Etiket arşivi: velesbid

Eskişehir Bisiklet Festivali 4. Gün

1 Temmuz 2018 Pazar

Velsebid bisiklet evi – Musaözü – Kızılinler

( Görme engelli arkadaşlar için betimleme yapılmıştır )

Yüzümü bulutlara kaldırıp
Dua eder gibi mırıldanıyorum
Kuşlarla, otlarla yıkanıyorum
Rüzgarla, ilkbaharla

Ataol Behramoğlu

Öne çıkmış olan görsel, akan porsuk çayı, söğüt ağaçları, bir ağaç çaya doğru yatmış gövdesi. İleride köprü yeşillikler arasında.

DSCN4271

Sabah erkenden uyanıp kahvemizi içiyoruz ilk önce. Kahve içmeden güne başlamak dereyi görmeden paçaları sıvamaya benzer. Yani güne iyi başlamak gerek. Ben de öyle yapıyorum, güne kahve içerek başlıyorum. Gece çok kalabalıktı, bu kadar kalabalık ardından çöpleri beraberinde getiriyor. Aynı zamanda kahvaltı tabakları köpükten olunca çöp torbaları dolup taşıyor. Gönüllü çöp toplayıcısı olan Hakan çöpleri toplayıp çöp torbalarını duvar dibine yerleştiriyor. Hakan çevreye duyarlı bir insan. Etrafta çöp gördü mü alır çöpe atar. Bu huyunu severim Hakan’ın.

DSCN4152

Küçük adam Ömer Kemal sabahın erken saatinde yanımıza geldi. Birlikte resim çekiliyoruz. Ben onun boyuna erişmek için yere çömeliyorum.

DSCN4157

Kahvaltıyı yaptık, Eskişehir’de oturan bisikletçiler bisiklet evine geldikten sonra bahçede toplanıp resim çekilmek için poz veriyorlar. Ben de hepsini topluca çekiyorum. Yere Eskişehir bisiklet derneğinin pankartı serilmiş durumda.

DSCN4159

Belirli saatte yola çıktık, bu gün farklı rotada farklı yerleri göreceğim. Bana doğru gelen bisikletçilerin resmini çekiyorum. Gelen bisikletçiler buradan sağa dönecekler. Yere sağa doğru ok işareti çizilmiş.

DSCN4160

Tepe kireç taşından oluşmuş kayalık dikine kesilmiş sanki. Kayalık duvarda çeşitli boyutta delikler, mağaralar var. Arazi kıraç, tek tük ağaçlar dağınık.

DSCN4163

Tepelerden, vadilerden gidiyoruz.

DSCN4164

Küçük bir köye geldik, kerpiçten yapılmış uzun damlar ve köyün camisi görünüyor.

DSCN4165

Köyde kısa bir mola verdik, bisikletimin selesinin boyunda olan Ömer Kemal KUZ ile poz veriyor.

DSCN4166

Köyden çıktık, kaymak gibi yeni dökülen asfalt yolda giden bisikletçileri çekiyorum. Kadının biri sağda yere yapışmış gibi durarak cep telefonu ile çekim yapıyor. Bir tandem bisiklet yanımdan geçerken kareye giriyor.

DSCN4167

Perihan arabası ile bizi takip ediyor. Ömer Kemal arkada beni görünce el sallıyor ve Urim Baba diye sesleniyor.

DSCN4169

Musaözü tabiat parkına geldik. Henüz girişteyiz, girişte gişe kulübesi var. Araçlardan park ve giriş parası alıyor. Bisikletçiler olarak biz beleşe giriyoruz parka.

DSCN4176

Bir grup bisikletçi gölet kıyısında durmuş resim çekilirken ben de onları çekiyorum. Hepsi de bana el sallıyor.

DSCN4180

Parkta gölet var, Eskişehir’den buraya gezmeye, piknik yapmaya geliyorlar. Rabia Ömer Kemal’i omuzuna alıp poz veriyorlar bana.

DSCN4183

Eşpedal derneği üyeler, gölün kıyısındaki terasta durup poz veriyorlar. Aralarında Ferdimen de var. Önlerinde bir tane tandem bisiklet duruyor.

DSCN4185

Gölet kıyıları tamamen ağaçlarla kaplanmış.

DSCN4187

Bizler de ağaçların gölgesinde oturup dinleniyoruz. Ömer Kemal önde, Eşpedal üyeleri oturmuş sohbet ederken çekiyorum.

DSCN4189

İzmir’den arkadaşlarım Yılmaz ve Doktor Sema’yı cep telefonlarına bakarken çaktırmadan çekiyorum.

DSCN4191

Ferdimen ve Sadriye bağdaş oturmuş yan yana. Ferdimen elinde kraker poşetinden kraker yerken.

DSCN4192

Nevin ve Hüseyin Garip çifti birbirlerinden hiç ayrılmıyorlar. Bisikletten indiklerinde bir araya gelip yan yana dolaşıp oturuyorlar.

DSCN4193

Sencer Kan elinle ağzına bir şeyler atarken çekiyorum. Başında güneş gözlüğü var.

DSCN4194

Görme engelli Emirhan’ı da yakından çekiyorum.

DSCN4195

Bu kez de Hakan beni çekiyor bağdaş oturmuş durumda.

IMG-20180718-WA0009

Kameramla resim çekerken beni çekiyor Hakan. Yere çömelmişim, kameranın ekranına bakarken.

IMG-20180718-WA0011

Burada otururken vişne suyu dağıtıyorlar plastik bardaklarla. Bardaklar karton bardaklıkta. Yarısında bardaklar vişne suyu dolu.

DSCN4197

Söğüt ağacı gövdesi göle doğru eğilmiş. Dalları da göle yansımış.

DSCN4199

Hava durgun, bulutlar parçalı olarak göl yüzeyine yansımış durumda.

DSCN4202

VelESBİD bisiklet derneği herkes bisikletine taksın diye plakalar hazırlamış. Bir bisikletin arkasında takılı plakada yazanlar dikkat çekici; “Kapılma rüzgarıma toz olursun, Geçme yanımdan Aşık olursun.”

DSCN4203

Bir arkadaşın lastiği patlamış durduk yerde. O da lastiğini tamir ediyor.

DSCN4204

Gölete doğru yapılmış iskelete tüm bisikletçiler gelerek topluca resim çekiliyorlar. Ben de hepsini birden çekiyorum.

DSCN4205

Musaözü tabiat parkından ayrıldık. Kendimizi dağlara vurduk, toprak yolda ilerliyoruz. Bir tepeye çıkan bisikletçileri uzaklardan çekiyorum. Kimisi elinde bisikleti yürüyerek çıkıyor.

DSCN4210

Tamamen toprak arazide giden tandem bisiklet.

DSCN4212

Bisikletlerinde yük olmayınca rahat sürüyor kadın bisikletçiler. Bana doğru gelen iki kadın bisikletçi.

DSCN4213

Makilik çalı ağaçlar arasından gidiyoruz, yol belli değil, yere taşları birleştirip ok işareti yaparak nereye gideceğimizi işaret etmişler.

DSCN4214

Bu yolda arazi arabası gider, başka araç biraz zor. Çalılık makiler arasında yol kayboluyor sanki.

DSCN4219

Kimi yerde sürülmüş tarlanın ortasından gidiyoruz. Bisikletim KUZ park etmiş durumda tarlanın ortasında çekiyorum.

DSCN4220

Bir süre düzlükte gittikten sonra inişe geçtik. İniş engebeli, taşlık ve yağmur yolu tamamen bozmuş durumda.

DSCN4221

Bozuk yolda herkes dikkatlice iniyor aşağıya doğru.

DSCN4226

Düzlüğe yaklaştık sayılır, az kaldı yolu bozuk olan arazi.

DSCN4231

Düzlüğe inince arkamdan gelenleri çekiyorum inerken.

DSCN4232

Bir süre asfalt yoldan gittik, ta ki asfalttaki sola dönüş işaretine kadar. Yere ok işareti ve Sola yazısı yazılmış. Buradan sola dönen bisikletçiyi çekiyorum.

DSCN4234

Porsuk çayı üzerinden geçerken akan çayı çekiyorum.

DSCN4235

Tamamen toprak arazide gidiyoruz. Yol çatallaşıyor, topraktaki tekerlek izlerini takip ediyorum.

DSCN4238

Etraftaki kayalıklar kale duvarı gibi sarmış vadiyi.

DSCN4240

Yeni Sofça köyüne geldik. Burada öğle yemeği yiyeceğiz. Yeni Sofça köy konağına hoş geldiniz tabelasını çekiyorum.

DSCN4241

Köyün park alanına, çimenlere oturup yemeği yedik. Yanımızdan ayrılmayan Ömer Kemal beni çok sevmiş olmalı ki hemen yanıma gelip kucağıma oturdu. Birlikte oyunlar oynuyoruz, Hakan bizi çekerken bana soruyor; “Kameran niye bulanık çekiyor? diye. Ben de kollarımı yana açıp “Bilmiyorum” diye cevap verdim. Ömer Kemal’in hayali kahramanı Oris Moris. Biz de Ömer Kemal ile Oris Moris adını anarak kahramanlıklarını canlandırıyoruz.

DSCN4244

Hakan resim çekerken kamera camının kirlendiğini fark ediyor. Hemen temizliyor kamera camını ve net çekmeye başlıyor kamera. Ben bunu fark etmemişim. Kendi kendime “Niye bulanık çekiyor bu kamera?” diye düşünmüştüm. Hakan bu kez temiz ve net çekiyor ikimizi.

DSCN4245

Hakan’a teşekkür olarak çekiyorum bir poz. Mavi tişörtü ile yere bağdaş kurmuş.

DSCN4246

Çam ağacının gölgesinde, çimenlere oturmuş kahve içiyoruz. Ferdimen, ben, Hakan ve Rabia. Rabia cep telefonu ile elçek resim çekiyor ayakta. Hakan’da nasıl bir mide var ki hem bira içiyor hem de kahve içiyor anlamadım. Hepimiz kameraya gülümsüyoruz.

IMG-20180718-WA0012

Mola bitti, tekrar yola düzüldük. yola düzülen başka bir aileyi de paytak paytak yürürken çekiyorum. Ördek ailesi yolun solundan tek sıra çaya doğru yürüyorlar. 8 tane iyice palazlanmış yavru ördek, anneleri en arkada yavruları takip ediyor.

DSCN4248

Porsuk çayı üzerinden geçen tren yolu köprüsü demirden yapılmış. Çay köprünün altında yarım metrelik bir yükseltiden çağlayarak akıyor. Çayın kıyıları tamamen ağaçlarla, çalılarla örtülü.

DSCN4250

Kızılinler dedikleri yere geldik sanki. Kireç taşlı tepede oyuklar, mağaralar görüyorum.

DSCN4252

Burada üst üste yapılmış oda biçiminde mağaralar var. Sanki mağara apartmanı. Mağara iç içe odalar şeklinde.

DSCN4254

Mağaraların altında köy evleri.

DSCN4255

Başka bir kayalıkta en üstte mağara diğer taraftan da açık, kısa tünel gibi.

DSCN4258

Kayalıkları yakından çekiyorum. Çok girinti çıkıntı var. Delik mağara geniş.

DSCN4259

Porsuk çayı sakince akıyor söğüt ve kavak ağaçları arasından. Demir köprü yapılmış karşıya geçmek için.

DSCN4260

Tarla sınırlarına konulan taş yığını arasından geçen yolda festivali organize eden Serpil Koç yanımdan geçerken eli ile okey işareti yapıyor bana.

DSCN4262

Tepelerle birlikte giden toprak yolda herkes kendi temposunda gidiyor. Bisikletçiler için tehlikeli olan kumlu yolda ön tekerleği kaydıra kaydıra gidiyoruz dikkatlice. Dikkat etmezsek kendimizi yerde buluruz. Nitekim bir kadın bisikletçi kayıp düştü. Bisikleti arabada gelen Rabia’ya verdik. Düşen arkadaşı arabaya bindirip öyle yola devam ettik.

DSCN4263

Porsuk çayını takip ederek gidiyoruz.

DSCN4266

Bisiklet sürmekten yorgun düşmüş bisikletçiler köyün birinde, duvarın dibindeki gölgelikte dinleniyor.

DSCN4267

Bazıları da karşıda ağaçların altında dinleniyorlar duvara oturarak.

