Etiket arşivi: ataol behramoğlu

8. Az Bilinen Antik Kentler Bisiklet Turu 2. Gün

21 Nisan 2019 Pazar

( Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır )

Foça – Karaburun – Balıklıova – Ildırı

 

Ağaç demiş ki baltaya
Sen beni kesemezdin ama
Ne yapayım ki sapın benden
Bak şu ağacın bilincine sen
Ölen ben, öldüren benden

Ruhi Su

 

Öne çıkmış olan görsel. Üç kişi bisikleti sürerken birbirine kolları omuzlarda tutuşmuş halde.

DSCN7077

Gece biraz serin olsa da rahat bir uyku uyudum sayılır. Her zamanki gibi erkenden kalkıp eşyaları ve çadırı toplayıp kıytırığa yükledim.  İlk işim fotoğraf makinemi boynuma asmak oldu. Bazen umulmadık manzaralar çıkıyor karşıma. Havada pek rüzgar yok, ortalık sakin. Yelkenli tekne denizde yelkeni açık olarak demirlemiş.

DSCN7005

Sabah kahvaltısını birlikte yaptık, Herkesin çadırlarını toplayıp hazır hale gelmesi için uyarıları yaptıktan sonra vapur hareket saatine kadar Foça kalesini gezmek için yola çıktık. Foça’da mendirekli liman yok, gerek te duyulmamış, çünkü doğal bir liman durumunda. Bu yüzden denizden gelecek dalgalar olmayınca yelkenli yatlar kıyıda bağlanıp demirlemiş.

DSCN7006

Foça belediyesi kordondaki gezinti yerine bir tekne koymuş. Hem yelkenli hem de birer düzineli kürekle gidebilen eski bir tekne. Tekne siyah boyalı tamamen ve yerde sabit duruyor. Kıyıya bağlı bir çok tekne de var. Sahiplerinin gelip binmesini bekliyorlar.

DSCN7007

Tarihi Foça kalesine geldik. Onarılmış kale surları yeni gibi duruyor. Sur kare biçiminde, burçları dört yanda. Kale duvarları yüksek, içerisi görünmüyor.

DSCN7009

Kale kapıları kemerli taşlarla yapılmış deniz tarafına.

DSCN7010

Yukarıda gördüğümüz kapılar toplam beş tane. Buraya Beşkapılar olarak isim verilmiş. Denizdeki kayıklar burada karaya çekilip tamir edilirmiş. Aynı zamanda kayıkhane olarak ta kullanılmış. Kapılardan içeri girip malzeme, erzak alımı yapılıyormuş zamanında. Beşkapıların olduğu yere tabela konulmuş, üzerinde;

Beşkapılar

Foça’nın bekçisi Beşkapılar

Önünden zümrüt bir derya akıyor

Gözünü dört açmak yetmemiş ona

Denize beş gözle bakıyor

Ataol Behramoğlu

Foça, Ağustos 2016

DSCN7011

Hakan elinde fotoğraf makinesi ile otu, boku, böceği çekerken ben de onu çekiyorum.

DSCN7013

Kalenin deniz tarafındaki burçları.

DSCN7014

Merve önünde kucaklıkta oğlu ile birlikte Mustafa Güven ile sohbet ederken deniz manzaralı çekiyorum.

DSCN7015

Arkeolog etrafında toplanıp Foça tarihini, kaleyi ve antik dönemi anlatıyor kale dışında, deniz kıyısında.

DSCN7016

Beşkapılardan birindin içinden resim çeken bir kadını resmediyorum. Kafasında kırmızı kaskı var, nedense çıkarmamış, çok seviyor olmalı kaskını.

DSCN7017

İçeri girip yüksek kale duvarını, burçları ve dibindeki Beşkapıları çekiyorum. Ortadaki kapı diğerlerinden daha geniş.

DSCN7018

Kapıların birisinin içinde eski bir top kaya blok üzerinde öylece duruyor.

DSCN7019

Görme engelli İso (İsmail) Kıyıda birisi ile konuşurken çekiyorum çaktırmadan.

DSCN7020

Deniz tarafındaki surların dibinde hendek kazılmış, Eskiden hendeği atlamak zordu, içerisi su ile doldurulup düşmanı bir derece tutuyor. İçinde çok az miktarda su birikintisi var.

DSCN7021

Kale dibinde beton dökülerek yürüme yolu yapılmış. Demir korkuluk sadece hendek tarafında. Deniz tarafında dolgu kayalıkları var.

DSCN7022

Foça’nın dağında, yamaçtaki orman içinde doğal kayalıklar fışkırmış. Sanki kale gibi yüksek kayalıkların bir tarafı düz. Buraya büyük bir direk konulmuş ve Türk bayrağı dalgalanıyor.

DSCN7023

Foça tipik bir balıkçı kasabası, şimdilerde balıkçılardan çok dışarıdan gelmiş ve yerleşmiş olanların ikişer, üçer katlı evleri sahil boyunca gidiyor. Bakalım nereye kadar talan edecekler güzelim kıyıyı.

DSCN7024

Kale sağlam kayaların üzerine kurulmuş. Denizin dibinde kocaman kaya kütlesi bunu belirtiyor.

DSCN7025

Uzaktan gördüğüm cami minaresini yakınlaştırıp çekiyorum. Çekmemin nedeni minarenin tarihi ve tamamen kesme taştan yapılması. Minarenin şerefesi demir korkulukla çevrelenmiş. Üstünde 6 penceresi, kubbesi ve üzerinde alem kondurulmuş. Alemin yanına da yıldırımı çeken paratoner takılmış.

DSCN7027

Kale içini geziyoruz, kazı çalışmaları hala devam ediyor. Kazıya İzmir büyükşehir belediyesi bünyesinde yapılmakta. Kazı alanı kafes çit teli ile çevrelenmiş.

DSCN7029

Kazı yapılan yer derin bir çukur.

DSCN7030

Kalenin içinde tek olarak kalmış çam ağacı zamana ve denize karşı direniyor.

DSCN7031

Çam ağacına doğru tek sıra yürüyen arkadaşları uzaktan çekiyorum.

