Simav Eynal Bisiklet Festivali 1. Gün

2 Eylül 2017 Cuma

Simav Eynal – Efir – Eynal

( Görme engelli kardeşlerim için resimlerde betimleme yapılmıştır )

 

Yazdan kalma günler getirirsin kara kış içinde
Bir serçe dala konar gibi güzel her söylediğin
Don vurur kırağı çalar evrenimi
Yüz güvercin pırr demiş uçmuş gibi ürkerim her gidişinde

Kulağımı çınlatan, aşımı kotaran, söküğümü diken
Od düşer su serpersin içime
Şaşırsam seni duyarım
Deniz kıyılarısın ağustos güneşinde

Arif Damar

 

Hayallerinin peşinde koşmalı, her sabah kalktığımda hayaller kurarım. Hayallerim bisiklet turları. Kış aylarında kurduğum hayallerde yıl içinde yapacağım bisiklet turlarını üç aşağı beş yukarı belirlerim. O yıl ona göre turlara katılmaya çalışırım. Bazen evdeki hesap çarşıya uymuyor. Ya da olmadık zamanda beklenmedik festivaller de olmuyor değil. Yine beklenmedik bir festival haberini alır almaz festivali düzenleyen Simav’lı Öğretmenlerimizden Şeref Aldemir ile iletişime geçerek Simav Eynal Bisiklet Festivaline katılmaya hak kazandım. Bu olay kısa sürede oldu ve gelişti. Hemen hazırlıkları yaptım. Bu kez kendi arabamla gideceğim. Festivale katılacak olan İzmir den sevgili arkadaşlarımdan Baattin Şimşek ve Atilla Özakdağ ile birlikte üç bisikleti bisiklet taşıyıcısına  bağlayıp yola çıktık. Ankara yolundan gitmeyi planlıyordum ama sohbet sırasında bir baktım İstanbul yoluna girmişiz. Eh ne yapalım artık gitmediğimiz yollardan Simav’a  gideceğiz. Akhisar dan sağa köy yollarından sakince giderek Simav’a vardık.

Akşam olmadan Bizi Şeref Öğretmenim karşıladı kamp alanında. Kamp alanı Simav dışında belediyenin işlettiği Eynal kaplıcaları. Çadır alanı olarak futbol sahasının yeşil çimenleri. Arabadan bisikletleri indirip Çadırları kuruyoruz. İlk gelen biz olduğumuz için en uygun yere konuşlanıyoruz.

Tel çitlerle çevrili futbol sahası, iki çadır kurulu. Biri daha çadırını kuruyor. Pembe boyalı büyük bir depo gibi bina ve ardı alçak tepeler. Futbol sahası çimen ekili, saha etrafı kırmızı toprak dökülü koşu yolu.

20160901_161248_HDR

Simav da ilk defa düzenlenen bisiklet festivalini Öğretmen Şeref Aldemir organize ediyor. Tüm hazırlıkları, rotaları kendisi yapıp Simav belediyesinden de desteğini alarak ücretsiz yapıyor. Hem Simav’ı hem de Eynal kaplıcalarını tanıtım amaçlı yapılarak turistleri buraya çekme gayreti var. Eynal kaplıcaları ve tesislerini Belediye kendi işletiyor. Kaplıcaların yanı sıra spor sahaları da var. Tenis kortları, basketbol, voleybol ve futbol sahaları yapılıp çeşitli spor karşılaşmaları yapılmakta. Çevre, sahalar ve termal hamamlar gayet temiz ve bakımlı. Bu festivali hazırlayan Şeref Aldemir’e ve  destekleyen Simav belediye başkanı Süleyman Özkan’a teşekkür ederim.

Tenis kortunun tel çitlerine pankart asılmış. Pankartta yazan; Simav Eynal Bisiklet Festivaline Koş Geldiniz Süleyman Özkan Simav Belediye Başkanı. Pankartın kıyılarında belediye logosu ve bisiklet resmi.