DSCN4269

Dinlendiğimiz yerin hemen altında Porsuk çayı geniş bir yerden akıyor söğüt ağaçları arasından. Söğüt ağaç gövdesi çaya doğru yatıp uzamış. Yeşillik çaya rengini vermiş gibi yeşil yeşil akıyor. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

DSCN4271

Kıyısındaki söğüt ağaçlarından bazıları çürüyüp boydan boya çaya serilmiş halde yatıyor. Çay da altından akmasına devam ediyor.

DSCN4272

Köyden hemen sonra asfalt yola çıktık. Buradaki kayalıkların rengi kahverengi.

DSCN4273

Hakan beni bisiklet sürerken çekiyor diğer bisikletlilerle birlikte.

IMG-20180718-WA0006

Sık sık köprüden geçiyoruz bir o tarafa, bir bu tarafa. Porsuk çayı kendi halinde yeşillikler içinden yeşil rengi ile akmaya devam ediyor.

DSCN4274

Aynı yeşillik içinde giden yoldan da bizler bisikletimizle akıyoruz.

DSCN4275

Hakan bu kez beni arkadan çekiyor, gök yüzünde parçalı bulutlar üzerimden geçerken.

IMG-20180718-WA0000

Sonunda akşam üzeri kamp alanına geldik. Soğuk duşumu alıp rahatladıktan sonra çardağa oturup kahvemi içiyorum yeşil bahçeye bakıp. Tahtanın üzerinde kahve fincanı, ileride çadırlar kurulmuş. sağda bez sandalye ve küçük bir masa.

IMG-20180718-WA0003

Festival bitti sayılır, şehir dışından gelenlerin çoğu gitti. Akşama da gidecekler var. Bir kaç kişi bizimle beraber bu gece burada kalacaklar. Rabia, dilini çıkarmış, kendisi ile birlikte beni ve Ferdimen’i elçek resim çekiyor çardakta otururken.

IMG-20180718-WA0004

Bisiklet evinde kalan bir kaç kişiye akşam yemeği geliyor. Akşam çardakta oturup hediye gelen şarabı içiyoruz sohbet eşliğinde. Yarın Gediz nehri keşif turuna çıkacağım. Bir süre Hasan bana eşlik edecek. Banaz’a kadar birlikte gideceğiz. Hasan Denizli’ye doğru devam edecek, ben ise Banaz dan içeri gidip Ferdimen’in çizdiği rotayı takip edip Gediz nehrini keşfedeceğim. Ferdimen bana katılmıyor, başka bir programı var onu yapacak. Ne yapalım ben de tek başıma keşif yaparım artık. Sabah ola hayrola.

Bir festivali de böylece bitirmiş oldum. Yeni arkadaşlar, güzel dostlar edindim. Yeni fikirlerle yarın başka bir tura başlayıp İzmir’e döneceğim.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık olarak 67 Km civarı

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc

Eskişehir Bisiklet Festivali 3. Gün

30 Haziran 2018 Cumartesi

Velesbid bisiklet evi – Yeşilyurt

( Görme engelli arkadaşlar için betimleme yapılmıştır )

Hayatın hızıyla yaşadık o aşkı
Her şey bir anda başladı
Yaşandı
Ve bitti…

Ataol Behramoğlu

 

Öne çıkmış olan görsel, ekili ve ekili olmayan tarlalar arasından kıvrılarak giden toprak yol inişli çıkışlı. Yolda tek sıra giden bisikletlilerin uzaktan çektiğim resim.

DSCN4022

Sabahın erken saatinde ovanın dinginliği ile uyanıyorum. Erkenden ayakyoluna gidip elimi, yüzümü yıkayıp bisikletimi alarak tahtadan yapılmış çardağa geldim. Çardak Urim Baba’nın kahvesi olarak kullandığımızdan kimse gelip oturmuyor. Tabelamı da astım çardağa. Çardakta kahve takımlarımı çıkarıp oturuyorum bir köşede. Benimle birlikte erken uyanan Hakan kahve içmeden önce çardak sakin iken beni çardakta çekiyor. Bisikletim KUZ önde park etmiş durumda.

DSCN4009

Bahçede bulunan at kestanesi ağacı altından geçerken üst dala konmuş baykuş olduğunu fark ettik. Kameram ile alttan çekiyorum tünemiş baykuşu. Başı görünmüyor, başka yönden çekmenin olanağı yok. Yapraklar buna engel. Baykuş iyice gizlenmiş.

DSCN4011

Binanın üst katına çıkıp yandan çekmeyi denedim ama kafasını bir türlü bana doğru çevirmedi. O yüzden şansızım.

DSCN4014

Herkes uyanınca sabah kahvaltısını yapıyoruz birlikte. Festivallerde topluca hareket etmek gerekiyor. O yüzden kahvaltı ve yemek saatleri belirli zamanda yapılıp bitirilmesi gerek. Belirli saatte yola çıktık topluca. Bu gün de yanıma kahve takımları ve tamir takımları olan tek çantayı takıyorum bagaja. Ben Eşpedal ile birlikte bisiklet süreceğim. Teknik bir arıza olursa hemen icabına bakacağım. Birlikte yola çıktık, önümde hafif yokuşu çıkan bisikletliler yolu kaplamış durumda.

DSCN4020

Yola çıktığımızda çektiğim video linki aşağıda.
https://youtu.be/dVjpRvO621Q

Uzayıp giden uçsuz bucaksız tarlalara daldık. Sadece traktörlerin kullandığı toprak yol inişli çıkışlı ve dalgalı yolda uzaklara giden bisikletçileri görüyorum. Biraz yüksekten çektiğim bu resim ovanın ilerisinde bir köy görünmekte dağın dibinde.

DSCN4021

Tarlalar tam düz değil, benden epey uzakta olan öncü grubu dibime kadar getirerek geniş bir alanı kareye sığdırıyorum. Önümde üç bisikletçi var, toprak yol inişe geçiyor ve orası görünmüyor. Daha ileride yol ortaya çıkarak kıvrıla kıvrıla gidiyor. Bu resmi öne çıkmış olan görsel olarak seçiyorum.

DSCN4022

Buğday tarlaları neredeyse tamamen sararmak üzere. Olgun başaklar dolgun gösteriyor. Fazla sürmez, buğdaylar biçilir.

DSCN4027

Sarı renge bürünmüş buğday tarlalarının yanında tamamen yeşil ve çiçeğini açmış ay çiçeği sarı rengi ile tarlayı süslemiş.

DSCN4028

Toprak yolun sağı ay çiçeği tarlası, solu sararmış buğday tarlası. Toprak yolda iki bisikletli.

DSCN4029

Uzaklardan resmini çektiğim köye geldik. Beton direğe mavi boya ile VE MOLA sola ok işareti yapılarak bu köyde mola vereceğimizi belirtmişler. Yolun sağı solu bisikletler park etmiş, duvarın dibinde oturmuş dinlenen bisikletçiler. Kahveden çay – soda – gazoz – su alarak bir nebze olsun serinleyip dinleniyorlar.

DSCN4030

Mola kısa sürede bitti, yola koyulduk. Biraz yüksekçe bayırın dibinden giden yolda gidiyor bisikletliler.

DSCN4032

Eskişehir Anadolu platosunda, kırsal bir alanda, 800 metre civarında bir yükseklikte yer alıyor. Haliyle buralarda havalar biraz geç ısınmakta. Durum böyle olunca erikler de geç oluyor. Yol kıyısında yeşil erikleri görünce durup biraz yiyoruz mayhoş tadı ile. Daha önceden toplanmış erikler. Bize düşen bir kaç eriğin resmini çekiyorum.

DSCN4033

Hava iyice sıcaklayınca ağaçların gölgeliği imdada yetişiyor. Burada durup gölgede dinlenen bisikletçiler var.

DSCN4037

Gölgesinde dinlendiğimiz yerin tam karşısında çeşme var. Borudan akan su betondan yapılmış yalağa akıyor. Görme engelli arkadaşımız Berktuğ ayakkabılarını çıkarıp yalağın içine girdi. Sanırım pistonları ısınmış, o yüzden soğutacak. Çeşmenin anlına mermere Deveci Pınarı yazılmış.

DSCN4038

Ben de ısınan pistonları soğutmak için yalağın içine girip çeşmeden akan su ile iyice soğutma çalışmaları yapıyorum.

DSCN4040

Gölgelik yerde kavak ağaçlarının altı serin olunca mola süresi uzadı sanki. Herkes yere oturmuş, bir kaç kişi ayakta duruyor.

DSCN4044

Yola tekrar devam ediyoruz. Tandem bisiklet önümden geçerken resmini çekiyorum. Önlerinde Bahadır Özer var.

DSCN4045

Bazen önlerdeyim, az yüksekte durup gelen bisikletçilerin resmini çekiyorum. Solda Türk bayrağı dalgalanıyor.

DSCN4052

Bazı yerde görevli durmuş, düz gitmeyip toprak yola sapmamızı gösteriyor. Bisikletçiler de toprak yola girerek rotadan çıkmamış oluyorlar.

DSCN4054

Buğday tarlasını çekiyorum, ileride bisikletçileri görüyorum ama çok uzaktalar. Kırsal alanda küçük bir ağaç demeti yeşil görünüyor sadece.

DSCN4056

Uzakta görünen bisikletçileri optik zoom ile yakınlaştırıp çekiyorum bir poz. Eşpedal derneğinden Didem Turan tandemi sürerken sarı saçlarını örgüsünden tanıdım. Makine çok iyi çekiyor, tam da istediğim gibi.

DSCN4058

Eşpedal tandemleri ile gidersen onları çekmek durumunda kalıyorum. Ben de çekiyorum üşenmeden. Pilot beyaz, copilot kırmızı tişört giymiş.

DSCN4060

Fazla yüksek olmasa da önümüzde bir yokuş var kıvrılarak çıkan. Ama çok uzaklarda.

DSCN4061

Yokuşa gelen bisikletçileri uzaklardan çekiyorum. Sadece yol bisikleti kullanan birisi bisikletten inerek yürüyor. O da vitesleri yokuş için uygun olmaması nedeni ile çıkması zor.

DSCN4064

Eskişehir’in bozkırında, kıvrıla, döne, ine – çıka tepeye çıkan yol. Birazdan o yolu aşacağız sabırla.

DSCN4066

Sevimli bir bisikletçi yanımdan geçerken zafer işareti yapıyor bana dönüp.

DSCN4067

Ve o yokuşa geldik, herkes kendi temposunda ağır ağır çıkarken çekiyorum bir poz.

DSCN4070

Ben de yokuşa sarıp çıkıyorum. Tepede durup geriden çıkan tandem bisikleti çekiyorum. Pilot bana metalcilerin işaretini yapıyor parmakları ile.

DSCN4071

Başka bir tandem bisikleti daha zafere ulaştı tepeye çıkarak.

DSCN4073

En arkadan gelen iki tandem bisikletten birini Hakan kullanıyor pilot olarak. Copilotu ise Sadriye. Onları yalnız bırakmayan Serpil yanlarında. Arkalarından üstünde iki bisiklet bağlı araba takip ediyor.

DSCN4075

Yokuş çıktık, şimdi iniş zamanı. Dikkatli inmek gerek, yol toprak, kayma olasılığı yüksek. Didem ve pilotu yokuştan aşağı kendilerini bırakmak üzere.

DSCN4077

Bisikletçilerin her zaman başına gelen lastik patlağı kimilerine denk geliyor. Yama yapanları çekiyorum yanlarında durup. Her hangi bir şeye ihtiyaçları var mı diye sordum. Onlar da teşekkür edip hallederiz deyince yoluma devam ettim.

DSCN4078

Uzaklarda rüzgar türbinleri görüyorum. Kamera ile yakınlaştırıp devasa türbinleri, pervaneleri çekiyorum. Henüz bitmemiş olacak ki dönmüyor pervaneler.

DSCN4081

Buğday tarlaları arasından inen üç bisikletçiyi çekiyorum

DSCN4085

Yeni bir köy daha çıkıyor karşımıza. Köy evleri dere yatağına kurulmuş sanki.

DSCN4086

Eski, kerpiç bir köy evi. Tek katlı, üzeri kiremitle kaplanmış. İki küçük penceresinden duvarlarının kalın olduğunu görüyorum. Yarım metre var duvar kalınlığı. Ev yamacın başlangıcında.

DSCN4087

Eskişehir’in kırsalında kurulmuş olan köyde ağaçlar dikilerek yeşillendirilmiş. Bozkır soğuğunda pek ağaç yetişmiyor anlaşılan.