DSCN7032

Çukurdaki kazı alanının ötesinde toplanan grup ve çukurda iri papatyalar açmış durumda.

DSCN7033

Kazı başkanı bizlere bilgilerini anlatıyor.

DSCN7035

Çakıl, kum, kaya da olsa bitkiler kendilerine yaşam alanları buluyor. Onlardan birisi iri papatya çiçeği. Bunun gibi bir çok bitki ve papatya seyrek olsa da alanı kaplamış.

DSCN7036

İki Selahattin, bir Mesut, üçünü bir çekiyorum.

DSCN7038

Saat 11:30 civarında Foça kalesini bitirip vapurun olduğu iskeleye geldik. Katılımcılar bisikletlerini vapura yerleştiriyorlar. Belediyenin Foça iskelesine yaz aylarında seferler düzenleniyor İzmir’den ve Karaburun’dan.

DSCN7039

ABAK gönüllülerinden İlknur bisikletinin üzerinde iken zafer işareti yapıyor eli ile.

DSCN7040

Herkes binip bisikletini vapura yerleştirdi.

DSCN7041

En son olarak ben vapura binmeden önce aşağıdan iskelede duranları çekiyorum bir poz.

DSCN7048

Bisikletimi içeri yerleştirdikten sonra  vapurun üst güvertesinden iskelede toplanmış ABAK turcularını topluca çekiyorum.

DSCN7046

İskelenin karşısındaki binanın terasından bizleri çeken kameraman ve fotoğrafçıları ben bir poz çekiyorum karşılık olarak.

DSCN7051

İskeledekiler vapura binmeye başladılar. Saat 12:00 de vapur hareket etti.

DSCN7052

Bisikletim KUZ elimi uzatabileceğim bir yere park ettim. Vapur hareket etti, kahve takımlarımı çıkarıp kahve pişirmeye başladım ikili koltuğa oturup. Bacanağım beni çekiyor kahve pişirirken. Ocak, cezve ve fincanlar yerde.

DSCN7053

Bacanağım yanımdan ayrılmıyor, kahve içecek illaki. Bizi çekenler var ne de olsa. Üst kata çıkan merdivenler yanımızda, bisikletler kenarda park etmiş, güvertede gezinenler var.

DSCN7056

Yaklaşık 27 Kilometrelik deniz yolculuğu 1 saat sürdü. Deniz bize izin verdi ve fazla dalgalı olmadan Mordoğan iskelesine vardık. Vapurdan indik, Çocuklar arkada bağlı olarak koltuklarına oturmuş hareket saatini beklerken bana bakıyorlar. Öndeki çocuğun ağzında kocaman su matarası var.

DSCN7057

İskelede toplanıp harekete geçince tüm katılımcıların videosunu çektim, videoyu aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz. İyi seyirler.

https://youtu.be/Rz-znVkAtZ0

Yeşil bir ormanın içinde bisiklet sürmesi gibi yoktur Dünyada. Önümde kaybolan bir yol var ve ben kaybolmuşum sanki. Bazen öyle anlar olur ki kaybolduğunuzu hissedersiniz. Önümde, arkamda kimseler yok. Yeşil bir sessizlik içindeyim. Sadece kuş cıvıltılarına izin veriyor doğa. Ben de huzur içinde bisiklet sürüyorum gelecek kaygısı olmadan.

DSCN7060

Neyse yolu bildiğimden kaybolmadım. Yolda giderken bir de baktım haylaz çetesi yol kıyısında bir ağacın gölgesinde piknik masasına oturmuş kahve pişiriyorlar. Hep ben yapacak değilim ya, başkaları da kahve yapıyor. Ama benim gibi Türk kahvesi değil de filtre kahve pişiriyorlar. Beni davet ediyorlar ve davetlerine katılıp kendi tasım ile biraz filtre kahve içiyorum.

DSCN7063

Kahve molasını bitirip arkadaşları yola çıkardım. Derin bir deniz mavilikte pedal çeviriyoruz. Yol biraz yüksekte, deniz manzarası bisiklet sürmeye değer. Önümde iki kişi gidiyor, Mustafa ve evleneceği kadın Pınar ile dönemeci dönerken çekiyorum.

DSCN7065

Karaburun yarımadası bakir, el değmemiş hali yavaş yavaş bozulmaya başlamış bile. Deniz kıyısını takip eden yol hem dar hem de çokça dönemeçli olduğundan doğa bozguncuları bu yola pek girmek istemiyorlar. Yakın zamanda yapılan Çeşme yolu ile Mordoğan arasındaki yeni yol hem düz hem de geniş olması buralara daha çok arabanın girmesi demek. Araba girdi mi bakir olan yerler giderek yok olacak. Karşıdaki koyun yamacına yapılan yüzlerce ev gibi. Şimdiden kıyı şeridi yok olmaya başlamış bile.

DSCN7068

Yeni yoldan eski yola girerek daha sakin bir trafikte gitmeye başladık. Öğle zamanı da geldi de geçti bile, daha önce deniz kıyısındaki bir sitenin kafesi ile anlaşmıştık. Buraya girip öğle kumanyalarımızı yiyeceğiz. Ben en son geldiğimden arkadaşla çoktan çimenlere oturup kumanyalarını yemeğe başlamışlar bile. 6 Kişi oturmuş kumanyalarını yerken bana bakıyorlar.

DSCN7069

Kimisin yanında pratik koltuklarını taşıyor benim gibi. Hemen kurup oturmuşlar bile. Kimi yere uzanmış sosyal medya ile uğraşıyor.

DSCN7070

Bacanağım ve Mesut koltuklarına oturmuş dinleniyorlar.

DSCN7072

Grup grup küme halinde kumanyalarını yiyenleri çekiyorum.

DSCN7073

Kumanyaları yiyip dinlendikten sonra yola çıktık, Deniz tarafında bitik bir taş bina var. Yüksek duvarlı, çokça penceresi olan taş binanın çatısı yok. Ne olduğunu, ne amaçla kullanıldığını bilmiyorum, kaderine terkedilmiş olarak öylece duruyor.

