Etiket arşivi: teleferik

Kayseri Festa 2200 5. Gün

29 Temmuz 2018 Pazar

Tekir yaylası – Hacılarkırı teleferik – Tekir yaylası

( Görme engelli arkadaşlar için betimleme yapılmıştır )

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Alıp başımı gitmeyi yollar boyunca
Seyretmek bir bozkır akşamını camından bir otobüsün
Masal şehirlerini geçerken hızla

Ataol Behramoğlu

Öne çıkmış olan görsel, Güneş ilk ışıklarını çadır kamp alanına salarken bisikletim KUZ da takılı tüyler.

20180729_064519_HDR

Güzel bir uykunun ardından sabahın beşinde uyanıyorum, sıkıştığımdan tuvalete gittim. Tuvalet çadırlardan uzakta ve biraz yukarıda. İşim bittikten sonra tam tuvalet kapısından dışarıya çıktım ki gördüğüm manzaranın ve güzelliğe bakakaldım. Ay yusyuvarlak, gümüş tepsi gibi batıda, tam da Erciyes dağının eteğinde batmak üzere idi. Bu manzarayı çekmem gerek. Fotoğraf makinesi çadırda, var gücümle koştum, makineyi aldım ve tuvaletin oraya geldiğimde ay yamaçta yok olmak üzereydi. Bu kez sağa, yukarılara doğru koşmaya başladım. Sabahın soğuğunda üşüyüp kalkanlar varildeki yanan közlerde ısınıyorlardı. Benim koştuğumu görünce “Tuvalet o tarafta değil, nereye koşturuyorsun” diye seslendiklerini duydum ama onlara cevap verecek durumda değildim. Aklımda o manzarayı çekmekten başka bir şey yoktu. Kampın sonuna kadar giderek Ayı çekmeye çalıştım. Ay Erciyes dağının dik ve çıplak yamacında yarım olarak anca çekebildim. Ay acelesi varmış ta azametli Erciyes dağına sığınmak ister gibi hızlıca batıyordu. Belki de doğacak Güneşten saklanmak istercesine yamacın ardına gizleniyordu. Bu olay çabuk gelişti ve Ay battı. Yarım Ay çekebildiğim en güzel pozlardan birisiydi. Tam yamaca değdiğinde çekmek isterdim ama maalesef çekemedim. Sadece İlk anda gördüklerimle kaldım.

DSCN4995

Güneş henüz kamp alanına doğmasa da Erciyes dağının zirvesi çoktan aydınlatmaya başlamış. Manzarada Tekir yaylasının iki minareli camisi ve yukarı giden teleferik direkleri var. Koç dağının gölgesi Erciyes dağına vuruyor hala.

DSCN4997

Erciyes zirvesine vurmuş aydınlığı daha yakından çekerken bir kartal gökte süzülüyorken çekiyorum. Kartal çok yükseklerde, belki de Erciyes dağından daha yüksekte olabilir.

DSCN5000

Ay benden kaçmakla acele ettiği gibi Güneş te doğmakta acele ediyordu ve Koç dağının ardında ilk ışıklarını saçmaya başladı çadırların üstüne. Gidonumdaki kuş tüyleri ile çadırları ve doğan Güneşi çekiyorum. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçtim.

20180729_064519_HDR

Benim çadırım mavi, Hakan’ın çadırı turuncu. İkisinin ortasında kahve takımlarını çıkarıp taburemi de açtım. Sabah gördüğüm güzel manzaranın etkisi geçmeden kahve içmeliyim.

DSCN5003

Bir ağaç şeklinde yapılan tabelada “Festa 2200 Bisiklet Festivali Kayseri Çadır Alanı” yazısı ve bisiklete binen birisinin mavi siuleti çizilmiş. Çadır alanı demir bariyerlerle ayrılmış.

DSCN5006

Teleferik ve tele bağlı kabinleri direklerle beraber çekiyorum. Aşağıdan yukarıya kadar tellere bağlı olan kabinler hareketsiz, kış aylarını bekliyorlar.

DSCN5007

Festivalin kahramanlarından Meliha Tekin erkenden uyanmış, yapılacak işleri organize etmeye çalışıyor. Çadırların arasından geçerken görüp resmini çekiyorum ve kahve içmeye davet ettim. O da davetimi kabul edip güne kahve içerek başlamak istediğinden yanıma geldi.

DSCN5008

Bu gün festivalin son günü, sahnede toplanıyor katılımcılar ve resim çekileceğiz. Hazır toplanmışlarken ben de bir poz çekiyorum. Arkadakiler ayakta, ortadakiler sandalyeye oturmuş. Öndekiler de yere bağdaş kurup oturmuşlar.

DSCN5031

Kahvaltı ve  toplu resim çekildikten sonra hazırlıkları yapıp yola çıktık. Bir süre aşağıya doğru gidip soldaki yola saptı grup. Ben de arkalarından gelirken bir video görüntüsü çekmek için durdum. Karşımda Erciyes dağının eteklerindeki dağlardan birisini çekiyorum. Dağın yamaçlarında orman var, yarısına kadar yeşillik, sonrası, zirveye kadar çıplak.