DSCN4088

Yeşillikler arasında kalmış kerpiçten bir dam.

DSCN4089

Köyün evlerinin çoğu kerpiçten ve eski. Kimi duvar dikine yarılmış. İki yapı arasında traktör tekerleği konulmuş

DSCN4090

Bu köyde mola veriyoruz. Köyün küçük kahvesi, solda. Bisikletçiler kahveye hücum ediyor. Cami, küçük minaresi ile yolun sonunda.

DSCN4091

Kahvenin içi dolmuş taşmış durumda. Kendine yer bulanlar oturmuş çay içmeyi bekliyor. Tavan tahta lambri ile kaplanmış.

DSCN4092

Hakan iyice sıcaklamış olacak ki buffunu çıkarıp başının üzerine örtmüş. Uzun saçlarını salmış bakışları sabit. Kim bilir neler düşünüyordur. İyice dalıp gitmiş halini optik zoom ile çekiyorum yakınlaştırıp.

DSCN4095

Çaktırmadan ihtiyar bir köylüyü de çekiyorum. Küçük gözlerini ileriye doğru dikmiş bu kadar bisikletçiyi bir arada kahvenin içinde gördüğüne şaşırmış gibi bir hali var. Başında köylü kasketi. İnce bıyıkları ve kirli sakalı ile kim bilir neler yaşamıştır bu köyde.

DSCN4099

Sıcaktan bunalmış Eşpedal üyelerinin konuşacak takatları kalmamış sanki. Hepsi sessizce oturuyor, Hakan da gözlerini kapatmış dinlendiriyor. Yanında Hüseyin garip oturmuş düşüncelerle baş başa. Rabia teneke gazoz kutusundaki son damlaları içiyor.

DSCN4101

Pencereden dışarda duran Gündüz mavi kapının önünde güneş gözlüğünü takmış halde çekiyorum bir poz.

DSCN4103

Rabia tenekede gazozunu içip serinlemiş, yüzünde tatlı bir gülümseme ile bana bakarken yanındaki copilotu Didem kaskı kafasında çekiyorum.

DSCN4104

Duvarın dibinde tahta sıraya oturmuş Meliha’yı da bir arkadaş yanında.

DSCN4105

Yaşı pek genç olmayan kahveci bu kadar kalabalığa çay demlemekle meşgul. Demliği küçük tüpte demliyor. Bu gün bir ayda kazanacağı parayı bir günde kazanmanın sevinci var sanki. Çünkü kahvede içecek ne varsa hepsi tükendi.

DSCN4107

Elindeki kamera iyi olunca ister istemez etrafa daha değişik bakıyorsun, Eski köy kahvesinde o kadar çekilecek resim var ki hemen gözüme elektrik sayacı ve buşonlu sigortaları çekiyorum oturduğum yerden. Öyle kalkıp dibinden çekmeye gerek yok. Optik zoom yetiyor buna, biraz da mesleki olduğundan mekanik elektrik sayacı duvara monte edilmiş, dışarıdan gelen kablo alttan sayaca giriyor. Ana sigorta görünürde yok. Sağda, ayrı yerde iki eski tip buşonlu sigorta var. Porselenden yapılmış sigorta buşonu ampul gibi sökülüp takılıyor. Sigorta attı mı buşonu söküp içindeki porselen sigortaya ince teli bağlayıp takıyorsun ve elektrik geliyor tesisata. Sigorta buşonları sigara dumanı, nem, toz ile kaplanmış. Kirli sarı bir renge bürünmüş.

DSCN4109

Kahveden dışarı çıkıp kesilmiş meşe odunlarını yakından çekiyorum. Yaz mevsimine girdiğimizden odunlar kış soğukları bastırınca sobada yanacak çıtır çıtır.

DSCN4110

İki katlı kerpiç bir ev, çatısı oluklu kiremit kaplı. Üst kattaki pencere camlarının kırık olmasından evde kimsenin oturmadığı anlaşılıyor. Evin üst tarafı çamurla sıvalı ve beyaza boyanmış evvel zamanda. Şimdi ise alt kattaki duvarda çamur sıvalar dökülmüş kerpiçler görünüyor. Sağda bir metrelik kesilmiş odunlar dizelenmiş düzgünce.

DSCN4112

Köyde bir süre yemek arabasının gelmesini bekledik. Bir binanın kaldırımında, gölgede otururken çatıdaki oluğa kuşlar gelip gidiyor cıvıldaşarak. Sabırla bekledim, bir kaç kez yakalamaya çalıştım ama resmini çekmek zor. En sonunda bir poz yakalıyorum serçe kuşunu. Çatı oluğunda durmuş, başını ileri uzatarak bakıyor. Gagası yarı açık durumda, pırr diye uçmadan önce alttan çekiyorum yere yatarak. Serçenin boynu ve alt gagasına kadar siyah tüyler var. Diğer tarafları açık renkte.

DSCN4114

Ben yerde kuşu çekmeye çalışırken Hakan da sırıtarak beni çekiyor makinası ile. Madem o beni çekiyor ben de Hakan’ı çekiyorum aşağıdan beni çekerken.

DSCN4115

Yemeği yedik, karnımız doydu. Bir kaç çocuk görünce onları çağırıp bakkala götürdüm. Bakkalda kadın vardı, çocuklara dondurma ısmarlıyorum BayKuş kesemdeki paralardan. Bakkalda iki kadın daha vardı. Onlar da imrenmiş olacaklar ki dondurma ısmarlamamı istediler. Ben de onları kırmadım ve ısmarladım. Köydeki mola epey sürdü, sonunda harekete geçebildik. Hava sıcak olunca gölge yerler aranıyor ve gölgelik bir yerde durarak arkada kalanların gelmesini bekliyoruz. Bisikletler park etmiş yol kıyısında, İsmail ve Ferdimen yere oturmuş dinleniyorlarken çekiyorum. Yorulmalarının nedenine gelince pilot olan Ferdimen’in pedalındaki göbek dağılmış. Ferdimen pedala basmıyor sadece direksiyonu idare ediyor. Güçlü ve kuvvetli olan İsmail copilot olduğundan arkada pedala basıp bisikletin gitmesini sağlıyor. Böyle idare ediyorlar. Ne de olsa eski ve tecrübeli bisikletçiler ikisi de. Hem sonra çok akıllılar, kafaları çalışıyor. Turu bırakmadan devam ediyorlar sonuna kadar. Ön aynakol ile orta aynakol arasındaki zinciri sökmüşler. Böylece İsmail rahatça pedal basıp Ferdimen pedalları boşta duruyor.

DSCN4116

Mola yerine başarılı biçimde geliyor Ferdimen ve İsmail çifti. Biz de alkışlıyoruz ikisini de.

DSCN4118

Hızlı tren yolunun yanındaki yerde arkada kalanların gelmesini bekliyoruz. Oturacak yer olmayınca kaldırıma dizeleniyor kimisi.

DSCN4119

Yolun bu tarafındakiler yere oturmuş.

DSCN4120

Ve diğer tarafındakiler. Diğer tarafta tostçu kıraathanesinde masa sandalye var. Buradakiler şanslı, çünkü oturuyorlar.

DSCN4121

Tren boyunca giden yolda bisikletçiler gidiyorlar ardı sıra.

DSCN4122

Hava kararmadan bisiklet evine geldik. Herkes soyundu dökündü, kimi soğuk su ile duşunu aldı. Akşam yemeğini beklemeye başlarken bahçede oturuyoruz.  Meliha Tekin Ömer Kemal ile poz veriyor. Ömer Kemal çok sevimli ve cana yakın bir çocuk.

DSCN4127

Yemek geliyor ve terasta güzel aşçılarımız yine bizlere bol kepçe yemek veriyorlar. Güneş ufka yaklaşmış parıldarken Gündüz tepsisine yemek alıyor.

DSCN4129

Yemeklerimizi yedik, karnımız doydu. Sıra geldi kahve yapmaya. Çardakta oturulacak yer yok. Misafirlerimi çardağın dışında ağırlıyorum. ABAK turuna katılan müzik öğretmeni Burak Çardak ve Çiğdem Suzan için kahve pişirip ikram ediyorum. Burak iyi derecede yan flüt çalıyor. Bu akşam bizler için çalacak. Ben de onu zevkle dinleyeceğim.

DSCN4131

Bu gecenin süprizi müzik öğretmeni olan Eser Büyükcan İlhan ve henüz 13 yaşında olan kızı ile birlikte konser verecekler. Ada Canata bize ARP çalacak. 6 ay önce geldiğimde böyle bir yeteneği yoktu ortalarda. 6 Ayda Arp merakı başlayınca öğrenip başarılı olmuş. Bakalım dinleyeceğiz. Sahnede Ada ve annesi hazırlıklarını yapıyor. Ada Arp önünde.

DSCN4139

Ada Canata bize arp çalarken çektiğim video linki aşağıda

https://youtu.be/LXSZZ03ZYCo

Bu da Eskişehir şarkıları video linki.

https://youtu.be/PA02TWknYmw
Erhan Can sevgilisine evlenme teklifini çiçek vererek yapıyor sahne önünde.

DSCN4150

Kız da kabul ediyor evlenme teklifini ve başlıyorlar dans etmeye. İkisi de şimdiden mutlu. Bizleri de düğüne davet ettiler.

DSCN4151

VelESBİD bisiklet evi olarak yemek fişi basmışlar. Tüm katılımcılara fişler verildi. Festival boyunca her öğün için bir tane fiş vereceğiz yemeği alırken. Haliyle bu kuralı kimse dikkate almıyor. Ben de fişlerin resmini çekiyorum hatıra olarak burada yerini alsın diye.

IMG_20181101_213617

Akşamın geç saatlerine kadar müzik devam etti. Katılımcılar doyasıya eğlendi. Ben de Eser, Burak ve genç sanatçı Ada’yı dinlemekten zevk aldım. Onları dinlerken kendimi şanslı hissettim. Hele Ada ileride büyük bir sanatçı olacağını şimdiden belli etti Arp çalarken. Kısa sürede çok iyi Arp çalan Ada’yı ileride konser salonlarına girmek için bilet bulamayabiliriz.

Müzik ve eğlence bittikten sonra herkes çadırına çekildi. Artık dinlenme vakti. Gündüz uyuyan baykuş gece ötüşü ile avlanmaya çıkmış, sesini duyabiliyorum.

Bu gün yaptığımız yol yaklaşık 62 Km civarı

Aşağıda yaptığımız yolun haritası

Powered by Wikiloc

Eskişehir Bisiklet Festivali 2. Gün

29 Haziran 2018 Cuma

( Görme engelli arkadaşlar için betimleme yapılmıştır )

Eskişehir Kültür Turu

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle

Ataol Behramoğlu

Öne çıkmış olan görsel, akvaryum içinde kapalı geniş cam bölme. Bölmeye alttan giriliyor. Akvaryumda yüzen balıklar ve ben de cam bölme içinde. Beni Ferdimen çekiyor dış kısımdan.

20180629_155338_HDR

Sabah erkenden kalkıyorum, Güneşli güzel bir güne başlarken İzmir’den arkadaşlar minibüs ile gelmişler festivale. Minibüsün arkasında üç, üstünde iki bisiklet var. Arka yan camda hippilerin barış sembolü yapılmış.

DSCN3711

Çadır alanında henüz çadırlar  tam olarak dolmamış. Çoğu yer boş, benim çadırımın yanında Ferdimen ayakta duruyor. Çadır alanı şeritlerle bölünmüş parsel parsel.

DSCN3712

Çadırımın arkasında bisikletim KUZ duruyor park halinde. Arka bagajında sadece bir çantayı taktım, tamir takımları ve kahve takımları var içerisinde. Ferdimen karşımda sağ eli ile bisikletimi gösteriyor.

DSCN3713

Sabah kahvesini işgal ettiğimiz çardak altında yapıyoruz. Bu çardak artık Eşpedal derneğine ait. Ve Urim Baba’nın Kahvesi olarak tabelamı da astık. Eşpedal derneğinde aktif görev alan ve organize eden Hakan Sevin kahve içmesini seviyor. Gülü seven dikenine katlanır sözünden yola çıkarak eline kahve değirmenini veriyorum. O da seve seve kahve çekiyor. Sabah Güneşi çardağın altından Hakan Sevin’in yüzüne vuruyor.

