapaklarında kan,

kantarmasında köpük…

İkinci Süvari Fırkası’ndan Dördüncü Bölük,

atları, kılıçları ve insanlarıyla havayı kokluyor.

Geride, köylerde bir horoz öttü.

Ve sarkık, siyah bıyıklı süvari

ellerinin tersiyle yüzünü örttü.

Karşı dağlar ardında, düşman elinde kalan

bir başka horoz vardır :

baltaibik, sütbeyaz bir Denizli horozu.

Düşmanlar herhal onu çoktan kesip

çorbasını yapmışlardır…

Nazım Hikmet RAN

Kurtuluş Savaşı Destanı

 

Öne çıkan görsel, Büyük taarruz pankartını tutan bisikletçiler.

Erken uyanmak artık alışagelmiş oluyor. Hele çadırda uyuduktan sonra kaçınılmaz. Dere kıyısında, ağaçların altında uyumak ise bulunmaz bir durum. Herkes beton binalarda yatarken doğanın içinde uyumanın keyfini hiç bir yerde bulamazsın. Çadırımın içinden dışarısı, ağaçlar ve çadırlar.

Sabah kahvaltısını hep birlikte yapıp çadırları ve eşyalarımı topladım, kıytırığa yükleyip hazır hale geliyorum. Bu sabah ilk önce tepelerde bulunan kahraman şehidimizin mezarına doğru çıkmaya başladık. Henüz çıkışta, yere büyük naylonlar serilip üzüm kurutmaktalar.

Serginin aşağısında Sart köyünün evleri görünüyor.

Yavaş yavaş tepeye doğru çıkmaya başladık. Yükseldikçe manzara değişiyor ve görüş alanı giderek artıyor.

Sart köyü tamamıyla görüş alanında.

Patikadan yukarı doğru çıkarken her kes kendi patikasından çıkıyor. Her taraf patika.

İyice yüksekteyiz, Gediz ovası alabildiğine gözlerimizin önünde. Sabahın seheri ovanın üzerine vurmuş buharlaşmanın etkisi ile ovayı pus kaplamış.

kısık gözleri,
                   seyrek sakalı,
                                       hafif makinalı tüfeğiyle
                                       dağlarda bir başına dolaştı.
Ve sabahleyin ve öğle sıcağında ve akşamüstü
ve ayışığında ve yıldız alacasında geceleyin,
                    ne zaman sıkışsa bizimkiler,
        peyda oluverdi, yerden biter gibi o
ve ateş etti
              ve düşmanı dağıttı
                                       ve kayboldu dağlarda yine.

Nazım Hikmet RAN

Kuvayı Milliye Şiiri

Bozdağların etekleri ovanın dibinde genç tepeler oluşup yükseltiler meydana gelmiş. Karşıda görünen tepe ile bizim olduğumuz tepenin kurtuluş savaşında büyük önemi var. Büyük Taarruz dan kaçan Yunanlılar Sart tarafına bu bölgeye gelince yaylım ateşi atlında kalıyorlar birden bire. Tepelerden sürekli ateş ediyorlar ve siper aldıkları yerden başını bile kaldıramıyorlarmış. Aslında burada sadece Nazım Efe tek başına mavzeri ile Yunanlılara göz açtırmıyormuş. Bir süre buradan ateş ediyor sonra atına atlayıp karşı tepeden ateş ediyormuş. Bunu yaparken de hiç ara vermeden bir karşıki tepede bir bu tepeden sürekli ateş ettiğinden Yunanlılar karşılarında bir birlik olduğunu sanıyorlarmış. Nazım Efe’nin kurşunu bitip ateş etmeyince Yunanlılar tepeye doğru ilerleyip Nazım Efe’yi şehit ediyorlar ve cesedini köye götürüp meydana bırakıyorlar. Sonrasında ortalık durulunca gece vakti köylüler cesedi alıp bu tepeye gömüyor. Nazım Efenin hikayesi bu, büyük kahramanlık göstererek Yunanlıları bir süre oyalayıp kayıplar vermiş. Şehidimizin mezarı tepede ve ulaşımı zor olduğundan pek ziyaretçisi yok.

Karşı tepenin resmini çekiyorum.

Şehidimizin mezarının olduğu yere geldik. Burası aynı zamanda Sart kalesinin olduğu yer ama kale ile ilgili herhangi bir kalıntı göremiyorum çevrede.

Epeyce yüksekteyiz, ovada iki tane Sart köyü görünüyor. Dağa yakın olan eski köy, aşağıdaki çevre yolunun kıyısında yeni yerleşim yerleri oluşmuş.