DSCN5038

Topluca bisiklet sürüş videosu, Kayseri Erciyes dağı video linki aşağıda.

https://www.youtube.com/watch?v=Nr4_xvZ8D6I

Grup hızlıca aşağı inince uzakta giden bisikletçileri yakınlaştırıp çekiyorum ama pek net değil.

DSCN5040

Bu gün Hacılarkırı kayak merkezine gidiyoruz. Bir süre yokuş aşağı gittikten sonra sola, Erciyes dağına doğru giden yola girdik. Girer girmez sert bir yokuş duvar gibi karşımıza çıktı.

DSCN5043

Yokuş o kadar sert ki çoğu bisikletçi bisikletten inerek elde yürüyerek çıkmaya çalışıyor. Kimi yol kenarında sere serpe yatıyor yorgunluktan. Ben S çizerek yavaş yavaş çıkıyorum zorlanmadan.

DSCN5044

İşte yol kıyısındaki su kanalına serpilip yatanlar.

DSCN5045

Biraz daha yukarıda pestili çıkmış iki kişi iki seksen uzanmış kanalda yatıyor. Tabelada üçgen, kırmızı çerçeve içinde eğimin % 18 olduğunu belirtmişler, altına da 500 metre kaldığını yazmışlar. Zaten ileride teleferik binası göründü. Bir kişi de bir eliyle tabelaya dayanmış nefesleniyor. Az yukarıda S çizerek çıkanlar var.

DSCN5046

Buradan Ali dağını ve Kayseri’nin bir kısmını çekiyorum. Ali dağı bizden aşağıda kaldı.

DSCN5049

Sonunda teleferik binasına vardım. Teleferik direklerini, telleri ve tellere bağlı kabinleri çekiyorum yukarıya kadar. Teleferik henüz çalışmıyor.

DSCN5052

Erciyes dağının eteklerindeki volkanik tepeler ve kayalıkları bizden daha da yukarıda. Burada ağaç yok. Ottan başka bitki de yetişmez.

DSCN5055

Binanın sundurması, yan yana dizili ağaç direkler üzerinde sundurmayı tutuyor. Taş binanın iki kapısı ve pencereleri de sundurma ağaç direkleri ile Perspektif  bir görüntü ile çekiyorum. Tavanındaki kirişler de buna uygun.

DSCN5056

Kış aylarında, karlı zamanda kullanılan kar aracı. Paletleri sökülmüş, dişli ve tekerlekleri boşta öylece duruyor. Eğimli arazide kurtarma ve yolu açmada kullanılıyor bu makine.

DSCN5057

Herkes bir tarafta oturmuş dinleniyor. Arkadan gelenleri bekliyoruz. Bu bekleyiş içinde elimde fotoğraf makinesi, ilginç gördüğüm şeyleri çekmeye çalışıyorum. Bunlardan birisi de kendi bisikletimdeki aksesuarlar. Selemin demirine astığım krom bardağım ve yolda bulduğum sarı renkli gülen kafa asılı duruyor. Yeşil renkli kancalı lastik te sele borusuna takılı.

DSCN5060

İlginç bir şey daha görüyorum iki genç birbirine bakarken resmediyorum. Bunlardan biri tıp öğrencisi, biri arkeoloji öğrencisi. Eşpedal grubunda pilotluk yapıyorlar. Konuşmadan birbirlerine çok şeyler anlatıyorlar ama bunları kimse duymuyor.

DSCN5062

Nedense aklıma teleferik başlangıç yerine çıkmak geldi. Alt binadaki biniş yerine gelince teleferik çalışmaya başladı ve ilk olarak kabine bisikletim KUZ ile birlikte bindim. Bisikletim KUZ kabin içinde, kelebek gidonum kahverengi bant ile sarılı, gidon çantam, beyaz su matarası, gidonda asılı kaskım, gidon boğazında nazar boncuğum, kamera aparatında takılı çam kozalağım, kornam ve kuş tüyleri.

DSCN5064

Brooks deri selem, sele demirine takılı krom su bardağım, sarı gülen kafa, bisiklet kilidi ve kancalı lastik sele borusuna takılı. Kancalı lastik ile bazen  bir şey taşırken bağlıyorum bagaja.

DSCN5065

Kabin içinde transparan çizilmiş Erciyes dağı, kayak yerlerini belirtir işaretler ve teleferikler çizilmiş cama.

DSCN5066

Teleferik kabinleri belirli aralıklarla tele tutunmuş olarak gidiyoruz yukarıya doğru.

DSCN5069

Teleferik direkleri, iki yanında konsollara bağlı makaralar üzerinde gergin çelik tellerini çekiyorum.

DSCN5072

Bindiğim yere kadar tüm kabinleri ve tellerle beraber direkleri çekiyorum. Arkamdan bisikletleri ile binmiş olanlar kabin içinde beni takip ediyorlar. Aşağıda biniş binası ve diğer binalar görünüyor.