DSCN3714

Mavi buff, mavi tişörtü ile Ferdimen bana eliyle iki kesme şeker uzatırken çekiyorum yakından bir poz.

DSCN3716

Çardakta otururken yanımıza İzmir’den sabah gelen arkadaşım Ahmet ve Duygu geldi. Onlara da kahve pişirip ikram ediyorum.

DSCN3717

Haliyle ilk kahveyi ben içiyorum. Kahve fincanımda Urim Baba’nın Kahvesi logo basılı, içi köpüklü kahve içmeye hazır. Ferdimen’in verdiği kesme şekerlerden birisi fincanın yanında. Geçmiş yıllarda İstanbul kahve kültüründe kahve sade pişerdi. Kahveci de fincanın yanına bir kesme şeker koyar müşterilerine böyle sunardı kahveyi. Bu sunuma “Yandan Çarklı” kahve  olarak adlandırıldı. Yandan çarklı denmesinin nedeni eskiden vapurların yanında çark yardımı ile hareket ediyorlarmış. Fincan vapur, yanındaki kesme şeker de çark olarak betimlenip söylenmeye başlanmış.

DSCN3718

Kahvaltıyı yaptık, sonrasında hep birlikte köy yollarından Eskişehir merkezine bisikletlerle geldik. Merkezde bulunan geniş ve uzun tuğladan yapılmış. Bacayı komple yan olarak çekiyorum gökteki bulutlara değercesine. Bacanın dibinde park etmiş bisikletler duruyor. Baca dipten başlayıp yukarıya doğru 2 metrede bir demir çember sarılmış.

DSCN3719

Burada kayıt yapılıyor, bisikletin önüne takacağımız tabelalar, forma ve bufflar veriliyor. Ben de tabelamı gidon çantasının önüne takıyorum plastik cırt ile. Tabelada el ile çizilmiş bisiklet evi resmi, Urim Babacan İzmir A +, Eskişehir VelESBİT Bisiklet evi festivali 29 / 30 Haziran – 1 Temmuz 2018 yazılmış.

DSCN3720

Eşpedal derneğinden Didem Turan, Hakan Sevin ile birlikte kayıt masasında kaydını yaptırırken.

DSCN3722

İsmail Odabaşı da bulunduğumuz yere geldi. Ferdimen ile birlikte tandem bisiklet sürecekler. Ferdimen pilot, İsmail copilotluk yapacak. İkisinin yanında Nil Koray Yılmaz var.

DSCN3723

Bir çok ünlü ve futbolcunun dökümden plakası yere konulmuş. İçlerinden sadece Beşiktaşlı olarak efsanevi futbolcu Hakkı Yeten plakasının resmini çekiyorum. Sol üst köşede BJK logosu, altında 1931 – 1948 futbol dönemi yazılmış. Yanında Hakkı Yeten 1910 – 1989. Altında iki defne dalı arasına Baba Hakkı’yı saygıyla anıyoruz kabartma olarak yazılı. Sol altta Tepebaşı belediyesi 2011 ve logosu. Defne yapraklarının altında Altın Ayaklar yazılmış.

DSCN3724

Tramvay hattı buradan geçiyor çanını çala çala. Eskişehir’de her taraf tramvay hatları ile ağ örülmüş. Her yere tramvay ile ulaşabilirsiniz.

DSCN3725

Elimde iyi resim çeken makine olunca ister istemez sanatsal çekimler yapmak zorumda kalıyorum. Tuğladan örülmüş uzun bacayı dibinden göğe yükselmiş halde çekiyorum. Tuğlalar tek tek ve gayet net biçimde görünüyor.

DSCN3729

İzmir’den sabah minibüsle gelenler içinde arkadaşım Yılmaz Murat Bilican bisikleti ile bana poz veriyor. Saçı yok ama sakalı uzamış, üzerinde mavi tişört, altında siyah şort var.

DSCN3732

Eskişehir’de eskiden uçak fabrikası vardı, şimdi ise tüm uçakları dışarıdan alıyoruz maalesef. Fabrika kapatıldı, sadece eğitim pistleri var. Gökyüzünde dolaşan küçük, çift pervaneli bir uçağı optik zoom yaparak bacanın ucu ile yakından çekiyorum.

DSCN3733

Zemine velESBİD Eskişehir bisiklet dermeği pankartı seriliyor, ardına da festival katılımcıları dizildi. Ben de bir poz çekiyorum toplu olarak.

DSCN3736

Kayıt işlemi bitince bisikletlere binip yakınlardaki bisiklet temalı sanat sokağına geldik. Burada durunca sokağı kaplamış tüm bisikletçilerini çekiyorum.

DSCN3738

Evin duvarına sadece ön tekerleği, gidonu olan yarım bisiklet duvara vidalanmış. Bisikletin pedalları yok. Gidonda sepet takılmış, içinde de saksı konulmuş. Saksıda bitki büyümeye başlamış.

DSCN3739

Burası Kırık Pedal Sokak olarak adlandırılmış. Siyaha boyanmış kapı panjuruna kırmızı sprey boya ile Kırık Pedal Sokak Hatırası yazılmış. Yanlara da karman çorman beyaz yazılar yazılmış sprey boya ile.

DSCN3741

Başka bir evin duvarına küçük jantlı beyaz boyalı, gidonu kırmızıya boyanmış bir bisiklet asılmış. Duvara astronot resmini bisiklete biner gibi çizilmiş. Yanlara da halkalı gezegen ve diğer gezegenler resmedilmiş. Bisikletin altına da kocaman sarı renkli Güneş var.

DSCN3742

Binanın iç köşeli kısmına renkli kelebekler, iple bisikleti havalandırmış durumda. Bisikletin altında da tam köşede açılan fermuar çizilmiş.

DSCN3744

Evin penceresinin altında üstte küçük, altında büyük jant, sivri kulakları ve kuyruk ilave edilerek kedi resmedilmiş. Altta da duvara kadrosu dallardan, tekerlekleri yeşil yapraklardan yapılmış bisiklet boyalı.

DSCN3745

Binanın köşesine eğri büğrü bisikletler renkli olarak boyanmış.

DSCN3746

Trafo binasının duvarına tandem bisiklete binen iki çılgın ihtiyar kadın resmedilmiş. Eşpedal üyelerinden iki kadın da tandem bisikletiyle resim önünden geçerken üç kişi onları izliyor. Hakan sevin de eliyle işaret ediyor tandemdekileri. Tandemi Rabia ile Didem sürüyor.

DSCN3748

Büyükşehir belediyesinin Odunpazarı evlerinin olduğu yere geldik. Buradaki evler iki yada üç katlı, sarı badanalı. Pencere kıyıları belirgin bir şekilde kahverengi renge boyanınca evler kendini gösteriyor. Bisikletliler evlerin önündeki istinat duvarının dibinde bekliyor.

DSCN3752

Bisikletçiler mumya müzesine girdi, ben girmedim. Nedenine gelince 6 ay önce girip dolaşmıştım mumya müzesini. İçeride bazı mumyaların resmini para ile çektiklerinden kızıp tüm çektiğim resimleri silmiştim müzeden çıkmadan.

DSCN3754

Odunpazarı merkezindeki açık alan parkına geldik. Buraya ismini veren odunları öne çıkarıp pazarda satılan odunlar eşek arabası heykeli ile belirtmişler.

DSCN3755

Başka bir yerde iki at koşulu odun araba heykeli var. Atlar gerçekmiş gibi duruyor. Sanki canlıymış gibi.

DSCN3756

İki atı başlarından çekiyorum. Koşum takımları tam, iki atın arasındaki uzun direk önden ve arkadan kayışlarla bağlı. Bu at arabası iki beygir gücünde. Yani 1460 Watt ediyor.

DSCN3757

Diğer yandaki eşek arabasında bir tane eşek var. Eşek beygirlerden küçük olduğundan eşeğin Watt olarak 600 Watt olması gerek. Eşeğe haksızlık yapılmış sanki. Aynı oranda odunu eşek tek başına çekiyor.

DSCN3758

Odunpazarı meydanındaki çay bahçesine oturduk. Masalar kare ve küçük olduğu için iki masayı birleştirdik.

DSCN3759

Karşımda oturan görme engelli Sadriye Görece ve Hakan bana poz veriyorlar başlarını birbirine dayamış olarak.

DSCN3760

Odunpazarı meydanındaki evler de restore edilerek boyanmış. Soldaki beyaz, sağdaki sarı renge boyanmış. Ortak rengi kapılar ve pencereler kahverengi. Binaların altında dükkanlar var.

DSCN3762

Başka bir sokağın girişinde seyyar tezgahlar kurulmuş. Burada resim tabloları, lületaşı ve hediyelik eşya satıyorlar. Binalar diğer sokaktaki rengin aynısı.

DSCN3763

Şimdi de arkeoloji müzesine geldik. Müzenin dışında bisikletleri bıraktık, içeri girmeyi bekliyoruz.

DSCN3764

Müzenin dışında yeşil çimenlerin olduğu yere dikili taş konulmuş bir kaç tane. Taşlarda değişik şekiller ve işaretler var.

DSCN3765

Bahçenin diğer yanında lahit mezar sandukası konulmuş. Küçük boyutta hayvan heykelleri lahidin etrafına serpiştirilmiş.

DSCN3768

Sanırım bu küçük heykeller lahitte yatan ölüyü korumak için konulmuş. O zamanlarda ölümden ve kötü ruhlardan korkanlar heykellerle kendini koruyacaklarına inanırlarmış.

DSCN3769

Pembe ve kırmızı gül açmış, ardında lahit mezar.

DSCN3770

Hitit uygarlığının aletlerinden olan Güneş Kursu bronz erken tunç çağı III M. Ö. 2400- 2200 Çorum Alacahöyük civarında bulunmuş. Aslında bu eser daha eski uygarlık olan Hattilere aittir. Daire içine çapraz olarak düz çubuklar yerleştirilmiş dini sembol.

DSCN3771

Müzenin ortasında dört köşe koltuğa yorulmuş olan Ferdimen ve İsmail oturmuş dinleniyor. Gerçi İsmail görme engelli olduğundan gezip yorulacağına bizim ziyaretimizin bitmesini bekliyorlar sanki.

DSCN3808

Mermer bir kaideye yerleştirilmiş  üç yüzlü kadın baş heykeli.

DSCN3818

Küçük, tamamı ile altından yapılmış insan eli. El bilekten başlıyor, bilek kısmında zincir takılması için halka konulmuş. Heykeli ilginç kılan işaret ve orta parmak arasına baş parmak olarak nah işareti betimlenmiş. Her halde zengin tüccar karşısındaki kişi ile pazarlık yaparken boynundaki bu nah işaretini göstererek pazarlıktaki duygularını açıkça ifade etmesi için yapılmış.

DSCN3826

Eskiden insanlar içine sığabilecekleri küp içinde gömülüyorlarmış. Sadece alt kısmı kalmış kırık bir küp içinde insan iskeleti toprakla beraber duruyor.

DSCN3837

Basit yapılmış geyik heykeli, ayakları alttan birleştirilmiş. Gövde ince, boynuzları ileriye, arkaya doğru kıvrık olarak uzamış. Başı ve ağzı boru biçiminde.

DSCN3843

Beklemekten sıkılmış olan İsmail dört köşe koltuğa sırt üstü uzanmış. Ferdi bacak bacak üstüne atmış öylece oturuyor.

DSCN3891

Müze ziyareti bitti, Eskişehir sokaklarından geçip Porsuk çayının dibindeki yoldan gidiyoruz. Bir yerde bisikletçiler durmuş arkadan gelenleri bekliyorlar.

DSCN3894

Porsuk çayının yanında durmamızın nedeni anlaşıldı. Burada topluca resim çekileceğiz. Çay kıyısında diziliyorlar yan yana. Sponsor olan bir firmanın pankartını açıyorlar. Ben de topluca çekiyorum hepsini. Ön tarafta yaprak açmış yeşil bitkiler fışkırmış. Çayın yüzeyine ağaçların yansıması vurmuş bir tablo gibi.

DSCN3897

İzmir’li hippi çetesini çekiyorum, Yılmaz, Sencer, Ahmet ve Enis.

DSCN3902

Sazova parkına geldik. Burası çok geniş bir alana yayılmış yemyeşil bir park. Ağaçlar her tarafta, yerler yeşil çimenlerle kaplı. Bu kadar geniş arazide küçük bir tren ziyaretçileri dolaştırıyor yeşillikler arasında. Sazova parkında Masal şatosu, bilim parkı, hayvanat bahçesi ve sualtı akvaryum parkı var.

