Denizli Salda Gerisi Antalya Mersin 14. Gün

1 Haziran 2015 Pazartesi

14. Gün

Tefenni – Korkuteli – Antalya

 

Gülüş bir yanaşımdır bir öbür kişiye;

Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye..

Anılarından kale yapıp sığınsa bile,

Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.

Özdemir Asaf

 

Henüz palazlanmış sokak köpeğinin annesi ile birlikte her geçene havlaması kendi bölgesini korusa da beni rahat uyuttu diyemem. Ara sıra uykuya dalmam sabaha kadar geçen süre içeresinde toplam olarak bana yetti. Sabah işe gidenler geçip giderken bizim içeride olduğumuzu fark etmiyorlar bile. Sabah mahmurluğu, işe yetişme telaşı, her gün geçtikleri yerde etrafta değişik bir ortamına dikkat etmiyorlar bile. Kimse bakmadı dönüp te. Gün aydınlanır aydınlanmaz kalkıp sabah kahvaltısını hazırladık. Kahvaltıyı bir güzel yapıp mutluluğu ilişkilendirdik şairin isteği doğrultusunda. Sıra geldi toplanmaya, her zamanki gibi benim eşyaları toplamam Ferdi’ye göre her zaman olduğu gibi daha kısa sürdü.  Güneş panelini de bataryaya takıp kıytırığın üstüne düşmeyecek şekilde kancalı lastikle bağladım.

Artık yola çıkma zamanı.

20150601_091257

Tam harekete geçtik çorbacının önünden geçerken çorbacı bizi durdurdu. Nerden geliyorsunuz, nereye gidiyorsunuz gibi sorularla tanıştık. Kendisinin kullandığı orta demir amortisörlü bisikletle şehir içinde ara sıra bindiğini belirtti. Bizi çorba içmeye davet etti dükkanına ama yeni kahvaltı yaptığımızdan isteğini teşekkür ederek geri çevirmek zorunda kaldık.

20150601_091655

Yolumuzu ve hikayemizi anlatıp çektiğimiz resimleri facebooktan nasıl görebilirim deyip beni takip edebilirsin diye ismimi söyleyince anlamadı. Anlamayınca içimde ki formamda yazan ismimi göstererek anca anladı. Çorbacı’nı  ismi Bekir Yıldıran. Cana yakın ve bizim gibi gezginlerle sohbet hoşuna gitti ama yolcu yolunda diyerek izin isteyip yola çıkmamız gerektiğini belirttik.

20150601_091704

Ana yoldan değil de daha kestirme bir yoldan gideceğiz Korkuteli’ne. Bu yolu pek kullanan yok o yüzden trafik gürültüsünden uzak olmak bizi rahatlatacaktır. Ana yoldan sapınca ilk köy karşımıza çıktı. Hüyük köyü az haneli küçük bir köy. Adını da yanında bulunduğu höyükten almış. Henüz küçük olduğundan köye giriş tabelası resmi değil. Kendileri yaptırıp dikmişler yol kıyısına.

20150601_094038

Bir süre ovada gidiyoruz, 8 – 9 Kilometre civarı, hava açık. Bisiklet sürmek için harika bir gündeyiz. Yağmur yağma olasılığı yok. Yolumuz uzun ve 20 Kilometrelik bir tırmanış yapacağız. Sonrasında Antalya’ya sadece iniş olacak.

20150601_095946

Ova bitti ve tırmanış başladı, vitesler küçüldü, tempo yavaşladı. Şimdilik eğim o kadar fazla değil.

img_0014

Yolda gördüğümüz ilk çeşmede suları tazeleme ve kana kana su içme molası verdik.

20150601_102053

Dün yağmur yağmasaydı büyük bir olasılıkla bu çeşmenin yakınında bir yerlere kamp atabilirdik.

img_0017

Bisikletler dağlara doğru bakıyor, “ne rampalar çıktık, bu rampalar bize vız gelir” der gibiler.

