Büyük Taarruz 4. Gün

8 Eylül 2015 Salı

4. Gün

Dağlar aydınlanıyor.
Bir yerlerde bir şeyler yanıyor.
Gün ağardı ağaracak.
Kokusu tütmeğe başladı:
Anadolu toprağı uyanıyor.
Ve bu anda, kalbi bir şahan gibi göklere salıp
ve pırıltılar görüp ve çok uzak
çok uzak bir yerlere çağıran sesler duyarak
bir müthiş ve mukaddes macerada, ön safta, en ön sırada,
şahlanıp ölesi geliyordu insanın.

Nazım Hikmet RAN

Kurtuluş Savaşı Destanı Şiiri

 

Turgutlu kasabasının en büyük sorunu motorlar. Öyle ki bütün gece serseri mayınlar gibi motor homurtuları ile dolaşıp durdular. Serserilerin uykusu da yok ve sadece gürültü yapmaktan başka bir şey bilmiyorlar. Babalarından öyle görmüşler, açıkçası kültürleri böyle. Kamp yerimiz yeşil alan dere kenarı olunca motor gürültüleri yüzünden pek rahat uyudum diyemem. Sabah güneş doğmadan uyanıyorum, çadırımdan sabahın seher manzarası böyle.

20150908_065739_HDR

Uyanır uyanmaz elimi yüzümü yıkadıktan sonra hızlıca çadırı toparlayıp eşyaları kıytırığa yükleyiverdim.  Harekete hazırım, sabah kahvaltısını yine aş evinde bir güzel yapıyoruz. Aş evi belediye sebze meyve hali içinde. O yüzden bisikletle gidip gelmek en iyisi.

20150908_071618_HDR

Kahvaltının ardından herkes hazır olunca yola çıkıyoruz. Ana yola çıkmadan direk dağların eteklerine doğru gidip köy yollarından gideceğiz. Zaten eski yol oralardan geçiyor. Büyük Taarruz da askerlerimiz de bu yoldan gitmişler.

20150908_091829

Yol köy yolu olsa da trafiği epey hareketli, yol dar olunca dikkatli gitmek gerek.

20150908_091835

Yaz sonları, Eylül ayına yeni girdik. Yaz boyu yağmur yağmayınca tarlalar sararmış otlar ile kaplanmış durumda. Bozkır görünümünde ortalık.

20150908_092806

Bu yoldan ilk defa geçiyorum, şimdiye kadar hep Ankara ana yoldan gidip geldim araba ya da otobüs ile. Bisiklet olunca iş ve yol değişiyor Etraf yeşillikler altında gözüm gönlüm açılıyor resmen. Oysa ki ana yolda fabrikalar ile kaplanmış bunun getirdiği kamyon, tır trafiği alabildiğine armış ve gürültülü. İyi ki bu yoldan geliyoruz.

20150908_100308

Yolun iki tarafı da bahçeler ve ağaçlardan yeşil bir örtü ile kaplanmış durumda. Resim çekmek ve nefis incirlerin tadına bakmaktan grubun arkasında kaldım. Olsun gidilen yer belli, nasıl olsa yetişirim onlara. O yüzden acele etmiyorum. Doğanın keyfini çıkara çıkara yol alıyorum.

20150908_100812_HDR

Bizimkiler Bağyurdu köyünde mola vermişler. Ben de bisikleti park edip bir çay içecek zamanı buluyorum.

20150908_104258

Çaylar içildikten sonra tekrar yola çıkıyoruz, yol benim için çok güzel. Yolun keyfinden ne zaman Kemalpaşa kasabasına geldik anlayamadım. Kasabanın yukarılarında bulunan Kültür evine doğru yöneldik.

20150908_104305

Kültür evinin önüne bisikletleri park edip içeri giriyoruz hep beraber.