DSCN3904

Parkın içinde ortaçağ benzeri kuleleri olan Masal Şatosu. Kuleler beyaz, sivri çatıları mavi renge boyanmış. Buraya Masal Şatosu ismi verilmiş. Uzaktan resmini çekiyorum sadece ağaçların arasından. Çünkü Masal Şatosunu ziyaret etmeyeceğiz.

DSCN3911

Parkın içinde mermerden yapılmış çıplak kadın heykeli kaideye oturmuş, sağ omuzu üstünde testiye benzer bir şey tutmuş.

DSCN3912

Bahçede büyük kaldıraç yapılmış, uzun bir direk. Kaldırma noktası kaldırılacak yere yakın, diğer taraf uzun.

DSCN3913

Kaldırılacak yük ise Anadol marka bir araba. Araba sarı renkte, bir kaide üstünde demirlerle kaldıraca yukarıdan bağlanmış. 1000 Kiloluk arabayı bir insan gücü ile kaldıraç sistemi ile kaldırabilir. Bu park aynı zamanda bilim parkı.

DSCN3914

Parkta çeşitli uçaklar sergileniyor. Bu uçaklar ömrünü dolmuş parkta yerini almış ziyaretçiler için. Pervaneli küçük uçar solda, jet uçağı sağda daha heybetli duruyor.

DSCN3915

Ucu çatal iki direkten oluşan değişik rüzgar gülü. Çatalın iki ucunda daire, içi desenli kesilmiş. Kayış ve kasnaklarla hareket aşağıya aktarılıyor. Dibinde yuvarlak, geniş bir havuz, havuzdaki suyu, pompayı çalıştırarak yukarıya çıkarmayı amaçlıyor.

DSCN3916

Yeşil çimenlere kocaman, beyaz makas saplanmış. Arka tarafta ağaçlar görsel yeşil fon oluşturmuş. Önde değişik çalışılmış mermer yapı var.

DSCN3917

Kocaman bir küre, kürenin içine giriş merdiveni ve kapısı var. Burası uzay merkezi.

DSCN3918

Sualtı dünyasını olduğu yere geldik. Binanın dışındayım.

DSCN3919

Binaya giriş ücretli, 10 TL karşılığında bilet alıp içeri gireceğim. İçeriye girmeden dış camlar ayna görünümünde olunca kamera ile kendi yansımamı çekiyorum.

DSCN3921

İçeri girip devasa akvaryumların içinde yüzen kocaman balıkları merakla izlemeye, resimlerini çekmeye başladım. Kocaman turna balıkları yüzüyor akvaryum içinde. Kalın cam arkasında yüzen balıklar geniş bir alanda rahatça yüzüyorlar. Akvaryum bir insan boyundan fazla yüksekliği var.

DSCN3936

Büyük balıklara büyük akvaryum yapılsa da küçük balıklar için de küçük akvaryum yapılmış. Yassı, beyaz desenli sarı balıklar yüzüyor.

DSCN3940

Vatoz balıkları yelpaze şeklinde akvaryum camına yakın alt kısmından çekiyorum bir poz. Solungaçları ve ağzı görünür biçimde.

DSCN3944

Camdan bir tünelin içinden geçiyorum. vatoz balıkları tünelin üstünden diğer tarafa geçiyor. Biz ge bu görsel şöleni izleyerek tünelde yürümekteyiz.

DSCN3946

Silindir biçiminde yapılmış akvaryumun içinde silindir cam konularak orta bölüme geçip akvaryumu içeriden görebiliyoruz. Sadece bir kişinin girebileceği boşluğa girerek resim çekiliyorum. Beni Ferdimen çekiyor dışarıdan. Sanki akvaryumun içindeymişim gibi, etrafımda balıklar yüzüyor. Bu resmi öne çıkan görsel olarak seçiyorum.

20180629_155338_HDR

Vatozlarla birlikte köpek balıkları da yüzüyor.

20180629_155803_HDR

Küçük akvaryumlarda kırmızı renkli deniz kestaneleri üç tane kumda duruyor.

20180629_155908_HDR

Tombul ve yassı balıklar sürü halinde geziniyor bir o yana bir bu yana.

20180629_160028_HDR

Balıklar kocaman, ilk defa bu kadar kocaman balığı akvaryumda görüyorum.

20180629_160108_HDR

Beyaz, yassı bir balık, anlı şiş biçiminde balon yapmış. Al ve üst yüzgeci arka kısımda arkasına doğru kuyruk gibi uzamış.

20180629_160307_HDR

Akvaryum kısmından çıkıp sürüngenlerin olduğu bölüme geldik. Değişik boyutta taşlardan örülmüş duvardaki çıkıntı kayada üç tane kocaman kulaklı, minik hayvan yan yana oturmuş insanları izliyorlar.

20180629_162933_HDR

Sarmal camlı ampulde baş aşağı duran renkli kertenkele hemen yanında yanan normal ampulün ısısından faydalanıyor. Burada Güneş olmadığından soğuk kanlı olan kertenkelelere ısı kaynağı oluşturulmuş.

20180629_163006_HDR

Küçük bir semender kertenkelesi

20180629_163048_HDR

Fareden büyük, ismini bilmediğim bir hayvanı çekiyorum.

20180629_163129_HDR

Her ne kadar kendisi görünmese de derisi dallarda duruyor yılanın. Boyu epey uzun olan yılan eski derisinden çıkmış ama gizlenmiş kim bilir nerede.

20180629_163302_HDR

Kuru ağaç dalına serilmiş değişik kertenkele hareketsiz duruyor. Yanakları şişik durumda. Sırtında sivri boynuzlar kuyruğuna kadar sıralanmış. Hareketsiz durmasının sebebi ekmek elden su gölden olduğu için. Avlanmasına gerek yok, karnı acıkınca yiyecekleri hazır nasıl olsa.

20180629_163330_HDR

Gagası kalın, küt ve başından daha büyük olan kuş dalda duruyor. Tüyleri tamamen siyah, sadece yüz kısmı beyaz renkte.

20180629_163338_HDR

Geniş bir alanda kanguru yere çömelmiş bir şeyler yiyor sanki.

DSCN3949

Deve kuşunun değişik cinsi, yavru da olabilir, tamamen tüyle kaplı, boynu da dahil.

DSCN3950

Diğer tarafta iki tane siyah beyaz tüyleri olan deve kuşu var.

DSCN3951

Boynuzları burgu biçiminde olan ceylanlar yere oturmuş geviş getiriyorlar.

DSCN3952

Zebra, siyah beyaz pijamasını giymiş, aynı renkteki deve kuşları ile birlikte bahçeyi paylaşmış.

DSCN3954

Tahta bir duvarın ortasında uzun pencereden bakan deve karşımda vesikalık resim çekiliyor sanki.

DSCN3955

İki lama yere oturmuş, biri beyaz, biri siyah tüylü.

DSCN3956

Salkım söğütler büyümüş kocaman. Dalları ince, aşağıya kadar sarkıyor.

DSCN3957

Oklu kirpiler duvar dibinde dinleniyor.

DSCN3958

İçi boş, kuru bir kütük üzerinde arka ayakları üzerinde dikelmiş kemirgen bir hayvan. İsmini bilmiyorum.

DSCN3959

Sadece kuyrukları siyah – beyaz halkaları olan lamurlar bir o yana, bir bu yana dolaşıp duruyorlar.

DSCN3961

Beyaz renkli pelikan kuşları da hayvanat bahçesinde yerini almış.

DSCN3962

Fok balığı havuzunda bir fok hızla yüzüyor. Duvarında cam bölmeye ara sıra dokunup uzaklaşıyor. Havuzun içindeki su yeşil renginde olduğundan fok balığını görmemiz zor. Sadece cam bölmeye gelince bir an için görünüyor. Ben de epey bekledim ve tam cam bölmeden geçerken resmini çekebildim. Karnı bize dönük şekilde iki yüzgeci açık olarak camın önünden yan olarak geçiyor.

DSCN3963

Uzun çeneli dişi geyikler yere oturmuş geviş getiriyorlar.

DSCN3964

İki tane kivi kuşu beyaz benekleri ile yan yana.

DSCN3965

Bembeyaz zarif kuğu kuşu suda değil de çimenlere oturmuş bizleri izliyor.

DSCN3967

Kuğunun yeri havuz olmalı, havuzda yüzen kuğuyu çekiyorum.

DSCN3968

Sırtı mavi, alt kısmı sarı renkli papağanlar. Sırtını bana dönmüş iki papağan aşağıda bir şeylere bakıyorlar.

DSCN3969

Başı ve göğsü kırmızı, kanatları mavi papağan tek ayağı ile dala tutunmuş, diğer ayağını el olarak bir yaprak parçasını ağzına götürmüş yemeğe çalışıyor.

DSCN3970

Çeşitli renklere değişik papağan bir arada.

DSCN3971

Koyun büyüklüğünde, küt kafalı tapir yere oturmuş tembellik yapıyor.

DSCN3973

Sazova parkı geniş bir alana yayılmış, yemyeşil bir yer. Değişik ağaç türleri dikilip yerler çimen ekilerek güzel bir görünümde insanı dinlendiriyor. Park tertemiz ve bakımlı.

DSCN3974

Parkın içini tamamen gezip dışarıda bulunan bisikletlerin yanına geldim. Burada yorulanlar kaldırım taşına oturmuş dinleniyor. İsmail ve Ferdimen çimenlere uzanmış uyuyorlar.

DSCN3975

Bu gün ki Eskişehir turunu bitirdik, kamp alanına dönüyoruz. Hava henüz aydınlık, Güneşin batmasına epey zaman var. Bisiklet evi girişindeki kapıyı çekiyorum bahçe ile birlikte.

20180629_190342_HDR

Güneş batmadan terasta kurulu tezgah üzerinde yemek dağıtımına başlandı. Güzel aşçılarımız aşçı şapkasını başlarına takmış, beyaz önlüklerini de giyip yemek dağıtıyorlar.

20180629_191015_HDR

Nefis yemekleri yedikten sonra aşağıya inip akşam olmasını bekledik. Bahçede sahne hazırlandı, ses sistemi, hoparlörler takıldı. Hava kararmadan dans grubu şarkı eşliğinde başladı. Beyaz giymiş kadınlar ve siyah pantolonlu bir erkek dans ediyor grup olarak.

DSCN3976

Seyirciler de sandalyelere oturup izliyorlar dans gösterilerini.

DSCN3977

Dört kadın, bir erkekten oluşan dans grubu danslarını bitirip seyircileri selamlıyorlar. Erkek bir dizi yerde, kadınlar kollarını açmış durumda.

DSCN3985

Sonra hava karardı ve müzik grubu sahnede yerini alıp güzel şarkılar söyleyerek bizleri coşturmaya başladılar.

DSCN3986

Bu ara Dolunay çıkıp gök yüzüne yükselmeye başlarken ağacın siuleti ile birlikte çekiyorum. Ay parlak ışıklarını biz saçıyor.

DSCN3987

Müzik öğretmeni olan Eser Büyükcan İlhan ve 13 yaşındaki kızı Ada sahneye çıkıp bizlere şarkılar söylemeye başladı.

DSCN3990

Aşağıda şarkıların videosu, iyi seyirler.

https://youtu.be/PA02TWknYmw

Saatler ilerlemeye başlayınca çılgın danslar başladı. Bahçede dans etmeyen yok gibi.

DSCN3996

Danslar coştukça coştu, horon teperek tamamlıyorlar geceyi.

DSCN4003

Görme engelli Sadriye ve Kayseri’den Meliha yan yana bir sandalyeye oturmuş halde. Meliha ile Gökova turunda tanışmıştım, o da tesadüfen. Kendime kahve pişiriyordum bir köşede. Meliha da yanımda oturuyordu. Haliyle dört fincan kahve pişirince birini de Meliha’ya ikram ettim. Şanslı kişilerden birisi. Meliha Eskişehir bisiklet festivaline katılmış. Unutmuşum Meliha’yı. Beni görünce kendini tanıttı, kahve içtiğini hatırlatınca anımsadım. İkinci kez tanıştık böylece. Bu yaz, Ağustos ayında Kayseri de festival düzenleyecekler. Beni davet etti Kayseri’ye. Ben de seve seve gelirim dedim bu davet karşısında. Eşpedal derneğini de davet etti.