DSCN5073

Kabin içinden bulutla kaplanmış Erciyes dağının zirvesini çekiyorum.

DSCN5075

Solda ise camekanlı gazino var.

DSCN5076

Arkamdaki kabindeki iki kişiyi çekiyorum, bisikletleri elinde ayakta duruyorlar.

DSCN5077

Ben yukardaki istasyonda iniyorum ilk olarak. Arkamdan gelip ikinci olan arkadaşı bisikletini indirirken çekiyorum. İçerideki ikinci kişinin bisikletinin arka tekerleği dışarıda.

DSCN5078

İlk olarak çıktım, zaman geçirmeden diğerleri gelesiye kadar kahvemi pişirip içmeliyim. Yanıma fazla kahve almamışım, sadece dört kişilik var, o da bir pişirimlik cezve demek. Şanslı olan üç kişi kahve içebilir. Kahve pişerken o şanslı üç kişiyi de rast gele, orada olanları yanıma çağırıp oturtturuyorum. Bir arkadaş bizim kahve pişirirken resmimizi çekiyor. Dört kişiyiz, arkamızda bisikletler ve teleferik istasyonu görünüyor.

DSCN5081

Ocağın etrafında rüzgarlığı koydum ki sönmesin. Cezvenin sapı görünüyor sadece. Karşıda Erciyes dağının etekleri ve bulutlar kaplamaya başlamış. Yerde üç fincanım kapakta duruyor.

20180729_115218

Dört kişi yan açıdan bir daha çekiliyoruz. Arkada telesiyej telleri ve kayak yapanların kayak takımları ile bindiği oturma yerleri.

DSCN5082

Arkamdan Erciyes dağını bulutla kaplanmış zirvesini çekiyor. Dün akşam ördürdüğüm saçlarım hala örgülü duruyor, çözmedim geceleyin.

DSCN5084

Kahvem pişti, yanımdaki üç kişiye birer fincanı verdikten sonra kendime de bir fincan ayırıp içmeye baladım Erciyes dağına doğru. Erciyes dağına biraz daha yakın olmanın heyecanı var içimde. Askerlik yaptığım yıllarda Erciyes dağına tırmanma hayallerini kuruyordum kafamda. Teskereyi aldıktan sonra tahminlerime göre 20 Kilometrelik bir yürüyüşle zirveye çıkar inerim diye düşünmüştüm. Haliyle dağcılık bilmeden, malzeme olmadan nasıl çıkarım diye hiç düşünmemiştim. Teskereyi alınca eve dönme olan güdüm bu hayalimin gerçekleşmesini unutturdu bana. Zaten nasıl yapacaktım ki? Zamanla dağcı arkadaşlardan öğrendiğim kadarı ile ekipmanlar olmadan hem çıkmam olanaksız hem de donma riski vardı. Bulunduğum rakım yaklaşık olarak 2600 metre civarında bir yükseklikteyiz. Daha 1300 metre daha çıkmak gerek. O da buradan gördüğüm kadarı ile yalçın kayalıklar bir duvar gibi görünmekte. İpsiz sapsız çıkılmayacağını buradan görüp anlayabiliyorum. Neyse belki bir gün bu hayalimi gerçekleştirebilirim, belli mi olur?

Elimin ucunda Urim Baba’nın kahvesi logolu fincanım Erciyes dağına doğru uzatmış olarak hayallerimi çekiyorum. Gökyüzü ve zirve bulutlandı iyice. Halbuki sabah Erciyes dağı bulutsuz tertemiz görünüyordu.

20180729_115523

Erciyes dağının zirvesinde fırtınalar kopuyor, bulutlar büyük bir devinim içinde. Bazen karlı, buzlu yerler kendini gösteriyor ara sıra.

DSCN5085

Bulutların azaldığı bir anda buzulu yakınlaştırıp çekiyorum. Zirvedeki sivri ve uzun kayalıklar belli oluyor.

DSCN5088

Çakır dikenleri pembe renkli çiçeklerini açmış buradaki bahar aylarını yaşıyor.

DSCN5091

Buradan Tekir yaylası ve kamp alanı görünüyor. Belediyenin büyük çadırları ve bizim küçük çadırlarımız oyuncak bir köyü andırıyor.

DSCN5095

Ne olduğunu, ne işe yaradığını, ne amaçla kullanıldığını anlayamadığım bir üç ayaklı sehpa düzlüğün bitiminde duruyor. Üç tane demir direk üstü birleştirilmiş. Üstten bir halat sarkıyor, halatın ucu kement olarak yapılmış. Bana idam sehpasını andırıyor. Böyle bir şeyin burada ne işi var? Anlamış değilim.

DSCN5098

Kahvemizi içtik, takımları topladım, çantama yerleştirdim. Aşağıdan hala gelenler var ve hepsinin gelmesini bekliyoruz. Festival ekibi buraya da bir tabela yerleştirilmiş. Üzerinde; “Festa 2200, Festivalin zirvesi Rakım 2600” yazılmış. Tabelanın yanında bisikletim ile beraber resim çekiliyorum. Arkamda Erciyes dağının bulutla kaplanmış zirvesi var.