Mustafa Kemal Atatürk’ün İzmir’e girerken konakladığı bir kasaba olmasına borçlu olan Kemalpaşa, 25.000 nüfuslu, tarihi özellikleri güçlü bir yerleşme… Tarihi öneminin odakları, sırasıyla, MÖ 1450 tarihli Hitit-Batı Anadolu kavimleri arasındaki savaş ve bu savaşın anısına dikilen (Hitit prensini simgeleyen) Karabel isimli büyük bir kaya anıt; MS 13.Yüzyıl’da Latin İşgalinde İstanbul’dan göçen Bizans Hanedanı’nın kurduğu Nymphaion, kenti ve kente ait Laskarisler sarayı; Osmanlı dönemi yapıları ile Nif Dağı ve mitolojik Nif çayının oluşturduğu doğal güzelliklerden oluşmaktadır.

20150908_114724_HDR

16 Mayıs 1919 tarihinde Yunan işgaline uğrayan “Nif” şehri daha sonra 8 Eylül 1922 sabahı Savandağ Mevkiinde yapılan küçük bir çarpışmayı müteakip Türk askerleri tarafından saat 15:00’te kurtarılmış ve Hükümet Konağına Bayrağımız çekilmiştir. Büyük kurtarıcımız Atatürk 8 Eylül 1922 günü İlçemize gelmiş ve o zaman düşman karargahı olan ve halen Askerlik Şubesi olarak kullanılan binada geceyi geçirmiştir.

20150908_114752

Mustafa Kemal’in karargah olarak kullandığı binada yattığı yatak ve eşyalar günümüze kadar iyi korunarak sergilenmekte. Yatak ve özel eşyaları.

20150908_114839 20150908_114846

Askerler geceyi beklediler, 
Bozkır gecesini. 
Sıcak toprak üstünden 
Bir buğu yükseliyordu 
Yıldızlara baktı Hasan Çavuş 
Dedi: “emme de parlak bu gece” 
Bir sigara yaktı 
Mangasından tekmil getirdi Memiş Onbaşı: 
Aydınlı İsmail’in bacağında sızı varmış, 
Tireli Hüseyin sabaha kadar uykusuz kalmış. 
Bodur Ali ah diyor bir memlekete gitsem, 
Yine hafiften bir türkü tutturmuş, 
Giresunlu Rüstem. 
Tüfeği elinden düşmez Bergamalı Ahmed’in, 
Avrat, tüfek, at, 
Namus sözüdür, diyor 

Arif Hikmet PAR

20150908_114855 20150908_114904

Zamanımız epey var, müzenin önünde toplanıp resim çekiliyoruz. Ardından gölgelik yerde oturup dondurma ile serinlemeye çalışıyoruz.

20150908_120155

Öğle yemeği için Büyük Taarruz turuna sponsor olan lions kulübünden birisinin fabrikasında öğlen yemeği yiyoruz. Yemekten sonra ana yola çıkınca trafik polis arabaları eşliğinde yola çıktık. Polisler yolu tamamen kapattılar ve Belkahveye kadar da bir tane araba bile salmadılar. Aslında gereksiz yere kapattılar. Yol iki şerit gidiş, emniyet şeridi de geniş. Tek şeridi kapatsalardı bize yeter de artardı bile. Topu topu 25 kişiyiz zaten, eskortluk eden arabamız ile karayolunda fazla yer de kaplamıyoruz. Sadece bir tır alanı kadar yerde gidebiliriz. O gün de neredeyse fırtına şiddetinde lodos rüzgarı tam karşıdan esmekte. Rüzgara karşı pedal çevirmek te zorlaşınca 10 Km/h ile gidiyorum. Sadece ben arkada o da emniyet şeridinde gitmeme rağmen polis arabaları arkamda bir tane bile araba bırakmadılar. Böyle yavaş yavaş Belkahveye kadar rüzgara karşı pedalladım zar zor. Belkahve park alanına girince serbest kalan arabaların homurtuları korkunçtu. Belki 1 saatten fazladır tın tın yol aldılar ve neden bu kadar yavaş geldiklerini bilmeden sinir olmuşlardır. Haybeye araç birikimi olduğu için boşa giden akaryakıt ve işine yetişemeyen sinirli sürücüler için üzgünüm. Polislere o kadar yolu açın ben giderim desem de önüm bomboş olan yolda ilerlemek canımı sıktı biraz. Elimden bir şey gelmedi ne yazık ki.