DSCN7074

Dönemeçli sakin yollardan bisiklet sürerek geçiyoruz. Balıklıova’ya vardık. Burada çay ve un kurabiyesi molası verdik bir süre. İnsanları yola çıkarmak ne de zormuş. Dağınık oturanları yola çıkarıp peşlerinden ben de yola çıktım. Karaburun yarımadasının ortalarında en alçak yeri aşıp Ildırı yoluna saptık. Burada çam ormanları var ve en arkada kalmış olanları hafif yokuşa tırmanırken çekiyorum.

DSCN7075

Tam yokuşun başında resim çekerken bir da baktım arkadan gelen delifişek tayfası çıka geldi. Hem de birer elini omuzlarına atmış olarak gelirken bir poz yakalıyorum. Üç kişiler, kıyıdakiler birer eli, ortadaki iki eli yanlarındakinde değmiş. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

DSCN7077

Bana pozlarını verdikten sonra sertleşen yokuşta normal olarak çıkmaya başladılar.

DSCN7080

Ildırı yol ayrımı denize gelmeden sola sapıyor. Biraz yokuş çıkınca denizi ara sıra görüyorum çalıların arasından.

DSCN7081

Şimdiki adı Akdağ, antik dönemdeki adı Mimas dağını çekiyorum. Karaburun yarımadasının en yüksek dağı. Denizde karaya yakın küçük bir adayı görüyorum.

DSCN7083

Adayı yakınlaştırıp çekiyorum, karşı kıyılara Gerence adı veriliyor. Bir zamanlarda çok çipura tutmuştuk kıyıdan.

DSCN7084

Bu da Mimas dağı, yani Ak dağ 1212 metre yüksekliğe sahiptir.

DSCN7085

Ildırı koyunda bir çok adacık var. Bunlar ıssız olarak koyda demirlemiş gemi gibi.

DSCN7086

Ekilmemiş tarla nadasa bırakılmış. Haliyle yabani otlar da tarlayı işgal etmiş. Bu tarlayı ise sarı çiçekli bir bitki tamamen kaplamış durumda. Sarı bir halı gibi.

DSCN7087

Havada martılar uçuyor, denizden içerideler. Havada uçarken yakalıyorum.

DSCN7089

Denizden yiyeceği balıktan umudu kesmiş martılar tarladaki böcekleri, solucanları yemek için gelmişler. İki martı tarlaya konmuş, sanki benim varlığımı hissetmişler, tedirgin bakıyorlar başını havaya kaldırıp.

DSCN7090

Ildırı da günü birlik olta balıkçı tekneleri var. Bir kaç arkadaş toplanıp tekneyi kiralıyorsun. Oltalarını, yemlerini alıp tekneye binerek balıkların olduğu yere götürüyor kaptan. Burada akşama kadar balık tutup stres atabiliyorsun. İşte o teknelerden birisi akşam üzeri balıktan dönüyor limana. Tekne adanın yanından geçerken.

DSCN7091

Yassı bir ada, tamamen rüzgarlara açık ve korumasız.

DSCN7092

Koyun rüzgarı eksik olmaz, rüzgar olunca da yel değirmenleri de olmalı. Eski bir yel değirmeni, değirmenin rüzgar kanatları ve çatısı yok.

DSCN7093

Ildırı köyü göründü, köy evleri, camisi tipik balıkçı kasabası. Daha uzakta düzgün, sıralı yapılmış çirkin sitelere hiç benzemiyor. Deniz kıyısında demirli tekneler var. Solda yüksek bir tepe görünüyor. Orası antik kentin bulunduğu Eritrai. Yarın antik kenti gezeceğiz.

DSCN7094

Uzakta olsam da fotoğraf makinem yakınlaştırıyor gördüğüm yerleri. Onlardan birisi Eritrai deki en yüksek yapı olan kilise kalıntıları. Sadece kilise görünüyor, diğer yapıları çalılar, ağaçlar kapatmış durumda.

DSCN7095

Eritrai tepesini tamamen görünecek şekilde çekiyorum. Kilise görünüyor tam tepede. Köy evleri tepenin yamacında.

DSCN7096

Köyün içine okul bahçesine geldik. Daha önce muhtar ile konuşup kamp için izin almıştık. Okulda eğitim yok maalesef diğer köylerdeki gibi. Benden önce geldikleri için kimisi çadırını çoktan kurmuş bahçedeki taş döşeli yolda çocuklarını gezdiriyor.

DSCN7097

Okul bahçesi denize yakın, rengarenk çadırlar da düz alana kurulmuş bir oba gibi.

DSCN7099

Henüz daha yeni yürümeye başlamış bir çocuğu yürüme antrenmanı yapan bir baba. Aferin babaya, kollarından tutmuş yürütüyor bir güzel.

DSCN7101

Selahattin Tavkaya beni görünce elini kaldırıp hoş geldin diye selamlıyor. Ben de karşılık veriyorum. Başındaki kaskı çıkarmayı unutmuş nedense.

DSCN7102

Eline megafonu alan Olcay kamptakilere anons geçiyor. Yemek saatinin yaklaştığını, yemeği köyün kahvesinde yiyeceğimizi belirtiyor. Ketring Ayşe Aliağa dan ta buralara bizi doyurmak için yemek getiriyor üşenmeden. Hem de sabah kahvaltısı dahil.

DSCN7103

Duygu da boş durmuyor, şimdiden çocuk yürütmesini öğreniyor. Güneş’i iki elinden tutmuş yürütürken çekiyorum. Güneş henüz yaşını doldurmamış, 1 hafta sonra 1 yaşına basacak 1 Mayıs’ta.

DSCN7104

Çadırı kurup eşyaları içine yerleştirdim. Sonrasında yemek için kahveye gittim. Tabldot usulü yemekleri gönüllüler dağıtıyor. Leziz yemekleri yiyoruz masalarda. Yemek olayı bittikten sonra havanın serin olması nedeni ile kahvedeki yerimizi bırakmıyoruz. Burada oturup şarkılar türküler çalıp söyleyeceğiz. Benim sazım, kabak kemane ve flüt Olcay’ın arabasında, kabak kemane ustası Özgür Tekeli ve Öğretmen olan usta flüt sanatçısı Burak Çardak. Saz ustasını da yanımda getirdim; Hakan Sevin. Bizlere saz çalacak. Akşam boyu türküler, şarkılar çaldılar biz söyledik hep birlikte.

ABAK Şarkıları videosu aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

https://youtu.be/Az_Cf9_X2XU

Belli bir saate kadar şarkılar, türküler çalıp söyledikten sonra hep birlikte çadırlara gidip yattık.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık 72 Kilometre civarı. 21 Kilometresi denizde, 51 Kilometresi karada.

Yaptığımız yolun haritası aşağıda.

Powered by Wikiloc

Kayseri Festa 2200 5. Gün

29 Temmuz 2018 Pazar

Tekir yaylası – Hacılarkırı teleferik – Tekir yaylası

( Görme engelli arkadaşlar için betimleme yapılmıştır )

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Alıp başımı gitmeyi yollar boyunca
Seyretmek bir bozkır akşamını camından bir otobüsün
Masal şehirlerini geçerken hızla

Ataol Behramoğlu

Öne çıkmış olan görsel, Güneş ilk ışıklarını çadır kamp alanına salarken bisikletim KUZ da takılı tüyler.

20180729_064519_HDR

Güzel bir uykunun ardından sabahın beşinde uyanıyorum, sıkıştığımdan tuvalete gittim. Tuvalet çadırlardan uzakta ve biraz yukarıda. İşim bittikten sonra tam tuvalet kapısından dışarıya çıktım ki gördüğüm manzaranın ve güzelliğe bakakaldım. Ay yusyuvarlak, gümüş tepsi gibi batıda, tam da Erciyes dağının eteğinde batmak üzere idi. Bu manzarayı çekmem gerek. Fotoğraf makinesi çadırda, var gücümle koştum, makineyi aldım ve tuvaletin oraya geldiğimde ay yamaçta yok olmak üzereydi. Bu kez sağa, yukarılara doğru koşmaya başladım. Sabahın soğuğunda üşüyüp kalkanlar varildeki yanan közlerde ısınıyorlardı. Benim koştuğumu görünce “Tuvalet o tarafta değil, nereye koşturuyorsun” diye seslendiklerini duydum ama onlara cevap verecek durumda değildim. Aklımda o manzarayı çekmekten başka bir şey yoktu. Kampın sonuna kadar giderek Ayı çekmeye çalıştım. Ay Erciyes dağının dik ve çıplak yamacında yarım olarak anca çekebildim. Ay acelesi varmış ta azametli Erciyes dağına sığınmak ister gibi hızlıca batıyordu. Belki de doğacak Güneşten saklanmak istercesine yamacın ardına gizleniyordu. Bu olay çabuk gelişti ve Ay battı. Yarım Ay çekebildiğim en güzel pozlardan birisiydi. Tam yamaca değdiğinde çekmek isterdim ama maalesef çekemedim. Sadece İlk anda gördüklerimle kaldım.

DSCN4995

Güneş henüz kamp alanına doğmasa da Erciyes dağının zirvesi çoktan aydınlatmaya başlamış. Manzarada Tekir yaylasının iki minareli camisi ve yukarı giden teleferik direkleri var. Koç dağının gölgesi Erciyes dağına vuruyor hala.

DSCN4997

Erciyes zirvesine vurmuş aydınlığı daha yakından çekerken bir kartal gökte süzülüyorken çekiyorum. Kartal çok yükseklerde, belki de Erciyes dağından daha yüksekte olabilir.

DSCN5000

Ay benden kaçmakla acele ettiği gibi Güneş te doğmakta acele ediyordu ve Koç dağının ardında ilk ışıklarını saçmaya başladı çadırların üstüne. Gidonumdaki kuş tüyleri ile çadırları ve doğan Güneşi çekiyorum. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçtim.

20180729_064519_HDR

Benim çadırım mavi, Hakan’ın çadırı turuncu. İkisinin ortasında kahve takımlarını çıkarıp taburemi de açtım. Sabah gördüğüm güzel manzaranın etkisi geçmeden kahve içmeliyim.

DSCN5003

Bir ağaç şeklinde yapılan tabelada “Festa 2200 Bisiklet Festivali Kayseri Çadır Alanı” yazısı ve bisiklete binen birisinin mavi siuleti çizilmiş. Çadır alanı demir bariyerlerle ayrılmış.

DSCN5006

Teleferik ve tele bağlı kabinleri direklerle beraber çekiyorum. Aşağıdan yukarıya kadar tellere bağlı olan kabinler hareketsiz, kış aylarını bekliyorlar.

DSCN5007

Festivalin kahramanlarından Meliha Tekin erkenden uyanmış, yapılacak işleri organize etmeye çalışıyor. Çadırların arasından geçerken görüp resmini çekiyorum ve kahve içmeye davet ettim. O da davetimi kabul edip güne kahve içerek başlamak istediğinden yanıma geldi.

DSCN5008

Bu gün festivalin son günü, sahnede toplanıyor katılımcılar ve resim çekileceğiz. Hazır toplanmışlarken ben de bir poz çekiyorum. Arkadakiler ayakta, ortadakiler sandalyeye oturmuş. Öndekiler de yere bağdaş kurup oturmuşlar.

DSCN5031

Kahvaltı ve  toplu resim çekildikten sonra hazırlıkları yapıp yola çıktık. Bir süre aşağıya doğru gidip soldaki yola saptı grup. Ben de arkalarından gelirken bir video görüntüsü çekmek için durdum. Karşımda Erciyes dağının eteklerindeki dağlardan birisini çekiyorum. Dağın yamaçlarında orman var, yarısına kadar yeşillik, sonrası, zirveye kadar çıplak.

DSCN5038

Topluca bisiklet sürüş videosu, Kayseri Erciyes dağı video linki aşağıda.

https://www.youtube.com/watch?v=Nr4_xvZ8D6I

Grup hızlıca aşağı inince uzakta giden bisikletçileri yakınlaştırıp çekiyorum ama pek net değil.

DSCN5040

Bu gün Hacılarkırı kayak merkezine gidiyoruz. Bir süre yokuş aşağı gittikten sonra sola, Erciyes dağına doğru giden yola girdik. Girer girmez sert bir yokuş duvar gibi karşımıza çıktı.

DSCN5043

Yokuş o kadar sert ki çoğu bisikletçi bisikletten inerek elde yürüyerek çıkmaya çalışıyor. Kimi yol kenarında sere serpe yatıyor yorgunluktan. Ben S çizerek yavaş yavaş çıkıyorum zorlanmadan.

DSCN5044

İşte yol kıyısındaki su kanalına serpilip yatanlar.

DSCN5045

Biraz daha yukarıda pestili çıkmış iki kişi iki seksen uzanmış kanalda yatıyor. Tabelada üçgen, kırmızı çerçeve içinde eğimin % 18 olduğunu belirtmişler, altına da 500 metre kaldığını yazmışlar. Zaten ileride teleferik binası göründü. Bir kişi de bir eliyle tabelaya dayanmış nefesleniyor. Az yukarıda S çizerek çıkanlar var.

DSCN5046

Buradan Ali dağını ve Kayseri’nin bir kısmını çekiyorum. Ali dağı bizden aşağıda kaldı.

DSCN5049

Sonunda teleferik binasına vardım. Teleferik direklerini, telleri ve tellere bağlı kabinleri çekiyorum yukarıya kadar. Teleferik henüz çalışmıyor.

DSCN5052

Erciyes dağının eteklerindeki volkanik tepeler ve kayalıkları bizden daha da yukarıda. Burada ağaç yok. Ottan başka bitki de yetişmez.

DSCN5055

Binanın sundurması, yan yana dizili ağaç direkler üzerinde sundurmayı tutuyor. Taş binanın iki kapısı ve pencereleri de sundurma ağaç direkleri ile Perspektif  bir görüntü ile çekiyorum. Tavanındaki kirişler de buna uygun.

DSCN5056

Kış aylarında, karlı zamanda kullanılan kar aracı. Paletleri sökülmüş, dişli ve tekerlekleri boşta öylece duruyor. Eğimli arazide kurtarma ve yolu açmada kullanılıyor bu makine.

DSCN5057

Herkes bir tarafta oturmuş dinleniyor. Arkadan gelenleri bekliyoruz. Bu bekleyiş içinde elimde fotoğraf makinesi, ilginç gördüğüm şeyleri çekmeye çalışıyorum. Bunlardan birisi de kendi bisikletimdeki aksesuarlar. Selemin demirine astığım krom bardağım ve yolda bulduğum sarı renkli gülen kafa asılı duruyor. Yeşil renkli kancalı lastik te sele borusuna takılı.

DSCN5060

İlginç bir şey daha görüyorum iki genç birbirine bakarken resmediyorum. Bunlardan biri tıp öğrencisi, biri arkeoloji öğrencisi. Eşpedal grubunda pilotluk yapıyorlar. Konuşmadan birbirlerine çok şeyler anlatıyorlar ama bunları kimse duymuyor.

DSCN5062

Nedense aklıma teleferik başlangıç yerine çıkmak geldi. Alt binadaki biniş yerine gelince teleferik çalışmaya başladı ve ilk olarak kabine bisikletim KUZ ile birlikte bindim. Bisikletim KUZ kabin içinde, kelebek gidonum kahverengi bant ile sarılı, gidon çantam, beyaz su matarası, gidonda asılı kaskım, gidon boğazında nazar boncuğum, kamera aparatında takılı çam kozalağım, kornam ve kuş tüyleri.

DSCN5064

Brooks deri selem, sele demirine takılı krom su bardağım, sarı gülen kafa, bisiklet kilidi ve kancalı lastik sele borusuna takılı. Kancalı lastik ile bazen  bir şey taşırken bağlıyorum bagaja.

DSCN5065

Kabin içinde transparan çizilmiş Erciyes dağı, kayak yerlerini belirtir işaretler ve teleferikler çizilmiş cama.

DSCN5066

Teleferik kabinleri belirli aralıklarla tele tutunmuş olarak gidiyoruz yukarıya doğru.

DSCN5069

Teleferik direkleri, iki yanında konsollara bağlı makaralar üzerinde gergin çelik tellerini çekiyorum.

DSCN5072

Bindiğim yere kadar tüm kabinleri ve tellerle beraber direkleri çekiyorum. Arkamdan bisikletleri ile binmiş olanlar kabin içinde beni takip ediyorlar. Aşağıda biniş binası ve diğer binalar görünüyor.

DSCN5073

Kabin içinden bulutla kaplanmış Erciyes dağının zirvesini çekiyorum.

DSCN5075

Solda ise camekanlı gazino var.

DSCN5076

Arkamdaki kabindeki iki kişiyi çekiyorum, bisikletleri elinde ayakta duruyorlar.

DSCN5077

Ben yukardaki istasyonda iniyorum ilk olarak. Arkamdan gelip ikinci olan arkadaşı bisikletini indirirken çekiyorum. İçerideki ikinci kişinin bisikletinin arka tekerleği dışarıda.

DSCN5078

İlk olarak çıktım, zaman geçirmeden diğerleri gelesiye kadar kahvemi pişirip içmeliyim. Yanıma fazla kahve almamışım, sadece dört kişilik var, o da bir pişirimlik cezve demek. Şanslı olan üç kişi kahve içebilir. Kahve pişerken o şanslı üç kişiyi de rast gele, orada olanları yanıma çağırıp oturtturuyorum. Bir arkadaş bizim kahve pişirirken resmimizi çekiyor. Dört kişiyiz, arkamızda bisikletler ve teleferik istasyonu görünüyor.

DSCN5081

Ocağın etrafında rüzgarlığı koydum ki sönmesin. Cezvenin sapı görünüyor sadece. Karşıda Erciyes dağının etekleri ve bulutlar kaplamaya başlamış. Yerde üç fincanım kapakta duruyor.

20180729_115218

Dört kişi yan açıdan bir daha çekiliyoruz. Arkada telesiyej telleri ve kayak yapanların kayak takımları ile bindiği oturma yerleri.

DSCN5082

Arkamdan Erciyes dağını bulutla kaplanmış zirvesini çekiyor. Dün akşam ördürdüğüm saçlarım hala örgülü duruyor, çözmedim geceleyin.

DSCN5084

Kahvem pişti, yanımdaki üç kişiye birer fincanı verdikten sonra kendime de bir fincan ayırıp içmeye baladım Erciyes dağına doğru. Erciyes dağına biraz daha yakın olmanın heyecanı var içimde. Askerlik yaptığım yıllarda Erciyes dağına tırmanma hayallerini kuruyordum kafamda. Teskereyi aldıktan sonra tahminlerime göre 20 Kilometrelik bir yürüyüşle zirveye çıkar inerim diye düşünmüştüm. Haliyle dağcılık bilmeden, malzeme olmadan nasıl çıkarım diye hiç düşünmemiştim. Teskereyi alınca eve dönme olan güdüm bu hayalimin gerçekleşmesini unutturdu bana. Zaten nasıl yapacaktım ki? Zamanla dağcı arkadaşlardan öğrendiğim kadarı ile ekipmanlar olmadan hem çıkmam olanaksız hem de donma riski vardı. Bulunduğum rakım yaklaşık olarak 2600 metre civarında bir yükseklikteyiz. Daha 1300 metre daha çıkmak gerek. O da buradan gördüğüm kadarı ile yalçın kayalıklar bir duvar gibi görünmekte. İpsiz sapsız çıkılmayacağını buradan görüp anlayabiliyorum. Neyse belki bir gün bu hayalimi gerçekleştirebilirim, belli mi olur?

Elimin ucunda Urim Baba’nın kahvesi logolu fincanım Erciyes dağına doğru uzatmış olarak hayallerimi çekiyorum. Gökyüzü ve zirve bulutlandı iyice. Halbuki sabah Erciyes dağı bulutsuz tertemiz görünüyordu.

20180729_115523

Erciyes dağının zirvesinde fırtınalar kopuyor, bulutlar büyük bir devinim içinde. Bazen karlı, buzlu yerler kendini gösteriyor ara sıra.

DSCN5085

Bulutların azaldığı bir anda buzulu yakınlaştırıp çekiyorum. Zirvedeki sivri ve uzun kayalıklar belli oluyor.

DSCN5088

Çakır dikenleri pembe renkli çiçeklerini açmış buradaki bahar aylarını yaşıyor.

DSCN5091

Buradan Tekir yaylası ve kamp alanı görünüyor. Belediyenin büyük çadırları ve bizim küçük çadırlarımız oyuncak bir köyü andırıyor.

DSCN5095

Ne olduğunu, ne işe yaradığını, ne amaçla kullanıldığını anlayamadığım bir üç ayaklı sehpa düzlüğün bitiminde duruyor. Üç tane demir direk üstü birleştirilmiş. Üstten bir halat sarkıyor, halatın ucu kement olarak yapılmış. Bana idam sehpasını andırıyor. Böyle bir şeyin burada ne işi var? Anlamış değilim.

DSCN5098

Kahvemizi içtik, takımları topladım, çantama yerleştirdim. Aşağıdan hala gelenler var ve hepsinin gelmesini bekliyoruz. Festival ekibi buraya da bir tabela yerleştirilmiş. Üzerinde; “Festa 2200, Festivalin zirvesi Rakım 2600” yazılmış. Tabelanın yanında bisikletim ile beraber resim çekiliyorum. Arkamda Erciyes dağının bulutla kaplanmış zirvesi var.

DSCN5107

Hayranlarımdan, beni sosyal medyadan takip eden kız öğrenci beraber resim çekilelim deyince kızı kırmadım ve tabelanın yanında birlikte resim çekildik. İsmini bir türlü ezberleyemediğim kız iki elini yana açarak zafer işareti yapıyor.

DSCN5113

Aşağıdakilerin hepsi gelince toplu resim çekiyorum tabelanın önünde. Kimi bisiklet yerde yatıyor.

DSCN5116

Resim çekildikten sonra festivali düzenleyenler bizleri uyarıyor. Tehlikeli ve dik bir toprak yoldan ineceğimizi, dikkatli inmemizi istiyor. Sonrasında inmeye başladık toprak yoldan. Dikkatlice iniyorum, bazı yerlerde çakıllar var ve tekerlek kayıyor. Eşpedal üyesi ikili tandem bisiklet ile aşağı inerken çekiyorum uzaktan. Bunlar Pınar ve Zeliş. Resimlerini çektikten bir süre sonra bisikleti kaydırıp düştüklerini gördüm. Hemen kendimi yokuş aşağı dikkatli bırakarak yanlarına vardım. Yerden kaldırdım, herhangi bir şeyleri var mı yok mu diye kontrol ettim. İkisinde de küçük sıyrıklar haricinde bir şey olmadığını öğrenince içim rahatladı. Benim korkum görme engelli Pınarın düşmesi. Etrafını görmediğinden nereye, nasıl şekilde düştüğünü anlamıyor. Allahtan bir şey olmadı ona sevindim. Bisikleti kaldırdım, zincir atıp dişliye sıkışmış. Zinciri kurtarıp yerine taktım ve yola daha dikkatli etmelerini söyledim. Aşağıya inesiye kadar peşlerini bırakmadım, hep takip ettim. Aşağıya sorunsuz indiler.

DSCN5119

Bazı yerler düzleşiyor o da başka bir teleferik yerinin sonunda olduğumuzdan. Kayakçıların kayakları ile oturup yukarı çıktıkları telesiyej. Toprak yolda bir çok bisikletin tekerlek izleri var.

DSCN5121

Bizim Hamdi etrafta papatya çiçeklerini toplayıp demet yapmış. Bisikletten inmiş yol kıyısında duruyor. Sanki sevgilisini bekliyor da ona çiçek vererek aşkını ilan edecekmiş gibi.

DSCN5122

Kamp alanına geldik, Kayseri den sucuk ve Kayseri pastırmacıları gelip tezgah açmışlar. Büyük mangallar kurup sucuk pişirerek bizlere yarım sucuk – ekmek veriyorlar. Bu günkü öğle yemeğimizi de yemiş olduk. Sucuk – ekmek sırasını bekleyenler.

DSCN5123

Ayrıca satış ta var, Kayserinin meşhur çemenli pastırması ve sucukları satışta. Bunların yanında da Kayseri mantısı da satılıyor.

DSCN5124

Ben de biraz pastırma ve mantı alayım dedim. Sıraya girerek 200 gram pastırma aldım. Kilosu 3 yıl evvel 100 Lira ile daha iyisi 120 Lira arası değişiyordu. Bir kilo da Kayseri mantısı aldım. Pastırma ustası elinde satırdan biraz daha enli pastırma bıçağı ile ince dilimler halinde pastırmaları dilimliyor. Ustalık her dilimi aynı ölçüde dilimlemek.

DSCN5127

Ben cep telefonundan pek beceremem internetten otobüs biletini almasını ama görme engelli Hüseyin Garip bu konuda uzman sayılır. Benim otobüs biletini Kamil Koç firmasından önceden aldıydı cep telefonundan 5 dakikada. Telefonun özel programı sayesinde seslerle ve çok hızlı konuşan sesle işi rahatça, görmeden hallediyor. Çadırları, eşyaları toplayıp bisikletin çantalarına yükledim. Belediye otobüsleri kamp alanına gelerek bizi otogara götürmek üzere aldı. Otogarda Otobüs hareket saatini beklerken gölge bir yerde Kayseri de son kahvelerimizi içtik yanımdakilerle beraber. Hareket saati yaklaşınca perona gelip ön tekerlekleri söktük. Benimle aynı otobüse binecek olan Timukan Karaca da ön tekerleğini söktü. Otobüs bagajına bisikletleri ve çantaları yerleştirip koltuklarımıza yerleştik. Yaklaşık 14 saatlik rahat bir yolculuktan sonra, ertesi gün 10;00 civarı İzmir otogarına vardık. Bisikletleri ve çantaları indirdik. Ön tekerleği takıp çantaları da bagaja yükledikten sonra Timukan ile vedalaştım. Timukan Karşıyaka yönüne, ben Balçova yönüne gideceğim. Böyle seyahatlerde en sevdiğim taraf servis otobüsüne gerek duymamam. Bisiklete bindiğim gibi biraz trafikten, Alsancak’tan sonra bisiklet yolundan yavaş yavaş Göztepe iskelesine geldim. Burada durup Göztepe iskelesi ve asma köprü olan sarı – kırmızı renkli Göztepe yaya geçidinde bisikletim KUZ park etmiş olarak çekiyorum bir poz. KUZ hak ediyor bu pozu.

20180730_142338

Böylece bir turun, bir festivalin ve bir yazı dizisinin sonuna geldik. Ömrümde en güzel geceyi, Ay tutulmasını ve 2200 metrelik bir yakınlıkta izledim ve yaşadım. Bana bu güzellikleri yaşatan Aslı Azman’a ve Meliha Tekin’e çok ama çok teşekkürlerimi sunarım. Bu güzelliklerin resimlerini iyi bir fotoğraf makinesi ile çekerek sizlere sundum. Yaşadıklarımı elimden geldiğince sizlere anlattım. İsmini hatırlayamadığım Kayserili bisiklet dostlarına da ayrıca teşekkürlerimi sunarım, sağ olun var olun.

Bir dahaki festivallerde, turlarda görüşme dileği ile

Bu gün yaptığım yol toplam 27 + 17 = 44 Kilometre civarı

Aşağıda yaptığım yolun haritaları

Powered by Wikiloc

Otogar – Üçkuyular 17 Km

Powered by Wikiloc

Eskişehir Bisiklet Festivali 1. Gün

28  Haziran 2018 Perşembe

Eskişehir’e gidiş

(Kör arkadaşlar için betimleme yapılmıştır)

 

Değişir rüzgarın yönü,
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi,
Boşuna bir liman arar.
Gülüşü bir yabancının,
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir,
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Ataol Behramoğlu

 

Öne çıkmış olan görsel, Eskişehir Bisiklet Evi Bahçe dışından giriş kapısı. Kapıdaki demirler, kapılar ve pencereler mavi boyalı. Duvarlar beyaz. Giriş kapısındaki demir kemer ortasına bisiklet evinin tabelası asılmış. Bisikletim KUZ giriş kapısında.

20180628_185512_HDR

Evet sevgili okurlar yeni bir tura, yeni maceralara hoş geldiniz.

Merhaba!

Her zaman gitmek istediğim ama bir türlü denk getiremediğim festivale bu yıl katılacağım. Hem 6 ay önce Eskişehir söyleşilerine katılıp Eskişehir’i gezip görmüştüm soğuk günlerde. Ayrıca Bisiklet Evinin açılışını da ben yapmıştım. Haziran ayının son günleri, sıcak ve uzun günler beni bekliyor. Ona göre hazırlıklarımı yapıyorum. Hem sıcak günler hem soğuk geceler için.  Bu turda bir taşla iki kuş vuracağım. Eskişehir bisiklet festivali, ardından Gediz nehri keşif turunu yapacağım. Arkadaşım Ferdimen Gediz nehrinin rotasını çizmişti Wikiloc harita rota programında. Hem düz hem de tersinden. Haritaları önceden cep telefonuma indirdim. Festivale gideceğim gün yaklaşınca evdeki işlerimi bitirdim, bisikletime alacağım eşyaları hazırlayıp çantalara yerleştirdim. Artık yola çıkmaya hazırım.

Otobüs biletini önceden almıştım. 28 Haziran Perşembe günü sabah erkenden kalkıp hazırlanıyorum. Bu turda yeni çantalarımı kullanacağım. Ön bagaj demirini yaptırdım, yerini de ayarlayıp taktım. Çantaları sevgili dostum Huysuz İhtiyar olan Şerif Kılavuz yaptı turuncu ve siyah renklerden. Bakalım nasıl olacak, test edeceğim.

Artık yola çıkma zamanı, bisikletim KUZ ön ve arka çantaları takılı, arka bagajda sosis çanta kancalı lastikle bağlı olarak evimin önünde resim çekiliyorum. Bahçemde dikili ıhlamur ağacının yeşil rengi altında bisikletime binmiş olarak duruyorum. Evin bodrum duvarları taş döşeli, sarı kırmızı renkte. Bahçe yeşillikler içinde.

DSCN3677

Evdekilerle vedalaşıp yola çıktım. İlk önce sahildeki bisiklet yoluna, bisiklet yolundan Alsancak semtine kadar rahat sürdüm. Sonra trafikle beraber dikkatlice otogara vardım. Kamil Koç firması bisikletleri sorun çıkarmadan taşımaya devam ediyor. Bisikletimin ön tekerleğini söküp çantalarla birlikte bagajın bir köşesine yerleştirdim. 6 Saatlik bir yolculuktan sonra Eskişehir’e vardım. Otogarda inip bisikletimin ön tekerleğini takıp çantaları yükledim. Artık kendi gücümle istediğim yere gidebilirim. Otogardan Sazova parkına doğru gidip stadyumun yanından su kanalının yanındaki yola geldim. Su kanalını çekiyorum bir poz. Su kanalının kenarları yeşillikler içinde gürül gürül akıyor. Az ilerde uzun kavaklar göğe yükselmiş.

DSCN3678

Kanalın paralelindeki yoldan gitmeye başladım, buraları az çok biliyorum, o yüzden içim rahat. Asfalt yol temiz ve kıyılarında ağaçlar dikilmiş. Gözlerimi dinlendiren yeşil yolda aheste aheste pedal çeviriyorum.

DSCN3679

Bu yolda belediye kapalı otobüs durakları koymuş. Durakların ismi yok, numara verilmiş her durağa. Arkadaşlardan öğrendiğime göre 13. duraktan aşağıya doğru inince bisiklet evine ulaşacağım. 13. Durakta inmiyorum, çünkü kendi aracım olan bisikletle yolculuk ediyorum. Otobüs durağının resmini çekiyorum. Eskişehir bisiklet evine gitmek isterseniz bu duraktan sağa doğru giderseniz hedefe ulaşırsınız.

20180628_182716_HDR

Eskişehir bisiklet evi haritada da işaretlenmiş. O yüzden bulmanız da kolay. Tarım arazisinde olan Eskişehir bisiklet evine ulaştım kolayca. Girişindeki mavi boyalı kapı, üzerinde tabelası ve bisikletim KUZ da kapı girişinde çekiyorum bir poz. Ev beyaz badanalı, kapı ve pencere kenarları mavi renge boyalı. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

DSCN3681

Bisiklet evi geniş bir bahçesi olan, iki katlı bir yapı. Binanın bir tarafı ek katlı, üzerinde teras var. Dışarıdan demir merdiven yapılmış terasa çıkmak için. Avlu kilitli beton taş döşeli. Terasın altındaki odaların önüne sahne için kırmızı halı döşeli. Kapılar, pencereler mavi renge boyanmış.

DSCN3682

Benden önce gelenler var bisiklet evine. Onlardan birisi de sevgili Rabia Gür. Bursa’dan gelmiş tandem bisikletle. Rabia Eşpedal derneğinde tandem pilotluğu yapıyor. Benim resim çektiğimi görünce ellerini iki yana açarak poz veriyor. Bir elinde kağıt bardak var. Duvarda pankart asılı. Pankartta Eskişehir bisiklet evi çizilmiş el ile.

DSCN3683

Eşpedal derneğinden tanıdığım Denizli’den Nevin ve Hüseyin Garip çifti bir gün önce gelmişler festivale. Çardağın altında oturuyorlar. Yanlarında da birisi var. Bisiklet evinin arazisi geniş, avlu yanı çimen ekili.

DSCN3685

Muğla Köyceğiz’den gelen Nil Koray Yılmaz ve Hakan Sevin de aramızda. Akşam olunca çardağın altında otururken ikisini çekiyorum bir karede.

DSCN3688

Eskişehir yaz gecelerinin serinliğinde bahçede, çardağın altında oturup muhabbet ediyoruz Eşpedal derneğindeki arkadaşlarla. Üşümemek için uzun kollu giysileri giyiyoruz. Muhabbet ederken de kahve değirmeninde kahveleri çekip taze taze içiyoruz. Hüseyin Garip kahve değirmeninde öğütmede usta oldu sayılır. Bu gecenin bir özelliği de dolunay olması. Dostum Hakan Sevin bana 40 X optik zom yapan fotoğraf makinesi verdi. Makine otomatik çekiyor, öyle ayarlama yok, hepsini kendi ayarlıyor. Ben sadece odaklayıp deklanşöre basıyorum sadece. Dolunay halinde Ay’ı çekiyorum iyice yaklaştırıp. Ay tepsi gibi karşımda. Hani derler ya ayın 14’ü diye işte öyle bir güzellikte geceye ışıklarını saçıyor. Ay’ın önünden bulutlar geçiyor, hafifçe bazı yerleri örtülü durumda. Aydaki büyük kraterler görünüyor.

DSCN3701

Bisiklet evindeki odalardan birisi bisiklet atölyesi yapılmış. Henüz tam olarak döşenip aletler konulmasa da bisiklette sorun olursa bir kaç alet ve pompa var atölyede.

DSCN3705

Avluda ertesi gün için ışıklandırma lambaları çekiliyor. Lambalar karpuz içinde, elektrik verilip test ediliyor lambalar. Hepsi de yanar durumda.

DSCN3706

Bisiklet evinin arka kısmındaki arazide çadır alanı olarak hazırlanmış. Biz de o alana çadırları kurmuştuk gündüz gözü ile. Akşamın geç saatlerine kadar oturup muhabbet ettik. Epeydir görmediğim arkadaşları görmek çok güzel. İşte festivallerin güzelliği de burada. Dostlarını, arkadaşlarını burada görüp hasret gidermenin sevincini yaşıyoruz. Uyku gözlere ağırlık verince herkes kendi çadırına çekildi. Ben de çadırıma girip yatıyorum tatlı düşlere dalarak.

Bu gün yaptığım yol yaklaşık olarak toplam 23 Kilometre civarı,

Aşağıda yaptığım yolun haritaları

Üçkuyular – Otogar 17 km

Powered by Wikiloc

 

Eskişehir otogar – Velesbit bisiklet evi 16 km

Powered by Wikiloc