DSCN5107

Hayranlarımdan, beni sosyal medyadan takip eden kız öğrenci beraber resim çekilelim deyince kızı kırmadım ve tabelanın yanında birlikte resim çekildik. İsmini bir türlü ezberleyemediğim kız iki elini yana açarak zafer işareti yapıyor.

DSCN5113

Aşağıdakilerin hepsi gelince toplu resim çekiyorum tabelanın önünde. Kimi bisiklet yerde yatıyor.

DSCN5116

Resim çekildikten sonra festivali düzenleyenler bizleri uyarıyor. Tehlikeli ve dik bir toprak yoldan ineceğimizi, dikkatli inmemizi istiyor. Sonrasında inmeye başladık toprak yoldan. Dikkatlice iniyorum, bazı yerlerde çakıllar var ve tekerlek kayıyor. Eşpedal üyesi ikili tandem bisiklet ile aşağı inerken çekiyorum uzaktan. Bunlar Pınar ve Zeliş. Resimlerini çektikten bir süre sonra bisikleti kaydırıp düştüklerini gördüm. Hemen kendimi yokuş aşağı dikkatli bırakarak yanlarına vardım. Yerden kaldırdım, herhangi bir şeyleri var mı yok mu diye kontrol ettim. İkisinde de küçük sıyrıklar haricinde bir şey olmadığını öğrenince içim rahatladı. Benim korkum görme engelli Pınarın düşmesi. Etrafını görmediğinden nereye, nasıl şekilde düştüğünü anlamıyor. Allahtan bir şey olmadı ona sevindim. Bisikleti kaldırdım, zincir atıp dişliye sıkışmış. Zinciri kurtarıp yerine taktım ve yola daha dikkatli etmelerini söyledim. Aşağıya inesiye kadar peşlerini bırakmadım, hep takip ettim. Aşağıya sorunsuz indiler.

DSCN5119

Bazı yerler düzleşiyor o da başka bir teleferik yerinin sonunda olduğumuzdan. Kayakçıların kayakları ile oturup yukarı çıktıkları telesiyej. Toprak yolda bir çok bisikletin tekerlek izleri var.

DSCN5121

Bizim Hamdi etrafta papatya çiçeklerini toplayıp demet yapmış. Bisikletten inmiş yol kıyısında duruyor. Sanki sevgilisini bekliyor da ona çiçek vererek aşkını ilan edecekmiş gibi.

DSCN5122

Kamp alanına geldik, Kayseri den sucuk ve Kayseri pastırmacıları gelip tezgah açmışlar. Büyük mangallar kurup sucuk pişirerek bizlere yarım sucuk – ekmek veriyorlar. Bu günkü öğle yemeğimizi de yemiş olduk. Sucuk – ekmek sırasını bekleyenler.

DSCN5123

Ayrıca satış ta var, Kayserinin meşhur çemenli pastırması ve sucukları satışta. Bunların yanında da Kayseri mantısı da satılıyor.

DSCN5124

Ben de biraz pastırma ve mantı alayım dedim. Sıraya girerek 200 gram pastırma aldım. Kilosu 3 yıl evvel 100 Lira ile daha iyisi 120 Lira arası değişiyordu. Bir kilo da Kayseri mantısı aldım. Pastırma ustası elinde satırdan biraz daha enli pastırma bıçağı ile ince dilimler halinde pastırmaları dilimliyor. Ustalık her dilimi aynı ölçüde dilimlemek.

DSCN5127

Ben cep telefonundan pek beceremem internetten otobüs biletini almasını ama görme engelli Hüseyin Garip bu konuda uzman sayılır. Benim otobüs biletini Kamil Koç firmasından önceden aldıydı cep telefonundan 5 dakikada. Telefonun özel programı sayesinde seslerle ve çok hızlı konuşan sesle işi rahatça, görmeden hallediyor. Çadırları, eşyaları toplayıp bisikletin çantalarına yükledim. Belediye otobüsleri kamp alanına gelerek bizi otogara götürmek üzere aldı. Otogarda Otobüs hareket saatini beklerken gölge bir yerde Kayseri de son kahvelerimizi içtik yanımdakilerle beraber. Hareket saati yaklaşınca perona gelip ön tekerlekleri söktük. Benimle aynı otobüse binecek olan Timukan Karaca da ön tekerleğini söktü. Otobüs bagajına bisikletleri ve çantaları yerleştirip koltuklarımıza yerleştik. Yaklaşık 14 saatlik rahat bir yolculuktan sonra, ertesi gün 10;00 civarı İzmir otogarına vardık. Bisikletleri ve çantaları indirdik. Ön tekerleği takıp çantaları da bagaja yükledikten sonra Timukan ile vedalaştım. Timukan Karşıyaka yönüne, ben Balçova yönüne gideceğim. Böyle seyahatlerde en sevdiğim taraf servis otobüsüne gerek duymamam. Bisiklete bindiğim gibi biraz trafikten, Alsancak’tan sonra bisiklet yolundan yavaş yavaş Göztepe iskelesine geldim. Burada durup Göztepe iskelesi ve asma köprü olan sarı – kırmızı renkli Göztepe yaya geçidinde bisikletim KUZ park etmiş olarak çekiyorum bir poz. KUZ hak ediyor bu pozu.