20150908_160150

Ben ve trafik rahatlayınca bisikletimi park ediyorum alana. Etrafı şöyle bir kolaçan ediyorum.

20150908_160413 20150908_160843

Mustafa Kemal Kurtuluş savaşında Büyük Taarruzun son günü İzmir girişinde ki tepede son molasını veresiye kadar kahvesini hep sade içmiştir. Önemli işler ve çetin geçen savaşta uyanık kalmak, düzgün karar vermek temiz ve duru düşünce olması için kahve ile gerçekleştirmiştir. Artık iyice dağılmış Yunan ordusu ardına bakmadan yıldırım gibi gelen Türk ordusundan biran önce kurtulmak için kendini denize atması an meselesi. Bunu bilen Mustafa Kemal İzmir’e girmeden önce son gecesini burada (sonradan adı Belkahve olacak) kahvesini bol şekerli içerek rahat bir şekilde uyumuştur çadırında. Artık savaşın sonuna gelinmiştir ertesi gün düşman denize dökülecektir.

Çadırı İzmir’e bakacak şekilde kurduktan sonra kahve takımımı çıkarıp bol şekerli kahve cezvesini ocağa sürüyorum. Yanımda şanslı 3 kişi daha var. Onlarla paylaşıyorum ve Büyük Taarruz bisiklet turunun sonuna gelmenin rahatlığı ile kahvelerimizi keyifle içiyoruz İzmir’ karşı.

20150908_163333

Alanda bulunan bir kaç yeşil alana çimenlerin üzerine çadırları kurduk.

20150908_170435

Mustafa Kemal’in dev heykelinin dibinde merdivenlerde toplanıp resim çekiliyoruz.

20150908_182123

İzmir den bisikletçi arkadaşlar da bu akşam Belkahveye geleceğimizi bildiklerinden bizleri ziyarete geliyorlar. Bu tarafa geçiş biraz sorunlu olduğundan dikkatlice geçmeye çalışırlarken resimlerini çekiyorum.

20150908_184129

Akşam yemeğinden sonra henüz güneş batmadan turda olan arkadaşımız Ertuğrul Arda evine gidip seyyar buzlukta bizlere sürpriz yaparak kutlamamıza neşe içinde votka limonata ile kadehleri kaldırdık şerefimize. Muhabbetimiz artsın hep birlikte herkesin kendi bardağı kendine yetiyor.

11990462_10153571129333762_3246330871442990717_n

Hava karardıktan sonra İzmir’in muhteşem ışıklarını bir süre seyrettim. Bu şehri olduğu gibi seviyorum, kalabalık sakinliği, gürültülü sessizliği, kargaşalı duruluğu, Lodosu ayrı, Meltemi ayrı. Poyrazın soğuğu ile Karayelin serinliği hep içimi ısıtmıştır. Havası kalleş olsa da insanları kalleş değildir. Oldum olası sevmişimdir güzel İzmir’i, körfezi mavisiyle.

İzmir’in dağlarında çiçekler açar.
Altın güneş orda sırmalar saçar.
Bozulmuş düşmanlar hep yel gibi kaçar.
Yaşa Mustafa Kemal paşa,yaşa;
Adın yazılacak mücevher taşa.

20150908_225022

Şimdiye kadar yüzlerce geçmişimdir Belkahveden ama ilk defa kalıyorum burada. Hem de çadırda. Evim 20 Kilometre ötede olsa da bisikletin dünyamı değiştirdiği burada çadır kurup kalmamdan belli. İyi ki de bisikleti tanımışım, dünyasına girmişim. Bir çok ilk olayı yaşıyorum ve yaşamaya da devam edeceğim sağlığım elverdiğince. Bu gece çadırımda daha da mutlu bir şekilde uyuyacağım kesin.

İzmir düşlerimde olacak

Bu gün yaptığımız yol 45 Kilometre civarı.

Powered by Wikiloc

1 Comment

Add a Comment
  1. Her zaman olduğu gibi çok çok keyif alarak okudum.Benim de katıldığın bu kültür turu inanılmazdı.Hayatıma farklı bir yön verdi.Teşekkürler.Kaleminize kuvvet Urim Baba.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Urim Baba © 2013 Frontier Theme