Nazım Efe mezarı başında kahraman şehidimizi saygı duruşunun ardından İstiklal marşını okuyoruz. Elbette en içten dualarımız da ruhuna okunuyor. Sonrasında mezarı temizleyip düzeltiyoruz elimiz değdiği kadar. Ruhu şad olsun. Büyük taarruz pankartını arkadaşlar tutunca ben de onları çekiyorum. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

Şehit Nazım Efe’nin mezarı başında görevimiz bittiğinden hızlıca aşağı iniveriyoruz bir çırpıda. Benim bisikletim hazır diğer arkadaşların toplanmasını bekliyorum. Eşyasını pek taşıyan yok, o yüzden bisiklete yükleme yerine gelişi güzel araca atıyorlar eşyalarını. Herkes hazır olunca Sart köyü merkezine doğru inmeye başladık. Ovadan biraz yüksekteyiz. Eskiden Sart köyünün içinden geçerdi karayolu, çevre yolu yapılınca yerleşim de yolun kıyısına toplanmaya başladı. Biz de oradan ana yola çıktık. Yol kaymak gibi hızlıca ilk mola yerimize Ahmetli kasabasına vardık. İlk önce şehitliğe gelerek saygı duruşu ve İstiklal marşını hep birlikte okuduk. Ardından dualarımız da onlar için. Onlar ki vatan için uğrunda ölüme atlayıp bağımsızlığımızı elde etmişler gözünü kırpmadan. Şehitlikte çam ağaçları var, bayraklar ağaçlara iple asılmış.

Kalpler heyecandan vuruyor…hiç uyuyan yok, 
Yorgun düşerek toprağa bir baş da koyan yok! 
Her saniye bir asra yakın…öyle uzun pek, 
Herkeste merak bir: gecenin fecrini görmek! 
Her ruh, anıyor sevgili bir çehreyi şimdi, 
Mehmet düşünür köydeki gül Emne’yi şimdi. 
Zabit: “girebilsek o güzel İzmir’e” derken. 
Bir ince yüzün hattı geçer belki içinden? 
Tam işte saat üç…uyanık ordu…bölükler… 
Neredeyse verir emri, karargahta, büyükler!… 
Her saniye yıl…işte saat; üç buçuk oldu, 
Tam şimdi saat dört…geliyor: ilk ateş emri, 
Yurdun doğuyor şimdi ufuktan iki fecri! 

Mehmet Faruk GÜRTUNCA

Ahmetli şehitliğinde bir anıt sütun kaidenin üzerine konulmuş olarak yapılmış. Etrafında, yere yazılı mezar taşları konulmuş. Burada şehit olan askerlerin isimleri yazılı.

Şehitlikte çiçekler coşmuş sanki. Yurdumuzdan düşmanları kovalarken şehit düşenleri unutmayan bizler için en güzel pembe rengi ile coşkuyla açmışlar.

Turgutlu kasabasına doğru yol alırken yol kıyısında incir ağaçları bize meyvelerini sunuyor. Taze meyveler şerbet gibi, enerji depoluyorum. Fazla yemeye gerek yok, yol kıyısında bir çok incir ağacı var ve tam mevsimi. Her ağaçtan bir – iki tane yiyip hem dinleniyorum hem de enerji takviyesi yapıyorum. İncirler de nefis, tam yemelik. Bisikletim KUZ, kıytırıkla beraber incir ağacının dibinde.

Turgutlu’ya çabucak vardık bile. Zaten 30 Kilometre civarı, yol kısa olunca erkenden varmamak elde değil. Parkta belediye bizler için masaları düzenlemiş. Çay ve su ikramı yapılıyor bizler de gölgelik yerde afiyetle içiyoruz ikramları. Uzun masada oturan arkadaşları Baattin elçek ile resim çekiyor.

Genç hayranım ile elçek resim çekiliyorum. Turun en genci, ta başından beri turda ve yılmadan sessizce gidiyor.

Antalya dan Nafiz Sağdur, Antalya bisiklet derneği başkanı. Burdur – Salda gölü festivalini düzenlemişti ama orada tanışma fırsatı olmamıştı. Şimdi ise tanışıp kaynaştık.

Belediye başkanı ve bayraklarla bir poz veriyoruz kameralara.

Dinlenmenin sonrasında Turgutlu bisikletçileri ile birlikte kasabanın içinde şeref turu atıyoruz. Caddenin üstü Türk bayrakları ile donatılmış.

Şehir turunu yapıp kamp alanına geldik. Akşam güneş kavuşurken çadırımı ilk önce kurduğumdan banyoda sıcak duş almak için ilk girince sıra beklemek zorunda kalmıyorsun. Duşumu aldıktan sonra terli çamaşırları da şöyle bir sudan geçiriyorum. Ben duşumu aldıktan sonra daha yeni çadırlarını kuranları çekiyorum. Güneş te ufuk hizasına gelmiş, çadırların üzerine son ışıklarını vuruyor.

Akşam yemeğini Belediyenin aş evinde tıka basa yiyoruz. Yemekler bol ve gerçekten nefisti, yemekhanenin temizliği gözlerimizi kamaştırmıştı. Yemekhanenin, içi masalar beyaz dizilmiş, kırmızı sandalyeler de yanında. Karşıda yemek dağıtılan yerde, aşçılar yemek dağıtıyor arkadaşlara.

Yemekten sonra çadır alanında bankta oturup sohbet ediyoruz. Henüz güneş batıyor, ovaya yemlenmeye gitmiş kuş sürüleri sürüler halinde tepelere doğru gittiklerini gözlemliyorum.  Şimdiye kadar bu kadar serçe kuşu görmemiştim. Grup grup gelip geçiyorlar üzerimizden. Bir süre serçe sürülerini izlemeye başladım. İzlerken de kahve pişirip içiyoruz. Hava karardıktan sonra çadırların olduğu yere oturup sohbete başladık yatasıya kadar.

Bu gün yaptığımız yol 36 Kilometre civarı kadar.

Yaptığımız yolun haritası aşağıda

Powered by Wikiloc