20180730_142338

Böylece bir turun, bir festivalin ve bir yazı dizisinin sonuna geldik. Ömrümde en güzel geceyi, Ay tutulmasını ve 2200 metrelik bir yakınlıkta izledim ve yaşadım. Bana bu güzellikleri yaşatan Aslı Azman’a ve Meliha Tekin’e çok ama çok teşekkürlerimi sunarım. Bu güzelliklerin resimlerini iyi bir fotoğraf makinesi ile çekerek sizlere sundum. Yaşadıklarımı elimden geldiğince sizlere anlattım. İsmini hatırlayamadığım Kayserili bisiklet dostlarına da ayrıca teşekkürlerimi sunarım, sağ olun var olun.

Bir dahaki festivallerde, turlarda görüşme dileği ile

Bu gün yaptığım yol toplam 27 + 17 = 44 Kilometre civarı

Aşağıda yaptığım yolun haritaları

Powered by Wikiloc

Otogar – Üçkuyular 17 Km

Powered by Wikiloc

Kayseri Festa 2200 3. Gün

27 Temmuz 2018 Cuma

Tekir yaylası – Develi – Sultan sazlığı

( Görme engelli arkadaşlar için betimleme yapılmıştır )

 

Güz güneşi benzeşiyor bahar güneşiyle
Biri kışa girerken biri kıştan çıkarken
Biri yeni bir aşk öncesinse bir kederden

Ataol Behramoğlu

Öne çıkmış olan görsel, Develi Atatürk meydanında Atatürk heykeli önünde toplanan bisikletçiler resim çekilmeden önce.

DSCN4658

Sabahın ilk ışıkları ile uyanıyorum. Bu gece rahatça yattım, yani üşümedim. Çadırımdan çıktığımda gördüğüm ilk manzara; çadırların arka kısmında küçük bir dere yatağında buharlaşmış halde görmem oldu. Buharlar dere yatağını terk etmiyor, sanki sudan kopup gitmek istemiyormuş gibi dere yatağının üstünde asılı kalmış buhar kütlesi. Bir daha su ile buhar bir araya gelmesi olanaksız. Buhar havaya karışınca rüzgar sayesinde Dünyanın ne tarafına düşeceği belli değil. Belki de Tekir yaylasına yağmayacak. Buharın ismi de hazır, “Hüzünlü buhar”. Dere içinde sararmış uzun otlar.

DSCN4631

Belki de Erciyes dağı buharı çağırıyor ama buhar Erciyes’in azametinden korkuyordur. Diğer buharların arasında kaybolmak istemiyordur. Erciyes dağına Güneşin ilk ışıkları vururken küçük bir bulut zirveyi ele geçirmek üzere.

DSCN4632

Erciyes dağının güney tarafında kalan yerler tamamen çıplak, bulutsuz ve yalçın kayaların sivri uçları görünüyor. Zirveden aşağılarda kayak merkesi binası ve kayak pisti görülüyor.

DSCN4633

Umumi tuvalet yukarda bir yerlerde. Tuvalete giderken akşamdan kalan ateşle sabah serinliğinde üşüyenler toplanıp ısınıyor. Varilin etrafında 7 üşüyenler var.

DSCN4634

Fotoğraf makinesiyle sürekli Erciyes dağını çekmeye çalışıyorum. Teleferik sonundaki dev makara ve varış istasyonunu çekiyorum yakınlaştırıp.

DSCN4639

Teleferik direklerini ve tellerini yakınlaştırıp çekiyorum, solunda da kayak pisti görünüyor.

DSCN4647

Güneş Erciyes dağına ışıklarını vursa da kamp alanına henüz güneş doğmuş değil. Ama Koç dağının tepelerinden ışıltılar giderek artıyor. Bulutlar ile beraber gelmek üzere Güneş.

DSCN4640

Koç dağının zirvesindeki kayalıkları çekiyorum.

DSCN4641

Dağın zirvelerine yakın bir yerlerde bir kaç kaya kütlesi birbirinin üstüne binmiş sanki bir tapınak görünümünde.

DSCN4642

Sonunda Güneş Koç dağının tepesinden ilk ışıklarını bize saçmaya başladı.

DSCN4644

Ve Güneş tüm parlaklığı ile kendini gösteriyor. Işık hüzmeleri kamp alanına, çadırlara, bizlere ve yayladaki tüm canlılara hayat vermeye başladı.

20180727_064318_HDR

Güneşin hayat verdiği canlılardan birisi yer sincabı. Çoktan doğada yiyecek arayışına başlamış bile. Gecenin soğuğunda taç yapraklarını kapatan papatyalar Güneşin doğması ile beraber ısınıp açmaya hazır.