20150601_103424

Rakım yükseldikçe kar çubukları yol kenarında görünmeye başladı. Demek kış aylarında buralara epey kar yağıyor. Araçların yoldan sapmamaları için iyi bir uygulama.

20150601_105442

Kent deresinin yanımızda aktığını görüyorum aşağıya doğru. Dere ta tepeye kadar bizimle beraber.

20150601_110210

Daha önce denk gelmedi ama bisikletle turlara başladıktan sonra fark edebildim “Dikkat tepeden taş düşebilir” uyarı levhasını. İşte tam da uyarı levhasının önünde toprak kayması olmuş, yolun yarısını kapatmış durumda. Toprak kayması yeni olmuş henüz uyarı işaretleri konmamış. Zaten pek te araç geçtiği yok. Karayolları öğrenesiye kadar epey zaman geçecek belli.

20150601_110838

Yolun kıyısında kocaman yuvarlak bir kaya parçası bir anıt gibi duruyor. Yol yapım sırasında dozerin kıyıda bıraktığı belli oluyor.

20150601_111221

Yol kıyısında yıllık otsu bitki mor çiçeklerini açıp baharı karşılamak için. Henüz yaprakları yok ortada.

20150601_111419

Derenin yamacında küçük bir bahçe, bahçenin etrafı ulu kavaklar boy göstermiş. Bahçenin yanında 5 yada 10 dönüm tarla. Ekinler büyümekte, henüz diz boyu. Küçük şirin bir yer, acaba bir köylüyü geçindirmeye yeter mi ? Zannetmiyorum. Kıt kanat, boğaz tokluğuna belki yeter bir kişi için. Büyük bir olasılıkla bahçenin sulaması dereden sağlanıyor. Etrafta pek ağaç ta görünmüyor, sadece küçük çalılar var. Adam çalışmış çabalamış küçük bir cennet bahçesine dönüştürmüş kırsal alanı. Böylelerine saygı duymak gerek. İnsan istedikten sonra neler yapmaz ki…

20150601_112811

Tırmanma devam ediyor, sık sık hem resim çekmek için hem de nefes dengeleme molası vererek çıkmaya devam edeceğiz.

img_0056

Yeni bir ile giriş yaptık, gerçi pek değişik bir şey olmuyor ama sınırlar ve tabelalar durumu belirtiyor. Şimdiye kadar geçtiğimiz iller aklıma geliyor. İzmir den çıktık yola, Manisa, Denizli, Burdur. Şimdi de Antalya sınırlarındayız. Bakalım bundan sonraki il neresi olacak.

20150601_120437

Anadolu’nun bozkır yapısı buraları sarmış durumda. Dağlar, tepeler tamamen ağaçsız bir durumda kıraç. Kıraç olması yerleşim yerinin de olmaması anlamına geliyor. En önemli etken de su kaynakları. Sadece yağan yağmur yada kar ile bitkiler yaşamlarını sürdürüyor. Yol kıyısında çeşme olmaması da bunun göstergesi. Zirveye yaklaştık demektir.

20150601_121959

Önümüzde ki yokuşun son yokuş olduğunu tahmin ediyorum. Bakalım tahminlerim doğru çıkacak mı ?

20150601_123834

Artık yaylada olduğumuzu gösterir tarla ve bahçeler görülmeye başladı. Küçük bir yalak buralarda su kaynağı olduğunu gösterir. Söğüt ağacı ve kavak ağaçları en önemli kanıtı.

20150601_124126

Sonunda en yüksek noktaya çıkmayı başardık. Ali Belindeyiz, rakım 1560 metre. Ferdi ile zaferimizi kutluyoruz. En yüksek zirvemize çıkmanın mutluluğu tüm yorgunluğumuzu alıyor. Zirveye yakın bir yerde Mersin den Yavuz arkamızdan bize yetişti. Salda festivalinde beraberdik, sonradan yola çıkmış. Yükü de yok, Antalya’ya gidiyor bizim gibi. Resmi çekmek için cep telefonumu veriyorum Yavuz’a. Sonrasında gitmesi gerektiğini söyleyip inişte basıp gitti. Bizim ise acelemiz olmadığından etrafı seyrederek, resim çekerek ineceğiz.

20150601_124922

Bizi buraya kadar çıkaran bisikletlerimiz KUZ ve kıytırık övülmeyi hakkediyor. Sorunsuz, sabırla, sessiz buraya kadar çıkardı. Bundan sonra da daha nerelere çıkaracaklar.

20150601_125000

Artık yayladayız ve etrafta yayla evleri aralıklarla görülmeye başladı.

20150601_132038

Yaylanın çimenleri yemyeşil düz arazide. Toroslar alabildiğine uzanıp gidiyor.

20150601_132041

Bu evler de yazlık gibi site şeklinde yapılmış tek katlı. Yaz aylarında Akdeniz’in bunaltıcı sıcaklarından kaçıp serin yaylanın havasında yazı atlatıyorlar. Kış aylarında da kar tatili yapmaktalar ama uzun süreli değil.

20150601_132334

Artık inişteyiz Torosların zirvelerinden bereketli su kaynakları derelerin gürül gürül akmasını sağlamış. İndikçe su çoğalmakta.

20150601_132640

Karasal iklimden Akdeniz iklimine geçtik, Etraftaki çam ormanları bunu belirtiyor. Anadolu’nun iç kısımlarında bozkır havası etkisini burada kaybetmiş durumda.

20150601_133745

Yol kıyısında Ahlat ağacını Armut ile aşılamışlar yoldan gelip geçenler yesinler diye. Armutlar ham, henüz olgunlaşmadığı için yolcu hakkını alamıyoruz.

20150601_140817

Sorumsuz, hayın, ahlaksız bazı kendini bilmez çevre düşmanı cahiller burayı çöp ve moloz ile berbat etmişler. Yazıklar olsun. Hadi bir kaç çöp attin, doğa bunu zamanla yok edecek ama buraya atılmış çöp gören diğer sorumsuzlar devamlı buraya attıkları çöplerle yığın çoğalmakta. Doğa ne yapsın bu duruma. Yazık…

20150601_142052

Çamların arkasında gölet gibi su birikintisi görünüyor uzaklarda. Sonradan bunun Korkuteli baraj göleti olduğunu öğrendim. Demek gürül gürül akan dere boşuna akmıyormuş. Aşağısında kocaman bir barajı besliyor.

20150601_142115

İnişte olmamıza rağmen öyle kendimizi salmıyoruz. Ara sıra durup etrafı resim çekmeden geçemedik. Bisikletlerimiz bizi sakince bekliyor yol kıyısında.

20150601_143311

Korkuteli ufukta göründü, öğle zamanı yaklaştı. Karnımızın acıkması bunu gösteriyor. Bakalım bir varalım da Korkuteli’ne.

 

20150601_143711

Kısa sürede Korkuteli girişine geldik. Artık yeni bir ilin ilk ilçesindeyiz. İlçe bereketli ovaya kurulmuş ve bir çok tarım arazisi yerleşim yeri olduğundan yok olmuş durumda. Yanlış kentleşmenin sonucu. Etrafta dağların yamaçlarında kurulsaydı Korkuteli çayının bereketli ovasında ürün yetiştirilerek Ülke ekonomisine katkı sağlardı. Ama emlakçılar, müteahhit bozuntuları kolay yerde, fazla uğraşmadan düz ayak binaları dikmişler temeli sağlam olmadan

20150601_144821

Şehrin sokaklarında ilerliyoruz yavaşça. Karnımızı doyuracak bir yer bakınarak ilerlerken merkeze yakın, çarşıda hem de yol kıyısında bir lokantaya oturduk. Yemekler nefis ve bol kepçe, porselen tabaklar kocaman öksüz doyuran cinsten. Bir tabakla iki kişi rahat doyar. Hem de hesaplı. Yemek ve bol salata ile karnımızı bir güzel doyurduk.

img_0094

Yemek ağırlığı çökmeden yola çıktık, tabela gideceğimiz yönü belirtiyor. Antalya yönüne sapıyoruz.

img_0095

Henüz şehirde ilerlerken meşhur yanıksı dondurma yazan pastaneyi görünce merak edip durduk. Birer dondurma ısmarlayıp tadının nasıl olduğuna baktım. Dondurma is kokuyordu. Yedikçe tadına varıyorsun, öyle bir şey işte.