20160901_163327_HDR

Kampımızı kurduktan sonra karnımızı doyurmak için Simav merkeze gideceğiz. Merkeze giderken ilk lastik patlağını görünce durup resmini çekiyorum. Lastiği patlayan pek anlamadığından Atilla Özakdağ lastiği onarıyor. Atilla elinde tekerlek kaldırımda bana bakarken.

20160901_170647_HDR

Simav merkeze geldik, kocaman bir ağaç bizi karşılıyor. Boyu 20 metreyi aşmış bu güzel ağacı kadraja sığdırabilmek için biraz gerilerden çekmek zorunda kaldım. Araya görüntü kirliliği yapan bir kaç araba da giriyor ama yapacak bir şey yok.

20160901_175807_HDR

Çarşıyı bisikletle şöyle bir dolaştık. Tarihi çeşme sokak arasından altın rengiyle ışıldıyor.

20160901_175844_HDR

Başka bir yerde dış kısmı 8 kenarlı, içinde camekanlı şadırvan, üstündeki çatı çıkıntısından dolayı abdest alırken yağmurdan ıslanmazsın. Çeşmelerin olduğu kısım mermer, su deposu camekandan yapılmış.

20160901_175949_HDR

Üstünde konik çatı ile örtülmüş, şadırvan kısmı ise süslemeli cam ile kaplanmış. Saymadım ama 16 tane çeşme olabilir. Çeşmeli kısım mermer kaplı. Etrafta ağaç gövdeleri ve bir salkım söğüt çarşıyı süslüyor.

20160901_180109_HDR

Çarşıda sokaklar trafiğe kapalı, dar ve zemin Arnavut kaldırım taşı döşeli. Binalar ikişer katlı, altta dükkanlar.

20160901_180331_HDR

Çınar ağacı çarşıya sığmamış caminin üstü ve sokakları kaplamış. Dört bisiklet tekerlekli çerçi arabasında yok yok, her şeyi sığdırmış. Arabanın üzerine de naylon kaplayıp ani bastıran yağmura karşı koruyor mallarını.

20160901_180528_HDR

Karnımızı bir lokantada doyurduktan sonra kamp alanına döndük. Çadırların önünde oturup sohbet ederek zamanın nasıl geçtiğini anlamadık bile. Rakımın 800 metrelerin üzerinde olması gecenin serinliğini fazlasıyla getiriyor. Üzerimize kalın bir şeyler giyerek iyice serinleyen havada üşütmeden oturduk. Uyku kapıya gelmiyor çadırlarda, gözlerin ağırlaşıp kısılmasından anlıyoruz uykunun geldiğini. Çadıra girip bir güzel uyudum sabaha kadar. İlkbahar dan beri çadırda kalmadım yaz boyu. Özlemişim düz yerde yatmayı.

Sabah erkenden kalkıyorum, etrafta gece çadır kuran ve yeni gelenlerle saha dolmaya başlamış bile. Her sabah olduğu gibi elimi yüzümü yıkadıktan sonra ilk işim kahve pişirmek. Kahve içmeden güne başlamamalı. Yanımda olanlar kahveden faydalanıyor. Kimisi aç karnına kahve içemiyor. Saat 08 civarı kahvaltı başladı. Kahvaltının ardından açılış konuşması ve katılımcılara sertifikalar verilmeye başladı Şeref Aldemir tarafından.

Masalara katılımcılar oturmuş isminin okunmasını bekliyor. Şeref Aldemir de elinde mikrofon ile isimleri tek tek okuyor.

20160902_084745_HDR

Belediye başkanı Süleyman Özkan gelip konuşmasını yapıyor bizlere. Ardından Şeref Aldemir de desteklerinden dolayı teşekkür edip sertifikasını sunuyor belediye başkanına.