DSCN4649

Sabah kahvaltısını yaptık,  hazırlıklarımızı yapıp yola çıktık, bakalım nereye gideceğiz. Hakan bana pilotlardan birisinin gelmediğini, benim pilotluk yapmamı istedi. Ben de olur dedim. Eşpedalım Pınar Göçen. Birlikte tandem süreceğiz. Resimde Ben, eşpedalım Pınar, yanımızda Hakan sevin ve eşpedalı Nevin Garip yan yana tandemleri sürüyoruz.

37830470_1714580585307165_6221630234177830912_o

Bu gün Kayseri’ye değil de ters tarafa, yokuş yukarıya doğru tırmanmaya başladık. Zirveden sonra Erciyes dağının güney tarafındaki Develi kasabasına doğru inişe geçtik. İnişte dikkatlice gidiyorum, çünkü tandem bisikletin huyunu suyunu bilmiyorum. KUZ bu gün dinleniyor kamp alanında. Develi kasabasını biraz yükseklerden çekiyorum bir poz. Önümde yeşillik, ağaçlı bir alan var. Kavak ağaçları çoğunlukta.

20180727_102927_HDR

Develi halkı milliyetçi yörüklerden olduğundan belediye kasabanın meydanında şimdiye kadar kurulmuş Türk devletleri için birer anıt kaya yerleştirmiş.

DSCN4653

Her kayaya bir devletin ismi yazan plaka çakılmış.

DSCN4654

Bu kayaya Hazar devleti yazılı plaka çakılmış. Her devletin kendi bayrağı da üstünde kondurulmuş.

DSCN4655

Meydanda Atatürk heykeli, 6 tane direk ve Türk bayrakları çekili durumda. Burada tüm bisikletçiler toplanıyor. Anı resmi çekileceğiz. Ben de hazır toplanmışlarken bir poz çekiyorum.

DSCN4657

Resim çekilenlerin arasına karışıyorum. Bizleri çekenleri çekiyorum, bir tane kamera var, video çekiyor. Arka tarafta pencerelerin kenarı değişik renklerde boyanmış iki katlı bir bina var. Duvarları beyaz badanalı ve mavi boyalı harflerle “mutluluk durağı Develi” yazılmış.

DSCN4660

Develi belediye başkanı bizleri selamladı ve katkılarımızdan dolayı teşekkür etti. Ardından yola çıktık, biraz yüksek bir tepede bulunan parka geldik. Burada çay içip dinleniyoruz biraz. Bu parkta Kayseri yöresine özgü kümbet türbeler var. Bu parktaki kümbet mezar 8 kenarlı, çatısı da dahil kesme taş yontulup yapılmış. Kayseri de taş işçiliği çok gelişmiş durumda. Taşların düzgünlüğünden anlaşılıyor.

DSCN4661

Verilen ikramlardan bir kaç şey kapmış olan Hakan ellerini açmış, daha yok mu dercesine hareket yapıyor. Bunlar dişinin kovuğuna sığmaz ki ! Yine aç kaldım hallerini oynuyor.

DSCN4663

Parkta bisiklete binen bir çocuğa bana poz ver dedim, o da bisikletin ön tekerleğini kaldırarak poz veriyor. Yani çocuk ayakları yerde, bisiklet üzerinde olmadan ön tekerleğini kaldırmış. Arkasında Develi kümbet türbesi.

DSCN4664

İki görmeyen, Nevin ve Pınar hem konuşuyorlar hem de bir şeyler atıştırıyorlar. Hem çeneleri, hem ağızları boş durmuyor.

DSCN4668

Dinlenme bitiminde tekrar yola çıktık. Bu kez hedefimiz Soysallı köyü yakınındaki mesire yeri. Develi yükseklerde olduğu için sürekli inerek kısa sürede mesire yerine geldik. Burada Erciyes dağının güney tarafında su çıkıyor kaynaktan. Bu su ve diğer su kaynakları Sultan sazlığını oluşturuyor. Gölette ördekler yüzüyor, biri siyah biri beyaz renkte.

DSCN4670

Mesire yeri olunca insanlar da buraya gelip ağaçların gölgesinde serinliyor, piknik yapıyor. Piknik yaparlarken de arkalarında çöplerini toplamadan olduğu gibi bırakmakla sakınca görmüyorlar, çöplerin bazıları yiyecek. Allahtan çöpleri yiyen canlılar var, yoksa dünya çöplükten geçilmezdi. Bu çöplerin arasında çiğdem çekirdekleri olunca serçe kuşları gelip onları alarak temizliyor bir şekilde. Bir serçe kuşu tam çiğdemi ağzına almışken çekiyorum uzaktan.

DSCN4675

Bir kayanın ortasına delik açmışlar, buradan su şarıl şarıl akıyor.

DSCN4677

Yuvarlak kocaman bir kayanın göbeğinde soba borusu kadar genişlikte bir delik açılmış. Su buradan az aşağı akıyor sürekli olarak.