DSCN4006

Akşamın geç saatlerine kadar şarkılar dinleyip dans ettik. Güzel bir organizasyon bizleri eğlendirdi, neşelendirdi. Eskişehir’e geldiğim için şanslıyım ve mutluyum. VelESBİD bisiklet derneğine teşekkür ederim.

Fazla geç olmadan çadırıma girip yatıyorum

Bu gün yaptığımız yol  yaklaşık olarak32 Km civarı.

Yaptığımız yolun haritası aşağıda

Powered by Wikiloc

Eskişehir Buluşmaları

31 Ekim 7 Kasım 2017

Eskişehir de Bisiklet Evi açılışı. Soğuk Eskişehir günlerinde sıcak dostluklar.

Öne çıkmış olan görsel Bisiklet evi tabelası, elips biçimde kesilen tahtanın çerçevesi mavi renge boyanmış. Tabelada “Eskişehir Bisiklet Derneği VELESBİT Bisiklet Evi” yazılmış. Altında da metal çubuklardan bir bisiklet maketi.

20171102_115051_HDR

Güneşte ısınmış üzüm taneleri

Yıldızlardan devşirilen sır

İksir küçük kalplerinde

Zaman döndürürken avuçlarında her şeyi

Kıyıdasın sen, deniz seni salmış

Gözlerin ağaç reçinesi

Kuşların dağarcığında adın var

Çiğdem Baydar

 

Merhaba sevgili dostlar, yeni bir yazı daha sizlerle. Keyifli okumalar. Hazine torbamda topladığım gerçek hikayeleri, anıları sizlere dilimin döndüğünce anlatacağım.

Sene 2017, kış ayına girmeye ramak var. İzmir’de ılık sonbaharı yaşıyoruz. Havalar fazla soğuk değil. Bizim düzenlediğimiz Az Bilinen Antik Kentler Bisiklet Turlarına katılıp tanıdığım Kübra Özen beni telefonla arayıp Eskişehir bisiklet buluşmalarına Bisiklet Evinin açılışında kahve yapmaya davet etti. Davet gelince katılmamak olmaz deyip kabul ettim. Ayrıca Bisiklet Evi açılışını da yapacağız. Kübra Eskişehir Bisiklet derneği VELESBİD başkanı. Sevgili dostum Hakan Sevin de beni arayıp nasıl gideceğimi sordu. Kendisi de katılacak. Ben Hakan’a İzmir’e gel trenle beraber Eskişehir’e gidelim önerisinde bulundum. O da kabul etti önerimi. Tren biletlerini aldım gardan, yerimiz hazır, Mavi Tren ile gideceğiz. Biraz fazla sürse de keyifli bir yolculuk olacak.

Yolculuk hazırlıklarına başladım, gündüz saatlerinde berberde saçlarımı düzelttirdim, sakal tıraşı oldum bir güzel. Berber koltuğuna oturmuş aynadaki görüntümü cep telefonumla çekiyorum. Üzerimde karadelik girdabı resmi olan tişörtüm var. Solda saç kurutma makinası duruyor kaidesinde. Sağ üst köşede Göztepe spor kulübünün amblemi var.

20171031_113403_HDR

Yanıma gerekli eşyaları aldım, daha çok kış şartlarına uygun olanları. Eskişehir’in çok soğuk bir yer olduğunu biliyorum. Hakan geliyor erkenden, Akşam üzeri kalkacak olan tren garına metro ile kolayca ve çabucak geldik. Trenin 1. vagonunda yerimiz. Tren vagonlarını yandan çekiyorum tabelası ile. Tabelada “İzmir mavi tren. İzmir – Manisa – Balıkesir – Kütahya – Eskişehir” yazıyor. Üstünde de 1 rakamı var. Mavi tren normalde beyaz boyalı, altta iki şerit  çekilmiş boydan boya. Üsteki şerit kırmızı, alttaki şerit ise mavi renge boyanmış. İşte bu mavi şeritten dolayı Mavi Tren deniyor.

20171031_185950_HDR

Tren vagonuna binip bavullarımızı üstteki rafa yerleştirdik. Geniş koltuklara oturup hatıra resmi çekiyorum elçek ile. Ben koridor tarafındayım, Hakan pencere tarafında. Kafamda tüylü şapkam var., kırmızı yelek ve saçlarım salınık. Hakan maviyi sever, onun üzerinde mavi tişört ve mavi eşofman giymiş. Dışarısı karanlık olduğu için içerideki lamba ışığı ile camda yansımalarımız var. Bu resmi çeken  cep telefonumun yansıması da cama vurmuş elimde.

20171031_190219

Tren yolculuğumuz başladı, canımız sıkıldıkça dolaşıp durduk tren içinde. Gecenin bir zamanında uyuduk, uyandık, tekrar uyuduk bir baktık ki Eskişehir’e varmışız bile. Toplam yolculuğumuz 12 saat sürdü. Nasıl geçti anlamadık bile. Normalde otobüsle gidip gelinecek biz zaman ama otobüse göre daha konforlu. Hem tren yolculuğunu seviyorum. Eskişehir’e iner inmez  soğuk ayaz kendini hissettirdi. Üzerime deri ceketi giydim soğuktan korunmak için. Trene İzmir’den binerken kontrol etmediler, Eskişehir’e indik kontrolden geçti bavullarımız. Korku her yeri sarmış buralarda.

Ben ilk defa geliyorum Eskişehir’e. Hakan Üniversiteyi burada okumuş, o yüzden her yeri biliyor. Tren garı şehir merkezine yakın bir yerlerde. Yürüyerek merkeze geldik ve Porsuk çayındaki köprülerden birine geldik. Köprü korkulukları dökümden yapılmış aydınlatma direkleri süslü püslü. Bir tane de Panflüt çalan çocuk heykeli kondurulmuş kaideni üzerine.

20171101_080845_HDR

İzmir’de gevrek olarak adlandırdığımız, Eskişehir’de simit denen gevrek alıp bir çay ocağında bol çayla karnımızı doyurduk. Kübra’yı telefon ile arayıp nerede kalacağımızı öğrendik. Belediyeye ait kültür tesisinde otelde yerimiz ayrılmış. Saat 10’a doğru otel odamıza yerleşip kahve takımlarımı çıkardım. Hemen kahve cezvesini ocağa sürdüm. Kahveyi pişirirken Hakan beni çekiyor. Masanın üzerinde kahve takımları, ocağın üzerinde cezve, kafamda tüylü şapka. Televizyon duvarda asılı. Solda boy aynası, yanında ceketim askıda asılı.

20171101_094134_HDR

Dört kişilik kahve pişiriyorum, ikisini Hakan, ikisini de ben içiyorum. Kardeş payı, yolculuğun yorgunluk kahvesi bol olmalı. Yatağa uzanmış olarak kahve fincanları elimizde içerken elçek resim çekiyorum Hakan ile. İki fincan dolu sehpanın üzerinde duruyor.

20171101_095019

Odada biraz dinlenip kestiriyoruz şekerleme yaparak. Eskişehir düz ayak bir yer, bize bisiklet gerek. Nereden bulacağız derken Hakan Eşpedal üyelerinden birisini tandem bisikletini ayarladı. Yürüyerek gidip bisikleti aldık evinden. Hakan pilot, ben copilot olarak Eskişehir’de tur atmaya başladık. Sırtımda kahve takımlarının olduğu mavi sırt çantası var. Porsuk çayının köprülerinin birinin üzerinden geçerken resim çekiliyoruz tandem bisikletini sürerken.

20171101_124353_HDR

Altımızda araç var, Eskişehir’de gidemeyeceğimiz yer yok gibi. Hakan kendine cura yaptıracak tanıdığı bir saz atölyesinde çalışan arkadaşına gidiyoruz. Dükkanı buluyoruz kısa sürede. İki katlı bir evin alt katı demir parmaklıklı camlı pencereleri olan bir yer. Üst katın balkonunda korkuluk demirlerine bağlanmış 7 tane saz var. Hakan dükkanın açılmış kapısında duruyor. Duvarına da siyah sprey boya ile “Sultan çalgı yapım” yazılmış.

20171101_142337_HDR

Hakan’ın Öğretmen arkadaşı Sedat Sümbül ile tanışıyorum. Kendisi emekli olmuş, atölyede kendine göre saz yapıyor. Sedat elinde saz sapı, gözünde gözlük. Arkada marangoz bıçkı makinesi.

IMG-20171101-WA0001

Esas saz ustası daha genç birisi. İsmi Sinan. Eski tip marangoz tezgahında mengeneye bağlı sazda işlem yaparken Hakan çekiyor resmini. Etrafta işlenmekte olan bir çok saz var. Saz ustası İzmir Karşıyaka’da oturmuş bir süre, hemşeri sayılırız.

IMG-20171101-WA0002

Çalışılmayan tezgahta ben de tezgahımı açıyorum. Kahve cezvesini ocağa sürüp kahve pişiriyorum. Duvarda kağıt üzerine saz çizim kağıtları asılmış. Bu arada Hakan saz ustası ile pazarlık yapıp bir tane cura yapımı için anlaşıp siparişini veriyor.

IMG-20171101-WA0003

Atölyeden ayrılıp Eskişehir’in merkezi olan odun pazarına geldik. Şimdilerde eskisi gibi odun pazarı kurulmasa da eskilerden kalmış ilginç bir resim görünce çekiyorum bir poz. Resmi ilginç yapan iki tekerlekli eşek arabasının kasasına odunları o kadar yüklemişler ki Eşeğin kayışlarla bağlı araba okları ile birlikte Eşek ayakları yeren kesilmiş olarak duruyor.

20171101_142601_HDR

Mumya müzesine gittik, Eskişehir’de meşhur bir yer. Ünlü insanların  mumyaları sergileniyor. İçeriye girmek ücretli, ücretleri ödeyip içeriye girdik. Ünlülerin benzerleri balmumu heykelleri yapılmış. Ben o kadar ünlü olmadığım için henüz balmumu heykelim yapılmamış. Her birinin resmini tek tek çekiyorum. Ta ki bu tabelanın olduğu yere kadar. Burada bir görevli “Resim çekmek yasak, ücret karşılığında ben çekiyorum” deyince “Nasıl yani, ne demek ücretli çekmek. İçeri girerken zaten ücret ödedim, niye bir daha ücret ödeyeyim” diyerek olayı protesto etmek icin çektiğim tüm resimleri tek tek cep telefonumdan sildim. Görevliye “Bu tabelayı çekmek ücretli mi?” diye sordum. Görevli “Ondan ücret almıyoruz” deyince müzede tek olarak çektiğim resim aşağıdaki tabela. Fotoğraf makinesi, kamera ve cep telefonu yuvarlak kırmızı daire içinde kırmızı çizgi çizilmiş. Altta da “Bu bölümde fotoğraf çekimi müze görevlisince ücretli olarak yapılmaktadır. Ziyaretçilerin fotoğraf çekmesine izin verilmemektir.” yazılmış. Her ne kadar yardım için para toplamak için olsa da, ben yardım etmek istemiyorumdur. Herkes te yardım etmek zorunda değil. Zaten girerken belli bir ücret ödüyoruz müzeye. Sonrasında müzede fazla kalmayıp dışarı çıktım. İştahım kapandı birden bire, müzeden soğudum.

20171101_155719_HDR

Odun pazarında her ne kadar at arabası ve atlar olmasa da heykeli yapılmış. İki güzel, koşumlu at odun arabası ile duruyor. Atlar kayışlarla  tahta bir kirişe bağlı, sağdaki atın ön ayağı kirişin bu tarafına atmış durumda. Hakan da tandem bisikleti ile atlarla poz veriyor. Solda da çöp kovasının içi çiçeklerle süslenmiş. Bir de “Yeryüzü çöp kovası değildir.” yazılmış.

20171101_162634_HDR

Kübra ile buluştuk ve bisiklet evine doğru pedal çevirmeye başladık. Kübra önde, biz onu takip ediyoruz Hakan ile birlikte tandem bisikletle. Kübra bir süre Porsuk çayının dibindeki bisiklet yolundan eşsiz güzellikte manzarası ile götürüyor. Rüzgarsız bir ortamda Porsuk çayı durgun görünüyor. Ağaçların gölgeleri suya yansımış çok net biçimde.

20171102_092538_HDR

Bir ara Kübra duruyor telefon çalınca. Biz de duruyoruz, ben bisikletten inip Kübra ve Hakan’ın resmini çekiyorum Porsuk çayı ile birlikte.

20171102_092549_HDR

Bir süre sonra Porsuk çayı bitiyor ve ana yolda gidiyoruz, Sazova parkını geçip şehir stadının dibindeki kanalın yanındaki yola girdik. Trafiğin olmadığı yerden gitmek güzel. Tarlaların olduğu yere gelince Kübra önden, biz arkasından giderken bir evin önünde bekleyen bir kaç köpek sürüsü havlamaya başlayıp üzerimize gelmeye başladı. Tam evin köşesini dönünce ben gelen köpekleri kovmak için tandemin arkasından yola atlayıverdim. Gelen köpekler evin köşesinden havlayarak çıkınca ben onlardan daha çok bağırdım. Köpekler ne olduğunu anlayamadan çil yavrusu gibi gerisin geri kaçtılar. Ne yaparsın en arkada ben varım, bir sürü köpekle anca böyle baş edebilirim. Hakan bisikletten atladığımı fark edince durdu. Zaten bu arada köpekler de kaçtığından tekrar bisiklete binip bisiklet evine geldik. İçeri girmeden bisiklet evinin şirinliğini çekiyorum. Bir tarafı tek katlı, üstü teras, yanında iki katlı, üzeri kiremitli bir bina. Duvarları beyaz badana ile, kapılar, korkuluklar ve parmaklıklar mavi renge boyanmış, pırıl pırıl şirin bir köy evine dönüşmüş durumda. Facebooktan takip ediyordum bu evin bu hale gelişini. Dernek elemanları el birliği ile çalışarak bu hale getirmiş. Geniş bir bahçesi var, bahçede saksılarda servi fidanları epey var.

20171102_100013_HDR

Evin içine giriyoruz, içerisi güzel badana ile boyanmış, yerde halılar, koltuk ve televizyon. Burası mutfak, bankosu, dolaplar, solda masa ve tahta katlanır sandalyeler. Duvarda tablolar asılmış.

20171102_100538_HDR

Yanda başka bir odaya açılan kapı, odada iki tane yatak var.

20171102_100549_HDR

Evin duvarında renkli yazılarla “I Feel good today” yazılmış. (Bugün iyi hissediyorum demek Türkçesi) Rengarenk bisiklet amblemleri ile süslenmiş.

20171102_100830_HDR

Evin arka tarafında oda, tuvalet ve üst kata çıkan beton merdivenler var. Üst katta gezgin bisikletçilerin kalacağı bir oda var. Duvara da bir tane lavabo kondurulmuş, üzeri boyalarla süslenmiş çatı gibi.

20171102_100835_HDR

Evde bir duvar saati var, hemen kapağını açıyorum ve kuruyorum. Saatin markası Nacar. Saat bir süre çalışıp durunca, sarkacından ayarlayıp çalıştırıyorum. Az çok anlıyorum saatten.

20171102_101324_HDR

Bisiklet evinin tabelası yapılmış ama henüz yerine asılmayı bekliyor. Elips bir tahta, kenarları maviye boyalı, yakma işi ile “Eskişehir bisiklet derneği VELESBİD Bisiklet Evi” yazılmış. Altına da metal çubuklardan bir bisiklet yapılmış, tekerlekleri sekiz köşeli. Gidonda sepeti bile yapılmış

20171102_115051_HDR

Ertesi gün Porsuk çayının kenarında dolaşıyoruz. Daha önceden bildiğim bir heykeli karşı kıyıdan görüyorum.

20171103_104918_HDR

Karşı kıyıya köprüden geçip heykelin yanına indim. Bu eşek heykeli meşhur, gazetelere, televizyonlara çıktı haber olarak. Eskişehir belediye başkanı insanlar örnek alsın diye bu heykeli Porsuk çayının kıyısına koymuş. Heykel yeşil boyalı bankta oturmuş İzmirlilerin dediği çiğdem (Başka yerlerde çekirdek diyorlar) çitliyor. Bir eli dişlerine götürmüş çiğdemi kocaman dişlerini göstererek çitliyor. Üzerine beyefendiler gibi takım elbise giymiş, uzun kulakları ile bronz heykel nehre doğru çiğdem kabuklarını atıyor. Ayakları taşın üzerinde. İnsanlar için ironi kokan bir heykelden örnek alırlarmı bilinmez ama insanlar pis olunca bu heykel orada durmakla iyi yapıyor.

20171103_105152_HDR

Bu gün belediyenin kültür evinde sunumlar yapılacak. Bisiklet çalıştayına çağrılan ünlü bisikletçiler bisikletle ilgili görüşlerini sunacaklar. Katılımcıların arasında Aydan Çelik var, iyi karikatür çiziyor, bisiklet turlarının yorumcusu aynı zamanda. Benim için bir şey çizmesini istiyorum. O da daha önce kahvemi içtiğinden bisiklet selesine oturttuğu kahve cezvesini çiziyor bir çırpıda. Çizdikten sonra farkına varıyor, “Sapını ters yere koymuşum.” Kendisi solak olduğu için olabilir dedim, önemli değil. Yanına da Urim Baba’ya Aydan diye mavi keçeli kalemle yazıyor. Ne de olsa karikatürü iyi çiziyor ve bu parçayı saklıyorum hatıra olarak.

20171103_110331_HDR

Sunumlar bitti, akşam üzeri Hakan İstanbul’a gideceğinden tandem bisiklet ile garaja bırakıyorum. Yolcu ettikten sonra ben tek başıma geri dönüyorum kültür evine. Murat Vurucu ile birlikte Eskişehir’de dolaşmaya başladık,  Murat iyi bir fotoğrafçı. Porsuk çayındaki köprülerde benim resimlerini çekiyor. Beni gayet net çekiyor, Porsuk çayı ve ağaçtaki yapraklar bulanık.

IMG_9205

Müzisyen heykellerin arasına girdim, solumdaki saksafon başında şapkası var, sağımdaki gitar çalıyor başı kel. Arkada tuğla örülü duvar var.

IMG_9206

Eskişehir’e ilk defa geldim, hava çok soğuk olmasına rağmen Şehir Eski olarak anılsa da bana çok sıcak geldi. İnsanları, şehrin dokusu, Porsuk çayı. Belediye başkanının başarılı çalışmaları ile parklar, bahçeler, hele hele Porsuk çayı temiz ve bakımlı. Porsuk çayının kenarları gezinti alanları, yeşillikler içinde ağaçlar, dinlenme yerleri, kafeler, barlar düzgün, insanları rahatsız etmeyecek düzeyde. Ayrıca sokaklarında pek park etmiş araba göremedim. Çoğu yere katlı otopark yapılmış. Mahalle sakinleri buraya arabalarını park ediyor ve şehir arabasız daha sıcak bir görünüme kavuşmuş. Hal böyle olunca bu güzel şehri dillendirmek zor benim için. Ellerimi yana açıp söz yerine selamlarımı sunuyorum bu güzelliği ortaya çıkaranlara ve yaşatanlara.

IMG_9219

Murat Porsuk çayının sayısız köprülerinden birinin üzerinde  yeşil boyalı korkuluğa dayanmış olarak çekiyor. Korkuluklardaki direklerde sokak aydınlatmaları yanıyor.

IMG_9227

Tam portrelik resmimi çekiyor alacak karanlıkta. Üzerimde deri kahverengi ceket, başımda turuncu buff. Arka fon bulanık, lambaların noktaları büyümüş olarak resrmi oluşturuyor.

IMG_9228

Kocaman bir Türk bayrağı altında bir poz çekiyor Murat.

IMG_9264

Parkın birinde havuzdan bolca fışkıran su fıskiyesini çekiyorum Sular beyaz ışıkta parıldayıp sütun gibi yukarı bir metre kadar çıkıp havuza düşüyor. Arkasında şapkalı bir heykel karanlıkta görünüyor.

20171103_184625_HDR

Resim çekmeye başladığımızda henüz hava kararmamıştı, epey dolaştık, bolca resmimi çekti Murat. Haliyle biraz yorulunca bir kahve pişirilen yere geldik. Murat kahve ısmarlıyor, ilk önce kahve fincanı ile bir poz beni tek başıma çekiyor. Divanda Türk motifli kilim desenli yastıklar var. Minderler de aynı desende.

IMG_9282

Garsona rica ediyoruz ikimizin resmini çekmesi için. O da Murat Vurucu ile birlikte resmimizi çekiyor divanda otururken köşede. Benimle zaman geçirip resimlerimi çeken Murat Vurucu’ya teşekkürlerimi sunarım.

20171103_185348_HDR

Ertesi sabah Belediyenin kültür evinde toplanmaya başlandı. Eskişehirli bisikletçilerle toplanıp bisikletlerle Bisiklet Evinin olduğu yere gideceğiz. Bu gün Bisiklet Evinin açılışını yapacağız. Kültür evinin bahçesinde bir bisiklet direğe kitlenmiş kimse almasın diye. Nedense bisikleti kilitleyen kişi direği kilitlemiş sadece. İsteyen kişi rahatlıkla kilitsiz bisikleti alıp gidebilir.

20171104_140708_HDR

Hareket zamanını beklerken kültür evinin bahçesinde yapılan sanat eserlerinin resimlerini çekiyorum. Bu eserler hurda demirlerden yapılmış. Bu heykel fil kafası, kocaman kulakları ve iki uzun dişi ile betimlenmiş Dibinde kesilmiş odunlar bırakılmış.

20171104_140726_HDR

Başka bir eser de geyik heykeli olarak tasarlanmış. Araba parçaları, borular şekline göre hepsi yerli yerine konulup kaynakla tutturulmuş birbirlerine. Başının üstünde çatal boynuzlar unutulmamış. Bu heykelin dibinde de odunlar konulmuş.

20171104_140741_HDR

Bir tane de kadın insan heykeli ustalıkla yapılmış. Siyah beyaz bir kedi de ayaklarının dibine çömelmiş sanki ilgi bekliyor heykelden. Heykel ağacın dibinde ve burada da odunlar var. Eskişehir’de odun bolluğu var herhalde. Heykeller boyalı değil, paslanmış ve eski boyanmış yerler duruyor parçalarda.

20171104_140750_HDR

Gelenler toplandı ve hareket edildi Bisiklet Evine doğru. Benim bisikletim yok, o yüzden Serpil’in arabası ile bisiklet evine geldik. Artık kültür evinde kalmayacağım, o yüzden eşyalarımı bavula koyup yanıma alıyorum. Gelen bisikletçileri tarlaların arasından gelirken resimlerini çekiyorum. Önde iki kişi, arkada kalabalık grup halinde gelenler var.

20171104_154113_HDR

Serpil de gelenleri videoya çekiyor cep telefonu ile. Yanında da iri bir çoban köpeği sakince durup gelen bisikletçileri gözlüyor dili bir karış dışarıda. Normalde bisikletçilere böyle sakin bakmaz saldırırdı ama kalabalık ve Serpil sayesinde sakin duruyor.

20171104_154121_HDR

Bisikletli grup yanıma gelince bir poz daha çektim. Bayağı katılımcı var.

20171104_154127_HDR

Gelenler Bisiklet Evinin bahçesine girip bisikletleri bırakıyorlar. Bahçenin giriş kapısı renkli kurdelelerle süslenmiş. Bisiklet Evi tabelası da kapının üstündeki demirlere bağlanmış.

20171104_154134_HDR

Eskişehir Tepebaşı belediyesinin hediye ettiği piknik masasının birini terasa çıkardık. Burada açılıştan sonra ikramlar yapılacak. Piknik masası kare, dört tarafında oturma yerleri var.

20171104_154603_HDR

Terastan bahçeyi çekiyorum, Bisikletler park edilmiş, insanlar konuşuyor kendi aralarında. Bahçeyi aydınlatmak için çapraz olarak karpuz lambalar çekilmiş. Terasın kıyısında renkli balonlarla süslenmiş.

20171104_154620_HDR

Bahçede park etmiş bisikletler, üstü kapalı tahta çardak ve banklar duruyor.

20171104_154726_HDR

Renkli kartonlardan kalp yapılıp çubuklara takılmış. Hepsi de toprağa saplanmış onlarca kalp.

20171104_154741_HDR

Bisiklet Evinin olduğu yer bal kabağı ile ünlü. Saman balyaları üzerine bir kaç kabak konulmuş, kimi üst üste, kimisi de içi oyulup canavar gibi kesilmiş. İki tane de kadın korkuluk, kolları açık, gömlek giydirilmiş, saçları kırmızı renkte.

20171104_155214_HDR

Kabağın birine göz çizilip tepesine de kocaman metal bir huni takılmış. Huniye “Hunili bisikletliler” yazılmış Saman balyaları yanında renkli bir şemsiye duvara dayalı.

20171104_155223_HDR

Başka bir kabak ise bisiklete binen bisikletçi olarak oyulmuş.

20171104_155231_HDR

Bir süre sonra beklenen an geldi. Tepebaşı belediye başkanı geldi. Herkes dışarıya çıktı, kapıya da kırmızı kurdele bağlandı. Eskişehir bisiklet derneği VELESBİD başkanı ve üyelerinin büyük çabaları, çalışması ile ortaya çıkardığı Bisiklet Evi açılışa hazır. Belediye başkanı, dernek başkanı Kübra ve fotoğrafçılar hazır bekliyor dışarıda. Çiçek kolyeleri asılıyor boyunlara. Bana da asıyorlar, ne de olsa kahve yapacağım.

20171104_161039_HDR

Belediye başkanı elinde makas beklerken Kübra da gözleriyle birini arıyor sanki.

20171104_161056_HDR

Meğerse beni arıyormuş o gözler. Yanıma gelerek “Urim Baba hadi gel Bisiklet Evinin açılışını yap bakalım” dedi. Şaşırdım, “Nasıl yani Belediye başkanı açmayacak mı?” desem de Belediye başkanı bisikletçilerden ünlü birisinin açması daha uygun olur deyince Başkan makası elime tutuşturdu. İlk defa bir yerin açılışında kurdele keseceğim. Daha çok şaşkınlıkla, henüz heyecan gelmeden makası elime alıp “Bisiklet camiasına ve Eskişehirlilere hayırlı olsun” dileklerimi söyleyerek kurdeleyi kesiyorum.

Aşağıda açılış videosu

Hayırlısıyla açılışı yapıp içeri giriyoruz. Terasa çıktık, Murat Vurucu Eskişehirli Öğretmen Rahime Çelen ile VELESBİD yazısı önünde resim çekiyor.

IMG_9325

Sonra Belediye Başkanı, Kübra, Erhan ve iki kişi ile birlikte resim çekiliyoruz.

IMG_9320

Öğle için ikramlar verilmeye başlandı. İkramları alıp piknik masasında afiyetle yedik. Ve bende kahve takımlarımı çıkarıp piknik masasına yayıyorum. Urim Baba’nın kahvesi tabelasını da öne koyup kahve cezvesini ocağa sürdüm. İlk olarak Belediye başkanına sunacağım kahveyi. Kahve pişerken  Yanıma da 5 Litrelik su şişesi aldım kahve yapmak için. Belediye başkanının eline kahve değirmenini tutuşturuyorum. Öyle beleşe içmek yok, kahveyi hak edeceksin.

22886212_10155939557707878_6909729216936878029_n

Akşama kadar sürekli kahve yaptım içmek isteyenlere. Bisikletçilerin kimi Eskişehir’e döndüler. Kalanlar da  akşam olanda Bisiklet Evinin üst katında büyük salona toplaştık. Eskişehir’in meşhur soğuğu kendini hissettirmeye başladı. Eskişehir’in etrafında pek yüksek dağ olmadığı için bozkırdan kopup gelen rüzgar ve soğuk engele karşılaşmadan direk şehrin üzerine çullanıyor. Biz de tam da bozkırın ortasındayız. Salonda niye toplandık? Burada Masalcı Esma bizlere masal anlatacak. Masala müzikleriyle eşlik edecek olan Öğretmenler Eser gitar, Burak ise yan flüt ile yerini aldı Esma’nın yanında. Salonda, köşedeki şömineye de kalın odunlar attık ısınmak için. Ben de en önde kahve tezgahımı açıp kahve pişirmeye başladım.

20171104_202344_HDR

Esmavi bizlere masalını anlatmaya başlıyor, masalın ismi “Yosma” Masal anlatılmaya başlarken video çekmeye başladım. Videoyu 27 dakika kesintisiz çektim. Sonlarda şarjı bitiyor dese de cep telefonum iyi dayandı ve pil bitmeden masalı çekmiş oldum. Videosu aşağıda, iyi seyirler.

Bizlere masal öncesi, masalın içinde ve sonrası büyük özveri ile şarkılar çalıp söyleyen Eser Öğretmenime ve Burak Öğretmenime teşekkür ederim. Beni ve izleyicileri mest ettiler. Şarkıları hem dinledik hem de hep birlikte söyledik. Her ne kadar şöminede kalın odunlar yansa da birbirimizin sıcaklığı, enerjisi ve coşkusu ortamı zaten ısıttı. Etkinlik boyunca tamı tamına 5 Litrelik su ile yaptığım sayısız kahveyi sade, şeker kullanmadan yaptım. Sadece Eser Öğretmenin kızı Ada şekerli kahve istedi. Bir tek özel olarak şekerli kahveyi Ada’ya yaptım. Bu arada Ada bizlere küçük gitarı ukulele ile kendi bestesi olan şarkısını ve başka şarkılar söyledi. Kendisi henüz 13 yaşında ve çok yetenekli, bir o kadar da güzel sesi var.

Açılışını yaptığım Bisiklet Evinin ilk misafiri olarak turculara ayrılan odada kaldım. Sabaha kadar hava pek soğuk olsa da yorganın altında üşmedim bile. Sabah kalkar kalkmaz ilk işim Bisiklet Evinin anı defterine ilk yazan olmak. Yazdığım şöyle;

“05 Kasım 2017

İzmir den bir karadeliğe girdim. Solucan beni başka bir evrene çıkardı. Havası soğuk olsada insanları sıcaktı. Yürekten emek verilerek yapılan VelESBİD konuk evinin ilk konuğu olarak açılışını yaparak Konukevi’nin içini kahve kokusunun muhabbeti sardı.

Hazinemde yeni dostlarla birlikte olmanın ilk masalını dinleyerek tatlı düşler içinde uyudum.

Teşekkürler VerESBİD

Urim Baba!CAN

Urim Baba’nın Kahvesi

İmzam”

DSCN4280

Burada kalanlar ile birlikte kahvaltıyı yapıyoruz. Bu arada sevgili Masalcımız Esma için yaptırdığım Urim Baba’nın kahvesi yazan logo baskılı tişötrü hediye ediyorum.  Ben de aynı tişörtü giydim. Sohbet ederken aklımıza uzaklarda olan dostumuz Feyyaz Alaçam geldi. Hadi birlikte resim çeklip Feyyaz’a gönderelim deyip resim çekiliyoruz. Serpil Koç, ben, Elena Damiani ve Esma Eser Açıkgöz ile sol yumrukları kaldırıp poz veriyoruz.

20171105_094241_HDR

Hediye verdiğim tişörtü üzerine giyip takım olarak birlikte resim çekiliyoruz Masalcı Esma ile.

23316296_10155758446580688_7191492226952273398_n

Arkadaşlarla ayrılık zamanı geldi, vedalaştık. Öğlen zamanı beni otogara bıraktı Serpil. Kafamda bazı projeler var. Eve dönmeden Kütahya’ya gidip fincan fiyatları, nasıl sipariş veririm, bunun araştırmasını yapacağım. Otobüs ile Eskişehir’den Kütahya’ya vardım. Beni garajdan akrabamız olan Oğuz karşıladı, alıp evine götürdü. Ertesi sabah Dayı ile çarşıya çıktık dolaşmaya. Herkes işte güçte. Dayı yaşlı olunca bir tek o uygun gezdirmeye. Kütahya’nın sembolü olan Vazo önündeyiz. Yaklaşık 6 metre yükseklikte, çini kaplı vazonun dibinde içi su dolu havuz var. Havuz yuvarlak kenarlı ve çini kaplı. Kütahya’nın taşı toprağı çini ve porselen yapmaya elverişli. O yüzden porselen ve çini fabrikaları çok. Aşağıdaki vazoyu da yapan Dayının abisi kendi elleri ile yapmış.

20171106_121948_HDR

Kütahya’nın bir de pınarları çoktur. Türküsü bile yakılmıştır hüzünlü olsa da

Kütahya’nın pınarları akışır
Zaptiyeler kol kol olmuş bakışır
Asalı’ya çuha şalvar yakışır
Aman , aman Vehbi öylede böyle olur mu

Ah sen ölürsen Dünya bana kalır mı
Salım geldi musallaya dayandı
Mor cepkenim al kanlara boyandı
Seni vuran zalim nasıl dayandı

Aman , aman Vehbi öylede böyle olur mu
Ah sen ölürsen Dünya bana kalır mı
Yöre: Kütahya

Şehrin her yerinde tarihi çeşmeler hala gürül gürül buz gibi su akıyor. Akan bir çeşme gördüm mü içmeden geçmem. Bir tas su içiyorum çeşmeden. Çeşme mermerden yapılmış, içi oyulup kenarları süslenmiş el işçiliği ile. Sarı pirinç bir borudan mermer bir yalağın içine akıyor. Yalağın içindeki su o kadar berrak ki insana temizliğin ruhunu anlatıyor. Zincire bağlı bir mavi plastik bir tas yukarılarda bir oyuğa asılmış. Hayırseverler tarafından yapılan bu çeşme hayır bilmeyenler de su içerek hıyanetlik yaptıklarından zincirle bağlanmış su tası.

20171106_122635_HDR

Kütahya her ne kadar Müslüman şehri olsa da geçmişte işgal edilmiş Yunan döneminde kiliseler yapılmış. Onlardan birisinin çan kulesi diğer binalardan yüksek. Kilise harap durumda ve bakımsız. Eskiden girebiliyordum ama şimdi tamamen kapatılmış. Herhangi bir onarım çalışması da yapılmamış hala.

20171106_130144_HDR

Kütahya’da çarşıyı dolaşırken aklıma Kübra’nın isteği geldi. Bana gittiğin yerlerden kart at demişti. Hemen kırtasiyeden Kütahya resimli kartını allıp postaneye geldim. Karta yazdıklarım;

“8 Kasım 2017 Pazartesi Sevgili Eskişehir Sevgili VelESBİD Tarlaların ortasında açan Konukevi. Sizlere yakınlardan Çini diyarından sevgiler Kahve tadında olun Urim Baba’CAN Urim Baba” imza

Bunları yazdıktan sonra Kübra’nın bana verdiği Bisiklet Evi adresini de zarfa yazarak postane görevlisine verdim. O da makineden geçirip pul yerine baskı yaptı zarfın üzerine. Ücretini ödeyip zarfı teslim ettim.

23517588_1963585237229734_7779806877646519520_n

Çarşıda fincan yapan kişilerle görüştüm, fiyat aldım. Kendime ve isteyene fincan bastıracağım Urim Baba’nın Kahvesi logosu ile.  Tanıdık birisi ile aşağı yukarı anlaştım sayılır. Artık eve gidince fincan siparişlerini alıp bastıracağım. Gece saatler on ikiyi vurunca Eskişehir’den kalkan Mavi trene biniyorum. Uzun bir yolculuk beni bekliyor. Yarı uyku, yarı uyanık olarak sabahın ilk Güneş ışıkları ile kalkıp doğruluyorum. Manisa ovasına, düzlüğe inince çamların ardında yükselmeye başlayan Güneşi camdan çekiyorum. Camda kocaman kumlama ile yapılmış Ay – Yıldız var.

20171107_080248_HDR

Güneş yükselmeye başlıyor Akhisar civarında. İstanbul – İzmir karayoluna paralel gidiyoruz. Karşıda dağlar silsilesi ve Güneşin parlak ışıkları ile daha da büyük görünüyor.

20171107_080541_HDR

Güzel bir maceranın daha sonuna geldik, yeni dostlar ile tanıştım,. Yeni yerler gördüm. Hele Eskişehir çok hoşuma gitti. Soğuk günler olsa da insanların sıcaklığı içimi ısıttı. Bir yeri ellerimle açtım ilk defa ve çok mutlu oldum. Bir günde 5 Litre kahve yaptım dostlarıma bıkmadan usanmadan. Kaç fincan kahve pişirdim sayısı belli değil, dostlarla olmak önemliydi benim için.

Teşekkürler Kübra Aşan, teşekkürler VELESBİD, teşekkürler Eskişehir

Sağlıcakla