20160902_084754_HDR

Konuşmalar, sertifikalar faslı bittikten sonra bisikletlere binip şehir merkezinde doğru gitmeye başladık. Yaklaşık 100 bisikletçiyi gören Simavlılar meraklı bakışları arasında yanlarından geçip merkezdeki meydana geldik. Caminin önünde  topluca resim çekiliyoruz. Meydanda ipe asılı kocaman bir Türk bayrağı ve Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir yazılı bayrak ta asılı. Caminin bir köşesinde de büyük bir Türk bayrağı var.

20160902_104243_HDR

Ben de çekilenler arasına oturup yandan katılımcıların resimlerini çekiyorum çaktırmadan. Bir sıra yere çömelmiş, bir sıra ayakta.

20160902_104319_HDR

Resim çekildikten sonra şehirden ayrılıp köy yoluna saptık. Köy yolları genellikle sakindir pek araba geçmez. Ayrıca  bolca ağaç görmek olası. Geçtiğimiz yolda kocaman kavak ağaçları yolu tamamen gölgede bırakmış.

20160902_110125_HDR

Simav’ı çıktıktan sonra yakın olan ilk köy olan Yeşilköy’e geldik. Köyde kış hazırlıklarına başlanmış. Evlerin önünde, yol kıyısında güneşte kurumaya bırakılmış tarım ürünleri yere serilerek kurutuluyor. Kurutulanlar dan birisi de mısır. Sarı koçanlar kaldırım ve parke taşlarına gelişigüzel serilmiş.. Sanırım 60 Litrelik, beyaz boş bidon mısırların yanında duruyor. Yeşil beyaz bir basketbol topu da arkadaki eşyaların yanına konulmuş.

20160902_110827_HDR

İncir meyveleri de kaldırıma serilip kurumaya bırakılmış.

20160902_110830_HDR

Mor mürdüm erikleri de öyle serili. Kış aylarında meyve yemek için kurutulup saklanıyor kaplarda. Sert geçen kış aylarında pek iş olmaz, etrafı kar kapatmış. İş olmasa da enerjiye vitamine ihtiyaç var. Tazesi çıkasıya kadar kuru meyvelerle idare edilecek kış boyu. Görüntüde ters çevrilmiş meyve kasasının üzerine oturmak için minder konulmuş. Sağ tarafta da el arabası dikine duruyor.

20160902_110842_HDR

Az ilerde iki borusu olan kuzine duruyor. Sanırım yemek yapmak ve kış için reçel kaynatmak için kullanıyorlar. Yakacak sıkıntısı yok buralarda. Dağlar odun dolu ve bedava. O yüzden her şeyi odun ateşinde kuzinede yapıyorlar kış hazırlıklarını.

20160902_110846_HDR

Köyün içinden geçen yolda iki bisikletçi bisiklet sürüyor. Yolun kıyısında tek tük evler dağınık ve bahçeli. Her evin bahçesinde meyve ğaçları var. Meyve ağaçları evlerin beton kısımlarını örttüğü için çirkin görünmüyorlar. Evler en çok iki katlı.

20160902_110854_HDR

Kimi ev tarihi, taş duvarlar ve kalın ağaç kütüklerden iki katlı olarak yapılmış. Eski bir ev olmasına karşı ustalıkla yapılmış düzgün bir ev. Alt kat ahır yada depo, kapısının geniş ve kanatlı olmasından belli.

20160902_110955_HDR

Köyün başka bir evin avlusunda açıkta bir ocak görüyorum. Kalın demirden yapılmış büyük bir sacayağı. Sacayağının üzerinde alüminyum büyük bir kapağı kapalı kazan. Kazan kaynıyor anlayacağınız odun ateşiyle. Kazanın alt ve yanları isten kararmış. Kapağına alev ve duman gelmediğinden kararmamış kendi renginde. Kazanın hemen yanında 18 kiloluk yağ tenekesi ateşin ısısından faydalanıyor gibi konulmuş. İçinde ısınsın diye su konmuş olabilir. Ateşe yakın olan yüzey isten kararmış. Diğer yan çamurlu ve rengi solmuş durumda. Sacayağının altında üç dal parçası yanıyor ağır ağır. Dalların uçları köz olmuş, yanlarda küller. Yandıkça dal parçaları ileri sürülerek ateşi devamlı besliyorlar. Ocağın yanında da ayçiçeği yağ tenekesi 18 kiloluk. Markası Kula ve ayçiçeği resimli. Solda plastik mavi leğen.