DSCN4678

Su kaynağından gelen miktar deliğin yarısını doldurmuş akıyor.

DSCN4679

Sürekli akan su bir gölet oluşturmuş. Diğer kıyıda bir kaç ağaç var.

DSCN4681

Su kaynağından sonra bir kaç kademe yapılmış. Üst kademeden akan suyun kıvrılması görülmeye değer. Sürekli izlemek istiyor insan. Akan suyun kıvrılmış şeklini yakından çekiyorum.

DSCN4685

Çoraplarını çıkaran suya ayaklarını sokuyor. Su o kadar soğuk ki fazla duramadan hemen çıkıyor insanlar. Soğuk su yorgun ayaklara masaj etkisi yapıyor. Arkadaşlar da karşı kıyıda dinleniyor su birikintisine ayaklarını sokarak. Bunlardan birisi Ramazan Küçükberber. Bana çok benzediğinden birbirimize birader olarak sesleniyoruz.

DSCN4688

Nereye gideceğimizi bilmediğimden yanıma su donumu ve havlumu almadım. Yoksa bu soğuk suda bir duş almak gerekirdi ya neyse sadece ayaklarımı sokuyorum buz gibi suya. Bu da yeter şimdilik.

DSCN4689

Meliha Tekin de tam karşımda, resmini çekerken beni fark ediyor ve gözünde güneş gözlüğü ile gülerek poz veriyor.

DSCN4690

Birisi ayaklarını suya sokup üşüdükten sonra çorabını giyerken çekiyorum. Bir çorabı ayağında diğerini tam giyerken. Bu kişinin ayakları Hüseyin Garip’e ait.

DSCN4692

Eşpedal üyeleri bir arada Garip çifti, Pınar ve Hakan otururlarken çekiyorum suyun içinden. Ayaklarım buz kesti suyun içinde.

DSCN4693

Bir çok kişi içinde olsa da devamlı taze su kaynağından çıkıp havuzu tazeliyor sürekli olarak. Böylece su tertemiz görünüyor. Su yüzeyi hafif çalkantılı olsa da dibindeki çakıl taşları suyun berraklığından dolayı daha canlı görünüyor.

DSCN4694

İşte suyun kaynağı, kayaların arasında suyun çıktığı belli oluyor. Kayaya bir zincir çakılmış, ucunda da bir tas var. Bu tas ile su içiyor insanlar. Müslüman bir toplumda ayıp sayılabilecek bir durumla karşı karşıyayız. Tası koyan sadece suyun kaynağından insanlar su içsinler diye konulmuş. Ama kendini Müslüman zanneden bir toplum hırsızlıktan utanmıyorsa bu zincire bağlı tası normal karşılamak gerek.

 

DSCN4698

Küçük kayıklar, küçük çocuklar binmiş pedal çevirerek gölette geziniyorlar.

DSCN4699

Suyun soğukluğundan ayaklarını havaya kaldırmış olarak oturuyor karşıda üç kişi.

20180727_153238_HDR

Ayaklarını sürekli değiştiren birisi sırası ile bir ayağını suda, bir ayağını dışarıda tutuyor. İki ayağını bir arada fazla tutamıyorsun, o derecede yani.

20180727_153309_HDR

Belediye görevlileri araç ile bizleri takip ediyor sürekli olarak. Onlardan ikisi çay içerken çekiyorum bir poz.

DSCN4702

Mesire yerinden ayrılıp Sultan sazlığındaki bir tesise giderek öğle yemeğini yedik. Buradan tekrar geri dönerek bizleri bekleyen belediye otobüslerinin olduğu yere geldik. Mesire yerinden sonra resim çekmedim. Bisikletleri otobüslere bindirip kendimiz de oturarak Tekir yaylasına geldik. Akşam yemeğine kadar serbest oturduk, yemekten sonra kameramı hazırladım ve saat 20:15 gibi resim çekeceğim yeri belirledim. Aslında küçük bir tripod getirmiştim ama tripodun plastik halkası kırılınca iş göremez oldu. O yüzden park etmiş olan belediye kamyonetinin kasasına fotoğraf makinesini dayayıp ilk resmimi çektim. Koç dağının tepesinin ardından Ay doğacağını ışıkları ile haber veriyor gecenin karanlığında.

DSCN4703

Karşı tarafta Erciyes dağı karanlıkta bir siulet olarak kendini gösteriyor gizli saklı. Solda Mars gezegeni küçük beyaz bir nokta gibi duruyor gecenin karanlığında.

DSCN4704

Bu gece Dolunay ve Dolunayda tam Ay tutulması olacak bir kaç saat sonra. Ay parlak ucunu gösterdi ve saat 20:44 te doğmaya başladı.

DSCN4708

Giderek daha çok göstermeye başladı ama parlaklıktan netleşmiyor görüntü.

DSCN4709

Netleşmesi için biraz daha ortaya çıkması gerek.

DSCN4710

Yarısında biraz az olarak Ay kendini gösterince netleşiyor yamaçta.