20150601_160104_hdr

Benim hoşuma gitti tadı ama Ferdi’nin pek hoşuna gittiğini söyleyemem. “Ne biçim tadı var, safi is kokuyor” diye düşüncesini belirtti. Sıcaklaşan havada dondurma yanık ve is koksa da bir nebze serinletti boğazımı. Garsondan dondurmanın hikayesini dinledim. Hikayesi şöyle ;

“Vakti zamanında dondurma yapmak için süt tenceresini ocağa koyan usta çırağa süt kaynayınca ocağı kapat ve makinaya dök sonra makinayı çalıştır diye tembih edip bir süreliğine dükkandan ayrılmış. Çırak ta süt kaynadıktan sonra kapatmayı unutunca sütün dibi tutmuş. Çırak ne yapsın onca süt boşa gitmesin diye dibi tutmuş süt ile dondurma yapmış. Ustasına çaktırmadan dolaba koyup dondurduktan sonra satmaya başlamışlar. Dondurma öyle dışarıdan kokusu anlaşılmıyor. Usta da dondurmanın tadına bakmadığından anlamamış ilk önce. Dondurmayı alan ilk önce is kokusunu almış ama hoşuna gidince tekrar istemiş. Usta da dondurmayı beğenenlere anlam verememiş. Daha sonra yaptığı dondurma yanıksı is kokusu olmadan yapılınca dondurmayı alan müşteriler ustadan dünkü yanıksı dondurmadan istiyoruz diye söyleyince iş ortaya çıkmış. Çırağından ne yaptığını sorunca çırak ta “Usta sütün dibi tuttu ben de senin korkundan o sütle dondurmayı yaptım ondan olsa gerek” diyerek anlatmış olan biteni. Müşteriler de beğenince yanıksı dondurma ortaya çıkmış.”

20150601_160110_hdr

Korkuteli ana yolunda gidiyorum, hava masmavi, güneş tepede.

img_0096

Korkuteli’nin başka bir meşhur ürünü varmış. Bunu kasabanın çıkışındaki dev mantar heykelinden anlıyorum. Kasabanın çoğu evinde bodrumlarda rutubetli ortamda kültür mantar yetiştiriciliği yapılmaktaymış. Kültür mantarı ile önemli bir gelir kaynağı yaratmış kasabalılara.

20150601_162440

Artık ana yolda, gürültülü trafikle beraber Antalya’ya kadar gideceğiz mecburen.

img_0099

Dağların arasında geniş bir düzlük göründü. Arazi komple tarla olarak ekilmiş durumda. Etrafında, içinde herhangi bir yapı da bulunmamakta. Korkuteli daha geniş bir düzlükte kurulmuş, burada ise sadece tarım arazisi olarak kullanıldığından sevindim. Düşünün bu arazinin binalarla kaplı olduğunu.

20150601_170109

Düzlük bitti, önümüzde hafif bir rampa görünüyor. Daha henüz çıkmadan ön tekerlekte bir çalı takıldığını görüp sol ayağımla atayım diye uzatınca maşa demiri arasında tekerleğin telleri ayağımı kaptı birden bire. Haliyle ayak girince hop yana devrildim bisikletle beraber. Süratli olmamam nedeni ile fazla bir hasar oluşmadı. Hemen ayağımı aradan çıkarıp bisikletimi kaldırdım. Ayağımda hafif bir sıyrık dışında herhangi bir şey yok. Tekrar bisiklete binip yoluma devam ettim.

20150601_174410

Bisikletin bir DEVRİM olduğunu düşünüyorum. İnsanlığın tekerleği bulduktan sonra yaptığı en büyük icat bisiklettir. Kim ne derse desin bisiklet bir DEVRİM dir. Yazılan yazıda TEK YOL DEVRİM yazsa da biz zaten o yoldayız. İşin garip tarafı zaten Devrim’e gidiyorduk.

20150601_180150

Toros dağlarının zirvelerinde bisiklet sürmek ve aşmak güzel bir duygu.

20150601_180438

Hafif olsa da rampa çıkmaktayız bir süredir. Rampanın sonunda iyi bir iniş olacağını tahmin ediyorum.

20150601_183020

Rampa sonunda bitti, Tahtalı belinde 970 metre rakımda durup bir resim çekiyorum. Bu gün ikinci beli aşmaktayız.

20150601_183726

Dağlar fazla yüksek olmasa da yalçın kayalıklarla kaplı dorukların yanından hızla aşağıya bıraktım kendimi. O kadar rampa çıktık artık ödül pedal çevirmeden kendiliğinden inmek.

20150601_184533

Kendimizi öyle salmıyoruz paldır küldür. Torosların her tarafı ayrı bir güzel, sıradağlar alabildiğine uzanınca  manzara sürekli değişmekte. Bu güzellikleri kaçırmamak gerek. Yokuş yukarı çıkarken Ferdimen beni hep geçip beklerken buluyorum. Yükü az olunca ben kıytırıkla tın tın çıkmaktan gerilerden gelerek anca yetişebiliyorum. Ama inişte ağırlık bu kez hızı değiştiriyor, Ferdimenden  daha hızlı iniyorum. Ağırlıktan ivme fazla olunca ben de bırakıyorum. Kıytırık ta ardım sıra ip gibi sarsmadan geliyor.

20150601_184806

Güneş ufukta iyice alçaldı, tepelerin gölgeleri üzerimizde. Çam ormanına vuran güneşin son ışıkları manzarayı daha da güzelleştiriyor. İşte burada Ferdimen tripodu kurarak manzarayı ölümsüzleştiriyor prodüksiyon kurgulayıp. Sanatçı olmak ayrı bir şey.

img_0124

Sonrasında yine kendimi salıyorum, Ferdimene azıcık avans veriyorum önden gitsin diye. Resmini çekmek için durunca ara da açılsa da nasıl olsa yetişirim. Fizik kuralları benden yana nasıl olsa.

img_0125

Dikkat yabani hayvan çıkabilir uyarısı ile karşılaştım. Ceylan çıkabilir uyarısı her zaman karşıma çıktığından alışkınım ama ilk defa domuz çıkabilir uyarısını görüyorum. Demek buralarda fazla domuz var anlaşılan.

20150601_185843

Hızlı ve sert iniş kayaçların derin yarıklarından devam ediyor. Her dönemeç değişik doğal kompozisyon ile karşılamama neden oluyor. O yüzden birden bire frenlere asılıp kısa sürede duruyorum bu manzarayı kaçırmamak için. Resim çekerken de hiç bir aracın kadraja girmemesine dikkat ediyorum.

20150601_190303

Birileri bir yolunu bulmuş ormanın kıyısına molozları dökmek için. Bu duruma pek te engel olunamıyor. İnsanlara ahlak ve vicdan yüklemesi yapılmadan geçeceğe benzemiyor bu hastalık.

20150601_190315

Güneş ışınları ve gölge oyunları sürekli karşıma güzellikleri görmeme neden oluyor.

img_0137

Doğal oluşmuş derin yarıklar biraz kırılarak geçide dönüşmüş durumda.

20150601_190729_hdr

Dağların zirveleri ve gölge oyunları eşliğinde gidiyorum. Anlaşılan Arap yarımadası Anadolu’nun altına girerken kıyıları iyice kabartmış. Bizler bu kabarmayı gözlemleyemeyiz kısa ömrümüzde ama binlerce yıl sonra bu manzaranın değişeceğine eminim.

20150601_191404

Antik kent kalıntılarının kale duvarlarını görünce duruyorum. Yakınlarda bulunan Termessos antik kentine ait olmalı.

20150601_192002

Binlerce yıl önce buradan yol geçtiği anlaşılıyor. Geçit surlarla kapatılmış ve kontrol altına alınarak gelip geçenler öyle kolay Antalya’ya inememiş. Şimdi ise rahatça antik yoldan geçebiliyorum. Nöbetçi askerler yok görünürde.

20150601_192009

Surları geçtikten sonra düzlüğe iniyoruz, artık pedal çevirmeye başladık. Döşemealtı ilçesine geldik, yol ayrımındayız. Aynı zamanda gördüğümüz kale kalıntılarının antik kenti olan Termessos girişi de buradan.

20150601_192328_hdr

Yolumuza düz devam ediyoruz çam ormanı içinden. Yol ormanı ikiye bölmüş durumda, ormanın içine girilmesin diye tel örgü ile kapatılmış. Ferdimen bana ağaçların arasında bir geyik gördüğünü söyledi. Durup ormana bakmaya başladım ama Ferdimenin dediğine göre geyik hemen ağaçların arasında gözden kaybolmuş. Fazla durmanın anlamı yok ilerlemeye başladım, bir taraftan da sürekli ormana bakıyorum. Acaba geyiği görebilir miyim diye. Anlaşılan geyiğin bana görünmeye niyeti yok. Elbet bir gün göreceğime eminim, daha zamanım var demek ki. Umutla bekliyorum.

20150601_192916_hdr

Daha önce geldiğimizi haber vermiştim İlkay arkadaşıma. O da mesaiden sonra arabası ile bizi karşılamaya gelmiş. Tam da Antalya giriş tabelasının önünde. Hasretle kucaklaşıyorum, özlemişiz birbirimizi. Ferdimen ile tanıştırıyorum İlkay’ı.

20150601_194903

İlkay eşyalarımızı almak istiyor ama artık alıştık deyip vermiyoruz. Güneş battı bu ara, akşam olmak üzere. Batarya şarj olmuş, güneş panelini toplatıp çantama yerleştiriyorum Artık endişeye gerek kalmadı, İklay’ın evinde kalacağız.

img_0149

İlkay arabası ile arkadan bizi takip etti bir süre ana yolda. Kestirmeden ara yollara sapınca öne geçerek yolu bize göstererek gidiyoruz. Artık hava zifiri karanlık oldu. Bir de orman yolunda gidiyoruz, asfalt ta bitti. Toprak yolda karanlıkta ormanın içindeyiz. Arka yollardan ormanın içinden geçerek Varsak Karşıyaka mahallesine doğru giderken bir devriye polis arabası bizi durdurdu. Nereye gittiğimizi sorunca Aklımda kalan Karşıyaka mahallesi deyiverdim. Gecenin karanlığında iki bisikletli, iki uzun saçlı görünce karşılarında şaşırdılar tabi ki. Kimliklere baktıktan sonra bıraktılar. İlkay’ı ise durdurmamışlardı. Gelmediğimizi anlayınca beklemiş bizi. Gelir gelmez yolumuza devam ederek İlkay’ın evine geldik. Evleri müstakil, ormanın kıyısında. Bisikletleri bahçeye park edip İlkay’ın annesi, babası ve kız kardeşi bizi sofrada beklerken bulduk. Onlarla tanışıp hemen yemeğe başladık. Karnımız da iyice acıktı doğrusu. Yemeğin ardından kahve takımımı çıkarıp keyif kahvesi pişirip sohbet ederek içtik Akdeniz akşamında.

Sonrasında sıcak birer duş iyi gitti doğrusu. Yatağa huzur ve dingin girmenin rahatlığı ile hemen uykuya daldım

Bu gün biraz fazla yol yapmışız, rampadan daha çok iniş olması nedeni ile bu kadar yol yapabildik.

Bu gün yaptığımız yol 117 Kilometre civarı.

Powered by Wikiloc

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Urim Baba © 2013 Frontier Theme