20160902_111209_HDR

Herkes kendi temposunda gittiğinden grupta kopmalar oluyor. Grubu toplamak için ara sıra bekliyorlar. Ağaçların gölgesinde bekleyen bisikletçilerin resmini çekiyorum.

20160902_111537_HDR

Yol kıyısında olgunlaşmış erik ağaçları görünce durup bir kaç tane yiyorum. Kırmızı erikler nefis. Dalında yeşil yapraklar arasında kırmızı erik meyveleri.

20160902_111605_HDR

Düzlük bitti, sıra geldi yokuşlara. Önde yokuşu çıkmaya başlayan bisikletçileri resmediyorum. Tam karşıda bir tepe görünüyor.

20160902_112044_HDR

Yol kıyısında böğürtlenleri görünce duruyorum. Buraların böğürtlenleri iri ve lezzetli olur. Böğürtlenlerin kimisi yeşil, kimi kırmızı renge dönüşmüş. Kimisi de olgunlaşıp kararmış yenmek için. Doğadaki canlılar bu olgunlaşmış böğürtlenleri yiyorlar. Yakından dalındaki böğürtlenlerin resmini çekiyorum.

20160902_112153_HDR

Ben de nasibimi alıyorum böğürtlenlerden. Avucumda birkaç tane siyah böğürtlen meyvesi. Böğürtlen tadı nefis, vitamin ve enerji deposu. Dalından taze koparılmış ve iri.

20160902_112231_HDR

Yokuşu bir çırpıda çıkıyoruz, etraf ağaçlarla kaplı. Yüksek bir dağ var önümde. Ağaçların arasında kavaklar uzun boyları ile dikkati çekiyor.

20160902_112429_HDR

Hava sıcak, mola yerinde bir parça karpuz bizleri serinletiyor. Belediye görevlilerinden birisi elinde yarım dilim karpuzu bana uzatıyor yiyeyim diye. Teşekkür edip karpuzu alırken resmini de çekiyorum.

20160902_114620_HDR

Dağların engebeli yerlerinde bir çıkıyoruz bir iniyoruz. Çam ormanı içinden geçen yolda bisikletlerle çıkıyoruz yokuşu.

20160902_115454_HDR

Yokuşu çıkarken durup arkadan gelenleri de çekeyim dedim bir poz. Yokuşta zorlananlar bisikletten inip yürüyerek çıkıyorlar. Yol kıyısında dikdörtgen küçük bir yol tabelasında kırmızı renkte sağa ok ucu işareti yapılmış ama yol düz gidiyor. Neden konmuş anlamadım bu işareti.

20160902_120142_HDR

Kalem gibi düz çam ağacı gövdeleri ormanın derinliklerine doğru gidiyor.

20160902_122919_HDR

Biraz yükseklere çıkmışız, manzaradan belli oluyor. Dalgalı tepeler geniş bir alanda uzaklara kadar sıralanmış.

20160902_124035_HDR

Yaz aylarının son günlerinde meyvelerin tümü olgunlaşmış. Bunlardan birisi de elma. Bir tarafı kızarmış elma dalında beni ye diyor. Ben de tabiat ananın sunduğu bu elmanın isteğini yerine getiriyorum.  Sert sulu, nefis tadıyla afiyetle yiyorum.

20160902_124115_HDR

Hafif iniş ve çıkışlar devam ediyor. Burada tarlalar ve meyve bahçeleri var.

20160902_130036_HDR

Bu meyve bahçelerinden birisi de elma ağacı bahçesi. Dallarında bir çok elmalar olgunlaşmış toplanmayı bekliyor.

20160902_131010_HDR

Küplüce köyüne geldik. Adından da anlaşılacağı üzerine kocaman bir küp köyün meydanına konulmuş. Küp devasa boyutta. Kalın borulardan ayak yapılıp üzerine konulmuş.

20160902_131540_HDR

Eski kerpiç köy evleri tek katlı ve şirin görünüyor çatıdaki kiremitlerle. Evin arkasında da kısa minareli küçük bir cami. Caminin kubbesi yok, normal kiremitli çatı yapılmış.

20160902_131603_HDR

Yol kıyısında kum yığınının üzerine çıkmış dört kız bir oğlan geçen bisikletlere el sallayıp selam veriyorlar. Ben de durup selam vererek resimlerini çekiyorum. Onlar da bana ellerini sallayıp bağıra çağıra selam veriyorlar. Çocukların neşesi o kadar candan ki imreniyorum onlara ve bağıra çağıra karşılıklı el sallıyoruz. Soldaki çocuğun üzerinde pembe tişort, yeşil eşofman, yanındaki oğlan çocuğu mavi uzun kollu tişort, siyah pantolon, ortadaki kızın pembe tişort, siyah don, diğer kızın enine kırmızı çizgili beyaz tişort, gri don, en sağdaki kız da yeşil uzun kollu tişort sarı renkli çiçekli don. Çocukların elbiseleri rengarenk.

20160902_134111_HDR

En yüksek tepeye çıkınca manzarayı ve etrafı seyrediyorum. Bisikletim KUZ ve aşağıda birazı görünen gölet manzarası.

20160902_134519_HDR

Sert iklim ve yüksek rakımlı yerlerin meyveleri başka olur. Deniz seviyesinde göremezsin. Bunlardan birisi MUŞMULA. Çoktandır, neredeyse çocukluğumdan beri muşmula ağacı görmedim desem yeridir. Muşmula ağacını görünce seviniyorum, hele dalında olgunlaşmak üzere olması. Biraz daha zaman geçmesi gerekiyor olgunlaşması için. Ama tadını almak için bir tane koparıp yiyorum. Sert ve tadı yerinde değil. Olgunlaşınca tadı nefis oluyor muşmulanın.

20160902_140417_HDR

Düden mesire yerine geldik, burası bir gölet. İnsanlar piknik yapmaya geliyorlar. Devlet su işleri ve orman bakanlığı ortaklaşa yaptığı mesire giriş yeri yuvarlak ağaçlardan yapılmış. İki yanda dörder dikme odun yan ve çapraz çakılarak üstte çatı kısmı tutuyor.  Ağaç tahtalara sarı renkte Düden mesire yeri yazısı yazılmış. Mesire yeri ama üç katlı beton bina ormana ve mesire yerine hiç yakışmamış.

20160902_140635_HDR

Göletin gökyüzünden aldığı mavi renge yosunların yeşil rengi karışarak turkuaz rengi ile harika görünüyor. Göletin kıyılarında sazlıklar kaplamış. Etraf ağaçlı tepeler sarmış durumda. Mavi gökyüzünde bir kaç beyaz bulut manzarayı tamamlamış.

20160902_140748_HDR

Göletin etrafı çam ağaçları ve biz bu çam ağaçlarının arasında toprak yolda göleti dolanıyoruz. İçimize taze çam kokusu ile birlikte bol oksijen çekiyoruz.

20160902_141041_HDR

Sazlıkların arasından göletin durgun suyunun resmini çektim.

20160902_141311_HDR

Bisikletim KUZ da resim çekilmeyi hak ediyor. Gölet manzaralı onun da resmi oluyor böylece.

20160902_141546_HDR

Göletin etrafını tavaf ettikten sonra yemek arabası buraya kadar geldiği için acıkan karnımızı doyuruyoruz. Derin dikdörtgen büyük kaplarda yemeğimizi kepçelerle veriyorlar bolca. Kimse karnım doymadı diyemedi, yemek bol ve dağıtan aşçı da sevimli olunca.

20160902_143846_HDR

Yemek arası bitip dinlendikten sonra Simav’a doğru dönüşe geçtik. Grup fazla dağılmadan ara sıra bekleyip yola öyle devam ediyoruz. Bir grup bisikletçi beklerken görünüyor.

20160902_150050_HDR

Pazarlar ilçesine geldik, tabelada yazdığı kadarı ile 3300 nüfusu var. Küçük bir ilçe.

20160902_151202_HDR

Pazarları geçtikten sonra ana yola çıktık. Simav’a 25 Kilometre var. Yol kıyısında aralıklı ikişer, üçer uzun kavaklar eşliğinde gidiyoruz.

20160902_154239_HDR

Ana yolda araç trafiği fazla olunca hızlı yol alıp kısa sürede Simav’a geldik. Evler, apartmanlar giriş tabelası ile başlıyor. Tabelada yazan 25500 nüfus Simav’ın fazla kalabalık olmadığını gösteriyor.

20160902_172453_HDR

Merkeze girmeden doğruca kamp alanına gidiyoruz. İlk önce Eynal köyüne geldik. Tabela öyle gösteriyor. İlerde daha büyük bir tabelada ise Hız sınırı bölgesi 50 kırmızı daire içinde yazılmış. Uyarı bizler için değil, arabalar için.

20160902_175304_HDR

Çadırların yanına gelip terli olan çamaşırları çıkararak su donumu ve peştemalimi alarak doğru hamama giderek sıcak su içinde tüm kirlerim den arınıyorum. Hamamın suyu çok sıcak ve içerisi buhardan nem oranı fazla olunca içeride çok kalamadan çıkıyorum. Terli çamaşırları da yıkıyorum. Temiz elbiselerimi giyiyorum. Buraları geceleri serin olduğundan ceket, pantolon giydim. Fazla zaman kaybetmeden arabaya binip yakın olan Gediz’e geldim. Gediz de sevgili halam oturuyor. Az kalan büyüklerimden birisi olan halama bu kadar yakın olmam onu ziyaret edip sevindirmeliyim. Beni karşısında görünce çok sevindi. Hasretle kucaklaştık sevgili halamla. Sık sık görüşemediğimizden hatır sormalar, evdekiler nasıl, neler oldu, ne yapıyorsun birbirimize anlattık. Konuşmasak ta yanında durmak bile benim içim çok değerli. Beraber bir resim çekiliyoruz halam ile birlikte.

20160902_213027_HDR

Kuzenim ve oğlu da yanımıza gelip resim çekiliyoruz birlikte. Kuzenim de geldiğimden dolayı çok sevindi.

20160902_213637_HDR

Akşam yemeğini kamp alanında yemeden çıktığım için kuzenim bir şeyler hazırlayıp sofrayı hazırladı. Yemeği yerken bol bol sohbet ederek zamanın nasıl geçtiğini fark etmedik bile. Kahve, çay derken gece ilerledi, izin isteyerek arabaya binip Simav’a kamp alanına geldim. Çoğu arkadaş uyumuş bile. Gecenin serinliği çadırların üstüne çökmüş. Ben de fazla ses çıkarmadan çadırıma girip mutlu bir durumda uykuya dalıyorum.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 62 Kilometre civarı

Aşağıda yaptığımız yolun haritası var.

Powered by Wikiloc

1 Comment

Add a Comment
  1. Ne güzel anlatmışsın simav ı ve güzergâhtaki beldeleri .Yolları. Gitmeyen gitmiş gibi ve gelmek isteyecek buralara.Bekleriz dostlar. Sellamlar insan hası kahve uzmanı gönül dostu urimbaba.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Urim Baba © 2013 Frontier Theme