DSCN4712

Tam yarısında iyice yakınlaştırıp çekiyorum.

DSCN4714

Ay Koç dağından ayrılmak üzere, az kaldı tamamen doğmasına.

DSCN4719

Ve ay doğdu, tüm yüzünü gösteriyor gecenin karanlığında. Ay bu gece çok çekici.

DSCN4723

Ayı zoom sonuna kadar getirip ile iyice yakınlaştırıp çeyrekten biraz fazla kısmını çekiyorum. Kamyonetin kasasına dayadığım makineyi titrettirmeden deklanşöre basıyorum ve Ayın alt kısmındaki kocaman krater görülecek şekilde çekiyorum. Böylece Ayın doğuşunun tüm evrelerini çektim poz poz.

DSCN4730

Şirin baba içinde odunların yandığı varilin başına oturmuş ısınıyor. Alevler varilin içinden fışkırıyor sanki.

DSCN4734

Ayı sürekli gözlemliyorum saat  21:21 gibi Ay tutulmaya başladı. Ayın sol tarafı hafif kararmaya başladığını görüyorum.

DSCN4740

Her beş dakikada bir Ayın görüntüsünü kaydediyorum kameranın hafızasına. Ay biraz daha karanlığa giriyor.

DSCN4741

Dörtte biri karardı.

DSCN4742

Ayın alt kısmında görünen büyük kratere kadar karardı. Üçte biri kadar.

DSCN4746

Biraz daha karanlık Ayın yüzeyini kaplıyor.

DSCN4750

Yarısından fazlası, üçte biri aydınlık olarak kaldı.

DSCN4755

Ayı ekran boyutunda tam görülecek kadar yakınlaştırıyorum. Biraz uzaklaşınca karanlık olarak gördüğüm yer yarı görünür oldu. Işıklı olan yer parlak ve net değil. Hafif karanlık olan yerler net görünüyor.

DSCN4757

Karanlık iyice Ayı kaplamaya başladı, çok az bir yer parıldıyor. Aydan yansıyan ışık azalınca karanlık yerler netleşmeye başladı.

DSCN4767

Son ışıklar aydan yansıyor.

DSCN4775

Ve Dünyanın gölgesi Ayın tamamını kapladı. Güneş Ay yüzeyine ulaşamıyor.

DSCN4798

Ay tamamen karanlığa gömüldü, silik olsa da tam tutulma anını yaşıyoruz. Dolunayın saçtığı ışık gece Dünyayı bir derece aydınlatıyor. Şimdi ise dünya kendi gölgesi sayesinde tamamen karanlığa gömüldü. Eski inanışlara göre Ay bir canavar tarafından esir alındığına inanılırmış. İnsanlar da yapabilecekleri şey gürültü çıkarıp canavarı kovmak ve Ayı kurtarmak. Teneke, davul çalmak, tencereye vurmak, Aya doğru tüfek atmak gibi gürültülerle canavar korkutulur ve bir süre sonra canavar korkup kaçar ve Ay eski parlaklığına kavuşur. Ay 22:40 ta tam tutulma oldu. Yaklaşık 1 saat 19 dakika sürdü tutulma. Bundan sonrasını çekmeye gerek görmedim.

DSCN4804

Ay tamamen karanlığa gömülüp ışık saçmadığı anda fotoğraf makinesi otomatik olarak görüntüyü netleştiremediğinden anca kırmızı, yuvarlak bir cisim olarak çekti.

DSCN4817

Şimdiye kadar Ay tutulmasını, hem de Dolunay zamanına denk gelmesini ilk defa çok yakından gördüm. 2200 metre rakımda Ay daha da yakın geldi bana deniz seviyesindekilere göre. Evre evre ay tutulmasını hem izledim hem de makinenin optik kamerası ile iyice yakınlaştırıp ekranda gördüm, ellerimi titrettirmeden denklanşöre yavaşça bastım. Gayet net biçimde, yüksek çözünürlükte çektim Ay tutulmasını. Kendimi çok şanslı hissediyorum. Hem hava bulutsuz ve pırıl pırıldı. Teşekkürler Kayseri bisikletçileri, Develi bisikletçileri, Meliha Tekin, Aslı Azman, teşekkürler bu güzelliği bana yaşattıkları için.

Ay tutulma evrelerinin resimlerini çektim yakından ve tutulma bitti. Soğuk geceyi ateşin başında ısınarak ve çok gürültülü müzik eşliğinde kahve pişirip içiyoruz arkadaşlarla birlikte. İçinde odunların yandığı varilden alevler fışkırırken Urim Baba’nın kahvesi logolu fincan elin ucunda.

IMG-20180727-WA0004

Ateşin başında epey zaman geçirdik, odun bol, ateş sönmeden sürekli odun atıyoruz canavarın ağzına. O da doymak bilmiyor. Baktım canavar doymak bilmiyor ateşi beslemeyi bırakıp çadırıma giderek bu günü yaşadığım için Tanrıya şükür ettim. Ve tatlı düşlerle uykuya daldım.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 64 Kilometre civarı

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc